Etiket: Vurgusu

  • İZTO Başkanı Özgener’den istikrar ve mali disiplin vurgusu

    Merkez Bankası Temmuz Ayı Para Politikası Kurulu Toplantısı’ndan piyasaların beklentilerinin aksine faiz oranlarının yüzde 17,75’te sabit tutulması yönünde çıkan kararı değerlendiren İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, istikrar ve mali disiplin vurgusu yaptı.

    Haziran sonundaki seçimlerin ardından ilk toplantısını yapan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun açıklamaları iş dünyasında da yankı buldu. Haziran ayında tüketici fiyat enflasyonunun (TÜFE) yüzde 15,39’a yükselmesinin ardından piyasada oluşan beklenti, haftalık repo faizinde artış yapılacağı yönündeydi ancak Kurul, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 17,75 düzeyinde sabit tutulmasına karar verdi.

    Mali disiplinin sürdürülebilirliği yaşamsal önemde

    Toplantı sonrası yapılan Kurul’un yaptığı açıklamaları da yakından takip ettiklerini dile getiren İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Türkiye’nin ekonomik anlamdaki gerçek başarısı, bütçe açığı ve kamu borç stokunun milli gelire oranının AB ülkelerinin birçoğundan iyi olmasında yatmaktadır. Bundan dolayı, mali politikaların devamı, ekonominin istikrarı için gerekmektedir. Mali disiplinin sürdürülebilirliği yaşamsal önemdedir” değerlendirmesini yaptı.

    İş dünyasi orta vadeli plana odaklandı

    İş dünyası olarak bundan sonra Ağustos ayında açıklanması beklenen Orta Vadeli Mali Plan’ın içeriğine odaklandıklarını kaydeden Özgener, “Yeni Orta Vadeli Programın herkes kendine yol haritası olarak alacaktır. Türkiye ekonomisinin acil ihtiyaçlarına yönelik gerçekçi politikaların ve eğitim, yargı, vergi, üretim gibi alanlarda yapısal reformların hayata geçmesi için, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte bürokrasinin ortadan kalkarak kararların hızlı alınacak olması önümüzdeki dönemde bir fırsat olabilir” diye konuştu.

  • ABD’de F-35’in teslim töreninde Atatürk vurgusu

    ABD’nin Teksas eyaletinde düzenlenen ilk F-35 savaş uçağının teslim töreninde dev ekrana Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözü yansıtıldı.

    Türkiye, program ortağı olduğu F-35 Projesi kapsamındaki ilk uçağını ABD-Fort Worth’de düzenlenen törenle teslim aldı. Törende Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözünün dev ekrana yansıtılması dikkat çekti.

    8-0001 kuyruk numarası ile teslim alınan ilk F-35 uçağı pilot eğitimlerinde kullanılmak üzere Arizona’da yer alan Luke Hava Üssü’nde görevlendirilecek. Türkiye’de F-35 uçaklarının konuşlandırılacağı, pilot ve bakımcı eğitimlerinin gerçekleştirileceği Entegre Eğitim Merkezi’ne de ev sahipliği yapacak ilk üs olan Malatya 7. Ana Jet Üs Komutanlığı’nın aktivasyon çalışmalarına hali hazırda devam ediliyor. İlk uçakların Kasım 2019’da Türkiye’ye gelişini takiben 2020 yılında burada eğitim faaliyetlerine başlanacak.

  • Dünya Süt Gününde sağlıklı süt vurgusu

    SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, 1 Haziran Dünya Süt Günü nedeniyle yaptığı açıklamada “Süt sağlıktır. Ama pastörize edilmiş, hijyenik ambalaj ile korunmuş süt ve süt ürünü sağlıktır. Sokakta satılan, pastörize edilmemiş çiğ süt ve pastörize edilmemiş çiğ sütten yapılan her türlü süt ürünü ise risklidir, sakıncalıdır” ifadelerini kullandı.

    Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, 1 Haziran Dünya Süt Günü nedeni ile bir açıklama yaptı. Türkiye’nin de üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütü’nün (FAO) 2001 yılında aldığı karar uyarınca, üye ülkelerin neredeyse tamamında Dünya Süt Günü, her yıl 1 Haziran’da kutlanıyor. SETBİR de bu yıldan itibaren bu uluslararası karara uyarak Dünya Süt Günü’nü 1 Haziran’da kutlamaya karar verdi. Öyle umuyoruz ki Türkiye süt ve süt ürünleri sektörünün diğer sivil toplum örgütleri ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da gelecek yıldan itibaren Dünya Süt Günü’nü 1 Haziran’da kutlayacaklar.

