Etiket: Yanıt

  • Başbakan Davutoğlu’ndan O İddiaya Sert Yanıt

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Osmanlı döneminden kalma tarihi Kurşunlu Camisinin “havadan bombalandığı” iddiasına sert yanıt verdi. Davutoğlu, teröre destek verenlerin yalan ve iftiralarının bitmek bilmediğini belirterek “Mehmetçik, adını Hazreti Peygamber’den alan bir ordunun neferleri, camiye bomba gönderir mi? Mehmetçiğin birinci ve öncelikli vazifesi, Türkiye ve Türkiye dışında kutsal mekanlarımızı korumaktır” dedi.

    AK Parti Grup Toplantısında partililere seslenen Davutoğlu, alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimizin doğum yıl dönümünün Türkiye, İslam dünyası ve bütün insanlık için hayırlar getirmesini diledi. “Allah’a, onun yolundan ayrılmamız konusunda bir kez daha niyazda bulunuyorum. Allah onun yolunu yolumuz eylesin” diyen Davutoğlu, terörle mücadele operasyonlarında şehit düşenlere Allah’tan rahmet, Türk milletine başsağlığı diledi.

    Son AK Parti Grup Toplantısından bu yana Türkiye’ye hizmet yolunda dolu dolu iki haftanın geride kaldığını hatırlatan Davutoğlu, 9 Aralık’ta İstanbul’da Kadına Yönelik Şiddetin Sonlandırılması toplantısına katıldığını anlatarak, “Bu toplantı anlamlı bir tevafukla Özgecan kızımızın katillerinin adalet nezdinde hak ettikleri cezayı buldukları gün gerçekleşti. Bu vesileyle hükümetimizin bu insanlık ayıbına karşı kararlı duruşu ve etkin mücadeleyi kamuoyuna aktarma imkanı buldum. Sevgili Özgecan kızımızın acısı daima yüreklerimizde olacak. Yargı katillere mevcut kanunlar çerçevesinde verilebilecek en ağır cezayı verdi. Biz de bir daha kadına hiçbir el kalkmasın diye gerekli her tedbiri alıyoruz, almaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Davutoğlu, kadınların, çocukların ve bütün halkın şiddete karşı en güçlü şekilde direnç göstermeye kararlı olduğunu söyledi.

    Geçen hafta verilen vaatlere ilişkin 2016 Eylem Planının açıklandığını hatırlatan Davutoğlu, “AK Parti tutamayacağı sözü vermez, söz verdi mi de mutlaka tutar. Bu temel ilke çerçevesinde yapacaklarımızı tek tek, tarih vererek, kendimizi bağlayarak kamuoyumuza açıkladık” diye konuştu.

    “AK PARTİ’NİN VAADİ MUTLAKA GERÇEKLEŞECEK BİR VAATTİR”

    Eylem planı ve reform paketini açıklarken 1 haftalık, 3 aylık, 6 aylık ve 1 yıllık bir takvimle yapacaklarını ilan ettiklerini söyleyen Davutoğlu, ilk 1 haftada hayata geçirilen eylemleri sıralayarak, “Bir kez daha halkımıza gösterdik ki AK Parti’nin vaadi mutlaka gerçekleştirilecek bir vaattir. Hani 90’lı yılların başlarında seçim öncesinde ’iki anahtar vereceğiz’ deyip de halkın elindeki bir anahtarı dahi alanlar var ya o dönem işte eski Türkiye’ydi. Bizim öncülüğümüzdeki yeni Türkiye’de söz verildi mi yapılacak. Bunu bir kez daha göstermiş oldu. Allah’ın izniyle milletimize verdiğimiz diğer sözleri de günü gününe gerçekleştirecek ve neticeleri AK Parti Grubumuzda hep paylaşacağız. AK Parti’nin siyaset anlayışı budur. Biz söyleriz, söylediğimizi eksiksiz yaparız. Bizim siyasetimizin ilk günden beri böyle bir ahlaki zemini vardır, bundan da vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.”

    “AB SÜRECİ OLUMLU YÖNDE, YENİ BİR İVME KAZANDI”

    Türkiye-Avrupa Birliği (AB) Zirvesi sonrasında AB sürecinin olumlu yönde, yeni bir ivme kazandığını belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

    “Zirvede AB liderleriyle yaptığımız ikili görüşme ve heyetler arası temasla süreçte önemli ilerlemeler sağladık. AB Reform Eylem Grubu Toplantısında ilgili bakan arkadaşlarla bir araya geldik ve AB-Türkiye Zirvesinde aldığımız kararların uygulama takvimini gözden geçirdik”

    Davutoğlu, toplantıdan 3 gün soran AB üyelik müzakerelerinde 17. Ekonomik ve Parasal faslın açıldığını hatırlatarak, yaklaşık 3.5 yıldan sonra ilk kez yeni bir fasıl açıldığını vurguladı. Önümüzdeki dönemde 5 kritik faslın açılması için müzakereleri yürüttüklerini belirten Davutoğlu, Merkez ve Çipras ile ayrıca bir araya geldiğini anlattı.

