Etiket: Yalçın

  • Yalçın: “Her Geçen Gün Üstüne Koyarak Çalışıyoruz”

    Denizlispor Teknik Direktörü Ali Yalçın, “Her geçen gün üstüne koyarak çalışıyoruz” dedi.

    PTT 1. Lig’in 14. haftasında evinde Samsunspor’u ağırlayacak olan Denizlispor, hazırlıklarına devam ediyor. Yeni Teknik Direktör Ali Yalçın’ın takımın başına gelmesinin ardından Adana Demirspor’la berabere kalıp deplasmanda Karşıyaka’yı mağlup eden Denizlispor, bu çıkışını Samsunspor maçında da sürdürmek istiyor. Hafta içinde Ziraat Türkiye Kupası 3. Eleme Turu karşılaşmasında Aydın 1923’e elenen yeşil-siyahlılar, tüm dikkatini alt sıralardan kurtulmaya verdi.

    Seri galibiyet ya da puanlara ihtiyaç olduğunu belirten Denizlispor Teknik Direktörü Ali Yalçın, “Her geçen gün üstüne koyarak çalışıyoruz. Samsunspor maçı bizim seri puan almamızı devam ettirmemiz açısından önemli. Maça çok iyi hazırlandık. Ben oyuncularıma güveniyorum. İnşallah güzel futbolla bu maçtan puan ya da puanlar alacağız” dedi.

    5 aralık Cumartesi günü 13.30’da Samsunspor ile oynanacak karşılaşmaya Denizlispor’un şu ilk 11’le çıkması bekleniyor:

    “İsmail, Furkan, Alperen, Cenk, Mustafa Keçeli, Leodrinho, Veli, Serkan, Şenol, Recep, Genkov.’”

  • Yalçın Topçu’dan Türkmenleri Bombalayan Rusya’ya Sert Yanıt

    Eski Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, “Rus uçağı gelip evimizin üstünde racon kesiyorsa onu indirmek milli ve haklı bir davadır. Bu işten biz kaybedersek Rusya da kaybeder” dedi.

    Eski Kültür ve Turizm Bakanı Topçu, 7 Haziran’dan 1 Kasım’a uzanan sürece ve yaklaşık 3 aylık bakanlık serüvenine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 63. Hükümet’in çok önemli bir misyonu yerine getirdiğini söyleyen Topçu, Türkiye düşmanlarına fırsat verilmediğini belirtti. Topçu, geçici hükümette bakan olma teklifini kabul ederken söylediği, “Bizim siyasi misyonumuzda kaosa değil millete ve demokrasiye hizmet esastır. Söz konusu olan devlet ise, milletin selametiyse her şey teferruattır. Devlet emretti biz de gereğini yaptık” sözlerini hatırlattı. Türkiye’nin “belirsizlik” ve “kaos” ortamından kurtulduğunu, 1 Kasım seçimleriyle birlikte rayına girdiğini dile getiren Topçu, yakın coğrafyada yaşanan sıkıntılı süreçte sandıktan siyasi istikrara destek çıktığını kaydetti. “Biz hiçbir zaman millet iradesinin üstünde hiçbir güç tanımadık, bundan sonra da tanımayız” diyen Topçu, “Dolayısıyla millet sandıkta son sözü söylemiştir. Söz de, karar da milletindir. Bakanlık dönemini Allahüalem hesabını kolay vereceğimiz bir süreç olarak değerlendiriyorum. Milletin ve devletin takdiri, Rabbimin nasibi bir görevdi. Rabbim nasip etti, ettiğini de kolay kıldı. Devletin malıyla yetimin malı arasında bir fark olmadığı şuuruyla yürümeye gayret ettik. Çok şükür kimseyi rencide etmedik, kimseye de minnetimiz olmadı” ifadelerini kullandı.

    3 AYDA 5 ÜLKE, 26 İL ZİYARETİ

    Kısa sayılabilecek bir süreçte 26 il, 20’yi aşkın ilçe ve 5 dış ülke ziyareti gerçekleştirdiğini dile getiren Topçu, “Yüzlerce iç ve dış kabuller yaptık. Yurt içinde ve yurt dışında çok önemli uluslararası organizasyonlar düzenledik” dedi.