    Süt ürünleri sektörü 500 bin kişiyi besliyor

    Tezel, Türkiye süt ve süt ürünleri sektöründe kamu otoritesinden onaylı ve denetimli 2 bin 150 işletmenin faaliyet gösterdiğini söyleyerek, “Sektör yılda 18 milyar TL ciro yaparken, 50 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Yanı sıra 200 bin çiftçi, 200 bin satış noktası ve 50 bin nakliyeci de süt ve süt ürünleri sektöründen ekmek yiyor” dedi.

    “Üretilen çiğ sütün yarısı kayıtdışı işleniyor”

    Türkiye’de 2017 yılında 20,7 milyon ton çiğ süt üretildiğini aktaran Tezel, “Bu miktarın yüzde 91’i inek, yüzde 6’sı koyun, yüzde 3’ü ise keçi sütü. Yine geçen yıl Türkiye’de süt ve süt ürünleri sanayii tarafından 1,55 milyon ton içme sütü, 133 bin ton süttozu, 60 bin ton tereyağı, 690 bin ton peynir, 1,17 milyon ton yoğurt, 717 bin ton ayran üretildi. Sanayi bu üretimi, 2017 yılında üretilen toplam inek sütünün yüzde 48,6’sını işleyerek gerçekleştirdi. Bir başka deyiş ile geçen yıl Türkiye’de üretilen sütün yarısı sanayi tarafından işlenirken, diğer yarısı kayıt dışı işletmelerde işleme tabi tutuldu, sokak sütü olarak tüketildi” dedi.

    Kayıtlı sütün yüzde 97’sini SETBİR işliyor

    Bu yapı içinde SETBİR üyesi şirketlerin günde toplam 27 bin ton süt işleyerek yer aldığını belirten Tezel, “Yılda 9,8 milyon tona denk gelen bu üretim miktarı, kayıtlı süt pazarının yüzde 97,4üne, Türkiye’de bir yılda üretilen toplam süt miktarı olan 20,7 milyon tonun ise yüzde 47,3’üne karşılık geliyor” şeklinde konuştu.

    Hedef yılda kişi başı 300 kilo süt ürünü tüketmek

    Türkiye’de geçen yıl kişi başına 256,2 kilo süt ve eşdeğeri süt ürünü tüketildiğini bu miktarın, FAO verilerine göre dünyada ortalama 111,4 kilo, gelişmiş ülkelerde ise 300 kilonun üzerinde olduğunun altını çizen Tezel, “Gerek SETBİR üyesi süt ürünü üreticileri gerekse sektörün diğer paydaşları, halkımızın en kaliteli ve en hesaplı süt ürünlerine ulaşması, hayvansal proteinin en sağlıklı ürünlerini tüketmesi için canla başla çalışıyor. Ancak yukarıda ifade ettiğim ve her fırsatta vurguladığım gibi, tüketim yeterli değil.

    Halbuki kayıtiçi üretim yapan süt ve süt ürünleri sektöründe üretim kapasitesi, bugünkünün çok üzerinde bir tüketimi karşılayabilecek seviyede. Bunun için yeterli kaynak, teknoloji ve bilgi birikimimiz var. Dolayısı ile hedefimiz, halkımızın tıpkı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, kişi başı yılda en az 300 kilo süt ve eşdeğeri süt ürünü tüketmesi” dedi.

    “Seçimimiz sağlıklı sütten yana olmalı”

    Tezel sağlıklı süt vurgusu yaparak, “Ne yazık ki bugün ülkemizde bilimsel eğitimden geçmiş olmalarına rağmen kimi insanlar, uzmanı olmadıkları halde süt ve süt ürünleri hakkında ahkam kesmekte, tüketiciyi çiğ süt içmeye, ambalajsız ürün tüketmeye özendirmekte. Bu bilgi kirliliği, eğer önüne geçilmez ise halk sağlığını tehdit eden gelişmelere yol açabilir.

    Süt sağlıktır. Ama pastörize edilmiş, hijyenik ambalaj ile korunmuş süt ve süt ürünü sağlıktır. Sokakta satılan, pastörize edilmemiş çiğ süt ve pastörize edilmemiş çiğ sütten yapılan her türlü süt ürünü ise risklidir, sakıncalıdır” diye konuştu.

