Etiket: “Yalnızlık

  • 14 Şubat’ta sevgi ve yalnızlık dile geldi

    14 Şubat Sevgililer Günü’nde Edirne Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerde Edirnelilerin bir kısmı eşlerine ve sevgililerine aşkını, bazıları ise yalnızlığını dile getirdi. Edirneliler, Afrin’de Zeytin Dalı Operasyonu’nu gerçekleştiren Mehmetçiği de unutmadı. Vatandaşlar ‘Buradan Aşkıma Sesleniyorum Kürsüsü’nden vatana duydukları sevgiyi de haykırdı.

    14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla Edirne Belediyesi tarafından Saraçlar Caddesi’nde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Fotoğraf çekim alanları, ‘Buradan Aşkıma Sesleniyorum Kürsüsü’ gibi birbirinden farklı aktivitelerin yer aldığı etkinlik renkli görüntülere sahne oldu.

    Saraçlar Caddesi’ne gelen çiftler ‘Buradan Aşkıma Sesleniyorum Kürsüsü’nden sevgililerine ve eşlerine duyduğu sevgiyi, bazı Edirneliler ise yalnızlığını dile getirdi. Edirneliler, fotoğraf çekim alanlarında da fotoğraf çekildi. Bazı Edirneliler sevgilileriyle fotoğraf çekilirken, bazıları ise 14 Şubat’ı anlatan fotoğraf karesini çocukları ve arkadaşlarıyla paylaştı.

    Edirneliler, Afrin’de Zeytin Dalı Operasyonu’nu gerçekleştiren Mehmetçiği de unutmadı. ‘Buradan Aşkıma Sesleniyorum Kürsüsü’nden seslenen Edirneliler, vatana duydukları sevgiyi haykırırken; harekata katılan tüm askerlerin sağ salim ülkeye dönmelerini diledi.

  • ’Dört Mevsim Yalnızlık ve Bir Kadın; İris’, 3’üncü baskıda

    Destek yayınları tarafından 2016 yılında basılan, gazeteci-yazar Meltem Yılmaz’ın ikinci romanı ’Dört Mevsim Yalnızlık ve Bir Kadın; İris’, büyükşehrin kalabalığına sıkışmış genç bir kadının, alt üst olan evliliğinin peşinde giderken yolunun DEAŞ’la kesişmesine kadar varan bir dizi macerasını konu alıyor.

    Berlin Film Festivali’nin dünyadan 11 edebi eser seçtiği programı olan Books at Berlinale’ye seçilen Soraya’nın yazarı Meltem Yılmaz’ın ikinci romanı ’Dört Mevsim Yalnızlık ve Bir Kadın; İris’in 3’üncü baskısından dolayı okuyucularına teşekkür etti.

    Kitap hakkında bilgi veren yazar Yılmaz, ’’Büyükşehrin kalabalığına sıkışmış genç bir kadının, alt üst olan evliliğinin peşinde giderken yolunun DEAŞ’la kesişmesine kadar varan bir dizi macerasını konu alıyor. Henüz çocuk yaşta tecavüze uğrayan İris, hayata dezavantajlı başlamış bir karakter. Roman, artık evli bir kadın olan İris’in, balkonda oturduğu bir gece, karşı apartmandaki kırmızı abajurlu dairenin penceresinde siluetler görmesiyle başlar. İris, söz konusu siluetleri bir süre izledikten sonra, ’Peki ben bu adamı nerden tanıyorum?’ sorusunu kendine sorar ve hikaye iki yıl öncesine döner’’ şeklinde konuştu.

    Tansiyonun bir an bile düşmediği bu çetrefilli hikaye günümüz şehir insanının politik ve psikolojik yaşamının fotoğrafını çekiyor.

  • Sökeli genç yazardan “Oğluma Yalnızlık Hikayeleri”

    Sökeli genç yazar Serkan Oklay’ın ilk kitabı “Oğluma Yalnızlık Hikayeleri” yayınlandı. Cinius yayınlarından çıkan kitabın satışı kitapçılar ve online mağazalar başladı.

