Etiket: Vekili

  • AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş:

    Partisinin Genişletilmiş İl Danışma Meclisi toplantısına katılmak için Muğla’ya gelen AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, ABD’nin Suriye özel temsilcisinin PKK-YPG hakkındaki açıklamalarını ve Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    ABD Suriye özel temsilcisinin açıklamalarının son derece tutarsız bir açıklama olduğunu, Türk-Amerikan ilişkilerini zedeleyecek bir açıklama olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Açıklamada, ’Evet biz PYD’nin YPG’nin PKK’nın yan kolu olduğunu biliyoruz ama bizim için PKK terör örgütüdür, PYD-YPG bir terör örgütü değildir.’ Öteden beri endişeyle izlediğimiz ABD’nin PYD-YPG ile olan ilişkilerinin zaman zaman iş birliklerinin, zaman zaman desteklerinin gelmiş olduğu yeni safha Türkiye bakımından dikkat çekici ve endişe verici bir noktadır. Bir taraftan PKK’yı miadı dolmuş bir terör örgütü olarak çöp tenekesine atmaya hazırlananlar aynen Asala’yı bir zamanlar kullanıp kullanıp çöp tenekesine attıkları gibi şimdi kendilerinin söylediği ve bildiği gibi PKK’nın yan kolu olan, şubesi olan, kardeşi olan PYD-YPG’yi siyasal bir örgüt haline dönüştürmek, bundan sonra Suriye’nin oluşacak, gelecek dengeleri bakımından masadaki müzakerenin siyasal araçlarından birisi haline dönüştürmek istiyorlar” dedi.

    “Türkiye bu oyunu kabul etmeyecek”

    Oynanan oyunun karanlık ve kirli bir oyun olduğunun altını çizen Kurtulmuş, “Türkiye bu oyunu kabul etmeyecektir. Suriye’nin geleceğinde Kürt kardeşlerimizin siyasal haklarının varlığı başka bir konudur en büyük zulmü Kürtlere yaparak o bölgede o coğrafyada bir terör estiren terör örgütünün PYD-YPG’nin bundan sonraki politik süreçlere dahil edilmesi bambaşka bir şeydir. Dolayısıyla biz Türkiye olarak Suriye’nin geleceğinde hiçbir terör örgütünün yeri olmaması gerektiğine inanıyoruz. Ne DEAŞ’ın ne PYD’nin ne YPG’nin. Bunların hiçbirisinin bundan sonraki süreçte özgür, demokratik ve gerçekten müreffeh bir Suriye yolunda atılacak adımlarda hiçbir sözü olamaz, olmamalıdır ve Türkiye buna müsaade etmeyecektir. Oynanan oyunun ne kadar karanlık ve kirli bir oyun olduğu da aşikardır. Biz Türkiye olarak puzzle’ın bütün parçalarını yerli yerine oturtarak büyük resmi görüyoruz ve büyük resme uygun şekilde davranmaya gayret ediyoruz. Bizim ana fikrimiz bölgenin daha fazla bölünmesi değil bölge halklarının daha fazla bütünleşmesi olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz. Bu alanda kullanılan DEAŞ örgütü ne kadar kirli karanlık bir örgütse Suriye ve Irak’ın sınırlarının yeniden çizilmesi bakımından PYD/PKK da aynı şekilde karanlık ve kirli bir örgüttür. Dolayısıyla müttefikimiz olduğunu söyleyen ülkelerin Türkiye’nin bu hassasiyetine azami dikkat göstermeleri ve oynadıkları bu stratejinin kendi milli menfaatleri bakımından da hiçbir şekilde tutarlı olmadığını bilmelerini isteriz” dedi.

