Etiket: Yapıyor

  • Galeri Khas ‘Giz/li/dir Görüntü’ Sergisine Ev Sahipliği Yapıyor

    Kadir Has Üniversitesi Çağdaş Sanat Merkezi Galeri KHAS’ın ev sahipliğindeki ‘Giz/li/dir Görüntü’ sergisi 6 Mart’a kadar ziyaretçilerini bekliyor.

    ‘Giz/li/dir Görüntü’ Sergisi’nin açılışı Kadir Has Üniversitesi Çağdaş Sanat Merkezi Galeri KHAS’ın ev sahipliğinde gerçekleşti. Küratörlüğünü Kadir Has Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman’ın yaptığı sergide Erhun Şerbetçi’nin büyük ölçekli fotoğrafları yer aldı. Sergi açılışı Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın başta olmak üzere çok sayıda önemli davetlinin katılımıyla gerçekleşti. ‘Giz/li/dir Görüntü’ Sergisi, 7 Ocak-6 Mart tarihleri arasında Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde Galeri KHAS’ta görülebilecek.

    MEKANLARA YENİ YORUMLAR…

    Gözler önüne düz bir fotoğraf olarak bile çıkmayan mekanları, ilerleyici, algıyı zorlayıcı ve farkındalığı arttırıcı yeni yorumlarla çektiğini belirten Erhun Şerbetçi, “Aslında benim ana işim çağdaş sanatla ilgili kurgusal işlerdir. Daha çok görülmedik veya çok az bilindik yerlerden kaynaklanan görüntüleri, başka alanlara taşıma arzusu fotoğrafın sanat tarihindeki kendini kanıtlamış yerinden daha ötelere yönlendirme çabasıdır. Bu görüntülerin tamamı yer altındaki İstanbul’a ait. Az bilinir, çoğu kapalıdır ya da nitelikleri bile bilinmez. Düz fotoğrafın en alt kavrama alanı benim için yer altından İstanbul’u görüntülemek. Bu görüntülerin neredeyse tamamı henüz gözler önüne bir fotoğraf olarak bile çıkmadı. Düz fotoğraf bile olmadan ben onu doğrudan çağdaş sanat alanına çekiyorum. Sonuçta bunların görüntüsü düz fotoğraf olarak en alt kavrama alanına hitap ediyor. Bunun üzerine katman katman ilerleyici, algıyı zorlayıcı, farkındalığı arttırıcı yeni kavramlar ekliyorum. Ama asla özgün fotoğraf karesini ortadan kaldırmıyorum” dedi.

    GİZLİ KALMIŞ VE UNUTULMUŞ MEKANLAR…

    Serginin, gizli kalmış ve unutulmuş mekanların görüntülerini gözler önüne serdiğini belirten Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman, “Görüntünün mistik ve sır yanları vardır. Dolayısıyla görüntünün aslında görülemez olduğunu söylüyoruz. Biz görüntüyü gördüğümüzü zannederiz ve bunun gerçeğe ait olduğunu düşünürüz. Halbuki görüntü tamamen bir illüzyondur ve gerçekle ilişkisizdir. Gerçekten bir bağ taşır ve anlam devşirir ama esas itibariyle gerçeğin kendisi değildir. Ama görüntünün bir gerçeği vardır. Bu gerçeği yakalamak için Batı ve Doğu görsel tarihleri çeşitli yöntemler ürettiler. Erhun Şerbetçi’nin fotoğraflarından oluşan bu sergi söylediklerimizi katman katman üzerinde taşıyor. Bir kere gizli kalmış, unutulmuş mekanların görüntülerini bize getiriyor. Biz bunları gördüğümüzü sanıyoruz ama Erhun Şerbetçi, resmin altında bunlara müdahale etmiş olarak önümüze çıkarıyor. Biz gördüğümüz görüntünün tekil olmadığını ve her an değişebileceğini anlıyoruz. Gördüğümüz görüntünün birden bire ortadan kalması bildiğimizi sandığımız birtakım gerçeklerin ayağımızın altından çekilmesi demek” diye konuştu.

