Etiket: Veremedi

  • Erdoğan: “Salgın sürecinde dayanışma konusunda başta gelişmiş ülkeler olmak üzere dünya iyi bir sınav veremedi”

    Erdoğan: “Salgın sürecinde dayanışma konusunda başta gelişmiş ülkeler olmak üzere dünya iyi bir sınav veremedi”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Salgın sürecinde dayanışma ve yardımlaşma konusunda gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya maalesef iyi bir sınav veremedi. Bırakın yardımlaşmayı, dayanışmayı salgın karşısında mazlum ve mağdurlar adeta kaderlerine terk edildi. Türkiye olarak bu noktada örnek bir tavır ortaya koyduk. Tüm dünyada din, dil, ırk bölge ayrımı yapmadan yardımına koşmayı kendimize görev atlettik” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da bir otelde düzenlenen Türk Konseyi Sağlık Bilim Kurulu toplantısına katıldı. Türk Konseyi Sağlık Bilimi Kurulu Toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sağlık altyapımızın gücü depremde olduğu gibi korona virüs salgınında da en büyük avantajlarımızdan biridir. Dünyanın son dönemde karşılaştığı en büyük sağlık krizi olan korona virüs salgını sürecinde canla başla fedakarca çalışan sağlık ordumuza buradan bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Ölenlere Allahtan rahmet diliyorum. Yaralı sağlık ordumuzun mensuplarına şifalar diliyorum. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de olumsuz etkileyen bu salgın maalesef yeni dalgalarla hala yoluna devam ediyor. Vaka sayısının 45 milyonu geçtiği can kaybı sayısını 1 milyon 200 bine ulaştığı salgına karşı hala kesin ve etkili bir çare bulunamamıştır. Fiilen kullanım aşamasına gelen aşı çalışmaları bu konudaki en büyük ümidimizdir. Türkiye bir yandan Çin, Rusya, Amerika gibi ülkelerdeki aşı çalışmalarını yakından takip ederken, diğer yandan da kendi aşısını geliştirmek için yoğun bir çaba içindedir. İnşallah önümüzdeki bahar aylarında kendi aşımızı vatandaşlarımıza uygulayabilecek aşamaya gelmiş olacağız. Yılsonu itibariyle dünyadaki aşı çalışmalarından bilim insanlarımızın uygun gördüğü birini veya birden fazlasını vatandaşlarımızın istifadesine sunmayı planlıyoruz. Amacımız ilk etapta yüksek risk gruplarından başlayarak bu hizmeti bütün vatandaşlarımıza ulaştırmaktır. İşte böyle bir dönemde gerçekleşen Türk Konseyi Sağlık Bilim Kurulu 4. Toplantısını işbirliği imkanlarını genişletilmesi ve eldeki birikimin paylaşılması bakımında önemli bir adım olarak görüyorum” dedi.

    “Salgın sürecinde dayanışma ve yardımlaşma konusunda gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya maalesef iyi bir sınav veremedi”

    Salgın sürecinde ülkelerin yardım ve dayanışma konusunda iyi bir sınav vermediğini söyleyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgın sürecinde dayanışma ve yardımlaşma konusunda gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya maalesef iyi bir sınav veremedi. Bırakın yardımlaşmayı, dayanışmayı salgın karşısında mazlum ve mağdurlar adeta kaderlerine terk edildi. Türkiye olarak bu noktada örnek bir tavır ortaya koyduk. Tüm dünyada din, dil, ırk bölge ayrımı yapmadan yardımına koşmayı kendimize görev atlettik. Salgın döneminde 155 ülkenin ve 8 uluslararası kuruluşun tıbbi malzeme desteği talebine olumlu cevap vererek elimizdeki imkanları paylaştık. Maskeden solunum cihazına ve kimi ilaçların üretimine kadar her konuda kendimiz ve dostlarımız için en iyisini yapmanın gayreti içinde olduk. İnşallah bundan sonrada aynı insani ve vicdani tavrımızı sürdüreceğiz. Rabbimden bütün insanlığı bu salgından bir an önce kurtarmasını diliyorum” diye konuştu.

