Etiket: yapılaşma

  • Yapılaşma sebebiyle 88 yılda 10 kat küçüldü, rehabilite edildi, meyve verdi

    Kent merkezinin en büyük yeşil alanı olan ve Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) öncülüğünde yeniden halkın hizmetine sunulan Zeytinpark, 20 bini zeytin olmak üzere yaklaşık 23 bin ağaçla turizm kentine nefes aldırıyor. Girişin ücretsiz olduğu alan ziyaretçilerine farklı aktiviteler sunuyor.

    Antalya’da 1930’lu yıllarda 22 bin dönüm olan ve yapılaşmanın etkisiyle 2 bin 630 dönüme kadar düşen Vakıf Çiftliği, ATB tarafından 2009 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğünden kiralanarak, çeşitli proje çalışmaları başlatıldı. 20 bini zeytin olmak üzere yaklaşık 23 bin ağacın bulunduğu alan rehabilite edildi ve ağaçlardan yeniden mahsul alınmaya başlandı. Zeytinpark, bölgenin cazibe merkezi olması için halkın ve doğaseverlerin hizmetine açıldı. Bölgeye has zeytin ve zeytinyağı ise damak tadına sunularak satış marketi kuruldu. Yeniden hayat bulan Zeytinpark, kent merkezindeki en büyük ağaçlı yeşil alanı olması nedeniyle şehirde de akciğer fonksiyonu görüyor. Girişin ücretsiz olduğu Zeytinpark’a gelenler, kamp, spor, alışveriş, kahvaltı yapmanın yanında en doğal zeytin ürünlerini alabilme imkanına sahip oluyor. Zeytinpark, betonarme yapıların arasında yemyeşil haliyle havadan görüntüsüyle de dikkat çekiyor

    ATB ve Zeytinpark A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, şehir merkezinin akciğeri konumundaki Vakıf Zeytinliğini gelecek nesillere aktarma çabası içinde olduklarını söyledi. Alanın geçmişte 22 bin dönüm olduğunu ve zamanla 2 bin 630 dönümlük parça kaldığını dile getiren Çandır, 20 bin zeytin, 3 bin tane ise diğer ağaç çeşitleri olduğunu kaydetti.

    “Bitki kültürünü yaşatıyoruz”

    Bölgede yetişen ağaçları Zeytinpark’ta görmenin mümkün olduğunu dile getiren Çandır, “Buranın reel peyzajı da bütün bitkileri içeriyor. Bir yandan da Antalya’nın bitki kültürünü burada yaşatmaya çalışıyoruz” dedi.

    Ali Çandır, ağaçların rehabilitasyonlarına önem verdiklerinin altını çizerek “Ağaçları rehabilite ettik ve son 3 yıldır hasat etmeye başladık. İnsanlarımızı yağlarımızla tanıştırdık. Antalya’ya özgü Tavşan yüreği zeytininde coğrafi işaret belgesi alarak, kentimize anlatmaya çalıştık. Çalıştıkça gördük ki tavşan yüreğinden elde ettiğimiz yağ, ilaç gibi bir zeytinyağı. Kanser önleyici etkisinden dolayı önemli bir yağ. Onu da insanımıza tanıtmaya çalışıyoruz ve ilgi artıyor” diye konuştu.

    “Çocuklarımız doğayla buluşuyor”

    Temel amaçlarının Antalya’da yapılaşmanın arasında kalmış yeşil dokuyu ilde bulunan kurumlarla birlikte korumak ve gelecek nesillere aktarmak olduğunu ifade eden Çandır şöyle konuştu:

    “Çocuklarımızı doğayla buluşturmak için çalışmalarımız var. Öğrencilerimizi buraya getiriyoruz dokunarak, görerek ve oynayarak doğayla iç içe olmalarını geliştirmeye gayret ediyoruz. 7 parkurumuz var 2,5 kilometreden 8,5 kilometreye kadar. Burada insanlarımıza yürüme eğitimleri veriyoruz. Yön bulma ve nefes alma eğitimleri vererek doğayla iç içe bırakıyoruz.”

