Etiket: Veriyor

  • 6 Aylık Alpaslan Bebek Yaşam Mücadelesi Veriyor

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde alerji nedeniyle götürüldüğü hastanede verilen yanlış krem nedeniyle vücudunda yaralar oluştuğu iddia edilen 6 aylık bebek, yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor. Doktor ise, verilen kremin yan etkisinin olmadığını söyledi.

    Mesut ve Gülsüm Pehlivan çiftinin 6 aylık ikinci çocukları Alpaslan Pehlivan’ın geçtiğimiz hafta vücudunda alerji gören babası, bebeği Çorlu Devlet Hastanesi’ne götürdü. Burada bebeğe bakan çocuk doktoru, kan ve idrar tahlili isteyerek bebeği cildiye doktoruna yönlendirdi. Doktor damla ve krem verdi. Aile verilen ilaçlar kullanırken, bebeğin vücudunda yaralar oluştu. Tekrar hastaneye götürülen Alpaslan bebek, Tekirdağ Araştırma Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi’ne sevk edildi. Doktorun yanlış ilaçlar verdiğini öne süren aile, Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Baba Mesut Pehlivan, “23 Kasım’da oğlumun vücudunda alerjik belirtiler vardı. Bunun üzerine Çorlu Devlet Hastanesi’ne çocuk doktoruna götürdük. Doktor bizden idrar ve kan tahlili istedi. Bunların ardından bizi cildiye doktoruna gönderdi. Burada cildiye doktoru damla ile krem verdi. Bizde eve geldikten sonra verilen kremi alerji olan bölgeye sürdük. Çocuğumuzda kısa sürede yanık derecesinde yaralar oluştu. Hemen tekrar hastaneye gittik ve bizi Tekirdağ Araştırma Hastanesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi’ne sevk ettiler. Şimdi benim oğlum 5 gündür yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyor” dedi.

    Doktor hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen Mesut Pehlivan, “Benim içim yanıyor. Ben engelliyim, eşim görme engelli, içimiz yanıyor. Oğlumun sağlığına kavuşmasını istiyorum. Doktor hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundum. Ben sonuna kadar davamın arkasındayım. Bizim içimiz yandı, başkalarının yanmasın” diye konuştu.

    Bebeği muayene eden Çorlu Devlet Hastanesi Cildiye Uzmanı Dr. Salim Saçar ise, Alparslan bebeğin kendisine çocuk doktoru tarafından gönderildiğini, çocuğun vücudunda sulu kabarcıklar bulunduğunu belirterek, bunun üzerine ailesinin farklı mamaya geçtiklerini söyledi. Mama değiştiği için alerji yapmış olabileceğini ifade eden Saçar, verdiği “stileks jel” adlı ilacın sinek ısırığında, güneş yanığında ufak tefek olaylarda kullanıldığını ve bir yan etkisinin olmadığını kaydetti. Dr. Saçar, çocuğun tedavisinin takibini yapacaklarını sözlerine ekledi.

  • (Özel Haber) Üç Çocuğuyla Yaşam Mücadelesi Veriyor

    Mersin’de iki yıl önce eşinden ayrılan ve üç çocuğuyla ortada kalan Hacer Çalışkan, aylık 500 lira nafaka ve devlet yardımıyla yaşam mücadelesi veriyor. Astım, şeker, hipertansiyon ve böbrek hastası olan genç kadın, bir taraftan 2,5 yaşındaki oğlunun hastalıkları ve okuyan iki çocuğu, bir taraftan biriken faturalar ve ev kirasıyla rutubetli bir evde ayakta kalmaya çalışıyor.

