Etiket: Yana

  • Gevrek: “Gönlümüz İrfan Buz İle Devam Etmekten Yana”

    Alima Yeni Malatyaspor Kulüp Başkanı Adil Gevrek, sarı-kırmızılı takımda yaşanan son gelişmeler ve kulübün ekonomik yapısı ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    Başkan olduğu 2 yılda yönetim kurulu olarak kendi ceplerinden 6,5 milyona TL’ye yakın kulübe para aktardıklarını belirten Gevrek, 31 Mayıs itibariyle tüm futbolcu alacaklarını ödeyeceklerini söyledi.

    Yerel bir televizyon kanalında açıklamalarda bulunan Gevrek, “Yeni sezona şampiyonluk hedefiyle borçsuz bir şekilde gireceğiz” dedi.

    “OYUNCULARIN ALACAKLARI KONUSUNDA BAZEN GECİKMELER OLUYOR”

    Kayseri Erciyesspor ve Altınordu maçları öncesi prim ödemeleri konusunda sıkıntılar yaşandığını doğrulayan ancak bunların büyütülecek boyutlarda olmadığını ifade eden Gevrek, “Bakın geçen sezondan itibaren zaman zaman böyle dönemler oldu. Ama her defasında bunu kendi içimizde çözdük. Oyuncuların alacakları konusunda bazen gecikmeler oluyor. Türkiye’de birçok büyük kulüplerde dahi daha fazlası oluyor. Biz de oyuncularımızla bunu istişare ettik. Ama bu demek değil ki futbolcular Altınordu maçını bilerek kaybetti. Zaten yazılı açıklamamda da bu durumu ifade ettim. Oyuncularımız bu sezon üzerlerine düşeni yaptı, ilk hedefimizi gerçekleştirdi. Şimdi de ellerinden geldiği gayreti Play-Off için gösteriyorlar. İlk 6 olur ya da olmaz. Biz çok şükür 2 yıldır verdiğimiz sözleri tuttuk. Şampiyon olacağız dedik, olduk. Ligde kalalım, orta sıralarda olalım dedik, şimdi rahat bir konumdayız. Onun için böyle dönemlerin altında farklı şeyler aramak art niyettir” ifadelerini kullandı.

    “31 MAYIS’A KADAR MAÇ BAŞLARINI ÖDEYECEĞİZ”

    Futbolcuların içeride biriken maç başı ödemeleri konusunda da detaylı bilgiler veren Gevrek, “Sezon içerisinde bir mali açık oluştu. Bunun için zaten İstanbul’da bir gece yaptık. Sayın Bakanımız ve Sayın Vekillerimizin katıldığı gecede çok büyük ve güçlü iş adamlarımızdan 2 milyon 750 bin TL söz aldık. Bunların bir kısmı ödendi, bir kısmı hala kulübümüze geliyor. Maç başı ödemelerimizle alakalı oyuncularımıza borcumuz da hemen hemen bu miktarda. Geceden elde ettiğimiz gelirle 31 Mayıs’a kadar tüm oyuncu alacaklarını bitirmiş olacağız. Ve yeni sezona borçsuz gireceğiz” dedi.

    “KENDİ CEBİMİZDEN 6,5 MİLYON VERDİK”

    Yeni Malatyaspor’u borçsuz olarak devraldıklarını aynı şekilde götürmek için de mücadele ettiklerini belirten Gevrek, ilk kez kendi cebinden kulübe ne kadar kaynak aktardığını da paylaştı. Gevrek, “Sadece kendi cebimden diye bir şey yok. Tüm yönetim kurulu arkadaşlarımızla beraber maddi destek sağladık. Geçen yıl 3,5 milyon civarında bir maddi destek sağladık. Bu yıl 3 milyona çok yaklaştı. Bizimle yönetimde görev yapan ve benim katkım 2 sezonda bu miktarda oldu. Zaten bu rakamları mali kongrede de açıklayacağız” şeklinde konuştu.