    “Ocak ayı gibi açık artırmada satacağız”

    Alanda iki tane tarihi ağacın olduğunu kaydeden Ali Çandır, “Bir tanesini Ege Bölgesi’nde otoban çalışmasından dolayı sökülen bahçeden getirdik. Bir tanesi bin 200 yaşında, diğeri ise 800 yaşında. Onlar da ürün vermeye başladılar. Ürünleri topladık. Ocak ayı gibi açık artırmada yağlarını satacağız” diye konuştu.

    “Sofralık zeytin fiyatında artış olmasını bekliyoruz”

    Bu yıl iklimsel faktörlerin yanı sıra sinek sorunun da olduğuna dikkat çeken Çandır, sofralık zeytinlerinde sıkıntı olduğunu kaydetti. Toplanan zeytinlerin büyük bir oranının yağ için kullanıldığını dile getiren Çandır, “Bu sıkıntı Türkiye genelinde var. Sofralık zeytinin fiyatında artış olmasını bekliyoruz. Tavşan yüreği zeytinine coğrafi işaret belgesi aldığımız için Antalya’da fiyatı 2 kat artmış durumunda” ifadelerini kullandı.

    “Halkımıza açık ve ücretsiz”

    Zeytinpark hakkında önceden oluşan ön yargılar olduğunu sözlerine ekleyen Çandır, “Ön yargılardan dolayı halka açık olduğunu duyurmakta zorlanıyoruz. Halkımıza tamamen açıktır. Burada kahvaltı yapıp, öğlen yemeğini yiyebilirler. Herkesi buraya davet ediyoruz. Tüm doğallığı burada görebilirler” dedi.

  • Fabrika yangınında faciayı planlı yapılaşma önledi

    Gaziantep’te geçtiğimiz günlerde 4. Organize sanayi Bölgesinde bulunan bir sentetik tekstil fabrikasında çıkan yangında binanın planlı yapılaşması nedeniyle itfaiye ekiplerinin zamanında ve etkin müdahale ile faciayı önlediği ortaya çıktı.

    Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi (GAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Köken, 19 Kasım Pazar günü akşam 20:14 sıralarında meydana gelen sentetik tekstil fabrikasında çıkan yangında fabrika binasının planlı yapılaşması nedeniyle alevlere zamanında ve etkin müdahalede bulunulduğunu söyledi. Köken, “Akınal Sentetik firmasının deposunda çıkan ve hızla yayılan yangının kısa sürede kontrol altına alınarak söndürülmesinde itfaiye teşkilatımızın müdahalesinin yanı sıra firmanın da yapmış olduğu inşaat binasını planlı çalışma yaparak yapılaşma kriterlerine uygun olarak yapmasının büyük faydası görülmüştür. Çıkan yangına OSB’mize ait itfaiye ekibi yangına müdahale etti. Büyükşehir belediyesi itfaiyesi de takviye vererek yetişip yangın söndürme çalışmalarına destek verdi. Özellikle belirtmek isterim ki, bina yerleşkelerinin yapımı sırasında “İmar mevzuatı” yasalarına uygun olarak ve yangına müdahale ihtimali düşünülerek yapılması itfaiyecilerin müdahalesini kolaylaştırarak OSB’ mizde çıkan çoğu yangın olayları sonrasında itfaiyelerimizin müdahale zamanı, şekli ve yeterliliği gibi konular gündeme dahi getirmemiştir. Bölgemiz Sanayicisi Akınal Sentetik firmamıza göstermiş olduğu hassasiyetten dolayı teşekkür ediyorum. Dilerim bu tür kazaları bir daha yaşamayız ama kaza olasıklarını düşünerek ilk başlangıçta gereksiz, pahalı gibi görülen uygulamaların aslında ne kadar faydalı olduğunun iyi idrak edilmesi gerekmektedir. Sanayi Bölgemizde ki yatırım ve de üretim yapan tüm firmalarımıza örnek bir gösterge olmasını isterim” diye konuştu.

  • Bakan Soylu, yaylalardaki kaçak yapılaşma ile ilgili net konuştu

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yaylalardaki kaçak yapılaşmaya dikkat çekerek “Bu sene 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren bizim yaylalarımızda kaçak bin 750’nin üzerinde yapı yapıldı; Bu normal bir şey değil, vallahi değil. 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren yaylalarda yapılan yapılar tek tek yıkılacak; Kimse kusura bakmasın” dedi.

