Etiket: Yabancı

  • Rektör Budak, yabancı uyruklu Egelileri ağırlıyor

    Ege Üniversitesi (EÜ) Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, ‘Rektörle Akşam Çayı’ etkinlikleri kapsamında bu kez de EÜ’de eğitim gören yabancı uyruklu lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle bir araya geldi. Rektör Budak, “Yabancı uyruklu öğrencilerimizin de sorun, görüş ve önerilerini dinliyoruz” dedi.

    Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, ‘Rektörle Akşam Çayı’ etkinlikleri kapsamında akademisyen, öğrenci ve çalışanlarla bir araya gelmeye devam ediyor. Üniversite içinde gönül bağının güçlendirilmesi için göreve geldiği günden bu yana farklı pek çok projeye imza atan ve ‘Rektörle Akşam Çayı’ etkinliklerinde daha önce öğretim elemanlarıyla bir araya gelen Rektör Budak, bu kez de EÜ’de eğitim gören yabancı uyruklu lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle buluştu. EÜ Rektörlük Yerleşkesindeki Dr. Yavuz Özkol Sosyal Tesislerinde düzenlenen buluşmalarda, Rektör Budak, yabancı uyruklu lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle tek tek görüşüyor.

    Etkinlik gelenekselleşiyor

    EÜ ailesi içinde öğrenci, çalışan, öğretim elemanları ve öğrencilerin içinde de yabancı uyruklu öğrencilerin bulunduğuna dikkat çeken Rektör Budak, yabancı uyruklu öğrencilerin EÜ için çok önemli olduğunu söyledi. Yabancı uyruklu öğrencilerin misafirleri olduğunu belirten Rektör Budak, “Üniversitemizde eğitim gördükten sonra ülkelerine dönecekler. Ülkelerinde bizden aldıkları bilgi birikimiyle kültürle adeta bizim bir elçimiz olacaklar. Bizim onlarla irtibatımızı güçlendirmemiz gerekiyor. Bu anlamda da gelenekselleşen ‘Rektörle Akşam Çayı’ etkinliğimizin yerinde olduğunu düşünüyoruz. Yabancı uyruklu öğrencilerimizin de sorun, görüş ve önerilerini dinliyoruz” diye konuştu.

    “Lisansüstü öğrenci sayısını artırmak istiyoruz”

    EÜ’nün uluslararasılaşma adına, uluslararası bir üniversite olma yolunda hızla ilerlediğini ve pilot üniversite seçildiğini vurgulayan Rektör Budak, “Amacımız özellikle lisansüstü, yüksek lisans ve doktora yapan öğrencilerimizin sayısını artırmak. Bu durum araştırma üniversitesi olmanın da parametresi. Ayrıca Ege Üniversitesi güçlü ve köklü bir kurum Orta Doğu, Afrika, Türkiye Cumhuriyetleri, Balkanlar ve Almanya ve Avusturya’dan öğrencilerimiz var. Bin 500 civarındaki yabancı öğrenci sayımızı, 2, 3 katına hatta on katına çıkartmak istiyoruz. Yurt dışındaki üniversitelerle bağlantı kurmak adına uluslararası bir ofis açtık. Ofisimizin çalışanları da iletişim ve koordinasyonları sağlıyor. Yeterli potansiyele sahip öğrencilerimizi; araştırma, eğitim anlamında daha iyi noktalara getirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Öğrencilerimiz bizim baba şefkatimizi hissediyor. Yabancı öğrencilerimiz belki ülkelerinden uzak ama burada sahiplenildiklerini görmek, onlarda ayrı bir moral ve motivasyon kaynağı oluyor. Bunu manevi anlamda da başarabildiğimiz için çok mutluyum” dedi.

    “Bir ilki yaşıyoruz”

    EÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi yüksek lisans öğrencisi Mohammad Zarif Salihy şunları söyledi: “Afganistan’da araştırmalarımı yaparak Ege Üniversitesini tercih ettim. Ne mutlu bana ki İzmir’e, Ege Üniversitesine gelmişim. 9 yıldır İzmir’deyim, Ege Üniversitesinde eğitim görüyorum ilk kez Rektör tarafından ben ve benim gibi yabancı uyruklu arkadaşlarım davet edildik. Bu çok güzel bir şey. Bu bir eksiklikti bizim için.” Aynı fakültede doktora yapan Olimdjın Elov, “Özbekistan’dan geldim ve 3 yıldır Ege’de doktora yapıyorum. Etkinlik çok güzel ve faydalı. Rektörümüzle yüz yüze konuşabiliyoruz, kendi sıkıntılarımızı anlatıyoruz. Rektörümüz de bizleri dinliyor. Yıllardır eğitim alıyorum ve böyle bir etkinliği ilk kez görüyorum” diye konuştu. EÜ Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisi olan Nihal Emirdağlıoğlu, “Ege Üniversitesinde okuyor olmaktan çok memnunum. Ege’yi seçme nedenlerimden birisi de Almanya’daki üniversitelerle irtibat halinde olması. Yüksek lisans yaparken benim için daha faydalı olacağını düşünüyorum. Rektörümüze bugün sorularımızı ilettik. Yabancı uyruklu öğrenci olarak geldim, Türk olsam da farklı bir ülkede büyüdüğüm için sorunlarla karşılaşabiliyorum. Rektörümüze bu güzel etkinlik için teşekkür ediyorum” dedi.