    “İRFAN HOCA’NIN SÖZLEŞMESİ DEVAM EDİYOR”

    Teknik Direktör İrfan Buz’un durumu ve yeni sezon hedefiyle ilgili de konuşan Gevrek, “İrfan hocamızla anlaşmamız 1 yıl daha devam ediyor. Tabi bu sezon son 3 maç bitmeden bir şey dememiz mümkün değil. Hocamızın belki bir tasarrufu olabilir. Ama bizim gönlümüz devam etmekten yana. Zaten sözleşmesi devam ediyor. Lig bitince kendisiyle masaya oturacağız ve nihai kararı o zaman vereceğiz. Hocanın durumu ne olursa olsun hedefimiz gelecek yıl şampiyonluk olacak. Şampiyonluk için ekstra bir bütçe belirleyeceğiz. Bunun için de yazın yine bir güçlendirme kongresi yapabiliriz. Malatyalıların içlerinde taşıdıkları Süper Lig özlemini hissedebiliyorum. İnşallah onlara layık bir takım kurup hedefe oynayacağız. Ama her şeyden önce şu sezonu bitirmemiz lazım. Sezon bitince bazı durumlarla alakalı daha net konuşabileceğiz” ifadelerine yer verdi.

  • Adalet Bakanı Bozdağ: “CHP Ve HDP’nin Açıklamalarını Yan Yana Koyun Hangisi Hangisinin Açıklamasıdır Sorun”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CHP ve HDP’nin açıklamalarını yan yana koyun hangisi hangisinin açıklamasıdır sorun” dedi.

    AK Parti Yozgat İl Teşkilatı tarafından düzenlenen İl Danışma Toplantısında konuşan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CHP’yi eleştirdi. Teröristlere karşı operasyon yapıldığını belirten Bozdağ, şöyle konuştu: “HDP parlamentoda, Avrupa’da ve başka yerlerde yargıya taşıdığı konularda şunu yapmaya çalışıyor. Türk Hükümeti, güvenlik güçleriyle sivil insanlara katliam yapıyor. Anayasa mahkemesine bireysel başvuru yapıyor, parlamentoda konuşuyor. Ben buradan HDP’ye değil CHP ve MHP’ye soruyorum, bizim güvenlik güçlerimizin ülkemizin bazı yerlerinde sürdürdüğü operasyon sivil insanlara karşı mı yapılıyor yoksa eli kanlı bölücü teröristlere mi yapılıyor. Açık açık bunu söyleyin. Orada güvenlik güçlerimizle girdikleri çatışmalarda hayatını kaybedenler bölücü teröristler mi, yoksa sivil vatandaşlar mı. Bunu ifade etmeleri lazım.”

    Oradaki mücadelenin teröristlere karşı yapılan bir mücadele olduğunu vurgulayan Adalet Bakanı Bozdağ, şunları söyledi: “Sokağa çıkma yasağı neden ilan ediliyor. Vatandaş zarar görmesin diye ilan ediliyor. Hendekleri kaldırmak, barikatları kaldırmak, tuzakları yok etmek, vatandaşın can ve mal emniyetini sağlamak ve bunun için yapılan çalışmalarla bölgeyi teröristlerden temizlemek için yapılan çalışmalardır. Bunlar yapılırken de masum tek bir vatandaşımızın burnu kanamasın diye ilan edilmiştir. Operasyonların bu kadar uzun sürmesinin ana nedeni, herhangi bir masum insanın vatandaşımızın burnu dahi kanamasın diye kılı kırk yararak gösterdiği hassasiyettir.”

