Etiket: Verim

  • Fıstıkta verim arttı, üreticiyi çalınma korkusu sardı

    Bu yıl yüksek verim beklenen Siirt fıstığında, üretici çalınma riskine karşı hasada erken başladı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Siirt İl Müdürü İzzet Murat, verimde yüzde 50 artış beklediklerini belirtti. Siirt Fıstık Üreticiler Birliği Başkanı Şuayip Aslan ise, kentin fıstık rekoltesinde ilk defa Gaziantep ve Şanlıurfa’yı geçeceğini kaydetti.

    Siirt ekonomisine yılda 350 milyon TL katkı sağlayan fıstıkta bu yıl yüksek verim bekleniyor. 9 milyon ağacın bulunduğu kentte verim üreticilerin yüzünü güldürürken, üretici her yıl ekim ayında başladığı hasada, bu yıl çalınma riski nedeniyle erken başladı. Hatrant bölgesi ve Şah Mahmut Meydanı’ndaki bahçelerden fıstıklar toplanmaya başladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü İzzet Murat, iyi bir yıl geçirdiklerini belirterek, geçen yıla oranla yüzde 50 dolayında fıstıkta bir artış beklentisi içinde olduklarını belirtti.

    “40 bin ton yaş fıstık bekliyoruz”

    Siirt Fıstık Üreticiler Birliği Başkanı Şuayip Aslan ise, toplanmaya başlanan fıstıkta bu yıl iyi bir rekolte beklentisi içinde olduklarını belirterek, Siirt’in ilk defa Şanlıurfa ve Gaziantep’i geçeceğini dile getirdi. Aslan, Gaziantep’te bu yıl 25 bin ton, Şanlıurfa’da 30 bin ton yaş fıstık beklendiğini anlatarak, bu miktarın Siirt’te ise 40 bin ton olduğunu kaydetti.

    “Hırsızlar yüzünden erken topluyoruz”

    Siirt-Tillo karayolunda fıstık bahçesi bulunan Mehmet Nedim Yürek, bu yıl hırsızların korkusu yüzünden fıstıkları erkenden toplattığını belirterek, “Aslında bu sene yağmur dolayısıyla fıstık geç pişti, ancak hırsızların korkusundan 10 gün erkenden toplatmaya başladık” dedi.

    Fıstık bahçesinde çalışan 7 çocuk annesi Hanife Güneş ise 40 derece sıcaklığa aldırış etmeden ağaca çıkarak tüm dallardaki fıstıkları tek tek topladıklarını söyledi.

  • Yağış çiftçinin yüzünü güldürdü verim yüzde 20’den fazla arttı

    Diyarbakır ve bölgesinde geçtiğimiz kış ayında metrekareye düşen yağış miktarı, yaz aylarında etkisini göstermeye başladı. Yağışın fazla olması nedeni ile bölgede hububat veriminde yüzde 20 oranında artış yaşandı.

    Diyarbakır ve bölgesinde geçtiğimiz yıl metrekareye 450 milimetrenin üzerinde yağış düştü. Özellikle çiftçinin tarlayı ektikten sonra yağışın başlaması verimin de artmasını sağladı. Bu kapsamda bölgede şimdiye kadar toplanan hububatlarda yüzde 20’den fazla artış yaşandı. Çiftçi ürün veriminin artmasından memnun kalırken, destekleme şeklinin ton başından dönüm başına dönüştürülmesini istedi.

    Kentteki hasadın yüzde 85’i tamamlandı

    Konu ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Gıda Tarım ve Hayvancılık Diyarbakır İl Müdürü Mustafa Ertan Atalar, bu yıl Diyarbakır’da 450 milimetrenin üzerinde bir yağış gerçekleştiğini söyledi. Bunun hububat tarımını oldukça önemli bir yönde etkilediğine değinen Atalar, “Hububat tarımında hasadın yüzde 85’i gerçekleşmiş vaziyette. Yaptığımız tespitlere göre, Diyarbakır ve bölgesindeki verimlerde yüzde 20 civarında bir artış söz konusu. Hububatta sulanmayan alanlarda, buğdaydaki verimimiz dönüm bazında 400-500 kilogram arasında. Sulu alanlarda ise bu oran 500 ila 700 kilogram arasında değişiyor. Bu yıl bereketli bir yıl, yıllık yağış oranı 450 milimetre ve bu da hububatın tam ihtiyaç duyduğu dönemlere rast gelmesi nedeni ile de verimi oldukça iyi etkiledi. Herhangi bir sorun yaşamadan hasat dönemini tamamlıyoruz” dedi.

