Etiket: Yanıtladı

  • Büro Memur – Sen Genel Başkanı Vecdi Yılmaz ‘Uzlaştırmacılık Eğitim’ ücretleri iddialarını yanıtladı.

    Büro Memur-Sen Genel Başkanı Vecdi Yanbaz, “Uzlaştırmacı Eğitimi” ücretlerine ilişkin iddiaları cevapladı.

    Sendikasının Giresun Şubesi tarafından düzenlenen ‘İl Divan Kurulu Toplantısına’ katılan Yanbaz, burada yaptığı konuşmada, “Uzlaştırmacılık eğitimi denen şey kamuda anlaşılan, alanda anlaşılanın ötesinde bir şey var. Yani bizim sözleşme imzalamaya başladığımızda Adalet Bakanlığında gördük ki yeterli sayıda üniversite yok. Hatta 13 tane hoca akredite edilebilmişti. Bu dersi verecek kişi Adalet Bakanlığının onaylaması gereken kişilerden olmak zorunda. Biz burada 2 tane hukukçu bulup 5 tane avukat bulup bu dersi veremiyoruz. Sıkıştığımız alan burası bir üniversiteyle anlaşalım bu alanı dolduralım istedik ama resme baktığımızda böyle bir alt yapı yok ki. Üniversite bu işi kaldıramaz Türkiye’de biz de en az 5 üniversiteyle alanı doldurduk. Kendi çevresinde kimlere verebiliyorsa o illeri eğitime aldık, sertifika verme pozisyonuna getirdi. Gönlümüz isterdi ki her üniversitenin fiyatı en düşük rakamdan olsun ama bunun bir rakamı var ve ben rakamın ayrıntısında biliyorum. Büyük bir rakama gitmedik. Tüm hocaların aldığı temel ücret aynı ama hocaların kalma, ulaşım ve orada ildeki gelme gitmelerini, konaklamalarını sağlayacak ekstra bir rakam daha var. Bu rakam her ilde esnetiliyor ve her üniversite aynı rakama gitmiyor. Bunun için sizin payınıza Yıldırım Beyazıt Üniversitesi gelecek ve onların belirleyebildiği asgari rakam bu ama sürekli bizim aleyhimize yazan biri demiş ki Memur-Sen 650 liraya anlaşmış. Tamam, 650 liraya anlaştığımız üniversite var ama 700 liraya anlaştığımız üniversite de var, 800 liraya anlaştığımız üniversite de var. Bunun sebebi de desek ki o ücreti düşük olana, ’Sen bize bunu ver’ yetişemez. Mümkün değil ve bizim bu eğitimleri 31 Aralık’a kadar tamamlamamız gerekiyor ve bunu tamamladığımızda arkadaşlarımız sınava girecek ve ayrılık bütçelerine güzel bir katkı sağlayacak. Onun için basında 650 liraya anlaşıldığı ama Giresun’daki arkadaşların biz neden 800 lira verdik demelerin cevabı bu“ dedi.

    3 toplu sözleşmede 18 madde çıkardıklarını kaydeden Genel Başkan Yanbaz, 12 yılda diğer sendikaların sıfır çektiğini ifade etti.

    “150 maddenin 60’ını çıkartma ihtimali bu sistematikte yok” diyen Yanbaz sözlerine şöyle devam etti:

    “Her toplu sözleşmede masadan alabildiğiniz kadar hizmet kolunuza 3’er 5’er 6’şar maddelerle hizmet kolu kazanımlarını büyütmemiz lazım. Yani bir toplu sözleşmede biz 150 maddenin 60’ını çıkartma ihtimali bu sistematikte çıkartma yok. Ne yapmış arkadaşlarımız? Her toplu sözleşmede 5’er 6’şar gitmiş. Bizde Büro Memur-Sen olarak bizden önce 12 yıl sıfır çekmiş bir mirası devraldık. Biz enkaz devraldık demiyorum, enkazda bir şeyler olur, biz hiç bir şey devralmadık. Biz sıfır noktasından başladık benden önce 3 arkadaş 3. Dönemi ben imzaladım. 2 arkadaşımız bizimle beraber imza atı 5-6 madde 12 madde derken 18. Maddeye 3 toplu sözleşmede oturduk, imzaladık. Yani sizin dikkatinizi şuraya çekmek isterim özellikle Kamu-Sen ve Türk Büro-Sen üyesi burada bizim alternatifimiz olarak duran arkadaşlar bizim toplu sözleşmemizi beğenmiyorsalar ben şunu sorarım. Biz 3 yılda 18 madde yaptık ben Genel Başkanınız olarak 18 maddeye imza attım 12 yılda 18 maddeden vazgeçtim 8 maddelik bir tane toplu görüşmeleri, sözleşmeleri, maddeleri imza attıkları bir şey var mı? Yok. Sadece küfretmek, ülkenin liderine sövmeyi sendikacılık zannedenler maalesef geldiğimiz noktada bize böyle 12 yıl öldürdüler.”

  • Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli soruları yanıtladı

    Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) banka senedi ile hiç bir işi olmayacağını ve banka senedini araç olarak kullanmayacağını söyledi.

    Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli Vodafone sponsorluğunda düzenlenen CEO Club Büyüme ve İstihdam Zirvesi sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Canikli, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) banka senedi ile hiç bir işi olmayacağını ve banka senedini araç olarak kullanmayacağını belirtti.

    Banka senetlerine ilişkin soruya Canikli, “TCMB’nin banka senedi ile hiç bir işi olmayacak. Yani araç olarak kullanmayacak. Zaten TCMB kanununda bir değişiklik yapmadan, biz o sistemi regüle etmiş olsaydık bile, Merkez Bankası kanunda değişiklik yapmadan yine kullanamazdı. Ama şimdi tamamen piyasadaki hassasiyeti dikkate aldık. Onu da saygıyla karşılıyoruz. Öyle bir amaç yoktu ama piyasanın öyle bir hassasiyeti oluştu. O yüzden Merkez Bankası tamamen bu işin dışında, hiç bir şekilde orayı kullanmayacak” dedi. Bu konuda bir vazgeçme olduğuna ilişkin soruya Canikli, “Vazgeçme diyebilirsiniz. Merkez Bankasının bu yöntemi, bu aracı hiç bir şekilde kullanması söz konusu olmayacak.Çok net bir şekilde söylüyorum” ifadelerini kullandı.

    “KGF 250 milyar liralık bir paket, o bitince bitecek”

    Kredi Garanti Fonu (KGF) kredilerinin kalıcı hale getirilip getirilmeyeceğinin sorusuna Canikli, KGF’nin 250 milyar liralık bir paket. O bitince bitecek. Her şeyi ilan ettik. Her şey açıktır. Dolduğu anda bu proje tamamlanmış olacak. Dolayısıyla geçici, kalıcı bir şey değil. Kredi genişlemesi de özel bir durumdu. Bu KGF nedeniyle bir miktar hedeflediğimiz gibi genişledi. Bundan sonra normal trendine girecek. Olağan dışı bir dönem yaşadık. Özel bir paketti. Şimdi olağanüstü dönem bitti, her şey normale dönüyor. KGF destekli kredi nedeniyle kredi genişlemesini genel şeye sokmamak lazım. Kesinlikle özeldir. Bundan sonra normal kulvarına girecektir” şeklinde konuştu.

    “Bu şirketleri Kayyum sıfatıyla yönetiyoruz”

    Başbakan Yardımcısı Canikli, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesindeki şirketlere yönelik soruya ise “Baştan beri kural belli, bu şirketleri kayyum sıfatı ile yönetiyoruz. Mahkemeler bu şirketlerle ilgili, bunlar üzerinden teröre finansman desteği sağlandığı, terör örgütleri adına kara para aklandığı gerekçeleriyle yönetimine kayyum tayin ediyor. Normalde geçmişte bu tek tük uygulanan bir sistem ama Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) bağlantısı nedeniyle çok sayıda firmaya bu şekilde kayyum ataması söz konusu oldu. Bu şirketlerin yönetim sorununun gündeme geldi” dedi.