  • Antalya’da insan kaçakçılarına operasyon: 8’i yabancı 11 gözaltı

    Antalya merkezli düzenlenen eş zamanlı operasyonda Kaş ve Demre ilçelerinden Yunanistan’nın Meis Adası başta olmak üzere çeşitli adalara kaçak yollarla göçmen gönderdikleri tespit edilen 11 şüpheli yakalandı.

    Antalya Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalarda, değişik tarihlerde Antalya’nın Kaş ve Demre ilçelerinden Yunanistan’nın Meis Adası başta olmak üzere çeşitli adalara kaçak yollarla göçmen gönderen şahıslar tespit edildi.

    Demre-Kaş bölgelerinde Göçmen Kaçakçılığı suçu işledikleri tespit edilen organizatör şahısların yakalanmaları amacıyla Antalya merkezli Demre, Kumluca ilçeleri ile İzmir’de bu sabah saat 07.00 itibariyle eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda organizatör olduğu tespit edilen Demre ilçesinde 4 şahıs, Kumluca ilçesinde 3 şahıs, Antalya merkezde 2 şahıs, İzmir’de de 2 şahıs olmak üzere 8’i yabancı uyruklu toplam 11 şahıs yakalandı. Şüpheli şahısların ev ve araçlarında yapılan aramalarda suç unsuru malzeme olarak 2 adet ruhsatsız av tüfeği, 5 adet can simidi, 5 adet can simidi şişirme pompası ve 1 adet de dürbün ele geçirildi.

  • İzmir Limanı özelleşmesi iptal edilerek, 1.2 milyar dolarlık yabancı kaynak kaybedildi

    İzmir Limanı’nın özelleştirilme iptali ile Türkiye 1 milyar 275 milyon dolarlık net doğrudan yatırımı kaybetti. Rakamın ne denli büyük olduğunu gözler önüne sermek için kaybedilen kaynağın, 2018 yılı Ocak-Ağustos döneminde elde edilen 7 milyar dolarlık doğrudan yatırımın yüzde 17’sini oluşturabileceği söylenebilir.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İzmir Limanı’nın ihalesini yapıyoruz ve Danıştay’da İzmir Limanı ihalesi 2 yıl bekliyor. 2 yıl sonunda burayı alacak olan kişi vazgeçiyor ve biz 1.2 milyar dolar kaybediyoruz. Şimdi bunu bana Danıştay neyle izah edecek, 1 milyar doların hesabını kim verecek?” açıklamasıyla İzmir Limanı’nın özelleştirilmesi meselesi gündeme yeniden geldi.

    Söz konusu limanın özelleştirilmesi için 3 Mayıs 2016’de açılan ihaleyi Hutchison, Global ve EİB LİMAŞ konsorsiyumun, 1 milyar 275 milyon dolar bedelle kazanmasına rağmen açılan dava süreci 29 ay devam etmiş ve sonucunda özelleşme iptal oldu.

    Özelleştirmenin iptali ile doğrudan yatırım bir tarafa, limanın modernleştirilmesi için yapılacak yatırımlarda engellendi. iİeriki dönemlerde elde edilebilecek gelirler ve limanın lojistik transfer merkezi olarak kullanılması da hayal oldu.

    Özelleştirme finansman kısmında değerlendirildiğinde, Türkiye 2018 yılı ilk 8 ayında (Ocak-Ağustos) Cumhurbaşkanı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut’un açıklamasına göre, 7 milyar dolarlık doğrudan yatırım elde etti. Bahsedilen özelleştirme sonrasında 1 milyar 275 milyon dolarlık girdi tek başına toplam yatırımların yüzde 17’sini oluşturuyor. İzmir Limanı özelleştirilse idi, 8.5 milyar dolarlık direk yatırıma ulaşılacaktı. Döviz kurunun hızla yükseldiği kritik dönemde, bugün ki rakamlardan yüzde 20 fazla değer elde edilecekti. Bu miktar, döviz kurunun hareketli olduğu dönemde çok önem arz ediyordu.

