Etiket: yapılanmasının

  • Aydın’da FETÖ’nün emniyet yapılanmasının yargılanmasına başlandı

    Aydın’da yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında örgütün 44 sanıklı Efeler’deki emniyet yapılanmasının yargılanmasına başlandı.

    Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturması kapsamında Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iddianamesi kabul edilen örgütün Efeler ilçesindeki polis yapılanması ilk kez hakim karşısına çıktı. Aydın Gençlik Merkezi Şehit Fethi Sekin Tiyatro ve Konferans Salonu’nda 16’sı tutuklu 28’i ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılan 44 sanıklı davanın ilk duruşmasına 12’si tutuklu ve 24’ü de adli kontrol şartıyla serbest bırakılan 36 eski polis ile sanıkların avukatları ve aileleri katıldı. Tutuklu bulunan 12 sanık geniş güvenlik önlemleri altında duruşma salonuna getirildi.

    Dava kapsamında ilk ifadesi alınan tutuklu sanık Ahmet C., hakkındaki örgüt kurmak ve yönetmek suçlamasını reddetti. Bank Asya’daki hesabı sorulan Ahmet C., emekliliğine 5 gün kala tutuklandığını belirterek, “Bank Asya’nın FETÖ’nün bankası olduğunu bilmiyordum, 15 Temmuz’dan sonra öğrendim. Bu davada 44 kişi yargılanıyoruz. Bunlardan 7-8 kişiyi aynı birimde çalıştığımız için tanıyorum, gerisini tanımıyorum. FETÖ terör örgütünün ne üyesi, ne de yöneticisiyim. Bu örgütle hiçbir alakam olmadığı için etkin pişmanlıktan da yararlanmak istemiyorum” dedi.

    “Böyle bir suçla suçlanmak kanımı donduruyor” diyerek ifadesine başlayan Hanifi E. ise, “23 yıldır emniyet mensubuyum. Hukukun dışında davranışım olmadı. Terör örgütüne bağım ve sempatim söz konusu değildir. Suçlamaları kabul etmiyorum ve tahliyemi talep ediyorum” diye konuştu.

    ByLock tespit sitemine güvenmiyormuş

    Terör örgütünün şifreli haberleşme programı ByLock’u kullandığı tespit edilen ancak hakkındaki örgüt üyeliği suçlamasını reddeden Ali Talip K. ise, şu şekilde ifade verdi: “ByLock tespit sisteminin güvenli olmadığını düşünüyorum. Belge ve bilgiler gelince ayrıntılı savunma yapacağım. Tahliyemi talep ediyorum.”

    44 sanıklı davanın ilk duruşmasında Nazilli, Denizli, İzmir ve Burdur’daki cezaevlerinde tutuklu bulunan 4 sanık ise SEGBİS sistemiyle görüntülü olarak ifade verdi. Sanıklar hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma, yönetmek ve terör örgütlerine yardım etmek” suçlamasıyla 7,5 ila 15 yıl arasında hapis cezası talep ediliyor.

  • FETÖ’nün Söke’deki öğretmen yapılanmasının yargılanmasına başlandı

    Aydın’da yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında örgütün 23 sanıklı Söke’deki öğretmen yapılanmasının yargılanmasına başlandı. FETÖ’nün bir terör örgütü olduğunu kabul eden tutuklu sanık, “Bence FETÖ grubu silahlı terör örgütüdür, cemaat değildir. FETÖ/PDY tarafından gerçekleştirilenleri lanetliyorum” dedi.

    Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturması kapsamında Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iddianamesi kabul edilen örgütün Söke’deki öğretmen yapılanması ilk kez hakim karşısına çıktı. Aydın Gençlik Merkezi Şehit Fethi Sekin Tiyatro ve Konferans Salonu’nda görülen ilk duruşmaya 12’si tutuklu ve 10’u da adli kontrol şartıyla serbest bırakılan 22 sanık ile sanıkların avukatları ve aileleri katıldı. Dava kapsamında firari 1 öğretmenin de arandığı bildirildi.