    “Bizim bulunduğumuz makamlar her zaman milletin kolay ulaşacağı makamlar oldu” ifadesini kullanan Topçu, şunları kaydetti:

    “Burada da Anadolu insanıyla çokça kucaklaştık. Elimizden geldiğince insanımızın dertlerine derman bulmaya çalıştık. Rabbim 3 ayda sanki zamanı bereketlendirdi, on binlerce insanla buluşma fırsatı yakaladık. Bu arada bakanlığın bizce olması gereken duruşuyla ilgili de bir kısım mesajlarımız oldu. Sadece Türkiye’nin değil, medeniyet coğrafyamızın da sıkıntı ve hayallerinden sorumlu olduğumuzu her fırsatta dile getirdik. Bu vesileyle bakanlık dönemi boyunca birlikte olduğumuz çaycısından müsteşarına kadar herkese teşekkür ediyorum. Herkesten helallik diliyorum. Varsa benim bir hakkım hepsine helal olsun.”

    “ARAÇLARI KUTSAMAYIP AMACA ODAKLANMAK EN DOĞRUSU”

    Bakanlık öncesi de sivil siyasetin içinde olduğunu anlatan Topçu, “Devlet ve millet açısından ’yar başı’ diye tabir ettiğimiz önemli kırılma noktalarında bize söz söyleme, duruş sergileme ihtiyacı hasıl olunca yine sorumlu, yapıcı, pozitif tavrımıza devam edeceğiz. Makamları değil milletin gönlünü, Allah’ın rızasını kendimize hedef seçtiğimiz için aynı şekilde gayretlerimiz sürecek. Milletin faydası, medeniyet coğrafyamızın faydası, insanımızın faydası söz konusu olunca birçok şeyi teferruat olarak görme çizgimizi ve misyonumuzu devam ettireceğiz. Bu noktada sivil toplumun üzerine düşen görevler çerçevesinde aktif ve hareketli olma durumumuz da sürecek. Amacımız son nefese kadar İlay-ı Kelimetullah uğruna nizam-ı alem davasına hizmet etmektir. Bunu yaparken partili veya partisiz olmayı da çok fazla önemsemiyorum. Araçları kutsamayıp amaca odaklanmak bence en doğrusu” dedi.

    BAYIRBUCAK TÜRKMENLERİ’NE DESTEK

    Muhalefetin dış meselelerde siyasi çıkar ummadan “milli” davranmasının toplumun da beklentisi olduğunu söyleyen Topçu, Suriye ve Bayırbucak Türkmenleri meselesini iç siyasette amansızca kullanmanın doğru olmadığını vurguladı. Muhalefetin ve iktidarın ortak hareket etmesi, birleşmesi gereken konular ve olaylara işaret eden Topçu, şöyle devam etti:

    “İşte terör meselesi, yakın coğrafyamızla ilgili milli meseleler bunlara örnektir. Biz medeniyet coğrafyamızda gelişen olaylara duyarsız kalırsak emin olun Ankara’da rahat oturamayız. Ayrıca bizim tarihi misyonumuzun yüklediği sorumluluklar da vardır. Bu sorumluluğun gereği yapılırsa hem kendi ülkemize hem de etraf coğrafyamıza huzur ve güvenlik gelir. Öte yandan ülkemizi itham altında bırakacak eylem ve söylemlerden de uzak durmak gerekir. Kendisini şucu, bucu diye tarif eden bilumum ideolojik hareketler çeşitli zamanlarda ülkemizi dış ülkelere şikayet etmiştir. Bunun tek istisnası benim de dahil olduğum siyasi anlayıştır. Biz ne 12 Eylül’de ne 28 Şubat’ta birçok haksızlık ve zulüm yaşamış olsak da hiçbir zaman devletimizi şikayet etmedik. Hep kol kırılır yen içinde kalır anlayışıyla hareket ettik. Olağanüstü dönemlere bakarak devletimize küsmedik, her ne olursa olsun devleti rencide etmenin ancak dış güçlerin işine yarayacağını söyledik. Biz hiçbir zaman Cem Sultan geleneğini, Haşhaşi tavrını doğru bulmadık. Bunları tarihimizin ibretli olayları olarak gördük. Dolayısıyla bizim duracağımız yer bellidir. Devletin ve milletin bekası için Fatih’in kanunnamesine, Nizamülmülk’ün siyasetnamesine uyduk. Bundan sonra da duruşumuz bu olacaktır.”

