Etiket: Vermek

  • Ambulansa yol vermek isteyen araçlar birbirine girdi: 1 yaralı

    Kocaeli’nin İzmit ilçesinde ambulansa yol vermek için kavşakta bekleyen otomobil, önce karşı yönden gelen hafif ticari araca daha sonra halk otobüsüne çarptı. Kazada 1 kişi yaralandı.

    Kaza, İzmit ilçesi Atatürk Bulvarı mevkinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Sanayi Caddesi üzerinden Gazanfer Bilge Bulvarı istikametine girmekte olan Yıldıray Uzuner idaresindeki 41 NY 500 plakalı otomobil, Anıtpark kavşağında ambulansa yol vermek için manevra yaptı. Bu sırada Atatürk Bulvarı üzerinden İzmit merkezine gitmekte olan Sabri Yavuz idaresindeki 16 VV 589 plakalı hafif ticari araç, yola çıkan otomobile çarptı. Çarpmanın etkisiyle Yıldıray Uzuner idaresindeki otomobil savrularak kavşakta kırmızı ışıkta bekleyen Göksel Kula idaresindeki 41 J 0194 plakalı otobüsle kafa kafaya çarpıştı.

    Kazayı gören vatandaşların haber vermesi üzerine olay yerine 112 Acil Servis ekipleri sevk edildi. Kısa süre içerisinde olay yerine gelen ekipler ismi öğrenilemeyen bir vatandaşa olay yerinde ilk müdahaleyi yaptı. Hastaneye kaldırılan kişinin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Polis ekipleri kaza ile ilgili inceleme başlattı.

  • Kedi maskesiyle Valiliğe dilekçe vermek istediler

    Antalya’da hayvansever dernekleri, Alanya ilçesinde katledilen kedilerin failinin bulunup cezalandırılması için şikayet dilekçesi vermek üzere valiliğe geldi. Yüzlerinde kedi maskesi ile valiliğe girmek isteyen kadın hayvanseverler ile polis arasındaki diyaloglar gülümsetti.

    Antalya, Isparta, Burdur, Denizli, Kaş Platformu (A Platformu), Hayvanlar Eşittir Yaşam Derneği, Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER) üyesi 5 doğa ve hayvansever kadın, Alanya’daki kedi katliamlarının son bulması ve failin cezalandırılması için valiliğe dilekçe vermek üzere ek binaya geldi. Arama noktasından valiliğe yüzleri kedi maskesiyle girmek isteyen hayvanseverlere polis izin vermedi.

    “Kedi maskeli dilekçeye engel”

    Hayvansever Hediye Gündüz, maske ile izin verilmemesi üzerine polislere, “Kedi maskesi ile giriş yasak, bugün mart. Kediler dilekçe veriyor. Ben kedi olarak içeri gireceğim. Bu bir protesto değildir. Kedi dilekçe verecek. Ben bugün hem kedi hem insanım. Basın açıklaması yapmayacağız. Kediler dilekçe yazamadıkları için biz onların adına dilekçe yazıyoruz. Ben dilekçe vereceğim. Kedi bugün dilekçe veriyor. Kedice diye bir lisan var mı? Kedinin dilekçe verdiğini göstermek için bu maskeyi taktık. Biz kedilerin hakkını konuşan insanlarız. Bu bir etkinlik değil. Ben nasıl toplu durmayacağım. Belki hatıra fotoğrafı çektireceğim” dedi.

    “Maskeli yasak”

    Polis ise, “Dilekçe hakkınızı engellemiyoruz, her türlü eylem, protesto basın açıklaması yasak. Maskesiz dilekçenizi verebilirsiniz. Slogan açıklama olursa gözaltına alınırsınız” dedi. Karşılıklı konuşmaların ardından hayvansever ve doğaseverler maskesiz şekilde valiliğe dilekçelerini verdi.

    “Dilekçelerini verdi”

    Antalya, Isparta, Burdur, Denizli, Kaş Platformu Sözcüsü Hediye Gündüz, Alanya’da vahşi bir şekilde 60’a yakın kedinin katledildiğini söyledi.