    Terörle mücadelesini hukuka uyarak azami hassasiyetle yapan yegane tek ülkenin Türkiye olduğunu anlatan Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fransa’da bir saldırı oldu. Fransa hükümeti Avrupa konseyi Genel Sekreterliğine yazı yazdı. ‘Ben terörle mücadele ediyorum. İnsan hakları sözleşmesini askıya alıyorum’ diyor. Buradan Avrupa’ya da söylüyorum. Fransa’da olan terör olayı bir tane iki tane terör olayı. Her gün Fransa’daki gibi terör olayları olan Türkiye’nin terörle mücadelesine Fransa’nın terörle mücadelesine verdiğiniz gibi destek veriyor musunuz. Aynı desteği onlar vermiyor ama biz bunu biliyoruz. Buna rağmen biz doğru olanı doğru biçimde yapmaya gayret ediyoruz. Bundan sonra da aynı yöntemle mücadelemizi hukuk içinde etkin ve kararlı biçimde sürdürmeye devam edeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Bizim burada muhalefetten beklediğimiz şey şu, teröristlere karşı yapılan operasyonu sivillere karşı operasyon gibi gösteren HDP’ye karşı, PKK’ya karşı terör örgütlerine karşı, devletinin yanında güvenlik güçlerinin yanında durması ve onlara hadi oradan demesidir. Siz yanlış yapıyorsunuz demesini bekliyoruz. Şuana kadar böyle bir yanlış yapıyorsunuz cümlesi yok. Açıklamalarını alın yan yana koyun, HDP’nin açıklamalarını, CHP’nin açıklamalarını ondan sonra bakın hangisi hangisinin görüşüdür diye sorun. Böylesine kafa karışıklığına Türkiye’nin ana muhalefeti izin vermemelidir. Bu konuda net olmalı, açık olmalı.”

    Hükümet olarak Türkiye’nin dört bir yanında huzuru, barışı, birliği, dirliği, kardeşliği korumak ve daha güçlü hale getirmek için her şeyi yaptıklarını, yapmaya devam ettiklerini anlatan Bozdağ, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’mizin dört bir yanında provokatif eylemle insanlarımızı birbirinin karşısına dikmek için haince plan yapanların hevesleri kursağında bir kez daha kalmaya mahkumdur. Çünkü bu milletin basireti, sağduyusu her türlü şeytanlığa en büyük cevap olmuştur. Bundan sonra da en büyük cevap olmaya devam edecektir. Sağduyu duvarına, milletin basiret duvarına her türlü fitne fesat çarpacak darmadağın olacak.”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “PKK, YPG, Asala Ve Paralel Yapı Temsilcilerinin Yan Yana Olduğunu Gördüm”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’de, Brookings Enstitüsü’nün önünde, PKK, YPG, Asala ve paralel yapı temsilcilerinin yan yana olduğunu gördüğünü söyledi.

    ABD temaslarını tamamlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de döndü. İstanbul Devlet Konuk Evi’nde basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, temaslarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “PKK, YPG, ASALA VE PARALEL YAPI TEMSİLCİLERİNİN YAN YANA OLDUĞUNU GÖRDÜM”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nde yapacağı konuşma öncesinde yaşanan olaylarla ilgili olarak, “Bu konferans öncesinde yaşadığım tablo manidardı. Ülkemde bazı şeyleri boşuna anlatmıyoruz. Bunu Brookings Enstitüsü’nün önünde bizzat görmenin de bahtiyarlığını duydum. PKK terör örgütü temsilcileri ile YPG temsilcileri ile ASALA’yı, onun yanında ülkemden kaçıp Amerika’da yaşayan paralel devle yapılanması temsilcilerin hepsinin yan yana olduğun gördüm. Bu bir ispattı, bu bir delildi. Bu paralel devlet yapılanmasına gönül veren saf temiz kardeşlerime sesleniyorum. Kimlerle beraber olduğunuzun farkında olun. Ülkemizdeki terör örgütünü Amerika’daki ayaklarının paralel devlet yapılanması ile nasıl iç içe olduğunu bilmezin gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “O DA GAZETECİ, BİZİMKİLER DE GAZETECİ”

    Maryland’da bir Azeri gazetecinin kendisine soru sorması sırasında da oldukça duygulandığını anlatan Erdoğan, “Maryland’da bir olay daha yaşadım. Azeri bir gazetecinin yanıma yaklaşarak Ermenistan Azerbaycan sınırındaki çatışmalar neticesinde ölen 12 kardeşimizle ilgili sorduğu soruya cevabını verirken gözlerinden akan yaşları gördüğümde orada duygulanmamak mümkün değildi. O da gazeteci, bizimkiler de gazeteci. Buradaki medya mensuplarını tenzih ediyorum. Gazetecilik bu ülkenin Cumhurbaşkanına küfretmek değildir, ailesine küfretmek değildir. Orada gördüğüm o tablo ders niteliğinde bir tablodur” diye konuştu.

