Etiket: Vermek

  • Gaziantep İl Müftüsü Çelik: “Kan Vermek Orucu Bozmaz”

    Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik, kan vermenin orucu bozmadığını, ancak zafiyet oluşturabileceği için akşam iftardan sonra verilmesinin daha iyi olacağını söyledi.

    Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik, zor koşullara rağmen orucunu tutan insanlara imrendiğini belirterek, “Yaz mevsimindeyiz. Tabii oruçluyken sıcağın altında çalışanlar oluyor. Herkes dairede, serin yerde oruç tutmuyor. Allah sabırlar versin ama zor koşullarda çalışarak oruç tutan kardeşlerimizi görüyoruz. Ben imreniyorum, gıpta ediyorum. Rabbim sevaplarını zaten rahmeti adetince verecek” dedi.

    Eskiden beri oruç tutanların banyo ve duş almaktan sakındığını hatırlatan Müftü Çelik, aşırı sıcaklarda, zor koşullarda oruç tutanların bedene su girmemesine dikkat ederek banyo ve duş alabileceğini söyledi.

    “KAN VERMEK ORUCU BOZMAZ”

    Ramazan ayı ile birlikte vatandaşların kendilerine “Kan vermek orucu bozar mı?” sorusunu sorduğunu belirten Çelik, kan vermenin orucu bozmayacağını kaydetti. Müftü Çelik, ancak insanlarda zafiyet oluşturabileceği için mümkünse akşam iftardan sonra verilmesinin daha iyi olacağını belirtti. Bazı camilerin önünde iftardan sonra kan bağış stantları olduğunu hatırlatan Çelik, “Oralarda kan vermek isteyen kardeşlerimizin bu hayırlarını kabul ediyorlar” dedi.

    Kan vermenin önemini vurgulayan Çelik, “Hepimiz hastalıkla, kazayla Allah korusun karşı karşıyayız. Hiçbirimizin garantisi yok. Bugün kan veren adam yarın kan alabilir, bunlar mümkündür. Allah korusun böyle durumlardan. Onun için büyük bir hayırdır. Bedenen sağlık açısından kan verilmesini tavsiye ediyoruz. Ancak Ramazan nedeniyle çok aciliyeti yoksa akşam vermelerini tavsiye ederiz” ifadelerini kullandı.

  • Bakan Müezzinoğlu: “Önemli Olan Kendimize Değer Vermek Ve Saygı Duymak”

    Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Önemli olan kendimize değer vermek ve saygı duymak, sevdiklerimizle birlikte sağlıklı bir yaşam geleceği planlayabilmektir” dedi.

    Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, kadın kanserleri konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlik kapsamında Boğaziçi Köprüsü’nde pedal çevirdi. Avusturya, Viyana ve Ankara’dan gelen bisikletçilerle buluşan Bakan Müezzinoğlu, bisikletle Boğaziçi Köprüsü’nden Anadolu yakasına geçti. Etkinliğin sonunda Bakan Müezzioğlu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

    Hareketli yaşamın önemine değinen Bakan Müezzinoğlu, “Özellikle birçok hastalığa karşı koruyucu ana başlıklardan biri de hareketli yaşamdır. 3 tane temel ana başlığımız var. Bunlardan biri kötü alışkanlıklardan uzak durmak, diğeri sağlıklı beslenmek üçüncüsü ise hareketli yaşamdır. Bugün bu sabah Rumeli yakasından başlayarak hareketli yaşamda kadın kanserlerine karşı duyarlılığı artırabilmek adına Boğaziçi Köprüsü’nden Anadolu yakasına geçtik. Avusturya ve Viyana’dan çıkıp da 2 bin 2 kilometre yol yaparak İstanbul’a gelen yurtdışındaki duyarlı bisiklet dostlarıyla, diğer taraftan da Ankara’dan yola çıkan 600 kilometre yol yaparak yine buraya gelen bisikletçilerimizle Boğaziçi Köprüsü’nün Rumeli Yakasına geçtik” dedi.

    “GÜNDE YARIM SAAT HAREKETLİ YAŞAYIN”

    Bisiklete binmenin sağlık açısından önemli olduğunu sözlerine ekleyen Müezzinoğlu, “İşin en önemlisi hareketli yaşamdır. Bu yürüyüş, yüzme, bisiklete binme olabilir. Önemli olan kendimize değer vermek ve saygı duymaktır. Sevdiklerimizle birlikte sağlıklı bir yaşam geleceği planlayabilmektir. Geleceğe güzel hayaller kurabilmektir. Her zaman söylediğim bir cümle var. Hasta olan bir insanın tek bir hayali vardır, iyi olmaktır. Öyleyse kendime saygı duyarak sevdiklerimize değer vererek bu 3 kelimeyi hayat felsefemize yerleştirelim. O da tütün ürünlerinden, alkolizmden uzak durmak, sağlıklı beslenmek ve hareketli yaşama önem vermektir. Bu 3’ü kanseri, şeker hastalığını, kardiyoloji hastalıklarının yüzde 50 oranında önlüyor. O halde ipin ucu yani yüzde 75 bizim elimizde ise o zaman neden bunu yapmalıyım ki? Tüm vatandaşlarımız ne olur kendinize saygı duyun, sevdiklerinize değer verin. Günde yarım saat hareketli yaşayın” ifadelerini kullandı.

