Etiket: YANLIŞ

  • Kafayı Bulunca Yanlış İş Yerini Bastı

    Gümüşhane’de işvereninden parasını alamadığını iddia eden iş makinesi operatörü, yanlış müteahhitlik bürosunu bastı. Büronun kapısını ve camlarını kıran operatör, yaklaşık 45 dakika boyunca ikna edilemedi.

    İlginç olay dün akşam saat 21.30 sıralarında Cumhuriyet Caddesi, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü karşısında bulunan bir inşaat kooperatifi bürosunda gerçekleşti. Büronun kapısını kırarak içerideki koltuk takımı ve diğer eşyaları balkondan aşağı atan çılgın vatandaş daha sonra bağırmaya başladı. Camları da kıran şahsı gören vatandaşlar olayı hemen güvenlik güçlerine bildirirken, alkol yada uyuşturucunun etkisi altında olduğu gözlenen Tekin H., olay yerine gelen polisleri uzun süre yanına yaklaştırmadı.

    Eline aldığı bıçakla kendisine yaklaşmak isteyenleri tehdit eden, eline geçirdiği her şeyi balkondan aşağı atan, zaman zaman da aşağıya düşme tehlikesi geçiren Tekin H.’nin bir süre sonra bölgedeki kooperatiflerin birisinde iş makinesi operatörü olarak çalıştığı ortaya çıktı. Aylardır parasını alamadığını haykıran ve Trabzonlu olduğu öğrenilen Tekin H.’nin yanlış büroyu girdiği hem bölge esnafı hem de polis memurları tarafından anlatılmak istense de yaklaşık 45 dakika ikna edilemeyince, bu kez Köprübaşı Polis Merkezi’nde görevli amir olaya müdahale etti. Tekin H. ile konuşarak kendisini kimin mağdur ettiğini yoldan olayı izleyenler arasından göstermesini isteyen amir, yanına yaklaşan Tekin H.’yi kıskıvrak yakalayarak elindeki bıçağı aldı ve şahsı bölgedeki polis memurlarına teslim etti.

    Gerginleşen ortamda bir anlık arbedenin de yaşandığı olayda elini ve vücudunun çeşitli yerlerini kesen Tekin H., olay yerinde bekleyen ve balkondan demir çubuk attığı fakat isabet ettiremediği 112 Acil Servis ambulansı ile Gümüşhane Devlet Hastanesi’ne götürüldü.

    Olayın ardından Tekin H.’nin kırarak yola attığı pencere, bardak gibi trafiği tehlikeye düşüren cam kırıkları itfaiye ekipleri tarafından temizlendi.

  • Torku Konyaspor’un Kuruluş Tarihi Yanlış Mı?

    Spor Toto Süper Lig ve Ziraat Türkiye Kupası’nda başarılı bir sezon yaşayan Torku Konyaspor’a bir müjdeli haber de İstanbul’dan geldi. Araştırmacı yazar Ömer Altay, müze kütüphanesinin envanterindeki yeşil-beyazlı kulübün 3 Temmuz 1923’deki kuruluşunun resmi belgesi olan eski Türkçe ilk nizamnameyi gün ışığına çıkardı.

    Altay, “Armada yer alan 1981; 1923 doğumlu Konya İdmanyurdu ile 1965 kökenli Konya’nın birleşme tarihidir. Konya Spor Kulübü, 1923 yazında, İngilizcedeki “sport” ve “club” terimlerinin Türkçe’de tam karşılığı olan “idman” ve “yurt” kelimeleriyle Konya İdmanyurdu adıyla tesis edildi. Torku Konyaspor Kulübü, 3 Temmuz 2016 günü 93. kuruluş yıl dönümünü kutlayabilir” ifadesini kullandı.