    Aydın ve Söke’deki cezaevlerinde tutuklu bulunan 12 sanık geniş güvenlik önlemleri altında duruşma salonuna getirildi. Binanın etrafında kuş uçurtmayan polis ekipleri, basın mensuplarının da görüntü almasını engelledi. FETÖ’nün Söke’deki öğretmen yapılanmasına yönelik olarak öğretmenler A.G. ve A.B.’nin 1 ve 2 numaralı sanık olarak yer aldığı iddianamede 23 kişi hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütlerine yardım etmek” yardım etmek suçlamasıyla 5 ila 10 yıl arasında hapis cezası talep ediliyor.

    Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mustafa Ümit, davanın ilk duruşmasına katılan tutuklu ve serbest sanıklara kendilerine gönderilen iddianameyi okuyup okumadıklarını sordu. Sanıkların haklarındaki suçlamaları bildiklerini söylemesinin ardından ifade işlemlerine geçildi.

    Avukat talebinde bulunmayan 1 numaralı tutuklu sanık öğretmen A.G., kendi savunmasını yaptı. Suçlamaları kabul etmeyen A.G., “Bu suçlamayla burada bulunmak benim için acı ve ızdırap kaynağı. FETÖ’nün gerçekleştirdiği hain darbe girişimini lanetliyorum. Antidemokratik bir şekilde milletin üzerine tank süren bir örgütle ismimin anılmasından dolayı çok üzgünüm. Aklımı hiç kimseye kiraya vermedim ve bütün kararlarımı kendimin vereceğini herkes bilir. Öğretmenlik hayatım boyunca da öğrencilerime ben bunları tavsiye ettim. Terör örgütüne üye olmak suçuyla suçlanmak çok acı ve bu konuda adalete güveniyorum. Örgütün hiçbir faaliyetine katılmadım. Terör örgütü üyesi olduğuma dair herhangi bir delil yoktur. Hakkımdaki iddialar şüpheden ibarettir. FETÖ hainlerinin en büyük mağduruyum, onları Allah’a havale ediyorum” dedi.

    Mahkeme Başkanı Ümit, sanık A.G.’ye terör örgütüyle bağlantılı Aktif Eğitim-Sen’e niçin üye olduğunu ve Bank Asya’daki 9 adet katılım hesabını sordu. Sanık soruya, “Ben bu sendikanın FETÖ’ye ait olduğunu bilmiyordum. Sosyal ve özlük haklarımı korumak için üye oldum. 18 Temmuz sabahı istifa etmek için başvuru yaptım. Bankadaki hesabı 2012 yılında açtım. Faizsiz olduğu için tercih ettim, FETÖ’ye ait olduğunu bilmiyorum” diye cevapladı.

    Mahkeme Başkanı, A.G’ye bu cevabı üzerine “Bank Asya’nın açılışına katılan tek sivilin Fetullah Gülen olduğunu bilmiyor musun” diye çıkıştı. A.G., bu çıkışa “Bilmiyordum, cezaevine eşim ziyarete geldiğinde söylemişti” şeklinde yanıt verdi.

    “FETÖ silahlı terör örgütüdür”

    Duruşmada ifade veren 2 numaralı tutuklu sanık A.B. de suçlamaları reddetti. Mahkeme Başkanı, “Hiçbir zaman silahlı terör örgütü üyesi olmadım. Ben FETÖ grubu içinde hiç yer almadım” diyen A.B.’ye halk arasında ’cemaat’ olarak bilinen FETÖ’nün silahlı terör örgütü olup olmadığını sordu. A.B., ifadesine şöyle devam etti:

    “Bence FETÖ grubu silahlı terör örgütüdür, cemaat değildir. FETÖ/PDY tarafından gerçekleştirilenleri lanetliyorum. Darbeyi gerçekleştiren ve talimat verenlerin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. FETÖ tarafından organize edilen etkinliklere katılmadım, maddi yardımda bulunmadım. Örgüte üye kazandırmak gibi bir eylemim olmamıştır. 2014 yılında birikimlerimi saklayıp ev almak için faizsiz hesap açtırdım.”