  • Sigara Bırakmak Ve Kilo Vermek, Astımın Kontrolünü Kolaylaştırıyor

    Denizli Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zahide Alaçam, sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, astımın kontrolünü kolaylaştırdığını söyledi.

    Dünyada yılda 250 bin kişinin ölüm nedeni olduğu tahmin edilen astımın son yıllarda giderek arttığını belirten Denizli Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zahide Alaçam, “Astım akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan ve alevlenmeler ile seyreden kronik bir akciğer hastalığıdır. Hava yollarındaki bu daralmanın nedeni mikrobik olmayan iltihap sonucunda hava yollarını saran kaslarda kasılma, ödem ve şişlik oluşması, ilerleyen dönemde ise hava yolu duvarı kalınlaşmasıdır. Hava yollarındaki salgı bezlerinden koyu kıvamlı balgam salınır. Tüm bunlar hava yollarını daraltır ve havanın akciğerlere girip çıkması engellenir. Bu durum kendini artan öksürük, nefes darlığı, hırıltı, hışıltı ile kendini gösterir. Dünyada yaklaşık 300 milyon kadar astımlı hasta olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise yaklaşık her 12-13 erişkinden biri astım hastasıdır. Astım için risk faktörleri kişiyle ve çevreyle ilgili olmak üzere iki gruptur. Kişisel risk faktörleri, genetik yapı, kadın cinsiyet ve şişmanlıktır. Çevresel risk faktörleri ise alerjenler, tekrarlayan akciğer infeksiyonları, sigara dumanına maruziyet, iç ve dış ortam hava kirliliği ve beslenme tarzıdır” dedi.

    “ASTIM HASTALARI SİGARADAN UZAK DURMALI”

    Astımlı hastalarda kuru öksürük, nefes darlığı, göğüste baskı hissi ve hırıltılı solunum gibi belirtilerin ortaya çıktığını belirten Denizli Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Zahide Alaçam, “Belirtiler, genellikle gece veya sabaha karşı ortaya çıkar. Kendiliğinden veya ilaçlar ile düzelir. Bireye göre değişen bazı nedenler belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Belirtiler mevsimsel değişiklik gösterebilir. Bunun gibi şikâyetleri olan hastalarda solunum fonksiyon testi ile nefes ölçümleri yapılarak tanı kesinleşir ve hastalığın ağırlığı belirlenir. Astım kontrolünü güçleştiren etkenler başta ilaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılmaması, sigara dumanı, alerjenler ve kimyasallar gibi tetikleyicilere maruz kalmak ve obezitedir. Sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, astımın kontrolünü kolaylaştırdığı kanıtlanmıştır. Sonuç olarak kuru öksürük, nefes darlığı, göğüste baskı hissi ve hırıltılı solunum gibi şikâyetleri olan hastaların solunum fonksiyon testi yaptırmak üzere göğüs hastalıkları uzmanına başvurmasını öneriyoruz. Astımlı hastalarımızın ise hastalıklarını tamamen kontrol altına alabilmek için ilaçlarını düzenli kullanmalarını, sigara dumanından uzak durmalarını ve kilo vermelerini tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

    Astım atakları olması durumunda hastaların nefes darlığının şiddetinde artma olduğunu vurgulayan Alaçam, “Hırıltılı solunumlarında artma ve öksürük nöbetleri olabilir. Böyle durumlarda hastaların mevcut kullanmakta oldukları ilaçların dozunun arttırılması gerekebiliyor. Kurtarıcı ilaç eklenilmesi gerekebilir. Tüm bunlara rağmen herhangi bir rahatlama olmaz ise hastaneye yatırarak tedavi edilmesi gerekebilir. Biz genelde hastalarımıza zaten ataklarda şu ilaçları kullanın gibi gerekli eğitimi veriyoruz. Ama ona rağmen sıkıntıları devam ederse mutlaka hastaneye başvurmalarını istiyoruz” dedi.