    “Hayvancılığa yatırım şart”

    “Kişi başı yılda en az 300 kilo süt ve eşdeğeri süt ürünü tüketme hedefine ulaşmak için yeterli hayvan kaynağına sahip olabilmeliyiz” diyen Tezel, şunları kaydetti: “Ancak bugün Türkiye’de sütte ve kırmızı ette yeterli hayvanımız yok. Her yıl giderek artan miktarlarda süt ve besi sığırı ithal ediyoruz. Eğer kendi hayvan kaynağımızı geliştiremezsek bu ithalat yarın da devam edecek.

    Dolayısıyla her halükârda, bugün 80 milyon olan, 2023’te 84 milyon, 2050’de 93 milyon olması öngörülen nüfusumuzun süt ve hatta kırmızı et kaynaklı hayvansal protein ihtiyacını karşılayabilmek için hayvan sayımızı artırmak, bunun için de hayvancılığa yatırım yapmak şart.

    Bu yatırım, nüfusumuzu yeterli miktarda hayvansal proteinle beslemekle kalmayacak, bu sayede gelişecek sağlıklı nesiller daha az hastaneye, daha az huzurevine ihtiyaç duyacak, hayvansal proteinle büyüyen nesiller daha çok keşfe ve icada imza atacak. Bu hayvansal proteinin kaynağı olan hayvanların yerinde beslenmesi ile köyden kente göç önlenecek, köylülükten çiftçiliğe geçilirken kent dışı hayatta da refah artarak kırsal kalkınma gerçekleşecek. Kentte de kırsalda da daha sağlıklı, daha verimli, daha mutlu ve refah içinde bir toplum olmanın yolu açılacak.”

  • Isparta’daki Muhtarlar Toplantısında eğitim vurgusu

    Isparta’da gerçekleştirilen Nisan Ayı Merkez Muhtarlar Toplantısı’nda konuşan Vali Şehmus Günaydın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan okuma-yazma seferberliği konusunda talimatlar vererek, anaokullaşmada ilin iyi duruma gelmesi için talimatlar verdi. Vali Günaydın konuşmasında, “Okuma-yazma öğrenme istediği olan vatandaşlarımızı bize bildirin ki, okuma-yazma oranımız Türkiye’de en iyi yerde olsun. Eğitime yapmış olduğumuz yatırımlar her geçen gün daha da artıyor. İhtiyaç duyduğumuz alanlarda bu yatırımları çok hızlı yerine getiriyoruz. Isparta’yı Türkiye’de en yüksek bağımsız anaokullaşma oranına sahip il yapmak istiyoruz” dedi.

    Isparta Vali Şehmus Günaydın başkanlığında Nisan ayı merkez mahalle ve köy muhtarları toplantısı yapıldı. Vali Günaydın toplantıda muhtarlara önemli konularda bilgi vererek, muhtarların görüş ve önerilerini dinledi. Toplantıdaki konuşmasında muhtarlarla birlikte Isparta’da birçok alanda önemli hizmetler gerçekleştirdiklerini söyleyen Vali Günaydın, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde başlatılan okuma – yazma seferberliği kapsamında Isparta’da da çalışma yapıldığını ve muhtarlardan bu çalışmaya destek vermelerini istedi.

    “Okuma – yazma oranımız Türkiye’de en iyi yerde olsun”

    Muhtarlara hitap eden Vali Günaydın konuşmasında, “Mahalle ve köylerde okuma – yazma bilmeyen tek bir kişi bile kalmayacak şekilde çalışmaların yürütülmesi gerekiyor. Okuma – yazma öğrenme istediği olan vatandaşlarımızı bize bildirin ki, okuma – yazma oranımız Türkiye’de en iyi yerde olsun. Okuryazar olmak, bütün vatandaşlarımızın hakkıdır ve bizler de vatandaşlarımıza bu hakkı sağlamak zorundayız. Bir köyde tek kişi olsa dahi köyümüzde okuma – yazma kursunu açacağız” dedi.

    “Türkiye’de en yüksek bağımsız anaokullaşma oranına sahip il yapmak istiyoruz”

    Konuşmasında eğitime çok büyük önem verdiklerinin altını çizen Vali Günaydın, okulların fiziki kalitelerini daha iyi duruma getirmek için birçok okulda çalışma yapıldığını bazı yerlerde yeni okullar inşa edildiğini söyleyerek üç mahallede son derece modern üç bağımsız anaokulu yapımı için ihale tarihinin belirlendiği müjdesini muhtarlarla paylaştı.

