Etiket: Veriyor

  • Küçükcan: “Türkiye Dünyaya İnsanlık Dersi Veriyor”

    AK Parti Adana Milletvekili Prof. Dr. Talip Küçükcan, Türkiye’nin yürüttüğü ‘insani diplomasi’ ile mazlum milletlerin yanında olduğunu ve bu amaçla 2014 yılında çeşitli ülkelere 6.4 milyar dolarlık kalkınma yardımı yaptığını söyledi.

    Milletvekili Küçükcan yaptığı açıklamada, Türkiye’nin dış politika öncelikleri arasında yer alan insani yardımların 3.6 milyar dolarının kamu kurumlarından, 2.8 milyar dolarının ise sivil ve gönüllü kuruluşlardan ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını belirtti.

    Türkiye’nin mazlum milletlerin yanında yer aldığını, açlık ve yoksulluğun giderilmesi, çatışma ve iç savaşların çözümlenmesi için gayret ettiğini belirten Küçükcan, BM ve benzeri kuruluşların etkin çalışmadığını, adil ve müreffeh bir dünyanın kurulması için yeterince çalışmadığını ifade etti. Küçükcan, açıklamasında “Türkiye, özellikle AK Parti iktidarları döneminde insani diplomasiye öncelik vermiş ve geniş kaynaklar ayırmıştır. Bugün en çok insani yardım yapan ülkeler listesinin en üst sıralarında yer alıyoruz. Sadece devlet kurumlarımız değil, sivil toplum kuruluşlarımız da pek çok ülkede dertlere deva bulmak için faaliyet gösteriyor. Bu da Türk insanının vicdanın ne kadar duyarlı olduğunu ve halkımızın cömertliğini gösteriyor. Ne yazık ki aynı duyarlılık medeni denilen dünyada görülmüyor. Mülteci krizinde bunun trajik örneklerini görüyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE MÜLTECİLERE HAYAT ÖPÜCÜĞÜ VERDİ”

    Her gün batı ülkelerine ulaşmak için çabalayan kaçak göçmen haberleri ve batan botlarda kaybedilen hayatlara ilişkin üzücü bültenlere tanıklık edildiğine işaret eden Küçükcan, dünyanın gözü önünde büyük bir trajedi yaşandığını ve buna da duyarsız kalındığını söyledi. Türkiye’nin Suriye’deki iç savaştan kaçan 2,5 milyon Suriyeli mülteciye kapısını açarak hayat öpücüğü verdiğini de belirten Küçükcan, “Türkiye sınırlarını açmayıp, kapılarını kapalı tutsaydı bu kitlenin büyük bir kısmı Suriye rejimi saldırılarının ve katliamlarının hedefi olacak ve bugün hayatta olmayacaktı. Maliyetinin yüksek olacağını bile bile Türkiye kapılarını açtı. Bu sayede milyonlarca Suriyelinin hayatı kurtarılmış oldu. Türkiye kapısını açarken etnik, dini ve mezhepsel ayrım da yapmadı. Araplar, Kürtler, Sünniler, Yezidiler ve Nusayriler hiçbir ayrım gözetmeksizin güvenli ortamlara kavuşturuldu. Mültecilerin bir kısmı kamplara alınırken bir kısmı da kendi imkanları ile hayata tutundu. Şimdi bu insanlarım bir kısmı Avrupa ülkelerine gitmek istiyor. Ancak Avrupa kalın bir duvar örerek mültecileri sınırlarına yaklaştırmamaya çalışıyor” şeklinde konuştu.

    “BATI VE İSLAM DÜNYASI DAHA DUYARLI OLMALI”

    Her batan göçmen ve mülteci teknesi ile hayatların söndüğünü, umuda yolculuğun ölüm yolculuğuna dönüştüğünü söyleyen Talip Küçükcan, şunları kaydetti:

    “Her batan tekne ile insanlık ve medeniyet de batıyor. Buna seyirci kalmamalı uygar dünya. Şu ana kadar Türkiye bütün dünyaya bir insanlık dersi verdi ama ne İslam dünyası ne de batı mültecilere hayat alanı açacak projelere açık olmadı. İslam dünyası kardeşlik hukukunu unutmuş gibi derin bir sessizliğin içinde. Batı ise kendi çıkarlarını önemsediği için mülteci krizine duyarsız kaldı. Mülteciler Avrupa sınırlarına dayanınca da cılız bir ilgi uyandı. Avrupa’da insan hayatı değerlidir ve kutsaldır denir ama söz konusu Suriyelilerin hayatı olunca aynı hassasiyet gösterilmiyor. Artık hem İslam dünyası hem de batı bu konuda daha duyarlı olmalıdır. İnsanlık, medeniyet, ahlak ve vicdan da bunu gerektirmektedir.”