    TEMEL YAPI TAŞINA ULAŞILDI

    2015’te ev sahipliğini yaptığı A Milli Takım’la Fransa 2016 Avrupa Şampiyonası sevincini yaşayan, bu sezon da Torku Konyaspor’un lig ve kupada başarılarıyla Türkiye’nin takdirini kazanan Konya’ya bir sevindirici haber de İstanbul’dan geldi. Araştırmacı yazar Ömer Altay, 40 yılı aşkın sürede oluşturduğu spor müze-kütüphanesinin envanterinde yer alan Torku Konyaspor’un ilk resmi belgesini gün ışığına çıkardı. Yeşil-beyazlı kulübün eski Türkçe baskı ilk nizamnamesinin aslı ile köklü bir çınar olan Torku Konyaspor’un 1923’deki temel yapı taşına ulaşılmış oldu.

    “1981 ASLA KURULUŞ TARİHİ DEĞİL”

    Konuyla ilgili açıklamada bulunan Ömer Altay, halen Konyaspor’un armasında yer alan 1981’in kuruluş değil, çift başlı kartalın birleşme tarihi olduğuna işaret ederek, “Lokomotifliğini milli Nalçacı-Nalçacılılar’ın yaptığı vefakar taraftarlarımız, Sayın Başkanımız Ahmet Şan ve değerli yönetim kurulu ekibimizle birlikte, uzun bir süredir Torku Konyaspor’umuzu gerçek kaidesine oturtmak için çaba sarfediyoruz. Konyaspor ahalisi olarak, köklü kulübümüzün temel taşını bulma telaşına düştük. 12 Eylül ortamında, armamıza yapışan bir tarih var. 1981; 1923 doğumlu Konya İdmanyurdu ile 1965 kökenli Konya’nın birleşme tarihidir. 1981 asla kuruluşumuz değil, çift başlı kartal misali profesyonel liglerde kanat çırpan yeşil-beyaz ve siyah-beyazlı iki ayrı Konyaspor’un birleşme tarihidir. İki kulübümüz tek vücut olurken, müthiş bir hata yapıldı. Tarihimiz kökünden budandı. O gün yapılması gereken kıdemli Konyaspor’un kök hücresi olan Konya İdmanyurdu’nun tesis tarihi olan 1923 temel taşına sahip çıkmaktı. 1923 gerçeği ıskalandığı için bugün 1981 kuruluş tarihine içimizi acıtan tebessümle bakıp duruyoruz” ifadelerini kullandı.

    “KURULUŞ TARİHİ 3 TEMMUZ 1923’TÜR”

    Yaklaşık 40 yıldır, gerek Konya’da gerekse İstanbul’da Konya Spor Tarihi’ni araştıran Altay, Torku Konyaspor’un, kökü Cumhuriyetimizi de aşan tarihi bir kulüp olduğuna vurgu yaptı. Konyaspor Tarihi’nin, rivayetlerle değil, belgelerle ifade edilmesi gerektiğini de belirten Ömer Altay, “Memleketimizin Kurtuluş Savaşı’ndan muzafferiyetle çıktığı dönemde, Konya basınına mensup, yazarı, klişecisi, matbaacısının Kayalıpark mevkiinde, zaman zaman da Aleaddin Tepesi’nde bir araya gelip top koşturması var… 1922’de, şehrimizde futbol hareketini başlatanlar, kendilerine Sanatkaran diyen bu matbuat kesimi oldu. Bu da kulüp değil, bir futbol toplaşmasıydı. Ülkemizin İstiklal Savaşı’ndan yüz akıyla çıkmasının ardından, şehrimizde mualliminden gazetecisine, bankacısından, demiryolcusuna münevver kesim, İstanbul ve Ankara’daki spor ve kulüpleşme hareketlerinden haberdar oluyor ve şehrimizin de bir spor kulübüne sahip olması için harekete geçiyordu. Henüz Cumhuriyet’in bile ilan edilmediği o günler Anadolu’sunda spora idman, sporcuya idmancı denirdi. Kulüp kavramı pek bilinmez, kulübü tanımlamak için de ocak ya da yurt tabiri kullanılırdı. 1923’ün ilk yazında, Konya Spor Kulübü, İngilizcedeki “sport” ve “club” terimlerinin Türkçe’de tam karşılığı olan “idman” ve “yurt” kelimeleriyle Konya İdmanyurdu adıyla tesis edildi. Konya’nın tüm dinamikleri bir araya gelerek, 3 Temmuz 1923 günü Konyaspor’u, Konya İdmanyurdu adıyla kurdular. Aklığın, paklığın simgesi beyazın yanına, Mevlana Türbesi’nin kubbei hadrasından yeşili ekleyerek, şimdiki yeşil-beyaz renklerimizde karar kıldılar. Konyaspor’umuzun kuruluş tarihi, günü gününe 3 Temmuz 1923’tür” dedi.