    “BU İŞTEN BİZ KAYBEDERSEK RUSYA DA KAYBEDER”

    Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağının Suriye sınırında düşürülmesinin ardından gerilen iki ülke ilişkilerine yönelik açıklamalarda bulunan Topçu, şunları kaydetti:

    “Türkiye asla bir oldu bittiye müsaade etmemelidir. Sınırlarımızın hemen yanı başında kandaşlarımızı yalnız bırakacak bir vicdanı, zihniyeti kabul etmek mümkün değildir. Kendi bahçemizde uydu devletler, kantonlar oluşturulmasına fırsat veremeyiz. Rusya’nın burada bir işi varsa bizim beş işimiz vardır. Kendi milli haysiyetimizi her şeyin üstünde görürüz. Rus uçağı gelip evimizin üstünde racon kesiyorsa onu indirmek milli ve haklı bir davadır. Bu işten biz kaybedersek Rusya da kaybeder. Her türlü kompleksten arınıp, tarihi misyonumuza uygun davranmak en önemli kazanımımız olacaktır. Bu ülkenin büyüklüğünü kavrayamayan kompleksli tiplerin akıl yürütmeleri ve korku senaryoları yazmaları ciddiye alınmamalıdır. Türkiye’nin Suriye politikası mazlumun yanında durma meselesidir. Bunu sığınmacılara gösterdiği fedakarlıkla da ispatlamıştır. Artık daha aktif bir politika izlenmelidir. Türkiye bu coğrafyanın haritasının çizileceği masada olmalıdır. Kim ne yaparsa yapsın Türkiye evinin bahçesiyle ilgilenecektir. Aksi durum abesle iştigaldir.”

  • Memur-sen Genel Başkanı Yalçın: “Bayırbucak’a Yapılan Saldırıları Lanetliyorum”

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Bayırbucak Türkmen bölgesine yönelik yapılan saldırıları lanetliyor, zulme ve katliamlara sessiz kalanları kınıyorum. Türkmenlerin korkunç zulümlere, insanlık suçlarına karşı verdikleri mücadeleyi selamlıyor, Allah’tan başkasına boyun eğmeyeceklerini haykıran onurlu kardeşlerimi kutluyorum. Rabbim onların yardımcısı olsun” dedi.

    Antalya, Alanya Bera Otel’de gerçekleştirilen ‘Bem-Bir-Sen Türkiye Buluşması’nda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 1 Kasım seçimleri, Yeni Anayasa, İş Güvencesi, Paris saldırısı ve Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi.

    1 Kasım’da; istikrar, güven ve kararlılığın kazandığını vurgulayan Yalçın, “1 Kasım’da; kamu görevlileri, millet, ümmet ve mazlumlar kazandı. 1 Kasım’da; Yeniden Büyük Türkiye, Adil Bir Dünya, Huzurlu Bir Gelecek kazandı. 1 Kasım’da; Türkiye, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu, İslam dünyası kazandı. 1 Kasım’da; istiklal, istikrar ve istikbal ideali kazandı. Bugün zaman; kazananların işbirliği, güç birliği ve el birliği yaparak kazanımların sayısını artırma, yeni kazanımlar üretme ve sürdürülebilir hale getirmesinin zamanıdır. Bugün zaman; geçmiş tecrübelerden güç alarak, bugünü en iyi değerlendirerek geleceği inşa etme zamanıdır. Bütün insanlığın barışını ve refahını sağlayacak bir medeniyeti inşa ederek insanlığa emanet etme zamanıdır” diye konuştu.

