Etiket: Yakan

  • Karısını Kaynar Suyla Yakan Adam Hapse Girdi

    Kocaeli’nin İzmit ilçesinde ayrılmak istediği eşini uyurken kaynar su ile yakan Ahmet Duran, uzaklaştırma kararını bozduğu gerekçesiyle 10 gün hapis cezası alarak cezaevine girdi.

    İzmit Yenişehir Mahallesinde meydana gelen olayda kendisinden boşanmak isteyen eşi Ayten Duran’ı, uzaklaştırma kararına uymayarak girdiği evde kaynar su dökerek yakan Ahmet Duran’ın 10 gün zorlama hapis cezası aldı. Edinilen bilgiye göre, boşanmak istediği eski eşi Ayten Duran’a şiddet uyguladığı gerekçesiyle Kocaeli 3. Aile Mahkemesi’nde açılan davada, Ahmet Duran’a evden uzaklaştırma kararı verilmişti. Karara uymayarak eve gelen ve ocakta kaynattığı su ile eski eşi Ayten Duran’ı yakan Ahmet Duran olayın ardından uzaklaştırma kararına uymadığı gerekçesiyle 10 gün hapis cezası almıştı.

    Ayten Duran’ın kendisine açtığı dava sonucu eşinden boşanarak eski eşine 600 TL nafaka ve 2 bin TL de tazminat ödeyen Ahmet Duran, temyize götürdüğü hapis cezasının onanmasının ardından cezaevine girdi.

  • Kemik Kanseri Kızın Yürek Yakan Feryadı

    Mardin’de ikamet eden kemik kanseri kızın feryadı yürekleri yakıyor. Genç kız, tedavi olabilmek için yardım bekliyor.

    Mardin merkez Artuklu ilçesine bağlı Eryeri Mahallesi’nde ikamet eden Çakar ailesinin 20 yaşındaki kızı Hicran Çakar, 4 yıl önce kemik kanserine yakalandı. Diyarbakır ve İstanbul’da bir sürü tedavi gören genç kızın çene kemiği alındı. Tedavi ve ameliyat süresince 30 bin TL borçlanan aile, kızlarının çene kısmına protez takılması için yetkilerden ve hayırseverlerden yardım bekliyor.

    2012 yılından beri hasta olduğunu ve dışarı çıkamadığını anlatan Hicran Çakar, “Tedavi olmak, iyileşmek istiyorum. Yardım etsinler bana. Diğer insanlar gibi dışarı çıkmak istiyorum. Dışarı çıktığımda insanlar bana bakıyor, yüzüne ne oldu diyorlar. Bende cevap veremiyorum. Üzülüyorum, ağlıyorum. Bize yardım edilmesini istiyorum. İyileşmek istiyorum. Bu halimden çıkmak istiyorum. Daha mutlu olmak istiyorum. Artık insanların iki defa bana bakmalarını, soru sormalarını istemiyorum. Evde çok sıkılıyorum, rahatça dışarı çıkmak istiyorum. Maddi durumumuz yoktur, yardım bekliyorum” dedi.

    “ÇOCUĞUMUN HAYATI KURTULSUN”

    Devletten ve duyarlı vatandaşlardan yardım bekleyen Baba Abdullah Çakar ise “4 yıl önce kızımın kemik kanserine yakalandığını öğrendik. Önce Diyarbakır’da ardından da İstanbul’a götürerek tedavi ettirdim. İstanbul’da 6 ay kaldıktan sonra tekrar Diyarbakır’da tedavisine devam ettik. Tedavisi halen devam ediyor. Tabii kanserli olan çene kısmındaki kemik ameliyatla alındı. Yerine protez takılması lazım. Ama maddi durumun artık el vermiyor. 30 bin TL borçlandım. Şuan İŞ-KUR üzerinden bir camide çalışıyorum. Devletten yardım istiyorum, benim çocuğumun hayatı kurtulsun” diye konuştu.