    AB’nin evrensel normlarında ifadesini bulan değerlerin Türkiye’nin değerleri olduğunu söyleyen Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz bu değerleri öncelikle ülkemiz, milletimiz için önemsiyoruz. Müzakerelerin düşük profilli seyrettiği zamanlarda bile AK Parti hükümetleri olarak biz AB normlarına yönelik hedeflerimizden geri adım atmadık. Demokratik ve müreffeh bir ülke olma yolundaki pek çok iyileştirmeyi, ilerlemeyi hayatımıza geçirdik. Önümüzdeki dönemde bu ilke siyasetimize yön vermeye devam edecektir. Her zaman vurguluyoruz, her AB toplantısında vurguluyoruz, Türkiye, Avrupa kıtasının bir parçasıdır. Türkiye, Avrupalı, Asyalı, Orta Doğu, Kafkas ve Balkanlı bir halktır ve Avrupa tarihi biz olmadan yazılamaz, Avrupa’nın geleceği de biz olmadan tayin edilemez.”

    HAMAS LİDERİ HALİD MEŞAL’LE GÖRÜŞME

    Hamas Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal’le önemli bir görüşme gerçekleştirdiğini hatırlatan Davutoğlu, “Kadim arkadaşımızla, dostumuzla çok yararlı bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede her zaman ve zeminde Filistinli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu kararlılıkla bir kez daha ifade ettik” dedi.

    “AZİZ SANCAR HOCAMIZLA GURUR DUYUYORUZ”

    Geçen hafta ayrıca aldığı Nobel ödülüyle milletçe göğsümüzü kabartan Prof. Dr. Aziz Sancar’la da sohbet etme imkanı bulduğunu söyleyen Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu vesileyle bir üzüntümüzü, bir sitemimizi sizle paylaşmak isterim. Sosyal medyada, kimi köşelerde, ekranlarda milletimize Nobel başarısının sevincini yaşamayı çok gören kimi nadanlar hem bizi hem Aziz Sancar hocamızı üzdü. Bir öğretim üyesi olarak, bir meslektaşı olarak Aziz Sancar hocanın sadece Nobel ödülü almasıyla değil Nobel Ödülü aldıktan sonra gösterdiği vakur duruşuyla gurur duyduğumu ifade ettim. Hep gurur duyuyoruz, gurur duyacağız. Bilim adamı olmak demek sadece laboratuvarlarda ya da kütüphanelerde ilmi çalışma yapmak demek değildir. Bilim adamı olmak tarihe, mekana karşı sorumluluk hissi içinde bir duruş sahibi olmak demektir ve bu konuda Aziz Sancar, bundan sonraki bilim adamlarımıza da örnek olacak bir tavır sergilemiştir. Aziz hocamızı arzu ettikleri kalıba, o dar dünya görüşlerine sığdıramayanların sergiledikleri tahammülsüz tutum ibretliktir. Prof. Dr. Aziz Sancar, sadece başarısıyla değil sergilediği tavırla kendi dar dünyalarına sıkışanlara da önemli bir mesaj vermiştir.”

    “BENZER HASTALIKLI TUTUM ARA GÜLER’E KARŞI SERGİLENDİ”

    Davutoğlu, aynı mutaassıp, nezaketsiz, sevgisiz çevrelerin benzer hastalıklı tutumu birkaç gün önce de duayen fotoğrafçı Ara Güler için sergilediklerini söyledi.

    Dünya çapında bir değer olan büyük fotoğraf sanatçısı Ara Güler’in Cumhurbaşkanımızın fotoğraflarını çektiği için linç edilmeye çalışıldığını anlatan Davutoğlu, şöyle konuştu: “Gerçekten üzülüyorum, bu nasıl bir tahammülsüzlüktür. Dünya çapında yetiştirdiğimiz değerlere karşı sadece ve sadece bu ülkenin değerlerine sadık kaldıkları için tepki göstermek nasıl bir tahammülsüzlük. Bu insanlar içlerindeki bu sevgisizliği, bu hoyratlığı ne zaman nasıl biriktirdiler, büyüttüler ve bunu bir tavır haline dönüştürdüler anlamakta zorluk çekiyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde sevgisizliğin yerini muhabbet alacak. Bu gönül köprülerini yeniden kuracağız ve karşılıklı saygı içinde dünya tarihine ve insanlığın değerlerine büyük katkılarda bulunacak yeni öncüler yetiştireceğiz. Bunlar bizim toplumumuza yakışan haller değil. Asırlarca bu topraklarda nasıl muhabbet iklimi yaşanmışsa yine yaşanacak.”

