Etiket: Verilecek

  • Kandemir: “İmalat sanayindeki işletmelere, 1 milyon lira destek verilecek”

    Osmaniye KOSGEB İl Müdürü Nihat Kandemir, imalat sanayi sektöründeki işletmelere, 1 milyon lira destek verileceğini söyledi.

    Kandemir, Cebelibereket Gazeteciler Cemiyeti’ni (CGC) ziyaretinde, KOBİ Gelişim Destek Programı’nın (KOBİGEL) yeni proje çağrısı kapsamında, imalat sanayi sektöründeki işletmelere, 1 milyon lira destek verileceğini belirtti.

    Üretim ve ihracatta teknoloji seviyesi yüksek, katma değerli ürünlerin ve KOBİ’lerin payının arttırılmasına yönelik projelerin desteklenmesinin hedeflendiğini ifade eden Kandemir, “KOSGEB’de yeni uygulamalar üzerinde çalışmalar yapılıyor. Girişimcilere yönelik büyük desteklerimiz oluyor. KOBİ’lere istihdamı arttırabilecek yatırımların artmasını istiyoruz. Bu anlamda imalat sanayisinde yapısal dönüşümün aktörü olacak kobilerin desteklenmesini amaçlıyoruz. Yeni destekleme programımız için başvurular 11 Eylül’de başlayacak. Destekleme konusunda detaylı bilgileri kurumumuzdan alınabilir” dedi.

    Osmaniye’de bu kadar çok girişimcilik desteklemelerinin olmasının birinci sebebinin işsizlik oranının fazla olmasından kaynaklandığını belirten Kandemir, “Bunda kentin göç alması ve genç nüfusun fazla olmasının da etkileri var. KOSGEB’in KOBİ’lere desteği daha çok imalata yönelik, istihdamın artmasında katkı sağlayacak, Türkiye’nin cari açığını kapatmaya yönelik işletmelere desteğimiz devam edecektir” diye konuştu.

  • Çölyak hastalarına özel beslenme eğitimi verilecek

    Türkiye’de ilk defa çölyak hastalarına yönelik hazırlanan Glutensiz Beslenme Eğitimi Projesi, Zafer Kalkınma Ajansı tarafından kabul edilerek 15 bin TL hibe desteğiyle 7 Ağustos tarihinde hayata geçecek. Glutensiz yemek şefi tarafından uygulamalı olarak verilecek eğitim sayesinde çölyak hastaları kendi yemeklerini kendileri hazırlayabilecek.

    Manisa Çölyak ve Organik Beslenme Derneği tarafından hazırlanarak Zafer Kalkınma Ajansına sunulan Glutensiz Beslenme Eğitimi Projesi hibe desteği almaya hak kazandı. Çölyaklılara yönelik düzenlenecek bir günü teorik, 7 günü uygulamalı glutensiz beslenme eğitimiyle çölyak hastaları artık kendi yemeklerini kendileri yapabilecek hale gelecek.

    Manisa Çölyak ve Organik Beslenme Derneği Başkanı Halim Şivecan, “Türkiye’de ilk olacak olan bir proje. Glutensiz beslenme ve glutensiz mutfak eğitimi alacağız. 8 gün sürecek bir eğitim olacak. 8 günlük eğitimin içinde bir gün teorik eğitim olacak. Glutensiz bir şef eşliğinde sürecek olan projede 7 gün boyunca mutfakta 25 tane dernek üyemiz Manisa İsmet İnönü Kız Meslek Lisesinin mutfağında glutensiz şeften birebir glutensiz yemek, glutensiz ürünlerin yapılmasıyla ilgili eğitim alacağız. Çölyaklıların ömür boyu glutensiz beslenme zorunluluğu olduğu için ve glutensiz beslenme kolay bir beslenme diyeti değil, çünkü gluteni alınan undan bir şeyler yapmak çok zor. Nişasta ağırlıklı oluyor. Bununla ilgili bir proje yazmıştık. Bu Zafer Kalkınma Ajansı ve Türkiye’de ilk defa uygulamalı bir eğitim olacak. Bizim için de bu önemli. Bunun Türkiye’de yayılmasını istiyoruz. Çünkü çölyaklıların en büyük ihtiyaç duyduğu şey evde beslenme, kendi ürünlerini kendilerinin yapmaları. Bununla ilgili yaşadığımız büyük sıkıntıları da böylelikle aşmayı planlıyoruz. Buradaki kursiyerlerin sürdürülebilirliği de olacak. 20-25 kişi eğitim alacak. Bu eğitim alacak kişiler, bundan sonraki çölyaklılara ya da glutensiz beslenmek isteyen kişilere de eğitim vererek hizmet verecek. Diğer dernek üyelerimiz de bu şekilde faydalanacak” dedi.