    Mersin’in merkez Yenişehir ilçesinde, 15 yaşındaki lise öğrencisi oğlu Sinan, 12 yaşındaki 6. sınıf öğrencisi Simge ve 2,5 yaşındaki hasta oğlu Kaan Arda ile birlikte yaşayan 34 yaşındaki Hacer Çalışkan, 2 yıl önce başlayan zorlu yaşam mücadelesini İHA’ya anlattı. Barbaros Mahallesi 2124 Sokak’ta üç katlı bir binanın güneş görmeyen zemin katındaki evinde yaşam öyküsünü anlatan Çalışkan, fiziki şiddet gördüğü için iki yıl önce eşinden boşandığını ve üç çocuğuyla sokakta kaldığını söyledi. Ayrıldığında ailesini aradığını ancak, hiçbir destek görmediğini belirten genç kadın, “Ailem, ‘çocuklarını götür çocuk esirgemeye at, gel seni evlendirelim’ dedi. Ben çocuklarım olmazsa zaten yaşayamam. Benim yaşama sebebim çocuklarım. Çocuklarımı atmadım” dedi.

    “BİR AY PAKLARDA, İNŞAATLARDA YATTIK”

    Ailesinin, kendisine ve çocuklarına sırt çevirmesinin ardından zorlu günlerin başladığını dile getiren Çalışkan, “Ailemden hiç kimse sahip çıkmadı. O dönemde yaklaşık 1 ay sokakta kaldık, parklarda, inşaatlarda yattık. Daha sonra bizim durumumuzu görenler polisi arayıp anlatmışlar. Bizi alıp kadın sığınma evine götürdüler. Ailem biz bu evi bulduktan sonra beni arayıp sormaya başladı. Biz sokakta kaldığımız dönemde haberimiz yapıldı. Bu haberler çıktıktan sonra Kaymakamlık yardım etti ve bu evi o şekilde bulabildik” diye konuştu.

    ZORLU YAŞAM KOŞULLARIYLA MÜCADELE

    Hem kendisinin hem de 2,5 yaşındaki oğlu Kaan’ın birçok hastalıkla boğuştuklarını, şu an 350 lira kirayla oturdukları evin ise çok rutubetli olduğunu ifade eden Çalışkan, halı bile olmayan evdeki eski, kırık, dökük eşyaların tamamını da yardımla sağladıklarını anlattı. Çok zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiklerini söyleyen Çalışkan, “Benim astım, şeker, hipertansiyon hastalığım var. Şeker nedeniyle böbreğimin biri de etkilendi. Doktorlar 4 yıl önce, akciğerimin küçüldüğünü, bebek ciğeri kadar kaldığını söylediler. Kaan’ın da böbrek yetmezliği, bağırsak reflüsü ve bronşiti var, alerji nedeniyle süt ve süt ürünleri yasak. Kaan 2,5 yaşında ama hiç gelişmedi. Böbrek dokularında incelme, doku zedelenmesi, bir tarafında büyüme, bir tarafında küçülme var. O yüzden gelişmediğini söylemişlerdi doktorlarımız. Büyük oğlum Sinan’ın ise böbrek yetmezliği ve astımı var” şeklinde konuştu.

    Bütün bu hastalıkların üzerine hiç güneş görmeyen bir evde yaşamak zorunda olduklarını vurgulayan genç kadın, komşularından da bugüne kadar herhangi bir yardım görmediğini söyleyerek, “Ev çok havasız, çok kötü kokuyor ve çok rutubetli. İki yıldır burada oturuyoruz ve sürekli acile gidiyoruz. Bir halı bile yok, beton üzerindeyiz. Soba da yok. Bu da sürekli hem çocuklarımın hem benim hastalanmamıza yol açıyor. Ancak bir elektrik sobasıyla ısınmaya çalışıyoruz. Elektrik de kesilirse o da yok bizim için” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETTEN BAŞKA GİDECEK YERİMİZ YOK”