    “BÜTÇE AÇIKLARI DÖNEMİ GERİDE KALDI”

    Başbakan Davutoğlu, her türlü kriz kaos planına karşı dimdik ayakta duran bir AK Parti olduğunu belirterek, “Ocak ayı içinde kalıcı 2016 bütçesini yapacağız. Artık genel devlet bütçesini inşallah dengede kapatmayı hedefliyoruz. O bütçe açıkları dönemi geride kaldı. Hem vaatlerimizi gerçekleştireceğiz hem de bütçe dengesi konusunda hiçbir zaaf göstermeyeceğiz” dedi.

    AK Parti kadrolarının iki seçim arasında iş dünyası ve milleti güven verebildiğini, ekonomiyi siyasi istikrarsızlık ve popülizme kurban etmediğini belirterek, 2016 yılının çok daha iyi geçeceğini vurguladı.

    AK Parti Genel Merkezi 4. Gençlik Kolları Kongresinin geçen hafta yapıldığını anımsatan Davutoğlu, “Son 14 yılda büyük adımlar attık. Bu adımların her defasında hedefine ulaşması, bu hareketin gençliğe yaslanmasındandır, bu hareketin gerçekten güç ve enerji almasındadır. Bu anlamda AK Parti siyasetinin asli taşıyıcı unsuru gençliğimizdir. Gençlik bizim gelecek davamızdır. Geleceğe emniyet ve güven içinde, dava, fikir, dert sahibi gençlerimizle birlikte yürüyeceğiz. Davamız, hukuk ve adalet davasıdır. Davamız, demokrasi ve özgürlük davasıdır” diye konuştu.

    “KİMSEYİ YOK SAYMAYIZ, DIŞLAMAYIZ ÖTEKİLEŞTİRMEYİZ”

    Türkiye’nin hak ettiği seviyeleri yakalaması için AK Parti’nin yapacaklarının henüz bitmediğini dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

    “1 Kasım’da halkımızdan aldığımız emanetin hakkını İnşallah yeni dönemde yapacaklarımızla vereceğiz. Biz her vesileyle muhalefet partileri ile diyalogdan yana bir tutum sergilemeye çabalıyoruz ama ne yazık ki benzer bir tavrı, anlayışı, medeni ve olgun bir siyaseti onlardan göremiyoruz. Durum o kadar şirazesinden çıkmak üzere ki artık siyasetin içinde aynı dilden konuştuğumuz bile şüpheli bir hal aldı. 64. Hükümet olarak Meclis’ten güven oyu aldığımız gün vatandaşlarımızın huzurunda muhalefete bir çağrıda bulunduk. Yapıcı eleştirilerini, önerilerini dikkate alacağımızı ve görüşlerinden yararlanacağımızı ifade ettik. Ayrıca tüm muhalefet partileriyle görüşme kanallarını açık tutacağımızı da dile getirdik. Bugün de bu söylediklerimizin arkasındayız. Kapımız, ülkesinin menfaatini, vatandaşın huzurunu gözeten, şer odaklarına fırsat vermemek için mücadele eden herkese siyasi görüşü ne olursa olsun açıktır. Biz önce vatandaşımızın sonra da vatandaşımızı temsil eden tüm siyasi partilerin bizden beklentilerini dikkate alırız. Kimseyi yok saymayız, dışlamayız, ötekileştirmeyiz. Özellikle coğrafyamızın sıkıntılar yaşadığı şu günlerde birlik içinde Türkiye’nin her zaman gösterdiği o birlik ve beraberliği sergilemek durumundayız.”

    CHP’Lİ EREN ERDEM’E SERT ELEŞTİRİ

    “Milletimizin oylarıyla Meclis’te bulunan vekiller olarak, hükümet-muhalefet demeden ülkemiz için omuz omuza vermeliyiz” diyen Davutoğlu, CHP’li Eren Erdem’in “sarin gazı” iddialarını eleştirdi.

    Davutoğlu, muhalefet kanadında gerçekten yadırgadığı siyasi ahlaka aykırı bir anlayışla karşı karşıya bulunduklarını belirterek şöyle konuştu:

    “Bunu da aziz milletimizle paylaşmak istiyorum. Bu Meclis’te siyaset yapan tüm partilerin hükümetimizi eleştirme hakkı tabii ki vardır. Bu demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır. Ancak bizi şikayet edecekleri tek merci milletimizdir. Maalesef muhalefet saflarında uluslararası basına ülkesi aleyhine demeç verenler, ülke ülke gezip Türkiye’yi şikayet edenler var. Milletimize gidip bizim hakkımızda konuşmaktan korkanlar, çekinenler bizimle problemli ne kadar başkent varsa oraya gidip onlarla işbirliği yapmaktan çekinmiyorlar. Fırsatını yakaladığı her ortamda yalanlar ve iftiralarla ülkesini karalayanlar, halkın zihnini bulandırmaya çalışanlar var. Bu ülkenin insanlarından oy almış, vekalet almış ve bu ülkenin değerlerini korumak üzere yemin etmiş siyasetçilere bu tavırlar yakışmıyor.”