    Vali Günaydın, “Eğitime yapmış olduğumuz yatırımlar her geçen gün daha da artıyor. İhtiyaç duyduğumuz alanlarda bu yatırımları çok hızlı yerine getiriyoruz. Isparta’yı Türkiye’de en yüksek bağımsız anaokullaşma oranına sahip il yapmak istiyoruz. Planlanan beş anaokulundan üçünün ihalelerini 24-25 ve 28 Mayıs’ta gerçekleştireceğiz inşallah ve çocuklarımız artık ilkokul veya ortaokul sınıflarında anaokulu eğitimi almayacak bağımsız anaokullarında alacak” diye konuştu.

    “Bağımlılık Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi tamamlanıyor”

    Konuşmasının sonunda Bağımlılık Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nin temelinin atıldığını da aktaran Vali Günaydın, Mayıs ayı içerisinde merkezin fiziki yapısının tamamlanacağını söyleyerek, “Bu gençlerimize sahip çıkacağız arkadaşlar, bakın geçen toplantıda da söyledim bizim en önemli sorunlarımızdan biri bağımlılık. Bu mücadeleyi hep beraber gerçekleştireceğiz, sadece birkaç kuruma bu işi bırakırsak bu mücadeleden sonuç almamız son derece güç. Ama topyekûn mücadele edersek çok rahatlıkla sonuç alırız” ifadelerini kullandı.

  • Bakan Zeybekci’den ‘seçim ekonomiyi etkilemeyecek’ vurgusu

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, 24 Haziran’da yapılacak seçimlerin ekonomiyi etkilemeyeceğine dikkat çekerek, “Seçimler reel ekonomi ve özel sektörün dikkatinde olmalı. Yüzde yüz garantili tek başına iktidar geliyor. Belki ilk başlarda sancılı olacak belki sancılarını yaşıyoruz, şaşkınlıkları yaşıyoruz. Ne yapacağız diye bir anda ortada kaldı dımdızlak. Hiç kafanıza takmayın. Sistem garantili, tek başına, koalisyonsuz kesintisiz uzlaşan bir anlayış. Zaman alacak birilerinin fark etmesi” dedi.

    İslam Kalkınma Bankası (İKB) ve Türk Eximbank tarafından gerçekleştirilen, Türk yatırımcıların önündeki engeller ve fırsatlar ele alınacağı İhracatçı ve Yatırımcı Zirvesi, İzmir Kaya Termal Otel’de başladı.

    Zirvenin açılışında konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, 2016, 2017 yıllarında Türkiye2nin yatırım ve ihracattaki performansın devam ettiğini belirterek, “Bir seferberliğimiz var, devam ediyor ve edecek. Ta ki sonsuza kadar. İslam dünyası ve Türkiye’ye baktığınızda birbirimize çok benziyoruz. İslam dünyasında ve Türkiye’de gençleşen bir nüfus var. Tek bir alternatif var. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği muasır medeniyet hedefine tüm İslam dünyası olarak yürümektir. Biz büyümek, yatırım yapmak, üretmek zorundayız. Refahı artırıp, paylaşmak zorundayız. Onun için müslüman ülkelerin yatırım hedefi ihracat olmalı” dedi.

    Türkiye ve İslam dünyasının bilginin, teknolojinin, patentin üretildiği, finansmanın oluşturulduğu, tüketim alışkanlıklarını kendinin belirlediği, dağıtım ve tüketim kanallarını kendinin kontrol ettiği bir çevre oluşturması gerektiğine işaret eden Zeybekci, kendi tüketim alışkanlıklarını ve dağıtımı belirleyecek her şeyin olduğunu ifade etti.

