Etiket: Veriyor

  • Öğrenciler Sokak Çocuklarının Sesine Kulak Veriyor

    İSTANBUL (İHA) – Maltepe Üniversitesi Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar Uygulama ve Araştırma Merkezi, risk altındaki çocukların rehabilitasyonlarını ve toplumla yeniden buluşmalarını hedefleyen projeler geliştiriyor. Öğrencilerin aktif katılımıyla çalışmalara imza atan merkezin gündemde şu sıralar; okul terki riskiyle karşı karşıya olan çocukların eğitim hakkını kaybetmemeleri konusu bulunuyor.

    Türkiye’yi temsilen ‘Uluslararası Sokak Çocukları Koalisyonu’nda yer alan tek kuruluş olan Maltepe Üniversitesi Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar Uygulama ve Araştırma Merkezi (SOYAÇ), sokakta yaşayan, çalışan, cezaevinde olan ve risk altında bulunan çocuklar ve onların aileleri için projeler yürütüyor. Çocukların rehabilitasyonlarını ve toplumla yeniden buluşmalarını hedefleyen merkez, başta Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümleri öğrencilerinin aktif olarak katıldığı çeşitli projeleri hayata geçiriyor. Şimdilerde okul terki riskiyle karşı karşıya olan çocuklara yönelik bir projeye imza atan SOYAÇ, riskli gruplardaki çocukların eğitim sisteminde kalmalarını amaçlıyor. Bu kapsamda okullarla işbirliği içinde çalıştıklarını belirten SOYAÇ Müdürü Yrd. Doç. Dr. Özden Bademci, “Eğitim, önemli bir haktır ve bu nedenle okul terki riskiyle karşı karşıya olan çocukların eğitim hakkını kaybetmemeleri için çalışıyoruz. Onların eğitim sisteminde kalmaları için projeler yürütüyoruz. Çünkü bu çocukların okulda olmaları gerekiyor. İşlevselliği bozulmuş ailelerden gelen çocukları tutabilecek onların toplum dışına itilmelerini engelleyecek aileden sonra başlıca kurum okuldur. Araştırmalar okulların çocukların sokağa ya da suça sürüklenmelerinde etkili rol oynayabileceklerini göstermektedir. Bu nedenle ‘Okul Önemlidir’ prensibiyle şu anda okullarla işbirliği içinde çalışıyoruz” diye konuştu.

    BAŞARILI UYGULAMALAR TAKİP EDİLİYOR

    SOYAÇ’ın çalışmaları hakkında bilgi veren Özden Bademci, “Uluslararası Sokak Çocukları Koalisyonu’nda Türkiye’den yer alan tek kuruluş olan SOYAÇ’taki projelerimiz kapsamında alandaki uygulamacılarla birlikte çalışma imkanımız oluyor. Dünyadaki başarılı uygulamaları yakından takip ediyoruz ve araştırmacıları üniversitemize davet ediyoruz. Uygulama projelerimizi, eğitim ve konferanslarla da destekliyoruz. Amacımız, çocukları rehabilite etmek ve toplumla yeniden buluşmalarını sağlamak” ifadelerini kullandı. Bademci, sokakta yaşayan çocuklar için etkili bir müdahale yöntemi geliştirdiklerini çalışmalarının önemli bilimsel dergilerde yayımlandığını belirtti.

    “HAYATA TUTUNUYORLAR”

    Projede yer alan çocuklarda önemli değişimlerin gözlemlendiğini ifade eden Özden Bademci, “İhmal, istismar mağduru, olumsuz yaşantılara sahip, çaresizlik, umutsuzluk, değersizlik duyguları içinde olan ve bu nedenle de son çare olarak kendisini sokakta bulmuş olan çocuklardan bahsediyoruz. Biz onların yeniden kendilerini iyi hissederek toplumun bir parçası olabileceklerine inanmalarını ve bu gücü kendilerinde hissetmelerini sağlıyoruz. Bunu yaparken de onları, kendilerine yakın yaş grubundaki öğrencilerle bir üniversite ortamında bir araya getiriyoruz. Projenin sonunda ise hayata nasıl tutunduklarını, yeniden umut etmeye başladıklarını ve planları olduğunu görüyoruz. Onların büyük bir bölümü de şu anda hayatlarını kurtarmış durumda” dedi.