    Çalışkan, “İnsan muhtaç olmasa kaymakamlığa, valiliğe veya belediyeye gitmez” diyerek, hastalıkları nedeniyle çalışamadığını, eşinden aldığı nafaka ve devlet yardımıyla birlikte ayda bin lirayla geçinmeye çalıştığını söyledi. Çalışkan, “Nafakayla birlikte aylık bin lira gelirimiz var ama iki çocuğum okuyor, ben de en küçük oğlum da hastayız ve evimiz kira. Aldığım 500 lira nafaka ile geçim sağlamaya çalışıyorum. 500 lira da sosyal hizmetlerden çocuk yardımı alıyorum ama Kaan’ın hastalığına para yetiştiremiyorum. İlaç parası, yedikleri besinler farklı, mama yemek zorunda kalıyor Kaan. Ev kirası, çocukların okul masrafları derken parayı yetiştiremiyorum. Ev kiramı, elektrik, su faturalarımı ödeyemiyorum. 4 aylık elektrik faturası, 5 aylık su faturası var, ödeyemedim. İki aylık da ev kirası birikti, duruyor. Ev sahibi evden çıkmamızı istiyor. Yüzde 42 engelli raporu ile de üç ayda bir 800 lira Yenişehir Kaymakamlığı’ndan alıyorum. Bütün gelirimiz bu. Artık gidecek, devletten başka sığınacak hiçbir yerimiz kalmadı bizim” diye konuştu.

  • Kanser Tedavilerinde Yeni İlaçlar Umut Veriyor

    Onkolojik tedavilerin çok hızlı değiştiğini ve hedefli tedavilerin ardından immuno-onkoloji, bağışıklık sistemini güçlendiren ilaçlarla tedaviye geçildiğini anlatan Prof. Dr. Gökhan Demir, yeni ilaçların umut verdiğini söyledi.

    4. Akdeniz Multidisipliner Onkoloji Forumu Kongresi (4th Congress of the Mediterranean Multidisiplinary Oncology Forum-MMOF) ’nde İmmuno-onkoloji ilaçlarının önemine ve tedaviye olan etkisine dikkat çekildi.

    Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Akdeniz Multidisipliner Onkoloji Forumu Başkanı Prof. Dr. Gökhan Demir, immuno-onkoloji ilaçları için Sağlık Bakanlığı’na başvurulduğunu söyleyerek, bu ilaçlar için insani kullanım programları açıldığını belirtti. Şu anda birçok klinik araştırmanın olduğuna dikkat çeken Demir, böbrek kanserleriyle ilgili bu ilaçların onaylanarak, Türkiye’de yeni bir klinik çalışma alanı açıldığını, böbrekte ve melanomda insani kullanım programının açık olduğunu söyledi.

    KANSERDE COĞRAFİ FARKLILIKLAR ÖNEM TAŞIYOR

    MMOF’un yaklaşık 800 üyesi olan bir onkoloji birliği olduğunu söyleyen Demir, “Klinik onkolojinin çok önemli bir yanı da coğrafi farklılıklar göstermesidir. Bazı kanser türleri, bazı coğrafyalarda daha sık karşımıza çıkıyor. Akdeniz ülkelerinde özellikle akciğer, mide, karaciğer ve mesene kanserleri batı toplumlarına oranla daha sık görülüyor. Kongremizde bu bölgesel farklılık gösteren kanser türlerini, masaya yatırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Global onkolojiden bölgesel onkolojiye geçiş yaşandığını dile getiren Demir, “Mide kanseri bütün dünyada görülüyor ama bizim coğrafyamızda görülen tümörler batı coğrafyasından farklı. Batı coğrafyasında önemsenmeyen, artık üzerlerinde çok fazla çalışma, araştırma yapılmayan tümörler bizim coğrafyamızda hala çok etkili. Örneğin mide kanseriyle, karaciğer kanseriyle ilgili ABD’de artık çok az araştırma yapılıyor ama bu kanserler bizim bulunduğumuz coğrafyada yani Mısır’da, Türkiye’de, Yunanistan’da, Balkanlar’da hala önemli kanserler” diye konuştu.

    ÖNEMİNİ KORUYAN HASTALIKLAR MASAYA YATIRILDI

    Demir, toplantıların birinci amacının, dünya genelinde önemini zamanla yitirmiş olsa da bölge için hala önemini koruyan hastalıkların tartışılması olduğunu belirtti.

