Etiket: Yapması

  • TBB Başkanı Feyzioğlu: “KHK ile ilgili çözüm, idari yargının en makul sürede en adil yargılamayı yapması”

    TBB Başkanı Feyzioğlu: “KHK ile ilgili çözüm, idari yargının en makul sürede en adil yargılamayı yapması”

    Erzurum’a gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Ahmet Altan’ın tahliyesi, Yargı Reformu Paketi, vatandaşların KDV yükü, 18 yıldır beklenen sınav ve idari yargı hakimliği alımlarına kadar merak edilen pek çok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu. Feyzioğlu, “KHK ile ilgili çözüm, idari yargının en makul sürede en adil yargılamayı yapması ve yaptığını da göstermesiyle olacaktır. İdari yargı bu sorunu 1 yıl içerisinde çözecektir” dedi.

    TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, “Toprak bütünlüğünü korumak isteyen Suriye devleti ile Türkiye’nin menfaati aynıdır. Bölge için kurulan özerk devlet planlarını bozmak için Türkiye’nin, Suriyeli avukatlar ile Suriye Anayasası’nın hazırlanma aşamasında Cenevre’de mutlaka bulunulması gerek” şeklinde konuştu.

    Barış Pınarı Harekatı ile ilgili konuşan Feyzioğlu, Türkiye’nin meşru bir harekat yapmış olduğunu ve 8 gün içerisinde dünyanın 2 süper gücüne bunu kabul ettirdiğini vurgulayarak, uluslararası hukukta haklı olmanın yetmediğini, haklılığın askeri güç ile sahaya yansıtılması gerektiğini, Türkiye’nin de bunu layıkıyla başardığını söyledi. Feyzioğlu, “Haklı olmak ve askeri güce sahip olmak yetmez, ekonomik güç ile de konumunuzu sürdürmeniz gerekmektedir. Şu anda önümüzde çok kritik bir konu var. ABD ve Rusya ile mutabakat var. Aynı anda da Cenevre’de Suriye Anayasası görüşülmekte, bunların 100 yıllık bir planı var. Churchill bizim bu PKK koridoru diye adlandırdığımız bölgede Türkiye ve Arap ülkeleri arasına bir tampon koymak ve kurulmasını zamanında planladıkları İsrail’in güvenliğini sağlamak amacıyla bir kukla devlet hedefliyor. Churchill’in planı bu, ifadeler benim de değil Ekonomist dergisi bunu yazıyor, tarihçilerimiz de araştırabilir” dedi.

    ‘Cenevre’de uyanık olmazsak bölgede özerk devlet kuracaklar’

    TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, “Biz saha temizliğini yaptık, PKK devletinin kurulmasını çok ötelere attık fakat Cenevre’de, Suriye Anayasası hazırlanırken uyanık davranmazsak ve ABD ile Rusya ile sahada sağladığımız işbirliğini Suriye Anayasası’nın, Suriye’nin üniter bir devlet özelliğini koruyacak şekilde yazılmasını sağlayamazsak, bu bölgede bir özerk devlet kurmak istiyorlar. Türkiye’nin yapmış olduğu fedakârlıkların boşa gitmemesi için, toprak bütünlüğüne tehdit oluşturulmaması için Suriye Anayasası yazılırken, Suriye’nin kuzeyinin bir eyalet, özerk bölge, federe devlet şeklinde planlanmaması lazım. Bunu önlemenin yolu, aracısız şekilde Suriye hükümeti ile görüşmektir. Suriye hükümetinin de menfaati, Türkiye devleti gibi Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır” ifadelerini kullandı.

