Etiket: Yapısı

  • Yüksek Mimar Demir: “İstanbul’un alt yapısı mevcut nüfus için yetersiz”

    Yüksek Mimar Hüseyin Demir, nüfusu itibariyle 100 ülkeden daha büyük İstanbul’un 39 ilçesi ve 15 milyonluk nüfusa sahip olmasının birçok sorunu da beraberinde getirdiğini belirterek alt yapı, sosyal ve yeşil alanlar konusunda çözüm önerilerinde bulundu.

    Yüksek Mimar Hüseyin Demir, sorunların çözülmesi için doğru tespit ve çalışmaların yapılması gerektiğini ifade ederek “İstanbul’un başlıca sorunları arasında trafik, çarpık kentleşme, alt yapı eksikliği, yeşil alan azlığı, sosyal alanların az olması, asayiş sorunları ilk sıralarda yer alıyor. Bu sorunların çözümünde yerel yönetimlere büyük görev düşüyor. Yaklaşan yerel seçimlerde çözüm odaklı kişilerin yetki sahibi olmasını temenni ediyorum” dedi.

    İstanbul’un trafik sorununa karşı 10 çözüm önerisi

    “İstanbul’da yaşayan vatandaşların hepsinin şikayet ettiği konuların başında trafik çilesi geliyor ve bu trafik çilesini en aza indirmek için gereken önlemlerin alınması kaçınılmaz duruma geldi” diyen Hüseyin Demir, İstanbul’un trafik sorunlarının çözümü için şu önerileri sıraladı:

    “Toplu taşıma araçlarının daha fazla kullanılması gerekli.

    Kentleşme nüfusunu teşvikler ile kırsal alana yönlendirmek faydalı olacak.

    Toplu taşıma araçları metro, metrobüs, deniz araçlarının daha yaygınlaşması gerekmektedir.

    Yeni yollar yapılması kaçınılmazdır ve yeni yolların çevresi imara açılmamalıdır.

    Teleferik sistemi olabildiğince yaygınlaştırılmalıdır.

    Arabalı vapurlar İstanbul’un her noktasına genişletilmelidir.

    Metrobüs duraklarına büyük otoparklar yapılarak toplu taşıma cazip olmalıdır.

    Şirketler ve devlet kurumları toplu taşıma ile iş yerlerine çalışanları getirip götürmelidir.

    Çalışanlar, çalışma yerlerine yakın oturmalı ve bunun için teşvik edilmelidir.

    Okul, hastane ve diğer devlet kurumları toplu taşıma ile ulaşmaya uygun hale getirilmelidir.”

    “İstanbul’un alt yapısı yetersiz”

    İstanbul’un alt yapısının mevcut nüfus için yetersiz kaldığına dikkat çeken Hüseyin Demir, “1980’de ülke nüfusu 44,7 milyon, İstanbul nüfusu 4,5 milyondu, ülke nüfusu bugün 80 milyon, İstanbul nüfusu 15,1 milyon. Ülke nüfusunun yaklaşık beşte biri ve durum bu olunca hızlı büyüyen bir şehir oldu. İstanbul büyürken çarpık kentleşme plansız büyüme yanlış uygulanan imar yönetimi bugün karşımıza yağmurlu günlerde sel olma riskini çıkardı. Yetersiz alt yapı her ne kadar belediyelerin işi olsa da belediyelerin bu alt yapıyı istenilen düzeye çıkarması için gerekli maddi durumlarının olmadığı kanaatindeyim ve bundan dolayı şehirlerin alt yapı sorunlarının çözülmesinin ancak devlet politikasıyla yapılabileceğini düşünüyorum. Devlet politikası olarak yeni yerleşim yerlerinin 50-100 yıllık bir öngörü ile yeni imar planlarının oluşturulması ileride doğabilecek sorun ve sıkıntıların önüne geçebilir. İmar konusu demişken rant odaklarının daha fazla maddiyat uğruna şehirleri gasp etmelerinin de önüne geçilmesi bir o kadar önem arz ediyor” diye konuştu.

