Etiket: Vereceğiz”

  • TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Şentop: “15 gün içerisinde teklifi Meclise vereceğiz”

    TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, anayasa değişikliği ile ilgili teklifi 15 gün içerisinde Meclise sunacaklarını ve bahar aylarında da referanduma gidileceğini söyledi.

    Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Rektörlük Konferans Salonu’nda “Türkiye’de Anayasalar ve Siyaset” konulu konferans düzenlendi. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’un konuşmacı olarak yer aldığı konferansı Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan, AK Parti Tekirdağ İl Başkanı Cüneyt Yüksel, AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri Ayşe Doğan ve Metin Akgün ile NKÜ Rektörü Prof. Dr. Osman Şimşek izledi.

    TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Şentop, Türkiye’nin geleceğe doğru yol katedebilmesi için anayasasının ve parlamenter sistemin değiştirilmesi gerektiğini belirterek, “15 gün içerisinde anayasa değişikliğiyle ilgili bir teklifi Meclise vereceğiz. Bahar aylarında bir referandumla anayasa değişikliğini halkımızın onayına sunacağız. Türkiye şu anda 1982 yılında yapılan bir anayasa ile idare ediliyor. Bugüne kadar mayıs ayında yapılan değişiklikle birlikte 18 değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikler arasında çok önemli olanlar var. Mesela AK Parti’nin 2004 yılında anayasanın 90. maddesiyle ilgili yapılan değişiklik çok önemli bir değişikliktir. Bu kadar değişikliğe rağmen Türkiye hala yeni anayasayı tartışıyor. Bunun sebebi şudur; biz anayasada bu değişiklerle sözde bir değişiklik yapıyoruz. Bu değişimlerin sözde değişimler olmasıdır. Şu anki anayasanın paradigmasıyla ilgili bir sorun var” diye konuştu.

    Başkanlık sistemi ile Türkiye’nin bölüneceğini savunanların olduğunu söyleyen Prof. Dr. Şentop, “Başkanlık sistemi denince akla Amerika geliyor. Orada eyalet sistemi var. Aynı zamanda federasyondur Amerika. Şimdi şöyle bir algı oluşuyor; Türkiye başkanlık sistemine geçerse Türkiye’de de mi eyalet sistemi olacak. Bu yanlış bir tutum. Başkanlık sistemi dediğiniz şey bir hükümet sistemi tartışmasıdır. Yürütme erki içinde geçen bir tartışmadır. Federasyon dediğimiz şey ise devletin yapısıyla ilgili bir husus. Bu iki unsur birbiri ile teorik olarak ilgisi olmayan şeylerdir. Almanya’ya bakın federasyon var ama bir de parlamenter sistem var. Demek ki federasyon sadece başkanlık ile olmuyor. Parlamenter sistemle de olabiliyor. Federasyonların tarihi siyasi bir planı vardır. Almanya 20. yüzyıl sonlarına kadar birliğini sağlayamamıştır. Amerika da öyledir. Federasyonlar ile üniter yapı arasındaki kriter şudur. Devletin temel erkleri vardır, yasama, yürütme ve yargı. Eğer bu erkler merkezi ve tek ise üniter devlet, birden fazla ise federasyondur. Mesela Amerika’da her eyaletin ayrı yasaları vardır. İki tane yasaları vardır. Biri merkezi, diğer ise her eyalete ait olan yasalardır. Yürütme organı ise bir başkanları vardır, bir de her eyaletin kendi başkanı vardır. Yargıda da aynı şey söz konusu. Her eyaletin kendi hukuki bürokrasisi var. Bizde ise bu durum daha farklı, bizde yasama, yürütme ve yargı tek ve merkezidir” ifadelerini kullandı.