    “TERÖRE DESTEK VERENLERİN YALANLARI BİTMEK BİLMİYOR”

    Davutoğlu, konuşmasında, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, Osmanlı döneminden kalma tarihi Kurşunlu Camisinin “havadan bombalandığı” iddiasına sert tepki gösterdi.

    Teröre destek verenlerin yalanları, iftiralarının bitmek bilmediğini anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Onların eş başkanlarından biri çıkıyor, ’Diyarbakır Sur’da Kurşunlu Camisi havadan bombalandı’ diye bir iddia ortaya atabiliyor. Modern bir çağdayız, bir cami eğer havadan bombalanmış olsa Allah muhafaza Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) en büyük emanet olarak bu ülkenin ve dünyadaki, her yerdeki camileri korunacak mekan olarak görür. Hiç unutmadığım bir hatıramdır, Kosova müdahalesi esnasında, Kosova’daki kardeşlerime karşı zulmeden Sırp çetelerine karşı TSK müdahale yaparken -daha sonra Kosova’da o müdahaleyi izleyen Kosovalı kardeşlerimden dinlemiştim- bu Sırp çeteler yığınaklarını sırf korunsun diye camilerin kenarlarına yapıyorlar ki bombalanmasın diye. Türk savaş uçakları gelir, caminin hemen yanında olsa bile camiye zerre miktarda zarar vermeden o çetelerin yerlerini imha ederdi. Ve o zaman Kosovalı kardeşlerimiz şunu der: Mehmetçik, adını Hazreti Peygamber’den alan bir ordunun neferleri camiye bomba gönderir mi? Mehmetçiğin birinci ve öncelikli vazifesi, Türkiye ve Türkiye dışında kutsal mekanlarımızı korumaktır”

    Başbakan Davutoğlu’nun bu sözleri salondaki partililer tarafından yoğun alkış aldı.

  • Vali Mutlu’dan Putin’e Pişmaniyeli Yanıt

    Eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu Rusya Devlet Başkanın Vladimir Putin’in ‘Türkiye yaptıklarına pişman olacak’ açıklamalarına ‘Pişmaniyeli’ bir yanıt verdi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bugün yaptığı “Türkiye yaptıklarından pişman olacak” şeklindeki açıklamalarına eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu twitter üzerinden yanıt verdi. Vali Mutlu, “Putin ‘pişman edeceğiz’ demiş. Canı pişmaniye çekmiş anlaşılan. İzmitli arkadaşlar, bu işi siz halledersiniz” yanıtı sosyal medyada yüzlerce kez paylaşıldı.

  • Yalçın Topçu’dan Türkmenleri Bombalayan Rusya’ya Sert Yanıt

    Eski Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, “Rus uçağı gelip evimizin üstünde racon kesiyorsa onu indirmek milli ve haklı bir davadır. Bu işten biz kaybedersek Rusya da kaybeder” dedi.

    Eski Kültür ve Turizm Bakanı Topçu, 7 Haziran’dan 1 Kasım’a uzanan sürece ve yaklaşık 3 aylık bakanlık serüvenine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 63. Hükümet’in çok önemli bir misyonu yerine getirdiğini söyleyen Topçu, Türkiye düşmanlarına fırsat verilmediğini belirtti. Topçu, geçici hükümette bakan olma teklifini kabul ederken söylediği, “Bizim siyasi misyonumuzda kaosa değil millete ve demokrasiye hizmet esastır. Söz konusu olan devlet ise, milletin selametiyse her şey teferruattır. Devlet emretti biz de gereğini yaptık” sözlerini hatırlattı. Türkiye’nin “belirsizlik” ve “kaos” ortamından kurtulduğunu, 1 Kasım seçimleriyle birlikte rayına girdiğini dile getiren Topçu, yakın coğrafyada yaşanan sıkıntılı süreçte sandıktan siyasi istikrara destek çıktığını kaydetti. “Biz hiçbir zaman millet iradesinin üstünde hiçbir güç tanımadık, bundan sonra da tanımayız” diyen Topçu, “Dolayısıyla millet sandıkta son sözü söylemiştir. Söz de, karar da milletindir. Bakanlık dönemini Allahüalem hesabını kolay vereceğimiz bir süreç olarak değerlendiriyorum. Milletin ve devletin takdiri, Rabbimin nasibi bir görevdi. Rabbim nasip etti, ettiğini de kolay kıldı. Devletin malıyla yetimin malı arasında bir fark olmadığı şuuruyla yürümeye gayret ettik. Çok şükür kimseyi rencide etmedik, kimseye de minnetimiz olmadı” ifadelerini kullandı.

