Etiket: vermediler

  • Bakan Demircan: “Biz Türkiye olarak gidip Filistin’deki yaralıları alamadık, vermediler”

    Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, “Biz Türkiye olarak gidip Filistin’de ki yaralıları alamadık vermediler. İlaç, cihaz gönderelim dedik, doktor gönderelim dedik ona da izin vermediler“ dedi.

    Ramazan ayının 3’üncü gününde İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü iftar programı düzenledi. Beykoz’daki Hidiv Kasında düzenlenen iftar programına Sağlık Bakanı Ahmet Demircan ile birlikte İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu’nun yanı sıra sağlık yöneticileri ve çok sayıda sağlıkçı katıldı. Kuranı Kerim Tilavetiyle başlayan programda ezanın okunmasıyla vatandaşlar oruçlarını açtı.

    “Yüz yıl sonra yine geldiler ve coğrafyada değişiklik yapmak istiyorlar”

    İftar programında konuşan Bakan Demircan, “Türkiye öyle bir coğrafyada bulunuyor ki bu coğrafyanın özelliği şudur desem fazla iddialı bir şey söylemiş olmam. Bu coğrafyanın özelliği burada zayıf devlet yaşamaz. Güçlü olmak zorundayız. Bakın 100 yıl önce yaşadığımız büyük yıkımı bağımsızlık savaşımızla taçlandırarak geriye durdurduk. Bağımsız ülke olarak tarih sahnesinde yerimizi aldık. Ama yüz yıl sonrasında yine geldiler ve coğrafyada bir takım değişiklikler yapmak istiyorlar. Bu coğrafyada Türkiye’den başka da bu saldırıyı savuşturabilecek, başka da ülke yok. Türkiye ve bizler bu ülkeyi daha fazla güçlendirmek için daha fazla çalıştırmak zorundayız. Daha fazla birlik ve beraberliği sağlamak zorundayız” dedi.

    “Yeni sistem Türkiye’nin daha hızlı kalkınmasını sağlayacak”

    24 Haziran seçimleriyle ilgili konuşan Bakan Demircan, “Yeni bir döneme giriyoruz. Aslında bu döneme 2017 Nisan ayında Türkiye’de halkımıza parlamenter sistem, ikide bir darbe üreten vesayetin yeşerdiği bu sistemden çıkıp Cumhurbaşkanlığı sistemine geçelim mi diye sorduk. Milletimiz evet dedi. Erken seçimle milletimizin 2017 yılında aldığı kararı fiiliyata geçirmek uygulamaktır. Türkiye 24 Haziran’da vereceği bu kararla darbe vesayet tarihini kapatacak, Türkiye güçlü iktidar, güçlü parlamento ve millet iradesi bağımsız yargı dönemine girmiş olacak. Bu da ülkemizin daha hızlı kalkınmasını getirecek. Mevcut sistem bürokratik oligarşiye açık bir sistem. İnanın Türkiye 16 yıllık istikrarlı dönemde, bugün bulunduğu noktadan daha iyi noktaya ulaşacak kalkınmayı sağlayabilirdi. Biliniz ki bu bürokratik oligarşi anlayış Türkiye’ geçirdiği 16 yıllık süreç içerisinde kalkınmasına müsaade etmedi. Bu anlayışın yapının düzeltilmesi Türkiye’nin daha hızlı kalkınmasını sağlayacak. Onun için belirsizlik dönemini sonlandırıp millet iradesinin devlet yönetiminde daha etkin olacağı yeni modele geçeceğimizi bekliyoruz” diye konuştu.

    “Biz Türkiye olarak gidip Filistin’deki yaralıları alamadık, vermediler”

    İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulümle ilgili konuşan Bakan Demircan, “Yaralılara yardım etmemize müsaade etmediler. Biz Türkiye olarak gidip Filistin’de ki yaralıları alamadık vermediler. İlaç, cihaz gönderelim dedik, doktor gönderelim dedik ona da izin vermediler. Bu zülüm elbet bitecek, konuşmamızın başladığı yere dönüyorum. Güçlü olacağız, birliğimizi ve beraberliğimizi koruyacağız. Mazlumların ellerinden tutacağız” şekilde konuştu.

  • Engellerinin hayatlarını karartmalarına izin vermediler

    Diyarbakırlı İlknur Kudret Fenerci sonradan, yakın arkadaşı Hatice Yeşil ise doğuştan görme engelli. Engellerinin hayatlarını karartmalarına izin vermeyen Fenerci ve Yeşil, açıköğretimden lise eğitimlerini tamamladı. Fenerci, görme engeline rağmen katıldığı cirit atma şampiyonasında Türkiye birincisi, judo şampiyonasında ise Türkiye ikinciliğini kazandı. İki arkadaşın da ortak hedefi, kendi ayakları üzerinde durup topluma faydalı birer birey haline gelmek.

    Diyarbakırlı İlknur Kudret Fenerci, lise birinci sınıfa kadar her iki gözünü de kullanabiliyordu. Lise birinci sınıfta 23 Nisan kutlamalarında güneş altında kaldığı için sağ gözünde kanama meydana gelen Fenerci, acilen ameliyata alındı. Gözünün kurtarılması içini yapılan tüm operasyonlar başarısızlıkla sonuçlandı ve İlknur Kudret Fenerci, sağ gözünü tamamen, sol gözünü ise yüzde 50 oranında kaybetti. Yaşadığı olay nedeniyle okulunu yarıda bırakan Fenerci, bir süre hiç kimse ile görüşmek istemedi. Hayatının en güzel günlerinde gözünü kaybeden Fenerci, bir süre sonra görme engelinin hayatını karartmasına izin vermeyerek açıköğretim lisesine kaydını yaptırdı. Buradan lise diplomasını alan Fenerci, daha sonra spora yöneldi ve çeşitli dallarda derece almayı başardı.