    Prof. Dr. Mustafa Şentop, 15 Temmuz’da Türkiye’de bütün ekonomik ve sosyal sınıftan insanların demokrasiye ve seçimle gelen siyasi iktidara sahip çıktığını belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “15 Temmuz’da sıradan halk, tabiri caizse bütün ekonomik anlamda sınıfların yer aldığı halk, 15 Temmuz’da bir darbeye karşı, bir işgale karşı direnişi gördük. Şehit olan kardeşlerimiz, 248 kardeşimizin arasında profesör de vardı, iş adamları da vardı, ama işsizler de vardı, üniversite öğrencileri de vardı, kadın da vardı, erkek de vardı. Bir millet topyekun, bütün ekonomik, sosyal sınıflarından insanlarla beraber neye sahip çıktı, işte anayasal sisteme sahip çıktı. Devlete, demokrasiye, kendi iradesine sahip çıktı. Dünya tarihinde bu bir ilktir. Artık bu milletle ilgili ‘demokrasiden ne anlar, oyunu şöyle veriyor’ diye yazanlar için artık o ifadelerin sadece onu yazanlar tarafından kabul edildiğini söyleyebiliriz. Bundan sonra artık Türkiye’de gerçekten millet iradesine dayanan ve sadece millet iradesine dayanan bir siyasi iktidarın oluşması ve bunu garanti edecek bir sistemin Türkiye’de kurulması gerekiyor. Peki, bunun zamanı mı? İşte ekonomik buhranlar, Orta Doğu’yu görüyoruz. Avrupa falan bu tartışmaların ortasında bu mu mesele? Gerçekten de bunun tam zamanı. Biz yaşadığımız zamanı tam olarak anlayamıyoruz, normaldir. Gün gün yaşadığın için farkına varamıyorsun yaşadığın hadisenin, işte bizde öyle bir dönemden geçiyoruz. Sadece Türkiye değil, bölgemiz ve dünya çok önemli bir dönüm noktasından geçiyor. 20. yüzyılın başında olduğu gibi bir dönemden geçiyoruz.”

    “Tramp sistemin en aykırı adamı”

    Dünyada dengelerin değiştiğini de belirten Şentop, “Obama sistemin en aykırı adamıydı, o zaman ona oy verdiler. Şimdi ise Tramp sistemin en aykırı adamı. Clinton ise statükonun en has temsilcisi ama ona vermediler, Tramp’a verdiler. Bu bir ‘isyandır’ yani artık sosyal ekonomik yapılar değişiyor ya. Siyasi yapılar, düzenler değişecek. Bana soracak olursanız 25 yıl, yani bir çeyrek asır içerisinde Avrupa’da belki haritalarda değişecek. İşte böyle bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir dönemde Türkiye’nin de kendini koruyabilmesi için mevcudiyetini sürdürmesi ve bu değişim içerisinde bir aktör olarak yer alabilmesi için kendisini değiştirmesi lazım” diye konuştu.

    (YG-CC-Y)

  • Başbakan Yıldırım: “Onlar can verdi biz kan vereceğiz”

    Başbakan Binali Yıldırım Türk Kızılayı’nın ’Vatan Sana Kanım Feda’ başlıklı kampanyası kapsamında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde kan verdi. 15 Temmuz şehitlerini hatırlatan Başbakan Yıldırım, “Onlar can verdiler, biz de kan vereceğiz. Onların verdiklerinin yanında bizimkinin esamesi bile okunmaz” dedi.

    Türk Kızılayı İstanbul Şubesi, 15 Temmuz gecesi darbecilerin kan döktüğü 11 noktada kan bağışı kampanyası başlattı. ’Vatan Sana Kanım Feda’ sloganıyla düzenlenen kan bağışı kampanyası kapsamında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde de kan bağışı çadırı kuruldu.

    Başbakan Binali Yıldırım da Türk Kızılayı çadırını ziyaret ederek kampanyaya destek verdi. Başbakan Yıldırım 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Valisi Vasip Şahin, AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz, Türk Kızılayı Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık ve vatandaşlar tarafından karşılandı.