  • FETÖ’nün askeri okul yapılanmasının şifreleri çözülüyor

    Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY), Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) içerisine askeri okullardan başlayarak nasıl sızdığının deşifre edilmesini sağlayacak Elbistan merkezli 3. operasyon kapsamında 18 ayrı ilde gözaltına alınan ve aralarında örgüt imamlarının da bulunduğu 36 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

    FETÖ’nün, hukuka aykırı olarak askeri okullara öğrenci yetiştiren, askeri okulların giriş sınavlarının sorularını veren ve aralarında örgüt imamı askeri personellerin de bulunduğu (FETÖ/PDY) yapısına yönelik Elbistan Cumhuriyet Başsavcısı Yasin Emre’nin talimatı ve koordinesinde, Elbistan İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Grup Amirliği’ne bağlı ekipler, Elbistan merkezli olarak toplam 18 ilde 41 adrese eş zamanlı baskın yapmıştı. Haklarında yakalama kararı verilen 23 askeri personel, 5 askeri öğrenci, 1 polis memuru, 1 öğretmen ve 12 de sivil şahıs olmak üzere toplam 42 kişiden 36’sı, çeşitli illerden Elbistan’a getirilmişti.

    İtirafçı oldular

    Bir haftadan beri Elbistan İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde işlemleri süren 36 şüpheli, sabah saatlerinde geniş güvenlik önlemleri altında Elbistan Adliyesi’ne çıkarıldı. Aralarında örgüt imam ve ‘abi’ olan subay ve astsubaylarla sivillerinde bulunduğu şüphelilerin, emniyetteki ifadelerinde itirafçı olmayı kabul ettikleri belirtildi. 24 Ocak’tan beri emniyette sorgulanan şüphelilerin birçoğunun yapıyla ilgili olarak önemli bilgiler verdiği öğrenildi.

    Sistematik çalışma

    Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan bu operasyonun 3. ayağıyla FETÖ/PDY’nin askeri okul yapılanmasının şifrelerine ulaşılmasına bir adım daha yaklaşılmış oldu. Son operasyonla FETÖ’nün bu yapısını yöneten üst düzey örgüt imamlarını da ortaya çıkararak askeri ve sivil kanadının çökertilmesinin amaçlandığı bildirildi.

    FETÖ’nün, TSK içerisinde etkin konuma gelmesini amaçlayan bu sistemin ana ayağının, öğretmenlerden, sivillerden ve TSK personellerinden oluştuğu belirtildi. TSK’ya sızmak isteyen örgüt üyelerinin, sistematik bir şekilde çalıştıkları iddia edildi.

    Abiler sınavda devrede

    Askeri okullara yerleştirilecek öğrencilerin seçiminin ilk olarak örgüt üyesi öğretmenler tarafından belirlendiği bildirildi. Örgüt üyesi öğretmenlerin, belirledikleri başarılı öğrencilerin ailelerine çocuklarını askeri okula göndermeleri yönünde telkinlerde bulunduğu ve böylece ilk adımın atıldığı belirtildi.

    Bundan sonraki süreçte ise öğrencilerin genelde örgüte ait olmayan dershanelere ve eğitim kurumlarına yönlendirildiği kaydedildi. Buralarda eğitim gören çocukların, örgütün sivil kanadı ve öğretmen ‘abiler’ tarafından sürekli takip edildiği öğrenildi. TSK içerisindeki ‘abilerin’ de sınavlara yakın süreçlerde devreye girdiği belirtildi.

    Abilerle irtibat gizli yapılıyor

    Subay ve astsubaylardan oluşan ‘abilerin’, sınav öncesinde çocuklara askeri lise ve astsubaylık sınavlarının sorularını verdiği ve sınavı kazanmalarını sağladıkları kaydedildi. Sınavı kazanan öğrencilerin, örgütle bağlarının ortaya çıkmaması için ‘abilerle’ olan irtibatın da çok büyük gizlilikle sürdürüldüğü belirtildi.

    Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı doğrultusunda daha önce gerçekleştirilen 2 operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 52’si tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

  • FETÖ’nün Samsun’da jandarma yapılanmasının imamı adliyeye sevk edildi

    Samsun’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında örgütün jandarma imamı olduğu iddia edilen kimya öğretmeni, polisteki sorgusunun ardından Samsun Adliyesine sevk edildi.

    Samsun Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapmasında Samsun’da jandarmanın imamı olduğu iddia edilen ve daha önce kapatılan Sakarya Dershanesinde kimya öğretmeni olduğu öğrenilen C.A.Y.’yı (33) 9 gün önce gözaltına almıştı. FETÖ’nün jandarma imamı olduğu ileri sürülen kimya öğretmeninin kırmızı BayLock kullandığı ortaya çıktı. Ayrıca, C.A.Y.’nin jandarma personeline ByLock yüklediği, yine kendilerine bağlı rütbeli personelle örgütün himmet paralarını topladığı ve 15 Temmuz sonrası yine kendilerine bağlı askeri personel ile toplantı yapıp, “Bunlar gelip geçici, bunların hesabını soracağız” dediği ileri sürüldü.