    “ERMENİSTAN ATEŞİ KESERSE, AZERBAYCAN DA ATEŞKESE HAZIR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Ermenistan ile Azerbaycan arasında bir ateşkes ilan edilip edilmediğinin sorulması üzerine ise “Ben olayı duyduğum anda İlham Aliyev kardeşimi aradım. Kendilerine başsağlığı dileklerimizi ilettik. Çatışmalar devam ediyordu. Ateşkes ile alakalı az önce aldığım bilgi eğer Ermenistan tarafı ateşi keserse Azerbaycan da ateşkese hazır olduğunu açıkladı. Olayın aslı bu” yanıtını verdi.

  • Bir Habercilik İlkesi: Barıştan Yana Taraf Olmak

    Demokratik ülkelerde dördüncü kuvvet olarak adlandırılan medya, özellikle şiddet ve terör olaylarının artış yaşadığı ülkemizde şu dönemde daha da önemli bir hal aldı. Konunun önemine değinen Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş, “Gazeteci barıştan yana olmalıdır” dedi.

    Şiddet ve terör olayları maalesef ülkemizin bir gerçeği durumunda. Türk medyasının da içinde bulunduğu bu ortamda barış gazeteciliği yapmanın önemini Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş anlattı.

    Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü’nde gerçekleştirdiğimiz röportajımızda barış gazeteciliği yapmanın önündeki engellere değinen Prof. Dr. Sevda Alankuş, “Barış gazeteciliği yapmanın önünde çok fazla engel var. Özellikle medyanın siyasal iktidarla ilişkileri, ekonomik yapısı ve sahiplik ilişkileri bu konuda önemli bir rol oynuyor. Ancak bu bildiğimiz şeyleri tekrarlamak yerine, yapılan araştırmalar doğrultusunda barış gazeteciliğinin önündeki engellerden bir tanesinin gazetecilerin kendi yargıları, kendi zihin yapıları, gazetecilik mesleğine atfetmiş oldukları şeyler olduğunu söylemeliyim. Örneğin ’Gazeteci objektif olmalıdır’ anlayışını öyle yorumluyorlar ki, gazeteci barıştan yana bir tavır alırsa objektiflik ilkesine aykırı davranmış gibi hissediyor. Oysa objektiflik gerekçesiyle barışı savunmamak kabul edilebilir bir şey değil. Barıştan yana olmak demek, insan yaşamından yana olmak demektir. Gazetecinin de barıştan yana olması objektifliğe aykırı değildir. Barıştan yana taraf olmak demektir” ifadelerini kullandı.

    “DEMOKRASİ İÇİN BARIŞA İHTİYAÇ VAR”

    Yaşanan olaylardan sonra savaş gazeteciliğinin arttığını belirten Prof. Dr. Alankuş, “Türkiye’de genel olarak basın organlarının savaş gazeteciliği yaptığını söylememiz mümkün. Enformasyonun bu kadar çoğalarak üzerimize aktığı ve habere erişimin daha fazla arttığı bir dönemde, savaş gazeteciliği insanları daha da olumsuz etkiliyor. Aslında şiddet ve terör her zaman kapıda ve büyük bir şiddet sarmalının içindeyiz. Ancak barış gazeteciliğini tercih etme duyarlılığını medyada göremiyoruz. Oysaki dünyada barış gazeteciliğinin gerekliliği çok tartışılıyor. Birçok ülkede bunun nasıl yapıldığına dair güzel örnekler var. Türkiye’de ise bırakın barıştan yana konuşmanın güçleşmiş olmasını, gazetecinin tarafsız olması adına, savaştan yana taraflılığı örten ya da aslında bizatihi savaşı çare gören bir gazetecilik refleksi ile karşılaşıyoruz. Oysa, sürdürülebilir bir demokrasi için barışa ihtiyaç var. İnsan yaşamı için ve insanın yaratıcılığının harekete geçirilebilmesi için barışa ihtiyaç var. Türk medyası bu konuda her zaman kötü bir sınav vermişti. Ancak şimdi daha da kötüsü söz konusu çünkü, bırakın barış gazeteciliğini, iyi gazetecilik bile bir dert olmaktan çıktı” diye konuştu.