    Bu vahşetin sona ermesi ve önlemlerin alınması için Antalya Valiliğine dilekçe verdiklerini kaydeden Gündüz, “Dilekçemizde talebimiz çok net. Öncelikle kedileri katleden kişinin bulunmasını istiyoruz. Bulunduğu zamanda kamuoyunun bilgilendirilmesini talep ediyoruz. Hayvanlara kötü muamele edenlere hapis cezası getirileceğinin ilgili bakanlıklar tarafından söylenmesine rağmen ama bir türlü uygulanmıyor. Bu da hayvan katliamlarının devam etmesini sağlıyor. Faillerin ceza almasını talep ettik. Valiliğimiz Çevre ve Şehircilik Bakanlığına dilekçemizi iletecektir” dedi.

    Gündüz, Alanya’da hayvanların sık sık zehirlendiğini, öldürüldüğünü hatırlatarak, bu ilçede önlemlerin arttırılmasını istedi.

  • Milletvekili Boynukara: “Terör eylemleri ile bize mesaj vermek istiyorlar”

    AK Parti Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara, son günlerde artan terör olaylarıyla verilmek istenilen mesajın, “Suriye ve Irak’tan çıkın” olduğunu kaydetti.

    Türkiye’de gerçekleştirilen terör eylemlerinde küresel istihbarat örgütlerinin olduğunu vurgulayan AK Parti Adıyaman Milletvekili Adnan Boynukara, Türkiye’nin bölgede ve dünyada söz sahibi olmasını istemeyen küresel güçlere dikkat çekti.

    Türkiye’nin 2009 yılından itibaren farklı ülkelerin hedefine konulduğunu kaydeden Adnan Boynukara, “Türkiye 2009’dan sonra farklı ülkelerin hedefine konulmuş bir ülkedir. 2009’ın nedenlerini hatırlamakta fayda var. 2008 sonunda Birleşmiş Milletlerde batı ittifakının dışına çıkarak oy kullandı. Bu önemli bir kırılma noktasıydı. İkincisi dünyada milyarlarca insanın içinden geçirdiği ancak yüksek sesle konuşmaktan kaçındığı bir dönemde Sayın Cumhurbaşkanımız açık bir şekilde dile getirdi. İsrail’in uyguladığı devlet terörünü kamuoyuna taşıdı. Onun ardından Türkiye AK Partiyle birlikte kendi iç sorunlarını halkıyla vatandaşıyla çözme yolunu tercih etti. ‘Türkiye bir şeyler yapıyor ve bizden habersiz yapıyor’ diye bakıyorlardı. Türkiye ilk defa insani yardım anlamında dünya birincisi oldu. Türkiye küresel vicdan oldu. Kendilerini dünyanın efendisi olarak görenlerini rahatsız etti.

    Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsında hedefe konulmaya başlandı. Aslında denemeleri Brezilya’da denediler ve başardılar. Ama Türkiye’de istedikleri oyunu oynayamadılar. Çünkü bu millet Recep Tayyip Erdoğan ve hükümete güveniyor.

    Bu olaylar üzerine MİT krizi yaşandı. Ardından çevre duyarlılığı üzerinden Gezi Kalkışması, ardından 17-25 Kalkışması yaşandı, ardından 15 Temmuz Kalkışması yaşandı. Bunların her biri başlı başına bir darbe girişimidir” dedi.

