Etiket: Vesayet

  • Bakan Gül: “Yargının hukukun değil, vesayet düzeninin bekçiliğini yaptığı dönemler geride kaldı”

    Bakan Gül: “Yargının hukukun değil, vesayet düzeninin bekçiliğini yaptığı dönemler geride kaldı”

    Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargının hukukun değil, vesayet düzeninin bekçiliğini yaptığı dönemler geride kalmıştır” dedi.

    Adalet Bakanı Gül, 2021 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve 2019 Kesin Hesap Kanun Teklifi görüşmelerine katıldı ve milletvekillerine sunum yaptı. Bakan Gül, yargının tarafsız olduğunu söyleyerek, “Bütün renkleriyle, diliyle, inancıyla ve yaşam tarzıyla milletin tamamına eşit yakınlıktadır. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı; milletin yargıya güvenini artıracak, ‘adalet yerini buldu’ duygusunu geliştirecek en temel anayasal ilkedir. Her zaman söylediğimiz gibi, mahkemeler, yürütme hiyerarşisi içinde bir taşra müdürlüğü değildir, Adalet Bakanlığının bir il müdürlüğü değildir” ifadelerini kullandı.

    “Yargının hukukun değil, vesayet düzeninin bekçiliğini yaptığı dönemler geride kalmıştır”

    Bakan Gül şöyle konuştu:

    “Yargının hukukun değil, vesayet düzeninin bekçiliğini yaptığı dönemler geride kalmıştır. 27 Mayıs’ın Yassı Adası’nı, 12 Eylül’ün gençleri bir sağdan bir soldan kıydığını unutmak mümkün değildir. Yine, 28 Şubat’ta insanımızı en temel haklarından mahrum eden, brifing alan yargının millet-devlet-adalet birliğine tahribatı da hafızalarımızda tazedir. O karanlık ve zalim süreçte yargı, toplum mühendisliğinin taşıyıcı kolonu olarak milletin önünde dikenli bir tel örgü gibi kullanılmıştır. Vesayet odaklarının çizdiği tipe uymayan vatandaşlar bu tel örgüye takılmıştır. O dönemin yaralarını sarmaya çalışırken hukuk düzenimiz bu defa 40 yıllık hain bir terör örgütünü karşısında buldu. FETÖ, 17-25 Aralık’ta darbenin aparatı olmanın da ötesinde, bizatihi faili olmuştu. Bu süreçleri hep beraber, bedeller ödeyerek yaşadık, gördük. Böyle bir yakın tarihi, ortak kaderi yaşamış, görmüş, bilmiş bir ülkenin vesayetin yerine adaleti koyması tarihi bir dönüşümdür. Bir ülkede vesayet varsa, orada adalet yoktur.”

    Bakan Gül, 2020 yılının Ocak ayında yayınlanan genelgesine atıf yaparak, “HSK’nın 15 Ocak 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından hakimlerin vermiş olduğu kararlar, Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karara yönelik ihlal söz konusuysa, ihlali yapan hakim ve savcılara terfisinde dikkate alınacak ve terfileriyle ilgili bir uygulama Ocak ayıyla birlikte başlamış oldu” dedi.

    Bunun üzerine CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ‘Enis Berberoğlu nerede’ diyerek kürsüye doğru yöneldi. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, hem Tanrıkulu’nu hem de CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç’u uyardı. Tanrıkulu‘nun yerine oturmaması üzerine AK Parti milletvekilleri de yerlerinden kalktı. AK Parti ile CHP milletvekilleri arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. TBMM Başkanvekili Bilgiç, oturuma ara verdi.

    “Masum bir vatandaşımızın hukuktan emin olması, onurunun ve itibarının asla lekelenmemesi gerekir”

    Aradan sonra Adalet Bakanı Gül konuşmasına devam etti. Gül, ceza adaleti sisteminin suçlular için caydırıcı, masumlar ve mağdurlar için ise koruyucu olduğu ölçüde etkin ve adil olduğunu belirterek, “Masum bir vatandaşımızın hukuktan emin olması, onurunun ve itibarının asla lekelenmemesi gerekir. Bu inançla 2017 yılında CMK’da yaptığımız düzenleme büyük bir güvence sağlamıştır. Hiçbir delile dayanmayan, soyut ve genel nitelikteki ihbarlar üzerine ‘soruşturma yapılmasına yer olmadığı’ kararı verilmektedir. Bu usul, geçen üç yılda lekelenmeme hakkını korudu, geliştirdi. 2020 yılında da çok olumlu sonuçlar aldık. Söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren toplam 455 bin ihbarda 292 bin adet soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verilmiştir” diye konuştu.