    “Bu şirketler henüz devlete geçmiş değil”

    Şuanda ceza yargılamasının devam ettiğine ve terörün finansmanı iddiasının olduğunun altını çizen Canikli, “Sayı az olsaydı sorun yoktu. Sayı hızla artmaya başlayınca, yönetim problemleri de ortaya çıkmaya başladı. Eğer biz o şekilde bırakmış olsaydık, ekonomi üzerinde de ciddi ağırlığı olan firmalar var, bunların büyük çoğunluğu batmış olurdu. Bu tehlikeyi gördük. Hızlı hareket ettik ve TMSF’yi devreye soktuk. Çünkü mahkemelerin görevi yönetmek değil. Biz bu şirketleri mahkemenin sonuna kadar, yargılama sonuna kadar yöneteceğiz. Görevimiz o. Yani şu anda henüz bunlar devlete geçmiş değil. Yargılama devam ediyor” açıklamalarında bulundu.

    “Basiretli tüccar gibi, ticari teamüllere uygun şekilde şirketleri yönetiyoruz”

    Yargılama sonunda mahkemeler iki karar vereceğini aktaran Canikli, “Ya suçlu bulur, bu şirketler üzerinden terör örgütlerine finansman sağlandığı şeklinde bir karar verir. O zaman müsadere kararı verir, bütün şirketler devlete geçer. Devlete geçtikten sonra da satılır. Ama ne zaman? Yargılama sonunda, ya da şirketler üzerinden terör örgütlerine finansman sağlanmadığı şeklinde bir tespiti olur mahkemenin, o zaman da sahiplerine iade edilir. Yani iki ihtimal söz konusu. Bize gelen bilgilere göre bu kayyum atanan firmaların tamamı üzerinden terör örgütlerine kaynak aktarılmış gözüküyor. Dolayısıyla mahkeme de bu kanaatte olursa sonuçta bunların hepsi müsadere edilip devlete aktarılacak. Şu anda biz bunları yönetiyoruz, mahkeme sonuna kadar da yöneteceğiz. Basiretli tüccar gibi, ticari teamüllere uygun bir şekilde” ifadelerini kullandı.

    “Hiçbir zaman bu şirketleri satmak gündeme gelmedi”

    Hiç bir zaman satma gündeme gelmediğini bildiren Canikli, “Ama ilk düzenlemelerde KHK’lara koyduk. Hangi durumlarda satıyoruz? Mali yapısı bozulmuş, içi boşaltılmış, zarar eden, faaliyetine devam etmesinde fayda umulmayan ya da bu şekilde yönetilmesi zor olan, kan kaybeden firmaları satıyoruz. Satmamız gerekir. Çünkü zarar eden bir firmayı devam ettirirseniz ne olur, zarar büyür. Devredilmeden önce FETÖ mensupları tarafından içi boşaltılmış firmalar da var. Ya da çok özel firmalar var. Bilişim alanında var, başka alanlarda var. Oranın çok özel bir şekilde yönetilmesi gerekiyor. Yani bizim o yönetimi sağlamamız mümkün değil. Ekonomi açısından da önemli. Biz yönettikçe kan kaybediyor. Onları da bir an önce, bu alanda faaliyette bulunan firmalara satmak şeklinde. Yani devamında fayda umulmayan kavramı da bunu içeriyor” diye konuştu.

    “Mağdurlar tarafında beklenti oluştu”

    Yarım kalan inşatlar yüzünden mağdur olan ilgili özel bir çalışmalarının olup olmadığı sorusunu da yanıtlayan Canikli, Bazı firmalarda inşaatların yarım kaldı. Bu firmalara kayyum atandığında paraları yoktu. Buralarda ciddi mağduriyetler oldu. Bu anlamda ismi gündeme gelmeyen başka firmalar da var. Devraldığımız firmaların mali yapısı, durumu bu mağduriyetleri giderecek durumda değildi. Bu firmalara kayyum atandığı için mağdurlar tarafında beklenti oluştu” dedi.