    Trabzon’un Akçaabat ilçesi Yıldızlı mahallesinde bir otelin açılışı sırasında konuşan Bakan Soylu, muhtarlarla bu sabah yaptığı toplantıda söylediklerine vurgu yaparak “İfade etmeliyim ki onlara da söyledim burada sizlere de söyleyeceğim. Bakın hiç iyi olmayan bir rakam vereceğim. Aslında bu kendi İçişleri Bakanlığım görevini de hiç iyi yapamadığım anlamına da gelir. Bu sene 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren bizim yaylalarımızda kaçak bin 750’nin üzerinde yapı yapıldı. Bu normal bir şey değil vallahi değil. Bunu tespit ettirdik. Son bir ayda 1,5 ayda. Valiliğimiz jandarmamız tek tek tespit ettirdiler. Yaylalarımız bize bırakılan miraslardır. Bugün buraya gelecek, buradan bir günlüğüne yaylaya çıktığında neyle karşılaşacak ? 4,5 katlı hangar gibi bir evle karşılaşacaklar. Bu doğru bir şey değil. Bütün bildiklerimizi unutmaya başladık. Evet zenginleşiyoruz bu doğru. Ama bunu doğru bir istikamette yönetmemiz lazım. Paramızı da çarçur etmememiz lazım. İşin doğrusu bu” diye konuştu.

    “Tüm tespitler yapıldı”

    Yaylaya çıkan bir turistin yaylanın güzelliğini görmesi gerektiğini kaydeden Soylu “Buradan gittiği zaman buradaki estetiği yaylada da görebilmeli. Bunu da yaylada yaşayabilmeli. 3 katlı 3,5 katlı-2 katlı hangar gibi ve tamamen bir hazine arazisi. Bunun ötesine de geçmişler. Biz şikayet etme mekanizması değiliz bu doğru. Biz çözüm mekanizmasıyız bu da doğru. Ama bir gece de orada hemen bir katlı binayı, ertesi gece 2 katlı binayı dikiyor, kendinin olmayan araziyi de başkasına satıyor. Bir de yaylanın kendi otantiğine ait olmayan bir şekilde tel örgü veya duvarla çeviriyor. Yayla dediğimiz yer açık arazidir, özelliği budur zaten. Kendimize ait yeni işler icat etmeye başladık. Bunlarla ilgili tüm tespitler yapıldı. 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren yapılanlar yıkılacak. Hiç kimse kusura bakmasın. Bin 750-bin 750. Hiç kimse kusura bakmasın. Biz burayı geçmişimizden aldığımız emaneti kirleterek geleceğimize bırakamayız. Bunlar tek tek yıkılacaklar” diye konuştu.

    “Bin 750 rakamını aldım; inanın kendimi sorgulamaya başladım”

    “Ben bugün bin 750 rakamını aldım inanın kendimi sorgulamaya başladım” diyen Soylu “Demek ki biz terörle uğraşırken başka şeyleri biraz ihmal etmişiz. Kendi kendime kabahat buldum işin doğrusu Buraya ihtiyaç var. 1 milyon 520 bin kişi Trabzonumuza ziyaretçi olarak geldi hala gelmeye devam ediyor. Otellerimizin doluluk kapasitesi yüzde 95’in üzerindedir; Trabzon’da. Bu çok büyük bir rakam. Sadece 2 milyon 773 bin konaklama var, Trabzon adına bu büyük bir rakamdır. Özellikle çok tebrik ediyorum. Bir meseleyi daha paylaşmamız lazım. Arkadaşlarımız buradayken Yahya bey buradan ayrılanların memnuniyet derecelendirmesini yapmış arkadaşları ile beraber. Ben bunu çok önemsiyorum. Sabah kahvaltısından memnun mu ? veya çalışanların kendilerine hizmet yaklaşımlarından memnun mu ? ulaşımdan, trafikten memnun mu ? Bütün bunları yukarıdan aşağıya yaklaşımlarını ortaya koymuş. Ve bunlar bizim düzeltmemiz gereken, önümüzdeki sezonki konular diye önümüze koydu” ifadelerini kullandı.

    Yapılan konuşmaların ardından otelin açılışı törenle gerçekleştirildi.