    ‘Suriye ile biz baş başa kalacağız, 30 kilometre değil tamamı güvenli bölge olmalı’

    Feyzioğlu, “Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak isteyen Suriye devleti ve Suriye’nin toprak bütünlüğü ihlal edilirse veya özerk bölgelere ayrılırsa bu bize de zarar verir ve terör tehdidi devam eder diyen Türkiye’nin menfaati aynıdır. Devletler arası menfaatler olur, dostluk düşmanlık olmaz, bizim Suriye ile görüşmemiz lazım. 30 kilometrelik bir güvenli bölgeden değil Suriye’nin tamamının güvenli bölge olmasından söz etmeye başlarsak bu işi kalıcı olarak çözeriz. ABD çekildi daha da çekilecek, Rusya da gidecek bir gün ama biz Suriye ile baş başa kalacağız. Suriyeli avukatlarla birlikte, Suriye Anayasası’nın yazımına katılabiliriz, Suriye Barolar Birliği ile ortak da çalışabiliriz. Gereken ne ise onu yaparız” diye konuştu.

    Türkiye’nin gündeminin yoğun olduğunu ve bütün bu sorunları çözmek için yoğun şekilde çalıştıklarını dile getiren Feyzioğlu, “Avukat meslektaşlarımızın sorunları vatandaşın sorunlarıyla ilgili, vatandaşın sorununu çözmek için sorun yaşıyorlar. Cumhuriyet savcıları soruşturur, iddianame hazırla, hakim vatandaşı yargılar, vatandaşı da avukat savunur. Avukatlara yönelik fiziksel bir saldırı ya da taciz varsa bu doğrudan vatandaşa yönelik bir saldırıdır” dedi.

    Olağanüstü genel kurul toplantılarında seçim olmayacağını açıklayan Feyzioğlu, “Kanunumuzda bir yönetimin nasıl değişeceği belli, Türkiye Barolar Birliği istikrarı önemser. Yargı yolu açıktır” dedi.

    Yargı Reformu Paketi

    Yargı Reformu Paketi ile önemli işler yapıldığını ifade eden TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, vatandaşların üzerindeki avukatlık hizmetinden kaynaklanan KDV yükünü davaların yüzde 50’sinde, yüzde 18’den yüzde 8’e düşürdüklerini belirtti. Feyzioğlu, “Bu muazzam bir şey, belki referandumla anayasayı değiştirmek, KDV’yi indirmekten daha kolaydır. İlk yargı paketinde yapılanlar şu anda görevde olmayan ve olmayan başkanların taleplerini neredeyse tamamını ilk yargı paketini hayata geçirmişiz. İkinci pakette hayal bile edemedikleri geliyor, 3’te, 4’te daha fazlası geliyor. Meslektaşlarımızın fikirleri benim için çok önemli. 18 senedir beklenen sınavı getirttik. İdari yargı hakimliğindeki sorunları giderdik, yeniden kota geldi. Avukatlıktan geçişlerde sayılar arttı, hukuk fakültesi mezunlarının idari yargı hakimliğine alımlarının en az yüzde 80 olması kararı alındı, idari yargı hakimliği ve hukuk mesleklerine giriş sınavlarında hukuk fakültesi müfredatı sınav konusu yapıldı” diye konuştu.

    Feyzioğlu, Ahmet Altan’ın yeniden tutuklanması konusunda ise “Kamuoyunda tahliye edilenler hakkında sosyal medyada bir kampanya başlıyor ya da telkin, tavsiye geliyor. Tahliye eden hakim tekrar tutukluyor ya da itiraz merci tutukluyor. Bizim kanunumuzda yani mahkeme aşamasında, tahliye kararını mahkeme verdikten sonra buna itiraz eskiden yoktu. Mahkeme, tahliye kararı verdiği zaman dava aşamasında itiraza tabi olmazdı. Geçtiğimiz senelerde bu değiştirildiği için, mahkemenin tahliye ettiğini savcının itirazıyla tekrar tutuklanabilir hale geldi. Mahkemenin kararıyla bir iş bitmişse eski düzenlemede olduğu gibi süreç ilerlerse yıpranılmaz. Kanaatimce polemiklere sebep olan bu yeni sistem doğru değil, daha önce bazı avukatlar, yazarlar en son ise Ahmet Altan olayında bu sistem önümüze geldi” dedi.