    “İstanbul, sosyal alanlar ve yeşil alan konusunda çok fakir”

    İstanbul’un yeşil alan konusunda her geçen gün kayıp vermesinin önemli bir konu olduğunu belirten Hüseyin Demir, “Yeşil alanların artırılması çok önemli bir konu olduğunu ve bunun bir başlangıcı olarak millet bahçelerinin her şehir her ilçeye her mahalleye yapılmasının çok doğru bir karar olacağını düşünüyorum. İstanbul denizi, kültürü mirasları, yeşili, doğası, dünya ekonomisindeki yeri ve jeopolitik önemi ile dünyanın marka şehirleri arasında olan güzide bir şehrimiz. Bu şehri tüketmek yerine zenginleştirmek tüm İstanbulluların görevi olmalı. Yakın zamanda gerçekleştirilecek yerel yönetimler seçimlerinde İstanbul’u hak ettiği konumların üzerine çıkaracak yöneticileri seçmenizi umuyor ve bekliyorum ve bu şekilde mutlu insanlar mutlu İstanbul hak ettiği noktaya geleceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

  • Şehitler Mahallesi’nin alt ve üst yapısı yenilendi

    MASKİ Genel Müdürlüğü, ’154 Mahalle Projesi’ kapsamında Akhisar’ın Şehitler Mahallesi’nde yürüttüğü çalışmaları tamamlayarak, mahallede sağlıklı alt ve üst yapı sistemi inşa etti.

    Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, uzun yıllar altyapı hizmetinden mahrum kalan kırsal yerleşim yerlerini kaliteli hizmetle tanıştırmaya devam ediyor. MASKİ’nin bu amaçla 17 ilçe genelinde hayata geçirdiği ve büyük altyapı dönüşümünün ikinci ayağı olan ’154 Mahalle Projesi’ ile vatandaşların yaşadıkları sıkıntılar da bir bir çözüme kavuşuyor. Bu kapsamda, Akhisar ilçesine bağlı Şehitler Mahallesi’nde Yatırım ve İnşaat Dairesi Başkanlığınca yürütülen çalışmalar sonlandırıldı. Öncelikle 8 kilometrelik içme suyu ve kanalizasyon hattı inşa eden MASKİ ekipleri, sonrasında ise 20 bin metrekarelik kilit parke taşı döşemelerini tamamladı. Ayrıca mahallede gerçekleştirilen foseptik imalatı sayesinde de atık suların sağlıklı şekilde depolanması ve uzaklaştırılması sağlandı. Çalışmalar sonrası konuşan Şehitler Mahalle Muhtarı Mustafa Başyiğit, “Büyükşehir Kanunu ile birlikte mahallemize gelen hizmetlerden çok memnunuz. Mahallemiz şimdiye kadar böyle işler görmemişti. Hizmete susamıştık. Kanalizasyonumuz yoktu. İçme suyu hatlarımızda çok sıkıntı vardı. Şu an hepsi yapılmış durumda. Bunlar bizim için bir velinimettir. Mahalle halkı olarak çok memnunuz. Emeği geçen tüm ekibe teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun” dedi.

  • Meteorların içindeki mavi kristallerden güneşin ilk yapısı çözüldü

    Bilim adamları, 4,5 milyar yıl önce meteoritlerde, hibonit denen şekillenmiş mikroskobik mavi kristallerden güneşin daha gezegenler oluşmadan önceki yapısını çözdü. Mavi kristallerdeki oluşum enerjik güneşin ihtiyaç duyduğu kimyasal reaksiyonları ortaya çıkardı. Uzmanlar bu durumun, güneşin ilk ilk döneminde azgın devir geçirdiğini ortaya koyduğunu ileri sürdü.

    Uzmanlar, meteorit parçalarında keşfedilen mikroskobik mavi kristallerin güneşte oluşan ilk minareller olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

    Chicago Tabiat Tarihi Sahra Müzesinde saklanan meteoritleri analiz eden bilim adamları bu meteoritlerin güneşin ilk yıllarındaki davranışlarına yeni bir bakış açısı getirdiğini söyledi.

    Bilim adamları enerjik parçacıklar püskürtmesini güneşin çılgınlık çağı olarak isimlendiriyor.

    Güney sisteminin ilk yıllarında, gezegenlerin henüz şekillenmediği zaman güneş büyük bir gaz ve toz bulutu diskiyle çevriliydi. Isı 1500 C civarındaydı.

    Chicago Üniversitesinden Müze Müdürü Prof Philipp Heck,”Günüş hayatının ilk döneminde çok aktif idi. Çok daha fazla patlamalarla yoğun parçacıklı püskürtmeler yapıyordu. Chicago Tabiat Tarihi müzesindeki kristallerdeki minareller güneş sisteminde oluşan ilk minarellerdir” dedi.