    “Manisa’da çölyaklı bir turistin yiyebileceği bir şey yok”

    Eğitimle ikinci bir amaçları olduğunu da dile getiren Şivecan, “Manisa’da gastronomi turizmini canlandırmak istiyoruz. Dernek olarak Manisa Çölyak ve Organik Beslenme Derneğiyiz. Hem çölyak hem organik beslenme misyonumuz var. Bununla ilgili adımları da atacağız. Manisa’da gastronomi turizmi ile ilgili eksikliğin olduğunu düşünüyoruz, inşallah bunu da dernek olarak üstlenmeyi istiyoruz. Manisa’da çölyaklı bir turistin yiyebileceği bir şey yok. Biz bunu sağlayalım istiyoruz. Manisa’da coğrafi işaretlenmiş çok sayıda yiyeceğimiz var Akhisar köftesi, Manisa kebabı, Salihli odun köfte, Alaşehir kapaması gibi. Bunların yapımıyla ilgili, bunların öğretileriyle ilgili bir misyon üstlenmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    Mutfak eğitimlerini Türkiye’nin ilk glutensiz yemek şefi verecek

    Proje kapsamında verilecek eğitimlerin İsmet İnönü Kız Meslek Lisesinde gerçekleştirileceğini kaydeden Şivecan, şunları söyledi:

    “Bir gün Halk Eğitim Merkezinden 8 saatlik beslenme eğitimi alacağız. Arkasından 7 gün boyunca da birebir mutfak eğitimi alacağız. Mutfak eğitimi Türkiye’nin ilk glutensiz şefi olan Süleyman Engin tarafından verilecek. Beslenme eğitiminin lansmanını ve taçlandırmak için 12 Ağustos tarihinde bir açık büfe etkinliği yapacağız. Kursiyerlerimizin öğrenmiş olduğu ürünleri, glutensiz beslenme ürünlerinin sergilendiği, yenilip içilebilecek bir açık büfe etkinliği olacak. Mecliste kurulan Çölyak Araştırma Komisyonundaki milletvekillerimizi, vali beyi, belediye başkanlarımızı çağıracağız. Buradaki amacımız Manisa’da bunun en üst seviyede duyurulması bizler için çok önemli. Çölyaklıların bize ulaşması gerekiyor, hala Manisa’da ulaşamadığımız insanlar var.”

  • Başkan Ülken: “Er ya da geç incire destek verilecek”

    Dünyanın en önemli incir üretim merkezi olan Aydın’da üreticiler 2017 yılı tarım destekleme listesinde inciri yine görememesi hayal kırıklığına neden oldu. Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, incirle ilgili çalışmaların devam ettiğini ifade ederek “Farklı bir destek kaleminde incire destek çıkabilir” dedi.

    Yaklaşık 362 hektar alanda 6 milyon 743 bin meyve veren incir ağacı bulunan Aydın’da incire prim sözü yine vaatlerden öteye geçemedi. 186 bin ton taze incir rekoltesi bulunan ve 60 bin ton civarında da kuru incir elde edilen Aydın’da, üretici 2017 yılı için yine hüsrana uğradı. 2016 yılında yurt dışına 45 bin ton ihracatı bulunan Aydın’ın incir ihracatından geçen yıl 215 milyon dolar gelir sağlamasına rağmen incire prim desteğinin olmaması bir kez daha üreticinin canını sıktı. Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, incir için bakanlıkta ayrı bir çalışma olduğunu ifade ederek üreticiyi rahatlatan açıklamayı yaptı. Başkan Ülken, incirin de en kısa sürede desteklenen ürünler arasında yer alacağını belirtti.

