Etiket: Velayet

  • “Tüm Yönleriyle Velayet” sempozyumu düzenlendi

    “Tüm Yönleriyle Velayet” sempozyumu düzenlendi

    EBB ve Atatürk Üniversitesinin düzenlediği “Tüm Yönleriyle Velayet” sempozyumunun açılış panelinde bir konuşma yapan Toplumsal Araştırmalar Merkez Müdürü Prof. Dr. Mevlüt Özben velayetin sosyolojik boyutuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

    Boşanmanın, aile üyelerinin yaşam gerçekliğine kısa devre yaptıran, hatta söz konusu gerçekliği ekseninden kaydıran çok önemli bir konu olduğunu altını çizen Özben şunları söyledi:

    “Aile bütünlüğünün bozulma nedenlerinin başında gelen boşanmanın doğrudan sonuçlarından biri olan çocuk ya da çocukların velayeti konusunu birçok disiplinin kendi perspektifinden ele alır. Velayet en yalın biçimiyle, on sekiz yaşından küçük çocukların tabi olacağı otoriteye göndermede bulunan bir kavramdır. Evlilik devam ettiği müddetçe anne ve babanın müştereken paylaştığı velayet, eşlerden birinin ölmesi durumunda sağ kalan eşe, boşanma halinde ise hukuki çerçeveye sadık kalınarak hakim kararı ile belirlenen eşe verilir. Özellikle ailenin bütünlüğünün bozulması durumunda güçlü sosyal içerimlere sahip bir konu olarak ön plana çıkan velayet bahsinde kolektif vicdana ve sağduyuya uygun olacak şekilde “çocuğun yüksek yararı” temel referans olarak ele alınır. Başka bir deyişle, boşanma gibi aile bütünlüğünü doğrudan ortadan kaldıran durumlarda hukuk kurumunun önceliğini çocuğun yüksek yararı oluşturmaktadır. Şurası açık ki, aile ile ilgili tüm tanımlama çerçeveleri dahlinde “yakınlık” öne çıkan özelliklerin başında gelir. Bu bağlamda denilebilir ki, aile kavramıyla iç içe geçmiş olan kavramlardan biri de mahremiyettir. Boşanma olgusu tam da bu alana, yani mahremiyete yönelik tahribatlar içerir. Boşanma süreci başladığında aile ve üyelerine hitap eden en önemli kavram olan “yakınlık” yerini hızla” mesafeye” bırakır. Mesafe yasallaştığında, yani evlilik hukuki bir hüküm olan “boşanma” ile sonlandırıldığında “yakınlık” nosyonuna sıkı sıkaya bağlı olan en mahrem ilişkiler de (örneğin ebeveynlikler) kopma noktasına gelir. İşte tam da bu nokta da velayet, en başta da çocuğun yüksek yararı ilkesini gözeterek, kopma noktasına gelen ebeveynlik ilişki ve şartlarına yönelik hukuki bir düzenleme girişimini ifade eder. Çağımızın stres çağı olarak nitelendirilmesine neden olan bireysel stres kaynaklarının artmasıyla, toplumlarımızda tahammülsüz bireyler de artmıştır. Buna ek olarak, ihtiyaca yönelik olmayan hazza dayalı tüketimi hedef alan tüketim çılgınlığı, medyanın ürettiği yeni değerler sonucu oluşan yozlaşmalar ve evlilikte maddi değerler üzerine kurulmak istenen yaşam tarzı gibi faktörler de evlilikleri ve elbette aileleri olumsuz etkilemektedir”