    Onkolojik tedavilerin çok hızlı değiştiğini ve hedefli tedavilerin ardından immuno-onkoloji, bağışıklık sistemini güçlendiren ilaçlarla tedaviye geçildiğini anlatan Demir, onkolojide değişimin mali külfet getirdiğini, ilaçların fiyatlarının kemoterapi ilaçlarına oranla 100 kat artığını, toplantıda ilaçların artan maliyetinin nasıl karşılanabileceği konusunun da ele alınacağını dile getirdi.

    Demir, immuno-onkoloji ilaçları için Sağlık Bakanlığı’na başvurulduğunu belirterek, “Bu ilaçlar için insani kullanım programları açıldı. Yani bugün geri ödeme programında olmasa bile başvurulabiliyor. Şu anda birçok da klinik araştırma var. Örneğin böbrek kanserleriyle ilgili bu ilaçlar onaylandı ve Türkiye’de yeni bir klinik çalışma açıldı. Böbrekte ve melanomda insani kullanım programı açık” dedi.

    ÇALIŞMALAR HASTALARA UMUT VERMEYE DEVAM EDİYOR

    Prof. Dr. Paris Kosmidis ise onkolojinin yeni alanı olan immuno-onkolojiye değinerek, akciğer gibi belli tümör gruplarında bu tedavi uygulandığı zaman, eskiden hastalık ileri evrede dahi olsa hasta 1 yıl yaşatılabilirken, bugün çok daha uzun yıllar yaşatılabildiğini ve çok az yan etkinin ortaya çıktığını söyledi. Kemoterapiye oranla söz konusu ilaçların yaşam süresini artırdığını belirten Kosmidis, çalışmaların umut verici şekilde devam ettiğini, hastaya doğru ilaç vererek, maliyetlerin düşürülebileceğini ifade etti.

    Prof. Dr. Dimitris Bafaloukos de, artan yaşam sürelerine dikkat çekerek, “2010 yılından önce melanoma hastalarında sağ kalım oranı 3- 6 ay arasındaydı, bu yeni kuşak ilaçlarla 3-6 yıl yaşatabildiğimiz hastalar oldu. Hatta bir grup hastayı 10 yıldan daha uzun yaşatabiliyoruz. Yoğun çalışmalar sürüyor ve iyi gelişmeler bekleniyor” diye konuştu.

    AKCİĞER KANSERİNDE UMUT İMMÜNOTERAPİ’DE

    İmmünoterapi alanında çok hızlı ve etkili gelişmeler yaşandığının altını çizen Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, kanser immünoterapisindeki son gelişmeler hakkında şunları söyledi:

    “Bir kişiye kanser tanısı konulmuşsa, bu bağışıklık sistemi hücrelerinin kanserleşmiş hücreleri tanıma veya yok etmede bir eksikliği olduğu anlamına gelir. Son yıllarda bağışıklık sisteminin kanseri yok etmesini engelleyen tolerans mekanizmalarının keşfedilmesinden sonra, bu mekanizmaları geriye döndürmeye yönelik ilaçlar da geliştirildi. Artık immünoterapiyle insan vücudunun yeniden tümöre saldırması sağlanabiliyor. Bu sene ABD’de iki immünoterapi ilacı, metastatik küçük hücreli olmayan akciğer kanserinde sağladığı yarar sebebiyle ruhsat aldı. Bu ilaçların toksik etkileri oldukça düşük ve etkileri çok daha uzun süreli. Yani ikinci umut verici tedavi immünoterapi olacak”.

  • Türkiye Karete Şampiyonu Ölüm Kalım Mücadelesi Veriyor

    Bursa’dan Samsun’a gitmek üzere yola çıkan ailenin içinde bulunduğu otomobil, Çankırı’da şarampole yuvarlandı. Otomobilde, mühendis baba, öğretmen anne ve kızı yaralandı. Bilinci kapalı olan 2010 Türkiye Minikler Karate ikincisi Fatmanaz, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yoğun bakım ünitesinde ölüm kalım mücadelesi veriyor.