    “BELGELERE KONYA’DA ULAŞAMADIK”

    Ülkemizde eski belgelere sahip çıkma konusunda büyük sıkıntı yaşandığına da dikkat çeken Altay, “Kulübümüze ve kuruluşa ilişkin eski belgelere maalesef Konya’da ulaşamadık. Konyaspor’un resmi belge ve eski Türkçe ilk tüzüğümüze, uzun yıllar araştırmalarımız ve iz sürmemizin ardından ancak İstanbul’da elde edebildik. Konyaspor’un ilk resmi nizamnamesinin, eski Türkçe alfabe ile basılı aslı, şu an kütüphanemizde mevcut ve korumamız altında. 1923 kuruluş tarihimizi, bu resmi belge ile şimdi kanıtlamamız ve sonuç almamız mümkün. Halihazırda, 1968 yılından bu yana oluşturduğumuz müze ve kütüphanenin demirbaş kayıtlarında mevcut ve İstanbul’da muhafaza etmekteyiz. Yakında Konya’daki yeni yerinde Konyaspor’un ilk resmi Nizamnamesi’ni de sergileyeceğiz” açıklamasını yaptı.

    “KONYASPOR’UN TEMELİ 3 TEMMUZ 1923 GÜNÜ ATILDI

    Altay, araştırmasının devamında, “1922 konusunun aslı ise şöyle. 1922’de Kayalıpark mevkiinde toplaşıp futbol oynayan bu matbuat ekibimiz, ertesi yıl Konya İdmanyurdu’na eşlik etmek için Gençlerbirliği adıyla yeni bir oluşum başlattılar. İstanbul’daki Beşiktaş’tan esinlenerek de siyah-beyazlı renkleri benimsediler. Konya’da tesis edilen ilk kulüp, Konyaspor’u, Türkçe’nin özüyle ifade eden bugünkü Torku Konyaspor’un kök hücresi 1923 doğumlu Konya İdmanyurdu’dur. İki şeyin altını özellikle çizmek isterim. 1922’deki futbol hareketini başlatanlar Gençlerbirliği değil, Konya basını, yani matbuat ekibi idi. Bu matbuat ekibi, şimdiki Konya TSYD’nin tam karşılığıdır. Şehirdeki ilk resmi tescilli, belgeli kulüp ise, Konyaspor’un ilk harcı ve doğuşu olan yeşil-beyazlı kulüptür. Zaten, Konya basınının eski nüshalarında, Konya Sporu’nun nabzını tutan eski spor yazarı ve yorumcular, şehrimizin ilk kulübünün Konya İdmanyurdu olduğunun altını çiziyor ve Gençlerbirliği’nin de 1922’de kurulmadığını açık açık belirtiyorlar. Bir başka deyişle, Gençlerbirliği’ne dayandırılan 1922 bir muammadır, matbuat ya da Sanatkaran denilen ekibin top oynadığı yıldır. Konyaspor’umuz, Gençlerbirliği rivayetlerine dayandırılarak, Beşiktaş taklidi bir takımı olamaz asla” ifadelerini kullandı.