    BU İŞTEN EN KARLI ÇIKAN GRUP: ÖĞRENCİLER

    SOYAÇ’taki projelerde görev alan öğrencilerden de olumlu geri dönüşler aldıklarına söyleyen Özden Bademci, “Düzenli eğitimlerle ve süpervizyonlarla desteklenen öğrencilerimizle birlikte bir üniversite ortamında çocukların rehabilitasyonları için çalışıyoruz. Öğrencilerimiz, ‘Bu işten en karlı çıkan biziz’ diyor. Çünkü bu projeler sadece mesleki anlamda değil, sosyal ve duygusal gelişimlerine de katkı sağlıyor. Öğrencilerimizin toplumsal meselelere duyarlı duyarlı ve aktif bir yurttaş olmalarını, sosyal sorunlarla ilgilenmelerini ve birinin üzerinde olumlu anlamda değişiklik yapabilmenin etkisiyle hayata daha güçlü bağlandıklarını gözlemliyoruz” diye konuştu.

  • ‘Mezobotoks, Doğal Bir Görünüm Veriyor’

    Uzmanlar, ünlülerin tercih ettiği medikal uygulamaların başında geldiği belirtilen mezobotoks enjeksiyonunun, daha doğal ve etkili sonuçlar alınmasına fayda sağladığını ifade ediyor.

    Mezobotoks uygulamasına talebin yoğun olduğunu gözlemlediğini söyleyen Estetik International Sağlık Grubu doktorlarından Mustafa Kemal Ataönder, mezobotoks hakkında açıklamalarda bulundu:

    “Mezobotoks, derinin farklı tabakalarına enjekte edilen ve özellikle yüz ve boyun bölgesinde sonuçlar alınmasını sağlayan bir uygulamadır. Kırışıklıklar üzerindeki etkisinin yanı sıra nem, canlanma, ışıltı ve dolgunluk veren bir yapısı var. Mezobotoksu kasa uygulamıyoruz, bu sebeple en fazla korkulan mimik ve doğallık kaybı da bu vesileyle yaşanmamış oluyor. Aynı zamanda daha bireysel çözümlerle, ciltteki form kaybı nerede ise, o alanı hedef alarak enjeksiyonun yapılmasına olanak sağlıyor”.

    MEZOBOTOKS NASIL UYGULANIYOR?

    Mezobotoks uygulamasını aktaran Ataönder, “Cildi lokal anestezik kremle uyuşturduktan sonra hazırladığımız Mezobotoks kokteylini, sorunlu alanlara uyguluyoruz. Ortalama yarım saat süren işlem acısız uygulamadan hemen sonra günlük hayatınıza devam edebilirsiniz” diye konuştu. Ataönder, mezobotoksun vasıflı ve deneyimli doktorlar tarafından yapıldığı sürece son derece güvenli bir işlem olduğunun da altını çizdi.

    CİLT KALİTESİ ARTIYOR VE KIRIŞIKLIKLAR AZALIYOR

    Mezobotoksun yüz bölgesinin yanı sıra boyun bölgesindeki form kayıpları üzerindeki etkisini de anlatan Ataönder, “Mezobotoks gözenek boyutunu azaltmak ve cilt kalitesini artırmak için de faydalı bir enjeksiyondur. Aynı anda hem cildi besler, kalitesini artırır, hem de kırışıklıkların önüne geçer. İfadeleri azaltmaz, abartılı bir görünümle sonuçlanmaz. Özellikle dondurulmuş bir yüz ifadesi istemeyenler için son derece doğal bir etki yaşatır” dedi.

  • Osmek 33 Farklı Branşta Eğitim Veriyor

    Osmangazi Belediyesi’nin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle ücretsiz olarak düzenlediği OSMEK kursları başladı. Bu yıl 12 farklı merkezde 33 farklı branşta açılan kurslara 2 bin 200 kişi kayıt yaptırdı.