  • AK Parti’li Özhaseki: “Türkiye’de askeri vesayet toprağa gömüldü”

    AK Parti’li Özhaseki: “Türkiye’de askeri vesayet toprağa gömüldü”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, Türkiye’de askeri vesayetlerin artık toprağa gömüldüğünü belirterek, “Türkiye’nin belki de en belası buydu. Cenab-ı Allah yiğit bir lider gönderdi Recep Tayyip Erdoğan, o da bunların canını okudu” dedi.

    AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, Isparta ziyareti kapsamında partisinin il başkanlığını ziyaret etti. Burada partililerle buluşan Özhaseki, 2002 öncesinde batmış bir Türkiye olduğunu belirterek, “AK Parti olarak o günlerde ilk seçimlere girdik, iktidar olduk. Ondan sonra genel ve yerel seçimlerde her seçimin galibi biziz. Bu bir dünya rekorudur. 20 sene boyunca girdiği seçimlerde birinci olan bir partimiz var” dedi.

    “Sağlıkta müthiş şekilde başarılıyız”

    Geçmiş hükümetlerle kıyaslandığında en başarılı hükümetlerin AK Parti döneminde olduğunu ifade eden Özhaseki, “Cumhuriyet tarihi boyunca bölünmüş yol 6 bin kilometre, biz gelmişiz üzerine 25 bin kilometre daha koymuşuz. Enerjide de başarılıyız. Elektrik ithal ediyorduk şimdi elektrik satıyoruz dışarıya. Sağlıkta müthiş şekilde başarılıyız” diye konuştu.

    “Pandemide hem kendimize yettik hem de 150’den fazla ülkeye yardım gönderen ülke olduk”

    Daha önceki hükümetler döneminde vatandaşların hastane ve ilaç kuyruklarında beklediklerini kaydeden Özhaseki, “Şimdi dünyada herkesin gıpta ile bahsettiği, parmakla gösterdiği sağlık sistemine kavuştuk. Şehir hastaneleri 5 yıldızlı otel gibi. Avrupa’nın İspanya, İtalya, İngiltere gibi namlı ülkeleri pandemide perişan oldular. Amerika’da bile tanıdıkların söyledikleri şu; eğer bir sigorta sistemine bağlıysanız bakabilirler size, ama değilse pandemiyle mücadelede Covid hastalığı için 35-40 bin dolar. Paranız yoksa yüzünüze bakan yok. Bu dönemde biz hem kendimize yettik hem de 150’den fazla ülkeye yardım gönderen ülke olduk. Hükümet etme noktasında geçmiş hükümetlerden daha başarılıyız. İhracat rakamlarımız 180 milyar dolarları buldu. Son dönemde pandemiden dolayı bir daralma var ama toparlayacaktır, merak etmeyin. Pandemi döneminde herkes perişanken biz yine açılışlar yapmaya devam ettik. Bir taraftan hastaneler açılıyor, bir taraftan köprüler yapılıyor, bir taraftan da tüneller ve teknolojik atılımlar yapılıyor” dedi.

    “Askeri vesayet denen nesne toprağa gömüldü”

    Türkiye’nin başına bela olan bir vesayet rejimi olduğuna değinen Mehmet Özhaseki, “Biz seçeriz, Ankara’ya göndeririz, orada yılanlar, çiyanlar bekliyor, başlarına çorap örmek için. Sizin yüzde 50’lerin üzerinde oy verdiğiniz, milletin iş başına getirdiği Menderes’in ne günahı vardı. 10 yılda bir ihtilaller oldu. Biz seçiyoruz, Ankara’ya gönderiyoruz, tezgahlar kuruluyor, ihtilal ortamı hazırlıyorlardı. Peki başbakanlar, ileri gelen siyasiler bunları bilmiyor muydu? Emin olun hepsi de biliyordu. Derin devlet diye bir şey vardı. Görünüşte anayasal kuruluşlar ama derinlere inmiş yapı bu tezgahı kuruyordu. Son döneme kadar bu böyle devam etti. Bizim dönemimizde muhtıra vermeye kalktılar. Eskiden o muhtıralar olunca seslerini çıkaramayan siyasi liderler varken Allah’a hamdolsun yüzlerine kaldırıp atan, paramparça yırtıp atan ve dimdik duran bir liderimiz var. Askeri vesayet denen nesne de bitti, toprağa gömüldü. Türkiye’nin belki de en belası buydu. Cenab-ı Allah yiğit bir lider gönderdi Recep Tayyip Erdoğan, o da bunların canını okudu. Özgürlüklerin genişlediği bir Türkiye haline geldik. Kız çocuklar artık üniversite kapısından başındaki örtü yüzünden geri çevrilmiyor” diye konuştu.