    “Sıcak para ve dış borçtan çok daha avantajlı bir dış kaynak”

    Konuya ilişkin uzman görüşü Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Bahçekapılı’dan geldi. Prof. Dr. Bahçekapılı, doğrudan yatırımların ülkeler açısından önemine dikkat çekerek, “Günümüzde birçok gelişmekte olan ülke doğrudan yabancı sermaye yatırımı teşvik etmeye miktar ve boyutlarını arttırmaya çalışıyor. Doğrudan yatırımlar bir yandan ödemeler dengesi açıklarının finansmanına yardımcı olurken diğer yandan oluşturduğu istihdam, teknoloji transferi, pazar gelişmesi, geri ve ileri bağlantıları ile yan sanayi ve hizmetlere oluşturduğu katkılarla özellikle sermaye yetersizliği çeken ülkeler için birçok cazip imkanları da beraberinde getiriyor. Yeni yatırımlar, yeni satın almalar ve birleşmeler şeklinde uygulamalarla doğrudan yatırımların etkileri katlanıyor. İzmir Limanı da içinde bu örnek satın alma türünde bir yabancı yatırım ve bir kamu varlığının söz konusu olması nedeniyle de bir özelleştirme aslında. Ancak kalıcı bir yatırım. Diğer dış açık finansman yöntemleri olan kısa süreli sermaye yani sıcak para ve dış borçtan çok daha avantajlı bir dış kaynak olarak ülkemize katkı sağlayacak bir unsuru kaçırdık” dedi.

    2017 yılı toplam yabancı sermayenin yüzde 11’i

    Bahçekapılı, 2003 yılından bu yana Türkiye’ye toplam 193 milyar dolar doğrudan yatırım geldiği ve bunun Cumhuriyet tarihindeki tüm doğrudan yatırım tutarından daha fazla olduğunun altını çizerek, “Bunda büyük kamu varlıklarının özelleştirilmesinin çok büyük bir payı var. Yani daha çok varlıkların el değiştirilmesi şeklinde bir kısmı da birleşmeler ve yeni yatırımlar ile gerçekleşti. 2017 yılında Türkiye’ye yaklaşık 11 milyar dolar yabancı sermaye girişi oldu. Bahsi geçen liman özelleştirmesi bunun yüzde 12’si civarında. Bu yıl ilk sekiz ayda 7 milyar dolarlık bir giriş var. Yani bu anlamda hatırı sayılır bir özelleştirme engellendi. Özelleşme ile tesislerin iyileştirilmesi, yeni yatırımlar da kaybedildi” diye konuştu.

    “Limanın lojistik transfer merkezi olarak kullanılması ekonomiye oluşturacağı ek katkılar olarak ele alınabilir”

    Konuyu yalnız finansman yönüyle ele almanın eksik bir analiz olabileceğini vurgulayan Bahçekapılı, “Bu varlığın özelleştirilmesi ve yabancı sermayeye satılması ile birlikte yapılması söz konusu olan modernleşme ve genişleme yatırımları, limanın daha etkin kullanılması, daha verimli lojistik imkanlarının oluşturulması, bir ‘hub’, lojistik transfer merkezi olarak kullanılması da yine ekonomiye oluşturacağı ek katkılar kayıp olarak ele alınabilir” şeklinde konuştu.

    Ancak yabancı sermayenin bir süre sonra elde ettiği temettüyü ülkesine transfer ederken Türkiye ekonomisinde de bir değer çıkışı söz konusu olacağının altını çizen Bahçekapılı, “Bu gelecek yıllarda ödemeler dengesinde kar miktarına bağlı olarak ek bir maliyet oluşturacaktır. Ayrıca bu tip kritik ve stratejik özelleştirmeler bazı durumlarda ulusal güvenlik, dışa bağımlılık gibi bazı negatif etkiler de oluşturabilir. Yani madalyonun öteki yüzünü de dikkate almak gerekir” sözleriyle görüş bildirdi.

    Özelleştirme ülke ticaretini olumlu yönde etkiler miydi?

    Prof. Dr. Bahçekapılı, söz konusu özelleştirmenin ülke ticaretine ne gibi etkiler yapabileceğini değerlendirdi. Bahçekapılı şu değerlendirmede bulundu: “Dş ticaret faaliyetlerinin ana belirleyicisi bir ülkenin ihracat kapasitesi ve kabiliyetleridir. Satacak değerde malınız var olduğunuz sürece ihracatta başarılı olursunuz. Temel belirleyici bir ülkenin ne kadar çok malda diğer dünya ülkelerine göre karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğudur. Ancak lojistik ve gümrük işlemlerinin yapısı ve maliyetleri de etkin bir dış ticaretin diğer önemli unsurlarıdır. Lojistik imkanları sınırlı bir ülkenin, gümrük işlemleri ve yapısı bozuk bir ülkenin etkin bir dış ticaret yapması mümkün değildir. Özellikle zamanla yarışan dış ticaret mallarında. Örneğin taze tarım ürünleri gibi. Her ne kadar bu tip ürünlerin katma değeri düşükse de bizim gibi ülkeler için önemlidir.