    Kan bağışı etkinliğinde konuşan Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık, “İstanbul Şube Başkanlığımızın tertip etmiş olduğu ‘Vatan Kurtarmak Senin Kanında Var’ isimli kan bağışı etkinliğimize hoşgeldiniz. Bugün İstanbul Anadolu yakasında 4, Avrupa noktasında 7 toplam 11 noktada, 15 Temmuz direnişinin gösterildiği noktalarda kan toplayacağız” ifadelerini kullandı.

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise Türk Kızılayı’nın 2 milyon ünite kan bağışı rakamına ulaştığını hatırlatarak, “Bu Türkiye için bir hayaldi. Bugün Türk Kızılayı hem ihtiyaç için, hem de başka amaçlar için, ilaç yapmak için kullanabilecek şekilde kan topluyoruz. Desteğinize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Törende konuşan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya da “Bu köprüde 39 şehidimiz canını, kanını vatan toprakları için akıttı. Biz de insanlarımızın yaşaması için kan bağışında bulunacağız” ifadelerini kaydetti.

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz da “Bu milletin can istendiğinde can verir, kan istendiğinde kan verir” dedi.

    “Onlar can verdiler, biz de kan vereceğiz”

    Başbakan Binali Yıldırım da konuşmasına Türk Kızılayı’nı tebrik ederek başladı.

    Türk Kızılayı’nın çeşitli zamanlarda kan bağışı kampanyası düzenlediğini ancak bu seferki kampanyanın çok farklı olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Fark şu. 43 yıl önce yine bir Cumhuriyet’in yıldönümünde 1. Boğaz Köprüsü açıldı. 29 Ekim 1973. Cumhuriyetimizin 50’nci yılında. 50 yıl sonra bu köprü maalesef bir ihanete şahitlik etti. O ihanet de 15 Temmuz gecesi gerçekleşti. Burada vatanı milleti korumak için hayatını seve seve veren şehitlerimiz oldu, gazilerimiz oldu. Bu vesile ile şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize hayırlı ömürler diliyorum. Onlar can verdiler, biz de kan vereceğiz. Onların verdiklerinin yanında bizimkinin esamesi bile okunmaz. Ama ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibimiz bizim vatandaşa olan borcumuzu, sadakatimizi gösteriyor. Tabii ki kanımızla, canımızla gerektiğinde bu ülke için her fert hazır ve nazırdır. Bu konuda tereddüdümüz yok. Dolayısıyla sağlıklı nesiller yetişmesi adına Sağlık Bakanlığımızın kan ihtiyacının karşılanması adına bu anlamlı kampanyaya şahsım ve bakanlarım olarak katılmaktan büyük mutluluk duyuyorum” şeklinde konuştu.

    Türk Kızılayı’nın son yıllarda büyük mesafeler kat ettiğini belirten Yıldırım, şunları söyledi:

    “Eski yılları hatırlayın. Kızılay kongrelerinde kavga gürültü, asırlık Kızılay yıllar geçti yorgun düştü. AK Parti iktidarında Kızılay tekrar şaha kalktı ve dünyanın herhangi bir yerinde afet olsa hemen Allah’a şükür orada bizim Türk Kızılayı’mız hazır bulunuyor. 3 milyon misafir kardeşlerimize de gece gündün hizmetlerini sürdürüyor. Sosyal destek programlarında, eğitime katkı programlarında, hayatın birçok alanında Türk Kızılayı’nı bizimle birlikte yan yana görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Bir kez daha Türk Kızılayı’nı tebrik ediyorum”

    Konuşmaların ardından Başbakan Binali Yıldırım İstanbul genelindeki kan bağışı noktalarına telefonla canlı bağlanarak çalışmalar hakkında bilgi aldı. Başbakan Yıldırım daha sonra ise kan vermek üzere Kızılay çadırına gitti.

  • Erdoğan: “Akkuyu Nükleer Santrali’ne stratejik yatırım statüsü vereceğiz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le düzenlediği ortak basın toplantısında, “Özellikle Akkuyu Nükleer Santrali’ne stratejik yatırım statüsü vereceğiz, bu noktada adımı atıyoruz” dedi.

    Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg kentindeki Konstantin Sarayı’nda gerçekleştirdikleri ikili görüşme ve heyetler arası çalışma yemeğinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında konuşan Erdoğan, Putin’e “Değerli dostum” diye hitap etti ve nazik daveti ve misafirperverliği için Putin’e teşekkür etti. Putin’le kapsamlı ve yararlı görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade eden Erdoğan, “Bu görüşmenin uzun bir aradan ve malum hadiseden sonra ilk yüz yüze görüşmemizdi. Aynı zamanda 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilk yurt dışı ziyaretimi de Rusya Federasyonu’na gerçekleştirmiş oldum. İlişkilerimizin yeniden eski seviyelere ve hatta ötesine taşınması hususunda iki taraf son derece kararlıdır ve gerekli iradeye sahiptir. Kanaatim odur ki iki ülke kamuoylarının bizlerden beklentisi de bu yöndedir” dedi.

    Vizesiz rejimin tam teşekküllü şekilde tekrar yürürlüğe konulması için adımlar atılacak

    Cumhurbaşkanı Erdoğan atılacak adımlar konusunda, “Bu itibarla bugün yaptığımız görüşmeler neticesinde siyasi, iktisadi ve kültürel ve beşeri alanlarda Türkiye-Rusya ilişkilerini olması gereken seviyelere tekrar taşıyacak kararları almış bulunuyoruz. Bu kapsamda Üst Düzey İşbirliği Konseyinin yeniden canlandırılması, charter uçuşların tekrar hayata geçirilmesi, tarım ürünleri dahil ikili ticareti kısıtlayan tedbirlerin ortadan kaldırılması, Türk müteşebbislerinin Rusya’daki faaliyetlerinin önünün açılması, vizesiz rejimin tam teşekküllü şekilde tekrar yürürlüğe konulması gibi başlıklarda gerekli adımları inşallah peyderpey ve müştereken atacağız.” dedi.

    Akkuyu Nükleer Santrali’ne stratejik yatırım statüsü vereceğiz

    Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şu şekilde devam etti: “Özellikle Akkuyu Nükleer Santrali’ne stratejik yatırım statüsü vereceğiz, bu noktada adımı atıyoruz. Türk-Rus Ortak Yatırım Fonu kurulması konusunda mutabık kaldık. Savunma sanayi alanında işbirliğimizi artıracağız. Bölgesel konuların ele alması noktasında Türkiye-Rusya-Azerbaycan üçlü zirvesi mekanizması kurulmasına da olumlu bakıyoruz. Akkuyu Santrali gibi dev işbirliği projelerimizi süratlendirmek suretiyle burada alacağımız mesafe önem arz ediyor. İnşallah bu adımlar sayesinde Ankara-Moskova hattını yeniden bir güven ve dostluk hattı haline getireceğiz”

    Türk Akımı Projesi hızlı bir şekilde hayata geçirilecek

    Darbe girişimlerine rağmen çalışmaların dostlarla el birliğiyle devam edeceğini belirten Erdoğan, “Dostluk ve güven noktasında şu hususu ifade etmeden geçemeyeceğim. Malumunuz 15 Temmuz gecesi Türkiye ülke tarihimizin en alçak, en kanlı girişimlerinden birini yaşadı. Fetullahçı Terör Örgütüne mensup bir grup, meşru hükümeti, seçilmiş cumhurbaşkanını ve demokrasimizi hedef alan bir darbe teşebbüsünde bulundu. Tabii bütün bunlara rağmen bizler çalışmalarımıza el birliğiyle, dostlarımızla dayanışma halinde devam edeceğiz. Bu arada Türk Akımı Projesi hızlı bir şekilde hayata geçirilecektir. Bu girişim, çağrımız üzerine özellikle daha da etraflıca ele alınacak ve böylece Türk Akımı Projesi’nin Avrupa’ya geçmesi noktasındaki adımları da ilgili bakanlarımız dayanışma halinde sürdürecektir. Özellikle bu darbe girişiminin ertesi günü sayın başkanın bizi araması gerçekten dayanışma noktasında, psikoloji noktasında büyük bir önem ifade etmiştir” dedi.