  • Yazın Kilo Vermek İsteyenler İçin Başucu Diyeti

    Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Diyetisyenlerinden Nesibe Türkoğlu, yaz aylarının gelmesiyle kilolarından kurtulmak ve kilo almak istemeyenler için önerilerde bulundu. Türkoğlu’nun diyet yapacaklara ilk uyarısı, “Kilo vermede kararlı olun ve iyi bir diyetisyen bulun” oldu.

    Diyetisyen Nesibe Türkoğlu, havaların ısındığı şu zamanlarda diyet yapmanın ideal olduğunu ifade ederek, “Çünkü bu zamanlarda metabolizmamız kış aylarına göre daha hızlı çalışır” dedi. Türkoğlu, diyete başlayacaklara öncesinde şu tavsiyelerde bulundu:

    “İyi anlaşılabileceğiniz bir diyetisyen bulun, diyete başlarken kararlı ve istikrarlı olun, çok sık olmamak kaydıyla küçük kaçamakları dert etmeyin. Her kaçamaktan sonra diyetinize kaldığınız yerden devam edin ve günlük en az 2-2,5 lt su tüketin. Yemekle beraber su tüketmeyin. Her öğünden yarım saat önce 1-2 bardak su için ve metabolizma hızı ve yemeklere saldırmamak için günde 1-2 değil en az 4 yada 5-6 öğün yapın. “

    Diyetisyen Nesibe Türkoğlu, sabah kahvaltısının nasıl olması gerektiğini ise şöyle anlattı:

    “1 bardak süt veya yoğurda 4-5 kaşık müsli ekleyip üzerine tarçın gezdirirsek hem tatlı hem de hafif bir kahvaltı yapmış olabiliriz. Bununla doymam, kahvaltımdan vazgeçmem diyenler 1 dilim peynir, 1 haşlanmış yumurta, 4-5 zeytin, bol söğüş sebze ve 1-2 dilim esmer ekmekle beraber bir kahvaltı yapabilir. İştah sorunu olanlar için adaçayı kahvaltı için güzel bir tercih olabilir, içine biraz nane ve çubuk tarçın atabilirsiniz.”

    ARA ÖĞÜNE DİKKAT

    Ara öğünlere dikkat çeken Türkoğlu şunları ifade etti:

    “Genelde 2 öğün arasında 2-3 saat bırakılmasını istiyoruz. Ancak 4-5 saatten fazla aç kalınmasını istemiyoruz. Örneğin ara öğünlerde mevsim meyvesi yanında 2-3 ceviz ya da 7-8 badem ya da 10 fındık olabilir. Ya da güzel bir protein kaynağı olan süt veya yoğurtla beraber meyve ideal bir ara öğün olabilir. Ben tatlıdan vazgeçemem diyenlere haftada 1-2 defa sütlü tatlı ya da sade dondurma önerebiliriz ama tabi ki sütlü tatlı da bir porsiyonu, sade dondurma da 2-3 topu geçmemek şartıyla.”

    Diyetisyen Türkoğlu uyarılarını şöyle sürdürdü:

    “Yaz geldi yemek ağır geliyor diye bol bol meyve yemeyin. Unutmayın meyve de bir şekerdir ve onun da bir kalorisi vardır. Özellikle kavun, karpuz, üzüm gibi severek tükettiğimiz yaz meyveleri maalesef biraz fazla şeker içerir. Yemek saatlerinde bu meyvelerden tüketmek yerine hafif bir sebze yemeği, bazen ızgara et, köfte, tavuk tercih edebiliriz. Özellikle et ve tavuk gibi protein içeren besinleri akşam yemeğinde tüketmenizde fayda var. Böylece kilo kontrolünüzü daha kolay sağlayabilirsiniz. Sebze olarak mutlaka mevsim sebzelerini tercih edin.”

    YEMEKTE YAĞA DİKKAT

    Türkoğlu, yemeklerin yapımı ile ilgili şunları söyledi:

    “Yemeklerdeki yağ miktarına dikkat diyoruz. 1 kilo çiğ sebze için 2-3 kaşık sıvı yağ yeterlidir. Et yemeklerinde ise yağa ihtiyacımız yoktur. Bazen gün içerisinde fazla kaçırdıysak özellikle akşam öğünlerinde çorba salata gibi hafif bir menü tercih edebiliriz. Soğuk çorbalar hem yapımı kolay olduğu için hem de doyurucu olduğu için özellikle yaz aylarında kurtarıcınız olabilir. Mesela 2 lt ayranın içerisine 4 kaşık haşlanmış yeşil mercimek, 3 kaşık bulgur, 2 kaşık yulaf ezmesi, birazda taze nane ekleyerek doyurucu, pratik ve kas yapınızı geliştirecek bir çorba yapabilirsiniz.”

