Etiket: Yanına

  • Bakan Çelik: “Bayrağımızın yanına hiç kimsenin paçavra asmasına izin vermeyeceğiz”

    AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Türkiye’de ikinci sınıf vatandaş olmadığını, herkesin birinci sınıf vatandaş olduğunu belirterek, “Şanlı bayrağımızın yanına hiç kimsenin paçavra asmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

    Bakan Çelik, Adana’da Çukurova AK Parti İlçe Başkanlığı’nda partililerle bayramlaştı. Bakan Çelik, bayramlaşma öncesi yaptığı açıklamada 15 Temmuz gecesi Türk milletinin bütün dünyaya demokrasi dersi verdiğini söyledi. Bakan Çelik, “Bizim bir tane bayrağımız var. O bayrağın gölgesinde herkes birinci sınıf vatandaş. Türk, Kürt, Alevisi, Sünnisi ve diğer gruplarıyla, Türkiye’de ikinci sınıf vatandaş yoktur. Hepimiz birinci sınıf vatandaşız. Hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz. Bu ülkede misafir yoktur. Hangi dinden mezhepten etnik kimlikten olursa olsun. Türkiye Cumhuriyetin çatısı altında bir ve eşitiz. O sebeple bu bayrak hepimizin bayrağıdır. Bu bayrağın yanına hiç kimsenin yeni bir paçavra asmasına izin vermeyeceğiz. Biz tek milletiz dediğimiz zaman bütün farlılıkları yok saydığımız yönünde kara propaganda yapıyorlar. Hayır biz milletimizin ait olduğu yerel kimliklerine sahip çıkıyoruz. Bütün bu farklıları zenginliğimiz kabul ediyoruz. Hepimizin adı farklı olabilir ama soyadımız Türkiye Cumhuriyetidir” diye konuştu.

    Bu şanlı bayrağın gölgesi altında demokratik, hukuk ve laik bir devlet, güçlü bir dış politikayla sosyal devlet olarak yola devam ettiklerini dile getiren Bakan Çelik, “Hiç kimse devletimizin bir takım özelliklerini değiştirip onu alıp cebine koymaya, bir başka yerde bir takım devletçiler yaratmaya, bayrağımızın yanına bir takım paçavralar asmaya kimse sakın ola tevessül etmesin. Sizin onlara nasıl cevap verdiğinizi 15 temmuz da nasıl tepki gösterdiğinizi bütün dünya gördü” dedi.

    Bazı belediyelere kayyumlar atandı diye halkın iradesi gasp edildiğini söyleyenler olduğuna anımsatan Bakan Çelik şöyle devam etti:

    “Hayır halkın iradesi gasp edilmedi. Tam tersine halk onları kendilerine hizmet etsin diye seçti. Ama onlar bu halkın emanetine ihanet ettiler. Kanunlar içinde hareket etmeleri gerekirken gittiler FETÖ ya da PKK terör örgütüne bu milletin verdiği imkanları peşkeş çektiler. Ha bu ülkeye helikopterlerle saldırmışsın, ha belediyenin imkanlarıyla hendekler kazımışsın, ha belediyenin araçlarıyla teröristlere yardım etmişsin hiç fark etmez. Hiç kimse bu ülkede kendi kedine terör devletçiği kuramaz. Kendi kendine terör egemenliği kuramaz. Bu ülkede egemenlik kayıtsız şartsız size (millete) aittir. Sizin egemenliğinizin hiçbir terör örgütü tarafından gasp edilmesine izin vermeyiz. O nedenle yapılan şey kendilerini halkın temsilcisi olmaktan çıkartıp, FETÖ’nün ya da PKK terör örgütünün kayyumu haline getirenlerin iş başından uzaklaştırılmasıdır. Onun yerine millete hizmet edecek, milletin ve devletin kayyumları atanmıştır. Hiçbir şekilde, milletin emanetine ihanet etmeyenlere, kanunlar çerçevesinde çalışanlara kimse herhangi bir olumsuzluk yaşatmamaktadır.”