    “Oğluma Yalnızlık Hikayeleri” dört farklı hikayeden oluşuyor. Kurgusal yazım tarzı ve akıcı dili ile dikkat çeken Sökeli genç yazar Serkan Oklay, ilk kitabını yaklaşık bir yıllık sürede yazmış. Pamukkale Üniversitesi mezunu Sökeli genç yazar Serkan Okay ilk kitabının yayınlanmış olmasından dolayı mutluluk yaşıyor. Söke Belediye Başkanı Süleyman Toyran’ı da ziyarete ederek kitabından hediye eden yazar Serkan Oklay; yazmanın kendisinde bir tutkuya dönüştüğünü ifade ediyor.

    Genç yazar Serkan Oklay; “Bu kitapla onu başardım. Kitaptaki hikayelerde herkesin kendinden bir şeyler bulacağına inanıyorum. İlk kitabımın yayınlanması ve okuyucularla buluşmasının mutluluğunu yaşıyorum” dedi.

  • “Yalnızlık Antidepresan Kullanmaya İtiyor”

    Psikiyatrist Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, yalnızlığın antidepresan kullanmaya ittiğini söyledi.

    İlaçlar arasında en çok tartışılan grubun antidepresanlar olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Halk arasında tüm psikiyatri ilaçlarına antidepresan denir. Antidepresan ilaçlar ilk olarak depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar olarak kullanılmaya başlandı. Bugün pek çok psikiyatrik bozuklukta bu ilaçlar kullanılmaktadır. Depresyon, kaygı bozukluğu, takıntı hastalığı, panik bozukluk, sosyal fobi, uyku sorunları ve bunlar gibi birçok psikiyatrik durumda psikiyatri hekimlerince hastalara önerilmektedir. Esasen bu ilaçlar, tansiyon ilaçları ve şeker ilaçlarından pek de farklı değillerdir. Bu ilaçlarla ilgili en önemli bilgi, tanıdık önerisiyle kullanılmaması gerekliliğidir. Bazı kişiler arada sırada bir tane içerek iyileştiklerini düşünmektedirler. Bu tamamen yanılgıdır. Bu tip ilaçlar orta ve uzun vadede faydalı olmaktadır. Hatta en kısa kullanımı altı ay diyebiliriz” diye konuştu.

    Antidepresan ilaçların oldukça yaygın kullanıldığını dile getiren Yrd. Doç. Dr. Üney, “Pek çok ülkede benzer şekildedir. Antidepresan ilaçlar diğer ilaçlar gibi yan etki yapabilmektedir. Yan etki oluştuğunda kişiler, kendilerine ilaç yazan hekime başvurarak ondan yardım istemelidirler. Psikiyatrik tedavilerin en önemli kısmı işbirliğidir. Dolayısıyla sorun olduğunda hekimle işbirliği yapmak gerekir” ifadelerini kaydetti.

    Yrd. Doç. Dr. Üney, doktorlarca antidepresan ilaçların sıkça yazılmasının 10 nedeni ise şöyle açıkladı:

    GÜNÜMÜZ ŞARTLARININ ZORLUĞU

    “Bundan elli yıl öncesinde hayat şartları bugünküne nazaran daha kolaydı. İnsanlar daha erken işten çıkmaktaydılar. Yollarda daha az zaman geçirmekteydiler. Güvenlikle ilgili sorunları bu kadar yoğun değildi. Bu durum sadece bizim için değil tüm dünya için böyleydi. Şartların zorluğunun artması, bu durumla baş etme zorluğunu artırdı. Kişilerin psikolojik sorunları daha fazla arttı.

    İNSANLARIN BİRBİRİNE DESTEK VEREMEMESİ

    Ne yazık ki günümüzde insanların gerek ulaşım imkanları gerekse bunun için gereken sürenin artışı birbirlerine destek vermelerini azaltmıştır. Ailelerin çocuklarına destek vermesi zorlaşmış, arkadaşlık ve dostluk ilişkileri azalmıştır. Dolayısıyla kişiler sorunlarla tek başlarına mücadele etmek durumunda kalmaktadır. Bu da kişiyi depresyona sürükleyebilmektedir.