    Bu noktaya tesadüfen gelmedik

    Türk-Rus ilişkilerinin sadece ikili planda önem taşımadığını söyleyen Erdoğan, “İşbirliğimiz aynı zamanda bölgesel ve küresel barışın, istikrarın, huzur ve refahın tesisi bakımından da çok önemlidir. Nitekim biraz sonra çok dar kapsamlı bir ikili görüşmemiz olacak. İkili görüşmemizde de bunları ele alıp değerlendirme fırsatı bulacağız. Türkiye-Rusya ilişkileri son yıllarda hem bizlerin sergilediği ortak irade hem de kamuoylarımızın desteğiyle örnek bir seviyeye ulaştı. Bizler bu noktaya tesadüfen değil, ortak bir vizyon ve muazzam işbirliği potansiyelimiz sayesinde geldik. Kıymetli dostum sayın Putin’le birlikte ikili ve çok taraflı işbirliğimizi güçlendirmek hususunda bugün ortak bir tavrı koyduk. Temaslarımızı her seviyede yoğun şekilde sürdüreceğiz. Sahip olduğumuz potansiyeli bölgemizin huzuru ve istikrarı için daha etkin şekilde kullanacağız. Biz Türkiye-Rusya ilişkilerinin geçmişe göre çok daha güçlendiğini, krizlere karşı çok daha dirençli hale geldiğini düşünüyoruz” dedi.

  • Bakan Çelik: “450 Milyon Liralık Ayni Kaynağı Vereceğiz”

    Eskişehir’de tarım ve hayvancılık ile ilgili bir toplantıya katılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, ayni olarak 450 milyon liralık bir kaynağın hibe edileceğini söyledi.

    Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Eskişehir’e gelen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Mahmudiye ilçesinde bulunan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nde (TİGEM) Eskişehir Valiliği’nin organize ettiği toplantıya katıldı. Toplantı öncesi Bakan Çelik’i; Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay, AK Parti Eskişehir İl Başkanı M. Dündar Ünlü, Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan ve ilgililer karşıladı. Basına kapalı olarak gerçekleşen toplantı sonrası Bakan Çelik açıklamalarda bulundu. Toplantıda yapılan çalışmalar hakkında sunumların izlendiğini kaydeden Bakan Çelik, “Öne çıkan iki proje var. İki projenin realize edilmesi ile ilgili talepler üzerinde değerlendirmeler yaptık. Güzel ve verimli bir toplantı oldu. Biri, damızlık teke ve koç istasyonu ile ilgili Sivrihisar bölgesinde bir istasyon olması ve biliyorsunuz Anadolu açısından özellikle bu bölge açısından benzeri ırklarla ilgili, ırkın ıslahı noktasında güzel bir istasyon olacak. Buna da tam destek vereceğimizi tüm arkadaşlara ilettik. Kısa bir sürede bu projenin gerçekleştirilmesi noktasında çalışma içinde olacağımızı ifade ettik. İkincisi, et entegre tesisleri, Çifteler’de inşa etmeyi düşündüğümüz tahsisi de yapılmış bir tesisle ilgili de görüşme yaptık” dedi.