    “Er ya da geç destek verilecek”

    İncire destek anlamında birtakım çalışmaların devam ettiğini ve önümüzdeki yıllarda üreticiye sevindirici haberin mutlaka duyurulacağını belirten Hakan Ülken, “Biz senelerdir ifade ediyoruz ancak son açıklanan destekleme kalemleri arasında incir yine yoktu. İncirle ilgili son açıklanan destek paketi dışında Türkiye genelinde incir ve muadili 6 ürün için bakanlıkta bir çalışma konusu olduğunu biliyoruz. Umudumuzu kesmeyelim. Farklı bir destek kaleminde incire destek çıkabilir. Bununla ilgili biz gerekli lobi çalışmasını sürdüreceğiz. Er veya geç hem incirimize ve Aydın’daki ürünlerimizin hemen hemen hepsi için prim desteği beklentimiz sürüyor” diye konuştu.

  • Şehit Başçavuş Fevzi Kıral yarın Akhisar’da toprağa verilecek

    Şırnak’ın Uludere ilçesindeki helikopter kazasında şehit düşen 13 askerden Tekniker Başçavuş Fevzi Kıral’ın cenazesi yarın Manisa’nın Akhisar ilçesinde toprağa verilecek.

    Şehit Teknik Başçavuş Fevzi Kıral’ın Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığında otopsi işlemlerinin tamamlandığı ve cenazesinin saat 03.00’de havayolu ile Akhisar Akselendi Hava Meydan Komutanlığına getireceği ardından buradan Akhisar Cem Evi morguna götürüleceği kaydedildi. Şehit Teknik Başçavuş Fevzi Kıral yarın saat 10.00’da Akhisar Cem Evi’nde düzenlenecek törenin ardından Akhisar’a 15 kilometre uzaklıkta bulunan Beyoba Mahallesi 137 sokak 6 numarada bulunan baba evine getireceği ve ardından yine Beyoba Mahallesi mezarlığına defnedileceği bildirildi.

  • YÖK Başkanı Saraç: “100/2000 doktora bursları projesinde 1800 TL burs verilecek”

    Yükseköğretim sisteminde mevcut olan sorunlar ve çözümü kapsamında, YÖK’te ilk kez “Tıp Dallarında Asistan Eğitimi Çalıştayı” düzenlendi. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Yekta Saraç, çalıştayda 100/2000 doktora bursları projesinde verilecek bursun 1800 TL’ye çıkarıldığını açıkladı.

    YÖK’te ilk kez düzenlenen “Tıp Dallarında Asistan Eğitimi Çalıştayı”nda yükseköğretim sisteminde mevcut olan sorunlar masaya yatırıldı. Devlet ve vakıfların yükseköğretim kurumlarındaki tıp fakültelerinden temsilcilerin, eğitim ve araştırma hastanelerden asistan temsilcilerinin ve Sağlık Bakanlığı, Kamu Hastaneleri Kurumu ve Adli Tıp Kurumu yetkililerinin katıldığı çalıştaya YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç da yer aldı. Tıp fakültelerinde mezuniyet sonrası eğitimde kalitenin arttırılması, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı çalıştayda açılış konuşmasını yapan Başkan Saraç, 2015 verilerine göre dünyada 2 bin 420 civarında tıp fakültesi olduğunu, Çin’de, Hindistan’da, ABD’de ve Brezilya’da ve diğer bazı ülkelerde tıp fakültesi sayılarının 150’nin üzerinde olduğu bilgisini verdi ve dünyanın 7 milyar nüfusuna oranla 2 bin 420 tıp fakültesinden yılda ortalama 389 bin hekimin mezun olduğu ve diğer taraftan 2015’te 36 ülkede hala hiç tıp fakültesi olmadığını belirtti. “Sahra Afrika’sında 26 ülkede 1 veya 2 tıp fakültesi mevcut” diyen Saraç, konuşmasına şu şekilde devam etti:

    “Dünya Tıp Eğitimi Federasyonu, bütün ülkelerde bütün tıp hekimlerinin ve de sağlık çalışanlarının, güçlü mobilize bilgi ile donatılmış bir çekirdek eğitim programı ile eğitilmelerini, eleştirel düşünce anlayışına sahip olmalarını ve de en önemlisi etik değerler kavramlarını iyi öğrenmelerini önermektedir. Tıp eğitimine bakıldığında 20. yüzyılda 3 ciddi eğitim reformu görüyoruz; 20. yüzyılın başlarında science-based (bilim-temelli) müfredatlı eğitim yürütülmüş, 20. yüzyılın ortalarında probleme dayalı eğitim gündeme taşınmış ve son olarak şimdi 21. yüzyılın başlarında 3. nesil tıp eğitimini ve sağlık hizmetlerini profesyonel yetkinlik ve global bilgiye dayalı performans temelli yaklaşım yürütmektedir. Ancak, eğitime yönelik verimli eğitim reformlarını takip ederken Yükseköğretim Kurulu olarak hedefimiz, insana verdiğimiz değeri merkeze alarak bireyin ve toplumun sağlığını koruyan, hastasına iyi bakan, memleketini iyi tanıyan ve insan sevgisi ile dolu yetenekli hekimler yetiştirmektir. Yetiştirdiğimiz genç hekimlerden beklediğimiz hizmet sunmak için gayret içinde olmalarını, karar verici olmaları, tüm dünyayı ama özellikle hizmet verdikleri toplumu iyi tanımalarını bekliyoruz. Hekimlerimiz eğitimlerini tamamladıklarında Türkiye’nin sağlık sorunlarını bilmelidirler ve mezun olduktan hemen sonra bu sorunların üstesinden gelebilecek bilgi, beceri ve tutumlarla donanmış olmalıdırlar.”

    “Kaliteli eğitim vereceksiniz, kaliteli hizmet sunacaksınız”