    Chicago Üniversitesinde yapılan araştırmada görev alan Levke Kööp, çoğu yüz mikrondan daha küçük olan bu kristallerin 4,5 milyar yıl önce güneş sisteminde oluşan olayların kaydığını koruduğunu söyledi. Levke Kööp, bu zaman süresinde, uzaya enerji parçacıkları savunmaya devam ettiğini, bazılarının da mavi kristallerle çarpıştığını söyledi. Kööp, bu çarpışmaların, milyarlarca yıl süresince kristaller içine hapsolmuş daha küçük atomlar içindeki kristallerdeki kalsiyum ve alüminyum atomlarına bölündüğünü söyledi. Eski meteoritlerden oluşan daha büyük mineral tanelerinin bir insan saç telinin çapından birkaç defa daha büyük olduğunu söyledi.

  • Ordu’nun ekonomik yapısı değerlendirildi

    Ordu ili 2018 yılı 1. Dönem İl Ekonomi Değerlendirme Toplantısı, Vali Seddar Yavuz başkanlığında yapıldı.

    İlin ekonomik durumu, devam eden kamu ve özel sektör yatırımları ve istihdam konularının değerlendirildiği toplantıda konuşma yapan Vali Seddar Yavuz, Ordu’nun yürütülmekte olan kamu ve özel sektör projeleri ile sosyal ve ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşmış bir cazibe merkezi olma yolunda önemli bir dönüşüm süreci geçirdiğini belirtti. Vali Yavuz, tek ürün endeksli tarıma dayalı ekonomisine ve Türkiye’nin gelişmiş kentlerine nispeten fazla olan uzaklığına rağmen, Ordu’nun 2012 yılında yürürlüğe giren yeni teşvik sisteminde etkisiyle özellikle son 6 yılda özel sektör yatırımları noktasında rağbet gören illerden biri olduğuna dikkat çekti.

    Ordu’da faaliyette olan organize sanayi bölgelerinin (OSB) doluluk oranlarının yüzde 100 olduğunu hatırlatan Vali Yavuz, mevcut iki OSB’de 7 bin civarında kişinin istihdam edildiğini vurguladı. Vali Yavuz, “Mevcut 2 OSB’ye ilave olarak, yeni yatırımcılardan gelen talebi karşılamak üzere, 3 yeni OSB kurulması kararlaştırılmıştır. Yeni kurulan 3 OSB’nin kamulaştırma işlemleri de halen devam etmektedir. 3 yeni OSB hizmete girdiğinde yaklaşık 15 bin kişiyi daha Ordu’da istihdam etme imkanı sağlayacağız” diye konuştu.

    Fındık sezonu için tüm tedbirler alındı

    Toplantı sırasında fındık sezonu, uyuşturucu ve Valilik öncülüğünde yürütülen Özel Nedenlerle Mücadele Projesi (ÖNEM) hakkında açıklamalarda da bulunan Vali Seddar Yavuz, 2018 yılı fındık hasat dönemi boyunca, Doğu ve Güneydoğu’dan gelen mevsimlik tarım işçilerinin Ordu’ya gelişleri, konaklamaları ve bunlara yönelik hizmetler konusunda Valilik tarafından tüm tedbirlerin alındığını söyledi.

    Fındık hasadında çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik çalışmalardan da bahseden ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmesi kapsamında imzalanan protokol hükümlerinin Ordu’da aktif bir şekilde uygulandığına dikkat çeken Vali Yavuz, bu kapsamda çocuk işçilerin çalıştırılmaması ve çocukların bu zaman diliminde eğitim, kültürel ve sportif faaliyetlere yönlendirilmesi noktasında önemli gayretlerinin olduğunu belirtti.