    3 AYDA 5 ÜLKE, 26 İL ZİYARETİ

    Kısa sayılabilecek bir süreçte 26 il, 20’yi aşkın ilçe ve 5 dış ülke ziyareti gerçekleştirdiğini dile getiren Topçu, “Yüzlerce iç ve dış kabuller yaptık. Yurt içinde ve yurt dışında çok önemli uluslararası organizasyonlar düzenledik” dedi.

    “Bizim bulunduğumuz makamlar her zaman milletin kolay ulaşacağı makamlar oldu” ifadesini kullanan Topçu, şunları kaydetti:

    “Burada da Anadolu insanıyla çokça kucaklaştık. Elimizden geldiğince insanımızın dertlerine derman bulmaya çalıştık. Rabbim 3 ayda sanki zamanı bereketlendirdi, on binlerce insanla buluşma fırsatı yakaladık. Bu arada bakanlığın bizce olması gereken duruşuyla ilgili de bir kısım mesajlarımız oldu. Sadece Türkiye’nin değil, medeniyet coğrafyamızın da sıkıntı ve hayallerinden sorumlu olduğumuzu her fırsatta dile getirdik. Bu vesileyle bakanlık dönemi boyunca birlikte olduğumuz çaycısından müsteşarına kadar herkese teşekkür ediyorum. Herkesten helallik diliyorum. Varsa benim bir hakkım hepsine helal olsun.”

    “ARAÇLARI KUTSAMAYIP AMACA ODAKLANMAK EN DOĞRUSU”

    Bakanlık öncesi de sivil siyasetin içinde olduğunu anlatan Topçu, “Devlet ve millet açısından ’yar başı’ diye tabir ettiğimiz önemli kırılma noktalarında bize söz söyleme, duruş sergileme ihtiyacı hasıl olunca yine sorumlu, yapıcı, pozitif tavrımıza devam edeceğiz. Makamları değil milletin gönlünü, Allah’ın rızasını kendimize hedef seçtiğimiz için aynı şekilde gayretlerimiz sürecek. Milletin faydası, medeniyet coğrafyamızın faydası, insanımızın faydası söz konusu olunca birçok şeyi teferruat olarak görme çizgimizi ve misyonumuzu devam ettireceğiz. Bu noktada sivil toplumun üzerine düşen görevler çerçevesinde aktif ve hareketli olma durumumuz da sürecek. Amacımız son nefese kadar İlay-ı Kelimetullah uğruna nizam-ı alem davasına hizmet etmektir. Bunu yaparken partili veya partisiz olmayı da çok fazla önemsemiyorum. Araçları kutsamayıp amaca odaklanmak bence en doğrusu” dedi.

    BAYIRBUCAK TÜRKMENLERİ’NE DESTEK

    Muhalefetin dış meselelerde siyasi çıkar ummadan “milli” davranmasının toplumun da beklentisi olduğunu söyleyen Topçu, Suriye ve Bayırbucak Türkmenleri meselesini iç siyasette amansızca kullanmanın doğru olmadığını vurguladı. Muhalefetin ve iktidarın ortak hareket etmesi, birleşmesi gereken konular ve olaylara işaret eden Topçu, şöyle devam etti:

    “İşte terör meselesi, yakın coğrafyamızla ilgili milli meseleler bunlara örnektir. Biz medeniyet coğrafyamızda gelişen olaylara duyarsız kalırsak emin olun Ankara’da rahat oturamayız. Ayrıca bizim tarihi misyonumuzun yüklediği sorumluluklar da vardır. Bu sorumluluğun gereği yapılırsa hem kendi ülkemize hem de etraf coğrafyamıza huzur ve güvenlik gelir. Öte yandan ülkemizi itham altında bırakacak eylem ve söylemlerden de uzak durmak gerekir. Kendisini şucu, bucu diye tarif eden bilumum ideolojik hareketler çeşitli zamanlarda ülkemizi dış ülkelere şikayet etmiştir. Bunun tek istisnası benim de dahil olduğum siyasi anlayıştır. Biz ne 12 Eylül’de ne 28 Şubat’ta birçok haksızlık ve zulüm yaşamış olsak da hiçbir zaman devletimizi şikayet etmedik. Hep kol kırılır yen içinde kalır anlayışıyla hareket ettik. Olağanüstü dönemlere bakarak devletimize küsmedik, her ne olursa olsun devleti rencide etmenin ancak dış güçlerin işine yarayacağını söyledik. Biz hiçbir zaman Cem Sultan geleneğini, Haşhaşi tavrını doğru bulmadık. Bunları tarihimizin ibretli olayları olarak gördük. Dolayısıyla bizim duracağımız yer bellidir. Devletin ve milletin bekası için Fatih’in kanunnamesine, Nizamülmülk’ün siyasetnamesine uyduk. Bundan sonra da duruşumuz bu olacaktır.”