    Konuşmasının ardından AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, partililerle görüş alış verişinde bulundu.

  • Milli Eğitim Bakanı Yılmaz: “CHP’nin vesayet odaklarıyla dirsek teması çok iyi”

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, “Cumhuriyet Halk Partisi hiç bir zaman iktidara gelemeyeceğini biliyor ama bu Ankara’daki vesayet odaklarıyla dirsek teması çok iyi. Hemen hemen her darbenin arkasında şöyle veya böyle mutlaka CHP’nin bir şeyi olur” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, AK Parti Merkez İlçe Başkanlığı tarafından Diriliş Mahallesi’nde bir düğün salonunda düzenlenen bölge toplantısına katıldı. Burada konuşan Yılmaz, “İnanın ki bu halk oylamasında evet çıkması bu halk oylamasına hayır diyenlerin de hayrına olacaktır. Hayrına dokunacak da bunlar niye karşılar. Biliyorlar ki millet bunları desteklemeyecek. Niye işte bakın aklı başında var mıdır? yok mudur? bir adam ’denize dökeceğiz’ diyor. Milletin yarısını denize döken bir adam nasıl olsun da iktidara gelsin. Millet bilmez mi kime oy verip vermeyeceğini. Biliyorlar ki bunlar milletten yüzde 50’nin üzerinde oy alamayacaklarını” dedi.

    “Her darbenin arkasında CHP’nin mutlaka bir şeyi olur”

    Türkiye’deki sistemin parlamenter sistem olmadığını parlamenter sistemin vesayet sistemini perdelemek için kurulduğunu ifade eden Bakan Yılmaz, “Biz 411 milletvekilinin oyuyla bir anayasa değişikliği yaptık başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakmak için ama içinde hiç başörtüsü yoktu. Anayasa Mahkemesi görevi ve yetkisi olmamasına rağmen anayasayı çiğnedi ve esasa girdi ve bunu iptal etti. Niye vesayet görevi Anayasa Mahkemesi’ne verilmişti. Cumhuriyet Halk Partisi hiç bir zaman iktidara gelemeyeceğini biliyor ama bu Ankara’daki vesayet odaklarıyla dirsek teması çok iyi. Hemen hemen her darbenin arkasında şöyle veya böyle mutlaka CHP’nin bir şeyi olur. 60’da darbeyi yapanların bir çoğu Cumhuriyet Halk Partisi’nden milletvekili oldu. 70’de muhtıra verenlerin bir çoğu CHP’den milletvekili olmuştur. Kenan Evren’in de CHP’li olduğunu herkes bilir. Dolayısıyla bunlar vesayet odaklarıyla temas halinde olduklarından milletin iradesi bunlar vasıtasıyla sınırlandığından 2007’de yüzde 47 oy aldık hemen partimizin aleyhinde hemen kapatma davası açıldı. Niye CHP zihniyetinde de ondan. Milletten yetki almış partiyi sen neden kapatırsın. Daha yeni milletin huzurundan gelmiş millet onu aklamış. Ankara’daki vesayet odaklarının yaşamasını istiyor millete güvenmeyenler işte diyoruz ki bu aziz milletin terazisi şaşmaz ve 16 Nisan’da herkese hak ettiği hakkını verecek ve ’evet’ çıkarsa Türkiye’nin önü ilelebet açık olacaktır” şeklinde konuştu.

    Toplantıya AK Parti Sivas Milletvekili Habip Soluk, AK Parti İl Başkanı Ziya Şahin ve çok sayıda partili katıldı.