    Tıpta uzmanlık eğitimi verirken eğitim-araştırma ve eğitim-hizmet dengelerinin korunması gerektiğinin altını çizen Başkan Saraç, “Uzmanlık eğitimi aldığınız kurumlarından beklediğimiz diğer önemli iki kavram hizmet ve yüksek düzeyde araştırmalardır. Tabi ki bu yükün ağır olduğunu düşünmekteyim. Kaliteli eğitim vereceksiniz, kaliteli hizmet sunacaksınız, aynı zamanda da yüksek düzeyde araştırmalar gerçekleştireceksiniz. Ama unutmayın kaybedecek ve boşa harcayacak bir günümüz bile yok, mutlaka çok çalışmalıyız, buna mecburuz ve bunları yapabilecek birikimimiz mevcuttur. Değerlerin farklılaştığı bir ortam var. Buna uyumlu yüksek etik değerler ve yüksek kalite ile bir hekimi nasıl yetiştireceğiz, eğitim, araştırma ve hizmet üçlüsünü merkeze alarak de özenle çalışmamız gereken bir konu bu. Günümüz yüksek teknolojinin hızla ve en sık kullanıldığı alan olan tıp bilimi, toplum için pahalı maliyetleri bünyesinde taşıyabilmektedir. Bu süreçlerin iyi yönetilememesi ve yozlaşabilmesi insanı insan yapan değerlere ve kavramlar sanki değer yitirmesi ile daha sık karşılaşılır hale gelmiştir. ’Klasik tıp mesleği anlayışının içine kazanç kavramının girmesi bir takım yozlaşmalar yanı sıra eşitsizlikleri de beraberinde getirmiyor mu’ diye bir soru bu noktada hepimizin gündemine girmektedir. Bu nedenle verdiğimiz eğitimde güncel bilimi takip ederken, yetiştiğimiz süreçlerin bir parçası olan klasik eğitim değerlerimizi de kaybetmemek gerekmektedir. Bugün eğitim, araştırma ve hizmet üçlüsünün sağlıklı işleyebilmesi için gereken niteliklere vurgu yapabilme arzusuyla tıp fakültesine girebilmek için ilk 40 binde yer alma şartını koyduk ve bu düzenlemenin geri dönüşleri bize olumlu olarak ulaştı. Yeni YÖK olarak bütün uğraşımız, gayretlerimizle dikkat ettiğimiz bir noktadır bu. Ayrıca bir diğer konu da tıp fakülteleri, gerçek araştırma merkezlerini ön plana çıkararak ülkemizde yürütülen klinik araştırmaların verimliliğini ve etkinliğini arttırmak konusunda gayret içinde olmalıdır. Yetiştirdiğimiz hekimlerin tümünün hasta sağlığına doğrudan hasta bakarak katkıda bulunması önlerindeki tek kariyer planı değildir. Bugün ülkemizde ve yurt dışında yetişmiş, gurur duyduğumuz birçok hekim kökenli araştırmacılar bulunmaktadır. Bu nedenle fakültelerimiz kadrolarının enstitülerde yürüttüğü çalışmalar ve programları da ayrıca önemsiyoruz. Uzmanlık eğitimi dışında da sağlığa ilişkin doktora alanlarına destek vermeye çalışıyoruz. Yeni 100/2000 doktora bursları projesi buna bir örnektir. Ar-Ge alanında içinde bulundukları üniversitelerin diğer araştırma birimleriyle interdisipliner çalışmalar bu kapsamda önemsediğimiz bir iş birliğidir. Örneğin ülkemizdeki mültecilere yönelik klinik araştırmalar sosyal bilimler ile ortaklıklara kapı açabilir. Veya güncel diğer bir başlık olan çevre çalışmaları tüm bilim alanlarının beraber çalışabileceği bir konudur. Bu tür işbirliklerinin eğitime de yansıyacağını ve mezun ettiğiniz tüm öğrencilerin birikimlerine, ülke ve dünya sorunlarını anlamalarına yardımcı olacağını düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Temel bilimler alanlarında doktora programları ciddiyetle gözden geçirilmeli”

    Alana ilişkin değişim süreçleri ve bunları takip, iyi sayfalar açmayı hedefliyor olsa da, değerler ve hedeflerin iyi ortaya konamaması, zaman zaman motivasyon eksikliği, mali konular, coğrafi ve sosyal koşulların hedeflere varmada kendilerini geciktirebildiğini aktaran Saraç, “Ülkemizdeki devlet üniversitelerinde 73, vakıf üniversitelerinde 27 olmak üzere toplam 100 tıp fakültesi var. Bunlardan 84’ü aktif. Diğerleri kurulmuş ama henüz eğitime başlamamış. Bu fakültelerdeki öğrenci sayımız 75 bindir. Öğretim üyesi sayımız 13 bin civarındadır. Bu fakültelerin yeni açılanlarında sıkıntılı süreçler yaşandığını bilmekteyiz. Gelişmiş üniversitelerimizin özellikle temel bilimler alanlarında doktora programlarını ciddiyetle gözden geçirmeleri gerekmektedir. Bu süreçte biz gereken desteği vermeye hazırız. Tıp eğitimi Türkiyemizin dünyada en iyi olduğu alanlardan biridir. Umarım bu toplantı ilerleme kaydetmek istediğimiz bütün bu alanlarda yön gösterici olmaya devam eder” diye konuştu.

    “Burs ücreti 1800 TL’ye çıkarıldı”

    YÖK’ün Türk bilim hayatında ilk defa öncelikli 100 alanı tespit edip, bu alanlarda 2 bin kişiye doktora bursu verme kararı aldığını açıklayan Başkan Saraç, “Türk bilim hayatında ilk defa yapılan bu uygulamada hedefimiz, bu alanlarda eleman yetiştirmek ve mezunların mezun olduktan sonra sadece üniversitelerde değil enstitülerde de istihdam edilmeleri. Bu 100/2000 doktora bursları projesinde burs miktarı da 1800 TL’ye çıkarıldı” ifadelerini kullandı.