    YENİ ANAYASA İLE KAZANIMLAR KALICI HALE GETİRİLMELİ

    “2015-2019 döneminde TBMM’nin en büyük eseri ve icraatı; toplumu bağrına basan, sivil, demokratik ve özgürlükçü yeni anayasa olmalıdır” diyen Yalçın, düşünce ve ifade özgürlüğünün, din ve vicdan hürriyetinin, mülkiyet hakkı ve girişimci özgürlüğünün anayasal garanti altına alındığı demokratik bir anayasanın yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yalçın sözlerini şu şekilde sürdürdü: “ Mevcut anayasadan farklı olarak yeni anayasada dünya mazlumları da kendini bulmalı, yeni anayasa onlara da umut ışığı olmalıdır. 13 yıldır büyük mücadelelerle elde edilen kılık-kıyafet özgürlüğü ve eğitim alanında yapılan reform ve kazanımlar anayasal güvence altına alınmalıdır. Siyasal iktidarların temel hak ve hürriyetlere dokunmaları, geri götürmeleri engellenmelidir, söz konusu kazanımlar kalıcı hale getirilmelidir.”

    MİLLET İRADESİNE SAYGI GÖSTERİLMELİ

    Konuşmasında başkanlık sistemi tartışmalarına da değinen Ali Yalçın, Türkiye’nin mevcut parlamenter sistemini reforme etmesi ya da yeni hükümet sistemleri arayışına girmesinin demokratik bir yol olduğunu söyleyerek bu arayışın sürdürülmesinin gerekliliğini vurguladı. Yalçın, “Hangi sistemin Türkiye’ye en uygun olduğunu özgürce tartışabilmeliyiz. Hangi sistemin hangi modelin Türkiye için faydalı olacağını başta anayasacılar, hukukçular, siyasiler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar olmak üzere tek tek fertler olarak da tartışmaya katılarak yeni bir sistem geliştirebiliriz, bu modeli halkın onayına sunabiliriz. Hatta halkın önüne birkaç tane model sunulur, hangisini tercih ederse o yürürlüğe konulur. Milletin iradesinden korkmamak, millet iradesine saygı göstermek lazım. Bir konunun tartışılmasını bile yasaklamak faşist ülkeler de olur. Bırakın millet başkanlık sistemini tartışsın, en doğrusunu bulsun, kendi geleceğini kendi belirlesin” şeklinde konuştu.

    HÜKÜMET KURMA AŞAMASINDA YETKİLİ SENDİKALARIN FİKİRLERİNE MÜRACAAT EDİLMELİ

    Hükümet programı hakkında ise Yalçın, şu değerlendirmelerde bulundu: “Hükümet kurmakla görevlendirilen Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun Türkiye’deki sosyal tabanı güçlü sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, meslek kuruluşlarının ve iş adamları derneklerinin temsilcileriyle bir araya gelmesi ve hükümet programının şekillenmesi noktasında görüş ve önerilerimizi alması demokratik katılımcılık açısından son derece önemli bir gelişmedir. Bir Başbakan hükümet programıyla ilgili ilk kez katılımcı bir yöntem kullanıyor. Yeni kabine de aynı demokratik yaklaşım ve anlayışla hareket etmeli, alanlarıyla ilgili eylem ve işlemlerinde yetkili sendikaların fikirlerine müracaat etmeli, istişareye açık olmalıdır. Birlikte oluşturulacak sinerji ve enerjiyle çok daha bereketli, verimli icraatların ortaya konulacağı açıktır. Yeter ki, kamunun, siyasetin ve sendikaların aklını ortaklaştırabilelim, aynı zeminde buluşturabilelim.”