    “BARIŞ GAZETECİLİĞİ BİREYSEL BİR TERCİH, ETİK VE POLİTİK BİR SORUNDUR”

    Barış gazeteciliğinin Türkiye’deki gazetecilerin gündemine gelmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Alankuş, “Gelecek için barış ve demokrasiden başka şansımız yok. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, tam da bizim gibi ülkelerde, ancak geçmişten ders çıkarılırsa barış gazeteciliği kendisine önemli bir alan bulabiliyor. Ancak bunun önünde bir sürü yapısal ve konjonktürel engel olduğunu bilmekle beraber, asıl engelin gazetecilerin zihninde ve mesleğe yaklaşımında olduğunu bir kez daha hatırlatmalıyım. Oysa hiçbir mazeret üretmeden barış gazeteciliği yapmalıdır gazeteci. Örneğin bu şiddeti yeniden üretecek bir fotoğraf yerine diğerinin tercihi veya bir kelimenin yerine başka bir kelimenin seçilmeye başlanması biçiminde de olabilir. Haber anlatılarında klişelerden vazgeçilmesi olabilir. Özetle, barış gazeteciliği editöryel bir tercih olsa şahane olur ancak, bu aynı zamanda bireysel bir etik ve politik tercihtir. Şu anda barış gazeteciliğini sadece alternatif medya dediğimiz genellikle internet ortamını kullanan medya yapıyor. Bazı ana akım medya kuruluşları ise savaş gazeteciliğini geçin, gazeteciliğin en temel ilkelerini bile hiçe sayan haberler yapıyorlar” dedi.

  • Kanlı Pusuda Öldürülen Çoban Çift Yan Yana Toprağa Verildi

    Muğla’nın Fethiye ilçesinde ormanlık alandaki kanlı pusuda öldürülen çoban çift yan yana dualarla toprağa verildi.

    Fethiye’deki Mendos Dağı eteklerinde bulunan keçilerinin yanına plakasız motosikletle giderken kimliği belirsiz kişiler tarafından av tüfeği ile açılan ateş sonucu öldürülen evli 2 çocuk sahibi Cahit Paslı (44)ve eşi Hatice Paslı (38) Bozyer Mahallesi mezarlığında ikindi namazına mütakip kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.

    Hatice Paslı’nın cenaze namazını emekli imam hatip Osman Musluk Cahit Paslı’nın cenaze namazını ise İmam Hatip Erdoğan Gebeş kıldırdı. Cenaze namazına çiftin yakınları ve mahalle sakinlerinin yanı sıra çevre mahallelerden de yoğun katılım oldu. Çift kılınan cenaze namazlarının ardından yan yana açılan mezarlara dualarla konuldu. Çiftin oğlu Tolga Paslı (18) ve diğer yakınları mezarlara toprak atarken yine ayakta durmakta zorlandılar.

    YETİM KALAN 2 ÇOCUK İÇİN PARA TOPLANDI

    Çift toprağa verilirken çiftin yetim kalan 2 çocuğu için para toplanacağının anonsu yapıldı. Bozyer mahalle muhtarı Bayram Kaşlı ile Gökben mahalle muhtarı Mehmet Ali Güzel cenaze törenine katılan onlarca kişiyi dolaşıp yetim kalan Tolga Paslı (18) ve Ayşegül Paslı (11) için para topladılar. Cenazeye katılan çok sayıda kişi karınca kaderince yetim kalan çocuklara destek olmak için gönüllerinden çıkarttıkları paraları 2 muhtara teslim etti.

    Muhtar Bayram Kaşlı, olayın derin üzüntüsünü yaşadıklarını ve katilin bir an önce bulunmasını beklediklerini söyleyerek “2 çocuk yetim kaldı. Durumları da iyi değil. Bir nebze olsun yardım için çaba gösteriyoruz” dedi.

    Muhtar Mehmet Ali Güzel’de, “Birlik beraberliği burada gösteriyoruz. Çocukları yetim kaldı. Durumları hiç iyi değil. Mahalle sakinleri destek olmak için yarıştılar” dedi.

    Öldürülen Cahit Paslı’nın kardeşi Şuayip Paslı ise, “Katil ya da katillerin yakalanıp adalete teslim edilmesini bekliyoruz. En ağır ceza ile cezalandırılmalarını istiyoruz” dedi.