  • Magandalar Zarar Veriyor

    Ordu’nun Fatsa ilçesinde magandalar duvarları boyalarla kirletiyor ve şehir mobilyalarına zarar veriyor.

    İlçenin sahil kısmında bulunan oturma bankları ve mimarı yapılara kimliği belirsiz kişiler tarafından sprey boya ile çeşitli yazılar yazılıyor. Şehir mobilyalarına zarar veren magandalar, çevre kirliliğine de yol açıyor. İlçe sakinlerinden Emrah Kurt, “Fatsa sahilimiz Karadeniz Bölgesi’nin en güzel sahilleri arasında yer alıyor. Bu anlamda buraya zarar veren kişileri kınıyorum. Zarar veren kişileri tespit edersek hemen yetkililere haber vereceğiz. Herkesi duyarlılığa davet ediyorum” dedi.

  • Hastanenin Ek-1 Hizmet Binası Yeşil Alan Hizmeti Veriyor

    Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek-1 hizmet binasında (82. Yıl Devlet hastanesi) enjeksiyon ve pansuman işlemleri saat 16:00-21:00 arasında hizmet vermeye başladı.

    Daha önceden Ek-1 hizmet binasında saat 09:00 ile 16:00 saatleri arasında semt polikliniği hizmeti ve enjeksiyon ve pansuman hizmetleri veriyordu. Hastane Yöneticisi Yrd. Doç. Dr. Fatih Doğan, bu tür yeşil alan müdahaleleri için 400 Yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesiyle beraber Ek-1 hizmet binasının da 16:00 ve 21:00 saatleri arasında pansuman enjeksiyon ve yeşil alan hizmetleri verildiğini açıkladı.

  • (Özel Haber) Antika Saatlere Hayat Veriyor

    Balıkesirli Makina Mühendisi Hasan Cengiz Sarıca, temin ettiği bozuk ve antika saatlerin mekanik ve ahşap kısmını yenileyerek hayat veriyor.

    Balıkesir’de mesleğinden emekli olduktan sonra bit pazarında dikkatini çeken bir saati satın alan Hasan Cengiz Sarıca’nın hayatı tamamen değişti. Aldığı saati tamir edip kullanan ve bugün yüzlerce antika saate hayat veren Sarıca, antika saatlerin tamirine bir tutku ile başladığını söyledi. Şu anda 500’ün üzerinde antika saati olduğunu ifade eden Hasan Cengiz Sarıca, mekanik yapıyla çalışan saatlerin mesleği ile bağlantısı olduğunu ifade etti.

    Türkiye’de antika ürünlere gerekli değerin gösterilmediğini ifade eden Sarıca, “Yurt dışından eğer bir saat alırsanız kesinlikle korunmuş durumda oluyor. Ama bizim belki de kültürel bir yanlışlığımız, hatta sakatlığımız diyeceğim. Geçmişe hiç bir saygı olmadığı için aldığım 10 saatten 9’u hurda geliyor. Burada kendi imkanlarımızla onarmaya çalışıyoruz. Artı birlikte çalıştığımız ustalar var. Onlar vasıtasıyla da bir şeyler yapmaya çalışıyoruz” dedi.

    Aldığı antika saatlerin yapım aşamasından da bahseden Hasan Cengiz Sarıca, “Mekanik kısımdaki bozuklukları gidermeye çalışıyorum. O hallolduktan sonra eğer ahşap kasalı bir saatse ahşap kısmının da restorasyonu yapılıyor. Saat sonra kullanılır hale geliyor. Mekanik saat ustalığı bitme noktasına geldi. Şu anda gerçek anlamda bir usta sıkıntısı çekiyoruz. Kendi gücümüz de yetmiyor” diye konuştu.

    “GERÇEKTEN PADİŞAHLAR HAKLIYMIŞ”

    Antika merakı ile ilgili ilginç bir detay veren emekli makine mühendisi Sarıca, “Hep Osmanlı padişahlarını merak ederdim. Adam cihan padişahı olmuş, her türlü imkanı var. Fakat geçer marangozluk yapar ya da ne bileyim gümüş işçiliği yapar. Kendi kendime ’bunu neden yapıyor’ derdim. Bunu kendim saatle ilgilenmeye başladığım zaman çok net anladım. Müthiş dinlendirici bir şey böyle bir hobi. Bu bende saat olarak çıkar başka birinde farklı bir şey olarak. Fakat kendi mesleğinin dışında uğraştığın zaman senin ruhunu, beynini deşarj edebilecek hobi müthiş bir şey. Gerçekten Padişahlar haklıymış. Orada adamlar bütün yönetimin, yaşamın verdiği sıkıntıyı ufacık atölyede atabiliyormuş. Türkiye’de Osmanlı da dahil olmak üzere ciddi anlamda bir saat üretimi yok. Avrupa bu konuda çok daha ileride” şeklinde konuştu.