    Anız yangınlarına da değinen Atalar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Hasadın tamamlanması ile birlikte bölgemizde sorun haline gelen anız yangınları konumuz var. Bunlarla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Anızın yakılmasının tarım açısından oldukça zararı var, çevreye, insan sağlığına zararı var. Doğal dengenin yok olmasına sebebiyet veriyor.”

    Çiftçi desteklemenin dönüm bazında verilmesini bekliyor

    Yukarı Kılıçlar köyünde tarımla uğraşan Mehmet Timoçin ise, bu seneki verimin geçtiğimiz yıllara oranla daha fazla olduğunu söyledi. Timoçin, “Benim ekili alanım sulu olduğu için tatmin edici bir verim alıyorum. Geçmiş yıllarda dönüm başına 600 kilogramı geçmiyordu şu anda 700 kilogramın üzerinde verim alıyorum. Devletten mazot ve gübre desteği alıyoruz. Ürün desteği ton başına 50 lira. Bu tatmin edici değil, fazla gübre atıyoruz ayrıca fazla gübre ektiğimiz için dolayısıyla sulama parası, elektrik parası derken masraf yükseliyor. Yani susuz araziye göre masrafımız ikiye katlanıyor. Desteklemenin dönüm bazında verilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

  • Damla sulama yöntemi ile fındıkta verim arttırılmaya çalışılacak

    Karadeniz Bölgesi’nin önemli geçim kaynaklarından biri olan fındıkta son yıllarda düşen verimin damla sulama yöntemi ile arttırılması hedefleniyor.

    Ferrero Fındık, oluşturduğu örnek bahçelerle üreticileri ve vatandaşları bilgilendirerek, fındığın kalitesini arttırmayı hedeflerken, “Değerli Tarım” projesi kapsamında örnek bahçelerde damla sulama yöntemiyle bahçe sulama ve gübreleme işlemi uzmanlar tarafından fındık üreticilerine uygulamalı olarak anlatıyor.

    Akçaabat ilçesindeki Derecik mahallesindeki örnek bahçede Trabzon’un 10 farklı ilçesinden gelen çiftçilere damla sulama sistemini anlatan Değerli Tarım Projesi Akçaabat Bölge Sorumlusu Ziraat Mühendisi Alihan Hikmet Bayram, fındıkta damlama sistemini çiftçilere tavsiye ettiklerini söyledi.

    Bayram, “Bu sistemde borular topraktan yaklaşık 20 santimetre alt kısma gömülebiliyor. Karadeniz Bölgesi yağıştan dolayı yabancı ot olayı fazla olan bir memlekettir. Mekanik mücadele bizim için kaçınılmazdır. Bu mekanik mücadelede damlama boruları eğer bahçe üzerinde durursa boruların kesilmesi söz konusu olacaktır. Boruların gömülmesi de o konuda fayda sağlayacaktır. Toprak altını sulamak suretiyle bitkinin direk kök bölgesine beslemek istenilen bölgeye gübre vererek toprak yüzeyinde olan yabancı otları gübrelememiş ve sulamamış oluyoruz. Bu da bizim yabancı otlarla mücadele de ciddi bir avantaj sağlıyor. Ocak arası mesafelerin biraz daha geniş olduğu, buharlaşmanın güneş ışığına bağlı olarak fazla olduğu yerlerde yine toprak altını besleyerek suyun buharlaşmasının önüne geçiliyor. Her damlasıyla birlikte bitkiye etkili, verimli ve ekonomik anlamda bir besleme sağlanıyor” ifadelerini kullandı.

  • Milli buğday çeşidi Tekir’den yüksek verim

    Tekirdağ’da üretilip Türkiye’nin dört bir yanına yayılan milli ekmeklik buğday tohumu Tekir yüksek verimliliği ile dikkat çekiyor.

    Tohum üretiminde Türkiye’nin önde gelen firmalarından biri olan Trakya Tarım ve Vet. Tic. Ltd. Şti., Trakya ve İç Anadolu bölgesinde verim ve kalitede büyük ses getiren Rumeli çeşidinden sonra Çukurova bölgesinde Tekir adı verilen ekmeklik buğday tohumu ile adeta devrim oluşturdu. Yurt dışından ithal edilen tohumlardan verim ve kalite olarak daha üstün olan ve tamamen yerli sermaye ile üretilen Tekir, yüksek verimliliği ile üreticilerin ve sanayicilerin dikkatini çekmeyi başardı.