    TEM Şube Müdürlüğündeki sorgusu tamamlanan C.A.Y., bugün Samsun Adliyesine sevk edildi.

    (MAY-SLH-MK-Y)

  • DÜ’deki FETÖ yapılanmasının mağdurları ortaya çıkmaya devam ediyor

    Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ekonomi Maliye Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışan Ümit Serkan Ekmekçiler’in sözleşmesi, 2010 yılında üniversitedeki FETÖ’cüler tarafından sudan sebeplerle sona erdirildi. Haksızlığın ardından hukuk yollarına başvuran Ekmekçiler, ikinci şoku hukuk kanallarında yaşadı. Davası İkinci İdare Mahkemesi, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nden reddedilen Ekmekçiler’in davalarına bakan İkinci İdare Mahkemesi hakimi, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi üyeleri, FETÖ operasyonları kapsamında ihraç edildi.

    Ümit Serkan Ekmekçiler, 1995 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ekonomi Maliye Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak işe başladı. 2010 yılına kadar üniversitede öğretim elemanı olarak görev yapan Ekmekçiler, bu sürede önce yüksek lisansını tamamladı, ardından 2006 yılında ise İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde iktisat alanında doktora programına başladı. Ekmekçiler’in İstanbul Üniversitesi’ndeki doktora programı devam ederken, Dicle Üniversitesi’nden gelen bir evrakla hayatı karardı. Kendisine gelen evrakta sözleşmesinin uzatılmadığını öğrenen Ekmekçiler, ikinci şoku sözleşmenin uzatılmamasının nedenlerini okurken yaşadı. 2010 yılına kadar önce yüksek lisansını tamamlayan ardından doktora programına başlayan Ekmekçiler’le sözleşmenin uzatılmamasının gerekçesi, hiçbir bilimsel yayınının olmaması ve doktoraya, hatta bırakın doktorayı yüksek lisansa başvuracak yeterli puanları alamamış olması gösterildi. Bunun ardından hakkını hukuk yollarında arayan Ekmekçiler, ilk olarak ikinci idare mahkemesine başvurdu. Mahkeme süresince doktorasını tamamlayan Ekmekçiler, geçici belgeyi mahkemeye sunmasına rağmen göreve iade edilmedi. Bunun ardından Danıştay’a başvuran Ekmekçiler, buradan da ret cevabı almasının üzerine iç hukuk yollarındaki son çare olan Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi’nden de ret cevabı alan Ekmekçiler’in tüm hayali sona erdi.

    FETÖ’cüler devletin en kılcal damarlarına girmiş

    Davasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımaya hazırlanan Ekmekçiler, son dönemde düzenlenen FETÖ operasyonlarında kendine kumpas kurulduğunu anladı. Üniversitedeki FETÖ’cüler tarafından görevine son verildiğini bilmesine rağmen hukuk kendisine kapanmasına bir anlam veremeyen Ekmekçiler, yaptığı araştırmada, ikinci idare mahkemesi de aleyhine kara veren hakim ile Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nde aleyhine karar veren üyelerin FETÖ operasyonları kapsamında ihraç edildiğini öğrendi. Ekmekçiler, iç hukuk yollarını tükettiği için son çare olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmaya karar verdi.