    Feyzioğlu şunları kaydetti:

    “KHK ile ilgili çözüm, idari yargının en makul sürede en adil yargılamayı yapması. FETÖ denen örgüt pek çok kurumumuza nüfuz etmişti, temizlikler yapıldı. Avrupa Konseyi ve Türkiye iş birliğiyle ihraçları inceleme komisyonunun kurulmasıyla yaklaşık 85 bin dosya incelendi. Bu komisyonun yüzde 10’unu kabul etmiş durumda yüzde 90’ında ise problem görmemiş. Komisyonu tetkik hakimleriyle destekleyip, ayrıntılarıyla teşhis etmek gerek. İdari yargının, kimseden çekinmeden hukuk ve idari yargı ile adil yargılama yapması, delil varsa, davayı reddedip ihracı kabul etmesi, delil yoksa, ihracı iptal etmesi lazım.

    FETÖ, PKK, DHKPC, idarenin mahkemenin devletin haksızlık yapmasını istiyor. Çünkü devlet haksızlık yaparsa, taban kazanırlar. Devlet adaletli davranırsa, suistimal edecekleri, sömürecekleri bir şey kalmaz. Yargının adil yargılama yapması kimseden etkilenmeden en doğru kararı vermesi örgütlerin işine gelmiyor. Biz millet olarak sadece adil yargılama yapılmasını izleyelim. KHK ile ilgili çözüm, idari yargının en makul sürede en adil yargılamayı yapması ve yaptığını da göstermesiyle olacaktır. İdari yargı bu sorunu 1 yıl içerisinde çözecektir.”

  • Herşey vatandaşın spor yapması için

    Düzce Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü ekipleri il genelindeki park ve bahçelerde mevsim şartlarına uygun çalışmalarının yanı sıra, yenilikler yapmayı da sürdürüyor.

    Düzce Belediyesi Park Bahçe Müdürlüğü ekipleri, Neriman Çilingir Huzur evi yaşayanlarının daha sosyal, aktif, sağlık bir zaman geçirebilmeleri ve spor yapabilmeleri adına Neriman Çilingir Huzur evi önüne fitness spor aletleri monte etti. Fitness aletlerinin monte işlemleri gerçekleştirilerek, huzur evi sakinlerinin kullanımına sunuldu.

  • ’Çok Görevli’ çalışanların yapması gerekenler

    Her geçen gün rekabetin daha çok arttığı iş yaşamında başarıyı yakalamak için birçok kritere ihtiyaç duyuluyor. Çalışanların ’Çok Görevli’ (multi-tasking) olması, bu kriterlerin en önemlisi olarak görülüyor . Bu beceri, kurumsal yaşamdaki birçok kişinin aynı anda birden fazla iş yapmasını zorunlu kılarken, insanlar bu durumun nelere mal olduğunu fark edemiyor.

    Yapılan araştırmalar, ’Çok Görevli’ olduğumuz zamanlarda, her bir görevi tamamlama süremizin uzadığını ve böylece görev kalitesinin de düştüğünü gösteriyor. Psikologlar ise bundan çok daha kötüsünün, stres düzeyinin yükselmesi olduğu konusunda hemfikir.

    Madalyon Kurumsal Psikoloji Odaklı Eğitim Merkezi, çalışanların sıklıkla karşılaştığı bu sorunu çözmek için kurumsal çalışmalar yapıyor. Merkezin öncelikli amacı, kişinin ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkileyen faktörlere, yine kişinin kendi potansiyelini kullanarak müdahale etmesini sağlamak. Çünkü eğer kişi olumsuz düşüncelerle, iletişim güçlükleriyle ve kalıp yargılarla baş etmesini biliyorsa, karşılaştığı sorunlar karşısında zorluk yaşamıyor. Merkezin bu müdahale noktasında kullandığı tekniklerden biri ’Farkındalık (Mindfulness) Egzersizleri’. Yaşam koşullarının zorlaştığı ve rekabetin arttığı iş dünyasında, yapılacak görevleri yavaşlatmak ya da hızını düşürmek belki mümkün olmayabilir ama çalışanlar kendi kendilerine yapabilecekleri ufak teknikler ile zihinsel esnekliklerini arttırabilir ve stres düzeylerini düşürebilirler.