    “ESKİŞEHİR ÖNEMLİ BİR İL”

    Hayvansal ve bitkisel üretim açısından Eskişehir’in önemli bir il olduğunu belirten Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, projelerin çok önemli olduğunu aktardı. Projelerde emeği geçenlere teşekkür eden Bakan Faruk Çelik, “Biliyorsunuz hayvansal ve bitkisel üretim açısından Eskişehir önemli bir ilimiz. İstasyon olması açısından da son derece önemli. Mevcut hayvan varlığının ve hayvan ürünlerinin burada işlenmesi ve üreticilerimizin mağduriyetlerinin ve işletme kayıplarının önlenmesi konusunda bu proje de oldukça önemli. İnşallah Eskişehirimiz ve Eskişehir’deki üreticilerimiz bu iki güzel imkana kavuşarak, daha da çok hayvansal gelişimi ve bitkisel üretimi geliştirme konusunda bunlar moral ve motivasyon olur. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    “KAYNAĞI AYNİ OLARAK VERECEK”

    Bayrama kadar kırsal kalkınma destekleri kapsamında genç çiftçi projeleri için 30 bin lira hibe müjdesinin olup olmadığı sorulan Bakan Çelik, ayni bir hibenin verileceğini dile getirdi. Hükümet programında 450 milyon liralık bir kaynağın olduğundan söz eden Bakan Çelik, “Biliyorsunuz biz maddi bir hibe değil, ayni bir hibe vereceğimizi söyledik. Yani hükümet programında 450 milyon liralık bir kaynak var. Bu kaynağı ayni olarak vereceğiz. Şu anda TİGEM öncülüğünde tespit edilen ırkın yani bizim coğrafya bölgemizde uygun olan ırkın, damızlık ırkın buraya getirilişi ile ilgili altyapı çalışmaları tamamlandı. Ziraat Bankası ile de irtibattayız. Onlar da kredi imkanlarını şu anda kamuoyu ile paylaşıyorlar. Böylece, çok sayıda hayvancılık yapmak isteyen vatandaşımızın, hayvan alarak geçimini sağlanması konusunda gerekli altyapı çalışmalarını tamamladık. Bayramdan önce de, bayramdan sonra da olur ama ne kadar erken olursa, bizim için tabi ki bu hayvanlar netice itibariyle dışarıdan geleceği için biraz zaman alabilir. İnşallah kısa süre içerisinde proje başlar” ifadelerine yer verdi.

    “BUĞDAY VE ARPA FİYATLARI ŞU ANDA İYİ”

    Bir basın mensubu ise, Toprak Bayramı sırasında hububat alım fiyatları ile ilgili olarak Bakan Çelik’in “Bir iki gün içerisinde açıklayacağız” sözlerini hatırlattı. Bakan Çelik o bir iki günün geçmediğini dile getirerek, şöyle konuştu:

    “O bir iki gün daha geçmedi. Buğday fiyatları şu anda iyi. Arpa fiyatları da iyi. Takip ediyoruz. Yeri zamanı gelince bu konuyla ilgili açıklamaları yapacağız. Takip de edeceğiz.”

  • Aktürk: “Savunma Sanatı İle Şiddete Son Vereceğiz”

    Dünya Yakın Savunma Federasyonu Başkanı İbrahim Aktürk, bayanların eşlerinden şiddet görmemeleri için onlara savunma sanatı eğitimi vererek, bu şiddet eğiliminden biraz olsun uzaklaştıracaklarını söyledi.

    Dünya Yakın Savunma Federasyonu Başkanı İbrahim Aktürk, İHA muhabirine savunma sanatlarının işleyişi, gerçekleşecek projeler ve bu sporun önemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Güvenlik güçlerinin yapmış olduğu savunmalarda şiddet uygulandığı gördüklerini belirten Aktürk, 20 yıldır savunma sanatıyla ilgilendiğini ve dünya genelinde araştırmalar yaptığını belirterek, “Güvenlik memurlarının yapmış olduğu savunmalarda şiddet uygulandığını gördük. Biz de bunlara karşı insanlara nasıl zarar vermeden bir güvenlik memurumuz veya bir gümrük memurumuz bir saldırgan ile karşılaştığı zaman bunlara karşı nasıl bir savunma eğitimi yapılması gerektiğini 20 yıllık çalışmalarımız sonucu oluşturduk. Şiddet uygulamadan, karşı tarafa zarar vermeden bu çalışmaları şuana kadar uyguladık ve başarı da sağladık. Biliyorsunuz bir güvenlik memurumuz bir saldırgana karşı kendini korumak için şiddet uyguladığı medyada ve toplum içerisinde kötü algılanıyor. Çünkü o kişilere zarar vermezsek belki de topluma kazandırma şansımız olacak. Şiddet uygularsanız belki de o kişi toplumdan bir başkasına zarar verecek. Ama biz bu çalışmalarımızda bunu engelledik sayılır” dedi.