    Ailenin, yakınlığı mahremiyet düzleminde ihdas eden en önemli kurum olduğunu ifade eden Özben, “Günümüzün aşırı bireyselleşme, yalnızlık vb. sorunları bakımından da sığınılacak son liman olan ailenin bu özelliğinden uzak olacak şekilde değiştiği ve dönüştüğüne ilişkin söylem ve çalışmaların çokluğuna karşın aile bugün bile, hali hazırda, yakınlık/mahremiyet ilişkilerinin merkezi olma sorumluluğunu üstlenmeye devam etmektedir. Tam da bu yüzden, ailenin bütünlüğünün bozulması demek aynı zamanda toplumsal dünyalarımızdaki en sahici yakınlık ilişkisinin de parçalanması anlamına geldiği için dramatik bir değişimdir. Ebeveynlik ilişkileri ve şartlarına yönelik hukuki bir düzenleme girişimi olarak velayetin süreç içerisinde çocukla ilişkiyi bir tür mülkiyet ilişkisine dönüştürüp-dönüştürmediğine yönelik çalışmaların yeniliği ve azlığının da velayetin sosyolojik boyutuna ilişkin değerlendirmeleri kısıtladığını belirtmek gerekir. Sosyolojik bakımdan velayet konusu çocuklar dışında eşlerin de, yani ebeveynlerin baş başa kaldığı sosyal durum bilgilerine yönelik bir okumayı da içerir. Eşlerin anne ve baba olarak sosyal statü ve rollerinin yeniden düzenlendiği boşanma süreçleri sonucunda velayet kurumunun bu roller üzerindeki olumlu-olumsuz etkilerinin tartışılması büyük önem taşımaktadır. Boşanma ve velayete yönelik hukuki hüküm sonucunda ebeveynlerden birinin bu sosyal rolünü daha bir sağlamlaştırırken diğerinin tam da bu noktada ötekileştirilip-ötekileştirilmediği tartışılan konuların başında gelmektedir” diye konuştu.

    18 yaşından küçüklerin her şart ve durumda çocuk sayılması gerektiğine de değinen Özben sözlerine şu cümlelerle son verdi:

    “Şimdi bir düşünün; hukuken 18 yaşından küçük bir çocuğun organını bağışlaması ya da kendi rızası olsa bile organının alınması mümkün değilken; bir bakıma onun yaşamının elinden alınması anlamına gelen çocuk yaşta evliliklere kimi durumlarda (çocuğun rızası gibi) izin verilmesini bir türlü anlayamıyorum.”

  • ‘Tüm yönleriyle Velayet’ konusu, Atatürk Üniversitesi’nde, Kadem ile ele alındı

    ‘Tüm yönleriyle Velayet’ konusu, Atatürk Üniversitesi’nde, Kadem ile ele alındı

    “Tüm Yönleriyle Velayet Sempozyumu” için, Atatürk Üniversitesi ile iş birliği yapan Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), sağlıklı bireyler ve sağlıklı bir toplum için çalışmalarını ortaya koydu.

    3 oturum olarak süren sempozyumun açılış paneli, Saliha Gümrükçüoğlu moderatörlüğünde gerçekleşti.

    Panelde Prof. Dr. Şevket Topal, Prof. Dr. Ahmet Nezih Kök, Prof. Dr. Mevlüt Özben, Av. Derya Yanık sunum yaptı.

    Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM)ve Atatürk Üniversitesi, Vesayet sempozyumu düzenledi. Sempozyum’a Vali Yardımcısı Uğur Köroğlu, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Atatürk Üniversitesi Rektör Ömer Çomaklı, KADEM Başkanı Dr. Saliha Gümrükçüoğlu, KADEM Erzurum İl temsilcisi Avukat Fatime Alkan, Akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

    ‘Gümrükçüoğlu ilk defa Erzurum’a geldi’