    Hızlı tüketim malları ihracatına katkı sağlayabilirdi

    Deniz, kara ve hava taşımacılığı bu anlamda dış ticaretin gelişmesi için vazgeçilmez altyapıları oluşturur. Deniz taşımacılığı ve bunun ayrılmaz bir parçası olan liman işletmeciliği de bu anlamda önemli lojistik unsurlardır. Deniz taşımacılığı dünyada taşıma birim maliyeti en düşük lojistik kanaldır. Etkin, ihtiyaçlara ve dış ticaret kapasitelerine cevap veren, hızlı yükleme ve boşaltma yapabilen limanlar dış ticaret maliyetlerini (ithalatı maliyetini de) düşürür. Eğer bu özelleştirmede yabancı yatırımcı satın alacağı limanı modernleştirip, yeni teknolojiler ve imkanlarla donatacaksa ’ki öyle olmalı’ bu taktirde dış ticaretin özellikle Ege bölgesindeki dış ticarete konu olan malların ticaretinde maliyet avantajları sağlayabilir, hızlı tüketim malları ihracatına katkı sağlayabilirdi”.

    “Liman ve havalimanlarının kontrolü sağlanmalı”

    Prof. Dr. Bahçekapılı, özelleştirme sonucu elde edilecek doğrudan yatırımın kısa vadede olumlu etki vereceğini n altını çizerek, limanların ve havalimanlarının kontrolüne dikkat çekti. Bahçekapılı, “Yetersiz sermayenin olduğu ülkelerde bu tip varlık satışları faydalar sağlar. Ancak daha önce de değindiğim gibi işin ulusal güvenlik, yerli ve milli sermayenin konumu, dışa bağımlılık, ticaret stratejisi yönleri de var. Bunu unutmamak gerekir. Limanlar, hava limanları bir ülkenin dış dünyaya açılan kapıları. Bu kapıların kontrolünü belli yasal düzenlemeler ve satış sırasında koyacağınız bazı kısıtlamalar ile ülkenin kontrolünde bırakılmasını sağlamak gerekir” ifadelerini kullandı.

  • Çorum’da yabancı uyruklu genç kız bıçaklandı

    Çorum’da yabancı uyruklu genç bir kız bıçaklandı.

    Olay, Yeniyol mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Gazi 4. Sokak üzerinde yürüyen yabancı uyruklu Nada I.B. adlı genç kız iddialara göre bilinmeyen bir nedenden dolayı tartıştığı B.İ. tarafından bıçaklandı. Olayı gören vatandaşlar polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ekip sevk edilirken aldığı bıçak darbesiyle ağır yaralandığı öğrenilen talihsiz kız ambulansla Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Olayın ardından kaçan B.İ.’nin yakalanması için polis ekipleri çalışma başlatırken olayın gerçekleştiği yerin yaklaşık 10 metre ilerisinde bir bıçak bulundu. Bir iş hanının önünde bulunan bıçak polis ekipleri tarafından muhafaza altına alındı.

    Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

  • Cep telefonu çalan yabancı uyruklu şahıs tutuklandı

    Bolu’da, cep telefonu satan bir işyerinden ikinci el telefon çaldığı tespit edilen yabancı uyruklu M.M.K. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Edinilen bilgiye göre, geçtiğimiz gün İzzet Baysal Caddesi üzerinde Savaş Top’a ait cep telefonu satışı yapılan işyerine gelen 2 yabancı uyruklu şahıs, bir süre ikinci el telefonlara baktıktan sonra, beğendikleri bir telefonu incelemek istedi. Yabancı uyruklu hırsızlarla ilgilenen Savaş Top’un eşi Özlem Top, şahısların istedikleri telefonu cam tezgahtan çıkararak incelemeleri için verdi.

    Özlem Top’un telefonu verdikten sonra tezgahtan ayrılmasını fırsat bilen yabancı uyruklu hırsız, incelemek için aldığı cep telefonunu cebine attı. Daha sonra cebinden, çaldığı telefona benzer bir telefonu cebinden çıkararak cam tezgahta bulunan diğer telefonların arasına koyan hırsız işyerinden ayrıldı.

    Cep telefonunun çalındığını farkeden ve güvenlik kameralarını inceleyen işyeri sahibi durumu polis ekiplerine haber verdi. İşyeri güvenlik kamera kayıtlarını inceleyen Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro ekipleri, yabancı uyruklu şahısların kimliklerini tespit ederek çalışma başlattı.

    Polis ekipleri tarafından yakalanan yabancı uyruklu şahıslardan birisi savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılırken, telefonu çalan M.M.K. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.