  • “Kanser Tedavisinde Sirke Suyu İçerek Boğazını Yakan Hasta Var”

    Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Esra Kaytan, kanser tedavisi gören hastaları, her duyduklarına inanmamaları konusunda uyararak, “Tedavi bütüncül olarak yapılması gereken bir tedavidir. Ana kurallarımızı belirlememiz gerekiyor. Hiçbir şeyi abartmadan yapmak daha iyidir. Sirke suyu içip yemek borusunu yakarak tedavi alamayan hastalarımız var” dedi.

    Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği (TROD) tarafından ilk olarak 1994 yılında düzenlenen Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi’nin (UROK) 12’ncisi Antalya’da 800 katılımcı ile devam ediyor. Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği üyeleri arasında radyasyon onkolojisi uzmanlarının yanında tıbbi onkoloji, medikal onkoloji, iç hastalıkları gibi farklı alanlarda çalışan branş uzmanları bulunuyor. Alanında uzman hocalar, kongre kapsamında basın mensupları ile bir araya geldi. Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Serdar Özkök, radyasyon onkolojisinin hızlı bir değişim içerisinde olduğunu ifade ederek tüm tedavi yöntemlerinin hastalara uygulanabildiğini belirtti.

    “CİHAZLARIN ATIL DURUMDA KALMA RİSKİ VAR”

    Tedavilerde Türkiye’de tek bir sağlık alıcısı olduğunu belirten Özkök, “Özel sigortalar büyük şehirlerde daha yoğun kullanılmakta. SGK en büyük alıcı ve ödeyicisidir. Uygulamalarda ücretler son derece düşük kaldı. Cihazlar yurt dışından gelen cihazlar. Önümüzdeki yıllarda bu cihazların atıl durumda kalma riski var. İşletme maliyeti düşük kalırsa atıl durumda kalabilir. İlaç tedavilerine vurduğumuz zaman son derece ucuz olan tedaviyi karşılayamayacak duruma gelebiliriz. İmmunoterapi tedavisinde son zamanlarda büyük gelişmeler kaydedildi. Kanser ve İmmunoterapi çok büyük ümitler vaad ediyor. Kanser tedavisinde tuğlaları yavaş yavaş koyuyoruz. Bu tedaviler ile yaşam süreleri daha da uzayacak” diye konuştu.

    “DOĞAL YOLLA ÜRETİLEN BESİNLERİ TÜKETMEK ÖNEMLİ”

    Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam ise tedavideki paydaşlardan bir tanesinin radyosyaon tedavisi olduğunu ifade etti. Hasta yakınlarına hastaların beslenmesi konusunda büyük görevler düştüğünü belirten Prof. Dr. Sağlam, “Doğal yolla üretilen besinleri tüketmek önemli. Bizim biraz daha pazarlardan alışveriş yapmak esaslarımız arasında olması gerekiyor. Daha az şeker kullanmalıyız. Et süt ve yumurta gibi proteinleri etkin miktarda almak çok önemli. Daha az sentetik ürünler kullanmalıyız. Vitaminler içerisinde en güncel B vitamini geliyor. Hastalarımıza önerimiz, radyoterapi alan hastaların daha doğal beslenmeleri, daha az şeker kullanmaları önemsiyoruz. Yedikleri ürünleri uygun pişirme yöntemi ile en uygun katkıyı vermiş oluyoruz” dedi.

    “SİRKE SUYU İÇİP BOĞAZINI YAKAN VAR”

    Kanser tedavisi konusunda çok ciddi bilgi kirliliği olduğunu paylaşan Prof. Dr. Sağlam, “Tedavi bütüncül olarak yapılması gereken bir tedavidir. Ana kurallarımızı belirlememiz gerekiyor. Hiçbir şeyi abartmadan yapmak daha iyidir. Önemli olan hasta ve yakınları ile bağlantı kurup her duyduklarına inanmamalarını sağlamak oluyor. Sirke suyu içerek yemek borusunu yakarak tedavi alamayan hastalarımız var” diye konuştu.