    “ÖLMÜŞ MEKANLARA YENİ ANLAMLAR YÜKLENDİ”

    Görüntünün oluşturduğu ‘tekinsizlik’ duygusundan bahseden Kahraman, “İnsanlar görüntünün tekinsizliği nedeniyle yüzlerden anlam çıkarmaya veya yüzlerde birtakım yazıların olduğunu düşünmeye başlamışlardır. El fallarına bakmışlardır. Fotoğraf geçmişe dair bir şey söyler. Her fotoğraf biraz ölümle ilişkilidir. Bunlar antik ve bir anlamda ölmüş mekanların fotoğraflarıdır. Aslında Erhun Şerbetçi, onları deforme ederek ve çapraşık hale getirerek o ölmüş mekanlara yeni anlamlar yükleyip onlara yeni hayatlarda kazandırmıştır” diye konuştu.

  • Almanya Müslümanlara Ayrımcılık Yapıyor

    Almanya’da yaşayan Türk kökenli vatandaşların yaşadıkları hak ve özgürlük ihlallerini araştıran SAÜ Diaspora Araştırmaları Merkezi, verileri kamuoyuyla paylaştı. Araştırmada helal gıda, sünnet, dini haklar, camilere yönelik yapılan saldırılar, yerel seçimlerde oy hakkı gibi konularda Müslümanlara ayrımcılık yapıldığı tespit edildi.

    Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Diaspora Araştırmaları Merkezi (DİAM) ilk raporunu Almanya’daki Türkiye kökenlilerin yaşadıkları hak ihlalleri konusu hakkında hazırladı. Rapor sonucunda elde edilen veriler Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Bünyamin Bezci tarafından kamuoyu ile paylaşıldı. Doç. Dr. Bezci, helal gıda, sünnet, dini haklar, camilere yönelik yapılan saldırılar, yerel seçimlerde oy hakkı ve eğitim gibi birçok alanda Müslümanlara ayrımcılık yapıldığını tespit ettiklerini söyledi.

    “ALMANYA ÇİFTE VATANDAŞLIK HAKKINI TÜRKİYE KÖKENLİ GÖÇMENLERE TANIMAMAKTA ISRAR ETMEKTEDİR”

    2014 yılını baz alan Almanya Hak ve Özgürlükler Raporu’nun sonuçları hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Bezci, “Kişi hak ve özgürlükleri bağlamında anayasal çerçevesi iyi çizilmiş bir demokrasi olan Almanya’da bile uygulama alanında ayrımcılıklar yaşanmaktadır. Özellikle gözaltına alınan yabancılara şiddet uygulamalarına rastlanılmıştır. Almanya AB üyesi ülkelere tanıdığı çifte vatandaşlık hakkını siyasiler arasındaki farklı tezlere rağmen Türkiye kökenli göçmenlere tanımamakta ısrar etmektedir” dedi.

    DİNİ VE KÜLTÜREL HAKLAR DA AYRIMCILIK

    Türkiye kökenli göçmenlerin karşılaştıkları ayrımcılığın dini ve kültürel haklar bağlamında da gözlendiğini ifade eden Bezci, “Müslüman kadınların başörtüsüyle çalışma hakları halen sorgusuz olarak sağlanabilmiş değil. İlk ve orta öğretim kurumlarındaki din dersi konusu ise iki tarafın da olumlu çabalarına rağmen halen çözüme kavuşmuş değildir. Helal gıda konusunda sağlanan hukuksal ilerlemeler uygulama alanında halen sorunlar oluşturmaktadır” diye konuştu.

    SİYASİ HAKLAR AÇISINDAN AYRIMCILIK

    Siyasi haklar açısından ise Almanya’nın halen vatandaşı olmayan ancak oturum hakkı sahiplerine, kendilerini doğrudan ilgilendiren seçimlerde oy hakkı tanınmamış olduğunu belirten Bezci, “Toplantı izni alan aşırı sağın yabancı düşmanı gösteri yapabilmesi demokratik gerekçelerle önlenmemektedir. Fakat aynı tür bir gösterinin antisemitik içerik taşıması halinde yasaklanması da hukuki görülmektedir” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Sarıkamış’ta Esir Düşen Askerin Kızı, Yün Çorap Örüp Bağış Yapıyor

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yaşayan Sarıkamış Gazisi Mustafa Şagar’ın 95 yaşındaki kızı Emine Kahraman, yün çorap örerek Sarıkamış şehitlerinin hayrına bağış yapıyor.