  • Gümüşhane yaylalarındaki kaçak yapılaşma

    İl genelinde 430 yaylası bulunan Gümüşhane’de, mera ve yaylalardaki kaçak yapılaşmayla etkin mücadele konusunda alınacak önlemler ve atılacak adımlar Vali Okay Memiş’in başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda masaya yatırıldı.

    Valilik Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantıya, Garnizon Komutanı Albay Cezayir Danışan, Vali Yardımcısı Şenol Turan, Kelkit Kaymakamı Naif Yavuz, Şiran Kaymakamı Murat Özdemir, Kürtün Kaymakamı Mehmet Durgut, Köse Kaymakamı Turan Solukoluk, İl Emniyet Müdürü Orhan Kar, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ekrem Akdoğan, Milli Emlak Müdürü Fazlı Öztürk, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Edip Birşen, Gıda, Tarım ve Hayvancılık ilçe müdürleri ve ilgili kurum temsilcileri katıldı.

    Artan turizm hareketliliğiyle birlikte yaylalara hizmetler götürülürken aynı zamanda kaçak yapılaşmayla da mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yapan Vali Memiş, yeni kaçak yapılaşmayı önlemek ve daha önceden yapılmış olan kaçak yapılar konusunda gerek mevcut kanunlar çerçevesinde atılması gereken adımlar gerekse de gerçekleştirilmesi gereken yasal düzenlemeler hakkında görüş alışverişinde bulunmak için bu toplantıyı düzenlediklerini söyledi.

    “Yaylalarımız bizim doğal zenginliğimiz ve aynı zamanda da turizm altyapımız demek”

    Gümüşhane’nin 320 köyü ve 430 yaylası olduğunu kaydeden Vali Memiş, “Köy sayımızdan daha fazla yaylamız var ve yoğun kullanıma sahip. Özellikle bazı yaylalarımız sadece ilimize değil, bölgemizdeki diğer illere de hitap ediyor. Yaylalarımız bizim doğal zenginliğimiz ve aynı zamanda da turizm altyapısı demek. Biz bu yaylalarımıza hizmet götürülmesini istiyoruz ve götürüyoruz da. Müthiş bir doğal güzellik buralar” dedi.

    “Başka illerde ki yaylalarda yapılaşma yasak, Gümüşhane’de serbest” gibi bir algıyı asla kabul etmediklerini belirten Vali Memiş, “Bunu çözmemiz, yeni yapılaşmaların önüne geçmemiz lazım. Yapılaşmayı mutlaka kontrol altına almalı ve durdurmalıyız. Bunun prosedürü neyse ona göre hareket edilmesi lazım” diye konuştu.

    Vali Memiş’in konuşmasının ardından toplantı karşılıklı görüş alışverişinde bulunulmasıyla devam etti.

    En çok yayla Kürtün’de

    Gümüşhane’de mera komisyonunun tespitine göre Merkez ilçede 138, Kelkit ilçesinde 28, Köse ilçesinde 8, Şiran ilçesinde 24, Torul ilçesinde 68 ve Kürtün ilçesinde 164 olmak üzere toplam 430 yayla var. Bu yayla ve meraların yaklaşık 300’ü Trabzon ve Giresun sınır bölgelerinde yer alıyor. Bu alandaki yaylaların yüzde 75’i de il dışından gelen vatandaşlar tarafından kullanılıyor.

    15 bin binanın 5 bin 810’u kaçak

    2016 yılı sonu itibariyle Merkez ilçesi yaylalarında bin 950, Köse ilçesi yaylalarında 26, Kelkit ilçesi yaylalarında 216, Şiran ilçesi yaylalarında 230, Torul ilçesi yaylalarında 780 ve Kürtün ilçesi yaylalarında 2 bin 607 olmak üzere toplam 5 bin 810 kaçak bina tespit edildi. Mera kanunu çıkmadan önce yapılan taş ve ahşap binalarla birlikte yaylalardaki konut stokunun 15 bin dolayında olduğu tahmin ediliyor.

    Mera ve yaylaklarda tespit edilen kaçak yapılaşma ile ilgili 3091 sayılı kanunun kapsamında 2002 yılından bugüne toplam 715 işlem yapılırken, 2015 yılında işlem yapılan bina sayısı 28 iken 2016 yılında bu sayı 239 olarak gerçekleşti.