    KADEM Erzurum İl temsilcisi Avukat Fatime Alkan, “Velayet ile ilgili önemine binaen Başkanımız Saliha Gümrükçüoğlu ilk defa Erzurum’a defa geldi. Kamu yararına bir sivil toplum kuruluşu, bizim çalışma alanımız kadın ve aile, 4,5 yıldır Erzurum’da çok önemli çalışmalar yapmaktayız. Büyükşehir’in bünyesindeki ESMEK, Halk Eğitim Merkezlerindeki kadınlarımız, eğitim çalışmalarımız, İŞKUR ile düzenlediğimiz kurslarımız, seminerlerimiz ve sevgi evlerindeki çocuklarımız için yaptıklarımız aslında Güçlü aile, güçlü kadın, güçlü toplum için yapılan işler. Çocuklar geleceğimiz, göz nurumuz, yetişkinler için elimizden gelen ne ise onu yapacağız. Fiziken ve ruhen sağlıklı bireyler, sağlıklı çocukla, sağlıklı anne babadan geçer” dedi.

    ‘Aile yapımızın korunması ve güçlenmesi adına’

    Kadem Başkanı Saliha Gümrükçüoğlu, “Kadem, kadının insanlık onurun temsil etmek üzere savunuculuk yapmayı kendine misyon edilmiş bir sivil toplum kuruluşudur. STK olarak kurulduğumuz ilk günden bu yana, Aile bireylerinin güçlendirilmesi ve kültürel değerlerimizin güçlenmesi için katkılar sağlıyoruz. Kadınların ihtiyaçlarına dikkat çekmek ve sorunlarına dikkat çekmek amacıyla, kültürel birikim ve geleceklerimizden ilham alarak alternatif bir söylem ileterek hazırladığımız kadın araştırmalarımız var. Her yıl farklı temalarda Ulusal ve Uluslararası düzeyde katılım sağlanan, toplumsal cinsiyet adaleti kongreleri düzenliyoruz. Kadın ve yoksulluk, kadın ve aile, boşanma, demografik dönüşüm gibi temalarımızı adalet çerçevesinde işliyoruz. Bir sonraki temamızda ebeveynliği tartışacağız, çağrıya çıktık. İki yılda bir adalet zirvesi düzenliyoruz. Tüm dünyadaki kadınların ortak sorunlarını tartışıp çözüm arıyoruz.

    Velayet konusunu gündeme aldık. Çocukların hak ve hürriyetlerinin korunmasının yansıra, fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı yetişmeleri, adalet ve merhameti önceleyen ebeveynlerin gözetimi altında ancak olabilir. Çocukların gelişme sürecinde, uygun ortamlarda bulunmaları ve haklarının güvence altına alınması, sağlıklı birey olarak toplumda yer almalarının birinci şartıdır. Hak ve menfaatlerinin korunması yansıra olası tehditlere karşı tedbirlerin alınması gerekir. Dolayısıyla Velayet konusunu, aile yapımızın korunması ve güçlenmesi adına da bu sempozyumu değerlendiriyorum. ‘Geleceğe iş başı’ projesi adı altındaki eğitimimizle çeşitli nedenlerle ailelerinden uzak olmak zorunda kalan kızlarımıza destek veriyoruz. Savaşta en çok mağdur olan kadınlar ve çocuklarımız için yani Suriyeli mülteciler için de, Eşini kaybetmiş ve çocuklarına kendi bakmak zorunda olan kadınlarımıza katkılar sağlıyoruz” şeklinde konuştu.

    Atatürk Üniversitesi Rektör Ömer Çomaklı, “Geleceğe yapılan yatırımların en kıymetlisi düzgün bireyler yetiştirmenin temeli ailedir. Anne baba ile ilişkiler tarihimiz boyunca, bireysel anlamda ve toplum nezdinde çok kıymetli bulunmuştur. Tarihsel ve toplumsal olarak çok kıymetli bir değişim ve gelişim gösteren Velayet hakkı ve düzenlemesi, özel anlamıyla anne babayı geniş anlamda toplumu ilgilendirmektedir” sözlerini kaydetti.