    KADİM YEŞİL-BEYAZLILAR’IN TARİHİ BAŞARILARI

    Kulübün, Konya İdmanyurdu adıyla anıldığı yıllarda pek çok başarıya imza attığını vurgulayan Altay, “1932’deki, Türkiye Şampiyonası’nda İstanbul futboluna ilk başkaldıran, finali ve şampiyonluk şansını kaçıran yeşil-beyazlı Konyaspor ecdad kramponlarımızdı. Türkiye’de bilardo şubesine sahip olan ilk kulüp de Konya’dır. Yine, Ankara’nın Çankaya ekibine karşı parlak başarılar elde edip, Ata’mızın iltifatlarına mazhar olan ilk Anadolu takımı da, bu kadim Konyaspor’du. Dahası, Atatürk’ün saha tahsis edip, yatırım yaptığı ilk ve tek kulüp de yeşil-beyazlı kulübümüzdür. Yıllarca Torku Konyaspor’un kulüp binası olarak kullanılan Zafer’deki bina, kadim yöneticilerimizin Konyaspor’a kazandırdığı bir yadigardır. Tüm bunlar, mazide 1923 doğumlu Konyaspor’un şehrimiz sporuna kattığı emsalsiz değerlerdir” diye konuştu.

  • Cinsellik Hakkında Yanlış Bilgi Çocukları Olumsuz Etkiliyor!

    Psikiyatrist Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, cinsellik hakkında yanlış bilgilerin çocukları olumsuz etkilediğini söyledi.

    Cinsel baskı ve cinsel korkular konusunda açıklamalarda bulunan Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Cinsellik hayatın zevk veren bir alanı olarak değerlendirilebilir. Ancak cinsellikle ilgili hissedilen baskı ve korkular, kişinin yaşamını ve özellikle de cinsel yaşamını oldukça etkiler. Cinsel baskı ve korkuların nedenleri kişinin çevreden edindiği bazen doğru bazen yanlış bilgilerdir. Bu bilgilerin bazısı tamamen yanlıştır. Bazısı ise kişinin yaşadığı ancak bugün, tedavilerle ortadan kaldırılabilen sorunlardır” diye konuştu.

    Yrd. Doç. Dr. Üney, cinsel korku ve baskıları işe şöyle sıraladı:

    “İlk gece korkusu; Birçok kişinin cinsellikle ilgili bilgi kaynağı, arkadaşları ve çevresidir. Kadınlar ilk cinsel birleşmede kanamanın şiddetli olacağı ve durdurulmasının zor olacağı, cinsel birleşme sonucu aşırı bir ağrı olacağı, cinsel birleşme esnasında kenetlenme olabileceği bu nedenle doktora gitmek durumunda kalınabileceğini duyarlar. Bu korkular nedeniyle cinsel birleşmeden kaçınırlar. Oysaki bunların tamamı yanlış bilgilerdir. Bu kişilerde Vajinusmus (birleşememe) sorunu ortaya çıkabilir.

    Sertleşme problemleri; Erkeklerin bazısı bir kez sertleşme sorunu yaşadıklarında bunun kalıcı olabileceğini düşünerek ve hatta erkekliğinin bittiğini düşünerek cinsellikten uzaklaşabilirler. Böyle bir sorun yaşandığında, bir cinsel terapiste giderek tedavi olabilirler. Bunun tedavisi mümkündür.

    Cinsellik konuşma korkusu; Çiftlerin birçoğu uzun yıllar birlikte olmalarına rağmen cinsellik esnasında istediklerini ya da istemediklerini ifade etmek konusunda oldukça zorlanırlar. Toplumda cinselliği konuşmanın ayıp sayılacağı hatta kadınların bu konuda konuşmalarının başka anlamlara çekilebileceği ile ilgili korkuları olabilir. Bu sorun ileride cinsel isteksizliğe neden olabilir.