  • Yol yapım çalışmaları ve bilinçsiz yapılaşma heyelan riskini artırıyor

    Zonguldak yaşanan heyelan ve sel felaketlerini tetikleyen risk faktörlerini açıklayan BEÜ Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Kurtuluş Sedar Görmüş, doğal su toplama çizgilerinin korunması gerektiğini vurguladı.

    Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kurtuluş Sedar Görmüş, Türkiye ve Zonguldak’taki heyelan riskleri hakkında açıklamada bulundu. Türkiye’de heyelanın en fazla İç ve Doğu Anadolu Bölgeleri başta olmak üzere Karadeniz Bölgesi’nde yaşandığına dikkat çeken Görmüş, heyelanı tetikleyen risk faktörlerini de maddeler halinde anlattı.

    Maden Tetkik Arama (MTA) kurumuna ait aktif ve eski heyelan bölgelerini de harita üzerinde değerlendiren Görmüş, “Oluşan heyelanların yoğunlukla dağlık kesimde yükseltinin fazla olduğu kesimde meydana geldiğini bu haritalardan da görebiliyoruz. Biz il olarak baktığımızda yüzde 56’sı dağlık ve engebeli bir bölgede yaşıyoruz. Heyelan ve sel baskınları ile birebir maalesef ilişkisi var. Bir araştırma yaptığımızda Türkiye’de heyelanların başlıca sebepleri, yükseltinin olması, toprak özellikleri -toprağın kirli olması, şehirsel alanlarda dik meyil, yamaçların üzerinde artan kaçak yapılaşma, yol yapım çalışması ile yamaç denge profilinin bozulması heyelan oluşumunu tetikleyen durumlardır” dedi.

    “Zonguldak, bütün olumsuz özellikleri barındırıyor”

    Heyelan ve seli tetikleyen faktörlerin Zonguldak’ta tamamının yaşandığına dikkat çeken Görmüş, şöyle devam etti:

    “Bu dört maddeye baktığımızda hepsinin Zonguldak bölgesinde toplandığını görüyoruz. Yükseltiler mevcut, kirli toprak özelliği mevcut, şehirsel bölgelerde dik alanlarda dik meyil, artan kaçak yapılaşma Zonguldak bölgesinde maalesef var. Yol yapım çalışması örneğine Devrek’te yaşanan heyelanda yaşadık. Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak da orada çalışmalara destek verdik. Valilik ve AFAD ile yaptığımız çalışmaları da paylaşmıştık. Orada da heyelan topuğunun alınması ile birbirini tetikleyen heyelanların peş peşe geldiğini görmüştük. Zonguldak bu anlamda bütün olumsuz özelliklerin hepsini barındırıyor. Yoğun yağış altında su toplama çizgilerinden sular akarak derelere deşarjı sağlanıyor. Doğal bir şekilde arazi sudan kurtulmuş oluyor. İşte bu noktada bizim için yanlışlar başlıyor. Yol yapım çalışmaları, bilinçsiz yapılaşma, arazilerin bu anlamda kullanılması, çizgilerin de doğal yapının da bozulması sebebiyle yağmur sularının deşarjı sağlanamıyor, zemin fazlasıyla suya doyuyor ve heyelan maalesef meydana geliyor. Ana sebeplerden birisi budur.”

    “Doğal su toplama çizgileri korunmalıdır”

    Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Kurtuluş Görmüş, doğal su toplama çizgilerinin korunması gerektiğine dikkat çekti. Görmüş, “Bölgemizdeki bütün akarsu havzalarının sel taşkın karakterini belirlemek oldukça önemli. Doğal su toplama çizgileri korunmalıdır. İyi projelendirilmiş menfez inşaatlarıyla iyi bir şekilde direne edilerek akarsu ve derelere deşarjı sağlanmak zorunda. Evsel atık sularının bahçelere boşaltıldığı durumlar da var. Bunları özellikle kanalizasyon hatlarına bağlanması ve kanalizasyon hatlarının da gözden geçirilmesi, aynı zamanda iyileştirilmesi gerekiyor. Bölgede yol inşa ediyoruz, su toplama çizgileri de o yol inşaatıyla birlikte tahrip oluyor” diye konuştu.