    “İslam Kalkınma Bankasındaki ülkelerin kendi içindeki ticareti düşük”

    Bugün Avrupa Birliği’nin kendi arasındaki toplam ticaret payının yüzde 70, İslam ülkelerinin aralarındaki ticaretin ise yüzde 20’nin çok altında olduğuna dikkat çeken Zeybekci, “57 ülkenin kendi arasındaki ticareti son derce düşük. Halbuki Türkiye, Avrupa Birliği ile ticaret hacmi yüzde 58 civarında. Türkiye son derece dinamik bir ülkedir. Bütün bu başımızdan geçen badirelere göre, 2017 yılında dünyada en hızlı büyümeyi gösterdik. Hindistan ve Çin’i geçtik. Bu büyümeyi özel sektör ve ihracat eliyle yaptık. Yine yüzde 7,5’larda büyümeyi yakalayacağız. 2018 yılı itibariyle ihracatta koyduğumuz 160 milyar dolarlık hedefi 170 milyar dolar üzerine çıkarak revize edeceğiz. Önümüzdeki 2 yılda 2019 ve 2020 yılında, 200 milyar doları çok rahat telaffuz eder hale geleceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Çok hızlı davranmamız lazım”

    İslam dünyasında ve yakın çevrede çok fazla imkan olduğunu vurgulayan Bakan Nihat Zeybekci, “Kendi eko sistemimiz içinde gerçekleştirme imkanımız da var. Afrika’da, Orta Asya’da bu coğrafyadaki insanların sağlıkla, enerjiyle, refahla ilgili tüm ihtiyaçlarını bu ekosistemin kendi içinden karşılama imkanı var. Tek ihtiyaç var o da para. Refah talebiyle finansman arasında zaman ve mekan olarak mesafe var. İslam Kalkınma Bankası bir enstitü, bir platform. Bu ihtiyaçları ve ihtiyaç sahiplerini bir araya getirerek bunları maddi imkanlarla olur hale getirmesi için çok önemli bir kurum. Bir fırsat ve bir şans. Ama çok hızlı davranmamız lazım. Bizim uzun zaman kayıplarına tahammülümüz yok. AB’nin 1 hızla giderken bizim 5 hızla gitmemiz lazım. Yoksa bu gücün beklemeye tahammülü yok. Ya derhal üretim ya derhal ihracat ya da kaos karmaşa. Onun için çabuk olmamız lazım” dedi.

    ‘Türkiye’ye inanın’ çağrısında bulunan Bakan Nihat Zeybekci, “Türkiye’nin kredi geri ödemesi yüzdesi ile Avrupa’daki diğer ülkeleri karşılaştırdığınızda en iyisi biziz. Milli gelirin oranlarına baktığınızda en iyisi biziz. Türkiye’nin kredibilitesi ve teknik kapasitesiyle bütün dünyada birlikte destanlar yazabiliriz. Onun için İKB ile birlikte geleceğe hazırlanmamız lazım” ifadelerini kullandı.

    “Seçimi hiç kafanıza takmayın, sistem garantili iktidar geliyor”

    24 Haziran’da yapılacak seçimlerin ekonomiyi etkilemeyeceğini vurgulayan Bakan Zeybekci, “Seçimler reel ekonomi ve özel sektörün dikkatinde olmalı. Yüzde yüz garantili tek başına iktidar geliyor. Bırakın. Bu sistem artık bunu üretiyor. ‘Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır’ siyaset anlayışı geliyor. Belki ilk başlarda sancılı olacak belki sancılarını yaşıyoruz, şaşkınlıkları yaşıyoruz. Ne yapacağız diye bir anda ortada kaldı dımdızlak. Önemli olan Türkiye yoluna devam edecek. Hiç kafanıza takmayın. Sistem garantili, tek başına, koalisyonsuz kesintisiz uzlaşan bir anlayış. Zaman alacak birilerinin fark etmesi” dedi.

    “Türkiye 4.sırada yer alıyor”

