Etiket: Verin”

  • Espiye Ziraat Odası Başkanı Uçar: “Trifonidis’in Fındık Manifestosu’na Kulak Verin”

    Espiye Ziraat Odası Başkanı Raif Uçar, dünyada fındık üretiminin 800 bin ton civarında olduğunu belirterek, Türkiye’de fındığın sadece üretildiğini, katma değer oluşturulamadığını söyledi.

    Dünyadaki fındık ihracatının yüzde 70’ini Türkiye’nin karşıladığını kaydeden Uçar, “Dünyada fındık üretimi yaklaşık 800 bin ton civarındadır. Bunun yüzde 91’i Avrupa ülkelerinde tüketilmekte, yüzde 80’i de çikolata sanayinde kullanılmaktadır” dedi.

    “Özellikli ürünümüz üreticisini mutlu edip refah seviyede yaşamasını sağlayacakken akılcı olmayan fındık politikaları yüzünden zarar görmektedir” diyen Uçar, “1930’lu yıllardan bu yana gelen yanlış politikalar, aşırı destekler, kontrolsüz ekiliş, tüketim fazlası üretim, gerçek üreticisine zorluk yaşatır olmuştur. Üreticilerin ürününe sahip çıkması gereklidir. Özellikle Doğu Karadeniz gibi coğrafi şartların çok zor olduğu bir bölgede üreticinin ürettiği ürünün değerini ortaya koyması gerekmektedir. Biz fındık konusunda dünyada tekeliz. Bunun ayrıcalığını göstermek gereklidir. Üreticilerimizle birlikte yapmamız gereken; ihtiyacımız kadar satmamız, piyasaya fındığı azar azar vermemiz ve en büyük zararı veren emanete fındık verme işinde vazgeçmemiz gerekmektedir. Emanet fındık bizim kontrolümüz dışında satılır ve sadece piyasada fiyatı düşürür” dedi.

    Üreticilerin kendi eksiklerine de bakması gerektiğini ifade eden Uçar, “Fındığı sadece üretiyoruz. Ürünümüzde katma değer oluşturamıyoruz. Fındık üretiminde tekeliz ama işleyen Avrupa. Butik üretimlerle üreticimiz teşvik edilmeli ve üründen katma değer sağlanmalıdır. Bunun yanında fındık fiyatı yükselir yükselmez Karadeniz’de farklı meslek sahibi olan herkes bir anda fındık tüccarına dönüşüyor. Fındığı bilmedikleri içinde hem kendilerini hem de üreticiyi zarara uğratıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Fındığın laneti olduğu görüşünü savunan Uçar, “1950’li yıllarda en büyük fındık tüccarı, fındıktan canı yanmış ve 2 kere iflasın eşiğinden dönmüş Rum asıllı Trifonidis’in ‘Fındık Manifestosu’na kulak verin diyorum. Ne diyordu Trifonidis; ’fındık dinsizdir, fındık imansızdır, fındık nikahsızdır, fındık kitapsızdır, fındık namussuzdur, fındık işini iyi bilirim de yaparım diyen delidir, fındık işinin ilerisini görürüm de yaparım diyen zırdelidir, fındığı elinde tutup satmayacak olursan yanlış yapmış olursun, fındık paran kadar mal alırsan ve hesaplı gidersen zarar etmezsin, fındık hakkında konuşurken başkalarını dinle ama tatbik etme ve fındığın alış ve satışında fazla ısrar edersen, evvela malına sonra da canına mal olur’ işte bunu artık iyice okuyup ona göre fındığın lanetini içimizde çözelim” diye konuştu.

  • Suriyeli Dumo: “Gözlerimi Babama Verin”

    Suriye’deki iç savaş, iç acıtan tablolar doğurmaya devam ederken, 5 yaşındaki bir çocuk gözlerini kaybeden babası için “Benim gözlerimi ona verin” diyerek insanlık dramını gözler önüne serdi.

    Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaştan bu yana gerek Suriyeliler gerek kendi ülkelerinde gerekse mülteci konumuna düştükleri yerlerde yürek dağlayan tablolarla boğuşmak zorunda kalıyor.

    Yürek dağlayan acılarla boğuşan Suriyelilere son olarak Eyme Seleme eklendi. Suriye’de atılan varil bombası nedeniyle iki bacağını, gözlerini ve işitme yetisini kaybeden Eyme Seleme’nin henüz 5 yaşındaki kızı Dumo, “Benim gözlerimi alıp babama verin. O görsün ve beni sevsin, bana bakabilsin” sözleriyle Suriyelilerin yaşadığı dramı gözler önüne serdi.