    “3 çocuk temennisi Ülkemizin geleceği bakımından hayati öneme sahip bir tespittir”

    Türkiye’nin dünyanın genç ve nitelikli nüfusuna sahip ülkeler arasında ilk sırada yer aldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye artık 84 milyonu bulmak üzere olan nüfus içindeki 15 milyona yaklaşan ilk, orta, lise öğrencisi ve 8 milyon üniversite öğrencisiyle gerçekten imrenilecek genç bir insan kaynağına sahiptir. Hali hazırda 30 yaş nüfusumuzun toplam nüfusa oranı yüzde 40’a yaklaşıyor. Ayrıca çeşitli statülerde ülkemizde yaşayan 5 milyon yabancıyı da bu insan havuzuna ekleyince rakam 90 milyonu buluyor. Her ne kadar doğum oranları düşüyor olsa da hala dünyanın en genç ve nitelikli nüfusuna sahip ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyoruz. Her fırsatta dile getirdiğim en az 3 çocuk temennisi öyle rast gele söylenmiş bir ifade değil. Ülkemizin geleceği bakımından hayati öneme sahip bir tespittir. Genç ve yetişmiş insan nüfusumuzu korumak mecburiyetindeyiz. Dikkat ederseniz sadece genç demiyorum. Aynı zamanda yetişmiş vurgusunu da yapıyorum. İnsani ve milli değerlerle güçlü bir şekilde donanmamış, çağın teknolojisine ve pratiklerine hakim şekilde yetiştirilmeyen bir genç nüfus avantaj olmaktan çıkıp başlı başlına bir sorun haline dönüşür. Bunun için eğitim, kültür ve bilim alanındaki hassasiyetimi sürekli daha ileriye taşıyoruz. Geçtiğimiz asra gelişmiş, bu sıfatla damga vuran ülkelerin nüfus konusundaki kayıpları sebebiyle ciddi bir gelecek kaygısı içine girdiklerini görüyoruz. Hatta bu endişenin batıda giderek yükselen İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığının ana sebebi olduğunu biliyoruz” şeklinde konuştu.

    “Türkiye salgının etkisiyle hızlanan küresel yapılanma süreciyle ilgili analizlerde geleceğin yıldızları arasında gösteriliyor”

    Yüksek teknolojinin kullanımı ve tasarımı konusunda her projeye destek verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye salgının etkisiyle hızlanan küresel yapılanma süreciyle ilgili analizlerde geleceğin yıldızları arasında gösteriliyor. Katıldığımı bilim toplantılarında ve ödül törenlerinde gördüğüm bir gerçeği sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye’nin geçtiğimiz dönemde demokrasi de ve kalkınmada gerçekleştirdiği tarihi atılım her alanda olduğu gibi bilim ve araştırma faaliyetlerinde de önümüzü açmıştır. Başbakanlığım ve cumhurbaşkanlığım döneminde bilimsel çalışmaların teşviki araştırma geliştirme faaliyetinin yaygınlaştırılması yüksek teknolojinin tasarımı ve kullanımı hususundaki her projeye şahsi destek verdim. Bu süreçte gerek üniversitelerimiz, gerekse kurumlarımıza bağlı araştırma tasarım teknoloji kuruluşlarımızı, gerek özel sektörümüz birbirlerini destekleyecek şekilde hızlı bir yükselişe geçmiştir. Türkiye’nin sağlıktan savunma alanına kadar geniş bir yelpazede dünya çapında başarılar ortaya koymasının gerisinde bu güçlü işbirliği ve yoğun çalışma iklimi vardı. Gençlerimize ve çocuklarımıza bilim ve araştırma şevki kazandırmak için Türkiye çapından pek çok proje yürütüyoruz. Yurtdışındaki bilim insanlarımızın Türkiye’ye dönüşünü teşvikten okullarımıza kurduğumuz deneye yap atölyelerine kadar geniş bir alana yayılan bu gayretlerimizin karşılığını yavaş yavaş almaya başladık” dedi.