    İslam Kalkınma Bankası Başkanı Bandar Hajjar ise toplantıya katılmaktan büyük bir onur duyduğunu belirterek, “Türkiye, tamamı sosyo-ekonomik kalkınma anlamında aktif rol oynayan İKB Grubu’na bağlı kuruluşların önemli ve öncü bir üyesidir. Türkiye, İKB Grubu finansmanlarından yararlanan ülkeler arasında 4. sırada yer almaktadır. İKB Grubu, kurulduğu günden bu yana Türkiye’de 3.8 milyar dolar proje finansmanı, 6.7 milyar dolar ticaret finansmanı ve 737 milyon dolar yatırım şirket finansmanı olmak üzere toplam 11.2 milyar dolar değerinde portföye sahip olmuştur. Ayrıca, İhracat Kredisi ve Yatırımların Sigortası Kuruluşu’nun teminatlı işlerinin, 6.2 milyar dolar kümülatif değeri olup İKB de Türkiye Hazine Sukuk Programı’na yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yapmıştır. Türk Eximbank’a verdiğimiz desteğin, İKB Grup sinerjisinin iyi bir örneği olduğunu ve bununla beraber Uluslararası İslami Ticaret Finans Şirketi’nin, ihracat yapan Türk KOBİ’lerine ticaret hacimlerini attırma anlamında destek olmak üzere kısa vadeli finansmanlar sağladığını memnuniyetle ifade etmek isterim. İKB, daha uzun bir vadeyle finansman sağlayarak ihracat kapasitesini artırmaya yönelik destekler verirken İhracat Kredisi ve Yatırımların Sigortası Kuruluşu, Türk ihracatçılarının siyasi risk sigortasıyla küresel piyasalara erişimini ve girişini kolaylaştırmaktadır. Bu anlamda İKB Grupları’nın, Türk Eximbank’a yaptığı kümülatif finansman desteği, 2.7 milyar dolar değerinde olup bunun içerisinde Uluslararası İslami Ticaret Finans Şirketi’nin 2.4 milyar dolar ve İKB’nin 270 milyon $ finansman desteği bulunmaktadır. Ayrıca, İhracat Kredisi ve Yatırımların Sigortası Kuruluşu’nun teminatlı işlerinin değeri, 2.65 milyar ABD dolarını aşmıştı” dedi.

    Eximbank ile güçlü işbirliği

    Türk Eximbank ile güçlü işbirliğimizin amacı olduğunu, Türk müteahhitlerin, midcap adı verilen şirketlerin ve KOBİ’lerin ihracat ile ilgili faaliyetlerini daha ileri bir noktaya taşımak ve Türkiye’nin ihracatta rekabet gücünü arttırarak küresel anlamda piyasa lideri olarak kendisini konumlandırma hedefine destek olmayı amaçladıklarını belirten Başkanı Bandar Hajjar, “İKB Grubu’nun desteği sonucunda tekstil, otomotiv, imalat ve diğer finans sektörlerinde 56 Türk şirketinin kapasitesinin arttırılması, 41 Türk Şirketi’nin Kamerun ve Senegal gibi bazı üye Afrika ülkeleri dahil olmak üzere yeni pazarlara girişinin desteklenmesi ve Türk firmalarının değer zincirinde gerekli basamakları tırmanıp Küresel Değer Zincirleri ile daha da bütünleşmesi gibi önemli kalkınma etkileri olmuştur. Hükümet tarafından halen üzerinde çalışmalar yürütülen 11. Kalkınma Planı çerçevesinde Türkiye’nin ulaştırma ve enerjinin yanı sıra sağlık, eğitim ve diğer sektörlere yönelik yatırım ihtiyacının 125 milyar dolar civarında olduğunun bilgisini almış bulunuyorum. Benzer şekilde, ulaştırma ve sağlık alanlarında kamu özel ortaklığına dayalı yatırım ihtiyacı ise 36 milyar dolar düzeyindedir. Elbette bu ihtiyaçların karşılanabilmesi için özel sektörün, büyüme ve yatırımlar anlamında öncü olarak hayati bir rol oynaması ve kamu sektörünün yanı sıra çok taraflı kaynakları tamamlar nitelikte olması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    İKB üyesi ülkelerin yenilikçi çözümler, araçlar, imkanlar ve politikalar gerektiren çeşitli sorunlarla karşılaşmakta olduğuna dikkat çeken Hajjar, şunları kaydetti:

    “Üye ülkelerde İKB tarafından uygulanan Kamu-Özel Ortaklık projelerine yönelik ekonomik fizibilite çalışmalarını finanse edebilmek ve danışmanlık ile eğitim vermek üzere bir fon oluşturulmuştur. İKB Üyesi Ülkeler; yenilikçi çözümler, araçlar, imkanlar ve politikalar gerektiren çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır. Bu bağlamda gelişmekte olan ülke hükumetlerinin, söz konusu kalkınma sorunlarının altından tek başlarına kalkamayacağı malumdur. Bu noktada, üye ülkelerimizin karşılaştığı ve endişe verici boyutlara ulaşan kamu borçları ve bütçe açığı gibi giderek büyüyen iki önemli soruna değinmek istiyorum. Örneğin bütçe açığı, bazı durumlarda iki haneli sayıları da aşarak 57 üye ülkemizin önemli bir kısmında artmaya devam etmektedir. Benzer şekilde Devlet İçi Borçlanma, brüt olarak son 6 yıl içerisinde yüzde 47 artış göstermiştir ve bazı ülkelerde yüzde 100’ün üstüne çıkmıştır. Dolayısıyla diğer sorunların yanı sıra bu önemli makro-ekonomik sorunlara da beraber çözüm aramak durumundayız. İnşaat ve kalkınma projeleri, bilhassa yatırım-yoğun nitelikte olup uzmanlık bilgisi ve teknik bilgi gerektirmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin altyapı finansman açığı, yılda 3 trilyon ABD Doları’ndan fazla arttığı için bu koşulları yerine getiren tek bir taraf bulunmamaktadır. Hükümetler ve çok paydaşlı uluslararası kuruluşlar, bu açığı tek başlarına ya da beraber kapatamazlar. O nedenle, özel sektörün asli ve hayati bir rol oynadığı farklı kalkınma modelleri geliştirmeleri konusunda Üye Ülkelerimize buradan çağrıda bulunmak istiyorum.”