    Çocuk işçiliği ile mücadele edilecek

    Vali Yavuz, 2017 yılında 750 civarında çocuğun bu tür faaliyetlere katılımlarının sağlandığını belirterek şunları söyledi:

    “Bu yıl da başta eğitim faaliyetlerine ağırlık vereceğiz. Özellikle dini eğitim almak isteyenler için dini eğitim başta olmak üzere okuma-yazma, diğer becerilerin geliştirmesi dahil olmak üzere gelen çocuklarımızı, inşallah en iyi şartlarda ağırlayacağız. Bununla ilgili olarak da şu anda özellikle çadır alanları başta olmak üzere, banyo, tuvalet gibi zaruri ihtiyaçların karşılanması için en güzel şekilde planlamalar yapılıyor. Ümit ediyorum ki, ilimize gelen kardeşlerimizi en iyi şekilde ağırlayıp, buradan göndermek istiyoruz. Bu vesileyle fındık sezonu başta ilimize üreticimize ve orada çalışacaklara hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. Bol ve bereketli kazançlar diliyorum. Kazasız belasız bir hasat dönemi temenni ediyorum. Bu anlamda da bize yardım eden başta Altınordu Belediyemize, tüm kamu kurum ve kuruluşlarımıza, desteği olan herkese ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum.”

    Uyuşturucu ile mücadele

    Vali Seddar Yavuz açıklamasının devamında, Ordu’da uyuşturucu ile mücadelenin kararlılıkla yürütüldüğünü belirterek, son dönemde yapılan operasyonlar sonucu uyuşturucu madde yakalamasında gözle görülür bir artış olduğuna dikkat çekti. Vali Yavuz, yapılan çalışmalar neticesinde il genelinde jandarma bölgesinde geçen yıla oranla 4 katı uyuşturucu madde ele geçirildiğini ifade ederek, 40 kiloya yakın uyuşturucu maddenin yakalandığını söyledi. Vali Yavuz, “Uyuşturucu ticareti yapan kişilere yönelik, çocuklarımızı, gençlerimizi çalan hain yapılara karşı, etkin bir mücadele yürüteceğimizi ve ellerini-kollarını kıracağımızı söylemiştik. Bununla ilgili yaptığımız çalışmalarda şu ana kadar jandarma bölgesinden neredeyse geçen yıla oranla 4 katı uyuşturucu madde, yani 40 kiloya yakın uyuşturucu madde ele geçirildi. Hint keneviri ekim çalışmaları var. Bunları piyasa sürmeden ele geçiriyoruz. Ele geçirmeye devam edeceğiz. Çocuklarımızı zehirleyen bu zehir tacirlerinin mutlak surette ellerini kıracağız. Açık açık söylüyorum nerde olurlarsa olsunlar, nereye giderlerse gitsinler, onların peşindeyiz. Bütün önceliğimizi gençliğimizi korumaya verdik” şeklinde konuştu.

    ÖNEM Projesi yeni eğitim-öğretim sezonunda da devam edecek

    Vali Seddar Yavuz, kendisinin öncülük ettiği Özel Nedenlerle Mücadele (ÖNEM) Projesine de değinerek, tüm kamu kurum ve kuruluşlar başta olmak üzere, STK’ların ve iş dünyasının da projeye destek vermesi gerektiğini vurguladı.

    Proje kapsamında 19 eylem planının oluşturulduğuna dikkat çeken Vali Yavuz, proje kapsamında 6 bin 50 çocuğa ulaşıldığını hatırlatarak, “ÖNEM projesi özü itibariyle, risk altında çocukların korunmasına yönelik yani riskler oluşmadan, riskleri ortadan kaldırmayı amaçlayan bir proje. Bireysel sağlık sorunları, ailevi sağlık sorunları, suça karışmış (tutuklu) aileler, ekonomik durumu yetersiz olan aileler, madde bağımlısı olan öğrenciler ve mülteci öğrencilere yönelik başlatılan projeye, özellikle kaymakamlarımız, milli eğitim teşkilatımız ve bazı belediyelerimiz destek verdi. Ümit ediyorum ki, önümüzdeki sene belediyelerimiz biraz daha bu işi önemser. Altınordu, Fatsa belediyelerimiz biraz daha buna önem verdi. Ancak, bazı belediyelerimiz işin uzağından baktı. Ama inanıyorum ki, 2018-2019 eğitim-öğretim sezonunda diğer belediyelerimiz de bu projeye dört elle sarılacak. Böyle olduğu takdirde şiddet, madde bağımlılığı gibi birçok kötü alışkanlığa düşmeden çocuklarımızın elinden tutmak mümkün olacaktır. Biz, risk olmadan riskleri ortadan kaldırmayı hedefleyen bir anlayışla yani önleyici hizmetleri çok önemsiyoruz. Polis ve jandarma teşkilatımızın bakış açısı da böyle. Diğer uyuşturucu ve bağımlılık yapan maddelere ilişkin de yaklaşımımız hep aynı. Bir risk oluşmadan sorunu çözmek hedefimiz” dedi.

