Etiket: Veriyor

  • SES Enerjisi Estetiği Yüzünüze Güzellik Veriyor

    Estetik Koçu Didem Özkan, ses estetiği hakkında bilgi vererek, “Enerji, teknolojik gelişmelerinde hızla ilerlemesi ile birlikle estetik uygulamaların içinde yerini aldı” dedi.

    Estetik uygulamalar dahilinde hayatımıza yeni bir kavram olarak ses estetiğinin de girdiğini ifade eden Estetik Koçu Didem Özkan, şu bilgileri verdi:

    “Ses enerjisi güzellik ve estetik oluşumlarına nasıl destek veriyor? Enerji kelime anlamıyla iş yapabilme yeteneğidir. Enerjimiz ne kadar yüksek olursa, o kadar çok iş yapabilme gücümüz olur. Son zamanlarda hayatımızın içinde, her yerde hep enerji kelimesini duyar olduk. Enerji içecekleri, enerji veren besinler, enerji artırmak için yapılan fiziksel çalışmalar, enerji ve motivasyon organizasyonları ve daha bir çok alanda hayatımızda. Enerji, teknolojik gelişmelerinde hızla ilerlemesi ile birlikle estetik uygulamaların içinde yerini aldı. Son dönemlerde sıklıkla boy gösteren bir enerji çeşidi var ki, bu da ses enerjisi neredeyse tüm ameliyatsız germe, liposuction ve sıkılaşma işlemlerinin temelini oluşturuyor. Ayrıca, özellikle liposuction ameliyatlarında da yeni bir teknolojik gelişme olarak yine ses enerjisi yani odaklı ultrason yoğun bir biçimde kullanılmakta. Ses estetiğini, özellikle ses enerjisini ele alırsak, ultrason olarak adlandırmak mümkündür. Ultrason ultrasound kelimesinden türetilmiş olup, yüksek ses anlamına gelmektedir. Ses, bir enerji türü olup cisimlerin titreşimi sonucunda meydana gelir. Sesin ilerleyebilmesi içinde bir ortam gerekli olduğu düşünülürse, yüz ve vücut estetiği bunun için en uygun ortamı oluşturur. Ses enerjisi estetiğinin kapsama alanını genişletmek oldukça mümkün. Özellikle odaklı ultrason yada fokuslu ultrason temeline sahip cihazlar ses estetiğinin vazgeçilmezi olmaya devam edecek gibi görünüyor. Ameliyatsız uygulamalarda, kırışıklık tedavisi, vücut sarkmaları ,gıdı sarkması, yüz kavisinin oluşturulması, kol ve bacak sarkmaları, göbek bölgesi gibi birçok uygulama bölgesi mevcuttur. Yanı sıra liposuction ameliyatlarında da odaklı ultrason seçiciliği, etkinliği ve operasyon sonrası oluşturduğu konfor bakımından diğer liposuction yöntemlerinden bir adim öndedir. Bu durumda enerjiniz yüksek olsun derim. Ne de olsa enerjikseniz bir o kadar da estetik ve güzelsiniz demektir.”

  • Asat, Scada Sistemi İle Su Kaçaklarına Son Veriyor

    Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, SCADA (Uzaktan izleme ve kumanda) Sistemi ile milyonlarca liralık su kaçaklarının önüne geçiyor. ASAT, 2015 yılında saatte 16 bin 921 metreküp su kaçağını önleyerek suyun şebekede kalmasını sağladı.

    Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel tarafından 25 Temmuz 2006 tarihinde ASAT bünyesinde kurulan ve halen aktif şekilde kullanılan SCADA sistemi, yüzlerce arıza ve su kaçağını tespit ederek, binlerce metreküp suyu yeniden şebekeye kazandırıyor. ASAT Genel Müdürlüğü binasında bulunan SCADA Kontrol Merkezi ile bütün üretim tesisleri, depolar, terfi istasyonları ve şehir şebekesi izlenerek milyonlarca liralık su kaçaklarının önüne geçiliyor. Sistem sayesinde içme suyu üretim ve dağıtım tesisleri ile içme suyu şebekesinin merkezden kontrolünü sağlayan ASAT, bu sayede daha etkin ve verimli çalışma ile su kaçaklarına anında müdahale ediyor.

