Etiket: Verdiği

  • Bakan Sarı: “1 Kasım’ın Bize Verdiği Görev Ve Sorumluluk Daha Çok Çalışmamızı Emrediyor”

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, “Zaten AK Parti kadroları çok çalışan kadrolardı ama 1 Kasım’ın bize verdiği görev ve sorumluluk daha çok çalışmamızı emrediyor” dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise, angajman kurallarını ihlal eden savaş uçağının düşürülmesinin ardından bir takım yaptırımlar uygulayan Rusya’nın duygusal davrandığını söyledi.

    Çelik, AK Parti Adana İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında yeni kurulan hükümetin Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı’yı tebrik etti. Sarı’nın başarısını sürpriz değil ‘hak edilmiş’ olarak nitelendiren Çelik, “Türkiye hızlı bir dönüşüm geçiriyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın çok büyük bir misyonu var. Bu meseleleri bilen, siyasi misyonu olan, aynı zamanda şehir vizyonu olan bir arkadaşımızın gelmesinin çok büyük katkılar sağlayacağını düşünüyoruz” dedi. Çelik, AK Parti’nin tek başına iktidar kurma başarısı nedeniyle teşkilatlarının gençlik ve kadın kolları üyelerine teşekkür etti.

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı ise, partisinin her kademesinde görev yaptığını hatırlattı. Adana, Çukurova ve Türkiye için çok güzel projelere imza atma hedefiyle yola çıktıklarını anlatan Bakan Sarı, “Bunları layıkıyla yerine getirebilmek için çok çok çalışacağız. Zaten AK Parti kadroları çok çalışan kadrolardı ama 1 Kasım’ın bize verdiği görev ve sorumluluk daha çok çalışmamızı emrediyor. Biz de bu noktada tüm bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız ve teşkilatlarımızla, Sayın Başbakanımızla birlikte çalışacağız. Onlar 2 Kasım’dan itibaren başladılar, ben de 24 Kasım akşamından itibaren başladım ve bundan sonra da bu çalışmalarımızı daha güzel hizmetler verme amacıyla devam ettireceğiz” diye konuştu.

    Basın mensuplarının Rusya krizi ile ilgili sorularını yanıtlayan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Buradaki tablo nettir. 2012’de uçağımız düşürüldü biliyorsunuz. Ondan sonra angajman kuralları yayınladı Türkiye. Geçtiğimiz 3-4 Ekim’de Rus uçaklarının Türk hava sahasını ihlal etmesi neticesinde bu kuralları yeniledik. Burada sanki bu angajman kuralları bilinmiyormuş da böyle bir sonuç ortaya çıkmış gibi bir şeyler değerlendiriliyor. Açık ve net şekilde söylemek isterim, 3-4 Ekim’deki angajman kurallarının yenilenmesinden sonra bu kuralların neler içerdiğini, Rus tarafına da diğer taraflara da açık bir biçimde Türkiye anlattı. Herkes bunların ne içerdiğini biliyor. Ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne daimi emir verildi. Hava sahasının ihlali halinde bu vur emri silahlı kuvvetlere daimi emir olarak verildi. Bir de şunu unutmamak gerekiyor. Deniyor ki ‘Yunanistan’da da oluyor. Daha önce Ruslarla da Karadeniz’de oldu.’ Suriye savaş bölgesidir. Suriye’den Türkiye’ye dönük bir tehdit vardır. Bunun neticesinde geçmişte uçağımız düşürülmüştür. Kendi topraklarımıza çeşitli saldırılar olmuştur. Bu angajman kuralları, her egemen devletin kendi vatan savunması açısından ortaya koyduğu kurallardır. Rusya, düşmanımız ve hasmımız değildir. Rusya ile stratejik ortaklığımız var. Dost ülke olarak görüyoruz. Çok eskiye dayanan ilişkilerimiz var. İnsani ilişkilerimiz var. Turizm açısından en önemli misafirlerimiz, ev sahibi gördüğümüz misafirlerimiz Ruslar. Enerji ilişkilerimiz çok yoğun. Suriye konusunda anlaşamıyoruz. Diğer meseleleri parantezde tutarak yürütmeyi becerdik. Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ifade etti. Siyasi ve askeri tüm diyalog kanalları açıktır. Dolayısıyla bunun Rusya’da bir iç politika malzemesi yapılmaması lazım. Biz Rus hükümetiyle kendimizi düşman, hasım görmüyoruz. Bu uçağın Rus uçağı olarak düşürülmesi diye bir şey söz konusu değil. Kimliği bilinmeden düşürülmüştür, angajman kuralları çerçevesinde. Üzüntü verici bir tablo ortaya çıkmıştır ama özür dileyeceği bir mesele değildir çünkü angajman kuralları çerçevesinde hareket etmiştir. Egemen bir devlet olarak gereğini yapmıştır. Siyasi ve askeri diyalogla çözülebileceğini düşünüyoruz. Zaten halkları rencide edici bir takım yaptırımların ortaya koyulması demek doğru olmaz. Duygusal davranıldığını düşünüyoruz. Her zaman B, C planı vardır Türkiye’nin. Türkiye kendi yolunu bulabilecek bir ülkedir bu durumlarda ama temennimiz krizin siyasi, askeri diyalog kanalları tam işletilerek çözülmesidir. Dün Dışişleri Bakanımız’ın Rus Dışişleri Bakanı Lavrov ile yaptığı görüşme de yeni bir aşama olabilir. Dolayısıyla bu çerçevenin üstünde çok fazla polemik konusu yapılacak mevzu değil” dedi.