    “BU İŞTEN BİZ KAYBEDERSEK RUSYA DA KAYBEDER”

    Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağının Suriye sınırında düşürülmesinin ardından gerilen iki ülke ilişkilerine yönelik açıklamalarda bulunan Topçu, şunları kaydetti:

    “Türkiye asla bir oldu bittiye müsaade etmemelidir. Sınırlarımızın hemen yanı başında kandaşlarımızı yalnız bırakacak bir vicdanı, zihniyeti kabul etmek mümkün değildir. Kendi bahçemizde uydu devletler, kantonlar oluşturulmasına fırsat veremeyiz. Rusya’nın burada bir işi varsa bizim beş işimiz vardır. Kendi milli haysiyetimizi her şeyin üstünde görürüz. Rus uçağı gelip evimizin üstünde racon kesiyorsa onu indirmek milli ve haklı bir davadır. Bu işten biz kaybedersek Rusya da kaybeder. Her türlü kompleksten arınıp, tarihi misyonumuza uygun davranmak en önemli kazanımımız olacaktır. Bu ülkenin büyüklüğünü kavrayamayan kompleksli tiplerin akıl yürütmeleri ve korku senaryoları yazmaları ciddiye alınmamalıdır. Türkiye’nin Suriye politikası mazlumun yanında durma meselesidir. Bunu sığınmacılara gösterdiği fedakarlıkla da ispatlamıştır. Artık daha aktif bir politika izlenmelidir. Türkiye bu coğrafyanın haritasının çizileceği masada olmalıdır. Kim ne yaparsa yapsın Türkiye evinin bahçesiyle ilgilenecektir. Aksi durum abesle iştigaldir.”

  • Rusya’dan Doping Raporuna Yanıt

    Dünya Dopingle Mücadele Kurumu’nun (WADA) hazırladığı ve Rusya’nın uluslararası tüm atletizm şampiyonalarından men edilmesini talep eden rapora Rusya’dan cevap geldi.

    WADA’nın, Rusya’yı dopingle suçlayan raporuna Rusya’dan yanıt geldi. Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözcüsü Dmitry Peskov, yayınlanan raporla ilgili açıklamalarda bulundu. Peskov, “Elinizde bu iddiaları destekleyecek kanıtlar olmalı. Ortaya herhangi bir kanıt koymadığınız sürece iddiaları kabul etmemiz mümkün değil” dedi.

    LABORATUVARLARIN AKREDİTASYONLARI ASKIYA ALINDI

    Dünyada atletizmde en başarılı ülkelerden biri olan Rusya’da, sunulan raporla 5 Rus sporcu ve 5 antrenörün ömür boyu spordan men edilmesi gerektiği belirtilmiş, bin 417 doping numunesinin de örtbas edildiği iddia edilmişti. Rapora göre ayrıca doping işine spor bakanı, ülkenin istihbarat servisi FSB ve birçok bürokratın karıştığı belirtilmişti.

    Öte yandan raporundaki öneri doğrultusunda, Moskova’da bulunan doping laboratuvarın akreditasyonunun askıya alındığı belirtildi.

  • (Özel Haber) Mhpli Oktay Vuraldan Kılıçdaroğlunun “koalisyon” Çağrısına Yanıt

    MHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Adayı Oktay Vural, Kılıçdaroğlu’nun ‘Koalisyonda tercihim MHP olur’ sözlerine, “Zannediyorum Kılıçdaroğlu, AKP ile özdeşleşen seçim beyannamesinin üzerini örtmek için muhalefet anlayışıyla meseleye bakıyor. Bizim önceden bir partiyle koalisyon tercihimiz yok” yanıtını verdi.

    MHP Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Adayı Oktay Vural, İhlas Haber Ajansı İzmir Bölge Müdürü Özcan Aydın’ı ziyaret etti. Ziyarette gündeme dair açıklamalarda bulunan Vural, MHP’nin zayıflatılmaya çalışıldığını ancak 1 Kasım seçimlerinde daha güçlü çıkacağını belirtti.

    “AK PARTİ’DEN MHP’YE GEÇENLER VAR”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun MHP’nin içinde bölünmeler olduğunu ve bu nedenle seçimden sonra beşinci parti çıkabileceği sözlerini eleştiren Vural, asıl bölünmenin AK Parti içinde olduğunu savundu. MHP olarak güçlendiklerini ifade eden Vural, “Daha önce de söylediler. Çözüm ortaklığı meselesinde ‘terör bitecekti, çözüm ortağı olmadınız, siz de biteceksiniz’ diye söylemediler mi bunlar? Demek ki bunların en büyük korkuları MHP, çünkü biz güçlüyüz. Neden MHP üzerinde oyun oynanıyor? Niye HDP’ye ‘bölünecek, zayıflayacak’ diye söylemiyorlar? Bu demektir ki Adalet ve Kalkınma Partisi HDP ile olan çözüm ortaklığını 1 Kasım’dan sonra ileriye taşımak için MHP’nin zayıf düşmesini bekliyor. MHP milletin direnci aynı vücudumuzdaki direnç gibi, bağışıklık sistemi. Bağışıklık sisteminin düşmesini kim ister? Virüsler, fitneler ister. Nasıl bölünme olabilir ki? Bunu ancak bölücüler isteyebilir.”

