Etiket: viyana

  • Tarihçi Yazar Mustafa Armağan: “Viyana Ve Bağdat Bizim Olmasaydı İstanbul’da Oturamazdık”

    Gaziantep’te devam eden TÜYAP Kitap Fuarı’nda konferans veren tarihçi yazar Mustafa Armağan, “Viyana ve Bağdat bizim olmasaydı, İstanbul’da oturamazdık” dedi.

    Konferansa Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya ve çok sayıda akademisyen ile üniversite öğrencileri katıldı. İngilizlerin Filistin’i satın almak istediğini belirten tarihçi yazar Mustafa Armağan, “İngilizler Sultan Abdülhamit’ten Filistin’in bir bölümünü satması karşılığında bütün Osmanlı dış borcunu ödemeği teklif etti. Abdülhamit han ecdadımız burayı kanlarıyla suladılar. Biz de ancak kanlarımızla suladıktan sonra size veririz” dedi.

    “VİYANA VE BAĞDAT BİZİM OLMASAYDI İSTANBUL’DA OTURAMAZDIK”

    Armağan, bazı tarih bilmeyenlerin, ’Sizin Viyana’da ne işiniz vardı’ dediklerini söyleyerek, “Bazıları sizin ne işiniz var Bağdat’ta, Viyana’da diyor. Yahu Bağdat’ta sizin Yemen’de, sizin Şam’da sizin burada iç dış ayırımı olmaz. Bağdat’ı savunmak, Gaziantep’i savunmaktır. Eğer Bağdat 1916 da düşmüş olsaydı, muhtemelen Gaziantep çok daha erken işgale uğramış olacaktı. Belki de çok daha kanlı çok daha büyük bir felaketle Anadolu halkı karşılaşmış olacaktı. Bizim Bağdat’ta, diğer yerlerde bu işgalleri geciktirmemiz Anadolu da toparlanmamızı, organize olmamızı sağladı. İstanbul’da öyle İstanbullu burada duruyorsa, Bağdat’ta ki zafer sayesinde duruyor. Çünkü savaşta bir an önce ulaşmak istedikleri hedefe, ulaşmak istedi. Çanakkale’yi geçmek istediler, olmadı. Bu sefer ikinci Çanakkale olan Basra körfezine girerek, Kut’ul Amare’yi ele geçirip, hilafet merkezi olan Bağdat’ı ele geçirerek, Anadolu’ya geleceklerdi. Bağdat düşse ne olacak, diyorlar. Yahu Bağdat düşse orada duracaklar mı, buraya geleceklerdi. Bu mantıkla bazı tarih okuduğunu sananlar maalesef bazı komutanlarda ne işimiz var, buralarda diyorlar. Bende o zaman şunu söyledim. Eğer Viyana olmasaydı, siz bugün İstanbul’da oturamayacak olurdunuz. Çünkü sınırımız bugünkü gibi olsaydı, o Haçlı dalgası geldiğinde bizi nereye atacaktı. Balkanda kurduğumuz için bu sınırı balkanlar yıllarca kendini feda ederek, bugün ki Meriç Nehrine geldik. Ecdadımızın gerçekleştirdiği o büyük çemberi görmemiz lazımdır” dedi.

    Armağan, esir alınan İngiliz Subayı ayakkabısını aldığı için tokat yiyen Mehmetçiğin hareketini görünce hayran kaldığını anlattı. Arma, “Esir alınan İngilizler atlar üzerinde Mehmetçik ise atın yanında yürüyordu. Ayakkabısı yırtılan bir Mehmetçik İngiliz subayının ayağındaki çizmeyi aldı. Bunun üzerine İngiliz Subay Mehmetçiği komutanına şikayet ediyor. Bunun üzerine komutan Mehmetçiği çağırarak, ’niye çizmesini aldın’ dedi. Mehmetçik de, ’komutanım onlar zaten at üzerinde geliyor, biz ise yürüyoruz ayakkabım yırtıldı, ondan aldım’ dedi. Komutan, ’olmaz öyle şey’ diyerek hemen ayakkabısını geri vermesini istedi. Ve Mehmetçiği tokatladı. İlk tokatta ’emredersiniz komutanım’ diyen Mehmetçik ikinci tokatta da aynı şekilde cevap verince İngiliz komutan, Mehmetçiğin hareketine hayran kalarak, komutana ’yahu biz ne kadar mert insanlarla savaşmışız, bırak giysin ayakkabıyı helal ediyorum’ demiş. İşte biz böyle bir ecdattan geliyoruz” diye konuştu.

    Programın sonunda Mustafa Armağan, Vali Ali Yerlikaya ve Fatma Şahin’le bir süre sohbet etti.

  • Didim Turizm Fuarlarındaki Tanıtımını Viyana Sürdürüyor

    Aydın’ın Didim ilçesi yurt dışında gerçekleşen turizm fuarları kapsamında bu kez da Avusturya’nın Viyana kentinden düzenlenen Ferien-Messe Wien fuarına katıldı.

