Etiket: Yapıyoruz”

  • Başbakan Yardımcısı Elvan: “Yatırımcıların Yüzünü Güldürecek Çalışmalar Yapıyoruz”

    Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan, “Önümüzdeki günlerde TBMM’ye yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik önemli bir paketi sevk edeceğiz. O paket içerisinde özellikle yatırımcıların yüzünü güldürecek düzenlemelerimiz olacak” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan, beraberinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ile birlikte, Tarım İl Müdürlüğü tarafından desteklenen projeler ve Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’ndan (TKDK) destek alan tesislere temsili çek verme törenine katıldı.

    Akdeniz İhracatçılar Birliği’ndeki törende konuşan Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan, bu desteklerde önemli olanın proje kapasitesinin yükseltilmesi olduğunu ve bu kapsamda Mersin’de de daha çok proje üretilmesi gerektiğini belirterek, bunun için de olmazsa olmazların başında nitelikli eğitim alt yapısının oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.

    “YATIRIMCILARIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEK ÇALIŞMALAR YAPIYORUZ”

    Türkiye’nin dört bir yanında sıkıntı yaşanırken, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde büyüme durma noktasına gelmişken Türkiye’nin büyümeye ve güçlenmeye devam ettiğini vurgulayan Elvan, “Coğrafyasından, stratejik yönü itibariyle insan kaynakları açısından ülkemizin çok önemli bir potansiyeli var. Ülkemiz, dünyanın önemli bir cazibe merkezi durumunda. 12-13 yıl önce yıllık ülkemize giren yabancı sermaye miktarı ortalama 1 milyar dolardı. 2015 yılında gerçekleşen doğrudan yabancı sermaye girişi 16.6 milyar dolardır. Biz bununla da yetinmiyoruz, bir taraftan reformlarımızı yapıyoruz, diğer taraftan da yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik çalışmalarımızı yürütüyoruz” diye konuştu.

    Dünya genelinde çok az sayıda ülkenin reform yapabildiğini dile getiren Elvan, “Ama Türkiye reformlar yapmaya devam ediyor. Biz hep icraat hükümeti olduk, bundan sonraki süreçte de aynı anlayışla devam edeceğiz. Yatırım ortamının iyileştirilmesi, hem yabancı sermayenin ülkemize gelmesi hem de ülkemizdeki yatırımcıların daha fazla yatırım yapmalarına imkan sağlanması açısından son derece önemli. İşte bu noktada yoğun bir şekilde sivil toplum örgütleriyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde TBMM’ye yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik önemli bir paketi sevk edeceğiz. O paket içerisinde özellikle yatırımcıların yüzünü güldürecek düzenlemelerimiz olacak. İş yeri kurulmasından tutun iş yerinin tasfiyesine varıncaya kadar çok sayıda düzenlemeyi hayata geçireceğiz. Burada özellikle biz uluslararası göstergelerde ve ülke kıyaslarında Türkiye’nin durumuna bakıyoruz. Türkiye’yi hak ettiği noktaya getirebilmemiz için ne tür iş ve denklemler yapmamız gerektiği konusunda çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “HAZİRAN AYINDA VİZE MUAFİYETİ BAŞLIYOR”

    Bunları yaparken mali disiplini bozmadan, sürdürülebilir bir büyümeyi devam ettirebilecek şekilde çalışmalara devam ettiklerini kaydeden Elvan, şöyle devam etti:

    “Hiçbir zaman kısa vadeli bir bakış açısı ile çalışmalarımızı sürdürmedik. 6 ay sonra, 1 yıl sonra ne olursa olsun anlayışı ile hareket etmedik. Hep 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl sonrasında biz Türkiye’yi nereden nereye getirebiliriz arayışı içinde olduk. Kimsenin en ufak tereddüttü ve kaygısı olmasın. İnşallah bir taraftan reform sürecimizi hızlandırıyoruz, diğer taraftan Avrupa Birliği sürecini hızlandırıyoruz. Özellikle bu yıl AB ile ilişkilerimiz çok daha iyi bir noktaya geldi. İnşallah haziran ayından itibaren vize muafiyetinin de sağlanmasıyla birlikte Türkiye çok daha iyi noktalara gelecektir.”