    “Kaşıkçı cinayetindeki hassasiyetlerimiz sürüyor”

    Türkiye kamuoyu ile paylaşılması gereken önemli konulardan birisinin de Kaşıkçı cinayeti ile ilgili son gelişmeler olduğunu belirten Kurtulmuş, “Bildiğiniz gibi Türkiye Kaşıkçı cinayetini asla siyasal bir konu olarak ele almamıştır bundan sonra da almayacaktır. Bizim için Kaşıkçı cinayeti insani bir sorundur. Herkesin vicdanını kanatan, bütün insanlığın içinde ukde olan, dünyanın en büyük metropollerinden birisi olan İstanbul’da bir ülkenin egemenlik alanı olan, Suudi Arabistan’ın egemenlik alanı olan başkonsolosluk binasına dünyaca mağrur, bilinen bir gazeteci girmiş ve buharlaşmıştır, çıkamamıştır. Şimdi öyle anlaşılıyor ki en son Suudi Arabistan Başsavcılığı’nın iddianamesi ile birlikte Suudi Arabistan Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü resmi kaynaklar ile teyit ve itiraf ediyor. Nerede, Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda. Ama diyor ki Başkonsoloslukta öldürüldü ama bununla ilgili olarak 5 kişi sorumludur. Bir tanesini oradaki yüksek düzey memurlardan birisi öne çıkarılarak bunlar söyleniyor. Evet bu itiraf edilmesi bakımından bir adımdır. Ama kusura bakmayın dünyanın herhangi bir yerinde bir yabancı misyonda birisi gelecek elini kolunu sallayarak bir adamı öldürecek, buharlaştıracak, o ülkenin çok üst düzey yetkililerinden talimat alınmadan böyle bir cinayetin işlenmesi mümkün değil. Dolayısıyla Türkiye olarak biz bu cinayetin bütün yönleri ile ortaya konulması için gayret sarf ediyoruz. Uluslararası camiada bütün gücümüzü, dikkatimizin bu noktaya tekzip edilmesi için uluslararası camia ile işbirliği yapıyoruz. Suudi Arabistanlı yetkililerden ısrarla talebimiz bu talimatı kim verdi, cinayet emrini kim verdi sadece bunun tetikçilerin değil aynı zamanda emri verenlerin de ortaya çıkarılması, önce Suudi Arabistan’ın sorumluluğunda, ardından da uluslararası camianın sorumluluğundadır. Dolayısıyla falanca tetikçi bu işi bitirdi diyerek böylesine önemli bir siyasal cinayetin böylesine vahşi bir katliam niteliğindeki bir hadisenin üstünün örtülmesi mümkün değildir. Türkiye olarak bu konuya insani açıdan yaklaşan ülke olarak bu konudaki hassasiyetimizi korumaya devam edeceğiz” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Vekili Kurtulmuş, Muğla’da cuma namazının ardından esnaf ziyareti gerçekleştirdi. Esnaflarla sohbet eden Kurtulmuş, tarihi arasta çarşısında halı, tenekeci, kahvecileri ziyaret etti. Kurtulmuş Kurşunlu Camii meydanında vatandaşlar tarafından hayır amaçlı dağıtımı yapılan lokmadan tattı, vatandaşlara lokma dağıttı.

  • Tuğgeneral Tokel’den Başkan Vekili Epcim’e ziyaret

    Hakkari’nin Yüksekova ilçesindeki 3. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Metin Tokel, Hakkari Belediye Başkan Vekili Cüneyt Epcim’i makamında ziyaret etti.

    Uzun zamandır Hakkari bölgesinde görev yapan ve yöre halkının takdirini kazanan Yüksekova 3. Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Metin Tokel, Hakkari Belediye Başkan Vekili Cüneyt Epcim’i ziyaret etti. Başkan Vekili Epcim tarafından kapıda karşılanan Tuğgeneral Tokel, şeref defterini imzaladıktan sonra bir süre Epcim ile baş başa görüştü. Tokel, Hakkari’yi modern şehir yapan Başkan Vekili Epcim’e hizmetlerinden dolayı teşekkür etti.

    Epcim ise, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Tuğgeneral Tokel’e teşekkür etti.

  • AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş:

    Kocaeli Büyükşehir belediyesi tarafından düzenlenen ve 3 gün boyunca devam eden Kartepe Zirvesi’nin kapanış oturumunda konuşan AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, “Bugün Amerika’nın Afganistan’ı işgali olmasaydı, Afganistan’da önce Taliban sonra El Kaide diye bir örgüt ortaya çıkmayacaktı. Eğer bugün El-Kaide gibi uluslararası bir terör örgütünden bahsediyorsak bunun bir numaralı sebebi Afgan halkının yaşamış olduğu bıkkınlık ve buna karşı gelişen reaksiyonlardır” dedi.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Kartepe Zirvesi, 3 gün boyunca “Göç, Mültecilik ve İnsanık” teması ile birçok sorunu ele aldı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun katılımıyla açılışı yapılan zirvenin kapanış oturumu da eski Kültür ve Turizm Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş’un katılımıyla gerçekleşti. Göç ve mültecilik konusunda birçok konunun akademisyen, Türk ve yabancı diplomatlar tarafından ele alındığı zirvenin kapanış oturumuna Numan Kurtulmuş’un yanı sıra, Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, siyasi parti ve STK temsilcileri ile çok sayıda davetli yer aldı.