    Kadının cinselliği başlatması; Birçok kadın cinsel isteği olduğu halde karşı tarafın kendini aşırı istekli, hafif kadın olarak değerlendirebileceği korkusuyla cinselliği başlatmaktan korkarlar.

    Cinsellikle ilgili aşağılamalar veya aşırı sert eleştiriler; Çiftlerden birisi cinsellikte aşırı eleştirel davranırsa diğerinin kendine güveni sarsılabilir. Her cinsel ilişki sırasında bir baskı hisseder ve sonunda korkuları gelişir. Bunların sonucu olarak cinsellikte baskı oluşur.

    Bedenini beğenmeme; Bedenini beğenmeyen ve bu konuda korku yaşayan kişiler cinsellikten uzaklaşabilirler. Bir kısmı ise aşırı karanlık ortam dışında cinsellik yaşayamazlar.

    Çocuk yapma baskısı; Çiftin uğraşıları soncunda çocuklarının olmaması onları baskı altında bırakır. Cinselliklerinin temel nedeni çocuk haline gelir. Bir süre sonra cinsellik zevk alınan bir alan olmaktan çıkar. Mecburi bir iş haline dönüşür. Sonuçta çift cinsellikten uzaklaşır.

    Hastalıklar ve cinsellik; Kişiler yaşın ilerlemesi ve bazı kronik hastalıklar sonucu cinsellikten uzaklaşabilirler. Cinselliğin bu hastalıkları artırabileceği ile ilgili yanlış bir korku yaşamalarına sebep olabilir.”

    Çocukların ve gençlerin cinsellikle ilgili soru sormaları veya konuşmalarının ayıp olarak değerlendirildiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Üney, “Hatta bazı aileler ciddi bir tepki verebilirler. Oysa ki onlarla bunu anlayabilecekleri ölçüde konuşmak ve bilgilendirmek gerekir. Bu bilgi isteğini aile karşılamazsa yanlış bir yerden eksik ya da hatalı bilgi edinebilir. Bu konular, gençlerde ve çocuklarda baskı oluşturur. Yetişkin olduklarında bu baskı hissi nedeniyle cinsellikten soğuyabilirler. Yaşlılığın ve menapozun cinselliği engellediğine de dair yanlış bir bilgi vardır. Hatta bu nedenle bazı insanlar yaşlanmaktan korkar. Belki yaşlılıkla birlikte cinsellik yaşama sıklığı azalır ancak cinsel istek hiçbir zaman azalmaz” ifadelerini kaydetti.

  • Bursa’da Kepçe Yanlış Evi Yıktı

    Bursa’da özel bir inşaat firmasına ait iş makinesi, yanlışlıkla yan binanın duvarlarını yıktı.

    Olay, merkez Yıldırım ilçesi Mollarap Mahallesi Tabak Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre kentsel dönüşüm kapsamında inşaata başlanan binada iş makinesi kullanan operatör yanlışlıkla binanın bitişiğindeki evin duvarlarının yıkılmasına sebep oldu. İnşaat sırasında evinde bulunan Yandayan ailesi, yıkılan duvarları görünce büyük şaşkınlık yaşadı. Evleri zarar gören daire sahiplerinin itirazlarına rağmen firma yetkilileri yıkım çalışmalarına devam etti. Daha öncede otopark duvarının yıkıldığını ve elektrik tellerinin koptuğunu belirten ev sahibi Ayşe Yandayan, “ Daha öncede evimizin bahçe duvarı, otopark duvarını yıktılar. Ardından elektrik kablolarını koparttılar. Biz belediye ve firma çalışanlarıyla görüştük. Şu an evin yıkılma tehlikesi olduğundan dolayı bizi evden çıkaracaklarını söylediler. Evde ben, annem ve felçli eşim yaşıyoruz. Firma yetkilileri bize hiçbir açıklama yapmıyor ve inşaata devam ediyor. Evimiz yıkılma tehlikesinde. İnşaat yapılırken hiç önlem alınmıyor” diye konuştu.