    “Mağduriyetleri gidermek için birkaç proje ürettik”

    Bu mağduriyetleri nasıl giderecekleri yönünde epey kafa yorduklarını belirten Canikli, “Bazı modeller geliştirdik. Muhtemelen çözeceğiz. Mağduriyetleri giderecek bir kaç modelimiz var. Bir kaç proje üreterek, oradan elde edeceğimiz kaynakla bunları tamamlamak şeklinde. Onlarda birkaç yarım kalmış proje var. Onlar da karlı değil aslında. Ama karlı hale getirip kaynak üretmeye çalışıyoruz. Orada özel sektör yönetiminin bütün yöntemlerini kullanıyoruz. Tabi kamuya da yük olmaması gerekiyor. Ama sanıyorum bir formül bulacağız. Halen çalışıyoruz. Takvim olarak bir şey söylemeyeyim, ama sonuç itibarıyla çözeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Banka senetlerini de bir miktar geciktireceğiz”

    Başbakan Yardımcısı Canikli, banka varlık senetleri ile ilgili yasal düzenlemenin ne zaman çıkabileceği ile ilgili bir soru, yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadığını Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) düzenlemesinin yeterli olduğunu dile getirdi. Hassasiyet nedeniyle banka senetlerini de bir miktar geciktirebileceklerini aktardı. Canikli, “Hiç aklımıza bile gelmeyen bir hassasiyet oluştu. Ama önemli. 2002 öncesinde çok kötü tecrübeler var. Hassasiyet oluşunca yeni bir yanlış anlamaya meydan vermemek açısından belki onu şu anda gündeme getirmeyebiliriz. Çıksa bile, yayınlansa bile Merkez Bankası onu zaten kullanamayacak, çok net” şeklinde konuştu.

    “Burada işte Varlık Fonu devreye girecek”

    Nokta atışı teşviklere yönelik, ilgili bakanlıkların çalışmaları olduğunu alan, ürün ve sektör çalışması yaptıklarını belirten Canikli, “Firmalara bazı ürünleri belirli fiyat seviyesinde üretmelerini söyleyeceğiz. Birçok alanda ürün olacak ama hepsinin ortak özelliği teknoloji yoğun ürünler olacak. Bu konuda Varlık Fonu da şöyle devreye girecek; bu tür alanlar genelde uzun vadeli finanse edilmesi gereken alanlar. Yani dönüşü uzun olan, bazen 5, 10, 15, hatta 20 yıl olan, dolayısıyla mevcut finansman sistemimiz bu kadar uzun vadeyi düşük maliyetle finanse edemiyor. Varlık Fonu bu tür şeylerde devreye girecek” açıklamalarında bulundu.

    “Bizim tercihimiz Türkiye, İstanbul”

    Uluslararası Gayrimenkul Borsasının ne zaman kurulacağı ve fiziki merkezinin nerede olacağının sorusuna Canikli, ona İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) bünyesinde karar verileceğini ama tercihlerinin her zaman Türkiye, İstanbul olduğunu dile getirdi.

  • Bakan Bozdağ, Yozgat’ta üniversite öğrencilerinin sorularını yanıtladı

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat Bozok Üniversitesi Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu’nda (KYK) kalan öğrencilerle bir araya geldi. Bakan Bozdağ, öğrencilerin yeni hükümet sistemi ile ilgili sorularını yanıtladı.

    Programa Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanı sıra Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, İl Jandarma Alay Komutanı Albay Selçuk Yıldırım, AK Parti İl Başkanı Harun Lekesiz ve çok sayıda öğrenci katıldı.

    Öğrencilerin yeni hükümet sistemi hakkında sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “16 Nisan’da Türkiye büyük bir reformu, büyük bir değişimi sandıkta gerçekleştirecektir. Buna dairde çok ciddi tartışmalar yapılıyor. Evet diyenler, hayır diyenler kanaatlerini söylüyorlar. Sonunda hakem olan karar verecek olan sizlersiniz. Sizin kararınızla evetle yeni bir yol açılacak. Veya da hayırla açılmak istenen yol kapatılmış olacak” dedi.