    Hatice Yeşil de tıpkı İlknur Kudret Fenerci gibi görme engelli. Hatice’yi İlknur’dan ayıran fark ise, doğuştan görme engeli ile dünyaya gelmesi. Sağ gözü tamamen görmeyen, sol gözü ise yüzde 10 oranında gören Hatice, ailenin izin vermemesi ve toplumsal bakış nedeni ile uzunca bir süre yalnızlığa mahkum edildi. Bir süre hayatına böyle devam eden Hatice İle İlknur, Altı Nokta Körler Derneği Diyarbakır Şubesi’nde tanışarak yakın arkadaş olmaya başladı. Buradan aldığı eğitimle açıköğretim sınavlarına giren Hatice, lise eğitimini tamamlamayı başardı.

    Hayallerini gerçekleştirmeye bir adım kaldı

    İlknur ve Hatice, MEKSA Vakfı’nda verilen çocuk gelişimi ile büro ve ev temizliği kursuna yazıldı. Çocuk gelişimi kursuna yazılan İlknur ile büro ve ev temizliği kursuna yazılan Hatice, kursa birlikte gelerek birbirlerine destek olmaya devam etti. Görme engelleri nedeniyle toplumdan defalarca dışlanan ve günlük yaşantılarında büyük zorluklar çeken iki arkadaş da buradan alacakları girişimcilik belgesi ile dışlandıkları toplum için yararlı birer bireyler haline gelecek.

    “İlk başlarda engelimden dolayı utanıyordum”

    Hayatı ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan İlknur Kudret Fenerci, engelinin lise birinci sınıfta 23 Nisan etkinliklerinde yaşadığı göz kanamasının ardından ortaya çıktığını söyledi. Fenerci, “Gözümde kanama oluştu ve acilen ameliyat oldum, sağ gözümü kaybettim sol gözüm de yüzde 50 oranda görüyor. Normal lise bire kadar okulumu okudum. Ameliyatlardan sonra açıköğretim sınavlarına devam ettim. Ailem ilk başlarda destek vermedi, yapamazsın sınavları geçemezsin dediler ama ben hırs yaptım ve devam ettim. Lise diplomamı da aldım ve şu an üniversiteye hazırlanıyorum. Engelimin ilk dönemlerinde kendimi eve kapatmıştım, topluma çıkmıyordum, utanıyordum. Akrabalara bile gitmiyordum, kimseyle göz göze bakamıyordum gözlerimi hep kaçırıyordum, engelimden dolayı utanıyordum. Sonra Altı Nokta körler Derneği ile karşılaştım, buradaki arkadaşlarım vasıtası ile hayata bağlandım. Daha sonra Diyarbakır Görme Engelliler Spor Kulübü ile tanıştım orada da arkadaş çevrem oldu. İki branşım oldu, her iki branşta da başarılı oldum. Judoda Türkiye ikincisi atletizm cirit atmada Türkiye birincisi oldum. bu başarılarımdan dolayı kendimle gurur duyuyorum ailem de artık benimle gurur duyuyor. MEKSA Vakfı’nın çocuk gelişimi bölümüne geldim. Burada kurs görüyorum, eğitim görüyorum. Artık topluma rahatlıkla girebiliyorum. Ben de topluma faydalı bir şeyler yapmak istiyorum. Engelimi kendimde engel olarak görmüyorum, iyi bir eğitici olmak istiyorum. Toplumumuzun da bizim gibi engellilere destek olmalarını çok istiyorum, özellikle aileler destek versinler. Engelli kardeşlerimiz de kendilerini eve kapatmasınlar, eve hapsetmesinler” dedi.

    “En büyük hayalim bir işimin olması”

    Doğuştan görme engelli Hatice Yeşil ise gözünün görmemesinin kendisine bir çok konuda engel olduğunu yine de en büyük engelin insanın kalbi ve beyninin olduğunu söyledi. Yeşil, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Uzun yıllar evdeydim sonra Altı Nokta Körler Derneği ile tanıştım, burada görme engelliler okulunda kursa gittim, ilkokul ortaokul ve lise eğitimimi burada tamamladım. Engelim bana hiç zorluk çıkarmadı, kendimi engelli olarak görmedim ama toplumun bize bakışının farklı olmamasını istiyorum. Hiç kimse kendi hayatının garantisini veremez. Herkes yaşayabilir bu durumu. Bir arkadaşımın tavsiyesi ile bu kursa geldim ev e kurum temizliğine. Engelli arkadaşlarım kendilerini eve kapatmasın hepimiz bireyiz ve bir şeyler yapabiliriz. Benim en büyük hedefim bir işimin olması onun için çabalıyorum ve çabalamaya devam ediyorum, kendi ayaklarımın üzerinde durmak istiyorum. Kimse kendini eve hapsetmesin, diğer engelli arkadaşlarım da bu tür etkinliklere yazılsın, ailelerine de sesleniyorum onların hayatlarına müdahale etmeyin.”