    Gebze’de yaşayan Sarıkamış gazisi Mustafa Şagar’ın 95 yaşındaki kızı Emine Kahraman, yılın 3 ayını Giresun’un yaylalarında geçiriyor. 1914 yılında Sarıkamış Harekâtı’na katılan ve 12 yıl Sibirya’da esir kaldıktan sonra kaçarak kurtulmayı başaran Mustafa Şagar’ın kızı Emine Kahraman, ilerleyen yaşına rağmen ‘yün çorabı’ örerek Sarıkamış şehitlerinin hayrına bağış yapıyor. Bugüne kadar yüzlerce yün çorabı örerek hayır kurumlarına bağışladığını söyleyen Kahraman, çoraplardan bir çift de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a göndereceğini dile getirdi.

    Kahraman, yılın 3 ayını Giresun’da Espiye İlçesi’nin Soğukpınar Beldesi Karaovacık yaylasında geçirdiğini dile getirerek, sağlıklı yaşamanın sırrının temiz hava, temiz su ve temiz yiyeceğin bolca bulunduğu Giresun yaylarında olduğunu dile getirdi. Öte yandan 2015 yılında TÜİK tarafından açıklanan verilerde en uzun ömürlü kadınların Giresun’da yaşadığı belirtilmişti.

    “BABASI SİBİRYA’DA 12 YIL ESİR KALMIŞ”

    Babasının 12 yıl Sibirya’da esir kaldıktan sonra kaçarak Türkiye’ye geldiğini söyleyen Emine Kahraman, “Ben bilmiyorum ki, ben elin dediğini biliyorum. Esir düştü dediler. 12 sene kaldım orada. Gavurlar bizi, vur o tarafa, çek bu yana bazen döverlerdi bizi dediler. Orada 12 sene kalmış ondan sonra gelmiş memleketimize. Memlekete geldikten sonra ev yok. Millete hizmetkar gitmiş sonra evlenmiş. Gelip evlendikten 1 – 2 sene sonra ben dünyaya gelmişim” şeklinde konuştu.

    İlerleyen yaşına rağmen adeta gençlere taş çıkartan Emine Kahraman, ördüğü yün çoraplarını Kuran kurslarında eğitim gören öğrencilere bağışladığını dile getirerek, “Çorap örüyorum. Kendimi bildim bileli evvelden beri çorap örüyorum. Örüyorum kendim satmıyorum, kendim giymiyorum. Kuran kurslarına veriyorum. Cumhurbaşkanımıza da çorap yollayacağım” ifadelerini kullandı.

    Yaylalarda büyüdüğünü anlatan Kahraman, “Doğduğumdan beri yaylalara gider, gelirim. Yaylalarda gezdim, yürüdüm. Ben yaylalarda büyüdüm. Yılda iki üç ay yine yaylaya gidiyorum. Gidene yaylanın suyu, her şeyi bir başka. Suyu temiz, havası temiz, yiyorsun temiz. Çayını alıp çayıra doğru gitsen o hepsinden iyi geliyor” dedi.

  • Kılıçdaroğlu: “IŞİD 70 İlde Taban Tuttu Diyanet İşleri Başkanlığı Ne Yapıyor”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, asgari ücretin yılbaşında bin 300 liraya çıkmasına ilişkin şöyle konuştu: “Asgari ücretli kardeşim kendisine şu soruyu soracak. Ben bin 300 lirayı kimin sayesinde aldım. Soruyu vicdanına sorarsan eminim ki vicdanın sana şu cevabı verecektir, CHP.”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, sorgulama yapılırsa 2015’in ve 2016’nın çok daha iyi anlaşılmış olacağını belirterek şunları söyledi:

    “2015’teki felaketlerin kaynağı nedir? Bunu birilerinin sorması lazım. Hepimizin sorması lazım. Yılbaşı gecesi İstanbul’u kana bulayacak olan canlı bombalar yakalandı. Şu soruyu kendimize sormamız o canlı bombalar hangi atmosferde bu noktaya geldi? Masum insanların ölmesi için kendi bedenini yok etmeyi göze alan bir kişi. Bu atmosferi onlara kim sağladı? Biz bunu sormazsak demokrasiyi yeteri kadar yeşertemeyiz. Türkiye’den IŞİD terör örgütüne katılan gencecik fidan gibi çocuklarımız var. Anneyi düşünün yanında iki çocukta canlı bomba olmak istiyorum diyor. Nasıl bir ruh halidir bu? Bu atmosferi kim yarattı? Kim yönetiyor bu ülkeyi? Bu soruları sormazsak demokrasiye katkıda bulunamayız. Soru sorulduğu zaman bilim gelişir, insanlık büyük ve gelişir.”

    “70 İLDE TABAN TUTAN BİR IŞİD TERÖR ÖRGÜTÜ VAR DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI NE YAPIYOR?”