    Suriye’nin İdlib kentinde rejim birliklerine ait savaş uçaklarından atılan varil bombası sonucu iki bacağını, sağ el parmaklarını, gözlerini ve işitme yetisini kaybeden 27 yaşındaki Eyme Seleme, yaşamını yatağa mahkum şekilde sürdürüyor.

    “GÖZLERİMİ ALIP BABAMA VERİN”

    Seleme’nin 5 yaşındaki kızı Dumo, doktorlara seslenerek, “Benim gözlerimi alıp babama verin. O görsün ve beni sevsin, bize bakabilsin. Allah onu başımızdan eksik etmesin” dedi.

    Yaşadığı o anları anlatan baba Eyme Seleme ise, “Sabah ailem için kahvaltı almaya gidiyordum. Tam kapıdayken bombalar atıldı. O anda yaralandım ve bu duruma geldim. Şimdi Türkiye’de yaşıyoruz. Allah Türk halkından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan razı olsun” dedi.

  • Karın Gerdirmeden Önce Kilo Verin

    Özel Gazi Hastanesi’nde görevli Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Aslı Can, ideal kilolarında karın germe operasyonu geçiren kadınlarda daha güzel sonuçlar elde ettiklerini söyledi.

    Gebelik ve yaşlanma, kilo alıp verme gibi nedenlerle vücudumuzda istenmeyen değişiklikler oluştuğunu belirten Özel Gazi Hastanesi’nde görevli Op.Dr. Aslı Can, aşırı derecede gerilen ve sonrasında gevşeyen karın bölgesinde bollaşma, çatlaklar ve sonuç olarak sarkmanın da bunlardan biri olduğunu söyledi. Bozulmanın ciltte değil, cilt altında sıkı görünmeyi destekleyen kaslar ya da fasya denilen dokularda da oluştuğunu anlatan Dr. Can, birbirinden ayrılan ve gevşeyen bu yapıların karın bölgesinde şişkin ve çıkıntılı bir görünüm oluşturduğunu söyledi. Spor yapma ve kilo vermenin karın bölgesinin düzgün görünmesine katkı sağladığını ancak yeterli olmadığını ifade eden Dr. Can, “Bollaşmış, gevşemiş ve sarkmış dokuyu bir yerden sonra ancak cerrahi yaparak daha gergin ve sıkı hale getirebiliriz. Eğer karın bölgeniz sıkı değilse, bu bölgede cildiniz gevşek ve çatlaklar varsa ve sarkıklık görüyorsanız karın germe ameliyatı gerekliliğiniz olabilir. Karın germe cerrahisi, ciltteki fazlalığın alındığı, cildin altındaki gevşek dokuların sıkılaştırıldığı bir ameliyattır. Bu ameliyatla yeniden düz ve gergin bir karın bölgeniz olmasının yanı sıra göbek seviyesi altında kalan çatlaklarınız yok olur. Birlikte yağ alma (liposakşın) ameliyatı da eklenerek, bel ve yanlardaki yağlarınız uzaklaştırılabilir ve bütün olarak güzel görünen bir karın bölgesi ve çevresi oluşturulabilir” dedi.

    Operasyondan daha güzel sonuçlar alınması için kadınların öncelikle ideal kilolarında olmasını istediklerini kaydeden Dr. Can, “Çünkü fazla kilo hem iyileşme problemleri oluşturur hem de bizim düzgün bir kontur oluşturmamızı engeller ve sonrasında ekstra müdahalelere ihtiyacınız oluşabilir. Bu nedenle eğer fazla kilolarınız varsa uzman yardımı alınan bir diyet ve birlikte spor daha güzel sonuç almamızı sağlayacaktır. Ciddi bir kilo verme sürecinde iseniz, bu sürecin sonuçlanması gerekir ki ameliyat sonucu kalıcı olsun, uzun süre güzel görünen bir karna sahip olun. Öncesi ve sonrasında spor yapmanız, ameliyat sonuçlarınızı mükemmelleştirir” diye konuştu.