    Soğanlı Kültür Merkezi’ni ziyaret eden Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, kursiyerlere başarılar diledi. Osmangazi Kaymakamı Enver Ünlü, İlçe Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer ve Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ertekin Sevinç ile birlikte sınıfları gezen Dündar, OSMEK’e ilginin her geçen yıl arttığını söyledi. OSMEK kurslarının, sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerinden biri olduğunu söyleyen Dündar, “Bu yıl 12 farklı merkezde 100 sınıf açtık. Eylül ayında başlayan kayıtlarımız sona erdi ve ekim ayı ile birlikte eğitimlerimiz başladı. Açılan kurslara 2 bin 200 kursiyer katılıyor. Meslek sahibi olmak isteyen ya da hobi olarak bir meslek edinmek isteyen vatandaşlarımız gelip burada eğitim alarak, hayatına yeni bir heyecan katıyor. Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle düzenlediğimiz kurslarımızın sonunda başarılı olan kursiyerlerimize, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika veriyoruz. Bu sertifikayı alan kursiyerlerimiz hem kamuda, hem özel sektörde çok rahat iş bulabiliyor” dedi.

    Bilgisayar, muhasebe, el işi, hasta bakım, diksiyon, hat sanatı ve bağlama gibi 33 farklı branşta düzenlenen kursların 2015-2016 eğitim öğretim dönemi ile birlikte sona ereceğini ifade eden Başkan Mustafa Dündar, “İnsanların hayatında bir meslek sahibi olması çok önemli. Eğir bir kişinin mesleği varsa, onun işsizlik sıkıntısı ortadan kalkmış oluyor. Bu kurslarımızla vatandaşımıza meslek sahibi olma imkanı sunmuş oluyoruz. Dolayısıyla bir anlamda kursiyerlerimizi iş sahibi yapmış oluyoruz. Bu kursların böyle bir sosyal boyutu da var. Tabii buraya gelenler illa bir meslek sahibi olmak için değil, drama, gitar, keman, ney, dekoratif ahşap süsleme, bağlama gibi, boş zamanlarını değerlendirebileceği bir sanat dalıyla ilgili eğitim alabilir. Bu kurslar, aynı zamanda kişilerin özgüveninin gelişimine de katkı sağlayan birer araç. Bizler, belediye olarak onlara her türlü imkanı sunuyoruz. Öğretmenlerimiz Halk Eğitim Merkezi’nden geliyor. Ben bütün kursiyerlerimize, öğretmenlerimize şimdiden başarılar diliyorum” diye konuştu.

    Dündar, gezdiği sınıflarda kursiyerlerle sohbet edip, öğretmenlerden kurslar hakkında bilgi alırken, ziyaret ettiği hat sınıfında eline kamışı alıp hat sanatıyla yazmayı denedi.

    Bu yıl Soğanlı Kültür Merkezi, Emek Yakup Aktaş Kültür Merkezi, Akpınar Kültür Merkezi, Bağlarbaşı Kültür Merkezi, Haraççıoğlu Kültür Merkezi, Seyyid Usul Kültür Merkezi, Ördekli Kültür Merkezi, Namık Kemal hizmet binası, Altınova hizmet binası, Panayır hizmet binası, Demirtaş hizmet binası, Pınarbaşı hizmet binasında verilecek kurslar seçilen branşlara göre ortalama 2,5 ay sürecek.

  • Kemençeye Yarım Asırdır Hayat Veriyor

    Sürmene’de yarın asırdır kemençeye hayat veren Hasan Sancak, ürettiği kemençelerle tüm dünyaya Karadeniz’in sesini ve kültürünü duyuruyor.

    İlkokul 3.sınıfa giderken başlayan kemençe aşkını devam ettiren Hasan Sancak, Sürmene Belediye binasının yanında yer alan atölyesinde kemençe siparişi yetiştirmekte zorlanıyor. El emeği ile kemençe üreten 70 yaşındaki Hasan usta, Yurt içinin yanı sıra Yunanistan, Fransa ve Japonya gibi ülkelere de kemençe üretiyor. 58 yıldır yaptığı kemençeler bütün dünyaya ün salarken, hayatı birçok yerli ve yabancı belgesele konu oldu.