    DAHA FAZLA UYARANA MARUZ KALINMASI

    Artık hayatımıza birçok yeni kavram girdi. Haberlere ulaşım, sosyal medya, bilgisayar oyunları, elektronik alışveriş, internetten kumar oynama gibi. Bunlar bizim hayatımızı kolaylaştırdığı gibi, her an her şeyden haberdar olmak bizi yormaya başladı. Sürekli bilgi akışı, yüz yüze görüşmeden, insanlarla temas etmeden yaşam arttı. Yeniliklere yetişmek, hayatımızı kolaylaştırmak yerine zorlaştırdı. Bu da strese neden olmaya başladı ve kişilerin depresyona yatkınlığını artırdı.

    YALNIZLIK

    Yaşam koşulları, çalışma şartlarının yoğunluğu kişileri yalnızlaştırdı. Günün stresinden dolayı insanlar birbirleriyle görüşmez oldu. Kapı komşumuzu bile tanımıyoruz. Bütün sıkıntılarımızla tek başımıza baş etmek durumunda kalıyoruz. Bu da genel olarak insanları ruhsal olarak yormaya başladı.

    BOŞANMALARIN ARTMASI

    Kadın ve erkeğin birbirine tahammülü azaldı ve boşanmalar arttı. Oysaki boşanma sonrası yaşamla baş etmek evliyken oluğundan daha zordur. Çünkü kişinin sorumlulukları değişmemektedir. Yalnız kalmak, çocukların sorunları depresyona eğilimi artırmaktadır.

    STRESİN NEDEN OLDUĞU HASTALIKLARIN SAPTANMASI

    Bugün yapılan bilimsel araştırmalarda pek çok hastalığın nedenleri arasında stres ve depresyon yatmaktadır. Kalp hastalıkları, tansiyon sorunları, şeker hastalığı, kanser gibi birçok hastalıkta, bu durum kanıtlandı. Stresle ve depresyonla baş etmek için kişiler daha çok psikiyatriste başvurmaya başladılar.

    PSİKİYATRİ HEKİMLERİNE ULAŞILMASININ KOLAYLAŞMASI

    Günümüzde hekim sayısının, hastane ve muayenehane sayısının artışıyla paralel olarak psikiyatrist sayısı da artmıştır. Dolayısıyla artık psikiyatriste ulaşmak ve gitmek daha kolaylaşmıştır.

    PSİKİYATRİSTE GİTMEKTEN KORKMAMA

    Daha önceleri psikiyatriste gitmek insanlar için utanılacak bir durum olarak algılanırdı. Ayrıca kişiler, çevresi tarafından deli damgası yemekten korkarlardı. Oysaki bugün birçok kişi bu yanlış yargıları aşmış durumdadır. Güncel streslerle baş edilemediğinde oluşan sorunları için daha cesaretli olarak psikiyatriste gidebilmektedir.

    PSİKOTERAPİLERİN HEM DAHA PAHALI OLMASI HEM DE DAHA FAZLA ZAMAN GEREKTİRMESİ

    Psikiyatrik tedavilerden psikoterapinin hem pahalı hem de uzun süreli olması, kişilerin daha kolay olan ilaç tedavisine yönlenmesini kolaylaştırdı. Hasta sayısının artışı ve psikoterapi için zamanın olmaması özellikle hastanelerde ilaç yazımını artırmıştır. Bu, bütün dünyada aynı olan bir durumdur.

    BİLGİNİN ARTIŞI

    Artık hepimiz herhangi bir sorunumuz olduğunda internete başvurmaktayız. Burada birçok konuda bilgiye rahat ulaşabiliyoruz. Ara sıra kirli bilgiler olsa da yaşadığımız sıkıntının ne olduğunu, kimden yardım almamız gerektiğini, nasıl bir yardım olacağını daha kolay öğreniyoruz. Bu sayede psikolojik sorunlarımız ya da psikolojik sorunların göstergesi olan fiziksel problemlerde psikiyatriste gitmenin doğru olacağını internetten öğrenebiliyoruz.”