    “ÇEKLERDE ’KAREKOD’ UYGULAMASINA GEÇİLİYOR”

    Çeklerle ilgili vatandaşların çok sık şikayetleri olduğunu hatırlatan Elvan, “Bu soruna çözüm bulmak amacıyla bir çalışma yaptık. Onu da Meclise sevk edeceğiz. Artık çeklerde ilaçta olduğu gibi ’karekod’ uygulamasına geçeceğiz. Böylelikle çek sahtekarlıklarının önüne geçilmiş olacak. Bununla ilgili çalışma tamamlandı ve Meclise sevk edilecek” şeklinde konuştu.

    Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan, Çukurova Havalimanı’nın ihalesinin ise 16 Mayıs tarihinde yapılacağını sözlerine ekledi.

    “NÜFUSUN BÜYÜK BÖLÜMÜ KIRSAL KESİMDE, O NEDENLE TARIMA CİDDİ DESTEK VERİYORUZ”

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik de, Türkiye’nin böylesine zor bir coğrafyada ve böylesine zor şartlarda yüzde 4’e yakın büyüdüğüne işaret ederek, tarım sektöründe ise yüzde 7.6 büyüdüğünü kaydetti. Türkiye’nin ekonomisini büyüten bir ülke konumunda olduğunu vurgulayan Çelik, “Bu noktada özellikle tarım alanında bu büyümenin devam etmesi gerekiyor. Çünkü çok ciddi bir oranda nüfusumuzun kırsal kesimde olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla oradaki imkanlarımızın, üretime dayandırılması son derece önem arz ediyor. Bundan dolayı hükümet olarak 13-14 yıldır tarıma çok ciddi destek veriyoruz. Toplamda 78 milyar liralık bir destek sağlandı. 2016 yılında 11.6 milyar liralık bir desteği tarıma bağlıyoruz” dedi.

    “DESTEK BİZDEN ÜRETMEK SİZDEN”

    Bunun yanında tarım kesiminin kalkınmasıyla ilgili, mutlaka desteği hak eden tarım kesimine bu desteklerin başka kaynaklardan da sağlanması konusunda çalışmaların sürdüğünü dile getiren Çelik, “İki aşamada yapılıyor. Birinci aşama tamamlandı ve ciddi destek sağlandı. Şu anda IPARD-2 sürecine girmiş bulunuyoruz. Önümüzdeki dönem içerisinde daha çok üreticinin yatırımlarını gerçekleştireceği süreci yaşayacağız. Hükümet olarak önemli reform paketleri üzerinde çalışıyoruz. Bunlardan biri olan IPARD-2, 42 ile hitap ediyor. 39 il bu kapsamında değil. Dolayısıyla bu 39 il bir eşitsizlik gibi görünüyor. Bu 39 ile dönük de kırsal kalkınma programlarının IPARD ile birlikte bütünleştirilmesi konusunda çalışma yaptık. Kısa süre içinde yürürlüğe girecek. Böylece 81 ilimizi kırsak kalkınma desteklerinden yararlanması noktasına gelmiş olacağız. Destek bizden üretmek sizden. Biz destekliyoruz, siz de üreteceksiniz ve memleketimiz kalkınacak” diye konuştu.

    Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkan Ahmet Antalyalı ise 2010 yılından bu yana uygulanan IPARD -1 programı ile 15 çağrı ilanına çıktıklarını ve 11 proje ile sözleşme imzaladıklarını belirterek, 7 milyar lira tutarındaki yatırımın 3.4 milyar lirasını hibe olarak verdiklerini söyledi. Program kapsamında kadınlara ve gençlere pozitif ayrımcılık yaptıklarını aktaran Antalyalı, IPARD-1’in 2015 yılı sonu itibariyle kapatıldığını, 2016 yılı başından itibaren IPARD-2’ye başladıklarını ve program kapsamında 2020 yılına kadar yaklaşık 3.5 milyar lira hibe verileceğini belirtti. Antalyalı, IPARD-2’deki hibe üst limitinin yüzde 65’ten yüzde 70’e çıkarıldığını da sözlerine ekledi.

    Konuşmaların ardından programdan yararlanan üreticilere temsili çekleri, Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik tarafından verildi.