    “KANSER HASTALARININ BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU IŞIN ALMAKTADIR”

    12. Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi Genel Sekreteri Prof. Dr. Yıldız Güney ise, “Hastalarımız tedavilerini aldıktan sonra hastanede yatmaları şart değil. Çok rahatlıkla taburcu olabiliyorlar. Tümör çapının belli sınırlarda olması gerekiyor. Yalnız kötü huylu tümörlerde değil iyi huylu tümörlerde de uygulayabiliriz. Tamamen iyi huylu tümörlerde de nokta atışı yaparak güzel ve konforlu tedaviler yapabiliyor. Daha öncelerinde hasta ışın aldıysa genellikle ikincil ışınları yapamazdık. Kanser hastalarının büyük çoğunluğu ışın almaktadır. Sosyal medyada ve duyulduğu için tüm hastalarımız nokta atışı için geliyorlar. Tercihlerini bu yönde kullanmak istiyorlar. Ama biz seçilmiş ve uygun hastalarda uygulanması gerektiğini anlatıyoruz. Sonuçlar da artık başarılı olduğu için bir dirençle karşılaşmadık” ifadelerini kaydetti.

    “1979’DAN SONRA 30 YIL UNUTTUK”

    12. Ulusal Radyasyon Onkolojisi Kongresi Bilimsel Sekreteri Prof. Dr. Ferah Yıldız, “Son yıllarda immunoterapinin hücresel üniteyi arttırdığı ortaya konuldu. Memede radyoterapide uyararak hastanın sağ kalımını arttırabilecek deneyler var. Çok büyük bir gelecek vaat ediyor. Aşı çalışmaları var. Uzun dönemli klinik verilerimiz yok. 50 yıl önceki çalışmalara tekrar döndük. 1979’dan sonra 30 yıl unuttuk. İmmunoterapi yeniden gündeme geldi. Vücudun kendi hücreleri tümöre karşı çalışıyorlar. İmmunoterapiyi iki aşamadan inceliyoruz. Ön çalışmaları ümit vaat ediyor” dedi.

    “EN ÖNEMLİSİ HASTAYA BİLGİ PAYLAŞIMINDA BULUNMAK”

    Radyoterapide yan etkilerin azaltılması gerektiğini ifade Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Zeynep Özsaran da tedavide yeni tekniklerin geliştiğini söyledi. İntraoperatif tedavisinin 100 yıl öncesine dayandığını belirten Özsaran, “Ameliyat sırasında yapılan radyoterapi uygulamasıdır. Hasta açısında çok avantajlı bir tedavidir. Hasta açısından tek tedavi uygulanıyor. Doktor açısından doktor tümör yatağını görüyor ve o bölgeye uyguluyor. Çok dikkatli davranılması gereken bir yöntemdir. Bu konuda yapılmış büyük çalışmalar var. Lokal kontrolde farklılıklar var. Çok çok iyi hasta tercihi yaparsak bu tedavi yöntemi uygulanabilir. Belli yaşın üzerinde ve erken evre olan olgularda olmasına dikkat edilmesi gerekir. Geç yan etkiler bizim için her zaman önemli olan etkenlerdir. En önemlisi hastaya bilgi paylaşımında bulunmak” diye konuştu.

  • Eşini Kaynar Su İle Yakan Kocaya Tutuklama Kararı

    Kocaeli’nde eşini kaynar su ile yakan koca hakkında mahkeme tutuklama kararı çıkardı.

    Olay, geçtiğimiz günlerde İzmit ilçesi Yenişehir Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, köftecide çalışan ve işten gelen 42 yaşındaki Ayten D, uyumak için yatağına uzandı. Bu sırada alkollü olduğu ileri sürülen 20 yıllık eşi Ahmet D. (43), çaydanlıkta kaynattığı suyu kendisinden boşanmak isteyen karısının üstüne döktü. Yatağından fırlayan Ayten D. için çocukları olay yerine 112 ambulansı çağırdı. İlk tedavisi 112 ekipleri tarafından olay yerinde yapılan Ayten D. daha sonra Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Talihsiz kadın burada yapılan tedavisinin ardından Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi’ne sevk edildi.

    Şüpheli Ahmet D. hakkında ise tutuklama kararı çıkartıldığı öğrenildi. Kararın, evden uzaklaştırması bulunan Ahmet D’nin bunu ihlal ettiği için alındığı ifade edildi. Polis eşini yakan Ahmet D.’yi arıyor.

