Etiket: Yakalananlar

  • Sahte 10 Bin Dolar İle Yakalananlar Hakim Karşısında

    Samsun’da, 10 bin dolar sahte parayla yakalanan 3’ü tutuklu 5 kişinin yargılanmasına başlandı.

    Olay, İlkadım ilçesi Kale Mahallesi’nde bulunan bir döviz bürosunda yaklaşık 3 ay önce meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Adem K. (51), 5 adet sahte 100 dolarlık banknotu döviz bürosunda bozdurmak istedi. Döviz bürosundaki görevliler paranın sahte olduğunu fark edince polise haber verdi. Olay yerine gelen polis ekipleri, Adem K.’yı gözaltına aldı. Adem K., Samsun Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi.

    KOM Şube Müdürlüğü ekipleri soruşturma kapsamında Kale Mahallesi’nde bulunan bir derneğe operasyon düzenledi. Dernekte yapılan aramada 75 adet sahte 100 dolarlık banknot ele geçirildi. Olayla ilgili gözaltına alınan Yılmaz A.’nın üzerinde de 20 adet sahte 100 dolarlık banknot bulundu.

    Operasyon kapsamında Yaşar İ. (47), Hüseyin G. (49), Yılmaz A. (55) ve Tamer K. (51) de gözaltına alındı. Sahte paraları İstanbul’dan Hüseyin G.’nin getirdiği öğrenildi. Adem K. ifadesi alınıp savcının talimatı doğrultusunda serbest bırakılırken, ifadeleri alınan Yaşar İ., Hüseyin G., Yılmaz A., Mustafa A. ve Tamer K. Samsun Adliyesi’ne sevk edildi. Savcıya ifade veren 6 kişi tutuklanmaları talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi mahkemeye ifade veren Yaşar İ., Hüseyin G. ile Yılmaz A. tutuklanarak Samsun Kapalı Cezaevi’ne gönderilirken, Tamer K. adli kontrol şartı ile Mustafa A. ise şartsız serbest bırakıldı. 3’ü tutuklu 5 kişi hakkında Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “parada sahtecilik” suçundan dava açıldı.

    Bugün görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu sanıklar Yılmaz A., Hüseyin G. ve Yaşar İ. ile tutuksuz olan Tamer K. ve Mustafa A. hazır bulundu.

    Yılmaz A., “Yaşar İ. derneğin başkan yardımcısıdır. Hüseyin G. de genel sekreter olarak çalışır. Her ikisini de dernekten tanırım. Hüseyin G.’nin Tamer K.’ye borcu vardı. O borcunu ödemek amacıyla 2 bin dolar verdi. Parayı dernekte verdi. Paranın sahte olduğunu bilmiyordum. Paranın kaybolacağından korktum. Kemalettin A.’ya bir zarf içinde sonradan alacağımız söyleyerek emanet ettim. Atılı suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.

    Hüseyin G., “Ben ve Yaşar İ., sözleşme karşılığı Mustafa A.’nın telkini ile Tamer K.’ye 5 bin ve 3 bin 500 olmak üzere ayrı ayrı zamanda 8 bin 500 lira parayı inşaat yapmak amacıyla vermiştik. Kendisinden alacağımız vardı. Yılmaz A. Tamer K.’yi tanıyormuş. Bizim alacağımız ile ilgili Yılmaz A. aracılık etti. Ancak paramızı alamadık. Ben bir işim nedeniyle İstanbul’dayken, Yılmaz A. bana telefonla Tamer K.’nin birinden bir alacağı olduğunu ve alıp alamayacağımı sordu. Ben de alabileceğimi söyledim. Adının Ali İhsan D. olduğunu öğrendiğim kişi ile İstanbul’da buluştuk. Ali İhsan D. bana zarf verdi. ’Eğer yanında varsa 500 ile bin lira para ver. Eğer yoksa Tamer’den alıp bana gönderirsin’ dedi. Ben zarf ile Samsun’a geldim. Zarfın içinde ne olduğunu bilmiyordum. Hiç açmadım. Samsun’a derneğe geldiğimde Yılmaz A. ve Mustafa A. dernekteydi. Zarfı birlikte açtık. İçerisinde toplam 10 bin dolar vardı. Sahte olduğunu kontrol etmedik. Paranın 2 bin dolarını Tamer K.’ye vermesi için Yılmaz A.’ya verdim. Yarım saat sonra Yaşar İ. geldi. Ona da 8 bin dolarını verdik. Tamer K.’den alacaklı kendisi idi. Ben de hiç para kalmadı. Olay bu şekilde olmuştur. Paranın sahte olduğunu bilmiyordum” diye konuştu.

    Yaşar İ., “Ben Hüseyin G.’ye 5 bin lira borç para vermiştim. Hüseyin G., Mustafa A. ve Tamer K. ilişkisini bilmiyordum. Hüseyin G. ve Mustafa A. ile ticaret yapacaktık. Hüseyin G. bana ’Ben il dışına gideceğim, sana 8 bin dolar bırakayım’ dedi. Kendisine sıkışık olduğumu ve 500 doları bozdurup bozduramayacağımı sordum. Adem K. ’Ben parayı bozdururum’ dedi. Döviz bürosuna gitti. Sonra beni aradı ve paranın sahte olduğunu söyledi. Ben paraların sahte olduğunu bilmiyordum” şeklinde konuştu.

    Tutuksuz olarak yargılanan Tamer K.ve Mustafa A. ise suçlamaları kabul etmeyip kendilerini savundular.