    Adalet ve Kalkınma Partisi’nden birçok insanın MHP’ye geçtiğini anlatan Vural, “Cumhuriyet Halk Partisi’nden MHP’ye geçiş var. Biz 7 Haziran seçimlerinde oyları nereden aldık? Bütün bunları bırakın, 50 kişiyi falan da. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin düşen oyları Milliyetçi Hareket Partisi’ne gelmedi mi? Yüzde 13 oyumuz, 16 küsura çıkmadı mı? E şimdi Halep oradaysa arşın burada yani gerçekler burada. Bunlar algı operasyonu yapıyorlar. Dolayısıyla biz her gün Adalet ve Kalkınma Partisi’nden MHP’ye geçen bir çok insanı müşahade ediyoruz.”

    “HERHALDE BÜLENT ARINÇ’IN BİR BİLDİĞİ VAR”

    Adalet ve Kalkınma Partisi’nde ciddi kırılmalar olduğunu ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın AK Parti’nin gerçeklerini ortaya koyduğunu öne süren Vural, şöyle konuştu:

    “Kopuşlar var. Sorgulamalar var. Aday yapılmayanlar, aday olmak istemeyen eski üç dönemlikler var. Özeleştiri yapanlar var. Biliyorsunuz işte Bülent Arınç ve Abdullah Gül’ün açıklamaları var. Bu eksende Sayın Davutoğlu’nun, Abdullah Gül aleyhine yaptığı konuşmalar var. AKP içerisinde çözüm ile rüşvet ve yolsuzluk altında iki fay hattı var. Bu fay hatlarında dolayı Adalet ve Kalkınma Partisi 13 yıllık durumunu sorguluyor. Dolayısıyla böyle bakıldığı zaman çok ciddi kırılganlık olduğu gayet açık ve nettir. Bir koalisyon isteseydik biz kurardık, ama istemedik’ dediyse eğer herhalde Türkiye’yi yönetmiş ve belli bir seviyeyi geçmiş Bülent Arınç’ın bir bildiği var demektir. Bülent Arınç’ın rüşvet ve yolsuzlukla ilgili söyledikleri var. Arınç çözüm meselesinde parlamento kürsüsünde ‘Muhalefet Milliyetçi Hareket Partisi haklı çıktı’ deyişi var. Dolayısıyla Sayın Bülent Arınç’ın söylediklerine bakıldığında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin gerçeklerini görüyoruz. Abdullah Gül Beyi kedi kongrelerine çağırmayanlar, ’28 Şubat’ın yapmadığını bana yaptı’ diyenler, Bülent Arınç’ın ‘TRT ve Anadolu Ajansı bana ambargo koyuyor’ söylemlerini dikkate aldığınızda, aslında AKP’nin içinin nasıl otoriter, demokrasiden uzak, baskıcı bir anlayışla yönetildiğini gayet açık ve net ortaya koymaktadır. Bu bakımdan Sayın Bülent Arınç, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin içini bilen ve bu yönüyle mesajlarını topluma veren birisidir. Biz de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu süreç içerisinde Bülent Arınç’ın ifadeleriyle kendi iç muhasebelerini yapmaları gerektiğini düşünüyoruz.”

    “BEN DE AMBARGOLUYUM HAKKIMIZI HELAL ETMİYORUZ”

    Vural, “Ben ambargoluyum. TRT’ye bugüne kadar hiç çıkartmadılar. Bir ‘meclis taksi’ye çıktım, o da öyle bir program ama bugüne kadar hiçbir tartışma programına çıkartmadılar. Korkuyorlar çünkü” diye konuştu.

    TRT’nin durumunun içler acısı olduğunu anlatan Vural, sözlerine şöyle devam etti: “Açıkçası milletin helal vergileriyle yayın yapan TRT’ye hakkımızı helal etmiyoruz. Ben onlardan talepte bulunacak bir kimse değilim onların görevini yapması lazım. Kanunla kendilerine verilen görevler vardır ama bu görevlerini yerine getirmemektedir. Sadece parti olarak değil aynı zamanda dolaylı aktörler itibariyle de AKP’nin parti borazanı olmuştur. Bakın iktidar demiyorum bir parti borazanı haline geldiği çok açık ve nettir.”