  • Tuzcuoğlu: “Yargı İşi Yapıyoruz”

    Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Tahkim Kurulu Başkanı Av. Engin Tuzcuoğlu, yargı işi yaptıklarını belirterek, “Yargının her zaman bir mutsuz tarafı vardır. O sebeple yaptığımız işte yüzde 50 memnuniyet sağlayabiliriz” dedi.

    Ordu Üniversitesi (ODÜ) tarafından “Futbol ve Spor Hukuku” konulu panel düzenlendi. Ordu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleşen panele Ordu Barosu Başkanı Avukat İlhan Kurt, Ordu Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Metin Kara ve Prof. Dr. Tevfik Noyan, Gölköy Belediye Başkanı Ali Kemal Mert, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Mustafa Genç, ODÜ’lü akademik ve idari personeller, öğrenciler ve Ordulu sporseverler katıldı.

    Ağırlıklı olarak futbolun konuşulduğu panele Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel (TFF) Tahkim Kurulu Başkanı Av. Engin Tuzcuoğlu, Spor Yorumcusu ve milli takım eski oyuncusu Rıdvan Dilmen, TFF Disiplin Kurulu Başkan Vekili Av. Serdar Ölmez ve TFF Tahkim Kurulu Üyesi Av. Can Yalçınkaya konuşmacı olarak katıldı. Spor hukukunun konuşulduğu panelde katılımcılar, öğrenciler ve konukların sorularını yanıtladı.

    TUZCUOĞLU: “YARGI İŞİ YAPIYORUZ”

    Panelde söz alan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Tahkim Kurulu Başkanı Av. Engin Tuzcuoğlu, Tahkim Kurulu’nun işleyişi ve üstlendiği görevler hakkında bilgiler verdi. Yargı işi yaptıklarını ifade eden Tuzcuoğlu, “Yargının her zaman bir mutsuz tarafı vardır. Hakem de bir yargı işi yapar. Bizim kararlarımızda da muhakkak bir mutsuz taraf oluyor. Biz o sebeple yaptığımız işte yüzde 50 memnuniyet sağlayabiliriz. Zaman zaman eleştirilebiliyoruz ama sistematik itibari ile tahkim kurulu sizin gördüğünüzün dışında yıllık yaklaşık olarak 95 bine yakın futbol müsabakasının oynandığı bir mecrada sadece sportif uyuşmazlıkları değil, bunun haricinde idari tüm faaliyetleri denetleyen bir kurum. Bu kurulun işleyişi Anayasa’nın 59. maddesi vardır tahkim kurulu kararları kesin olarak yüküm kurar. Tamamen kendine özgü, kendi içerisinde yargılamasını yapıp tamamlayan bir sistemdir tahkim kurulu” diye konuştu.

    “HAKKANİYETLİ GÖRÜRSENİZ BASKIYI HİSSETMEZSİNİZ”

    Panele katılan öğrencilerin, ’Karar verirken üzerinizde baskı hissediyor musunuz?’ sorusunu cevaplandıran Tuzcuoğlu, “Kurumsal olarak baskıyı hissedebileceğiniz ya da baskı ile bir şey yapabileceğiniz bir kurum değil. Bağımsızsınız ve Anayasa’nın 59. maddesi size ciddi anlamda bir güç vermiş vaziyette. Eğer bunu bireysel olarak rahatsızlığı hissetmeden hakkaniyetle görürseniz o baskıyı hissetmezsinin” şeklinde konuştu.

    RIDVAN DİLMEN ANILARINI PAYLAŞTI

    Panele konuşmacı olarak katılan Spor Yorumcusu ve eski milli futbolcu Rıdvan Dilmen, futbolun hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Çocukluğunda en büyük hayalinin Fenerbahçe futbol takımında oynamak olduğunu aktaran Dilmen, bu hayalinin nasıl gerçekleştirdiğini anlattı. Futbolla ilgili anılarından bahseden Dilmen, esprili söylemiyle salondakileri zaman zaman eğlenceli anlar yaşattı.