  • (Özel Haber) Şehit Kızı Müdürün Verdiği Acı Haber Tez Konusu Oluyor

    Polis memuru olan babası, kendisi 16 aylıkken şehit olan Adana Emniyet Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Şube Müdürü Nalan Özen’in şehit yakınlarına acı haberi vermesi bir üniversite öğrencisi tarafından bitirme tezi oluyor.

    Adanalı 12 polis memuru temmuz ayından beri artan terör olaylarından dolayı şehit oldu. Şehit ailelerine acı haberi vermek gibi bir zor görev ise Adana Emniyet Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Şube Müdürü olan ve aynı zamanda polis memuru babasını 16 aylıkken şehit veren Nalan Özen’e düşüyor. 2 çocuk annesi Nalan Özen, şehit haberini verdikten cenazeler şehitler defnedilinceye ve sonrasında bir an olsun aileleri yalnız bırakmıyor. Kendisi de şehit kızı olduğu için onların acısını en iyi bilen birisi olarak Özen, şehit yakınlarına bazen ellerini tutarak, bazen de gözyaşı dökmeleri için omuz vererek onlara destek olmaya çalışıyor.

    Nalan Özen müdürün bu acılı dolu hayat hikayesi basın mensupları tarafından haber yapılınca Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde okuyan bir öğrencinin dikkatini çekti. Son sınıfta okuyan öğrenci bu yıl bitirme tezi hazırlayacağı için Nalan Özen’i arayıp iletişime geçti. Nalan Özen ise gerekli izni alması halinde tez konusu olmaktan kurumu adına onur duyacağını söyledi.

    Babası 41 yıl önce bir asayiş çatışmasında şehit olan Özen, içi acımasına rağmen gözyaşlarına hakim olduğunu belirterek, “O an çok zor hele ilk etapta ailenin yanına gidip evladının, eşinin, babasının vatanı için şehit olduğunu söylemek gerçekten çok zor. İnsanlar, keşke şehit olmasaydı da şu an yanımızda olsaydı tabii ki doğal olarak diyorlar. Bu zor görevi başarıyla yapmak da güzel, kendim tekrar aynı şeyleri yaşıyorum. Meslekte yıllarımızı verdiğimiz için çalıştığım bütün kadrolarda yine bu işi yaptığım için bir nevi sanıyorum profesyonelleştik. Bu işi yaparken duygusallığa yer olmuyor yani duygusallık hata yaptırır bu iş hata götürmez” dedi.

    “YILLARCA BİR TOPRAĞI BABA DİYE SEVDİM”

    Özen, babası şehit olduğunda 16 aylık olduğunu, babasını hiç hatırlamadığına dikkat çekerek şunları kaydetti:

    “Yıllarca bir toprağı okşayıp baba diye sevdim, bir de resmini okşayıp baba diye sevdim ama çok zor. Burada şehit olan Murat Savaş Kale şehidimizin 40 günlük bir bebeği vardı çok savunmasız aynı benim yaşadıklarımı yaşayacak hiçbir şey bilmeyecek. Sadece anlatılanlarla babasını tanıyacak ve ölene kadar da o eksikliği o yoksunluğu hiç bitmeyecek. Kendisi baba olsa bile bitmeyecek. Ben anne oldum hayır bitmiyor onun acısını hiçbir şey dindiremez, ömrünü bize veren annem bile dindiremedikten sonra ona en yakın kişi odur hiç kimse dindiremez. Onun yokluğunu da acısını da dindiremeyiz ancak hafifletebiliriz onu da annemiz yapabilir.”