    “Kanayan bir yara var, onu dindirme görevimiz var”

    Zirvenin kapanış oturumunda konuşan Kocaeli Büyükşehir belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, “Göç insanlık tarihi boyunca ola gelmiştir. Bunlar zalimlerin yönetiminde, ihtiyaçlardan olmuştur. Bundan kaynaklananın onur kırıcı bir yanı yoktur. Bir insan, inancından, namusundan, can korkusundan dolayı, onu büyüdüğü topraklardan kopartmak, onu göçe zorlamak, onu itelemek, insanlık onuruna terstir. Ama bunları yapanlar var. Bunların karşısında duygusuzca davrananlar var. Silahın burada kullanıldığı da görülüyor. Bile bile satıyor, umursamıyor. İnsanlık ölmüş. İnsanın onuru, namusu ayaklar altına alınmış. Hiç umursamayanlar var. Bizim medeniyetimizde muhacirlik olabilir. Ama onun gereği ensarlıktır. Onu kardeşçe kabullenmek vardır. Suriyeliler geldi, Türkiye’nin tavrı da bu oldu. Cumhurbaşkanımız sağ olsun sahiplendi. ‘3 milyon insanı nasıl besleyeceğiz. Türkiye elden gidiyor’ gibi çok ses çıktı. Ama biz bunlara aldırış etmedik. Bizim şehrimizde de 40 bine yakın Suriyeli var. Birçoğu da çalışıp üretiyor. Belediyenin neyine, ‘Büyükşehir kendi işine bakasın’ diyebilirler. Ama kanayan bir yara var, onu dindirme görevimiz var” dedi.

    “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’in yaptığı bütün zulümlere karşı alınacak kararları veto ediyor”

    Daha sonra Konuşan Numan Kurtulmuş, Göç ve mültecilik sorunlarının çözümü için yapılan çözüm yöntemlerindeki anlayışın değişmesi gerektiğini belirterek, “Göçmen meselesini konuşuyoruz, istatistikleri konuşuyoruz, şuradan şu kadar buradan bu kadar gelsin diyoruz. Çözümleri de konuşmaya çok şükür başlıyoruz ama çözelim dendiği zaman dünyanın buna takati yok tam da sorun buradadır. Takati olmamış, olmayan çivisi çıkmış bir dünya sisteminden bahsediyoruz. Büyüsü bozulmuş bir dünya sisteminden bahsediyoruz. Aslında sadece göçmen meselesini değil, dünyanın hiçbir bölgesel ya da küresel sorununu çözemeyen bir dünya sisteminden bahsediyoruz. Göçün bu kadar ağır tehdit haline gelmiş olmasının önemli sebeplerinden birisi de insanlık aleminin takatinin kalmamış olmasıdır. Filistin’de daha dün göz göre göre 5 kişiyi şehit ettiler. Her gün onlarca insan hayatını kaybediyor, her gün bir çok aile Filistin’i terk etmek zorunda kalıyor. Evlerine arazilerine el konuluyor dünya seyrediyor. Konu yüzlerce kez Birleşmiş Milletler’e konu geliyor ama Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’in yaptığı bütün zulümlere karşı alınacak kararları veto ediyor. Suriye’den bahsediyoruz, orada kimyasal silahlar kullanılıyor diyoruz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne konu geldiği zaman orada da bu sefer Suriye’nin dayısı veto ediyor, Suriye’nin yaptığı zulüm yanına kalıyor” dedi.