    16 BİN 921 METREKÜP KAÇAK ÖNLENDİ

    SCADA sayesinde 2015 yılında 152 adet arıza tespit edildi ve saatte 15 bin 858 metreküp su kaçağı önlendi. Ayrıca Fiziki Arıza Tespit ekipleri tarafından 1 milyon 524 bin metre hat dinlemesi yapılarak 733 adet ana boru arızası, 2 bin 312 adet şube yolu arızası tespit edilerek saatte bin 63 metreküp su kaçağının önüne geçildi. Bu sayede tesislerin daha verimli çalışması sağlandı.

    TÜM ŞEBEKE 7/24 KONTROL EDİLİYOR

    SCADA Kontrol Merkezi’nde sistem operatörleri tarafından 7 gün 24 saat istasyonlar, derin kuyular, pompa (terfi) istasyonları, su depoları ve ölçüm noktaları kontrol altında tutuluyor.

    Sistem ile içme suyu şebekesi izlenerek, olağan dışı debi ve basınç değişimleri kolayca tespit edilirken, klor, sıcaklık, PH, iletkenlik ve bulanıklık gibi su kalite parametreleri de online olarak ölçülerek gerekli müdahaleler yapılıyor. Derin kuyularda, kuyu su seviyesi, pompa güç tüketimleri ve pompaların debileri ölçülebilirken, derin kuyu panosuna da izinsiz girişler tespit edilebiliyor. Sistemdeki su tüm pompaları SCADA Kontrol Merkezi’nden çalıştırılıp durdurulabiliyor, sisteme dahil tüm vanalar açılıp kapatılabiliyor. Terfi istasyonlarında şebekeye verilen su miktarı, terfi istasyonu çıkış basıncı, çıkıştaki bakiye klor seviyesi ile pompa güç tüketimleri uzaktan ölçülerek ve kumanda merkezinden kontrolü sağlanıyor. Sistem üzerinde toplamda 107 adet ölçüm noktası, 100 adet derin kuyu, 29 adet su deposu,10 adet terfi istasyonu sınıflandırılmış şekilde kontrolü gerçekleştiriliyor.

    FİZİKİ TESPİT VE ONARIM

    Bir su kaçağı şu şekilde tespit ediliyor, SCADA sistemi üzerinden takip edilen debi verilerinde olağan dışı bir hareket tespit edildiğinde, fiziki arama ekipleri hemen bölgeye yönlendiriliyor. Ekipler, özel cihazlarla şebekedeki patlak veya kaçağın olduğu yer tespit ediyor. Bakım Onarım ekipleri burada devreye giriyor. Patlağın olduğu yer onarım ekipleri tarafından açılıp, gerekli tamirat işlemleri gerçekleştiriliyor.

    RAPOR VE ARŞİV TUTULUYOR

    SCADA Kontrol Merkezi’nde yıl boyunca toplanan verilerle rapor ve grafikler de hazırlanıyor. Seviye, basınç, debi, su kalitesi parametreleri, elektriksel parametreler, alarm ve olayların izlenmesi, işletme planlaması, işletme ve bakım yönetimi, alan bazında tüketilen suyun izlenmesi ve kayıpların tespiti, şebekeden toplanan verilerden rapor ve grafik üretilmesi, elde edilen verilerin arşivlenmesi işlemleri de yerine getiriliyor.

  • Bu Hastanede Çocuklar Ağlamadan Kan Veriyor

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Çocuk Hastanesi’nde görev yapan hemşire Fatma Ketenci’nin, örnek uygulamalarıyla çocuklar severek kan veriyor.