    İŞ GÜVENCESİ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR

    Güçlü kamu görevlisinin, etkin kamu hizmeti; etkin kamu hizmetinin de güçlü devlet anlamına geldiğini söyleyen Yalçın, “Güçlü devlet; bölgesinde ve küresel ölçekte lider ülke, söz sahibi devlet demektir. Bu anlayışla, iş güvencesi kırmızıçizgimizdir, olmazsa olmazımızdır diyoruz. Kamu hizmetinde etkinliğin ve verimliliğin iş güvencesini kaldırma korkusuyla sağlanması hem demokratik değil hem de sürdürülebilir değildir. Kamu hizmetinde etkinlik ve verimlilik; ehliyet ve liyakat ile olur, kamu görevlisinin görev ve hizmet sorumluluğunu artırarak sağlanır, mali ve sosyal teşviklerle gerçekleştirilebilir. Kamu görevlilerinin iş güvencesini gündemde tutmak; çalışma barışını ve toplumsal barışı zedeler, 3 milyon 200 bin kamu görevlisini tedirgin etmek dışında bir sonuç doğurmaz. 1 Kasım seçimleriyle sağlanan istikrara zarar verir, geleceğe odaklanmamızı engeller, Türkiye’nin toplam enerjisinin hizmete yönelmesinin, katma değere dönüşmesinin önünde barikat oluşturur. Memur-Sen olarak, 3. Dönem Toplu Sözleşmelerle elde edilen 213 kazanımla büyük bir moral yakalayan, motivasyonu zirveye çıkan 3 milyon 200 bin kamu görevlisinin huzurunu iş güvencesi tartışmalarıyla kaçırmayalım, ortaya çıkan büyük memnuniyet ve mutluluk tablosunu bozmayalım diyoruz” ifadesini kullandı.

    KAZANDIKLARINIZI PAYLAŞIN

    Konuşmasına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın G20 zirvesindeki, “İşverenlere tavsiye ediyorum. Biraz az kazanın, kazandıklarınızı dar gelirli insanlarla paylaşın. Bunu bir defa başarmamız lazım. Neden? Fakiri tahrik etmeyelim. Ve paylaşımcı anlayışı hayatımıza egemen kılalım” sözlerini hatırlatarak devam eden Yalçın, bu sözleri bir emek hareketi olarak desteklediklerini açıkladı. Yalçın, bu ifadelerin aynı zamanda sömürü temelli küresel rekabet ve ekonomi düzleminden paylaşma temelli küresel adalet ve sosyal politika düzlemine geçişin ilk kararlı ve önemli adımları olarak gördüklerini belirtti.

    “Bu çerçeve, ‘Dünya 5’ten büyüktür’ duruşunun derinleştirilmesine de katkı sağlayacaktır” diyen Yalçın, “Bu iradenin bize bakan, kamu görevlilerini ilgilendiren bir yönü de var. Patronlara yönelik ‘çalışanlarınızla paylaşın’ çağrısı devlete yönelik ‘büyümeden kamu görevlilerine de pay verin’ teklifimizin ne kadar haklı olduğunun göstergesidir” şeklinde konuştu.

    SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİN YANINDAYIZ

    Konuşmasında Baas rejiminin zulümlerini kınayan Yalçın, Batı’nın tavrını da eleştirdi. Yalçın, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Suriye, BAAS Rejiminin varlığı ve ürettiği zulüm nedeniyle, terör örgütlerinin konuşlanma alanı olmuş, savaş çağrıcılarına ve silah tüccarlarına zemin ve vitrin oluşturmuş, uluslar arası platformların enerjisini sömürmüştür. Hepsinden önemlisi 5 milyondan fazla insan yurdundan koparılmış ve 200 bini aşkın insan da hayatını kaybetmiştir. En uzun sınırımızın olduğu Suriye, koca bir sorunlar, acılar ve çatışmalar ülkesine dönüşmüştür. Suriye konusunun asgari çatışmalar dışındaki bütün sorun alanları bizim insan olarak, örgüt olarak, ümmet olarak ve sendika ya da sivil toplum kuruluşu olarak hem ilgi hem sorumluluk alanımızdadır. Zalim-mazlum eşleşmesinde tarafını herhangi bir tereddüde yer vermeden mazlumdan yana belirleyen Memur-Sen, özellikle mülteci-sığınmacı-misafir ya da medeniyetimizin ifadesiyle muhacir konumundaki insanlara el vermek, omuz vermek durumundadır. Şükür bugüne kadar bunun hakkını verdik, bundan sonra da Suriyeli kardeşlerimize destek olmaya devam edeceğiz.”