    Yaşanan terör eylemleri ile Türkiye’ye mesaj verilmek istendiğine dikkat çeken Boynukara, “Tüm darbe kalkışmaları boşa çıkınca DHKP-C gibi küçük terör örgütlerinin eylemleri ile ülke hedefe konulmaya başlandı. Bizim için terör örgütlerinin isimlerin ne olduğunun bir önemi yok. İstanbul Beşiktaş, Kayseri, İzmir’de ki eylemler gibi eylemler düzenleniyor. Bu eylemlerin arkasında küresel istihbarat örgütleri var. Eylemlerin tarzı, seçilen mekanlar, eylemlerde kullanılanlar ile bize mesaj vermek istiyorlar. Bize açık mesaj Suriye’den ve Irak’tan uzak durun diyorlar. Biz niye buralardayız buna bakmamız lazım. Bu ülkeler egemen devlet olsalar bizim burada bulunmak için hevesimiz yok. Yönetim boşluğu terör örgütleri tarafından dolduruluyor, bu terör örgütleri Türkiye’ye tehdit oluşturuyor. Kendi ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak için pozisyon alıyoruz. Bölgemizde kaosun derinliğini önlemek için Rusya ile görüşme trafiğine giriyoruz. Ama diğerleri bu görüşmeye karşılar ve kaosun devam etmesini istiyorlar. Kaosun faturası Amerika’ya değil, Avrupa’ya değil. Bu kaosun faturası bize kesiliyor. Bizi bundan vazgeçirmek için terör eylemleri yapıyorlar. Terör eylemlerinde taşeron örgütleri kullanıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin 200 yıllık makus tarihini değiştirmenin gayretinde olduklarını belirten Boynukara, “Biz vatandaşlarımızın can güvenliğini korumanın gayretindeyiz. Siz 100 eylemi önleseniz, çıkıp kamuoyuna biz bu kadar eylemi önledik diyemezsiniz. Ama bir eylemi kaçırırsanız üzücü bir durum ortaya çıkar. Umarız istihbarat ile kolluk kuvvetleri birlikte bu eylemleri sonlandırır. Şuan millet devletinin yanında, en ufak bir endişe kaygı söz konusu değil. Biz buradayız. Bu toplumun 200 yıllık makus tarihini değiştirmeyi amaçlıyoruz ve bunu gerçekleştireceğiz. Türkiye açısından geleceğin aydınlık olduğunu görüyorum” şeklinde konuşmasını tamamladı.

  • Soğuk havalar kilo vermek için fırsat

    Diyetisyen Mustafa Tilekli, soğuk havaların metabolizmayı hızlandırıcı özelliği sayesinde kilo vermek için bir fırsat olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

    Soğuk havaların gelmesiyle birlikte kıyafetlerin de kalınlaşmaya başladığını belirten Özel FBM Tıp Merkezi Estetik Kliniği Diyetisyeni Mustafa Tilekli, “Buna bağlı olarak eğer fazla kilolarımız varsa bu kilo algısı da kalın kıyafetlerle birlikte değişiyor. Kış mevsimi boyunca kendimizi olduğumuzdan daha hafif hissediyoruz. Bu duruma bir de hareket veya egzersiz kısıtlaması da eklenince hem kilo vermek yavaşlıyor hem de almak daha kolay hale geliyor. İnsanın doğası gereği kış aylarında vücudun yağ depolama eğilimi artıyor. Ancak bütün bunların yanı sıra soğuk havada vücudun kan akışı hızlandığı ve özellikle yağ dokusunun bu soğuk hava karşısında vücudun ısısını dengelemek için ekstra bir enerji harcama yoluna gitmesi dolayısıyla metabolizma hızında elle tutulur bir artış gözlemlenebilmektedir. Bu mevsimde bir yandan soğuk havanın getirdiği bu avantajı değerlendirirken diğer yandan soğuk algınlığından da korunuyor olmamız gerekir. Soğuk algınlığının en büyük sebebi soğuğun kendisi değil zayıflamış bir bağışıklık sistemidir” dedi.

    Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi içini tavsiyelerde bulunan Tilekli, “Bunun için herkesin rahatlıkla tüketebileceği ve gayet güzel sonuçlar alabileceği birçok gıda mevcuttur. Güçlü bir bağışıklık sistemi güçlü bir bağırsak sistemiyle sağlanabilir. O yüzden bağırsak sağlığımızı düzenlememiz çok önemlidir. Bunun için ise doğal antibiyotik niteliği taşıyan soğan ve sarımsağı daha sık tüketmeliyiz. Probiyotik desteği kullanmak bağırsak sisteminin daha sağlam olmasına katkı sağlar. Zencefil zerdeçal ve kişniş baharatları vücutta biriken ve hastalık oluşturabilecek mikropların kırılmasında çok etkilidir. Özellikle soğuk algınlığı başlangıcı varsa boğazdaki enfeksiyon başlangıcı için adaçayı-papatya ve karanfil üçlüsü ile hazırlanmış bir çayın ılık olarak tüketilmesi veya gargara yapılması enfeksiyonun artma riskini düşürecektir. Soğuk havanın içerdiği oksijen miktarı da fazladır. Yağlar ise sadece oksijen varlığında yakılıp enerjiye dönüştürüldüğünden soğuk havada yapılan egzersizler sayesinde harcanan enerji ve yakılan yağ miktarı arttırılabilir” diye konuştu.