    “Hami sayısının artmasını diliyorum”

    Vali Yavuz, konuşmasının devamında, proje kapsamında 250 kişinin özel nedenleri bulunan 300 çocuğa hamilik yaptığını belirterek, bu sayının artması gerektiğini söyledi. Bu rakamın Ordu için yetersiz olduğuna dikkat çeken Vali Yavuz, kaymakamların, iş adamlarının, akademisyenlerin, belediye başkanlarının ve eşrafın birer çocuğa hamilik yapmasını önererek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Beklentimiz, para pul değil, sadece onlarla haftada bir kez buluşmaları yemek yemeleri, sohbet etmeleri ve onlara doğru bir rol model olmalarını bekliyoruz. Çocuklarımızı doğru insanlarla buluşturmak, doğru insanlarla sohbet ettirmek istiyoruz. Bu yolla göreceksiniz ki, binlerce çocuğumuz elinden tutacağız, herhangi bir riskle karşılaşmadan onları korumuş olacağız. Bu kampanyamıza özellikle bütün iş adamlarımızla, akademisyenlerimizi, din adamlarımızı, kamu yöneticilerimizi özellikle davet ediyorum. Herkesin bu projeye bizzat sahip çıkmasını bekliyorum.”

    Ordu ili 2018 yılı 1. İl Ekonomi Değerlendirme Toplantısında, İl Kültür ve Turizm Müdür Uğur Toparlak, İl Sanayi ve Teknoloji Müdürü Osman Zeki Ardahanlıoğlu, İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz ve Ordu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü İsa Kaymak tarafından, turizm, sanayi ve hizmet sektörüne ilişkin sunum gerçekleştirildi.

    Toplantı, sivil toplum kuruluş temsilcilerinin sorularının yanıtlanması ve değerlendirmelerin yapılmasının ardından sona erdi.

    Ordu Valiliği Toplantı Salonunda yapılan İl Ekonomi Değerlendirme Toplantısına, Vali Yardımcısı Ahmet Arık, Altınordu Kaymakamı Niyazi Erten, Altınordu Belediye Başkanı Engin Tekintaş, diğer ilçe kaymakamları ve belediye başkanları, kamu kurumlarının yöneticileri ile meslek ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve bazı iş adamları katıldı.

  • İçişleri Bakanı Soylu: “Çok uluslu ticari şirketlere benzeyen yenilikçi bir terörizm yapısı var”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Çok uluslu ticari şirketlere benzeyen yenilikçi bir terörizm yapısı var. Modern yönetim ilkelerini kullanıyorlar. Kendilerine ait finans ağları var” dedi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, resmi temaslarda bulunmak üzere Fransa’nın başkenti Paris’e geldi. Bakan Soylu, “Terörizmin Finansmanı ile Mücadele Konferansı”nda Terörizmin Finansmanı ile Mücadelede İşbirliği konulu oturumda konuştu. Türkiye’nin genel tecrübesinin toplantıdaki kısa konuşma süresine sığdırılamayacağını belirten Soylu, terörle mücadeledeki en büyük eksikliğin ülkelerin birbirilerini dinlememesinden kaynaklandığını ifade etti. Soylu, “Oysa terör örgütleri bizden daha fazla konuşuyorlar, bizden daha fazla birbirleri ile ve modern dünya ile iletişim halindeler. Daha kozmopolitler. Bir Fransız ve İngiliz DAEŞ saflarında PYD saflarında rahat bir şekilde çatışabiliyor” dedi.

    “Yenilikçi bir terörizm yapısı var”

    Terörün 21 . yüzyılda küresel boyutlu bir sorun haline geldiğine değinen Soylu, “Çok uluslu ticari şirketlere benzeyen yenilikçi bir terörizm yapısı var. Modern yönetim ilkelerini kullanıyorlar. Kendilerine ait finans ağları var. Yüksek teknolojiye sahipler. 11 Eylül saldırılarında teröristleri hep birlikte uçak kullandıklarını gördük. Fırat Kalkanı Operasyonu ile ele geçirilen DEAŞ kamplarında bomba fabrikaları, yarım kalmış uçak projeleri gördük. Drone kullanarak saldırı düzenliyorlar. Bilgiden ve internetten alabildiğine teknolojiden en üst düzeyde istifade ediyorlar” şeklinde konuştu.