    Kılıçdaroğlu, terör konusunda sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir inanç uğruna Müslümanlık adına camiyi bombalıyorsun, türbeyi bombalıyorsun, canlı bomba oluyorsun, masum insanları öldürüyorsun ve kendini Müslüman olarak tanımlıyorsun. Bizim öğrendiğimiz Müslümanlıkta bunlar yok. Peki Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapıyor? 70 ilde taban tutan bir IŞİD terör örgütü var ve Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapıyor? Binlerce camimiz orada görev yapan saygıdeğer imamlarımız var. Biz kendi ülkemize kendi vatandaşımıza Müslümanlığı anlatamamış isek kime anlatacağız. Nasıl oluyor bütün bunlar nasıl gelişiyor. Sorgulanmadığı içindir ki siyaset kirlilikten arınmıyor. Kirli siyaseti bile hayatımızın parçası olarak görmeye başladık. Bunlar yanlış. 2016 yılının ilk grup toplantısında yurttaşlarımdan istirhamım sorgulayın, soru sorun. Hiç kimseye sormuyorsanız vicdanınıza soru sorun. Bunu yaptığınız zaman demokrasiye en büyük katkıyı yapmış olacaksınız.”

    “ASGARİ ÜCRETLİ KARDEŞİM KENDİSİNE ŞU SORUYU SORACAK, BEN BİN 300 LİRAYI KİMİN SAYESİNDE ALDIM”

    Asgari ücretin yılbaşında bin 300 liraya çıktığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Asgari ücretli kardeşim kendisine şu soruyu soracak. Ben bin 300 lirayı kimin sayesinde aldım. Bazıları diyebilir ki efendim hükümet verdi, AKP verdi. Şu soruyu kendine soracaksın asgari ücretli kardeşim, 13 yıldır sen onların aklında bile yoktun, seni hiç hatırlamadılar bile. 900 lira net asgari ücreti de benden öğrendiler bu iktidar sahipleri. Oturup sorgulayacaksın beni kim düşündü, kim benim haklarımı savundu. Soruyu vicdanına sorarsan eminim ki vicdanın sana şu cevabı verecektir, CHP. İki kazık attılar sana. Bunlardan birincisinin sen hiç belki farkında olmayacaksın. Senin aylığından işsizlik sigortası fonuna para kesilir. Senin paranla sana propaganda yaptılar. Bunun üzerinde düşünmesi, buna itiraz etmesi gereken sendikalar. Onlar senin haklarına sahip çıkmak yerine Kamboçya’ya gezmeye gidiyor. Senin hakkını savunan yok, senin hakkını emekten yana, alın terinden yana olan biz savunuyoruz, bunu unutma işçi kardeşim. Daha sen asgari ücretini almadan mutfağında çıkan yangına bak. Başta elektrik olmak üzere iğneden ipliğe her şeye zam geldi. Zam alacağım diye sevinirken mutfağın yangın yerine geldi. Zam yaparak ülke yönetilmez. Zam yapılarak yönetilen dünyada başka bir ülke var mı? Her şeye zam yaptılar. Daha bin 300 liranın cebini görmediği bir süre içinde mutfağında yangın çıkardılar. Bunu sen daha iyi önümüzdeki günlerde göreceksin. Belki şunu diyeceksin; ‘keşke bu zammı yapmasalardı mutfağımda bu kadar yangın olmasaydı’. Enflasyon 7-8-9 zam yüzde 40. Nasıl geçineceksiniz.”

    “SORUNUN ÇÖZÜMÜ TBMM’DİR”

    Güneydoğu’da, Doğu’da neler olduğunu soran Kılıçdaroğlu, “Bulunduğunuz kenti düşünün 10 gün sokağa çıkma yasağı ilan ettiniz 10 gün. 10 gün sokağa çıkma yasağı olursa, önce sen isyan edersin. Neden bu sokağa çıkma yasakları. Hukuki temeli nedir? Hangi yasa böyle bir yetkiyi veriyor size. 2002’de iktidara geldiklerinde terör diye bir şey yoktu. Kim yönetiyor bu ülkeyi. Kabahat PKK’da diyecekler, bizi kandırdı. Kandırılan bir hükümetten bu ülkeye hayır gelmez. Ben sana 50 sefer söyledim, dilimde tüy bitti. Bu sorunu çözmek istiyorsan adres İmralı değil kardeşim, adres TBMM dedik. Buyurun git. Gittin de ne oldu? Şehirler, iller, ilçeler silah deposu haline dönüştürülürken sen neredeydin. Böyle bir ortamda faturayı masum vatandaş ödüyor. Sorunun çözümü TBMM’dir. Sayın Davutoğlu son geldiğinde de söyledim. Bırakın PKK belasına şimdi önümüze IŞİD belasını getirdiniz. Siz getirdiniz” dedi.

