Etiket: Yapıların

  • Çok katlı ahşap yapıların depreme karşı dayanıklılığı araştırılıyor

    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi’nce yürütülen proje kapsamında çok katlı ahşap yapıların depreme karşı dayanıklılığı araştırılıyor.

    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gürsel Çolakoğlu, Öğretim üyeleri Prof. Dr. Semra Çolak, Prof. Dr. İsmail Aydın, Doç. Dr. Cenk Demirkır, İnşaat Müthendisliği öğretim üyelerinden Doç. Dr. Ahmet Can Altunışık, TUBİTAK tarafından desteklenen proje kapsamında, kontrplak kaplı ahşap yapı perde duvarlarının yapısal davranışları ve simsik dayanım performanslarının belirlenmesine yönelik bir çalışma yapıyor.

    Konuyla ilgili bilgiler veren Orman Fakültesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cenk Demirkır, söz konusu proje sayesinde Türkiye’nin ulusal anlamda ahşap yapılara verdiği önemin daha da artmasını hedeflediklerini belirterek “Pek çok deprem ülkesi tarafından kullanılan ahşap yapılar, depreme dayanıklı yapıların en önemlileri olarak gösterilmektedir” dedi.

    Demirkır, Türkiye’de 1999 yılında yaşanan depremlerin ardından betonarme yapılarda izlenen ağır hasarların ahşap yapılarla ilgili Türkiye’deki yaygın anlayışların sorgulanmasını gündeme getirdiğini hatırlatarak, “Türkiye’de de ahşap taşıyıcı sisteme sahip yapılar yaklaşık 40 yıl öncesine kadar yaygın bir şekilde geleneksel olarak inşa edilmişlerdir. Yangınlar, çürüme, malzeme darlığı, ormanların azalacağı düşüncesi ve hızlı kentleşmeye bağlı olarak betonarme yapıların artması ahşap yapılardan vazgeçilmesine neden olmuştur. Oysaki ABD, Kanada, Japonya ve Avustralya gibi deprem tehdidi altındaki ülkeler, gelişen teknolojik imkanlardan da yararlanarak ahşap yapı inşasına devam etmişlerdir. 1999 yılı depremi sonrasında betonarme yapılarda izlenen ağır hasarlar, geleneksel ahşap karkas yapıların depremi hasarsız ya da az hasarlı aşmaları, ahşap yapılarla ilgili Türkiye’deki yaygın anlayışların sorgulanmasını gündeme getirmiştir. Depreme hassas bölgelerde özellikle ahşap yapıların tercih edilmesi bir deprem ülkesi olan Türkiye’de ise bu kültürden vazgeçilmesi bir tezat oluşturmaktadır. Ahşap yapıların gösterdiği performans ve ülkemizde yaşanan depremler sonrası can kayıpları dikkate alındığında ahşap yapı kültürünün yeniden canlandırılması bir zorunluluk olarak görülmektedir. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2012-2023 Deprem stratejisi ve eylem planında depreme dayanıklı binaların tasarım, malzeme ve standartlarını içeren çalışmaların destekleneceğini açıklayarak Türkiye’de deprem bilincinin artırılması ve depreme dayanıklı yapıların geliştirilmesi konusunda çalışmalara ağırlık verilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Pek çok deprem ülkesi tarafından kullanılan ahşap yapılar, depreme dayanıklı yapıların en önemlileri olarak gösterilmektedir. Ahşabı yapı maksatlı kullanan ülkelerin hemen hepsi kendi ülke şartlarına göre ahşap ve yapı için pek çok standart ve el kitabı geliştirmiştir. Bu tür standart ve el kitapları ahşap mimarisinde ortaya çıkabilecek sorunların çözümünü inşa aşamasında ortadan kaldırmak için en önemli yollardan biridir. Ülkemizde ahşap yapı üzerine çok sınırlı çalışmalar yapılması nedeni ile bu tür kaynak ve bilgiler Türkiye koşulları için mevcut değildir. Bu proje ile ülkemizde yetişen ve yapı maksatlı kullanım amacına uygun ağaç türlerinden üretilen kontrplak levhaların ahşap yapılarda dayanım üzerine etkisi ortaya konularak böylesi bir kaynak oluşumuna temel oluşturmak planlanmıştır” diye konuştu.