    Bakan Soylu, toplantıda DEAŞ ve El -Kaide’nin finansman desteğinin hep birlikte konuşulduğunun, oysa Türkiye’nin uzun yıllardır mücadele ettiği PKK ve onun yeni şubesi olan PYD ve YPG ile dünyanın henüz tam olarak tehlikesini kavrayamadığı FETÖ’nün konuşulmadığını belirtti.

    PKK’nın uyuşturucudan elde ettiği gelirin yıllık 1,5 milyar dolar olduğuna dikkat çeken Bakan Soylu, “Göçmen kaçakçılığından özellikle PKK/YPG’nin ve DEA’ın oldukça yüksek bir kazancı var. Yani terörizmin çıktıları ve özneleri arasında simbiyotik bir bağ var. Çıktıları, şiddet, uyuşturucu ve göç. Özneleri ise DEA, El- Kaide, PKK, PYD, FETO. Ve hepsi birbiriyle ortak hareket ediyorlar. İstihbarat ve eleman paylaşıyorlar. Eğer biz, DEAŞ ve el kaide ile mücadele edip diğerlerini ıskalarsak, terör ve onun finansmanı devam edecektir. Patlayan bombanın adı değil, patlamış olması önemlidir” diye konutu.

    Yenilikçi terörizmin finansmanının iki ayağı olduğunu belirten Soylu konumasını söyledi sürdürdü:

    “Bunun birincisi parayı elde etme. İkinci ise paranın illegal transferi. Para kaynakları yağma, Musul Merkez Bankası gibi banka soygunları, uyuşturucu kaçakçılığı, göçmen kaçakçılığının yanı sıra maalesef istihbarat örgütlerinin ve legal devletlerin yardımlarından oluşuyor. Ülkemizde PKK’ya Avrupa’dan birçok dernek eliyle doğrudan para gönderildiği, kriminal raporlarımızda mevcuttur. Keza ABD’nın PYD’ye açıkça 5 bin TIR silah yardımı yaptığı da herkes tarafından biliniyor. Bu silahların terör eylemlerinin yanı sıra silah ticaretine konu olup olmadığından da emin değiliz. Avrupa’da serbestçe gezen ve siyasilerin görüş alışverişinde bulunduğu PYD’nin DEAŞ’la mücadele ettiği iddiası da esas itibari ile gerçek değil. Rakka’dan çıkmak için bu iki örgütün anlaştığını biliyoruz. Biz Fırat Kalkanı Harekatıyla DEAŞ’a operasyon yaparken, PYD DEAŞ’a tek mermi atmadı. Ve aynen bir ey daha ifade etmek istiyorum. PYD’nin DEAŞ’la işbirliği özellikle ölüm yolları dediğimiz göç yollarında birbirine para aktarımı da çok nettir. Bir ülkeden bir ülkeye, Türkiye’ye veya Avrupa’ya bir göç transferinde bir ailenin geçi ücreti 5 bin dolardır. Bundan PYD, bundan DEA, bundan birçok organize ve kaçakçılık örgütü ve terör örgütleri pay almaktadır. Bunlar kulaklarımızı tıkarsak meseleyi teknik boyutta değerlendirir ve irdelersek sonuç alamayacağımız ortadadır.”

    “20 eylemde 300 den fazla vatandaşımız hayatını kaybetti”

    Bakan Soylu, Türkiye’nin bahsettiği bütün bu sorun alanlarıyla, bu örgütlerle ayrım gözetmeden eş zamanlı olarak mücadele ettiğinin altını çizdi. Soylu, 2014 yılından bu güne kadar DAEŞ tarafından ülkemize düzenlenen 20 eylemde 300 den fazla vatandaşımızın hayatını kaybettiğini belirterek, “Bir şeyi ifade etmek istiyorum, bu konferansın başında bir cümle ifade edildi. İslami terörizm diye bir kavram kullanıldı. Eğer İslami terörizm kavramını bu konferansta, kullanılıyorsa biz 21. yüzyılda da terörizm konusunda onu anlama konusunda da daha henüz bir adım atabilmiş daha henüz bir arpa boyu yol alabilmiş değiliz” dedi.