    ‘İcra ile çocuk teslimi yapılıyor’

    Erzurum Vali Yardımcısı Uğur Köroğlu, “Çocuklarımızın maddi, manevi gelişimi, toplum açısından çok önemli, Sağlıklı bir manevi ve zihinsel gelişimi sağlanması bağlamında olumlu davranışlar kazandırılarak terbiyeli ve ahlaklı bir birey yetiştirmek önemlidir. Çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması ebeveynlerin sorumluluğu dahilinde olan konular, ancak sorumluluk sahibi bireylerin ile mümkündür. Sorumsuz ebeveynlere bırakılmayacak kadar da önemli hususlardır. Diğer bir önemli hususlardan olan konu ise çocuk teslimi konusudur. Dramatik görüntülerle kamuya yansıyan, Mahkeme kararına rağmen çocuklarını göremeyen eşler, icra ile çocuk teslimine başvuruyor. Değişik konu ve başlıklar ile değerlendirilecek Velayet sempozyumunda, aile yaşantımıza ve toplumumuza katkılar sağlayacağını düşünüyorum” dedi.

    ‘Evlilik okulu kuracağız, eğitimler vereceğiz’

    Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ise “Çelişki nerede, Her toplumun bir medeniyet anlayışı var. Bize de toplum olarak, 200 yıldan beri bize dayatılan batılı olma anlayışı var. Öyle değerler vardır ki bir medeniyet diğerini asla kabul etmez. Yaşanan sıkıntı aslında burada, bizler gençlerimize nasıl bir eş anlayışının olması gerektiğini okullarda vermemiz gerekiyor. Evlilikler, birbirlerini tanımadan yapılıyor ve kısa sürüyor. Biz birbirimize ilgi göstermeliyiz. Çocuklarımıza en çok evlilikle ilgili Peygamberimizin, Hz. Aişe’ye nasıl davrandığını öğretmemiz lazım. Okullarda bu anlayışı vermemiz gerekiyor. Evlilik okulunu kuracağız. Toplumumuzu eğiteceğiz. Değerlerimizi toplumumuza enjekte edeceğiz. Allah’ın insanlara verdiği en büyük nimet evlattır. Evliliğe karar verme aşamasında ailelerinizle istişare yapın, kültürünüzü adetlerinizi iyi araştırın” şeklinde konuştu.

    3 oturum olarak gün boyu süren Velayet Sempozyumu, açılış paneli Saliha Gümrükçüoğlu moderatörlüğünde gerçekleşti. Panelde Prof. Dr. Şevket Topal, Prof. Dr. Ahmet Nezih Kök, Prof. Dr. Mevlüt Özben, Av. Derya Yanık sunumlar yaptı.

    Prof. Dr. Şevket Topal, “Velayet ve vesayet kavramlarının bazı durumlarda iç içe olduğunu veya karıştığını vurguladı. Velayet, akrabalık ilişkileri ile alakalıyken, vesayet bir başka kanuni temsilci yoluyla yapılan, mali haklar ve şahsi haklar ile alakalı olduğu söyledi.

    Prof. Dr. Ahmet Nezih Kök ise Birleşmiş milletle çocuk haklarına dair sözleşmeden bahsetti. Çocuğun doğum sonrası kadar, doğum öncesi hakların da olduğunu belirtti. Kök, “Adli tıp açısından bulunmuş çocuklar var. Velayeti şöyle algılıyoruz, soy bağının özel bir durumu olarak algılıyoruz. Soy bağını incelememiz gerekir. Soy bağında çocuğun annesi, onu doğurandır. Ancak, ülkemizde şuan olmayan taşıyıcı annelik konusu da mevcut. Bebeğinizi istediğiniz cinsiyette bile yaptırabiliyorsunuz. Etik açıdan velayeti nasıl oluşturacağımız konusu ortaya çıkıyor. Soy bağında, Biyolojik olarak DNA parmak izi ile babanın kim olduğu bulunabiliyor” dedi Ahmet Nezih Kök, soy bağını geniş anlamda ele alırken, çocuğun, rahime düşme ve fetüs halindeki haklarını da alt başlıklarla açıkladı.