    “İçinden geçtiğimiz şu kritik süreci başarıyla geride bırakıp 2023 hedeflerimize ulaştığımızda karşımızda yepyeni bir Türkiye göreceğiz“

    2023 hedefleriyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Halen içinden geçtiğimiz şu kritik süreci başarıyla geride bırakıp 2023 hedeflerimize ulaştığımızda karşımızda yepyeni bir Türkiye göreceğiz. Bu güne kadar kat ettiğimiz mesafe sayesinde artık geleceğimize dün olduğundan daha fazla umutla bakıyoruz. Ülkemize ve kendimize olan güvenimizin artması 2053 vizyonumuzun altını daha güçlü bir şekilde doldurmamızı sağlıyor. Maruz kaldığımız tüm saldırıları, önümüze çıkartılan tüm engellemelere rağmen diğer alanlarla birlikte bilimde de Türkiye’yi dünyanın en ileri ülkeleri arasında ilk sıralara taşımakta kararlıyız. Bu konuda en büyük desteği yine bilim insanlarımızdan bekliyoruz. Sizlerin yol göstericiliğinde hep birlikte sürekli daha ileriye giderek tarihin verdiği sorumluluğu hakkıyla ifa edeceğimize inanıyorum” diye konuştu.

  • Tüfekle intihar eden adamın çalan cep telefonuna polis cevap veremedi

    Antalya’da seyir terasına gelerek manzara izledikten sonra yanında getirdiği tüfekle başına ateş eden Erol Damar (40) hayatını kaybetti. Olay sonrası Damar’ın çalan cep telefonuna polis cevap veremedi.

    Olay, Kepez ilçesi Antalya Bulvarı üzerinde bulunan seyir terasında 17.30’da meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 07 ABJ 968 plakalı motosikletiyle seyir terasına gelen Erol Damar, burada bir süre manzara izledikten sonra sırt çantasından çıkardığı tüfeği alıp başına dayadı. Çevredekilerin ikna etme çabalarına aldırış etmeyen Damar, ateş ederek hayatına son verdi. İhbarın ardından olay yerine gelen sağlık ekipleri, Damar’ın öldüğünü belirlerken, polis bölgede inceleme başlattı.

    Bölgeye gelen olay yeri inceleme ekipleri, intihar eden adamın cansız bedeni üzerinde araştırma yaparken, cep telefon sesi geldiğini duydu. Damar’ın üzerinden çıkarttıkları cep telefonunu alan ekipler, sık sık arayan karşı tarafın telefonuna cevap veremedi.

    Polis ekiplerinin olayla ilgili araştırmaları devam ediyor.

  • İtfaiye eri acı haberi veremedi

    Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde meydana gelen trafik kazasında 2 kişi öldü, 1 kişi ağır yaralandı. Çalan telefonunu açan İtfaiye eri acı haberi yakınlarına veremedi.

    Kaza, saat 18.00 sıralarında Akcakoça-Alaplı karayolu Belediye Plajlar mevkiindeki Tünel girişinde meydana geldi. Hayrettin Koç idaresindeki 41 RK.244 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yolun sağında bulunan uyarı levhasına çarptı. Aracın içinde sıkışan sürücü Hayrettin Koç ve yanındaki 39 yaşındaki Cengiz Koç olay yerinde hayatını kaybetti. Otomobilin arka koltuğunda sıkışan 41 yaşındaki Hülya Koç’ u Alaplı İtfaiye ekiplerinin çalışmaları sonucu bulundukları yerden güçlükle çıkartıldı. Ağır yaralı olarak otomobilden ağır yaralı olarak çıkarılan Hülya Koç, olay yerine gelen ambulans ile Ereğli Devlet Hastanesine kaldırılarak tedaviye alındı.

    Kaza yerinde araştırma yapan Jandarma ve İtfaiye, arabanın içinde çalan telefonu açtı. Acı haberi yakınlarına veremeyen itfaiye eri, “Kaza yapmışlar. Yaralanmışlar. Onlar hastanede, telefon Arabada kalmış” diyebildi.