    Avusturya’nın Viyana kentindeki tanıtım faaliyetlerine Didim adına Didim Turizm Altyapı Hizmet Birliği (DİTAB) Başkanı Sevinç Karataş ile Didim Turizm Altyapı Hizmet Birliği turizm danışmanı Tayyar Cengiz katıldı. Fuarla ilgili değerlendirme yapan DİTAB Başkanı Sevinç Karataş İngiltere fuarındaki durgunluğun Viyana’da olmadığını ifade ederek “İngiltere fuarındaki durgunluk burada yok. Fuarın ilk günü; iş günü olmasına rağmen çok kalabalıktı. Soru soran ilgili bir katılımcı profili var, gelir düzeyleri yüksek ve seyahat etmeyi seviyorlar. Biz de ilgiden memnunuz; ülkemizi beğeniyorlar. Farklı alternatiflerimiz de anlatıyoruz” dedi.

    Didim stadını ziyaret eden Zürih Kültür ve Tanıtma Ataşesi Hilal Demirel ise “Son beş yıldır ülke tanıtımını bölgesel yapıyoruz. Destinasyonları öne çıkarıyoruz. Bunun faydası bölgeleri tek tek markalaştırıyoruz. Akılda kalıcılığını artırıyoruz. Didim olarak biliniyorsunuz. Didim de yüksek bir potansiyel var. Deniz kum Güneş’in yanında tarih ve kültür turizmi de var. Sizin gibi farklı destinasyonları tanıtmak istiyoruz. Avusturyalılar Türkiye’yi seviyorlar ve akışkanlar. Bu durumda ürünü çeşitlendirmemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde sürekli olabilir. Bu potansiyeli Türkiye’nin farklı destinasyonları için kullanabiliriz ve Türkiye’nin öne çıkarılabilecek önemli destinasyonlarını “Didim” gibi tanıtabiliriz. Bizim için çeşitlendirmek önemli. Bir diğer çalışmamız Avusturya ve İsviçre de aktif turizmi ön plana çıkarmak. Çıktıkları yaz ve kış turizmini aktif turizm le birleştirmek. Yaptığınız çalışmaların sonucunu hemen alamayabilirsiniz ama uzun vade de çok işe yarayacağını düşünüyorum. İlk defa katılıyorsunuz ve sizi burada görmekten çok mutlu olduk” dedi.

  • Viyana Turizm Fuarında Renkli Görüntüler Oluştu

    Avusturya’nın başkenti Viyana’da her yıl geleneksel olarak düzenlenen turizm fuarında bu yılda renkli görüntüler oluştu.

    Yaklaşık 70 ülkeden 700’ün üzerinde firmaların stant açtığı fuarda ziyaretçileri kendilerine çekmek isteyen tur operatörleri birbirinden ilginç yöntemlerle müşterilerin karşısına çıktı. Bir günde yaklaşık 10 bin kişinin ziyaret ettiği fuarda, geleneksel kıyafetli katılımcılar, geleneksel dansçılar, müzik, yiyecek ve içeceklerle ziyaretçileri kendilerine çekmeye çalıştı. Fuarda bazı ülkelerden katılan geleneksel kıyafetli katılımcılar ve dans grupları, renkli görüntüler oluşturdu. Fuara Türkiye’den, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türk Hava Yolları başta olmak üzere oteller, seyahat acentaları ve tur operatörlerinin aralarında bulunduğu 22 firma katıldı. Ziyaretçilere Türk yemeklerinin ikram edildiği Türkiye standında, Türk halk müziği ve Türk halk oyunları, seramik ve çini sanatı tanıtıldı.

    Avusturya’dan Sorumlu Kültür ve Tanıtma Ataşesi Hilal Demirel, Türkiye standı hakkında şu bilgileri verdi:

    “Fuarımız dün başladı 14-17 Ocak tarihleri arasında 4 gün süreyle olacak. Yoğun bir ilgi var. Özellikle Türkiye standına bundan dolayı çok memnunuz. Sabahın ilk saatlerinden itibaren özellikle Avusturyalıların Türkiye standına çok ilgi göstermelerini görmüş olmanın mutluluğu içindeyiz. Dört gün süreyle ülkemizin hem kültürünü hem turizmini birlikte tanıtcağız. 22 Firma bu gün bizimle. Türkiye’nin farklı yörelerinden farklı otellerimiz, seyahat acentelerimiz ve tur operatörlerimiz aynı zamanda da farklı destinasyon temsilcilerimiz burada. Biz kültürü de tanıtacağız dedim. Az önce halk oyunları gösterimiz çok büyük bir ilgi gördü. Aynı zamanda seramik sanatçımız da dört gün süresiyle seramik ve çini bizlere tanıtacaklar. Zaman zaman da yine müzik grubumuz Türk müziğinden örnekler sunuyor. Güzel geçiyor. Umarım böyle devam edecek.’’