    AB’ye de seslenen Bakan Çelik, “Türkiye’ye sahici bir müzakere, gerçekçi bir müzakere yapmak istiyorsanız, buyurun fasılları açın. 24 faslı açın, 24. Faslı açın. Hukuk devletini, ifade hürriyetini, basın hürriyetini konuşalım. Bizim bunlardan çekincemiz yok. Biz bu millet için daha fazla basın hürriyeti istiyoruz. Biz bu millet için daha fazla ifade hürriyeti istiyoruz” diye konuştu.

    Darbecilerle gerçek gazeteci ve akademisyenlerin karıştırılmaması uyarısı yapan Bakan Çelik şunları kaydetti:

    “Bakın bu darbecileri gerçek akademisyenlerle karıştırmayın. Bu teröristlerin akademik hürriyeti olmaz. Bu teröristlerin yaptıklarına akademik hürriyet denmez. İşte bu ruhunu şeytana satmış insanları Avrupalı dostlarımız gazeteci diye önümüze getirirse, akademisyen diye getirirse, biz terör örgütlerinin akademisyen ya da gazeteci kisvesi adı altında, Türkiye’ye operasyon çekmesine müsaade etmeyiz. Gerçek akademisyenlerin, gerçek gazetecilerin Türkiye’nin en büyük gücü olduğunu, Türkiye’nin yumuşak gücü olduğunun farkındayız. Türkiye’nin büyümesinde, geleceğe yürümesinde, gelişmesinde hür basının, özgür basının ve tabii ki basın hürriyetin, tabii ki ifade hürriyetinin, tabi ki akademik hürriyetin çok önemli yer vardır.”

    Bakan Çelik, uzun zamandır kara propaganda yapıldığını, Cumhurbaşkanına diktatör dendiğini, asıl diktatörlerin halkına karşı tankın arkasına saklandığını ancak Cumhurbaşkanın ise halkıyla birlikte tankların önüne çıktığını sözlerine ekledi.

  • Diyetisyen Sayın: “Hastayken İçilen Çorbaların Yanına, Yoğurt Servis Edin”

    Hastalık sürecinde doğru beslenmeyle ilgili tavsiyelerde bulunan Uzman Diyetisyen Işın Sayın, “Hastayken içilen çorbaların yanına, yoğurt servis ederek protein değerini arttırın” dedi.

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın, mevsim geçişlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini, grip ve nezle gibi hastalıklardan nasıl korunması gerekiğini anlattı. Mevsim geçişlerinde hastalıkların artmasını değerlendiren Işın Sayın, “Her ne olduysa oldu, bağışıklık sistemimiz ’arıza alarmı’ vermeye başladı. Zayıf düşen bağışıklık sisteminin yarattığı sorunların en başında gelen özellikle baharda görülen alerjiler… Örneğin: Bazılarımız her ilkbaharda geçmek bilmeyen burun akıntısı ve tıkanıklıklardan şikayetçi. Kimileri döküntüler yaşıyor. Egzamalar artıyor” diye konuştu.

    Işın Sayın, burnun tıkalı olduğu zamanda daha az yemek yendiğini belirterek, “Akıntıları ve tıkanıklıkları da koku almamızı engelliyor. Tüm bu gibi durumlarda besinlerden lezzet alamıyoruz. Eğer aksine neden olan bir ilaç almıyorsanız iştah da azalabiliyor. Oysa vücudumuzun günlük ihtiyacı olan besinleri tüketebilmemiz gerekir. Direnç için elbette beslenme önemlidir. İştahsızken yeme, içme çileli de gelse; ’Doğru dozda iştah, bu açıdan baktığımızda, sağlığımızdan sorumludur’ diyebiliriz” ifadelerini kullandı.

    Hastalık sürecinde alınan yağlı ve şekerli gıdaların faydası olmadığını ifade eden Sayın, şunları söyledi:

    “Göreneklerimiz dahilinde, hasta olana ’bi’ tas çorba’ yapmaya giden biri mutlaka bulunur. Tavuk suyuna çorbanın yumuşak içecek olması dışında ekstra bir iyileştirici kimyası olmadığı ortada, ancak bazen, insaf dedirtecek ısrarlar ve besin yüklemeleri ile karşılaşabiliyoruz. Tek seferde 0,5 kg portakalı sıkıp, bunu günde 3-5 kez tekrarlayanlar mı arasınız; vıcık vıcık yağlı tavuk suyuna şehriye çorba yapıp ekstradan yağ koyanlar mı. Sınırsız çeşitlilikte ve neye yaradığına emin olmadıkları bitki çaylarını karıştıran;’Enerji olsun, direnç versin’ adı altında helva, çikolata, tatlı gibi, enerjisi yüksek gıdalar tüketenler de cabası. Oysa hasta olduktan sonra bu denli şeker, yağ yüklemenin ekstra bir yararlılığı yoktur. Hatta bu çok yağlı gıdalar mide bulantısını arttırabilir.”