    Tüm Yönleriyle Velayet Sempozyumunun ilk oturumunda, Dr. Öğr. Üyesi Taner Emre Yardımcı, Dr. Öğr. Üyesi Kübra Ercoşkun Şenol, Dr. Öğr. Üyesi Esra Yıldız Üstün ve Dr. Öğr. Üyesi Aslı Açıkgöz; ikinci oturumunda , Gülhan İçen, Farma Akdağ, Cansu Yılmaz, Doç. Dr. İsmail Seçer, Velayet sürecinin çocuklar üzerindeki psikolojik yankıyı anlatması üzerine Dr. Öğr. Üyesi Hicran Doğru, Dr. Öğr. Üyesi Sevim Karaoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Fatma Güngör ve Uzm. Psikolog Binay Bilge Annak konuştu.

    3’üncü ve son oturumda ise, İslam hukuku üzerinde ve tez analizleri çalışmalarını Doç. Dr. Halide Arslan, Doç. Dr. Adnan Memduhoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Genç, Dr. Öğr. Üyesi Yurdagül Boğar ve Dr. Tuba Işık yer aldı.

  • Aydın’da velayet dehşeti

    Aydın’da boşandığı eşi ile oğlunun velayet davasında mahkemelik olan gözü dönmüş bir baba, elinde pompalı tüfekle eşinin çalıştığı özel bir engelli rehabilitasyon merkezini bastı. Eski eşini kolundan ve bacağından yaraladıktan sonra da oğlunu alıp rehabilitasyon merkezini terk etti ve elindeki pompalı tüfekle taksiye binip gitti. Gözü dönmüş babanın bir elinde 7 yaşındaki oğlu, diğer elinde ise pompalı tüfek olan cep telefonu ile kaydedilmiş dehşet görüntüleri ortaya çıktı.

    Edinilen bilgiye göre, Aydın’da yaşayan ve 7 yaşında Y.B. isimli oğulları bulunan 38 yaşındaki E.B. ve 32 yaşındaki S.Y. 3 ay önce şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşandı. Çift, boşanmalarının ardından oğulları Y.B.’nin velayeti için anlaşamayınca mahkemelik oldu. Geçen hafta görülen ilk duruşmada mahkeme, dava sonuçlanana kadar çocuğun sırasıyla anne ve babada kalmasına karar verdi. Bu arada, anne S.Y. ise Aydın-İncirliova yolu üzerindeki Efeler ilçesine bağlı Kardeşköy Mahallesi’nde engelli çocuklara hizmet veren özel bir rahabilitasyon merkezinde çalışmaya başladı. Ayrılan anne ve babanın velayet tartışmasının mahkemeden sonra da devam etmesinin ardından sinirlenen baba E.B. önceki gün elinde pompalı tüfekle oğlunu almak için ayrıldığı eşinin çalıştığı Kardeşköy Mahallesi Kazakkahvesi Sokak’taki özel engelli rehabilitasyon merkezine gitti. Oğlunu vermek istemeyen eski eşi S.Y. ile oğlu Y.B, eğitim gören engelli çocuklar ve rehabilitasyon merkezi çalışanlarının yanında tartışan baba E.B. elindeki pompalı tüfekle eski eşi S.Y.’ye ateş açtı. S.Y. kolundan ve bacağından yaralanıp yere düşerken, E.B. bir elinde pompalı tüfek olduğu halde oğlu Y.B.’yi diğer koluna alarak rehabilitasyon merkezinden ayrıldı ve kapıda bir taksiye binerek gitti. Gözü dönmüş babanın bir elinde 7 yaşındaki oğlu, diğer elinde ise pompalı tüfek olan rehabilitasyon merkezinden ayrılma anındaki dehşet görünüleri cep telefonu ile kaydedildi.