  • Başbakan Erdoğan’a Viyana’da destek

    Başbakan Erdoğan’a Viyana’da destek

    Avusturya’nın başkenti Viyana’da toplanan 10 binden fazla kişi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a destek vermek amacıyla miting düzenledi.

     

    Avrupa Türk Demokratlar Birliği tarafından organize edilen mitinge Avusturya’da yaşayan Türk vatandaşlarının yanı sıra, çeşitli Arap ülkeleri, Bosna Hersek, Kosova, Makedonya ve Arnavutluk gibi Balkan ülkelerinden gelenler ile çok sayıda Müslüman ülkeden kişi kendi ülkelerinin bayraklarıyla katıldı.

     

     

    Viyana’da “Büyük Viyana Buluşması” başlığıyla düzenlenen miting için toplanan binlerce kişi, miting öncesinde 10’uncu Viyana Mahallesi’nden başlattıkları destek yürüyüşünü Batı Tren İstasyonu önündeki Avrupa Meydanı’nda sonlandırdı.
    Yürüyüşün ardından düzenlenen mitingde sık sık Başbakan Erdoğan ve Türkiye lehine tezahüratlar yapılırken, göstericiler “Dik dur eğilme, Viyana gurbetçiler seninle”, “Yedirtmeyeceğiz”, “Yalnız Değilsin” şeklinde pankartlar taşıdı.

  • Yıllarca ‘İmam Hatiplilere yarasa’ dediler.

    Viyana’daki 28 Şubat sürecine göndermede bulunan Başbakan Erdoğan, “Yıllarca ‘İmam Hatiplilere yarasa’ dediler. Yarasayı da bu millet başbakan yaptı” dedi.

     

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan28 Şubat konusuna yönelik, “Bir konuda çok ama çok hassasız, 16 yıl önce yaşadıklarımızı başkalarına yaşatmamak konusunda” dedi. Türkiye’yi şimdi, bir dönem üniversite kapısından çevrilen, Avusturya’ya, diğer ülkelere okumaya gönderilen çocukların büyüttüğünü dile getiren Erdoğan, “Yıllarca ‘İmam Hatipliler yarasa’ dediler. Yarasayı da bu millet Başbakan yaptı” şeklinde konuştu.

     
    Erdoğan, Avusturya temasları kapsamında MÜSİAD’ın onurunu verdiği yemekte katılımcılara seslendi. Yıllarca Türkiye’de “Başörtülüler gitsin Suudi Arabistan’da okusun denildiğini” belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

     

    ‘Şerleri hayır ettik’
    “Bu insanlar daha da ileri gittiler; ‘İmam Hatipliler yarasa’ dediler. Yarasayı da bu millet Başbakan yaptı. Böyle bir anlayış var. Muhtar bile olamaz dediler, işte o çocuklar bugün ülkelerini yönetiyorlar hem de gayet iyi yönetiyorlar. Son 100 yılın içerisindeki mukayeseleri yaptığımız zaman, son 10 yılda Türkiye nereden nereye geldi bunun mukayesesi yapıldığı zaman hiçbir dönemle mukayese edilemeyecek bir dönemi görüyoruz. Artık Batı’nın bunu nasıl başardınız sorusuyla her yerde karşı karşıya kalıyoruz. 16 yıl önce kendilerine, öz vatanlarında garip muamelesi yapılan o gençler, şu anda Türkiye’de kardeşliği yüceltmenin mücadelesini veriyorlar.

     

    ‘28 Şubat mağduruyum’
    Eğer sabrederseniz, kalbinizi temiz tutarsanız, şer bildikleriniz hayır olur. İşte biz direnerek, sabrederek, dua ederek ama en çok da çalışarak, mücadele ederek şerlerin hayra dönüşmesine vesile olduk. Hiç kimsenin vatan hasreti içinde gözlerini kapatmasını istemiyoruz. Hiç kimsenin devlet karşısında kendisini horlanmış, aşağılanmış, dışlanmış hissetmesini görmek istemiyoruz. Önce devlet değil, önce insan. Bunu tesis etmek için de çok yoğun bir mücadelenin içerisindeyiz.”
    Erdoğan bugünkü tarihin 27, yarın 28 Şubat olduğunu hatırlatarak, “İstesek belki de böyle bir şeyi organize edemezdik” diyerek şöyle konuştu: “Bu karanlık dönemin mağdurları olarak hep birlikte bulunuyoruz ama artık bu aydınlık yarınlara dönüşüyor. Bizzat şahsım ve çalışma arkadaşlarım 28 Şubat’ın mağdurları olduk. Okuduğum şiir nedeni ile cezaevinde yattım. Bir baba olarak da bu mağduriyeti yaşadım. 2 kızım 2 çocuğum bunları yaşadı. Kızlarım başörtüsü, çocuklarım da katsayıdan dolayı bu mağduriyeti yaşadı. Şimdi katsayı ve başörtüsü diye sorunumuz kalmadı.”