    Antika saatlerin tamirini yapmaya başladığında saati sökmeyi dahi bilmediğini belirten Hasan Cengiz Sarıca, “Ben ilk başladığım zamanlarda gerçekten saati sökmeyi bile zor bilen bir insandım. Mühendislik eğitimi almış olabilirsin ama bu ustalık isteyen bir iştir. Çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerinden geçerek gelebileceğin bir şeydir. Hala da çok iyi bir saat tamircisi değilim. Ama zamanla kendimiz yapar hale geldik” dedi.

    Antika sektöründe sadece son bir kaç yıldan beri aktif olduğunu söyleyen Sarıca, “Antika sektöründe yıllarını vermiş bir insan değilim. Ama şunu gördüm. Antika sektöründe harikulade bir ağ var. Hiç ummadığınız bir adam Kahramanmaraş’tan sizi arayabiliyor ’sen saat topluyor muşsun, elimde şöyle saat var’ diye gönderebiliyor. Kulaktan kulağa yayılan harikulade bir zincir var. Onun vasıtasıyla da hem Türkiye’den hem de yurt dışından saat temin edebiliyorum” ifadelerini kullandı.

    Cuzi miktarda aldığı bozuk ve antika saatlere yüksek meblağda para harcayarak yeniden hayat veren Hasan Cengiz Sarıca, “Bit pazarında çok berbat bir durumda saati çok uygun bir fiyata alırsınız. Tamir edebilmek için ciddi bir rakam yatırırsınız. 50 liraya aldığınız bir saati eğer çok nadir bir saatse çok ciddi bir fiyata satabilirsiniz” dedi.

    İşini sadece hobi olarak yaptığını ve ticareti düşünmediğini belirten Sarıca, “Sadece hobi. Ticarete dökülecek kadar potansiyel olduğuna inanmıyorum Türkiye’de. Mekanik saatten çoğu kişi sesinden bile rahatsız olur. Hoşuma giden bir şey oldu geçtiğimiz günlerde. Kış saatine geçiş uygulamasında millet ’saat kaç’ derken benim mekanik saatlerin hepsi eski saati gösteriyordu en ufak bir sıkıntı yaşamadım” dedi.

    “SAATLER GEÇMİŞİ YAŞATIYOR”

    Antika saatler için “Geçmişi yaşatıyor” diyen Sarıca sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Geçmişin sırdaşıdır saatler. Bu çok önemlidir. Düşünün bir yatak odasında bile, ya da ne bileyim salonunuzda duran saat sizden önce babaannenizde, dedenizde duran saat, yılların birikimini taşır. Yani saatin böyle güzel bir şeyi var. Belki de antikanın genelinde bu var. Geçmişin izlerini yaşıyorsunuz. Baktığınızda o yılları tamamen görebiliyorsunuz. Geçmişi tutuyorsunuz belki. Belki nostaljik bir beklenti, geçmişe özlem. Ama bütün yaklaşımım o. Saat özellikle zamanı kavramış bir cihaz ve geçmişten bugüne size zaman yolculuğu yaptıran bir makina.”

  • Asistan Doktorlar Hem Hizmet Veriyor, Hem Eğitim Görüyor

    Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye’de yeni başlatılan uygulamaya Bursa Kamu Hastaneleri Birliği de katıldı. Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği’nde görev yapan asistan doktorlar, Bağlaraltı Eğitim Aile Sağlığı Merkezi’nde sağlık hizmeti verip, eğitim alıyor.

    Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Bursa Halk Sağlığı Müdürlüğü arasında imzalanan protokolle Türkiye’de 3. olarak Bursa’da başlatılan Bağlaraltı Eğitim Aile Sağlığı Merkezi ile Eğitim ASM uygulaması, Aile Hekimliği Kliniği eğitim görevlisi Doç. Dr. Hakan Demirci koordinatörlüğünde gerçekleşiyor. Demirci, asistan eğitimlerinin Aralık 2013 tarihinden itibaren verilmeğe başlandığını ve o tarihten bugüne 13 tam zamanlı ve 20 yarı zamanlı olmak üzere toplam 33 uzmanlık öğrencisinin eğitim aldığını ifade etti. Demirci, aile hekimliği uzmanlık eğitiminin toplam 36 ay olduğunu ve bunun 18 ayının hastane içi rotasyonlardan, geri kalan 18 ayınınsa ASM’lerde verilen saha eğitiminden oluştuğunu belirtti.

    Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi yöneticisi Doç. Dr. Murat Tutanç ise, Bağlaraltı Eğitim Aile Sağlığı Merkezi’nde halen iki aile hekimliği uzmanlık öğrencisinin görev yaptığını, Bursa’nın bu sisteme dahil olan üçüncü il olduğunu söyledi.