    “TEŞKİLATIM ADINA GURUR VERİCİ”

    Özen, televizyon ve gazete haberlerinden sonra bir üniversite öğrencisinin kendisini arayarak hayatını tez konusu yapmak istediğini söylediğini anımsatarak, “Sizin meslektaş adayınız olan bir kardeşimiz aradı, kendilerinin bitirme tezi hazırladıklarını ve meslek konusunda tez hazırlamada sıkıntı yaşadıklarını bu haberlerden dolayı benim, kendisinin tez konusu olmamı istedi. Bu haberleri örnek alarak tezini buna göre hazırlamak istediğini söyledi. Ben tabii ki olur ama her işte olduğu gibi bu devletin işinde de bir resmi prosedür olduğunu izlemesi gereken yolu da söyledim kardeşimize. Herkesin hissettiği gibi kendisi ve hocaları, şehit çocuğu olmak ve değerli basın mensupları arkadaşların gördüğü gibi başarıyla yaptığım için değişik bir vakaymışım kendilerine göre. Hem şehit çocuğu olarak hem bir kadın ve bir yönetici olarak kolay kolay kimsenin yapamayacağı bir işi başarıyla yapabilmek onların hoşuna gitmiş o yüzden de bana böyle bir teklifte bulundular. Böyle bir teklif karşısında ne yapacağımı şaşırdım bu kadar önemli bir üniversitenin gündemini meşgul etmek hem hoş hem şaşırtıcı, teşkilatım adına da gurur verici bir şey” diye konuştu.

  • Güler Sabancı: “Başbakanının Enerji Konusuna Verdiği Özel Önemden Dolayı Memnunuz”

    Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Başbakan’ın enerji konusuna verdiği önemden dolayı memnun olduklarını söyledi.

    Sabancı, Enerjisa tarafından düzenlenen basın toplantısına katıldı. Sabancı, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı hükümet programında enerji konusuna özel önem verdiğini görmekten büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, “Hükümet programında yer alan yeni bir reform süreci ve kesintisiz 4 yıllık yönetimle ülke olarak çalışmaya hazır olduğumuzu görüyorum” dedi.

    Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Sabancı Center’da Enerjisa tarafından düzenlenen basın toplantısına katıldı. Burada bir konuşma yapan Güler Sabancı, “Bugünün dünyasında en önlenemez trendlerden biri şehirleşmedir. Bununla birilikte gelen ve ortaya çıkan elektrifikasyon ve dijitalleşmedir. Artık hepimizin hayatında çok önemli bir yer alıyor ve gitgide artıyor. Toplumların yaşam kalitesi ekonomilerin sağlıklı işleyişi bakımından stratejik önemde olan enerji dünya genelinde başlıca gündem maddelerinden birisi olmaya devam ediyor” dedi.

    “LİBERALLEŞME ADIMLARI ATILARAK TÜKETİCİ LEHİNE BİR PİYASA OLUŞTURULMALI”

    Güler Sabancı konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Elektriğin artan önemi bizleri daha iyi bir enerji geleceğine ulaşmak yönünde yeni teknolojiler ve uygulamalar ve yeni iş modelleri üzerinde daha fazla yoğunlaşmaya sevk ediyor. Enerji de tüketicinin rolü ve önemi artıyor. Tüketiciyi işin merkezine alan uygulamalar ağırlık kazanıyor. Türkiye’ye baktığımı son 10 yılda çok büyük bölümü özel sektör tarafından olmak üzere kurulu gücümüz yaklaşık 2 katına çıktı. Çeşitli üretim ve tüm dağıtım özelleştirmeleri gerçekleşti ve tamamlandı. Enerji Bakanlığımız ve EPDK’nın liderliğinde elektrik piyasasının liberalleşmesinde de çok önemli adımlar atıldı. Elektrik sektörüne son 10 yılda 60 milyar doların üzerinde yatırım gerçekleşti. Bunun tamamını özel sektör yaptı. Özel sektör Türk özel sektörü ve tabi ki çok önemli kurumsal yabancı yatırımcıları beraberinde getirdi. Bu 60 milyar dolar üzerinden yatırımların 11 milyar dolarlık kısmını Sabancı Holding olarak ortağımız EON ile birlikte Enerjisa gerçekleştirdi. Bu yatırımlarda büyük bir dönüşüm yaşandı ve yepyeni bir sektör ortaya çıktı. Bu sektöre yapılan yatırımlarda enerji politikalarına ve bunun uygulamalarına bu sektörü yönetenlere ilgili kurum ve kuruluşlara duyulan güvenin çok önemli bir payı vardır. Şimdi bu sektörde liberalleşme adımlarını hızlandırmalı, daha ileriye taşımalı ve daha tüketici lehine olan bir piyasaya kavuşturmalıyız. Bunu sağlamak üzere enerji piyasalarındaki düzenlemelerin, piyasaların rekabetçiliğini, şeffaflığının ve öngörülebilirliğini artıracak şekilde güçlendirilmesini bekliyoruz. Bunları yapmak için de şuan da Türkiye’de fazla kapasite var. Bu düzenlemeleri de yapmak içinde çok önemli bir fırsat olduğunu görüyoruz.”