    Otomobil sürücüsü Hayrettin Koç’un ve Cengiz Koç’un cesetleri olay yerine gelen Cumhuriyet savcısının ardından sıkıştıkları yerden çıkarılarak otopsileri yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.

    Polis kazayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor.

  • 4 kişinin öldüğü kazada sürücü ifade veremedi

    Bursa’nın Orhangazi ilçesinde, 4 kişinin öldüğü kazada 15 yıla kadar hapsi talep edilen sürücü, avukatı olmadığı için ifade veremedi.

    Geçtiğimiz Aralık ayında Orhangazi-Bursa karayolu Küçük Sanayi Sitesi kavşağı yakınlarında meydana gelen trafik kazasında Ahmet Ahmetoğlu (53) idaresindeki 16 YR 766 plakalı kamyon kontrolden çıkarak karşı şeride geçmişti. Bu esnada karşı şeritten gelen Mehmet Murat Durdu (34) idaresindeki 27 SY 121 plakalı aracı altına alarak yaklaşık 50 metre sürükledi. İki aracın şarampole yuvarlanması sonucunda kamyonet içerisinde bulunan Mehmet Murat Durdu (33) ile birlikte ağabeyleri Mustafa Durdu (34), Ercan Durdu (37) ve arkadaşları Murat Küçükoğlu (31) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazanın ardından kamyon sürücüsü bir haftalık tedavinin ardından tutuklandı.

    15 yıla kadar hapsi isteniyor

    Sürücü hakkında Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘taksirle ölüme sebebiyet vermek’ suçundan 15 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Ahmet Ahmetoğlu’nun, “Benim avukat tutacak gücüm yok. Maddi durumum iyi değil” deyince savunması alınamadı. Duruşmaya katılan sanığın eşi Ayşe Ahmetoğlu, “Eşim kazadan dolayı hafızasını kaybetti. Bir şey hatırlamadığını söylüyor. Şu anda tedavi görüyor” dedi.

    Mahkeme heyeti, sanığa barodan avukat talep edilmesine, tutukluluk halinin devamına, eksik evrakların tamamlanmasına karar verip, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın desteği ve ikazına rağmen Katılım bankaları istenileni veremedi

    İki kamu bankasının iştiraki olan Katılım bankalarının faaliyetleri, sektörde bekleneni karşılamadı.

    Katılım finans sektörünün son iki aktörü kamu bankalarının iştiraki olan katılım bankaları oldu. Fakat iş dünyasının beklentilerini karşılama ve hedef tutturmada istenilen duruma gelinemedi.

    Bankacılık sistemi içerisindeki pay artmadı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen yıl Vakıf Katılım Bankası’nın açılışında yaptığı konuşmasında sistemin bankacılık sisteminin aldığı payın yüzde 5 olduğunu belirterek, “Yüzde 15’lik bir hedef var ama ben bunu yetersiz görüyorum. Yüzde 25’e çıkarmamız gerekir” demişti. Fakat tüm desteklere rağmen Katılım bankalarının Türk Bankacılık Sistemi içerisindeki payları artmadı. 2016’nın ilk ayında yüzde 5,04 olan pay Kasım ayı verilerine göre 4,79’a geriledi.

    Hedefler – Gerçekler

    Kamu iştiraki olan katılım bankaların 2016 şube hedefi 80 iken bu hedefin altında kalınarak 73 şubeye ulaşıldı. Kamu bankası iştiraki olarak sisteme katılan ilk katılım bankasının genel müdürünün daha önce yaptığı açıklamalarda 2016 yılı sonunda nakdi ve gayrinakdi fon kullandırım tutarının, 10 milyar liraya ulaşabileceğini öngörüsüne rağmen, üçüncü çeyrekte açıklanan fonların 6,5 milyar TL seviyesine ulaşması ile beklentinin altında kalacakları tahmin ediliyor.