    YALÇIN’DAN “İSLAMOFOBİ” UYARISI

    Mülteci sorununa Batı’nın bakışını “çifte standartlı” ve “sorunlu” olarak değerlendiren Yalçın, konuşmasında Paris saldırısına da değindi. Yalçın, “Biz ve bizim coğrafyamız mülteci sorununu insani bir sorun ve insanlık açısından bir test alanı olarak görürken, ne yazık ki Batı ekonomik bir külfet, diplomatik bir sorun olarak görüyor. Üstelik bu sorunu büyüten ESED’in gitmesine DEAŞ’ın temizlenmesine dönük hiçbir çabaları olmadığı halde. Devlet ve millet olarak Batı’yı uyarmıştık. ‘Bu yangın sadece bölgede kalmaz. Terör sizin de canınızı yakar. Zaman hatası, diplomatik kurnazlıkla soruna sırt çevirmeyin’ demiştik. Dinlemediler. Sonuç, Paris’te 132 kişinin ölümüyle sonuçlanan eş zamanlı 8 terör saldırısı. Saldırıdan hemen sonra Fransa’nın Rakka’yı bombalaması; ‘ölen sizinkilerse bize ne. Ölen bizimkilerse İslam coğrafyasını bombalamamızdan size ne’ duruşunu özetliyor. Fransa’daki sığınmacılara yapılan saldırılar, Müslümanlara ve Müslümanların kuruluşlarına yönelik kolluk uygulamaları Paris saldırısının büyük oranda İslamofobi aparatına dönüştürüleceğini şimdiden gösteriyor. Batı’ya ait şark kurnazlığı kabul edilemez. Buna izin verilemez. Memur-Sen olarak, Batı’nın maddeci ve çıkarcı yaklaşımına karşı Türkiye’nin insani ve vicdani yaklaşımını sürdürmesini destekliyoruz. Türkiye’nin bu kadar uzun bir süreçte 2.5 milyon mülteciyi misafir etmesi, bundan dolayı küçük bir sitem dahi etmemesi yüzyılın en büyük insani ve vicdani olayıdır. Bunu da tarih mutlaka yazmalıdır. Yazacaktır da” diye konuştu.

    TÜRKMENLERE YAPILAN ZULMÜ KINIYORUM

    Bayırbucak’a yapılan saldırıları da konuşmasında değerlendiren Yalçın, “Üç Gündür; Rusya ve Baas rejimi havadan, karadan ve denizden Türkmenleri vuruyor… Şehitlerimiz ve yaralılarımız var. Dünyadan ses var mı, yok. Bayırbucak Türkmen bölgesine yönelik yapılan saldırıları lanetliyor, zulme ve katliamlara sessiz kalanları kınıyorum. Türkmenlerin korkunç zulümlere, insanlık suçlarına karşı verdikleri mücadeleyi selamlıyor, Allah’tan başkasına boyun eğmeyeceklerini haykıran onurlu kardeşlerimi kutluyorum. Rabbim onların yardımcısı olsun” dedi.

  • Denizlispor’da Yeni Teknik Direktör Ali Yalçın

    Denizlispor’da teknik direktörlüğe eski futbolcu Ali Yalçın’ın getirildi.

    PTT 1. Lig ekibi Denizlispor’da teknik direktör Mehmet Altıparmak’la yolların ayrılmasının ardından yönetim bir süre Arif Erdem’le görüşmüş ancak sonuç alamamıştı. Yönetim son yaptığı toplantının ardından teknik direktörlüğe Ali Yalçın’ın getirilmesine karar verdi.