    İnsanların, bu yöntemleri çok basit buldukları için uygulamaya gerek bile duymadıklarını söyleyen Psikolog Hande Cesur, ’’Oysaki bütün dünyanın kabul ettiği ve bilimsel çalışmalarla desteklenen bu basit farkındalık egzersizleri, ruh sağlığımızı korumak için birebir. Stres düzeyinin her gün belli oranda artması çok normal. Ancak düzenli olarak müdahalede bulunmazsak, her gün artan stres, bir süre sonra kişinin kendisini tükenmiş hissetmesine neden olabilir. Telefonlarımızı verimli kullanmak için şarjını her gün nasıl dolduruyorsak, zihnimizin ve bedenimizin tükenmemesi için de basit yöntemler uygulamamız gerekiyor’’ diye konuştu.

    Bir dakikalığına zamanı durdurun

    Madalyon Kurumsal Psikoloji Odaklı Eğitim Merkezi, yapmamız gereken çok basit egzersizler konusunda şu tavsiyelerde bulunuyor: Diyelim ki uzun bir süre aynı anda birden fazla iş yaptınız ve sonrasında ise mola vermeniz gerekti. Ancak mola sırasında da başka şeylerle uğraşıyorsunuz. Bunun yerine, sadece olduğunuz yerde sakince durun, bir yere oturun, bedeninize odaklanın. Bedeninizdeki baskıları, kıyafetlerinizin ağırlığını, ayaklarınızın yerle temasını düşünün ve vücut ısınını fark etmeye çalışın. Bu egzersizi gün içinde birkaç kere tekrarlamanız, birkaç saatlik iş stresinizin düşmesine, yaptığınız işe odaklanma sorununuzun da zamanla azalmasına neden olacak.

    Ne yediğinizin farkında olun

    Çalışan insanların çoğu, öğlen aralarında yemeklerini hızlıca yerler ve artan zamanlarını daha çok sigara içmeye ya da sosyal medyayı takip etmeye harcarlar. Oysa öğlen araları zihinsel rahatlama için büyük fırsattır ve bu süreyi yoga ya da meditasyonla geçiren çalışanlarda zihinsel ve bedensel iyileşme görülmektedir. Bunlar için fırsat bulamıyorsanız bile çok küçük farkındalık egzersizleri yapabilirsiniz. Örneğin yemeğinizi başka hiçbir şeyle uğraşmadan yalnızca yediklerinize odaklanarak yemeniz, iyi bir egzersiz olacaktır. Emin olun, bu egzersizlerden sonra rengini, tadını, dokusunu, kokusunu fark ederek yemeğe çalıştığınız bütün yiyeceklere, hatta küçük bir mandalinaya bile çok şey borçlu olacaksınız.

    Yürüyüş yaparken başka bir şey düşünmeyin

    Birçok insan, yürürken bir yandan telefonla konuşur, gideceği yerde yapacağı konuşmayı düşünür, kafada sürekli dolaşan yapılacaklar listesi ile adımlar atılır. Önemli bir farkındalık egzersizi de bu alışkanlığı durdurup, yürürken sadece yürümeyi başarabilmektir. Adımlarınıza, beden duruşunuza odaklanarak bunu başarabilirsiniz. Bu yürüyüş egzersizi sayesinde, zihninizin çok daha iyi bir performans göstermesi için ona fırsat tanımış olursunuz.