    “BU SORUNU ÇÖZMEK İÇİN SAMİMİ OLACAKSINIZ, GİZLİ KİŞİSEL AJANDANIZ OLMAYACAK”

    “Bu sorunu çözmek için samimi dürüst olacaksınız, gizli kişisel ajandanız olmayacak, millete hesabını veremeyeceğin vaatlerin altına girmeyeceksin” diyen Kılıçdaroğlu, “İdris Baluken açıklama yaptı, ’bize özerklik sözü verdi’ diyor. Hükümet kanadından hiçbir itiraz yok. Anlaşamadık diye bir lafta yok. Millete bilgi vereceksin. Madem bir toplumsal uzlaşma ile bu sorunu çözeceğiz, vatandaşı bilgilendireceksin. Onun desteğini alacaksın. Bütün bunları yapmadın, kendi bildiğini okudun faturayı bölge hakkına çektin” şeklinde konuştu.

    Kılıçdaroğlu, konuşması sırasında Diyarbakır’dan gelen iki mektubu okudu.

  • Büyükşehir, Sporda Geleceğe Yatırım Yapıyor

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Kış Spor Okulları başladı. Kentte kayak sporunda yeni yetenekleri keşfetmek amacıyla düzenlenen spor okullarında bu yıl 5 bin çocuğa kayak eğitiminin verilmesi hedefleniyor.

    Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in talimatıyla geçen yıl başlatılan yaz ve kış mevsimlerinde gerçekleştirilen spor okullarına bu yıl da yoğun ilgi gösterildi. 2017 yılında Erzurum’da gerçekleştirilecek olan Avrupa Gençlik Kış Olimpiyatları’na (EYOWF) hazırlanan şehirde Başkan Sekmen’in kış sporlarıyla ilgili sloganı “Kayak yapmayan kalmasın” felsefesini şiar edinen öğrenciler, 14 kişilik lisanslı antrenör kayak hocası tarafından eğitiliyor. Erzurum Büyükşehir Belediyesi ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün işbirliğinde tespit edilen okullarda öğrenim gören kayak severler, ilgili spor branşının bütün özellikleri hakkında teorik ve pratik eğitime tabi tutuluyor. Palandöken Kayak Merkezi’nde bir günde 360 öğrencinin iştirakiyle gerçekleştirilen ücretsiz kayak eğitiminde yeni yetenekler kayak sporuna kazandırılıyor. Bu arada Kış Spor Okulları’na katılan çocukların kayak kıyafetleri başta olmak üzere tüm ekipman, ulaşım, yiyecek ve diğer ihtiyaçları Büyükşehir Belediyesi ve iştiraklerinden Spor A.Ş. tarafından karşılanıyor.

    KAYAKTA YENİ ŞAMPİYONLARI YETİŞTİRECEĞİZ

    Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Kış Spor Okulları kapsamında kayak sporunda yeni şampiyonların keşfedileceğini ifade etti. Başkan Sekmen, şunları kaydetti. “Erzurum’da kayak sporunu sevdirmek ve sportif altyapıya katkıda bulunmak adına ücretsiz olarak düzenlenen bu projeyle şehrimizin geleceğine yatırım yapıyoruz. Kış Spor Okulları’nda bu sene 5 bin öğrenciye kayak eğitimi vereceğiz. Bir günde 360 yavrumuza, ilgili spor branşının teorik ve pratik bilgilerini aktarıyoruz. ‘Erzurum’da kayak yapmayan kalmasın’ diyerek son 2 yılda sporun bütün branşlarında adeta reform niteliğinde çalışmalara imza attık. Ulusal ve uluslararası organizasyonlarla Erzurum’u sporda marka haline getirmeyi amaçlıyoruz. EYOWF 2017’ye hazırlanan Erzurum’da ilerleyen yıllarda spor branşlarının altyapısına verdiğimiz önemle inşallah büyük sporcular yetiştireceğiz. Spora ve sporcuya sunduğumuz destekle inşallah Erzurum’a Olimpiyat, Dünya ve Avrupa şampiyonları kazandıracağız.”