  • Numan Kurtulmuş: “Medya da bu tür işlerle uğraşarak Türkiye’yi yeniden eski vesayet sistemlerine döndürebileceğini zannetmesin”

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Karargah rahatsız başlığının çok çirkin bir yaklaşım olduğunu belirterek, atılan başlığı eleştirdi. Kurtulmuş; “20 sene evvel ordu rahatsız diye manşet atacaklar ve siyaseti köşeye sıkıştıracaklar. O devir geride kaldı. Medya da bu tür işlerle uğraşarak Türkiye’yi yeniden eski vesayet sistemlerine döndürebileceğini zannetmesin. İşinin sahibi olan bir hükümet, seçilmiş bir hükümet vardır” dedi.

    AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Seçim Koordinasyon Merkezi tarafından “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” konulu konferans düzenlendi. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı binası konferans salonunda düzenlenen konferansa; Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, AK Parti İstanbul İl Başkanı Dr. Selim Temurci, Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner, Arnavutköy Belediye Başkanı Ahmet Haşim Baltacı, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, Sancaktepe Belediye Başkanı İsmail Erdem, Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, AK Parti İstanbul İlçe Başkanları ve çok sayıda davetli katıldı.

    “Kusura bakmasın medyada kendi işine baksın”

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş kürsüye çıkarak ’Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ konulu sunum gerçekleştirdi. Sunumunda ’Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne dair merak edilenleri anlatan Kurtulmuş, “Medyada yer alan, Karargah rahatsız başlığının çok çirkin bir yaklaşım olduğunu söyleyerek, atılan başlığı eleştirdi.“ 20 sene evvel ordu rahatsız diye manşet atacaklar ve siyaseti köşeye sıkıştıracaklar. O devir geride kaldı. Allah’ın izniyle Türkiye’de sivil siyaset vardır ve AK Parti milletin vermiş olduğu yetkinin farkındadır. Türk Silahlı Kuvvetleri de kimsenin kendilerini siyasete çekemeyeceği kadar meselenin farkındadır. Türk Silahlı Kuvvetleri kendi işini yapacak, hükümet kendi işini yapacak ve kusura bakmasın medyada kendi işine baksın. Medya da bu tür işlerle uğraşarak Türkiye’yi yeniden eski vesayet sistemlerine döndürebileceğini zannetmesin. işinin sahibi olan bir hükümet, seçilmiş bir hükümet vardır. Ve, asla bunu birileri istiyor diye yeniden eski vesayet düzenine döndürecek değiliz” dedi.

    “Vesayetçi çevrelerin yönetimin önüne geçmesine asla müsaade etmeyeceğiz”

    Türkiye bu vesayat sistemini ortadan kaldırmak mecburiyetindedir diyerek konuşmasına devam eden Kurtulmuş, “ Bu kadar çok demokrasinin ilerlediği, sivil iradenin bu kadar güçlendiği ve Türkiye’nin bu kadar çok çözülmesi gereken sorunlarla karşı karşıya durduğu bir dönemde bir de işin hiçbir şekilde muhattabı olmayan bir birtakım vesayetçi çevrelerin yönetimin önüne geçmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bunun için bu anayasa değişikliğine ihtiyaç var. Vesayetçi bütün odakların anayasanın içerisinden de çıkarılmasına ihtiyaç var. Türkiye’de sadece sivil iktidarın, seçilmiş hükümetin yönettiği bir Türkiye’yi kurmaya ihtiyaç var. Birinci gerekçemiz budur. İkinci gerekçemiz; niye anayasa değişikliğini getiriyorsunuz, sırasımı şimdi? Evet tam da şimdi sırası” şeklinde konuştu.

    “Yönetimde çift başlılığın önlenmesi için bir anayasa değişikliğine ihtiyaç duyuyoruz”