    Egzersizlerin özellikle hızlı yaşamaya alışkın kişiler için ilk başta hiç kolay olmadığını dile getiren Psikolog Cesur, ’’Ancak bir süre alıştırma yaptıktan sonra, çok rahat bir şekilde kendilerini ruhsal sakinliğe bırakmayı başarabilecekler ve sonuçta eve gittikleri zaman televizyon ekranına kitlenerek dış dünyayla bağlantılarını kesmek zorunda kalmayacaklar. Bu egzersizler, insan potansiyelinin gün boyu sağlıklı ve etkili bir şekilde kullanabilmesini sağlayarak hem iş hem de yaşam kalitesini her yönden artıracak’’ ifadelerini kullandı.

  • Gürün, “DSİ’nin yapması gerekeni MUSKİ yapıyor”

    Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanı Dr. Osman Gürün, 26 Ağustos’ta Bodrum’un Torba kavşağında patlayan DSİ’ye ait ana şebeke hattındaki çalışmaları yerinde inceledi. Başkan Gürün’ün yanı sıra Bodrum Belediyesi Başkanı Mehmet Kocadon, MUSKİ Genel Müdürü Baki Ülgen, Büyükşehir Daire Başkanları, MUSKİ Daire Başkanları ve basın mensupları ile birlikte çalışmaların devam ettiği alanda incelemelerde bulundu.

    MUSKİ Genel Müdürü Baki Ülgen’den çalışmalar hakkında bilgi alan Başkan Gürün, Bodrum halkının suyun ne zaman geleceğini haklı olarak sorguladıklarını belirterek, 10 Eylül Cumartesi gününe kadar suyu vereceklerini açıkladı. 26 Ağustos tarihinde meydana gelen patlamadan sonra MUSKİ Genel Müdürlüğü olarak olağanüstü bir durumla ilgili kazıya başladıklarını vurgulayan MUSKİ Genel Müdürü Baki Ülgen, bölgedeki ekiplerinin tamamını patlağın meydana geldiği bölgeye yönlendirdiklerini belirtti.

    Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ise, Bodrum’a yaklaşık 10 gündür su verilemediğini ifade ederek, “En kısa zamanda sorunu çözüp, bayramdan önce hızlı bir şekilde çözüme ulaştırmamız lazım. Gördüğünüz gibi burada iş makinası ve ekipler yoğun bir şekilde çalışıyor. Herkes bunun telaşında. Bayramdan önce Bodrum’a büyük bir ihtimalle suyu tekrar vereceğiz. Bundan sonra Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi ve MUSKİ olarak yoğun bir şekilde çalışarak sorunu çözeceğiz” dedi.

    GÜRÜN: “DSİ PATLAYAN YERİN DEĞİŞİMİNİ İHALEDEN ÇIKARDI”

    DSİ tarafından hattın uzun vadeli bir çözüm olarak yapıldığını belirten Başkan Gürün, “Bu hatta maalesef kullanılan boruların niteliksiz ve kalitesi dayanıksız olduğu için çok patlak meydana geldi. Daha önce Güvercinlikte çok büyük patlak oldu. Bunun üzerine DSİ tekrar bu hatta 17 kilometrelik yeni kullandığı boru tipi değil, çelik boru koymak suretiyle burayı düzeltmeye çalıştı. Bunu yaptıktan sonra maalesef bin 200 metrelik kısmın değişimini ihalenin içinde olmasına rağmen burayı özel mülkiyet alanı olması nedeniyle ihaleden çıkartıyor” ifadelerini kullandı.

    “DSİ HATALARINDA RADİKAL KARARLAR ALMADI”