  • Bakan Elitaş: “TBMM Kürsüsü Teröriste, Canlı Bombaya Mesaj Vermek İçin Kullanılamaz”

    Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, terör örgütü PKK’ya yapılan operasyonların devam edeceğini kaydederek, “Kürsü mahrumiyeti var tamam ama TBMM kürsüsü teröriste, canlı bombaya mesaj vermek için kullanılamaz” dedi.

    Bir dizi ziyaret için Kayseri’ye gelen Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen Yerel ve Bölgesel Medya Buluşması’na katıldı. Kayseri, Sivas, Nevşehir, Niğde ve Kırşehir’den gelen gazetecilere seslenen Elitaş, terör örgütü PKK’ya yönelik devam eden operasyonları değerlendirdi. Bakan Elitaş, “Bugüne kadar terör örgütüne yapılan en kapsamlı operasyonlar devam ediyor. Terör örgütü Kürt kardeşlerimize zulüm ediyor, onları katlediyor. Daha önce Kürtler haklarını alamıyor diye ortaya çıkmışlardı. Şimdi de bu coğrafyada yaşayan herkes gibi Güneydoğu’daki Kürt kardeşlerimizin devletle birliğini bozmak için oradaki kardeşlerimize işkence yapmaktadır. Hem 7 Haziran hem de 1 Kasım seçimlerinde milletimizden aldıkları oylarla Meclis’e giren bir partinin maalesef büyük bir kısmı TBMM’de terör örgütünün temsilcisi gibi davranmaktadır. Bugün daha da saygısızca kendisini seçen millete yaptığı ihanet çerçevesinde TBMM’de faaliyet göstermektedir. Kürsü mahrumiyeti var tamam ama TBMM kürsüsü teröriste, canlı bombaya mesaj vermek için kullanılamaz” ifadelerini kullandı.

    Milletvekilliğinin suç işleme özgürlüğü olmadığını kaydeden Elitaş, “Terör örgütü ile beraber hareket etme özgürlüğü değildir. Seçilen milletvekili 78 milyon insanı temsil eder. Bu şekilde terör örgütünün destekçiliğini yaptığınız sürece Kandil’dekiyle Meclis’tekinin ne farkı vardır. Terör örgütleri beslenmedikleri sürece büyüyemezler. Bunların hepsi beslemedir. Bölgede yaşayan kardeşlerimiz terör örgütünü desteklemiyor ve bunun için zulüm görüyorlar. Terör örgütü oralarda kiralık katil olarak çalışmalarına devam ediyor. Bu örgüt maddi imkanlarını başka yerlerden aldığı sürece, diğer devletler de bu örgütü beslemeye devam ettiği sürede terör örgütleri kendilerini de vuracaktır. IŞİD ilk çıktığında gözlerini yumanlar, bugün IŞİD’in devasa bir noktaya geldiğinin farkındadırlar. Onun için kendilerine yalakalık yapan ülkelere sesleniyorum. Yarın bu terör örgütü size geri dönüp sizi de vurabilir. Buradan güvenlik güçlerimize başarılar diliyorum. Ümit ediyorum en yakın zamanda terör belası ile mücadelemiz en yakın zamanda bitecektir diye ümit ediyorum” şeklinde konuştu.

    2008 krizi ile beraber dünyanın çok farklı sürece gittiğinin altını çizen Bakan Elitaş, “2008 krizi ile birlikte dünya çok farklı sürece gitti. Dünyanın da en büyük ekonomisinden biri olan ABD’deki saldırının artçıları devam ediyor. Son 2 yılda ABD’deki düzelme ile birlikte az gelişmiş ülkelere de yansıdığını görüyoruz. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’deki büyümenin de çift hanelerden yüzde 6’lara düşmesinin dünya ekonomisini geriye götürdüğünü görüyoruz. Bizim ticaret yaptığımız ülkeler içerisinde petrol zengini ülkelerdeki petrol fiyatlarının azalması bizim ticaretimizi daraltma noktasına getiriyor. Bunu daha önce öngören Ekonomi Bakanlığı yeni yeni piyasalar araştırmak üzere yeni pazarlar, yeni gidilecek alanlar bulmak için gayret gösteriyoruz” diye konuştu.

    İhracat rakamlarını da değerlendiren Bakan Elitaş, “İhracatımızın belli bir hedeflere geleceğini hesap ediyoruz ama ne olursa olsun hesabı farklı şekillerde yapmamız gerekir. 2014 yılında Türkiye’nin ihracatı 157.6 milyar dolardı. 2015 yılında dünyanın 15.2 trilyon dolar, Türkiye’nin ihracatı ise 143.9 milyar dolardı. 2015 yılında 2014 yılına göre biraz iyileşti” dedi.