    Türkiye geçmiş dönemde vesayetten ve çekişmeden çektiği kadar yönetimdeki çift başlılıktan da çekmiştir diyerek konuşmasını sürdüren Kurtulmuş, “ 1975 Fahri Korutürk cumhurbaşkanı. Süleyman Demirel başbakan. Birisi diyor ki şu genel kurmay başkanı olsun, öteki diyor ki bu genel kurmay başkanı olsun. Anlaşamıyorlar. Sonunda kimi genel kurmay başkanı yapıyorlar, Kenen Evren Paşa’yı. Kenan Evren Paşa’yı genel kurmay başkanı yapıyorlar da, o da 1980 darbesinin yolunun taşlarını döşemeye başlıyor. Eğer o zaman cumhurbaşkanıyla başbakan arasında bu ikilik olmasaydı, yani yönetimde tek başlılık olsaydı başka birisi genel kurmay başkanı olacak ve kendisini seçen iradeyle uyumlu çalışacak, Türkiye belki 12 Eylül’e gelmemiş olacaktı. Türkiye cumhurbaşkanları ve başbakanlar arasındaki güç mücadeleleri nedeniyle çok vakit kaybetti. Çok enerji kaybetti. Yıllarını kaybetti. Dolayısıyla ikinci olarak biz yönetimde çift başlılığın önlenmesi için bir anayasa değişikliğine ihtiyaç duyuyoruz. Allah’ın izniyle de 16 Nisan’da milletimiz ‘Evet’ diyerek bu değişikliğin önünü açacak” dedi.

    “Ortalama 17 ayda bir değişen hükümetlerle neyi yapabilirsiniz”

    3’üncü olarak siyasi istikrarsızlıkların önlenmesi için de böyle bir sisteme ihtiyaç olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “ Şuanda biz cumhuriyetin 94’üncü yılındayız. 65’inci hükümetiz. Aşağı yukları 17 ayda bir hükümet düşüyor. Bunun içerisinde Halk Partisisi’nin tek parti dönemi, Mendere’in 10 yılı, Özal’ın yaklaşık 10 yılı ve AK Parti’nin de 15 yılı var. Bunlarıda çıkartır bölerseniz heralde 10 aydan az bir süreye tekabül ediyor. Böyle bir istikrar olur mu. Böyle bir siyaset olabilir mi. Ortalama 17 ayda bir değişen hükümetlerle neyi yapabilirsiniz. Hangi kararı alır hangi sonucu elde edersiniz. Hangi uygulamayı takip edebilirsiniz. Dahasını söyleyeyim hangi bürokratı çalıştırabilirsiniz” dedi.

    “25 milyondolar almak için IMF’nin önünde düğme ilikliyorsunuz”

    4’üncü gerekçenin ise ekonomik kırizin önlenmesi olduğunu söyleyerek konuşmasını sürdüren Kurtulmuş, “25 milyondolar almak için IMF’nin önünde düğme ilikliyorsunuz. Maliye bakanları düğme ilikliyor, başbakan düğme ilikliyor ve maalesef bu müfettişler de Türkiye’yi yönetenlere emir ve talimat veriyor. Sadece şu üç rakamı mutlaka aklımızda tutalım. Türkiye’de 1950 yılından bu yana tek partiniin hükümette olduğu dönemlerde ortalama büyüme hızımız yüzde 5.6. koalisyon hükmetlerinin olduğu dönemlerde ortalama yüzde 4. Darbelerde ya da darbe teşebbüslerinin olduğu dönemlerde yüzde 3.4’e düşüyor. Halep oradaysa arşın burada. Siyasi istikrarsızlıkların, darbelerin Türkiye’deki yönetimdeki çift başlılıkların siyasi istikrarsızlık doğurduğu ve onun da Türkiye’de ekonomik istikrarsızlık doğurduğu açıktır” diye konuştu.

    “Allahın izniyele 20 binler, 25 bin dolarlar seviyesine çıkacağız”

    Anayasa değişikliğini 4 temel ana nedene bağlayan Kurtulmuş, “ Bir, vesayetçi, çatışmacı sistemi ortadan kaldırmak için, iki, yönetimde çift başlılığı ortadan kaldırmak için. Üç, siyasi istikrarsızlığı önlemek için, dört, ekonomik istikrarsızlığı önlemek için. Tam da şimdi ihtiyacımız var. Türkiye’nin etrafı ateş çemberi. Tam da şimdi ihtiyacımız var, 5 bin dolarlardan 10 bin dolarlara çıkmışız. Tam böyle eşikteyiz. Bir basamak daha atladığımızda üst kata çıkacağız. Allahın izniyele 20 binler, 25 bin dolarlar seviyesine çıkacağız. Bunun için, daha etkin bir yönetimin kurulması için, eski sistemin bu arızalarının giderilmesi, eski sistemin anayasadan kaynaklanan, yönetim biçiminden kaynaklanan bu zorlukların ortadan kaldırılması lazım” dedi.