    “C VİTAMİNİ VÜCUTTA DEPOLANMAZ, FAZLASI İDRARLA ATILIR”

    “C vitamini tedavi süresini kısaltmaz, günlük yemeniz gereken kadar meyve almanızda fayda var” diyen Uzman Diyetisyen Işın Sayın, “Çünkü; C vitamini vücutta depolanmaz, fazlası idrarla atılır. Tedavi edici olmasından ziyade koruyucu önleyici niteliği vardır. Her gün düzenli olarak tüketmek gerekir. Bir bireyin günlük C vitamini ihtiyacı 60 mg dır. Bunun için yaklaşık 2-3 porsiyon meyve yeter. Suyunu sıkıp içtiğinizde yalnızca 1 bardakta 4-5 porsiyon meyvenin şekerini yüklenmiş olursunuz. Üstelik C vitamininin fazlası zaten idrarla atılacaktır. Doktorunuz daha fazla C vitaminini mutlaka önerdiyse, fazla şeker almadan bunu başarmanız için, yine doktorunuza danışarak, eczaneden alınan vitamin destekleri daha güvenli olacaktır. Bu özellikle fazla kilo, insülin direnci ve reaktif hipoglisemisi olanlar için önemlidir. 1 efervesan tabletteki vitamin, kilolarca meyvedeki C vitamini dozuna eşittir. Ancak daha fazla şekerin tedavi edici değil, hastalık sonrası iştah açıcı özelliği olabilir” diye konuştu.

    “ÇORBANIN YANINA YOĞURT SERVİS EDİN”

    Hastalık sürecinde içilen çorbaların nasıl olması gerektiğini anlatan Sayın, “Kullanmanızı önerebileceğim çorbalar: Unsuz pişen sarı, kırmızı mercimek, az miktarda erişteden veya eriştesiz yeşil mercimek çorbaları, sebze çorbası, pirinçsiz ve bulgurla yapılmış ezogelin çorba, kabuklu pirinçten yayla, düğün çorbaları, sebzeli mercimek, yoğurtlu mantar çorba ve aşurelik buğdayla yapılan nohutlu, yoğurtlu çorbalar kaliteli, besin değeri yüksek çorbalardır. Vitamin, mineral, az miktarda kaliteli karbonhidrat içeren çorbaları hep tavsiye ediyoruz. ’Boş kalori, boş karbonhidrat’ diyebileceğimiz pirinç, şehriye beyaz unu hiçbir şekilde içermeyen çorbalar kalitelidir ve idealdir. Birer büyük kase hafif yoğun kıvamda çorba içmek içine biraz zeytinyağı koymak yeterli olacaktır. Hastayken içilen çorbaların yanına, yoğurt servis ederek protein değerini arttırın. Çorbayla 1 dilim esmer ekmek yemek zorunluluk değildir. 1-2 kase az yağlı kaliteli içerikte çorba yeterli olabilir” şeklinde konuştu.

    “MEVSİM HASTALIKLARI SIRASINDA SU TÜKETİMİ ÖNEMLİDİR”

    Su tüketiminin önemine değinen Diyetisyen Sayın, “Mevsim hastalıkları sırasında bol su tüketimi önemlidir. Su, dolaşımı düzenler, toksik maddelerin atılması, vücudun arındırılmasından sorumludur. Bu yüzden bol bol su içmek lazım. Alerjik öksürük ve boğaz tahrişlerinde de su kişiyi rahatlatacaktır. İçilen su iyileşme sürecini hızlandırır. İlaçların bazı olumsuz etkilerini azaltır” dedi.