    Denizlispor yönetiminden yapılan açıklamada, “Yönetim kurulumuzun yaptığı haftalık olağan toplantısında oybirliğiyle alınan karara göre, profesyonel futbol takımımızın başına teknik direktör olarak Denizlisporumuz’un emektar futbolcusu, kaptanı ve aynı zamanda altyapımıza yıllarca hizmet eden Ali Yalçın hocamızın getirilmesi kararlaştırılmıştır. Kendisi ve ekibine bu zorlu görevde başarılar dileriz” dendi.

  • Kültür Ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu:

    Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, “64. hükümetten terörün kökünün kazınması için yeni konseptlerin oluşturulmasını temenni ediyorum” dedi.

    Bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Çankırı’ya gelen Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, Çankırı Valiliği’ni ziyaret etti. Valilik önünde bekleyen heyet tarafından kapıda karşılanan Bakan Topçu’ya Çankırı Yaran Derneği Başkanı Ahmet Apsarılıoğlu tarafından yaran poşusu takıldı. Valilik şeref defterini imzalayan Bakan Topçu, Çankırı Valisi Vahdettin Özcan’dan kentle ilgili bilgi aldı.

    Bakan Topçu, Çankırı Valiliği ziyaretinde 64. hükümeti kurma için çalışmaların sürdüğünü belirterek, kısa bir süre içerisinde milletten yetki almış tek başına bir hükümetin Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletinin yönetimine geleceğini kaydetti. Topçu, “64. hükümetten terörün kökünün kazınması için yeni konseptlerin oluşturulmasını temenni ediyorum. Bunu 63 hükümetin bağımsız bakanı olarak söylüyorum. Ayrıca ticaretin, turizmin ve ekonominin daha üst noktalara çıkması temennimizdir. Bununla ilgili de çok şükür siyasi bir istikrar, hem terörle mücadelede hem işsizliğin hem istihdamın önünü açacak kanaatini taşıyorum. Gelinen bu noktada, 1 Kasım seçimleriyle ilgili milletin ferasetini ve irfanını da kutluyorum. Yine Türkiye’yi yar başı bir noktadan çekti aldı milletimizin irfanı ve feraseti. İnşallah 64. Hükümet, milletin feraseti ve irfanına uygun, layık bir hizmet üretir. Ülkemizi bulunduğu noktadan Ulu Önder Mustafa Kemal’in ifadesiyle, ’Muasır medeniyetler seviyesine’ taşır ve Türkiye küresel dünyada hak ettiği yeri alır” ifadelerini kullandı.

    Bakan Topçu, Türkiye’nin küresel dünyada hak ettiği yere geldiğinde sadece Çankırı, Ardahan, Van, Diyarbakır’ın sevinmeyeceğini, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne bütün medeniyet coğrafyasının, Türk-İslam dünyasının tamamının, “La İlahe İllallah” diyen herkesin, bütün mazlum milletlerin sevineceğini vurguladı.

    “KİMSENİN SÜPER GÜÇLERDEN BEKLENTİSİ YOK”

    2,5 milyon Suriyeli ve Iraklı mağduru Türkiye’nin büyük maliyete rağmen misafir ettiğini ifade eden Topçu, “Bizim resmi sınırlarımız Ardahan’la Edirne arasında ama milletimizin gönlünün sınırları, medeniyet sınırlarımız üç kıtadadır. Kimsenin süper güçlerden beklediği bir şey yok. 2,5 milyon Suriyeli ve Iraklı kardeşimizi 8 küsür milyar dolar maliyete rağmen biz misafir ettik, etmeye de devam edeceğiz inşallah. Mazlum milletler ellerini uzatmış, Türkiye’den bir şeyler bekliyor” diye konuştu.

    Ziyarette Topçu’ya Vali Vahdettin Özcan tarafından yöresel hediyeler takdim edildi. Daha sonra Çankırı Belediye Başkanlığı’nı ziyaret eden Bakan Topçu, burada Belediye Başkan Vekili Abdulkadir Çelik ile görüştü.