    Yaralı anne S.Y. ambulansla Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan S.Y.’nin hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

    -Dehşet saçan baba sosyal medyadan paylaşımda bulundu

    Bu arada, pompalı tüfekle engellilerin eğitim gördüğü rehabilitasyon merkezini basan gözü dönmüş baba, olaydan sonra Facebook sayfasından, “Her şey oğlum için “ için ve “ Adaletin olmadığı yerde, insanlar kendi adaletini kendi sağlar” paylaşımlarında bulundu. Olayı araştıran jandarma ekipleri E.B.’yi kısa süre sonra olayda kullandığı pompalı tüfekle gözaltına aldı.

  • Anne vahşetinde mahkemeden jet velayet kararı

    Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde 2 yaşındaki kızları Esila’yı darp etmesi görüntülerine rağmen velayetini de alan anne Tuğba Tülübaş’tan kızının velayeti alınarak baba Erdem Tülübaş’a verildi.

    Gökçebey ilçesinde beyaz eşya işletmesi bulunan 29 yaşındaki Erdem Tülübaş, 2014 yılında Tuğba Tülübaş ile görücü usulüyle evlenerek dünya evine girdi. Çiftin 2 yıllık evliliklerinden Esila isimli kız çocukları dünyaya geldi. Erdem Tülübaş, kızı Esila’nın vücudundaki morlukları görünce durumdan şüphelenip evine gizli kamera yerleştirdi. Kızını dövüp ve darp ettiği görüntüleri gizli kamera ile tespit eden Erdem Tülübaş, elindeki görüntülerle polis karakoluna giderek şikayetçi oldu. Olay sonrası gözaltına alınan Tuğba Tülübaş, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyince kendisine gizli kameradaki görüntüler izletildi. Hakkında soruşturma açılan Tuğba Tülübaş, evden 3 ay uzaklaştırma cezası aldı.

    Uzaklaştırma cezası sona erdikten sonra mahkeme kararıyla kızının geçici velayetini alan anne Tuğba Tülübaş, eşinin eve yerleştirdiği gizli kamera görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından büyük tepki almıştı.

    Baba Çorlu’ya gitti, mahkeme velayeti babaya verdi

    Baba Erdem Tülübaş, yaşanan sürecin ardından gizli kamera görüntülerini Çorlu’daki mahkemeye sundu. Mahkemeye delil olarak sunulan görüntülerin ardından konu uzmanlarca yeniden değerlendirilerek velayetin baba Erdem Tülübaş’a verildiği ifade edildi. İHA’ya konuşan Erdem Tülübaş’ın avukatı Ümit Aydemir de kararı doğruladı.

  • Caner Erkin ile Asena Atalay’ın velayet davasında hakimden şok söz

    Caner Erkin’in eski eşi Asena Atalay’dan olan oğlu Çınar’ın velayetini anneden almak için açtığı velayet davasına duruşma hakiminin yorumu damga vurdu. Tanıkların dinlendiği duruşmada Asena Atalay gözyaşlarını tutamazken, hakim “Çınar’ı Allah iki taraftan da kurtarsın, benim anladığım budur” dedi.

    Beşiktaşlı futbolcu Caner Erkin’in, oğlu Çınar Erkin’in velayetinin eski eşi Asena Atalay’dan alınarak kendisine verilmesi için açtığı davanın görülmesine devam edildi. İstanbul Aile Mahkemesi’nde görülen duruşmaya davalı Asena Atalay avukatıyla birlikte katılırken, Caner Erkin’i avukatları temsil etti. Duruşmada tanıklar dinlendi.