  • Yanlış Bir Oturuş Ciddi Sağlık Sorunlarına Yol Açabiliyor

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı-Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru, ciddi omurga rahatsızlıklarına yakalanmamak için haftada minimum 3 gün düzenli spor yapılması ve yüzmenin de ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

    Yanlış oturmadan kaynaklanan fiziksel sorunlara değinen Prof. Dr. Ömer Kuru, bu problemlerin en başında bel ve boyun bölgesi şikayetlerinin görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Ömer Kuru, “Aslında en önemlisi bu problemlere yakalanmadan oturma pozisyonuna bir önlem alınmasıdır. Son yıllardaki teknolojik gelişmeler insanların daha uzun süre masa başında vakit geçirmesine neden olmaktadır. Buna bağlı olarak da oturma bozukluğundan kaynaklanan boyun, sırt ve bel ağrıları ile günümüzde daha sık karşılaşılmaktadır. Rahatsızlıklar sıklıkla boyun, sırt, kol ve belde ağrı, parmaklarda uyuşma ve hareket güçsüzlüğü şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu ağrılar genellikle vücut hareketlerin azalması, vücudun yanlış kullanılması, oturma bozukluğu, şişmanlık ve kasların zayıflamasıyla birlikte görülmektedir. Bu nedenle masa başında çalışırken ya da bilgisayar ekranına bakarken önce omurgayı düzgün pozisyonunda tutmayı sağlamak gerekir. Omurgayı düzgün pozisyonda tutmak için birincisi düzgün pozisyonun ne olduğunu bilmek, ikincisi de düzgün pozisyonda oturmayı sağlamak gerekir” dedi.

    “3 GÜN DÜZENLİ SPORA VAKİT AYIRMALIYIZ”

    Omurganın fizyolojik eğrilikleri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ömer Kuru, “Boynun ve belin bir çukurluğu, sırtın bir kamburluğu vardır. Oturduğunuz sandalye, çalıştığınız masa, baktığınız bilgisayar ekranı, kullandığınız klavye, mouse vb. tüm oturma alanları boynun ve belin doğal çukurluğunu desteklemeli, sırtınızı kamburlaştıran, boynunuzu düzleştiren bir açı oluşturması engellenmelidir. Bunları korumak için dik durmak şarttır. Dik durmak için de boyun, sırt, göğüs, bel ve karın kaslarının kuvvetli olması gerekir. Oturarak bir insanın kas gücünü koruması mümkün değildir. Bunun için günlük egzersizleri hayatımıza sokmak zorundayız. Ciddi omurga rahatsızlıklarına yakalanmamak için kısalan kas gruplarımıza esneklik kazandırmalı, yerçekimine karşı koyan kaslarımıza direnç antrenmanı yaptırarak kuvvetlenmelerini sağlamalıyız. Bunu sağlamamız için haftada minimum 3 gün düzenli spora vakit ayırmalı ve yüzmeyi de imkanımız varsa ihmal etmemeliyiz” diye konuştu.

    “İDEAL OTURMA POZİSYONU”

    Doğru oturma pozisyonunun bele en az yük binen pozisyon olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ömer Kuru, “İdeal bir oturmada yük her iki kalça üzerine eşit olarak dağılmalı, bel ve sırt dik olmalıdır. Oturulan yer yeterli yükseklikte olmalı, ayak tabanlarınız tam olarak yerde kalmalı, mümkün olamazsa ayakaltında 8- 10 santimlik bir yükseklik kullanılmalıdır. Çalışma esnasında öne eğilmeyi önlemek için masaya yakın oturulmalı, araba kullanılıyorsa direksiyona yakın olunmalıdır. Sırt ve mümkünse baş, eğimi hafif arkaya bakan bir destekle desteklenmelidir. Oturma yüksekliği ayarlanabilen sırt ve boyun desteği olan sandalyeler kullanılmalıdır. Çalışırken öne eğilmemeli, ayarlanmış olan arkalığa sürekli dayanmalı ve dik oturmalıdır” şeklinde konuştu.