    Erdoğan: “Yatırımcıya gerekli kredi musluklarını açmayan karşısında bizi, hükümeti bulacaktır”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan dün yaptığı konuşmada da finans sektörü ile ilgili açıklamalarda bulunarak Türkiye’ye yönelik saldırıların en önemli araçlarından birinin de ekonomi olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu durumun ekonomiyi durdurma, sanayicilere ’yatırım yapmayın, paranızı bankada tutun’ söylemlerine kadar pek çok emaresinin bulunuyor. Paranızı bankada tutun’ denmesi ne demektir biliyor musunuz? ’Paranı o finans kuruluşlarının sahiplerine ver, onlar hiçbir yatırım yapmadan reel sektöre oradan korkunç vurgunlar vursun’ demektir. ’Ülkenin reel sektörüne değil, paranı git bankaya yatır, bankanın patronu kimlerse onlar da vurgunu vursun’. Bu odur. Finans sektörünün sahibi durumunda olanlar, eğer bu ülkede girişimciye, yatırımcıya gerekli kredi musluklarını açmıyorsa, kim ne derse desin karşısında bizi, hükümeti bulacaktır. Bu millet bize oyunu verirken ne dedi, ’Benim haklarımı sonuna kadar koru’ dedi. Biz de korumaya mecburuz. Acımasız parayı kullananları ben ’ekonomik terör estiriyorlar’ diye vasıflandırıyorum. Bu budur. Bunun başka izahı yoktur”.

    ADASO Başkanı Kıvanç’tan açıklama

    Cumhurbaşkanı’nın bu sözleri üzerine Adanalı sanayici ve KOBİ’lerde bu söylemleri destekleyerek, katılım bankalarının, ticari bankalarla rekabet edebilecek düzeye gelmelerini istedi. Adana Sanayi Odası (ADASO) Başkanı Zeki Kıvanç, Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini, FETÖ darbe girişiminin başarısız olmasından sonra Türkiye’ye ekonomik olarak zarar verilmeye çalışıldığını söyledi. Kıvanç, “Bugün hükumetimizin sanayicimiz, işletmelerin KOBİ’lerin finansmana erişimi için çok kolaylıklar sağladı. Kredi hacmini büyüttü. Bunun yüzde 85’i hazine garantisinde yüzde 1’i bankalar tarafından risk alınacak. Bu finansmana erişemeyen birçok vatandaşımız için büyük bir nimet. Bankalarında elini rahatlattı bu olay. Bundan dolayı sanayicilerin finans sıkıntısının bir nebzede olsa aşılmış olduğunu düşünüyorum” dedi.

    “Finansman maliyetleri yüksek”

    Katılım bankalarının fiyatlamalarının yüksek olduğunu ifade eden Kıvanç, katılım bankalarının ticari bankalarının rekabet edebilecek düzeye gelmelerini belirterek şunları söyledi:

    “Katılım bankalarının fiyatlamaları yüksek. Ticari bankaların fiyatlamalarıyla normal katılım bankalarının fiyatlamaları arasında bir fark var. Bunu da mümkün olduğu kadar düşürürlerse buna da rağbet olacağını düşünüyoruz. Bu da tabi belki de katılım bankalarının maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı olabilir. Ticari bankalar nasıl finans kaynaklarına ulaşıyorlarsa katılım bankaları da o finans kaynaklarına ulaşıp katılım bankalarından istifade eden şirketlere daha makul fiyatlarla finansman sağlamasını arzu ediyoruz. Katılım bankaları finansman maliyetinin yüksek olduğunu her zaman için ön planda tutuyorlar. Bizde ticari bankalarla rekabet edebilecek düzeye gelmelerini arzu ediyoruz.”