    Başkan Dr. Osman Gürün, patlamanın olduğu iş yerinin önünün dere yatağı olmasından dolayı boruya ulaşmak için 11 metre aşağıya indiklerini belirterek, “Hattın 2 metre altta olması gerekirken doldurulan dere yatağından geçen borular nedeniyle 11 metre aşağı inmek zorunda kaldık. Biz göreve geldiğimizde Bodrum Belediyeler Birliği, DSİ’nin talebiyle geçici kabulle bu tesisi almıştı. Gerek Bodrum Belediyemizin gerekse bizim hatla ilgili tüm eksiklikleri DSİ’ye bildirmemize rağmen bununla ilgili radikal bir karar alınmadı. DSİ’nin dayatmasından dolayı geçici kabulü Belediyeler Birliği yapmıştı. Ancak bu kesin kabulü MUSKİ kabul etmeyecek. Bütün hatalar zinciri birikerek şu anda geldi. Bunu yaptıktan sonra her şey bitiyor mu? Bitmiyor. Bakın hatlarda bize devredilmeden önce de patlaklar oluyordu. Eğer bu hatlar değiştirilmezse bu patlaklar olmaya devam edecek. Ben özürlü mal almak istemiyorum. Bana bu özürlü maldan dolayı DSİ tarafından 107 Milyon liralık borç çıkartılıyor” dedi.

    “DSİ’NİN YAPMASI GEREKEN İŞİ MUSKİ ÜSTLENDİ”

    DSİ müteahhidi tarafından yapılmış olan hatta daha önce 447 patlak meydana geldiğini dikkat çeken Gürün,” Buradaki işin DSİ tarafından yapılması gerekiyordu. Biz, ben karışmam kardeşim, DSİ yapsın demedik. Kardeşim yapamıyorsan bize müsaade et ben senin adına yapacağım dedik ve onu yapıyoruz. Sorumluluğu aldık. Burası dahil olmak üzere ihaleye çıkıldı. Burasının mülkiyet alanı olması nedeniyle bin 200 metrelik bölüm yenilenmedi. Zaten buradaki patlağın daha önce olduğu gibi her an patlaması bekleniyordu. DSİ’ye bu patlaktan sonra müracaat ettiğimizde hiçbir şekilde elimde müteahhit yok, yeniden ihaleye çıkarsam en az bir aydan önce başlayamam inşaata gibi bir söylemle karşılaştık. Bunun üzerine DSİ’den yazılı olarak sizin adınıza biz yapmak istiyoruz, bayrama bunu yetiştirmek istiyoruz dedik. Ve bunun üzerine DSİ’nin müteahhidi tarafından yapılması gereken işi MUSKİ olarak üstlendik. MUSKİ olarak üstlenmemiz, buradaki bütün bu hataların, eksiklerin, yanlışların MUSKİ tarafından yapıldığı için MUSKİ’ye yüklenilmesi çok büyük bir haksızlık. Herkesin şunu bilmesi lazım MUSKİ eğer bu konuda hatalıysa kendi hatasını söyleyecektir. Ama herkesin kendi hatasını üstlenmesi gerekir. Burada kamuoyunu yanlış bilgilendirerek MUSKİ’yi ve Büyükşehiri gerçekten hak etmediği bir şekilde eleştiriye tabi tutulmasını temiz etmek büyük bir haksızlıktır” diye konuştu.

    “CUMARTESİ GÜNÜ SUYU VERMEK İSTİYORUZ”

    Çalışmalarda kullanılan su borularının piyasada bulunmadığını ifade eden Başkan Gürün, şunları söyledi: ”Biz fabrikaya özel olarak rica ederken, fabrikanın imalata geçmesi ve bize acilen boru göndermesini istedik. Ve bu borular çok şükür imal edildi. Yarında 6 kamyon borumuz gelecek ve burası için yani 700 metre için gerekli olan miktar temin edilmiş olacak. İnşallah suyumuzu Cuma veya Cumartesi günü üst kotlardakiler dahil olmak üzere bu hattın işletilmesiyle Bodrum’a vereceğiz. Bodrumumuzun misafirlerini suyuyla, güzelliğiyle karşılamasını sağlayacağız.”