    DİLMEN: “ÜZÜLMEMEK İÇİN ANTRENÖRLÜK YAPMAK İSTEMİYORUM”

    Kendisine yöneltilen bir soru üzerine antrenörlük yapıp yapmayacağına açıklık getiren Rıdvan Dilmen, şöyle konuştu:

    “Birinci tercihim hep futbolculuktur ama yaş ve yaşam bunun önüne geçti. İkinci sırada ise yorumculuk değil antrenörlük yer alıyor. Bir şeyler yapmak isterim ama sağlık problemlerimden dolayı risk almak istemiyorum. Türkiye’deki futbol sektörü, yönetim tarzları kulüpler bazında veya federasyon bazında olsun adaletli ve doğru olduğunu düşünmüyorum. Antrenörlere güvenin olmadığı bir ortam. Örneğin teknik adam iki kulüp çalıştırır diye bir kanun var bizde, ama kulüplerde böyle bir şey yok, dilediğin kadar değiştirebilirsin. Bu sebeple antrenör olarak baştan kayıpsın. Bu yüzden hem üzülmek istemiyorum hem de bulaşmak istemiyorum. Zaman zaman değerli antrenörlerle konuşurken ben çok daha fazlasını yapmak isterim, icraatımı göstermek istiyorum ve antrenör arkadaşlarım diyor ki, ’Yer değiştirelim’ diyorlar. Onları gördüğümüz zaman, statülerini gördüğümüz zaman açıkçası üzülmemek için antrenörlük yapmak istemiyorum. Ama çocukları verseler çalıştırırım. Hatta ve hatta daha ileri gittim antrenör eğitmeni olmak istiyorum. Kendi bildiklerimi antrenörlere en azından vermek istiyorum. Bu yüzden benim içimde bir yara olarak kalacak antrenörlük yapmamak.”

    Söyleşinin ardından protokol üyeleri katılımcılara hediye takdim etti. Program hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından son buldu.

  • Bekyürek: “Bölgedeki Büyük Organizasyonlara Ev Sahipliği Yapıyoruz”

    Ordu’nun Fatsa ilçesinde bulunan 75. Yıl Kapalı Spor Salonu olimpik standartlarda hizmet vererek spor turizmine önemli derecede katkı sağlıyor.

    Fatsa 75.Yıl Kapalı Spor Salonu’nun bölgedeki büyük organizasyonlara ev sahipliği yaptığını belirten Fatsa İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Halil Bekyürek, “Ordu ilimiz bünyesinde olimpik standartlar düzeyinde 3 adet spor salonumuz var. Her alanda spor müsabakaları ilçemizde gerçekleşiyor. Olimpik standartlarda olduğu için kapalı spor salonumuz birçok müsabakaya ev sahipliği yapıyor. Kapalı spor salonumuz içerisinde 4 adet soyunma odası, 2 hakem odası, 4 tane antrenman salonumuz, bir adet okçuluk salonumuz ve ana salonumuz var. Ulusal düzeyde gerçekleşebilecek tüm maçlar Fatsa ilçemizde oluyor. Spor salonumuzun tadilatını yaptırdıktan sonra ilçemizde bir çok müsabaka gerçekleşti ve buda ilçeye önemli derecede katkı sağlıyor diyebilirim. Bu anlamda spor turizmi ister istemez kendiliğinden oluşuyor. İlçemizde spor müsabakaları yapıldığı takdirde ilçe ekonomisi de hareketlenecektir. Bölgemizde spor turizminin gelişmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Fatsalı esnaflardan isteğim, sporcular geldiği zaman özellikle konaklama yeri sahibi olan işyerlerinin biraz daha indirimli fiyatlar sunmasıdır. Bu tür aktiviteler devam edecek. Kapalı spor salonumuzun olması ilçenin adının duyulması için de önemli bir yer teşkil ediyor. Hep birlikte bölgede halk olarak spor turizminin gelişmesi için çalışmalıyız. Fatsalı esnaflar başta olmak üzere herkese çok güveniyoruz” dedi.

  • Eğitim Bir-sen Başkanı Yalçın: “Bu Ülkedeki En Kıymetli Mesleği Yapıyoruz”

    Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Şırnak’ta 5 yıl öğretmenlik yaptım ve bir öğrenci andımızı okudu, sonunda ’Ne mutlu Kürdüm diyene’ dedi biz yapıştık kaldık. Ne yapacağız? Hiçbir şey yapamayız, yapacağınız her şey yanlış teper. Çünkü andımızın kurgusu yanlış” dedi.

    Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Yönetici Okulu Konferansı”na katıldı. Burada katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Yalçın, “Bu ülkedeki en kıymetli mesleği yapıyoruz. Ulusa sesleniş gibi bir sesleniş yapanlar şunu unutmayın, onlara ’Bunu yapmayın, şunu yapmayın’ demek çocuklarımızda ötekileştirmekten, nefret uyandırmaktan başka bir şey ortaya çıkarmaz. Ulusa seslenmek yerine öğrencilerin yüreğine dokunmak, çocuğun kalbine inmek gerekiyor. Müdür olurken bile öğretmek zorundayız. Eğer idareci olduğunuzda eski köye yeni adetler getiremiyorsanız, görevden geldiğiniz gibi gitmeyi de göze alamıyorsanız başarılı olamazsınız” dedi.

    “TÜRKİYE’DE ÖĞRETMENLER BİÇİMLEYİCİ OLARAK SEÇİLDİLER”

    Yalçın, “Türkiye’de öğretmenler biçimleyici olarak seçildiler. Halkevleri üzerinden bir toplum dönüştürülmeye çalışıldı. Bunun için bütün ayrılıklar harekete geçirildi. Yıllarca Türk filmlerinde imam ve yönetmen kıyaslanması, tartışması yapıldı. Birinin öncelendiği, birisinin örselendiği enteresan bir propaganda altında kaldık ve hepsine güldük. Aslında gülünecek bir durum yoktu ve ağlanacak şeylerdi. Aslında bir operasyondan geçiyorduk. Yıllardır çocuklarımıza andımızı okuttuk. Andımızda halbuki hikmet falan yoktu, bir tuhaflık vardı. Etnik damara vurgu yapan, millet bilincini örseleyen, enteresan kurgu vardı. Herkesin etnik damarına vurgu yapan, asla bir arada bulunmasına, kaynaşmasına değil, çatışmasını tetikleyen cümleler vardı içerisinde. Yıllarca okuduğumuz andımız dahil onlar yanlış ve bilinçli politikalardı. Hiç kimse keramet aramasın. Kutsal bir metin haline geldi. Kaldırılırken saatlerce tartışmalar oldu. Bilmeden konum aldılar, ’Olur mu, şu öyle, bu böyle’ falan dediler. Şırnak’ta 5 yıl öğretmenlik yaptım ve bir öğrenci andımızı okudu, sonunda ’Ne mutlu Kürdüm diyene’ dedi biz yapıştık kaldık. Ne yapacağız? Hiçbir şey yapamayız, yapacağınız her şey yanlış teper. Çünkü andımızın kurgusu yanlış” diye konuştu.

    “BİZE ’GAZETE OKU’ DEDİLER AMA BİZ NEYİ OKUDUK”

    Yalçın, “Bu ülkede gazeteler ve televizyonlar üzerinden darbeler yapıldı. Toplumda algılar oluşturuldu. Medya üzerinden yapıldı bunlar. Bize ’Gazete oku’ dediler ama biz neyi okuduk. Kitap tutuşturduk öğrencilerin eline, ’İnsanlarla fareler’ kitabını ve bunu klasikler arasına aldık. 100 temel eser dedik. O kitaptan bir şeyler öğretmeye kalktık. Halbuki orada dilimle söylemeye utanıyorum, ’Bilmem neyin arasındaki ne neyi kucaklayan’ gibi kelimelerle dolu kitapla çocukların bilinçaltına neler yerleştiriliyordu bunun farkına varamadık. 24 Kasım’da Kartal’da bir belediye öğretmenlere bir kitap dağıttı. Bizde kültür hizmeti için minnettar olduk onlara. Kimse bunu neden dağıttılar, ne için dağıttılar demedi. Bir ilçe başkanımız beni aradı ve kitabı incelediklerini, tuhaf olduğunu söyledi. Kitapta bizim Adem soyundan değil, hayvan soyundan geldiğimizi, dine, imana, İslam’a küfrettiğin aktardı. Bu kitap acayip bir şeydi. İnceledik ve bu adam bunu hangi cesaretle dağıtıyor, bilinçli bir şekilde. Bir kişinin fark etmesiyle ortaya çıktı bu. Kitaplarla ilgili açıklama yaptık ve ardından basına aksettirildi konu. Olaylar gelişti, talimat verildi, kitap incelemeye alındı ve kitabın 27 noktasında sakıncalı olduğu belirlenen kelimeler bulundu” dedi.