    Bursalı aile Çankırı’da trafik kazası geçirdi, baba, anne ve kızı yaralandı. Kaza sabah saat 07:00 sıralarında İstanbul Samsun Karayolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; Bursa’nın Orhangazi ilçesinde yaşayan Mevlüt Bilge, eşi ve kızıyla birlikte memleketi Samsun’a gitmek üzere yola çıktı. Bilge ailesinin içinde bulunduğu 16 VE 985 plakalı otomobil Çankırı’nın Ilgaz ilçesi yakınlarında kontrolden çıktı. Yaklaşık 30 metrelik şarampole yuvarlanan otomobilde hurdaya döndü. Kazada, ziraat mühendisi Mevlüt Bilge, sınıf öğretmeni olan eşi Ayşe Bilge ve fen Lisesi öğrencisi kızları Fatmanaz yaralandı. Kaza yerine bölgeden güvenlik güçleri ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahaleleri yapılan yaralılar ambulanslarla Ilgaz Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralılar ardından Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Bilinci kapalı olan 15 yaşındaki Fatmanaz yoğun bakıma alındı.

    FATMANAZ TÜRKİYE ŞAMPİYONU

    Trafik kazasında ağır yaralanan Fatmanaz Bilge, henüz 10 yaşındayken büyük bir başarı elde etti. Fatmanaz, 2010 Türkiye Karate Şampiyonası’nda Minikler kategorisinde Türkiye ikincisi olmuştu.

  • “Yeni Kabine Gelecek Adına Umut Veriyor”

    64. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni değerlendiren Nişantaşı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Levent Uysal, “Listedeki isimlere baktığımızda ekonomiden dış işlerine kadar her alanın güvenilir ellere teslim edildiğini görüyoruz. Yeni kabine gelecek adına umut veriyor” dedi.

    Nişantaşı Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Levent Uysal, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanan 64. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni değerlendirdi. Tecrübeli isimler ile genç isimlerin bir arada bulunduğu listede Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda çalışacak en isabetli isimlerin yer aldığını belirten Levent Uysal, “Ülkemizin 15 senedir içinde olduğu olumlu değişim havası 1 Kasım sandığından istikrarın çıkmasıyla beraber rüzgarı da arkasına alarak hızını arttırdı. Hem Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023’e 10 yıldan az bir süre kalmışken hem de Türkiye’nin bölgesine yön veren güçlü bir yönetim yapısına kavuşmuşken böylesine istikrarlı bir kabine ihtiyacımız vardı. Listedeki isimlere baktığımızda ekonomiden dış işlerine kadar her alanın güvenilir ellere teslim edildiğini görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde dünyanın önde gelen liderlerinin katıldığı G-20 Zirvesi’ne yaptığımız ev sahipliğinde de görüldüğü gibi Türkiye artık farklı bir kulvarda yüzüyor. İçerde güçlü ve kucaklayıcı; dışarıda duruşlu ve bağımsız bir Türkiye’ye yakışan bir bakanlar kurulu listesi hazırlandı. Yeni kabine gelecek adına umut veriyor” dedi.

    Yeni kabinenin eğitim dünyasına da önemli katkılar sağlayacağını belirten Levent Uysal, “Milli Eğitim Bakanlığı, alanında uzman ve deneyimiyle herkese ders verebilecek bir isim olan Prof. Dr. Nabi Avcı’ya teslim edildi. Bu durum eğitim camiamız adına çok önemli. Bizim derdimizle dertlenen ve aynı dili konuşabildiğimiz Nabi Avcı başta olmak üzere tüm bakanlar kurulundan eğitim dünyasına büyük katkılar sağlamalarını bekliyoruz. Ülkemizin gelecek hedefleri arasında kuşkusuz en önemli maddelerden biri de eğitimdir. Eğitim yapısı güçlü olan bir ülke modern dünyanın gereklerine uygun politikalar geliştirerek çağın dilini yakalayabilir. Aksi halde karanlığa hapsolmaktan kurtulamayız” ifadelerine yer verdi.