    Gençlere seçilme hakkının da verilmesi gerektiğini dile getiren Bakan Bozdağ, “Bugün 18 yaşını dolduran gençlerimizin tamamı muhtarları, belediye başkanını, milletvekilini seçiyor. En zor şeydir seçmek. Seçilmek kolay iştir onun kararını sizler veriyorsunuz. Gençlere seçme hakkını veriyoruz seçilme hakkını vermiyoruz. Biz eğer gençlerimize inanıyorsak bu hakkı onlara vermemiz lazım. Dünyada tam 56 ülkede seçme ve seçilme yaşı 18’ini dolduran gençlere veriliyor. Almanya’nın gençleri, İngilizlerin gençleri bunu yapıyor da Türk gençleri neden yapamasın. Atatürk gençliğe hitabede vatanı gençliğe emanet ediyor. Cumhuriyeti, istiklalimizi gençliğe emanet etmiş. Gençliğe güvenmiş. Ama şimdi Atatürk’ün partisi olduğunu söyleyen CHP; Atatürk cumhuriyeti, bağımsızlığı vatanı gençlere emanet ederken gençleri bu emanete layık görürken onlar muhtarlığı onlara emanet edemem diyorlar, buna layık görmüyorlar. Vekilliği gençlere emanet edemem diyor ve gençlere güvenmiyorlar. Ya Atatürk ya yanlış söylüyor ya da CHP yanlış söylüyor. Atatürk’ün yolu gençlere güvenmekse onlara bu cumhuriyeti, istiklali emanetten geçiyorsa ki geçiyor, en önemli değerlerimize belediyeyi, muhtarlığı neden emanet etmeyelim. Oğullarına, kızlarına güvenmeyen milletlerin ve devletlerin geleceği aydınlık olmaz” diye konuştu.

    Bakan Bozdağ, yeni hükümet sistemini engelleme çabası içerisinde olan bazı Avrupa devletlerine ve terör örgütlerine de seslenerek, “Bazı Avrupa devletleri, terör örgütleri istemiyorlar. Avrupa’nın bazı ülkeleri ve terör örgütleri birlik olmuşlar Türkler evet diyecekler ama kendi menfaatlerini bilmiyorlar, kendi aleyhlerine evet diyecekler biz biraz daha gayret edelim de onların menfaatlerine bir sonuç çıksın diye uğraştıklarını düşünebilir miyiz? Düşünemeyiz. Hiçbirisi Türkiye’nin Türk milletinin yararına bir anlık nefes alıp vermezler. Onun içinde biz bu duruşu görüyoruz. Türk halkı 16 Nisan’da bu ülkelerin hepsine ve terör örgütlerine evet diyerek bir güzel ders vereceklerine inanıyorum” açıklamalarında bulundu.

  • Kadınlar sordu Bakan Avcı yanıtladı

    Eskişehir’de “Kadınlar Soruyor” programına katılan Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, “Hiç üstüne vazife olmayanlar bile 5 bin kilometre öteden, 6 bin kilometre öteden bu işlere müdahale etmeye çalışıyorlar” dedi.

    Bir otelde gerçekleştirilen programa, Bakan Avcı’nın yanı sıra AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay ve AK Parti Eskişehir İl Başkanı Dündar Ünlü de katıldı. Programda konuşan Bakan Avcı, referandum sürecine değindi. Yurt dışından gelen seslere de dikkat çeken Bakan Avcı, “Biz bugüne kadar Türkiye’de 1876’dan beri pek çok seçimler ve referandumlar yaptık. O parti gitti, bu parti geldi, o seçildi, bu seçilmedi. Bunlar yaşandı Türkiye’de. Ama bu referandumun, bunların hepsinden farklı bir tarafı var. Bu referandum partiler arası bir yarış değil. Daha önce biz bu seçimleri, referandumları kendi aramızda, yani Türkiye’de Türkler kendileri arasında kendilerine yol seçiyorlardı, muhalefet seçiyorlardı. Fakat bu referandumda garip bir şey oluyor. Hiç üstüne vazife olmayanlar bile 5 bin kilometre öteden, 6 bin kilometre öteden bu işlere müdahale etmeye çalışıyorlar. İsveç’te yani 5 bin kilometre ötede İsveççe çıkan, İsveçliler için çıkan bir gazete ’Referandumda hayır deyin’ diye Türkçe manşet atıyor. Almanya’da Bild Gazetesi, öyle marjinal kıyıda köşede kalmış bir gazete değil. Almanya’nın en çok satan, okunan gazetelerinden biri. O da yine Alman gazetesi, Almanlar için çıkıyor, Almanca çıkıyor ama her ne hikmetse o da yine Türkçe manşet atıyor ‘Hayır deyin’ diye. Almanya’da, Hollanda’da, Danimarka’da bir takım yabancı düşmanı, ırkçı, marjinal, siyasi parti sözcüleri, Türkiye’deki referandumda bizim Türklerin ne demesi gerektiği konusunda ahkam kesiyorlar. Bu daha önce pek rastlamadığımız bir durum. Niye böyle oluyor? Bunun neden böyle olduğunu anlamak için 15-20 yıl geriye doğru baktığımız zaman Türkiye’nin bu 15 yılda neler yaptığını ve dolayısıyla önümüzdeki yıllarda da muhtemelen neler yapacağına dair bir çerçeve çizmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    Bakan Avcı’nın konuşmasının ardından program basına kapalı olarak devam etti.