    “Ülkemizde ahşap yapılar yeteri kadar ilgi görmüyor”

    Projenin TÜBİTAK tarafından desteklendiğini de kaydeden Demirkır, “Bu bir TUBİTAK projesi. Bu proje kapsamında özellikle Türkiye’nin ulusal anlamda ahşap yapılara verdiği önem daha da artması gerektiğini düşündük. Son dönemlerde ülkemizde ahşap yapı sektörünün gelişmesi, inşaat sektörünün canlanmasına bağlı olarak ahşabın da ele alınarak iyi bir yapı malzemesi olarak değerlendirilmesi düşünüldüğünde böyle bir projeyi yapma kararı aldık. Ulusal olarak çok özgün bir proje olarak görüldü ve TUBİTAK tarafından ve desteklendi. Osmanlı’dan beri gelen bir mimarı anlayışa sahip olmamıza rağmen ahşap mimarı neredeyse unutulmaya yüz tutmuş. Bizde bunları göz önüne alarak özellikle Avrupa’da ve Amerika’da yapılmış çalışmalara baktığımızda buralarda sürekli bir standartlaşmaya gidilmiş. Bizim ülkemizde ahşap yapılar henüz yeteri anlamda ilgi görmediğinden böyle bir kataloğumuz böyle bir ürün yelpazemiz bunu üreticilere sunacak bir bilgimiz yok. Buradan yola çıkarak ülkemizdeki ağaçlarımızı kullanarak kendi ahşap yapımızı üretelim. Bunun içinde üreticilere bir fırsat sağlayalım. Sonuç olarak Türkiye için ulusal anlamda ahşap yapılara yönelik olarak bir alt yapı hazırlayalım. Projemiz bu şekilde başladı” şeklinde konuştu.

    Turizme ahşaplı destek

    Ahşap yapıların turizme canlılık kazandıracağına dikkat çeken Demirkır, şunları söyledi:

    “Yaylalarda ve köylerde insanları ahşap yapıları teşvik eder yönlendirirsek bir bakıma turizmi de hareketlendirmiş olacağız. Şu an Karadeniz Bölgesi depremde uzak olarak gözükse de ülkemiz bir deprem ülkesi. Bunu çok acı tecrübelerle yaşadık. O nedenle depreme daha çok dayanıklı olan depremde daha iyi performans gösterebilen iyi bir mühendislik ürünü sergilendiğinde, ahşap yapıyla birleştirildiği zaman depremde daha da avantajlı olacak. Ahşap yapıların yönlendirilmesi ve bunlara olan ilginin artırılması bizim ve ülkemiz içinde çok önemli olduğunu düşünüyorum. Şu an ülkemizde ahşap yapılarda 3-4 kattan yüksek olan yok. Özellikle uluslararası anlamda Avrupa’ya, Amerika’ya baktığımızda 8-9 katlı hatta gökdelen şeklinde ahşap yapıların üretimine geçtiğini görüyoruz. Bizim bundan sonraki aşamalardaki amacımız daha yüksek katlı yapılara yönelik olarak çalışma yapmak. Ülkemizde bunların dayanımlarını kontrol ederek ’Ahşap yapılar konusunda yüksek katlı binalara geçilebilir mi ?’ sorusuna cevabını bulmak olacak.”

  • Bakan Özhaseki: “Türkiye’deki yapıların yüzde 50’si sağlıklı değil”

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nde yaptığı açıklamada, “Türkiye’deki yapı stoğunun yüzde 50’ye yakını sağlıklı yapılardan oluşmuyor” dedi.

    Çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Gaziantep’e gelen Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i makamında ziyaret etti. Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu ve AK Parti İl Başkanı Eyüp Özkeçeci de ziyarette hazır bulundu. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Bakan Özhaseki’ye Gaziantep’te kentsel dönüşümle ilgili sunum yaptı.

    “Yapıların yüzde 50’si sağlıklı değil”

    AK Parti’nin yerel yönetimlere büyük önem verdiğini belirten Mehmet Özhaseki, “AK Parti ve liderimiz bakanlık yapan isimleri büyükşehir belediye başkanlıklarına taşıyarak şehirlere ve yerel yönetimlere ne kadar önem verdiğini ortaya koymuştur. Gaziantep’te belediyecilik örnekleriyle ilgili güzel çalışmalar yapılıyor. Doğrusu bize de destek olmak düşer” şeklinde konuştu.