  • Engelli Annesinden Yürek Yakan Dua

    Manisa’da, otizmli bir hastanın annesi olan Arife Güngör, engelli annesi olmanın ‘benden önce yavrum ölsün’ diye dua edecek kadar çaresiz ve acı çekmek olduğunu söyledi.

    Manisa Otizm Derneği tarafından 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü nedeniyle polis evinde bir program düzenlendi. Otizmli çocuklar ve ailelerinin bir araya geldiği programa; Şehzadeler Kaymakamı İsmail Çorumluoğlu, Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Murat Konan, Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Şule Uygur, AK Parti İl Başkanı Zülfikar Gürcan ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Manisa Otizm Derneği Başkanı Saadet Şeranoğlu, “Otizm anlatılmaz yaşanır” dedi.

    Otizmli çocuklarla beraber olalım istediklerini belirten Şeranoğlu, şöyle konuştu: “Manisa protokolümüz bizi bu anlamda yalnız bırakmadı. Otizm dünyada her 68 çocuktan birinde görünüyor. Biz sadece çocuklarımızla yaşadıklarımızı görüp empati kurmanızı, kurumlar ve ortamlarda yanımızda olmalarını istiyoruz. Biz onları hep meleklerimiz diye sevdik. Bizle konuşmasalar da aynı dili kullanmasa da onları anlamak o küçük yüreklerindeki sevgileri kendi dünyalarındaki fırtınaları sessiz çığlıkları bize aktarmasalar da biz onları hep seveceğiz. Onlarla yaşamayı, onların gözünden bakmayı, onlar gibi düşünmeyi bu dünyada farkındalıklar ile yaşamayı biz sizlerden öğreneceğiz. Türkiye birincisi olan ve Manisa’da bize gurur yaşatan, otizm konusunda sıkıntı yaşadığımız dönemde kapılarını kapatan kurumlara inat şampiyon olan Mustafa Çağrı Çekim’i de tebrik ediyorum. Otizmliler bir şey yapamaz dendiğinde Mustafa Çağrı aklımıza gelsin. İyi bir eğitim, sabır ve anlayışla neler yapılabileceğinin en güzel örneğidir.”

    “BENDEN ÖNCE YAVRUM ÖLSÜN’ DİYE DUA EDECEK KADAR ÇARESİZ VE ACI ÇEKMEKTİR”

    Programda 20 yaşında otizm hastası bir gencin annesi olan Arife Güngör’ün yaptığı konuşma duygu dolu anların yaşanmasına sebep oldu. Güngör, engelli annesi olduğunu belirterek şunları söyledi: “Engelli annesi olabilmeyi kabul edebilmek tüm hayatından vazgeçmektir. Diğer engelli anneler ile el ele verebilmektir. Engelli annesi olmak, sınırsız paran olsa da çare bulamamaktır. Engelli annesi olmak, diğer insanların bakışları altında karıncalar kadar küçülüp ezilmektir. Engelli annesi olmak babalar dahil yanında hiç kimse olmadan dağlar gibi her şeye göğüs gerebilmektir. Engelli annesi olmak ‘benden önce yavrum ölsün’ diye dua edecek kadar çaresiz ve acı çekmektir. Benim yetkililerden tek isteğim; sınırlama olmaksızın engelli ailelere maddi rahatlık getirilmesi ve rehabilitasyon merkezlerinde çocuklarımıza gerçekten uzman kişiler tarafından hayatın zorluklarını yerine getirebilecek yeterliliğe erişebilmesi konusunda eğitim verilmesidir. Lütfen artık sesimiz duyulsun. Unutmayalım ki, her zaman engelli doğulmaz. Sonradan hepimizin başına gelebilir.”

    Program sonunda Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik, İzmir’de yapılan Türkiye Özel Olimpiyatlarında yüzmede 50 metrede Türkiye birincisi ve 50 metre sırtta yüzmede Türkiye ikincisi olan Mustafa Çağrı Çekim’e plaket takdim etti.