    Prof. Dr. Ömer Kuru tavsiyelerini şöyle sıraladı:

    “Çalışma masasının yüksekliği de önemlidir. Ortalama 68-72 santim olmalıdır. Masa ile dizlerin arası 5 santimden az olmamalıdır. Masanın alanı dar, ayakları kısa olmamalıdır. Bu şekilde çalışma esnasında bacaklar rahat hareket edebilir, bacakların hareket alanı kısıtlanmamış olur. Sırt, bacaklar ve dizler arasında dik açılı bir oturuş sağlanmalıdır. Bu şekilde iskelet ve kas sisteminde oluşabilecek rahatsızlıklar önlenmiş olur. Baş hiç bir zaman geriye doğru tutulmamalıdır. Bu boyun kaslarını yorabileceği gibi, kireçlenme gibi sorunlara da yol açabilir. Oturuş pozisyonunuzu sık sık değiştirmelisiniz. Uzun süreler aynı pozisyonda oturmak anatomik sorunlara, şekil bozukluklarına ve ortopedik hastalıklara yol açabilir. Ofis ortamının çok sıcak ya da çok soğuk olmaması da önemlidir. Çok sıcak ortamda, oturduğu yerde terleyen vücut, daha soğuk bir ortama çıktığında bel, sırt ağrılarına davetiye çıkarır. Soğuk bir ortamda ise vücudun kan dolaşım hızı düşer, kas ve eklemler sertleşir. Bu nedenle ani hareketler kalıcı rahatsızlıklara yol açabilir. Çalışma masasının üzerinde araçlara erişim rahat olmalıdır. Kollar masa üstündeki her materyale zorlanmadan erişebilmelidir. Başlangıçta basit önlemlerle düzelebilen yakınmalar, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ileri dönemlerde cerrahi girişimlere kadar gidebilir. Ekran tepe noktası gözlerle aynı mesafede, dirsek açısı 90-135, kalça açısı 90, diz açısı 90-110, ayak bileği açısı da 90 derece olmalıdır. Doğru bir el-mouse yerleşimi için klavye ve mouse aynı yükseklikte olmalıdır. Eğer aynı yükseklik sağlanamıyorsa avuç içi ya da ön kol bölümünden klavyeye destek veren yükseklikler kullanılabilir. Bu şekilde desteklenmesi omuz ve boyuna binen yükü azaltır.”

    YÜZME, BİSİKLETE BİNME, YÜRÜYÜŞ GİBİ EGZERSİZLER

    Uygun olmayan pozisyonda, uzun süre ve devamlı tekrarlanan hareketlerin adalelerde gerilmeye, yorgunluğa ve giderek ağrılı adale spazmlarına yol açtığını belirten Kuru, açıklamasını şöyle tamamladı: “Bu yüzden çalışma sırasında ortamın ergonomik olarak düzenlenmesi gerekir. Düzenli olarak verilen molalarla tekrarlayan hareketlerin vereceği zarar en aza indirilebilir. Yapısal olmayan bu bozukluklar; duruş egzersizleri, germe ve esneme egzersizleri ile boyun-sırt- bel ve karın kaslarının güçlendirilmesini sağlayan fizik tedavi ile düzelebilir. Ama sonrasında bu egzersizlerin günlük yaşantıda bir alışkanlık halinde getirilmesi çok önemlidir. Hareketsiz kalmanın yol açabileceği kondisyon kaybını önlemek için yüzme, bisiklete binme, yürüyüş gibi egzersizler yapılabilir. Unutulmamalıdır ki; ağrısız bir yaşam biraz da kişinin kendi elindedir. Basit bazı kurallara uyarak oturma alışkanlıklarını düzenlemek bu tür ağrılardan belirgin ölçüde korunmayı sağlar.”