    “Her ülke kendi gayrisafi milli hasılasının bir miktarını Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin hesabına yatırsın”

    Ülkelerin mültecilik sorunun ortadan kalkması için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne bağışta bulunması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, “Bu meselenin değiştirilmesi için tekrar dile getiriyoruz; dünya 5’ten büyüktür. Dünya sadece bu 5 ülkenin insafına terk edilemez. Bırakın iç savaşlar, iç çatışmaları dindirmeyi, Birleşmiş Milletler, Mülteci Yüksek Kurulu, Türkiye’nin mülteciler konusundaki çabalarının ne kadar değerli olduğunu bilsin. Hiç olmazsa bu insanların yaralarına biraz olsun mehlem olalım. Uluslararası camia bunun için biraz finansal bütçe ayırsın. Hazır Birleşmiş Milletlerin bir kuruluşu var. Yüksek Komiserlik kuruluşunu biraz desteklesinler. Bu insanlar sokaklarda, denizlerde ölmek zorunda kalmasın. Para verin dese ki para vermezler. Savaşı durdurun desek, durduramazlar. Mültecilere yardım etmezler. Çünkü mülteciler dünyanın bu saygın ve etki belirleyicileri için yabancılardır ve bunun için bu meseleyi kaideye almazlar. Bakın Türkiye, dünyadaki farklı ülkelere İslami yardım konusunda dünya birincisidir. Biz dünyanın zengin ülkelerinden değiliz. Bizden çok zengin ülkeler var. Kişi başına 40 bin, 50 bin dolar mili geliri olan ülkeler var. Hadi gelin Kartepe Zirvesi’nin bildirisine girmesini istediğim şeyi bir kez daha söylüyorum. Mülteci meselesi için vicdanınız sızlıyor mu? Bu inşaların dramı sizleri üzüyor mu? Her ülke kendi gayrisafi milli hasılasının bir miktarını Birleşmiş milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin hesabına yatırsın. Bir takım sadakalarla değil, zenginliklerinizin bir miktarını buraya versin” diye konuştu.

    “Kürt’ü Türk’e Türk’ü Arap’a ve Kürt’e düşman etmek istiyorlar”

    Yaşanan sorunların işgal arzusu sonrasında ortaya çıktığını kaydeden Kurtulmuş, “Bugün dünyada iki tane farklı siyaset çizgisinin mücadele halinde olduğunu söylemek isterim bunlardan birisi, savaş-çatışma ve gerilim yanlıları onlar ordularını buraya yönlendiriyorlar, ordularının buraya gelmesi için gayret sarf ediyorlar, işgalleri teşvik ediyorlar iç savaşlarda vekalet savaşları üzerinden kendi piyonlarıyla bölgeyi yeniden düzenlemeye çalışıyorlar. Bana bir Allah’ın kulu nasıl izah edebilir, DEAŞ denilen örgüt, bir ara 90 bin militana kadar ulaştı. Birbirini hiç tanımayan bu insanları kim nasıl bir araya getirdi nasıl ellerine 10 binlerce dolarlık ölüm silahlarını verdi ve nasıl Ortadoğu coğrafyasında bunları topladı. Hatırlar mısınız bir hafta içinde Suriye’nin en batısından başladılar ‘Allah’u Ekber’ diyerek Musul’a Kerkük’e kadar geldiler. Sonra çok aleyen beyan görüldü ki bu militanları buraya getiren güç Kürt’ü Türk’e Türk’ü Arap’a ve Kürt’e düşman etmek istiyor. Bu militanları buraya getirmek isteyen güç Suriye’yi bölmek Irak’ı paramparça etmek istiyor. Bana kim anlatabilir ki Suriye’de daha bundan 6-7 sene evvel nüfus kağıtları dahi olmayan pasaport almaları dahi çok zor olan Kürt kardeşlerimiz üzerinden PYD-YPG diye bir örgüt kuracaklar ve bu örgüt sınırlar boyunca halkları birbirinden ayıracak bir terör devleti oluşturmaya niyetlenecek. Bu niyet 3-5 tane militanın bir araya gelerek ya da 3-5 tane zeki adamın internet üzerinden haberleşerek ortaya koyduğu bir sonuç değildir” şeklinde konuştu.