    Meyve çaylarında içilmemesi gerekenleri sıralayan Sayın, “Genelde bu dönemde, herkes meyve çaylarına yöneliyor. Kişiler, başkalarının tavsiye ettiği, bilmediği çayları bile içiyor. Biz tüm meyve çaylarını öneriyoruz. Adaçayı, rezene, elma tarçın, papatya, kuşburnu, nane limon, tarçın karanfil güvenlidir. Ihlamur hafif idrar sökücüdür. Hastalık döneminde vücuttaki suyu çok fazla atmak da doğru sayılmaz. Bu nedenle ıhlamur, maydanoz, lahanayı abartmanın sakıncaları vardır. Mate çayı, ısırgan, kiraz sapı, mısır püskülü çayları da idrar söktürücüdür. Onlardan da uzak durun. Ekinezya çayı, zencefil, limon içilmesi, bağışıklığa yardımcı olabilir” diye konuştu. Grip, nezle soğuk algınlığında beslenme kurallarını anlatan Işın Sayın, şunları söyledi:

    “Kahvaltıda çiğ yumurta yemeyi bırakın. İyi pişen yumurtada avidin adlı proteinden de biotin adlı vitaminden de yararlanma imkanınız vardır. Kahvaltıda iyi pişmiş 1-2 adet yumurta içinde az yağlı çökelek, zencefilli birkaç fincan çok sıcak olmayan bitki çayı ve 1 dilim esmer ekmek yenebilir. Ara öğünlerde çok sıcak olmayan içeceklere devam… 1-2 tanesi sütlü şekersiz bir içecek olabilir. Siyah çay içiyorsanız, mutlaka çok açık olmasına ve mümkünse içine limon parçacıkları atmaya özen gösterin. Siyah demli limonsuz çay, ihtiyacınız olan mineralleri idrara karıştırıp atar. Bağışıklığı güçlendirmek için, hasta olduktan sonra yenilen içilen kulaktan dolma besinleri aşırı miktarda tüketmenin size çoğu zaman yararı olmamaktadır. Hayatın hızlı temposu içerisinde ihmal ettiğiniz mevsim sebzeleri, kuru bakliyatların unuttuğunuz meyvelerin koruyucu önleyici yöndeki yararlılığı tartışılmazdır.

    Bağışıklık sistemini güçlendirmek için tavsiyelerde bulunan Işın Sayın, “Beta Glukanlar son yıllarda çok konuşulan takviyeler epeyce işe yaramaktadır. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek üzere doktoru danışarak kullanılabilir. Ancak insulin direnci, reaktif hipoglisemi ve obezite, diyabet sorunu olanlar için iştah açıcı, karbonhidratlara eğilimi artırıcı olduğunu söylemeliyim” dedi.

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın, bahar alerjisiyle ilgili bilgi vererek, “Polenler ve çilek gibi mevsimsel alerjiler, ilaç kullanılacak düzeyde ise; ilgili ilaç tedavileri, açılan iştaha neden olur. Oysa burun akıntıları ile birlikte koku ve tat duyusunun kaybolmuştur. İlaç nedeniyle açılan iştaha kapılırsanız, kontrolsüz yeme riski vardır. Biz bu hastalarda, ’ilaçla tedaviye devam edin, beslenmeniz ilaca göre düzenleriz ve kilonuzu kontrol edersiniz kilo almazsınız’ diyoruz. Tavsiyemiz, bol lifli tok tutan esmer ekmek, bulgur, leblebi gibi az işlem görmüş rafine olmayan tahıllar; büyük porsiyon az yağlı tuzsuz pişmiş bakliyatlar ve bunlara lezzet katmak için baharatlar kullanılabilir. Acıktıkça, daha yüksek kalorili ve zararlı bir şeyler yemektense; çiğ havuç yemeniz, salatalık yemeniz daha isabetli olacaktır. Yoğurt tokluk için vazgeçilmezdir. Semizotuyla karıştırıp beslenmenizde ekstra tokluk vitamin mineral ve lif yakalarsınız. Düzenli tüketilen probiyotik yoğurtlardan da destek alınabilir. İhtiyaç duyduğunuz abur cubur arzusu ise masum alternatiflerle düzenlenebilirdir” dedi.