    “Yeni anayasayla yönetimdeki çift başlılık ortadan kalkacak”

    Yeni anayasanın yönetimde çift başlılığı ortadan kaldırdığını belirten Kurtulmuş, “ Yürütme yetkisi tamamiyle cumhurbaşkanının elinde. Cumhurbaşkanının yetkileri var, başbakanın ve hükümetin yetkileri var, ama başbakanın ve hükümetin çok daha sorumlulukları var. Şimdi bunları tek bir el de topluyoruz. Yürütme yetkisi tamamen cumhurbaşkanında. Kim veriyor bu yetkiyi. Halk doğrudan doğruya veriyor” dedi.

    “AK Parti’nin ana direği Recep Tayyip Erdoğan’dır”

    Cumhurbaşkanının neden partisiyle ilişkisi var eleştirilerine de cevap veren Kurtulmuş, “şimdi bu Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlar, görmemiş, duymamış, bilmemiş gibi yapmakta mahirdirler. Sanki bu memlekette ilk defa cumhurbaşkanı partili olacak. İsmet İnönü partili değil miydi, Celal Bayar partili değil miydi, Süleyman Demirel Partili değil miydi, Turgut Özal partili değil miydi ? bütün bunların hepsi partiliydi. Kaldı ki bir insanın partiyla bağını attığı bir imza belirlemediği gibi partiyle bağını da geri aldığı bir imza belirlemez. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Partiyle arasındaki ilişki sadece bir parti üyeliği midir. AK Parti’nin ana direği Recep Tayyip Erdoğan’dır ve parti ile cumhurbaşkanımız arasında gönül bağı vardır” diye konuştu.

    “CHP, önce hanımefendinin ettiği telefonların faturasının hesabını versiler”

    Milletvekili sayısının yükseltilmesine yönelik eleştirilere de yanı veren Kutulmuş, “ Milletvekili sayısı 550’den 600’e çıkacak. ‘Şimdi Cumhuriyet Halk Parti’si 550’den 600’e çıkıyor bu kadar israfa ne gerek var’ diyor. Önce hanımefendinin ettiği telefonların faturasının hesabını versiler. Ondan sonra böyle bir soruyu hakederler” dedi.

    “Darbesavar bir madde”

    Hem cumhurbaşkanı hem Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerin yenilenmesine karar verebilir maddesini darbesavar bir madde olarak niteleyen Kurtulmuş, “ Fesih diye bir kelime bu 18 maddenin içerisinde yoktur. Türkiye’de sistem kitlenir mi, kitlenir. Çok kitlendi. Ben size anlatsam sabaha kadar anlatırım. Karar alınamadığı dönemler oldu. 124 kere tur atıldı, cumhurbaşkanı seçilemedi. 12 Eylül öncesinde. Peki sistem kitlenip kör düğüm olursa bu sistemi kim çözsün. Tabi ki biz halk çözsün diyoruz ama bazıları eski vesayet sistemini alışkanlık haline getirenler bunu diyorlar başkaları çözsün. Kim çözsün, siztem kitlendiğinde 12 Eylül olsun. Sistem kitlendiğinde 12 Mart olsun. Sistem kitlendiğinde birileri 27 Nisan’a tevessül etsin. Sivil sistem kitlendiğinde asker topunu, tüfeğini, tankını çıkarsın sisteme müdahale etsin. Artık bu maddeyle bunu önlüyoruz” şeklinde konuştu.

    Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin aynı gün 5 yılda bir olacağını söyleyerek sözlerini sürdüren Kurtulmuş, “Herkez bilecek, ne zaman cumhurbaşkanlığı seçiminin ve genel seçimlerin yapılacağını. Bu da darbesavar ikinci maddemizdir” “dedi.

    “Sıkı yönetim ve askeri mahkemeler kalkacak”

    Sıkı yönetim kalkacak ve askeri mahkemelerin kalkacağını belirten Kurtulmuş, “ Artık Türk hukuk sisteminin içerisinde sıkı yönetim diye bir şey olmayacak. Askeri mahkemeler de sadece askeri disiplin suçlarına bakabilecek hale dönüştürülecek” diye konuştu.