    GEBELİK DÜŞÜNÜLÜYORSA

    Yakın tarihte planlanan bir gebelik varsa karın germe ameliyatının doğum sonrasına ertelenmesini önerdiklerini vurgulayan Dr. Can, şunları söyledi:

    “Gebelik sırasında gerilen karın dokusu sonrası karın bölgesinde genişleme, sarkma ve değişiklikler olacağı için karın germe gibi bir ameliyatın bu süreçler tamamlandıktan sonra yapılması önerilir. Ancak karın germe ameliyatı olmanız, sonrasında tekrar gebe kalınmasına kesinlikle engel oluşturmaz. 1 yıl gibi bir süre sonrası yeniden gebelik planı yapılabilir.”

    AMELİYAT SONRASI İZ KALIR MI?

    Operasyon bölgesinde oluşabilecek izler konusunda da bilgi veren Dr. Can, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İzler her ameliyatta karar vermeyi zorlaştıran, can sıkıcı başka bir konu hastalarımız için. Bu ameliyat sonrası tabi ki izleriniz olacak gizlenerek de olsa. Bu iz kabaca sezaryen sırasında oluşturulan izlerin uzatılmış hali gibi düşünülebilir. Bu izler, sarkıklık miktarına ve doku fazlalığına göre uzayacaktır ve bazen tüm beli çevreleyebilir. Ancak düzgün bir kontur oluşmasını istiyorsak tavsiyemiz her zaman izlere değil, şekle odaklanmanızdır. Kaldı ki izleriniz iç çamaşırı ya da bikininiz içinde kalacak ve zamanla daha soluk hale gelecektir. Biraz daha uzun bir iz, yanlarda yeterince gerilmemiş, potluklar kalan bir ameliyat sonucundan her zaman daha iyidir” dedi.

  • Doç .Dr. Kaçar: “Aşırı Kilolarınızın Yarısını 3 Ayda Verin”

    Obezite ameliyatları gerçekleştiren Genel Cerrahi Uzmanı Doç.Dr. Serdar Kaçar, obez hastaların tüp mide ameliyatlarının ardından vermesi gereken kiloların yüzde 50’sini ilk üç ayda, yüzde 80’ini ise bir yıl içerisinde verdiklerini söyledi.

    İzmir Özel Gazi Hastanesi Obezite Birimi Sorumlusu Doç. Dr. Serdar Kaçar, tüp mide ameliyatları ile ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Tüp mide ameliyatlarının bir çözüm değil, yardımcı yöntem olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Kaçar, “Biz cerrahi işlemle yardım ediyoruz ama asıl iş hastaya kalıyor” diye konuştu.

    “ACIKMAYI ORTADAN KALDIRIYORUZ”

    Midede acıkmaya neden olan bölgeye uygulanan cerrahi operasyonla midenin Ghreline adı verilen hormonu salgılayan bölümünü ortadan kaldırdıklarını dile getiren Doç. Dr. Kaçar, “Midenin ortadan kaldırdığımız bu bölümü yenilenmez. Bu bölümde oluşan acıkma duygusunu ortadan kaldırıyoruz. Böylece hem mide küçülüyor hem de acıkma duygusu ortadan kalkıyor. Ancak can istemesi beyinde oluşan bir şeydir. Bunu ortadan kaldıramıyoruz. ’Sinirleniyorum, yemek yiyorum’ derseniz, bunun açlık hormonuyla bir alakası yok” diye konuştu.

    “MİDENİN YÜZDE 80’İ ÇIKARTILIYOR”

    Ameliyatla midenin yüzde 80’inin çıkarıldığını anlatan Doç. Dr. Kaçar, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz, midenin yüzde 80’ini çıkarıyoruz. 100 birim mide 20 birime düşüyor. 1 sene içerisinde büyüyor ve 40 birime kadar genişliyor. Dolayısıyla 6 ay, 1 sene sonra kişi vücuttaki depoyu kullanıp bitirdikten sonra kendisine yetecek günlük kaloriyi ağızdan alacak duruma geliyor. O süre zarfında depolamış yağlar görev yapıyor. Bu mantıkla az yiyerek yaşanır ancak bu az yemeyi dengesiz yapar, uzatır ve abartırsak, vücuda zarar verir. Kişi, verilmesi gereken kilonun yüzde 40’ını ilk 3 ayda veriyor.”