  • Kilis Valiliğinin Yanına Roket Düştü (2)

    Kilis’te Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın toplantı yaptığı Valilik binasına 30 metre mesafedeki Tekye Camii yakınlarına Suriye’den atılan bir roketin düşmesi sonucu çok sayıda yaralı bulunduğu öğrenildi.

    Saat 18.00 sıralarında Suriye’den ateşlenen bir roket, Kilis kent merkezinde bulunan Valilik binasının hemen yanına düşerken, başka roketler de kent merkezine düştü. Roketli saldırı sonrasında yaralılar ambulanslarla Kilis Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken, toplanan yüzlerce vatandaş valilik önüne gelerek, yetkilileri istifaya çağırdı. Valilik önünde toplanan öfkeli kalabalığa polis ekipleri TOMA ve biber gazıyla müdahale etti.

    Patlamalar, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Vali Süleyman Tapsız, Belediye Başkanı Hasan Kara ve Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger’in toplantısı sırasında gerçekleşti. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın koruma sayısı artırılırken, vatandaşlar Valilik çevresine yaklaştırılmıyor.

  • Vatandaşlar Bu Balıkların Yanına Yaklaşamıyor

    Bursa’nın Mudanya ilçesinde balıkçıların Marmara denizinden tuttuğu kofana, laos ve dülger cinsi balıklar fiyatlarıyla el yakıyor.

    Çok lezzetli olması ve denizden az çıkması sebebiyle fiyatları el yakan balıklar altınla yarışıyor. Mudanya’da Kadıköy Balıkçılık’ın tezgahında sergilediği kofana cinsi balığın kilosu 100 liradan satılırken, laos 65 liradan, dülger ise 50 liradan alıcı bekliyor. Vatandaşlar bu balıkları tezgahta sadece seyretmekle yetiniyor.

    Balıkçılar, “Bu balıklar denizden az çıkıyor. Çok lezzetli ve az olmalarından dolayı fiyatları yüksek. Bu balıkları durumu iyi olanlar tercih ediyor. Canı çok isteyip fiyatı pahalı gelen vatandaşlara ise gramla satış yapıyoruz” dedi.

  • Şehit Teknisyen, Şehit Babasının Yanına Defnedildi

    Şırnak Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne teröristler tarafından düzenlenen saldırıda yaralanan ve kaldırıldığı Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) şehit olan teknisyen yardımcısı Mehmet Sadık Altürk’ün naaşı, 2010 yılında mayına basarak şehit olan korucu babasının mezarının yanına defnedildi.

    Terör örgütü PKK mensupları tarafından, Şırnak Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’ne 20 Mart’ta uzun namlulu silahlarla yapılan saldırıda, 26 yaşındaki teknisyen yardımcısı Mehmet Sadık Altürk ağır yaralanmıştı. Altürk, Şırnak Asker Hastanesi’nde yapılan ilk müdahalesinin ardından Ankara’ya sevk edilerek, GATA’da tedavi altına alınmıştı. Burada 8 gün boyunca yoğun bakımda tutulan Altürk, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.

    Altürk için, memleketi Şırnak’ın Uludere ilçesi Ortabağ köyünde cenaze töreni düzenlendi. Köy camiinde düzenlenen törene, Şırnak Valisi Ali İhsan Su, 23. Sınır Jandarma Tümen Komutanı Abdullah Baysar, Emniyet Müdürü Celal Sel, İl Jandarma Komutanı Semih Özturan, şehidin eşi Çiğdem, annesi Hacer, kardeşleri, akrabaları, korucular ve vatandaşlar katıldı.

    Burada, şehit için cenaze namazı kılındı. Namazın ardından camiye girerek, şehidi son kez görmek isteyen annesi ve kız kardeşi fenalık geçirdi. Şehit yakınları, vatandaşların desteği ile ayakta durabildi.

    Törenin ardından şehidin naaşı, köy mezarlığına getirilerek, burada 2010 yılında mayına basarak, şehit olan korucu babası Ferdi Altürk’ün yanına defnedildi. Şehidin defnedilmesinin ardından Vali Su, şehidin kardeşi Sadik Altürk’e Türk bayrağı verdi.

    Şehidin, 3 yıllık evli olduğu ve şehit yakını kadrosundan 2012’de Emniyet Müdürlüğü’ne yerleştirildiği öğrenildi.