    Adana’nın İmamoğlu ilçesinden Osman Alınç, Tekir çeşidini ektiğini ve sulama yapmadan 11 dekar araziden 11 bin 720 kilogram buğday hasat ettiğini belirtti. Alınç, yüksek kaliteli ve verimli buğday geliştirdiği için Trakya Tarım’a teşekkür etti.

    Adana çiftçilerinden Bülent Çetin, Kozan/Dikilitaş’da Trakya Tarım firmasının geliştirmiş olduğu milli çeşit Tekir’den sulama yapmadan dekarda 900 kilogram verim aldığını söyledi. Tekir çeşidinin ekmeklik kalitesinin yüksek oluşu sebebiyle yüksek fiyata alıcı bulduğunu dile getiren aynı zamanda çeşidin çok erkenci olması sebebiyle çiftçilerin hasattan sonra ikinci ürünü ekebileceklerini söyleyen Bülent Çetin, Adana bölgesindeki çiftçilere Tekir çeşidini ekmelerini tavsiye etti.

    Adana’nın İmamoğlu ilçesinden Cafer Çantay ise 2 senedir Tekir çeşidini ektiklerini, kuru şartlarda sulama yapmadan 850 kilogram verim aldığını ve 2 senedir yüzlerinin güldüğünü dile getirdi. Çantay Türk çiftçisine böyle verim ve kalitesi yüksek hem de yüzde 100 yerli bir çeşit geliştirdikleri için Trakya Tarım firmasına teşekkür etti.

    Milli çeşit Tekir’e ilgi giderek büyüyor

    İmamoğlu’da çiftçilik yapan, tüccar ve aynı zamanda un fabrikası sahibi olan Hasan Bağış da İmamoğlu bölgesine Tekir çeşidinden 850-950 kilogram/dekar ortalama verim aldıklarını dile getirdi. Bağış, “Trakya Tarım firmasının ıslah ettiği Tekir çeşidi sadece firmanıza değil tüm Türk çiftçisine hediye ettiğiniz verim ve kalitesi çok yüksek yerli bir çeşittir. Aynı zamanda kalitesinin ekmek yapımı bakımından yüksek değerlere sahip olduğu için benim gibi un sanayicisi tarafından yüksek fiyata satın alınıyor. Tekir çeşidi, Çukurova’da çiftçiye buğdayı sevdiren, buğdaya yönelten bir çeşit oldu. Çukurova çiftçisi Tekir buğdayı ekerek tekrardan buğdaydan para kazanabildiğini gördü. Verim ve kalitesinin yüksek oluşu ile birim alandan daha yüksek verim alan çiftçiler kalitesinden dolayı da buğdayını yüksek fiyata satabiliyor. Tekir çeşidi. Çukurova bölgesine tam uyum sağlayan bir çeşit olduğu için Çukurova bölgesinde hem sulu hem de kuru şartlarda ekilebiliyor” dedi.

    Tekir çeşidi hakkında detaylı bilgiler veren Trakya Tarım Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Özcan Aygun ise, uzun yıllardan beri ıslah çalışmaları yaptıklarını, tohum üretiminden ziyade ıslahı üzerine uzmanlaştıklarını ve her ihtiyaca ve coğrafyaya yönelik tohum ıslah çalışmalarına ağırlık verdiklerini ifade etti. Aygun, “Tekir çeşidinin 2013 yılında üretim izni aldık. O günden bu yana da üzerinde çalışmaya, ürünümüzü geliştirmeye devam ediyoruz. Tekir çeşidini 2016 yılında tescil ettirdik. Erkenci, kırmızı taneli, kılçıklı, orta boy, yatmaya dayanıklı, su gübreye karşı reaksiyonu çok iyi olan bir çeşidimizdir. Çukurova bölgesi, Güney Marmara ve sahil kesimlerde ekimi tavsiye edilir. Ortalama verim miktarı dekar başına 850 ila 950 kilogram civarındadır. Erkenci olması sebebiyle buğday hasadından sonra ikinci ürün ekim yapmaya da olanak sağlayan tamamen yerli sermaye ile üretimini yaptığımız Tekir, inanıyoruz ki Çukurova’nın en çok tercih edilen tohumu olacaktır. Sanayicilerimiz ve üreticilerimiz ithal tohumlardan daha kaliteli bir yerli tohumun her zaman tercih sebebi olacağını ifade ediyorlar. Bu da bizi daha iyisini yapmak için kamçılıyor. AR-GE yatırımlarımız ve çalışmalarımız sürecek” açıklamasında bulundu.