    “BİZİM ÖNCEDEN BİR PARTİYLE KOALİSYON TERCİHİMİZ YOK”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Bir koalisyon olursa tercihimiz MHP olur’ sözlerini de değerlendiren Vural, şunları söyledi:

    “Bizim önceden bir partiyle koalisyon tercihimiz yok. Seçim beyannamelerine bakıldığında AKP ile CHP arasında daha fazla benzerlik olduğunu görüyoruz. Zannediyorum Kılıçdaroğlu, AKP ile özdeşleşen seçim beyannamesinin üzerini örtmek için muhalefet anlayışıyla meseleye bakıyor. Biz şu veya bu parti değil biz ilkeler bazında meseleye bakıyoruz. İlkeler bazında baktığımız için de biz kendi konumumuzu AKP ya da CHP’ye göre değil milletimize göre belirliyoruz. Zannederim 2 Kasım’dan sonra bu mutabakat çerçevesinde bir hükûmet kurulacak ve MHP de bu hükûmetin oluşumunda büyük katkı sağlayacaktır. Eğer partimize tek başına iktidar verilmezse, o eksende biz sorumluluğumuzu üstlenmeye hazırız. HDP dışındaki diğer partilerle 4 ilkemiz ekseninde bir mutabakat zemini oluşacağına inanıyoruz.”

    “SAYIN BAŞBAKAN HİÇ OLMAZSA ÖZÜR DİLE”

    Oktay Vural, Başbakan Davutoğlu’nun Adana’da düzenlediği mitingde kendisinin Ulaştırma Bakanlığı yaptığı dönemde “Hızlı treni belki torunlarımız görür” dediğini iddia ederek, “Bu MHP’liye soruyorum. Gel gör. Torununu da al gör ki o torunlar bu ülkenin geleceğinin AK Parti’de olduğunu görsünler” sözlerini de eleştirdi.

    Vural, hızlı tren, Marmaray ve İZBAN projelerinin kendi dönemlerinde yapıldığını belirterek şunları söyledi: “Bir Başbakan bunu söylerse olmaz. Bugün hızlı tren projesi MHP döneminde ihale edilmiş bir projedir. Hatta ihalesi ve projesi yapılırken hazine ile yaptığım görüşmelerde bulunan TCDD genel müdürü de şu an Adalet ve Kalkınma Partisi’nden milletvekilidir. Yani insaf, biraz kadirşinas olmak lazım. Bu yalanla siyaset olmaz. Marmaray için ‘ecdadımızın projesi, raftan indirdik’ diyorlar. Ya sizin rafta gördüğünüz projeyi ben getirmişim, yapmışım. Şimdi siz de ne kadar güzel bu projeyi almış getirmişsiniz ya bir teşekkür etseniz bari. İzmir’deki İZBAN meselesi, Ahmet Piriştina ile protokolü imzalayan biziz. Biz getirdik diyorlar. Sayın Başbakan’dan hiç olmazsa bir özür dilemesini bekliyorum. Bir özür dile diyorum. Sayın Başbakan bundan bir şey kaybetmezsiniz ya, kaybetmezsiniz.”

    “BAŞBAKANIN BİR DEDE OLARAK GÖREVİDİR”

    Vural, sözlerine şöyle devam etti: “Sayın Başbakan hiç olmazsa yanındaki genel müdüre sorsaydı ya. Hiç olmazsa kendi torunlarına doğruları söylesin. Torunlarının yalanla büyümesi doğru değil, onların geleceklerini karartmasın. Sayın Başbakan’a çağrım, eğer vatandaşlardan özür dilemiyorsa, torununu bir alsın yanına bir akşam ‘yavrum böyle böyle söyledim ama bunlar doğru değil’ desin. Çünkü o torunların gözlerini karartmak doğru olmaz, onlar Türkiye’nin geleceğidir. Türkiye’nin geleceğine sahip olanların yanlış bilgilerle geleceğe bakmamalarını temin etmek hiç olmazsa bir dedenin başlıca görevidir.”

    “IŞİD VE PYD’NİN İŞBİRLİĞİ YAPTIĞINI SURİYE’DE GÖRDÜK”

    Ankara’daki katliamdan HDP’nin acıyı kullanarak nemalanmaya çalıştığını belirten Oktay Vural, “HDP ve PKK kendi kitlesel desteklerini artırmak için bir acıyla, acıyı kullanmak istemişlerdir. Bu yönüyle bakıldığında IŞİD ile PYD’nin Suriye’nin kuzeyinde de işbirliği yaptıklarını gayet açık ve net görüyoruz. Bu tablo şunu ortaya koyuyor ki Türkiye’de maalesef terör örgütleri tutulmuştur. Örümcek ağı kurmuşlardır. Maalesef siz Türkiye’nin iç politikasını PKK terör örgütüne, dış politikasını PYD ve IŞİD eksenine getirirseniz, terör örgütleri yapacağı eylemlerle sizi yönlendirmeye devam eder” ifadelerini kullandı.