    Türkiye’deki yapıların yüzde 50’sinin sağlıksız olduğuna dikkat çeken Özhaseki, “Türkiye açısından baktığımız zaman, ülkemizdeki yapı stoğunun yüzde 50’ye yakını sağlıklı yapılardan oluşmuyor. Ciddi depremlerde yıkılma riskiyle karşı karşıyalar. Aynı zamanda dönüşüm ilan edip de yaptığımız veya sağlam olarak gördüğümüz yapılarda da kimliksiz yapılarla karşı karşıyayız. Bir şehirdeki yapılara geriden silüet olarak baktığınızda aslında o şehirde yaşayan insanların örflerini, adetlerini, sosyal yaşam biçimlerini hatta dini inanışlarını bile belirtir. Şimdi şehirlere baktığımız zaman ne yazık ki bizim kendimize has değerlerimizi yansıtan kimlikleri göremiyoruz. Bu ikisi de bizim içimizde bir yara binlerce yıl yaşayan kadim medeniyetler üzerine kurulmuş ve bizim kendimize has medeniyetimizi inşa ettiğimiz şu dönemlerde işimiz sıfır şehirler inşa etmek kadar kolay değil. Kentsel dönüşümle ilgili partimizin attığı adımlarla ilgili bizim de çok hızlı davranarak müdahil olmamız ve karar süreçlerini aşmamız gerekiyor. Biz çözüm makamındayız bunda inisiyatif almaktan kaçınmayız yeter ki vicdani ve insani olsun. Gaziantep özelinde de birçok yapının kaçak yapı olduğunu biliyoruz. Göç almaktan dolayı bir takım sıkıntıları olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’ye örnek projeyi başarıyla tamamladık”

    Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise “Kentsel dönüşüm ile tüm Türkiye’ye örnek bir çalışmayı başarmış durumdayız. Ama şuanda önümüzde bir zorluklarımız var. Bu zorlukları hem teknik hem de mali olarak aşılabilmesi konusunda sizin yardım, talimat ve desteğinize ihtiyacımız var” dedi.

    Fatma Şahin, “Gaziantep 350 bin mültecisi var. Somali’den ticaretten dolayı Güneydoğu’dan sürekli göç alan bir şehir. Göçü berekete dönüştürmek de bizim elimizde. Toplumun önünde olan insanlar olarak, kentsel dönüşümde, yeni bir bakış ve döneme ihtiyacımız var. Bu toplantının sonunda yeni hedeflere doğru bakanımızın talimatları ile yürüyeceğiz. Kredi destekleri gelmemiş olsaydı, birçok yatırımı yapamazdık. Bu kadar sıkıntıya rağmen Büyükşehir ve GASKİ bünyesinde 600 milyon TL yatırım yaparak huzurlarınıza geldik” diyerek, kentsel dönüşüm alanında yaşanılan sıkıntılar hakkında detaylı sunum yaptı.

  • Prof. Dr. Akçakaya: “Tabip Odası, İdeolojik Yapıların Peşinden Koştu”

    İstanbul Tabip Odası Başkan adayı Prof. Dr. Adem Akçakaya, mevcut yönetimi eleştirerek, “Şu andaki tabip odası yönetimi, hekimlerin bir çok sorunu varken bir takım etnik, azınlık ya da farklı ideolojik yapılanmaların peşinde koştu ve onlara yönelik hizmet yaptı” dedi.

    İstanbul Hekim Dayanışması Grubu adayı Prof. Dr Adem Akçakaya, yarın yapılacak İstanbul Tabip Odası seçimleri öncesinde projelerini anlattı.