    “Katılım bankaları devlet bankası zihniyetinde”

    Adana da faaliyet gösteren Akım Elektronik’in Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Duru’da katılım bankalarının devlet bankası zihniyetiyle çalıştığını bu sebepten sıkıntı yaşadıklarını ifade etti. Duru, “Katılım bankalarında sıkıntı yaşıyoruz. Hala devlet bankası zihniyetiyle çalışıyorlar. Özel bankalar ise bu konuda daha çok ilgi ve alaka görüyoruz. Özel bankalarda da katılım bankalarında da krediler hat safhaya çıktı” diye konuştu. Hasan Duru, katılım bankalarından kredi alamadıkları için katılım bankalarıyla mesafe kat edemediklerini de belirtti. Özel bir bankadan yüklü miktarda kredi çektiğini sözlerine ekleyen Duru, “Özel banka tercih etmemizin en büyük avantajı. Projelerimiz için vermiş olduğumuz teminatları katılım bankaları yüzde 100, yüzde 110 teminat istiyor. Ayrıca üretime başlamadan enerji tesislerimizin de teminatını istiyor. Ayrıca gelir temini de istiyor. Bizim elimiz kolumuz bağlanıyor. İkinci yatırımı yapamaz hale geliyoruz. Özel bankalar ise yüzde 50 teminatla bize projeyi de teminat olarak kabul ediyor. Dolayısıyla yüzde 50 teminatla biz yatırımcılara bize kredi veriyor” ifadelerini kullandı.

    “Özel bankaların katılım bankalarından daha az şartı var”

    Özel bankaların katılım bankalarından daha az şartı olduğunu kaydeden Akım Elektronik’in Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Duru, daha sonra şu ifadeleri kullandı:

    “Yüzde 50 olarak vermiş olduğumuz teminatları da enerji üretimine başladıktan sonra geri dönüş faturasıyla birlikte bizim kredi almış olduğumuz bankaya verdikten sonra teminatları kaldırma garantisi veriyor. Katılım bankaları teminatları ne zaman kaldıracağı belli değil. Özel bankalar ise taahhütname veriyor bize. Tesisiniz işlemeye başladıktan 2 ay sonra teminatlarınızı vereceğiz diyor. Dolayısıyla biz kendi kaynaklarımızı ikinci projeye aktarıyoruz. Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz. Ülkemize istihdam oluşturacak yatırımlar için kendileri çok gayretli zaman zaman banka yöneticilerini toplayıp olumlu şeyler söylüyor. Bankalarımızın da özellikle katılım bankalarımızın da özel bankalarla aralarında ki regülasyonu sağlayabilmesi için yatırım bankalarımızın bize daha yakın faydalı olmasını yatırımlarımıza devam etmek istiyoruz”. Alp Mühendislik Elektrik Transformatör Yönetim Kurulu Başkanı Burak Aydoğan’da,”Katılım bankalarının sektöre can suyu anlamında çok büyük önem arz ettiğini düşünüyorum” diyerek gelişmelerden umutlu olduğunu söyledi.

    Mustafa Oğuz: “Özel sektörün hızlı gelişen taleplerine cevap veremiyor”

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan mücevher ticareti ile ilgili Bursalı işadamı Mustafa Oğuz, devlete ait ilk katılım bankasının açılmasıyla birlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bankalarla alakalı ikazlarını dikkate alarak firmasının işlerini buraya kaydırmayı düşündüğünü belirterek, “Ancak yeterli refleksi göremedik. Bursa’da ilk açılan devlet katılım bankası şubesi ile irtibata geçtik. Bir mal alımında murabaha (satın alma işlemi) müracaatında bulunduk. Bize önce bir limit oluşturacaklarını söylediler. Bizde şirketimiz ile alakalı her türlü evrakları verdik. Bir kaç defa da sorduk. Ancak bir daha bankadan dönüş olmadı. Biz çalıştığımız bankadan işleme devam ettik. Devletin katılım bankasının bize bir limit oluşturulduğunu 3 ay sonra niye gelmediniz diye arayıp sorduklarında öğrendik. Böyle bir iletişimsizlik yaşadık. Katılım bankası devlete ait olunca özel sektörün hızlı gelişen taleplerine cevap veremiyor. Biz de başlangıçtaki bu ilgisizlik sebebiyle ilk açılan katılım bankası ile çalışmayınca, bu defa yenisi reklama çıktığında onunla çalışmayı düşündük. Onların Bursa şubesi daha başarılı bir müşteri yaklaşımı sergiledi” şeklinde konuştu.