    500 milyon dolar bütçeli Dönüşüm Fonu

    Dünyada gelişmekte olan topluluklara yönelik küresel bir inovasyon ekosistemi olan Katılım Platformu’nu hayata geçirdiklerini de anlatan Hajjar, “Katılım Platformu; bilim, teknoloji ve inovasyonun gücünden yararlanarak gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ve sosyal gelişimi hızlandıran dijital bir merkez niteliğindedir. Yenilikçi işbirlikleriyle kalkınma sorunlarını çözmek üzere tüm Türkiye’den inovasyon meraklılarını, bilim insanlarını ve girişimcileri Katılım Platformu’na davet ediyorum. Bunun dışında, kişilere ve kurumlara hedeflerine ulaşmaları ve dünyayı değiştirmeleri için gerek duydukları kaynakları sağlayarak iyi fikirlerin paylaşılmasını desteklemeyi, gerçek çözüm önerileri bulunup işletmelere de destek verilmesini arzu ediyoruz. Bu doğrultuda, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ve sosyal gelişimin öncüsü olacak bilim, teknoloji ve inovasyon odaklı çözümlerde hız kazanmak amacıyla 500 milyon dolar bütçeli Dönüşüm Fonu’nu hayata geçirmiş bulunuyoruz. Bu Fon; fikirlerini geliştirmek, teknolojinin ticarileştirilmesini kolaylaştırmak ve üye ülkeler, araştırmacılar ve girişimciler arasındaki ortak faaliyetlere destek olmak üzere start-up ve KOBİ’lere başlangıç finansmanı sağlayacaktır. Özet olarak, vizyonumuzu çözümlere dönüştürme niyetindeyiz. Bu nedenle, Türk bilim insanlarını ve inovasyon meraklılarını fonumuza başvurmaya davet ediyorum” diye konuştu.

    “50 milyar dolarlık hedef için çalışıyoruz”

    Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım da hem ülkeye yatırım çekmeyi hem de kendi içindeki yatırımları artırma hedefinde olduklarını ifade ederek, “İhracatın her enstürmanın karar mekanizmalarıyla bir arada olan hızlı çalışan bir yapı içerisindeyiz. Önümüze 46 milyar dolarlık hedef koyduk ama Sayın Bakanımız bu hedefi eksik buldular. 2018 hedefimiz 50 milyar dolardı, bu hedefi yakalamak için çalışıyoruz. Bu çerçevede hem uluslararası kuruluşlarla dünyadaki diğer exim ve finans kuruluşlarıyla fonlamayı artırarak sürdürüyoruz.Önemli mesafe aldık” dedi.

    Ekonomi Bakanlığı himayesinde gerçekleştirilen ve 2 gün sürecek zirveye Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, İKB Başkanı Bandar Hajjar ve Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım, İslami Yatırım ve İhracat Kredi Sigortası Kuruluşu (ICIEC) Üst Yöneticisi (CEO) Oussama Kaissi ve İKB iştiraki Uluslararası İslam Ticaret Finans Kurumu (ITFC) Üst Yöneticisi Hani Salem Sonbol İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İslam Kalkınma Bankası’ndan 300’den fazla Türk özel sektör temsilcisi, tüccar, sanayici, girişimci ve yatırımcı katıldı.

    Üst düzey açık oturumların düzenleneceği zirvede, İKB Grubu ve Türk Eximbank’ın, Türk yatırımcıların ve hizmetlerinin dünya pazarlarındaki varlığını artırmak için nasıl destekler sağlayabileceği görüşülecek.