    OMÜ Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan Fatma Ketenci, çocuk kan alma biriminde çizgi film karakterlerinden yaptığı maketlerle çocukların rahat ve güzel bir ortamda kan vermelerini sağlıyor. Hastanenin atık malzemelerini kullanarak eserlerini oluşturan Ketenci, ayrıca ağlamadan kan veren çocuğa onur belgesi vererek çocukların severek kan vermelerini sağlıyor.

    “BURADA KAN VERMEK KORKUTUCU OLMAKTAN ÇIKTI”

    25 yıldır OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan Fatma Ketenci, “Kan vermek çocukların çok korktukları bir durum. Çocuklar kan vermeye zorla gidiyorlar. Ben de kan alma birimine ilk kez görev yapmak için geldiğimde, burada çocukların hoşlarına gideceği şeyleri yapmayı düşündüm. Çocukların severek izlediği çizgi film karakterlerini yansıtan maketler ve fotoğraf çalışmaları yaptım. Hepsini hastanenin atık malzemelerini kullanarak yaptım. Hastane yönetimi de beni bu konuda destekledi. Akşamları ve izin günlerimde evde bunlarla uğraştım. Kızım iç mimarlık öğrencisi, o da bana bu konuda yardımcı oldu. Bunların yapımı altı ay sürdü. Bir de ağlamadan kan veren çocuğa onur belgesi veriyoruz. Bu da onları motive ediyor ve belgeyi almak için güzel bir şekilde kan veriyorlar. Burada kan vermek korkutucu olmaktan çıktı. Çocuklar artık isteyerek kan veriyorlar. Çocuklar ağladığı ve kan vermek istemedikleri zaman kan almak çok zor bir hal alıyor. Burada yapmak istediğim şey, çocukların ağlamadan ve korkmadan kan vermelerini sağlamak. Bu anlamda kendimce bir şeyler yaparak farkındalık oluşturmaya çalıştım. Çocukların yüzünün gülmesi çok güzel bir şey. Bu mutluluk bana yetiyor” dedi.

  • Karşılıksız Alacaklar Alarm Veriyor

    Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serpil Kahraman Akdoğu, çek, senet ve bireysel kredi ile kredi kartında, karşılıksız alacaklar artışına dikkat çekti. Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Akdoğu, özellikle karşılıksız ve sahte çeklerin önüne geçmek için geçen yıl hayata geçirilen karekodlu çek uygulamasının standart haline gelmesi gerektiğini belirtti.

    Akdoğu, sisteme göre, çeki alan kişinin karekod uygulamasıyla, çek veren kişinin tüm finansal geçmişini görebildiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Bu sayede o çeki kabul edip etmeme konusunda daha hızlı hareket edebiliyor. Sistem, çekin güvenilirliği hakkında kısa zamanda fikir sahibi olmanın yanı sıra yapılan kimlik teyidi ile çek sahtekarlığı riskinin azaltılmasına imkan sağlıyor. Uygulamanın standart hale gelmesiyle birlikte taraflar için itibar ve güvenilirlik temini yanında, mali planların daha etkin yapılabilmesine olanak sağlayarak fonlamayı artıracak ve dolayısıyla iç piyasalara ivme katacaktır.”

    Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serpil Kahraman Akdoğu, karşılıksız alacaklardaki artışa dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Bankalar arası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, 2015 yılında kart sayısının bir önceki yıla göre yüzde 5’lik bir artış göstererek yaklaşık 170 milyona ulaştığını belirten Akdoğu, şunları söyledi:

    “Bu rakamın 58,2 milyonunu kredi kartları oluşturuyor. Dolayısıyla toplam kart sayısı 159 milyon olan İngiltere ve 134 milyon olan Almanya’yı geride bırakarak Avrupa’da sistemde en fazla kart sahibi ülke olduk. BKM verilerine göre, geçen yıl itibariyle 1 trilyon TL’yi aşkın kartlı işlemin 526 milyar TL’si kredi kartlarıyla gerçekleştirilirken banka kartlarının payı 501 milyar TL oldu. Verilere biraz daha yakından bakarsak 2015 yılında özellikle internet işlemlerindeki artış dikkat çekici. Kartla yapılan internet tabanlı işlemlerde artış oranı yüzde 32. BDDK’nın, kredi kartlarına yönelik taksit ve limit sınırlaması gibi yeni düzenlemelerinin kart kullanımına etkisi, özellikle ticari kredi kartları bazında sınırlı oldu. 2015 yılı itibariyle yasal takip sürecindeki gerçek kişi sayısı ise bireysel kredi veya bireysel kredi kartı bazında 2 milyon 623 bin 848 kişi oldu.”

    Akdoğu, bireysel kredi kartı ve kredilerde artan borçluluğa dikkat çekti.

    KARŞILIKSIZ ÇEK VE SENETLER YÜKSELİŞTE

    Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre, bankacılık sektörüne ibraz edilen karşılıksız çek ve senetlerde de artış görüldüğünü kaydeden Yrd. Doç. Dr. Serpil Kahraman Akdoğu, “2014 yılında protestolu senetler 8 milyar 221 milyon TL iken 2015 yılında bu tutar 10 milyar 80 milyon TL’ye erişmiş durumda. Karşılıksız çeklerde de farklı bir görünüm söz konusu değil. 2015 yılı itibariyle toplam 23,2 milyon çekin 775 bini karşılıksız olup tutar bazında 672 milyar TL’lik çekin yaklaşık 27 milyar TL’lik kısmı karşılıksız çek konumunda. 2016 Ocak ayında ise karşılıksız çek, geçen yılın aynı dönemine oranla adet bazında yüzde 0,5 puan artışla yüzde 3,4 olurken tutar bazında ise yüzde 0,8 puanlık artışla yüzde 4,1 e ulaştı” diye konuştu.

    TUTAR BAZINDA KARŞILIKSIZ ÇEKTE, İZMİR TÜRKİYE ÜÇÜNCÜSÜ

    Ocak 2016 itibariyle tutar bazında, karşılıksız işlemi yapılan çeklerin bankalara ibraz edilen toplam çeklere oranında en yüksek paya sahip üç ilin yüzde 20,3 ile Kırklareli, yüzde 13,1 ile Kırşehir ve yüzde 11,6 ile Hakkari olduğunu belirten Akdoğu, şunları söyledi:

    “En düşük iller Kastamonu, Karabük ve Giresun. Ege Bölgesi özelinde en yüksek paya sahip il yine tutar bazında yüzde 8 ile Kütahya, en düşük il yüzde 2,6 ile Denizli. İzmir ise yaklaşık 71 milyon TL’lik karşılıksız çek ile tutar bazında Türkiye genelinde üçüncü sırada”

    SAHTE ÇEKE DİKKAT ÇEKTİ

    Asıl sorunun ticaret payı ağırlıklı olan illerde ve yüksek meblağlı çeklerin karşılıksızlık oranlarındaki artış olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Akdoğu, sözlerine şöyle devam etti:

    “Sadece karşılıksız değil, piyasalarda eskiye göre çok daha fazla sahte çek ve senetlerin de dolaşımda olduğu bilinen bir husus. Öte yandan, Batılı ülkelerde olduğu gibi ekonomik suça ekonomik ceza ilkesi gereğince, artık hapis cezası, iflas erteleme gibi yaptırımların uygulanmaması ve ülkemizde çeklerin vadeli bir enstrüman gibi kullanılması da karşılıksızlık oranlarını arttıran önemli unsur. Bu doğrultuda çeklerin sistemde yalnızca bir ödeme değil, aynı zamanda kredilendirme ve teminat fonksiyonlarını da barındıran bir enstrüman olduğu unutulmamalı. Sorunların önemli bir nedeni de standartların uygulanmaması, mali sicil sorunsalı ve tabii ki bilgi yetersizliği olarak özetlenebilir.”