    Karadeniz’i izah eden en güzel enstrümanı ürettiğini ifade eden Hasan usta, Kemençeyi para kazanmak için değil Karadeniz kültürüne katkı sağlamak için ürettiğini belirtiyor.

    “EN UFAK HATA GÖRDÜĞÜM KEMENÇEYİ KİMSEYE SATMAM”

    Kemençenin kalitelisi el yapımı olduğunu belirten kemençe ustası Hasan Sancak, “Ben bu işi Karadeniz kültürüne hizmet olsun diye yapıyorum. Benim 3 tane mesleğim var burada para için çalışmıyorum. Benim yaptığım kemençe hiçbir ustanın yaptığına benzemez. Çünkü benim ustam yok da o yüzden. Ben bu mesleği kendi kendime öğrendim. En ufak hata gördüğüm kemençeyi kimseye satmam. Sürmene tarihini inceleyin, Sürmene’de kemençe imalat dükkanı açan kişi benim. Kemençeyi en erken 2 günde bitire biliyorum. Benim en uzun bitirdiğim kemençe ise 4 günde sürdü” ifadelerini kullandı.

    “KENDİMİ KEMENÇE KÜLTÜRÜNE ADAMIŞ BİR İNSANIM”

    Sancak, “Kemençenin en kalitelisi ise dut ağacından olur. Ama bu ağacın büyüdüğü yer de çok önemlidir. Ağacın büyüme koşulları kemençenin kalitesini oldukça fazla etkilemektedir. Eğer, dut ağacı sulak bir arasize büyümüş, erik ağacıda kıraç bir yerde büyümüş olduğunu varsayalım. Böyle olduğu zaman işler değişerek erik ağacı dut ağacından daha içi kalitede kemençe yapılır. Ben Kendimi Kemençe kültürüne adamış bir insanım” dedi.

    “MADDİ AÇIDAN YAPMIYOR, BU İŞİN HASTASIDIR”

    İstanbul’dan Sürmene’ye Hasan ustanın yanına ziyarete gelen Sabri Özkanca, “Hasan usta meşhur bir kemençe imalatçısıdır. Bu yüzden ben de ikinci kez yanına ziyarete geldim. En iyi kemençe sanatçısı olduğu için Sürmene’de Hasan ustayı parmakla gösterirler. En büyük kemençe sanatçıları da buradan gelip kemençe alırlar. Maddi açıdan yapmıyor, bu işin hastasıdır” şeklinde ifadeler kullandı.

  • “Zehirci Mehmet” 65 Yıldır Hizmet Veriyor

    Kastamonu’nun Hanönü ilçesi ile Sinop’un Boyabat ilçesinde “Zehirci Mehmet” adıyla açılan işyeri ilgi çekiyor.

    Hanönü ve Boyabat’ta iş yerleri bulunan Süleyman Çakırca, babası Mehmet Ali Çakırca’nın askerliğini bitirdiği 1950 yılından sonra boynuna taktığı, üzerinde “Zehirci Mehmet” yazan bir tahta ile ilçe ve köyleri dolaşarak haşere ilacı satmakla işe başladığını söyledi. Süleyman Çakırca, babasının gittiği her yerde, “Çakmak taşları, jilet bıçakları, bit, pire ilaçları zehirci Mehmet” geldi diye bağırdığı için adının ’Zehirci Mehmet’ olarak anıldığını söyledi.

    Çakırca, “Babam Mehmet Çakırca’nın 1955 yılında Boyabat, Durağan ve Hanönü ilçelerine açtığı dükkanlarla başladığı mesleğini devam ettiriyoruz. Tam 60 yıldır hatta seyyar çalıştığı yılları da sayarsak 65 yıldır zehir satıyoruz. Ama artık sadece haşere ilacı satmaya yetkimiz var diğer ilaçları artık satmıyoruz. Ailemle ’Zehirci Mehmet’ adını gücümüzün yettiği yere kadar koruyacağız” dedi.