  • Topraksız marulda verim arttı

    Çukurova Üniversitesi’nden bilim insanları küresel ısınmaya karşı su kültüründe kaliteli ve en iyi verimin alınabileceği marul yetiştirdi.

    Topraksız domates, topraksız kavun yetiştiriciliği gibi projelere imza atan Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yıldız Daşgan ve yüksek lisans öğrencisi Ozan Deniz, su kültüründe marul yetiştiriciliğinde mevcut hasat süresini kısaltmak üzerine yeni bir proje üzerinde çalışıyor.

    Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yıldız Daşgan, topraksız tarımın bir çeşidi olan hidroponik tarımın veya su kültürünün, bitki köklerinin içerisinde mineral besin elementleri bulunan, havalandırılan su içinde yer aldığı bir yetiştiricilik şekli olduğunu söyledi.

    3 kat daha hızlı hasat yapılıyor

    Bu çalışmada, serada su kültüründe marul yetiştiriciliğinde açıkta topraklı yetiştiriciliğe göre 3 kat daha hızlı hasat aşamasına gelen bitkilerin besin çözeltisine hümik ve fülvik asit uygulamaları yapılarak hasat süresinin daha da kısaltılmasının hedeflendiğini vurgulayan Prof. Dr. Daşgan, böylece yıl boyunca üretilen ürün sayısı artacağı gibi erkencilik pazara daha kısa sürede ürün çıkışı sağlayacağını söyledi. Daşgan, “Bitki köklerinin içine daldırıldığı gübreler kullanılarak hazırlanan besin çözeltisi içerisine belli dozlarda ve sıklıklarda uygulanan hümik ve fülvik bileşikler su içerisindeki besin maddelerinden bitkinin faydalanmasını artırmaktadır. Besinlerin alımında etkinlik ve hız artmaktadır. Sonuçta gübre randımanı artarken bitki büyümesi hızlanmakta ve hasat süresi kısalmaktadır. Bilindiği üzere su kültürü yetiştiriciliğinde marul başta olmak üzere ıspanak, tere, roka, fesleğen, maydanoz, nane gibi aromatik sebzelerin yetiştiriciliği oldukça hızlı yaygınlaşan bir tarım sektörü. Bu sektörde ürünün pazara hızlı ve taze sevk edilmesinin yanında fiziksel olarak kaliteli ve aynı zamanda vitaminler, mineraller, fenoller, flavanoidler gibi insan beslenmesine katkıda bulunan ögelerin yüksek oranda olması da çok önemli” dedi.

    “Hastalık olasılığı da azalıyor”

    Su kültüründe yetiştirilen yeşil yapraklı sebzeler ve aromatik sebzelerde en önemli konulardan birinin ürünün topraktan temiz olması olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Daşgan, su kültürü üretiminin, tüketim sırasında yıkama ve ayıklama süresinin kısalmasına oldukça fazla katkıda bulunduğunu söyledi. Su kültüründe hızlı olan hasat süresinin organik bileşikler kullanarak daha kısa sürmesinin sağlandığını belirten Prof. Dr. Daşgan, su kültürünün üretim sırasında bitkilerde olası hastalık ve zararlı ortaya çıkış olasılığını da oldukça azalttığını, bu sayede hiç pestisit kullanmadan tertemiz yaprakların tüketime sunulduğunu ifade etti.

    “20 gün daha erken yetişiyor”

    Yaptıkları araştırmada toprağa göre hasat süresini daha da kısa zamana çekmeyi amaçladıklarını belirten Prof. Dr. Daşgan, temiz hasat ile daha verimli ve kaliteli ürün elde ettiklerini söyledi. Projeyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. H. Yıldız Daşgan, açıklamasında şu bilgileri verdi:

    “Su kültüründe topraksız tarım yöntemiyle kıvırcık marul yetiştiriciliği yapıyoruz. Bu yöntemde topraklı tarıma göre hasat süresi kısalıyor. Böylece yıl içerisindeki ürün sayısı artacak ürünün pazara çıkma süresi kısalacak. Ayrıca toprak olmadığı için yaprak sebzelerin temiz hasat edilmesi çok önemli. Pazara sevk edilirken toprak toz kirlenmesi olmadan ilaçsız üretildiği için direk tüketilebilecek şekilde sunuluyor. Toprakta çeşidine göre kıvırcık marul yetiştirmek 60 günü bulurken biz burada 20 günlük bir erkencilik sağladık.”