    “DSİ’NİN ACİL OLARAK HAREKETE GEÇMESİNİ RİCA EDİYORUM”

    Bu hattın yapılmasıyla buradaki sorunun tamamen ortadan kalkmayacağını vurgulayan Başkan Gürün, “DSİ’nin ciddi bir şekilde bu işe eğilip, kış mevsimi boyunca yanlış yapılan testlerde niteliksiz olduğu, yeterli nitelikte olmadığı tespit edilen boruları süratle değiştirmesi gerekiyor. Bunu yapmadığı taktirde Bodrum’da her gün, her hafta su patlağı ve susuzluk çekilecektir. DSİ’nin acil olarak harekete geçmesini ve yapmış olduğu hatları acil olarak standartlara uygun hale getirmesini rica ediyorum. Eylül ayındayız, Ekim’den itibaren inşaat başlarsa patlak olan yerlerin hepsi tekrar yenilenebilir. Bir an önce bunu yapmamız gerekiyor. Ondan sonra 700’lük ve 300’lük hattımla ben Bodrum’u suyla besleyebilirim” diye ifade etti.

    “HERKES KRAL ÇIPLAK DEMELİ”

    Bu konuda herkes üstüne düşen sorumluluğu alması gerektiğini ve halka doğruları anlatmak gerektiğine dikkat çeken Başkan Gürün, “Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyesi ve MUSKİ’ye suç atmakla bu sorunu çözmek ve anlamak mümkün değildir. Bu borular biz göreve gelmeden önce yapıldı. Büyük vaatlerle bu hat bize verildi. Yaşadığımız hadise tamamen imalat hatasına ve yanlış imalata bağlıdır. Bunun çözümü ben değilim. Ben halkımın susuz kalmaması için 24 saat usulüyle çalışabilecek kadar çalışıyor. 9 tanesi gördüğünüz kayalıkları kırarak isale hattını açıyoruz. Bunun radikal çözümünü herkesin kral çıplak diyerek söylemesi lazım. Birisine suç atmakla Bodrum’a su gelmiyor. Sayın Valimize, Orman Bölge Müdürümüze teşekkür ediyorum. Ormanın içinden geçmesini sağlamak için gerekli yetkiyi kullandılar ve Bodrum’un susuz kalmaması için bize kazın dediler” sözlerini kullandı.

  • Palandöken: “Rusya ile buzlar çözülüyor diye spekülatörlerin sebze meyve fiyatlarına zam yapması önlensin”

    TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Rusya ile ilişkilerin normalleşme sürecine girmesini fırsat bilen spekülatörlere dikkat edilmesi konusunda uyarıda bulundu.

    Rusya ile ilişkilerin normalleşme sürecine girmesini fırsat bilerek spekülatörlerin sebze ve meyve fiyatlarına zam yapılmasının önlenmesini isteyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “En fazla meyve ve sebze ihracatı yaptığımız Rusya 1 Ocak 2016 itibari ile Türkiye’den bazı meyve ve sebzelerin ithalatına bir dizi yasak getirmişti. Şimdi Rusya ile buzların çözülüyor olmasını fırsat bilen spekülatörler, iç piyasada sebze ve meyve fiyatlarına zam yapmaya başladılar. Yetkililer denetimleri artırsınlar. Bayram üzeri kimsenin vatandaşa yüksek fiyattan sebze-meyve yedirmeye hakkı yok” dedi.

    Rusya’nın yılbaşından beri portakal, mandalina, üzüm, elma, armut, kayısı, şeftali, nektarin, erik, çilek, domates, soğan, karnabahar, brokoli ve salatalık ithalatını yasakladığını söyleyen Bendevi Palandöken, “Türkiye 2015 yılında 2,5 milyar dolarlık yaş sebze ve meyve ihracatı yapmıştır. En çok yaş meyve-sebze ürünü ihraç ettiğimiz ülke ise Rusya Federasyonu’dur. Bu pazar 877 milyon dolar ile Türkiye yaş-meyve sebze ihracatının yüzde 42’sini oluşturmaktadır. Tekrar Rusya pazarının açılmasını da ekonomimiz açısından çok yararlı buluyoruz. Seneye planlama yapılarak sebze meyve üretimi ayarlanmalı ki vatandaşımız yüksek fiyattan tüketmesin. Aksi halde sebze ve meyveler vitrinlerde seyirlik hale gelir” diye konuştu.