    Bakan Soylu toplantıda, Türkiye’de son 6 yılda DEAŞ’tan 4 bin 378 kişi tutuklandığını, şu anda geri gönderme merkezlerinde bine yakın yabancı savaşçı söz konusu olduğunu söyledi. Terörün en önemli kaynaklarından birisinin uyuşturucu olduğunu belirten Bakan Soylu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

    “Bu uyuşturucu konusunda maalesef Avrupa’da konu özgürlükler babında ele alınıp sentetik uyuşturucu üreten ülkeler var. Burada ortak bir mücadele politikası ve anlayışı göremiyorum. Uluslararası raporlara göre ifade etmek istiyorum, eroin yakalamalarının 2015’te yüzde 16’sı şuanda ise yüzde 20’sinin üzerinde benim ülkem yakalıyor. Türkiye, Avrupa’da eroin yakalamalarının iki katını tek başına gerçekleştirmiş özellikle sentetik uyuşturucuda Avrupa’dan bizim bölgemize Suudi Arabistan’a Orta Doğu’ya nakledilen sentetik uyuşturucularda da ifade etmek istiyorum ki 5 milyonluk rakamı yaklaşık 3 yıllık sürede yaklaşık 30 milyonluk rakama çıkartabilecek bir kabiliyeti ortaya koymuştur. Bunun da terörizm finansmanında çok önemli bir pay olduğunu el betteki ifade etmek lazım. Ve yine diğer bir finans kaynağı ise düzensiz göç buradan PKK DAEŞ hatta Ege üzerinden kaçışlarda aşırı sol örgütleri DHKP-C’nin bir organizasyon faaliyetleri var. Ebetteki hepimiz terörle mücadele etmek zorundayız ama bunu nasıl başardığımızı da somut rakamlarla ortaya koymak durumundayız. Bakınız 2015 yılında 2014 yılında günde Yunanistan’a geçen göçmen sayısı 8 bin 500-9 bin civarındaydı.”

    “Terör kaynaklarında kurutulmalıdır”

    21. yüzyıl terör ülkelerin kendi sınırları içerisinde çözebileceği bir yüz yıl olmadığına vurgu yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Terör kaynaklarında kurutulmalıdır. Bakın Fırat Kalkanı Harekatı’nda yaklaşık harekatı ortaya koyduktan itibaren 165 bin Suriyeli kendi memleketlerine doğru gitti. Ve yine söylüyorum Ortadoğu’dan Kafkasya’dan gelen turistler hangi kaynak üzerinden gelmektedirler, ne türlü paralar ne türlü finansman kaynakları terör örgütlerine aktarmaktadırlar. Ülkeler kendi koordinasyonlarını tüm birimleriyle ortaya koymalıdırlar hem terörle mücadelede hem de terörle mücadelenin finansman boyutunda. Uluslararası işbirliği maalesef bu konuda yeterli değil, maalesef bu kağıt üzerinde var” diye konuştu.

    “Benim teröristim, senin teröristin anlayışı ile bir arpa boyu yol alabilmek mümkün değil”

    Soylu, terörizmin tanımlanması konusunda hala benim teröristim senin teröristin diye bir anlayış ortaya konuluyorsa elbette ki bir arpa boyu yol alabilmenin mümkün olmadığını ifade etti. Devletler bir araya gelirlerse terörizmi de, terörizmin finansmanını da kaldırabilme imkanına sahip olabileceklerini söyleyen Soylu, “Ben bu toplantının hayırlı olmasını temenni ediyorum, inşallah 21. Yüzyıl hayallerimiz sona ermez. Çünkü bu şehre milyonlarca turist geliyor. Ama bir taraftan da elleri tetikte askerler uzun namlulu ve ağır silahlarla meydanlarda dolaşıyorlar. Hiçbirimiz 21. yüz yılı böyle hayal etmedik, hiçbirimiz 21. yüzyılı böyle düşünmedik. Hayal ettiğimiz yüzyılları ancak birlikte ve samimi bir şekilde yakalayabiliriz” dedi.

    Bakan Soylu, toplantı sonrası İçişleri Bakanlığı’nda Fransa İçişleri Bakanı Gerard Collomb ile heyetler arası görüşme gerçekleştirdi.