    “BAŞBAKANININ ENERJİ KONUSUNDA VERDİĞİ ÖZEL ÖNEMDEN DOLAYI MEMNUNUZ”

    Güler Sabancı, “Dün sayın Başkanımızın açıkladığı hükümet programında enerji konusuna özel önem verdiğini görmekten büyük memnuniyet duyduk. Enerji verimliliği, rekabetçi piyasasının oluşması, yerli ve yenilebilir kaynaklara önem verilmesi dolayısıyla vatandaşın sürekli kaliteli, güvenli ve asgari maliyette enerjiye kavuşması hedeflerini memnuniyetle karşılıyoruz. Bu programın detay uygulama planlarını programlarına ilk 100 gün kapsamında atılacak adımları da bekliyoruz. Bu vesileyle sayın Başbakanımıza, yeni hükümete ve bakanlara hayırlı olsun diliyoruz. Hükümet programında yer alan yeni bir reform süreci ve kesintisiz 4 yıllık yönetimle ülke olarak çalışmaya hazır olduğumuzu görüyorum” diye konuştu.

  • Abramoviçin Bahşiş Verdiği Garson Konuştu

    Marmaris’te Rus milyarder Roman Abramoviç’in teknesinin ipini tutarak iskeleye bağladıktan sonra 2 bin lira bahşiş alan garson Selçuk Günay, Chelsea takımını tuttuğunu ve onun başkanından bahşiş aldığı için çok mutlu olduğunu söyledi.

    Rus milyarder Roman Abramoviç’in teknesini iskeleye bağlayarak 2 bin lira bahşiş alan restoranın garsonu İHA’ya konuştu. Marmaris’e 50 kilometre mesafedeki Selimiye Delikyol koyunda bir restoranda garson olarak çalışan 25 yaşındaki Selçuk Günay yaptığı açıklamada, tuttuğu takımın başkanının çalıştığı restorana gelmesinin kendisini çok heyecanlandırdığını söyledi. Günay açıklamasında şunları söyledi:

    “Abramoviç her yıl yatıyla Hisarönü Körfezi’ne geldiğinde bu koya uğrar. Karada gezdikten sonra botuyla yatına buradan gidiyor. İskeleye yanaştığında babamla birlikte botun ipini tuttuk, bize 2 bin lira bahşiş verdi. İlk geldiğinde Abromoviç olduğunu geç anladık. Kafasında kask ve gözlük taktığı için fark edemedik. Çok mütevazi bir insan. Gülümseyerek bizim elimizi sıktı. Çok zengin bir iş adamı ama normal bir insan gibi davranıyor. Garson olarak çalıştığım için bana verdiği bahşiş çok büyük rakam. Aldığım bahşiş maaşımla birlikte denk gelince çok mutlu oldum.”

    “CHELSEA TARAFTARIYIM”

    Selçuk Günay, Chelsea takımını tuttuğunu belirterek, “Chelsea taraftarı olarak medyadan Abramoviç’i takip ediyorum. Taraftarı olduğum bir takımın sahibini karşımda görünce çok şaşırdım. Benim amacım bir fotoğraf çektirmekti kendisiyle ama onun Abramoviç olduğunu geç anladım.Bu yüzden fotoğraf çektirme şansını kaçırdım. İnsan dünyanın en zengin adamından bahşiş alınca çok mutlu oluyor” dedi.

    Öte yandan, restoranda aşçı olarak çalışan Mehmet Günay, aynı restoranda garson olarak çalışan oğlunun ünlü birisinden bahşiş almasının kendisini duygulandırdığını ifade etti. Günay, “Restorana bisikletle geldiğinde kask ve gözlük olduğu için tanıyamadık. İskeleyi kullanmak için izin istediler bizde memnuniyetle diyerek botun yanaşmasına izin verdik. Daha sonra oğlumla ikimiz iskeleye giderek botun ipini tutarak iskeleye bağladık. Oğluma danışmanları 2 bin lira bahşiş verdi. Dünyanın en zengin adamı ve Chelsea takımının başkanından bahşiş almak insanı duygulandırıyor” diye konuştu.

    Ege tatilini Marmaris kıyılarında, mega yatı Eclipse’le sürdüren Rus milyarder Roman Abramoviç, mavi tur gezisine Yunan adalarında devam ediyor.