    Vatandaşın şikayetleri

    Vatandaşlar Kamu bankası iştiraki katılım bankalarıyla ilgi sıkıntılarını şöyle belirttiler:

    “Yalan söylenerek kredi kullandırılmaz”

    “80 bin TL kullandığımız konut kredisini 2 yıl vadeli istemiştik, fakat gelir durumu baz alınarak 4 yıl kullandırdı. 2 yıl ile 4 yıl arasında 10 bin TL kar payı farkı vardı. Aylık 2’şer taksit ödeyerek 2 yılda bitireceğimi, erken ödeme indirimleri almam gerektiğini söyledim. Bankada 2 yıl kullandığınız kar payı kadar indirim alamazsınız ama ona yakın bir tutar kadar indirimimiz olur demişti. Bu sözüne istinaden krediyi kullandık. Çift ödemeye başlayacaktım ki erken ödeme indirimi yapılmadı taksitler kuruşuna kadar tahsil edildi. 4 yıllık krediyi 2 yılda kapatıp nasıl hiç kar payı indirimi alamam? Bankada böyle bir uygulama yoksa, neden kullanmadan önce yanlış bilgi verildi özellikle sormuştum. Bu şekilde olacağını bilseydim krediyi o bankadan kullanmazdım. Bu yapılan hem kul hakkına girer, hem de kandırmaya. Yalan söylenerek kredi kullandırılmaz.”

    “Bunu yapan başka banka olsa zoruma gitmezdi”

    “1 ay önce konut finansmanı aldım. Olası bir faiz indiriminde yapılandırma yapabilir miyim dedim? Görevli bayan “tabi yapılandırabilirsiniz” dedi. Faizler iner inmez bankaya ulaştım “yapılandırma yapmıyoruz” dediler. Bunu yapan başka banka olsa zoruma gitmezdi.”

    “Faizden kaçmak isteyen bizleri faize teşvik etmekten başka bir şey değil”

    “02.08.2016 tarihinde 120 ay konut finansman kredisi kullandım. Yine bu ay içinde kredi oranlarında düşüşler yaşandı ve ben de bankayı arayarak kredimi yapılandırmak istedim fakat aldığım cevap karşısında şok oldum. Bana “Katılım bankalarında kredi transferi ve yapılandırma olmadığı” söylendi. Fakat başka bir katılım bankasında çalışan arkadaşıma sorduğumda yapılandırmanın bulunduğunu söyledi. Müşterinin lehine olan değişiklikleri faizci bankaların uygulayıp faizden kaçan ve katılım bankalarını tercih eden bizlere neden bu şekilde zulüm olduğunu anlamakta zorluk çekiyorum. Ben kredimi güncel oranlarda yapılandırmak istiyorum ve bu konuda gerekli tüm girişimleri yapacağım. Bu uygulama faizden kaçmak isteyen bizleri faize teşvik etmekten başka bir şey değil.”

    “Güven sarsıldı”

    “2 ay önce Katılım vasıtasıyla ev almak için şubeye gittiğimde bana diğer katılım bankalarından farklı olarak, kar oranlarında indirim yapılması halinde indirim yapacaklarını belirttiler (çıkması halinde herhangi bir yansıtma olmaz zaten, aslında yapılan işlemin fıkhi mahiyetine binaen indirim de söz konusu değil ama banka tek taraflı olarak hibe yaptıklarını belirttiler). Şu anda indirim yapıldı fakat bize bu indirim yansıtılmadı ve herkes farklı bir şey konuşuyor. Şube müdürü “fahiş bir fark olursa” diyor (aldığımız oran %1,08, şimdiki indirilmiş hali 0,95, bu fahiş olmuyorsa neyi fahiş kabul edeceğiz), şubedeki memur “1-2 aya yapılacak” diyor, başka bir yerdeki kişi “önümüzdeki seneden önce zor” diyor, merkezden gelen cevapta “indirim olmayacak” deniliyor. Madem yapılmayacaktı neden söz ve güven sarsıtıldı? Bu mağduriyetin hesabını kim verecek?”