    KAREKOD UYGULAMASI STANDART HALE GELMELİ

    Karşılıksız ve sahte çeklerin önüne geçmek için geçen yıl hayata geçirilen karekodlu çek uygulamasının standart haline gelmesi gerektiğini belirten Serpil Kahraman Akdoğu, “Uygulamanın standart hale gelmesiyle birlikte de taraflar için itibar ve güvenilirlik temini yanında, mali planların daha etkin yapılabilmesine olanak sağlayarak fonlamayı arttıracak ve dolayısıyla iç piyasalara ivme katacaktır. Ayrıca, vade kısıtlaması ve sigorta koşulu getirilmesi gibi önlemler olası riskli alacakların azalmasına destek olacaktır” diye konuştu.

    “KISA VADEDE HIZ KESMEYECEKTİR”

    Akdoğu, bir yandan takipteki bireysel kredi ve kredi kartları, diğer taraftan karşılıksız çek ve protestolu senetlerde risk artışının, reel sektöre ağır parasal yük getirdiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Yasal takipteki alacakların bu denli artışı, reel kesimin borç-alacak dengesini de göz önünde bulundurursak, reel sektörün risklilik düzeyini daha net ortaya koyuyor. Bölgemizdeki gelişmeler ve buna paralel olarak ekonomideki yavaşlama ile yaşanan belirsizlik süreci, sorunlu alacaklardaki artışın kısa vadede hız kesmeyeceğini gösteriyor.”

  • “Araç Tipleri, Erkeklerin Giyim Tarzlarına Yön Veriyor”

    Erkek giyim markası JFC Store’un Yönetim Kurulu Başkanı Fahri Çakır, araç tiplerinin erkeklerin giyim tarzlarına yön verdiğini belirtti.

    Erkek giyim markası JFC Store’un Yönetim Kurulu Başkanı Fahri Çakır, araba tiplerine göre giyim tarzı oluşturmanın önemine dikkat çekerek, “Erkekler son dönemlerde şıklıktan ziyade rahatlığa da önem veriyor. Bu giyim tarzları çalışma saatlerinde de geçerli oluyor. İşe giden ya da toplantılara katılan erkekler, kullandıkları araçlara göre giyim tarzı oluşturmaya başladı.” dedi.

    Suv tipi araç kullanan erkeklerin öncelikli olarak ceket giymeye özen gösterdiklerini söyleyen Çakır, “Son dönemlerde artan ceket trendi adeta erkeklerin kurtarıcısı oldu. Gömlek giymekten sıkılan baylar tek renk tişört üzerine giyinilen ceketle şıklığı yakalayabiliyor. Araç kullanırken de tarzından ödün vermemiş oluyor. Sedan tipi araç kullanan erkeklerde ceket giyme oranının fazla olduğunu görüyoruz. Bazen gömlek bazen tişört tercih edilebiliyor ancak kesinlikle ceket kullanmaya dikkat ediliyor” şeklinde konuştu.

    “SEDAN TİPİ ARAÇ KULLANANLAR TAKIM ELBİSEDE KOYU RENKLER TERCİH EDİYOR”

    Sedan tipi(Uzun kasa) araç kullanan erkeklerin takım elbiselerinde ağırlıklı olarak koyu renkler tercih ettiğini belirten Çakır, “Sedan araç tiplerinde erkekler genelde siyah ya da lacivert gibi koyu renkleri tercih ediyor. Kravat kullanımında ise renkler canlılaşabiliyor” dedi.

    “SPOR ARABADA GİYİM TARZI DA SPOR OLUYOR”

    JFC Store Yönetim Kurulu Başkanı Fahri Çakır, spor arabalarda erkeklerin spor giyindiklerinin altını çizerek “Spor arabalar çoğunlukla genç kesime hitap ettiğinden dolayı giyim tarzları da bu doğrultuda spora yönleniyor. Açık renklerin hakim olduğu giyim tarzlarında tercihen kot üzerine tek kazak, tişört ya da sweatshirtle (uzun kollu) kombinleniyor” diye konuştu.