    “15 Mart’ta AK Parti olarak seçim startını verdik”

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un konuşmasından Sonra kürsüye çıkarak konuşma yapan AK Parti İstanbul İl Başkanı Dr. Selim Temurci, “Ülkemiz için, partimiz için ve geleceğimiz için hayati süreçler yaşıyoruz. İstanbul teşkilatları olarak, özellikle İstanbul İl Başkanlığı’nda yapmış olduğumuz programlarda, 15 Temmuz’u ve sonrası yaşananları asla unutmamız gerektiğini görüyoruz. 15 Mart’ta Ak Parti olarak seçim startını verdik. 15 Mart’ta 3 kademe mahalle başkanları ile uzun sayılabilecek saatlerde ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni’ hasbihal ettik ve eğitim programlarımızı yaptık. İstanbul’da Sandık Yönetim Kurulları 961 mahallede ve 39 ilçemizde bu çalışmayı yapma gayreti içinde oldu. Biz, önümüzdeki süreçte sandık sandık hedefleri olan ve sandık sandık ne oy alacağını bilen bir teşkilat haline gelme mücadelemizi sürdüreceğiz. Özel bir zaman dilimindeyiz. Geçtiğimiz hafta 2. ve 3. bölgede il ve ilçe hatiplerimizle beraberdik. Bir önceki hafta da 1. bölgede bu çalışmaları yaptık” diye konuştu.

  • Mustafa Şentop: “Vesayet tartışması ortadan kalkacak”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, yeni sistemle vesayet tartışmasının ortadan kalkacağını söyledi.

    AK Parti Bursa İl Başkanlığının Merinos AKKM’de düzenlediği ’Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ isimli programda konuşan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, Türkiye’deki sistemi sürücü adaylarının kullandığı otomobillere benzeterek, “Dışarıdan normal gözüken bu aracın içinde, dizaynında bir farklılık var. Sağ tarafta eğitmen oturuyor, onun oturduğu yerde aracı kumanda edeceği mekanizmalar var. Sol taraftaki aday sürücü aracı normalde kullanıyor. Fakat sağdakinin kanaatine göre yanlış, hızlı gidiyor veya yoldan çıkmışsa sağdaki müdahale ediyor. Bu müdahaleler bazen soldakinin fark etmeyeceği incelikte de olabilir. Bazen onun da fark edebileceği boyutta, bazen de tamamen soldaki sürücüyü devre dışı bırakarak aracın bütün kumandasını eline alabilir” dedi.

    Şentop, “Soldaki aday sürücü siyasetçi, seçilmiş iktidardır. Millet onu getiriyor, bu arabayı sen kullan diyor. Ama sağda da bir adam var, işte o seçilmemiş iktidar. Kendilerine göre yanlış yaptığını düşünürse seçilmişe müdahale ediyor, bazen onu devre dışı bırakıyor arabadan atıyor. 12 Eylül 1980 yılında olduğu gibi. İşte vesayetçi sağdaki adam. Sağdaki adamı biz aşağı attık. Fakat sağ taraftaki mekanizma duruyor. Sağ tarafa bir adam oturursa eğer, aracı kumanda edebilecek mekanizmalara sahip olacak. Nitekim 15 Temmuzda yaşadığımız şey, yine bir vesayetçi anlayışın sağdan kapıyı açıp, arabanın sağ tarafına oturma teşebbüsüdür. Çünkü biliyor ki oraya otururlarsa araca istikamet verebilirler. Yapılması gereken nedir? Bizim tezimize göre Türkiye’nin yeni bir anayasa yapması lazım” diye konuştu.

    Türkiye’nin trafikte normal seyreden araçlar gibi olması gerektiğini vurgulayan Şentop, “Aday sürücüleri için eğitim verilen aracı kenara bırakalım. Esas hedefimiz budur. Bunun yapabilmemiz için mecliste daha güçlü bir çoğunluğa sahip olmak lazım. Olmadı. Peki o zaman ne yapmalıyız? O zaman yapacağımız en temel şey, o sağ tarafta kumanda edebilecek mekanizmaları söküp atmaktır. 16 Nisanda oylayacağımız 19’uncu anayasa değişikliği teklifi budur. Aracın sağ tarafında araca kumanda veren o mekanizmaları söküp atmak. Bunun yaptıktan sonra aracın sağına kim oturursa otursun vesayet tartışması ortadan kalkacaktır” ifadelerini kullandı.