    Dünya Yakın Savunma Federasyonu’nun kurucusu olduğunu söyleyen Aktürk, “Oğlum da başkan yardımcısı ve onunla beraber bu sistemi geliştirdik. İnşallah Türkiye’de bu sistemi daha çok geliştirip daha çok tanıtıp resmi olarak Spor Bakanlığı’na bağlanmaya çalışacağız” diye konuştu.

    “EĞİTİMLERDEN İYİ SONUÇLAR ALDIK”

    “Türkiye çapında bu alanda daha çok kişiye seminer verecek yeterli eleman sayınız var mı?” sorusunun sorulması üzerine Aktürk, “Biz ilk 2014’te emniyet müdürümüzün talimatıyla Arnavutköy Polis Okulu’nda polislere eğitim verdik ve onlar yeni bir şey gördükleri için bunu sevdiler. Yine emniyetin isteği üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü’nün üst düzey daire başkanlarına da eğitimler verdik. 4-5 günlük eğitimler sonunda iyi sonuçlar aldık. Gümrük Muhafaza Memurlarının başına sürekli şiddetli olaylar geldiği için Bakanlığın bunu dikkate alacağını düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.

    “BU YIL AMATÖRCE BİR TURNUVA GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ”

    Bu yıl sonunda amatörce bir turnuva gerçekleştireceklerini söyleyen Aktürk, “Ringde yapılan bütün spor dalları iki kişilik bir müsabaka şeklidir. Karate, tekvando, kick-boks hangisi olursa olsun iki kişiyle yapılan centilmence bir spordur. Bu sporlarda vuran kişi puan alır, yalnız bizdeki spor daha farklıdır. Bu yıl sonunda amatörce bir turnuva gerçekleştireceğiz ve kesinlikle savunma yapan kişi şiddet uygulamayıp sadece savunmada kalarak karşı tarafı bloke edeceği bir turnuva olacak. Kabinlerden çıkan saldırganların kaç tanesini ne kadar sürede bloke ederse sporcu ona göre puan alacak” şeklinde konuştu.

    Bu sporun hedef kitlesinin çok geniş olduğunun altını çizen Aktürk, “Bu spor hiçbir alt yapı gerektirmeyen, güç istemeyen ve herkesin yapabileceği kısa bir zaman içerisinde bile herkesin öğrenebileceği bir çalışma öğretiyoruz” dedi.

    “ŞİDDET GÖREN BAYANLAR İÇİN BİR PROJE HAZIRLADIK”

    Aktürk, spor yapan kişileri içkiden, kumardan veya bütün ahlaksız davranışlardan arındırmaya çalıştıklarını belirterek, “Saygın insanlar yetiştirerek çocuklara önce ahlak, terbiye ondan sonra eğitimi öğretiyoruz. Federasyonumuzun da bu seviyeye gelmesinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy şu ana kadar hep referansımız olmuştur, bizi bu seviyeye getirmiştir, kendisine teşekkür ediyorum. Bayanların da eşlerinden şiddet görmemeleri için savunma sanatı eğitimi verip onları bu şiddet eğiliminden biraz da olsa arındıracağız. Bu yaptığımız eğitim meyve veren ağan çok taşlanır misali çok eleştirilecektir. Başka spor dalları da bu eğitimi yapıyorlar fakat topluma güzel bir şey verebiliyorsak, biz herkese destek oluruz. İnşallah bizim de Türkiye’ye yeni getirdiğimiz bu spora zarar verecek şeyler yapılmaz” açıklamasını yaptı.