    “KAS, KEMİK ERİMEZ”

    Mide küçültme ameliyatları sonrası ile ilgili en çok merak edilen sorulardan birinin de, ’Bu kadar az yiyerek yaşanır mı?’ sorusu olduğuna değinen Doç.Dr. Kaçar, “Evet, yaşanır. Özellikle obezite ameliyatı olan hastalar, ilk 15 günde günde 300-400 kalori anca alıyorlar. Günlük gereksinimlerine yetecek bin- bin 200 kaloriyi ise, 6-7’nci aydan sonra almaya başlıyorlar. Örnek vermek gerekirse, vücudundan 70 kilo yağ çıkan kişinin 20 kiloluk yağı, vücudunda kalması gereken yağdır. Kalan 50 kilosu ise fazladır. 1 gram yağ 9 kalori hesabıyla; 50 kilo 450 bin kalori fazladan yağ yapıyor. Vücut analizi ile bu oran belirlenir. Bu yağlar, kişinin deposudur ve bu süreçte kişi depodan harcar. Ancak, kası, kemiği erimez. Doğru beslenmezse elbette ki kasları da erir. Bu etapta hasta kontrolü çok önemlidir. Az yiyerek yaşamanın mantığı da budur. Günde 250-300 kalori alan hastanın ameliyattan sonra vücudundaki kalori ona yetiyor” dedi.

  • Hotar: “12 Eylül İle Günümüzü Karşılaştırıp Karar Verin”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Adayı Prof. Dr. Nükhet Hotar, Karşıyaka Bostanlı’da özel eğitim kurumlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Yoğun katılımın olduğu toplantıda konuşan Hotar, AK Parti’nin dezavantajlı gruplara sağlamış olduğu kazanımlar ve seçim beyannamesinde yer alan uygulamalardan bahsetti.

    İzmir Milletvekili Adayı Nükhet Hotar, AK Parti Çiğli İlçe Seçim Koordinasyon Merkezi tarafından düzenlenen programda özel eğitim alan çocuklar ve aileleriyle buluştu. Özel Eğitimciler Derneği Genel Başkanı Ercan Karaca’nın konuşmasıyla etkinlik başladı. Ardından engellilerin yaşama dahil olması ve sınırlandırılmaması ile ilgili video ve slayt gösterimi yapıldı. Gösterimden sonra konuşan Nükhet Hotar, “1 Kasım seçimleri matematiksel hesapların yapılacağı bir seçim değil. Bu seçim Türkiye’nin kazanımlarını devam ettirip ettirmeyeceğinin ya da bugün Suriyelilerin Avrupa kapılarına dayandığı gibi bir duruma düşüp düşmeyeceğinin belli olacağı bir seçim. Bunların hepsi olası ve mümkün senaryolar. Bugün 29 Ekim ve bu ülke omuz omuza Atatürk’ün öncülüğünde mücadele verdi. Yedi düvele karşı bu toprakları kazandık. Bu topraklardan 1 santim bile vermeyiz ama bunun mücadelesini hep birlikte vermemiz gerekir” dedi.

    DENİZDEN GEÇİP DEREDE BOĞULACAK DEĞİLİZ

    1 Kasım seçimlerinin Türkiye’nin 2023 ve 2071 hedeflerinin gerçekleşmesi açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan Hotar, şunları söyledi:

    “Daha iyi bir Türkiye özleminde olduğunuzu, çocuklarınıza daha iyi bir gelecek bırakmak istediğinizi biliyorum. Bunu riske atmadan ve her türlü siyasi görüşün üzerinde, ülkesini, birliğini, bütünlüğünü ve kardeşliğini önceleyerek tercihlerini kullanacağına inanıyorum. Eksiklerimiz var, ama zaten dünyanın hiçbir yerinde herkesin mutlu olduğu bir düzen yok, hiç olmadı ve olmayacak. Önemli olan olumlular mı ağır basıyor, olumsuzlar mı bunun görülmesi. Biz her zaman sizden gelen eleştiri ve talebe açığız. Tüm sorunlarınızı biliyoruz. Rapor almayla ilgili, taşıma ile ilgili her şeyi biliyoruz. Bunları çözeceğiz. Biz denizden geçip de derede boğulacak değiliz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da Türkiye olarak dünyaya örnek olmak istiyoruz. Bunları yapabilmemiz için iki sihirli kelime çok önemli: istikrar ve güven. Sizden tek ricam 12 yıl öncesi ile bugünü karşılaştırıp kararınızı verin.”

    Hotar, konuşmasından sonra engelli çocuklar ve aileleriyle birebir ilgilendi, fotoğraf çektirdi.