    İstanbul Tabip Odası’nın dünyanın en büyük tabip odalarından biri olduğunu söyleyen Akçakaya, “Ülkemizdeki son dönemlerde yaşanan bir takım sıkıntılar var. Ülkemiz terör olayları yaşadı. Hekimlerin de yaşadığı mağduriyetler oldu. Hekimlerin ve ülkenin mağduriyetleri birleştiği anda, ‘bunları nasıl çözebiliriz’ diyerek bir araya geldik. Çeşitli siyasi görüşten, farklı ideolojik yapıdan insanların bir araya geldiği bir grup İstanbul Hekim Dayanışması. Bu grubun temel özelliği ülkemizi bölünmez bütünlüğünü desteklemek ve hekimlerin haklarını her koşulda savunmak. İstanbul Hekim Dayanışması bu amaçla oluşturuldu” diye konuştu.

    “TABİP ODASI FARKLI İDEOLOJİK YAPILANMALARIN PEŞİNDEN KOŞTU”

    Mevcut İstanbul Tabip Odası yönetimini eleştiren Akçakaya, “Şu andaki tabip odası hekimlerin bir çok sorunu varken bir takım etnik, azınlık ya da farklı ideolojik yapılanmaların peşinde koştu ve onlara yönelik hizmet yaptı” ifadelerini kullandı.

    “ONLARIN PERDE ARKASINDAKİ İDEOLOJİK YAPILARIN FARKLI GÜNDEMİ VAR”

    Hekimlerin ciddi sorunları olduğuna dikkat çeken Akçakaya, “Aile hekimlerinin hizmet alanlarında ciddi kayıplar oldu. Son zamanlarda nöbet dayatması, fazla mesai dayatması, kaybettikleri maddi olanaklar var. Ciddi bir performans dayatması var. Hekimlerin maaşları sabit ve belirli bir geliri elde edebilmek için ek performans üretmek zorundalar. Bu hekimleri çok çalışmaya ve gereksiz iş yükü altında bırakmıştır. Bu ortaya çıkan iş yükünü karşılayabilmek için hekimleri çok daha fazla çalışıyor, fazla hasta bakıyor. Bu arada eğitim, araştırma ne oldu geriledi. Hizmet yükünün altında ezildi. Asistanlar, eğitim alması gereken arkadaşlarımız maalesef hizmet yükü ile boğuldu. Buna yönelik şuandaki tabip odamız bir şey yapıyor mu. Maalesef yapamıyor çünkü onların perde arkasındaki ideolojik yaklaşımların farklı gündemi var” diye konuştu.

    “TABİP ODASININ FONKSİYONU HEKİMLERİN HAKKINI KORUMAK, İDEOLOJİK YAPILARI SAVUNMAK DEĞİL”

    Akçakaya, meslektaşlarının haklarını koruyan bir Tabip Odası Yönetimine ihtiyaç olduğunu savunarak, “Tabip odasının asli fonksiyonu kendi üyelerinin hakkını korumak olmalı, diğer ideolojik yapıları savunmak değil. Din, dil ırk ayrımı yapmadan birliktelik oluşturup bu hakları korumalıyız. Üniversitelerde maalesef ilim üretme, araştırma yapma fonksiyonu ortadan kalktı. Buna yönelik yapılan çalışmalar maalesef yetersiz. Bunu savunabilecek, görüş üretebilecek bir tabip odasına ihtiyaç var. Biz diyoruz ki İstanbul Hekim Dayanışması olarak bilimsel verilerle eğitime araştırmaya hizmet için yeni yapılanma şart. Bunu oluşturacağız” dedi.

    “TABİP ODASI KRONİK BİR MUHALEFET YAPIYOR”

    Seçilmeleri halinde bütün kesimlerle diyalog halinde olacaklarının altını çizen Akçakaya, şunları söyledi:

    “Şuandaki tabip odasından farkımız diyalog içinde olacağız. Hekimlerin kazanımlarını sağlayabilmek için hükümetle ya da herhangi bir düzenleme yapacak meslek örgütleri ile bir araya gelip konuşabilmeyi sağlayacağız. Bunu sağlayamayan, hükümeti, devleti ötekileştiren bir tabip odası sonuç alamaz. Çünkü kronik bir muhalefet yapıyor ve bundan kazanım elde etmesi mümkün değil. Diyalog içinde biz hekimlerin haklarını koruyacağımıza inanıyoruz. Biz yarın tüm hekim arkadaşlarımızı sandığa çağırıyoruz. Bu kendi meslek onurunuz için şart. Ne kadar güçlü bir katılım olursa o kadar güçlü bir tabip odası olacağız”