  • Bakan Zeybekci, gençlerin sorularını yanıtladı

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, ‘Gençler soruyor, Bakan Zeybekci cevaplıyor’ programında gençlerin sorularını yanıtladı. Gençlere seslenen Zeybekci, “Türkiye 2016 yılında 8 milyon turist kaybetti, ancak 2017 yılında, 2015 yılındaki turist sayısını yakalayacağımıza inanıyorum, belki de üzerine çıkacak” dedi.

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de düzenlenen program kapsamında gençlerle bir araya geldi. Polisevinde düzenlenen ‘Gençler Soruyor, Bakan Zeybekci cevaplıyor’ programına Bakan Zeybekci’nin yanı sıra, AK Parti Denizli İl Başkanı Necip Filiz, AK Parti Denizli eski milletvekilleri ve gençler katıldı.

    “Dünyada haritalar hep ideolojik kalemlerle çizildi”

    Gençlere seslen Bakan Zeybekci, “Dünyada haritalar hep ideolojik kalemlerle çizildi. Dünyada haritaları çizen, doğu-batı bloğu, komünizm, kapitalizm, liberalizm gibi dünyayı ideolojik taleplerle veya talepler hareket eder. 1990 yılından sonra ideolojik yapıların tamamı bir anda çöpe atıldı” dedi.

    “2017 yılı bir ihracat seferberliği olacak”

    Türkiye ekonomisinin bugüne kadar inanılmaz bir ertelemeye gittiğini belirten Zeybekci, “2009 krizinden itibaren dünya ile başlayan o süreçte, Türkiye özel sektör yatırımlarını, tüm kalıcı yatırımlarını erteledi. Türkiye tüm tüketimlerini erteledi. Hepiniz yaşıyorsunuz. Muhtemelen anne ve babanıza söylüyorsunuz. Onlar, ‘dur oğlum hele yahu, şu seçimler geçsin’, ‘Şu 7 Haziran bir geçsin, şu 1 Kazım geçsin.’ Geçti, sonra diyor ki, ‘dur be oğlum, görmüyor musun her taraf ateş çemberi içerisinde, bir bakalım duralım’ diyor. Şimdi de 16 Nisan referandum, inşallah Türkiye’de ertelenen her şey farklı olacak. bunun için 2016 yılında tüm hazırlıklarımızı yaptık. Gerek yatırım teşvikimizle, gerekse ihracat teşvik sistemimizle yani tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Tarihin en büyük teşvik sistemini gerçekleştirdik ve 2017 yılı bir ihracat seferberliği olacak” diye konuştu.

    “2016 yılında 8 milyon turist, 7 milyar dolar kaybımız oldu”

    İhracatta orta vadede büyümenin yakalanacağını belirten Bakan Zeybekci, “Türkiye’de yeniden bir hareketlenme olacak. Kolaylıkla yüzde 5 buçuğun üzerinde olacak bir büyüme dönemine girecek. 2017 yılında yine ihracatta orta vadede, yüzde 13-14-15 civarında bir büyümeyi yakalayacağız. 155 milyar dolar civarında bir ihracat ile kapatacağız. Turizmde yaklaşık 8 milyon turist kaybımız oldu ve bunun karşılığında da yaklaşık 7 milyar dolar civarında bir kaybımız oldu. Şuanda 3 aylık bir dönemin göstergelerine göre, rezervasyon performanslarına baktığımızda da, yıl sonu itibariyle, 2015 yılının rakamlarını yaklaşacağımızı, hatta niye olmasın belki de geçeceğimizi ve bu konuda da desteklerimiz devam ediyor” ifadelerini kaydetti.

    Bakan Zeybekci, daha sonra gençlerin sorularını yanıtladı ve toplu fotoğraf çekti.