    “Amerika’nın Afganistan’ı işgali olmasaydı, Afganistan’da örgüt ortaya çıkmayacaktı”

    Afganistan’da yaşanan terör olaylarının Amerika Birleşik Devletleri’nin Afganistan’ı işgal etmesinden sonra ortaya çıktığını belirten, AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, “Bugün Amerika’nın Afganistan’ı işgali olmasaydı, Afganistan’da önce Taliban sonra El Kaide diye bir örgüt ortaya çıkmayacaktı. Eğer bugün El-Kaide gibi uluslararası bir terör örgütünden bahsediyorsak bunun bir numaralı sebebi Afgan halkının yaşamış olduğu bıkkınlık ve buna karşı gelişen reaksiyonlardır. Dolayısıyla bu anlamda işgallerin ve dış müdahaleleri ortadan kaldırmak mecburiyetindeyiz. Ayrıca aynı şekilde bölgede yaşananlara bir bakın 90’larda Irak’ın işgaliyle başlayan süreçte maalesef birçok terör örgütünün alt yapısını oluşturan toplumsal gelişmeler sağlamıştır. Örnek olarak söylüyorum asırlar boyunca bir arada yaşayan Kerkük’ü Araplar’ın Türkmenlerin, Sünnilerin ve Şiilerin ne yazık ki işgal sonrası döneminin ortaya çıkardığı desteklenen ayrıştırma süreci sonucu birbirine düşman haline getirilmiştir. Bu işgalin en önemli tahribatlarından birisi özellikle son 25 yıldır bu coğrafyada devam eden işgal ve dış müdahalelerin en temel etkilerinden birisi bölgedeki etnik ve mezhebi ayrıştırma arzusudur” ifadelerini kullandı.

    Karttepe Zirvesi’nin son oturumu Numan Kurtulmuş’un konuşmasının ardından gerçekleştiren hediye takdimi ile sona erdi.

  • HKÜ Rektör Vekili Edibe Sözen’in 29 Ekim mesajı

    Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) Rektör Vekili Prof. Dr. Edibe Sözen, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

    Rektör Prof. Dr. Edibe Sözen, Cumhuriyetin kuruluşunun 95. yıl dönümünde birlik ve beraberliğin önemini vurgulayarak, “Türk milletinin tarihi nice zaferlerle doludur. Bu zaferlere ulaşmak için aziz milletimiz her türlü fedakarlığı göstermiş, bizlere bu şanlı mirası emanet etmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)’nin 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet yönetimini ilan etmesiyle egemenlik kayıtsız şartsız milletin olmuştur. Cumhuriyet, millet iradesidir, din, dil, ırk, mezhep ayırt etmeden milletçe birlik ve beraberlik içinde olmanın ruhudur. Cumhuriyet’e emanet edildiği gibi sahip çıkmak demek aynı zamanda tarih bilincimizi ve ortak değerlerimizi gelecek nesillere aktarmak demektir. Başta HKÜ’lü öğrencilerim olmak üzere, bütün gençlerimizin Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarım” ifadelerine yer verdi.

    Sözen mesajında, “Cumhuriyet’imizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bu vatan için büyük fedakarlıklar yaparak bizlere bu ülkenin emanetini bırakan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi sevgi, saygı ve minnetle anıyorum. Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun” ifadelerini de kullandı.

  • CHP’li Erol, 1. TBMM’nin vekili Diyap Ağa’nın kabrini ziyaret etti

    CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde adı verilen parkın açılışına katılıp, büyük dedesi 1. TBMM’nin Tunceli Milletvekili Diyap Ağa’nın mezarını ziyaret etti.

    Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde belediye tarafından yeni bir park yapılırken, parka CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’un ismi verilerek açılış töreni düzenlendi. Törene, CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, CHP Amasya Milletvekili Mustafa Arslan, Çemişgezek Belediye Başkanı Ahmet Şadan Ersoy, partililer ve çok sayıda davetli katıldı. Kurdele kesilerek açılışı yapılan park, davetliler tarafından gezildi.