    Başından geçenlerle ilgili İHA muhabirine konuşan Ekmekçiler, 1995 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ekonomi-Maliye Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladığını söyledi. İlerleyen süreçte yüksek lisansını tamamladığını aktaran Ekmekçiler, 2010 yılına kadar Dicle Hukuk Fakültesi Bölümü’nde öğretim elemanı olarak görev yaptığını söyledi. Ekmekçiler, “2010 tarihinde bölüm başkanının talebi üzerine yazılan rapor doğrultusunda geçekleri çok yansıtmayan bir rapor olmakla beraber, sözleşmem uzatılmadı üniversite yönetimi tarafından. Sözleşmemin uzatılmama gerekçesi hiçbir bilimsel yayınımın olmaması ve doktoraya, hatta bırakın doktorayı yüksek lisansa başvuracak yeterli puanları alamamış olmamdı. Bununla beraber ben 2006 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde iktisat doktora programına başlamıştım. Tabi burada dikkat çeken husus şu 2010 yılında doktorayı bırakın yüksek lisansa başvuracak puanları alamamam gerekçesi ile işime son verildi. Fakat ben 2006 yılında 4 yıl önce yani İstanbul Üniversitesi’nde iktisatta doktora programına başlamıştım. Bu programı 2011 yılında başarıyla tamamladım. 2010 yılında sözleşmem uzatılmadığı için ben mahkemeye başvurdum. Haklarımı geri alabilmek için mahkeme süreci devam ederken doktorayı tamamladım. İdare mahkemesine doktora diplomamı geçici mezuniyet belgemi mahkemenin seyrini yüzde yüz etkileyeceği düşüncesi ile teslim ettim. Buna rağmen ikinci idare mahkemesi bunu göz ardı etti. Üniversite lehine davayı sonuçlandırdı yerel mahkeme. Bu arada ben bilimsel çalışmaları içeren bir bilgi yazısını da mahkemeye iletmiştim. Fakat bütün bunlara rağmen idare mahkemesi benim haksız olduğum kararına vardı. Tabi yasal süreçleri işletmeye devam ettik. Bu hukuksuzluğun giderilmesini umarak bu vesileyle daha sonra Danıştay’a bu konuda bir başvurumuz oldu. Danıştay’da yapılan inceleme sonucunda da yerel mahkemenin kararının yerinde olduğu onanması gerektiği ve itirazımızın reddedilmesi kararı çıktı. Buda tabi bizi ciddi anlamda umutsuzluğa sevk etti, çünkü hukuksuz bir işlemin en azından Danıştay’da düzeltileceği umudunu taşıyorduk. Tabi iç hukuk yollarını tüketmemiz gerektiği için bütün bu yaşadıklarımızdan sonra çok bir beklentimiz olmamakla beraber anayasa mahkemesine başvuruda bulunduk. Anayasa Mahkemesi de bizim başvurumuzu reddetti. Tabi bunun sonucunda artık herhangi bir hukuksal beklentimiz kalmadı. Artık bundan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmak durumundayız. Orada daha hukuki bir inceleme yapılacağını umuyoruz” dedi.

    Öğretim görevlisiyken optikçi oldu

    2010’dan itibaren ciddi mağduriyetler yaşadığını kaydeden Ekmekçiler, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Üniversite tabi bu bahsettiğim mahkeme süreçleri 6 yıl sürdü. Basit bir dosya ve birkaç dilekçeden oluşan dosyanın incelenmesi ve sonuca ulaşılması tam 6 yıl sürdü. Bu 6 yıl süresince ciddi mağduriyetler yaşadık, ben 15 yıl yaptığım meslekten uzaklaştırıldım ve ticaretle uğraşmak durumunda kaldım. Tabi bu mahkeme süreçlerinin oluşmasına sebep olan durumun kaynağı üniversitedeki yapılanmanın olduğu düşüncesindeyim çünkü bu kararların altında imzası olan üniversite üst yönetiminin tümü FETÖ/PDY örgütü üyesi olma suçuyla açığa alındığı hatta tutuklananlar olduğu. Bu terör örgütünün bir eylemi olduğunu düşünüyorum açıkçası bütün bu uygulamaların. Tabi yasal süreç sonuçlandıktan sonra bu örgütte gün yüzüne çıkarıldıktan sonra basından takip ettiğim kadarıyla isimlere oradan ulaştım. Benim ikinci idare mahkemesinde dosyama bakan hakim itirazım sonucu Danıştay’da dosyamı inceleyen tetkik hakimi ve Anayasa Mahkemesi’nde dosyamı reddeden iki Anayasa Mahkemesi üyesinden biri FETÖ/PDY örgütü olma gerekçesi ile açığa alındı. Tutuklanıp ya da tutuklanmadıklarını bilmiyorum doğrusu buda bize bu yapının ne kadar organize çalıştığını göstermesi bakımından oldukça önemlidir. Şu an tabi daha öncede bahsettiğim gibi üniversiteden ayrıldıktan sonra ticaretle uğraşmak zorunda kaldım. Şuan optik işi uğraşıyorum halen. Bu süreci takip ediyoruz sonuçlarını da merakla bekliyoruz.”