    Mahkeme heyeti tutuklu bulunan Yaşar İ., Hüseyin G. ve Yılmaz A.’nın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

  • Deri Kanserine Yakalananlar Artıyor

    Prof. Dr. Ufuk Bilkay, deri kanserine dikkat çekerek artık sıklıkla görülmeye başlandığını belirtti.

    Deri (cilt) kanserinin, insanda en sık görülen kanser türü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ufuk Bilkay, “ Deri, dış dünya ile ilişkimizi sağlayan, oldukça büyük alan kaplayan bir organdır. Bu geniş alanda zaman içinde çeşitli değişiklikler olması kaçınılmazdır. Bu değişikliklerin çoğu (benler, güneş lekeleri, iyi huylu tümörler vs.) iyi huyludur. Ancak bir kısmı da kötü huylu tümörler olabilir. Son yıllarda ozon tabakasındaki incelme nedeniyle kötü huylu tümörlerde önemli miktarda artış olmuştur. Ancak, cilt tümörlerinin büyük çoğunluğu tedavi edilebilir ve sağlık açısından bir daha sorun oluşturmaz.” dedi.

    Deri kanserinin nedenleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ufuk Bilkay, şöyle konuştu:

    “Güneşe uzun sure maruz kalmak, genetik yatkınlık, açık ten rengine sahip olmak, bazı kimyasal maddelere uzun sure maruz kalmak, vücuttaki benler ( nevus), uzun sure kapanmayan yaralar, deri kanseri (Cilt kanseri ) nin en sık nedenleri arasındadır. Cildimi güneşten korumalı mıyım? Yazın bronzlaşmak için güneş altında yatmak herkezin sevdiği bir aktivitedir, Ancak güneş ışınlarının ciltde yaptığı tahribat da büyüktür. Özellikle açık tenki kişiler güneşten kaçınmalıdır. Cilt tümörlerinin bilinen en önemli etkeni güneş ışınlarıdır. Bunun dışında, güneş ışınları cildin erken yaşlanmasına da sebep olurlar. Güneşe çıkacağınız zaman koruyucu kremler kullanmanız şarttır. İyi huylu bir lekeyle kötü huylu bir tümörü nasıl ayırabilirim? Siz ayıramazsınız. Bazen bu işin uzmanları bile ayırmakta zorlanır ve ciltten bir parça alıp laboratuarda inceleme gereği duyabilirler. Ancak sizin yapabileceğiniz, değişiklik gösteren bir leke olduğunda veya 3-4 hafta içinde iyileşmeyen kabuklu, kanamalı bir yara olduğunda doktora başvurmaktır. Vücuttaki lekeler ve renkli (pigmentli ) oluşumlar çoğunlukla tehlikesizdir. Bazen de yaşa bağlı veya güneşe bağlı lekeler görülebilir. Ancak mevcut benlerde veya yeni çıkanlarda bazı değişmeler fark ederseniz doktorunuza başvurun. Bu değişmeler şunlardır: benin son birkaç ay içinde büyüme göstermesi; sınırlarının düzensiz, asimetrik bir hal alması; renk değişikliği olması.”

    Şüpheli bir leke görüldüğünde nasıl bir yol uygulanması hususunda Prof. Dr. Ufuk Bilkay, “Tümör olabileceği şüphesi olan bir leke görülürse kesin tanı koymanın tek yolu patolojik inceleme yapmaktır. Eğer leke, tamamen çıkarıldığında geride kalan alan sorunsuz onarılabilecek kadar küçükse (ki genelde öyledir), o zaman tamamını çıkartıp patolojik incelemeye göndermek en iyisidir. Böylece hem dokuyu inceleyen patolog daha iyi bir tanı koyma şansını yakalar, hem de çoğu durum için, tanı ve tedavi tek seferde gerçekleşmiş olur. Daha büyük lekeler için sadece bir parça alıp incelemeye gönderilir. Gelen rapora göre tedavi yolu izlenir. Çevremden bana “bıçak vurdurma, bıçak vurulursa yayılır diyorlar”. Bu ne derece doğru? Bu tamamen yanlış bir inanıştan kaynaklanmaktadır. Eğer kötü huylu bir tümörse ve dokunulmazsa kesinlikle yayılacaktır. Ama ameliyat olursanız tedavi olma şansınız da yüksektir. Bazen, konunun uzmanı olmayan hekimlerce iyi huylu olduğu düşünülerek cilt tümörlerine müdahale edilmekte ve çıkartılan doku incelemeye gönderilmemektedir. Adı konmayan bu doku eğer yetersiz çıkarılmışsa tekrar eder ve yayılır. Bu da halk arasında yaygın olan “bıçak vuruldu, yayıldı” inanışına sebep olmuştur. Bu çok yanlış bir düşüncedir. Böyle bir ihtimal tümörün cinsine de bağlıdır, ama tekrar ortaya çıkma şansı vardır. Cilt tümörlerinin çoğu güneşin de etkisine bağlı olarak özellikle açık renk tenli kişilerde ortaya çıkar. Bu sebeple cilt tümörü çıkarılan hastaların bir kısmında aynı etkiler altında kalan diğer bölgelerde de yeni tümörler çıkabilir. Dolayısıyla cilt tümörü nedeniyle ameliyat olan kişilerin hem tümörün tekrar ortaya çıkması, hem de yeni tümör oluşumu açısından takipte tutulması gerekir.” diye konuştu.