  • Kan vermek sağlık açısından yararlı

    Mersin Halk Sağlığı Müdürü Dr. Aytekin Kemik, sağlıklı her bireyin düzenli olarak kan bağışında bulunması gerektiğini ifade ederek, “Kan bağışı yapmanın en önemli faydası hastayadır. Ayrıca kan bağışı yapmak birçok rahatsızlıkların da giderilmesine katkı sağlar” dedi.

    Kızılay Haftası dolayısıyla açıklama yapan Dr. Aytekin Kemik, Türk Kızılayı’nın kan, ilk yardım, afete müdahale, sağlık, sosyal hizmetler, gençlik ve gönüllülük çalışmaları ile eğitim alanlarında hizmetler sunduğunu belirtti. Türk Kızılayı’nın, Türkiye’de ve dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen doğal afetler sonrası, devlet kurumlarına destek görevi görerek afetzedelere, acil barınma ve acil beslenme hizmeti de sağladığını vurgulayan Kemik, afet sonrası yerleşim sistemleri, battaniye, giyim eşyası, gıda maddesi, sıcak yemek, sağlık yardımı yaparak afetzedelere destek olduğunu kaydetti. Kızılay’ın Türkiye’de kan hizmetlerinin kurulup geliştirilmesi gibi önemli bir görevi de üstlendiğinin altını çizen Kemik, “Kan vücut dışında üretilemeyen bir doku olup tek kaynağı şu an için sağlıklı bağışçılardır. Kan bileşenlerinin raf ömrü kısa olduğundan düzenli olarak kan bağışına ihtiyaç duyulmaktadır. Kaza sonucu oluşan yaralanmalar, vücudun kan üretememesi ya da ameliyatlar nedeniyle kana ihtiyaç duyulmaktadır. Kan acil değil sürekli bir ihtiyaçtır. Bağış yapılırsa acil durumda aranmasına gerek kalmamaktadır. 50 kilogram üzerinde, 18-65 yaş aralığında bulunan, bulaşıcı hastalığı veya riski bulunmayan her insan kan bağışında bulunabilir. Sağlıklı bireyler için erkeklerde bağış aralığı 90 günde birdir. Kadınlarda ise bağış aralığı 120 günde birdir. Tüm sağlıklı kişilerin yılda 2 kez bağış yapması halinde ülke ihtiyacının tümüyle karşılanabileceği düşünülmektedir” şeklinde konuştu.

    Kan bağışı birçok hastalığı giderebiliyor

    Kan bağışının toplumsal yardımlaşmanın en önemli noktalarından biri olduğuna dikkat çeken Kemik, “Kan bağışçısına manevi olarak doyum sağlar, tanımadığı bir kişinin hayatını kurtarmak bağışçıyı mutlu eder. En önemli faydası ise hastayadır. Bunun yanında kan bağışında bulunmanın, kandaki yağ oranının düşmesine, kemik iliğinin yağlanmasının önlenmesi ve sürekli kan yapımının canlı tutulmasına, kan bağışından sonra yeni hücrelerin hemen dolaşıma katılarak kişinin daha zinde hissetmesine, kalp krizi ihtimalinin azalmasına, vücuttaki toksitlerin atılmasına, kan veren kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesine katkı sağlayacağı belirtilmektedir. ’Benim kan grubum çok bulunan bir grup, ihtiyaç yoktur’ düşüncesi toplumumuzda sık görülmektedir. Kan gruplarının sıklığına göre orantılı olarak hastalara kullanılan kanın gruplarında da ihtiyaç yoğunlaşmaktadır. Bağış konusunda duyarlılık oluşmadığı ve bu şekilde düşünüldüğü zaman en sık bulunan kan gruplarında bile ihtiyaç artmaktadır” ifadelerini kullandı.