    Yapılan jeste teşekkür eden ve önemli olanın ismin yaşaması olduğunu belirten CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, “İhtiyaç duyulan yerde insanların yanında yer almanız, gönül adamın olmanız, yani seçilebilirsiniz ama seçildikten sonra gönüllerde iz bırakmanız, gönül adamı olmanız seçilmekten daha önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü hepimiz faniyiz. Fani bir dünyada yaşıyoruz. Önemli olan bizden sonra çocuklarımızın, torunlarımızın adımızla doğru anılmasıdır. Bu törenden sonra da Diyap Ağa’nın mezarını ziyaret edeceğiz. Meclisimizin ilk Milletvekili, Atatürk’ün yakın silah arkadaşı ve tarihe mal olmuş bir isimdir. Yolumuz, Diyap Ağa gibi cumhuriyete, demokrasiye, Atatürk’e ve laikliğe sahip çıkan bir yurttaşlık anlayışı ile mecliste görev yapmaktır. Her zaman bu iradeyi yaşatmanın ve yaşamanın onurunu yaşayacağız. Bu kentin ve bu kentte yaşayan herkesin hiçbir etnik, siyasi ayrım yapmadan elimden geldiği kadar bu kentin değerlerine de sahip çıkarak, bu kentin sorunların çözümüyle ilgili elimden gelen katkıyı verdim. Yapılacak aslında daha çok şey vardı. Hiç merak etmeyin bizim gönlümüz de gözümüz de her zaman bu topraklar üzerindedir” dedi.

    “Çemişgezek Türkiye’ye örnek bir ilçe”

    Tunceli’nin sorunlarıyla ilgilenmeyi kendine görev eden birisi olduğunu ifade eden Erol, “Çünkü Türkiye’nin kardeşliğe, bu ülkenin barışa ve hoşgörüye ihtiyacı var. Ülkemizin içinde bulunduğu koşullar içerisinde bizim yapmamız gereken ki Çemizgezek bunu başaran bir ilçe, burada hiçbir etnik ayrım olmadan siyasi ayrım olmadan, kirveliklerin, komşuluk ilişkilerinin, kız alıp vermelerinin en yoğun yaşandığı ve kendi içerisinde barışı, huzuru ve birlikteliği sağlamış bir ilçedir. Aslında Türkiye’ye örnek olması gereken bir ilçe. Bu anlamda bütün Çemişgezeklileri kutluyorum.Bir siyasetçi olarak çok nadir söz veririm. Ancak bunun sözünü veriyorum. Belediye binanızı bizim bir belediye binasına kardeş binası yaparak, yeni hizmet belediye binası da yaptırmanın sözünü veriyorum. Çemişgezek’e yakışır bir belediye binasını, ilçemize kavuşturacağız. Çemişgezek ile Elazığ arasındaki gönül bağını daha da kuvvetlendireceğiz” şeklinde konuştu.

    Erol, büyük dedesi Diyap Ağa’nın mezarını ziyaret etti

    Erol, daha sonra beraberindekilerle Gözlüçayır köyüne geçerek 1. TBMM’nin Tunceli Milletvekili Diyap Ağa olarak bilinen Diyap Yıldırım’ın mezarını ziyaret etti.

    Diyap Ağa’nın meclisin ilk milletvekili ve Atatürk’ün güvendiği milletvekilinden birisi olduğunu kaydeden Erol, “Diyap Ağa bizim ailemizin büyük dedesidir. Özellikle tarihe geçmesindeki tarihi konuşmasını Yunan ordusu Polatlı sınırlarına geldiği zaman meclisin Ankara’dan Kayseri’ye taşınması ile ilgili bir önerge verilir. Bu önerge üzerine mecliste tartışmalar başlar. Diyap Ağa söz alır ve kürsüye çıkar. Biz buraya ölmeyi mi kaçmaya mı geldik diyerek ben son kurşunuma kadar çatışırım. Yunan ordusuna yenilirsek de son kurşunu beynime sıkarım diye ifade ederek meclisin Ankara’da kalmasını sağlamıştır. Kurtuluş savaşına bir ruh katmıştır. Her zaman mecliste yaptığı konuşmalarda birlik ve bütünlükten bahsetmiştir. Bir dönem milletvekili yaptıktan sonra köyüne yerleşmiştir. Çemişgezek’in Gözlüçayır köyüne yerleşmiş ve 1935 yılında vefat ederek burada defnedilmeyi de kendisi arzu etmiştir. Burası da Tunceli dağlarını, Munzur Dağları’nı gören bir bölgedir. Allah, Diyap Ağa gibi tarihte iz bırakacak, ülkemizin ulusal birliği ve devletimizin devamlılığı için görev yapmayı nasip etsin” diyerek sözlerini tamamladı.