    İlk olarak çiftin ortak çocuğu Çınar’ın, boş zamanlarında gittiği özel bir aile kulübü eğitmeninin tanık ifadesi alındı. Tanık Kübra Güleryüz, çalıştığı sürece ilişkin bilgiler vererek, “Çınar okula gitmediği günler ve boş zamanlarda bakıcısı Leyla Hanım tarafından çalıştığım kuruma getirilirdi. Caner Bey haftanın 2-3 günü gelir Çınar ile oyunlar oynardı. Asena Hanım ise çalıştığı süreçte yalnızca 3 kere geldi. Bir keresinde Asena Hanımın, Çınar’ın bakıcısını arayarak,” Leyla, bugün Çınar sende kalsın ama kimseye söyleme” dediğini telefondan duydum” dedi.

    Duruşmada sık sık sesler yükseldi

    Sinema işletmecisi olduğunu söyleyen Caner Erkin’in ablası Pınar Demirtaş, yeğeninin iyi bir aile ortamında büyümesini istediğini belirterek verdiği tanık ifadesinde, “Caner boşanırken, eski yaşantısına devam etmemesi koşulunda Çınar’ın velayetini Asena’ya vermişti. Evliliklerinin bitme nedeni ihanetti. Çınar, tatilde yanımıza geldiğinde benim çocuklarımla oynadığımı gördüğünde dahi şaşırıyordu” şeklinde konuştu. Avukatların ifadeler hakkında sık sık sözlü atışmaları duruşma hakimini sinirlendi. Hakim, tarafları söz almadan konuşmamaları ve usule uymaları konusunda uyardı. Sözlü tartışmaların yükselmesi üzerine hakim, “Çınar’ı Allah iki taraftan da kurtarsın, benim anladığım budur” dedi.

    Hakim duruşmayı terk etti

    Çınar’ın bakıcısı Leyla İsmailova’nın tanık ifadesi ise salonu gerdi. İsmailova, çocukla ilgilendiğini, bunun karşılığında aylık bin Dolar maaş aldığını, çocukla geçirdiği zamanlardaki diğer masrafların ise Caner Erkin tarafından ödendiğini söyledi. Boşanma sürecinden sonra Çınar’a bakmaya devam ettiğini, Atalay’ın isteği üzerine zaman zaman Çınar’ı kendi evine götürdüğünü kaydeden İsmailova, velayet davasının açılmasından sonra Caner Erkin’in kendisi için tanıklık yapmasını talep ettiğini ifade etti. İsmailova’nın iki taraf arasında kalmamak için işi bıraktığını dile getirmesinin ardından, Atalay’ın avukatı “Caner Erkin size yüklü miktarda bir ödeme yaptı. Bunun nedeni nedir?” diye sordu. Erkin’in avukatları soruya itiraz etti. Sözlü atışmalar tekrar başlayınca hakim salonu terk etti.

    Asena Atalay gözyaşlarına boğuldu

    Tarafların sakinleşmesinin ardından hakim yeniden salona girdi. Aralarında Asena Atalay’ın annesi Vildan Atalay’ın da aralarında bulunduğu birkaç tanığın daha dinlendiği sırada, davalı Atalay, oğlunun psikolojik durumuyla ilgili ifadeler sırasında gözyaşlarını tutamadı. Atalay’ın arkadaşı, dağılan Hepsi 1 grubunun solistlerinden Cemre Kemer, gözleme dayalı bilgilerini aktardı. Tanık Kemer, “Çınar’ın veli toplantısı vardı. Asena’ya eşlik ettim. Hocaları Çınar’ın başarılı bir öğrenci olduğunu söylediler. Rehber öğretmen, Çınar’ın “Babam beni gelip görmüyor, beni artık eskisi gibi sevmiyor’ dediğini söyledi” dedi. Bunun üzerine Atalay yine gözyaşlarına boğuldu. Tanık Kemer, direk dansı konusuna da değinerek, “Asena’nın direk dansı yaptığı bayağı gündem olmuştu. O zaman evliydiler. Hatta Caner bile direk dansını denemişti. O kursa da Caner ile birlikte gittiklerini biliyorum” şeklinde konuştu.

    Duruşma, diğer tanıkların dinlenmesi ve eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.