Etiket: Vazgeçmeyeceğiz”

  • KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: “Anavatan Türkiye’nin garantörlüğünden ve Türk askerinden kesinlikle vazgeçmeyeceğiz”

    KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: “Anavatan Türkiye’nin garantörlüğünden ve Türk askerinden kesinlikle vazgeçmeyeceğiz”

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Rum-Yunan ikilisi ile bu ikiliye destek veren ülkelerin baskı ve dayatmalarına asla boyun eğmeyeceklerini belirterek, “Anavatan Türkiye’nin garantörlüğünden ve Türk askerinden kesinlikle vazgeçmeyeceğiz” ve “Devletimizi, özgürlüğümüzü ve egemenliğimizi tehlikeye atacak bir anlaşmayı imzalayacak kalem de bende yoktur” dedi.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs konusundaki son gelişmeler ile ilgili yazılı açıklama yaptı. Tatar açıklamasında, “Egemen eşit iki devlete dayalı çözüm politikamızı masaya getireceğiz” vurgusu yaptı.

    BM Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıs’ta BM Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasıyla ilgili olarak aldığı kararda federasyon zemininde çözüm bulunmasına atıf yapılmasını eleştiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Egemen iki devletli çözüm önerisi ortadan kalktı” dedi.

    Tatar, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, 2 Şubat’ta KKTC’ye yapacağı ziyarette gayri resmi 5+1 toplantı için pozisyonların netleştirileceğine dikkat çekti.

    Cumhurbaşkanı Tatar, “Federasyon zemininde uzun yıllardan beri devam eden müzakere süreçlerinin özellikle Annan Planı referandumu sonrasında ve özellikle Crans Montana’da Rum tarafının uzlaşmaz ve olumsuz tutumları sonucunda çökmesinden sonra, egemen iki devlete dayalı çözüm şekli, yeni bir fikir ve yeni bir politika olarak tarafımızdan gündeme getirilmiş, bölgenin en büyük ve en güçlü ülkesi anavatanımız, garantör Türkiye tarafından da desteklenmiş ve bu yönde yoğun girişimlerde bulunulmuştur” ifadelerini kullandı.

    “Anastasiadis’in iki egemen devlete dayalı çözüm şeklini dillendirdiği unutulmamalı”

    Cumhurbaşkanı Tatar, “Halkımız da Cumhurbaşkanlığı seçiminde büyük bir çoğunlukla egemen iki ayrı devlete dayalı çözüm şekline destek verirken, Güney Kıbrıs’ta bazı çevreler ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in de iki egemen devlete dayalı çözüm şeklini dillendirdiği de unutulmamalıdır” dedi.

    “Guterres, yeni fikirlere açık olduğunu belirtmiştir”

    Tatar, “Bu yeni fikir ve yeni politika büyük bir yankıya neden olurken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres de düzenlediği 2021 yılının ilk basın toplantısında gündemi değerlendirirken, ‘yeni fikirlere açık ve tarafları dinlemeye hazır olduğunu’ belirtmiştir” ifadelerini kullandı.

    “Masada anavatan Türkiye’nin olması en büyük gücümüz”

    Cumhurbaşkanı Tatar, “BM Genel Sekreteri Guterres’in de belirttiği gibi zamanı ve yeri belirlenmeye çalışılan gayrıresmi 5+1 toplantısında yeni fikirler gündeme gelecek ve bu doğrultuda egemen eşit iki devlete dayalı çözüm politikamızı masaya getireceğiz. Masada, anavatan Türkiye’nin de olması en büyük gücümüz olacaktır” dedi.

    “Kararlıyız ve girişimlerimizi sürdüreceğiz”

    “BM Güvenlik Konseyi’nin söz konusu son kararında bazı çelişkili ifadeler egemen iki eşit devlete dayalı çözüm önerimizi geri çekeceğimiz veya bundan vazgeçeceğimiz anlamını asla içermemelidir” ifadelerini kullanan Tatar, “Bu konuda kararlıyız ve girişimlerimizi sürdüreceğiz” dedi.

    “Geriye dönüş yoktur”

    Tatar, “Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde açıkladığım, halkın da onay verdiği ve anavatan Türkiye’nin de desteklediği egemen eşitliğe dayalı iki devlet formülü, Kıbrıs’ın gerçeklerine dayalı yeni bir politikadır ve bu politika Kıbrıs için olduğu kadar bölge için de oldukça önemlidir. İki egemen devlete dayalı çözüm politikamızda kararlıyız ve bu politikadan geriye dönüş yoktur. Halkımızın da bir 50 yıl daha müzakerelerin sürmesine tahammülü yoktur” ifadelerini kullandı.

    “Halkımız 1974 öncesinin karanlık günlerine dönmesine müsaade edilmeyecektir”

    Cumhurbaşkanı Tatar, “Ülkemizin, halkımızın ve yetişen yeni nesillerin geleceğini belirsizlikler içerisinde tehlikeye atmamız söz konusu değildir. Halkımız 1974 öncesinin karanlık günlerine dönmesine müsaade edilmeyecektir” dedi.

    “Dayatmalarına asla boyun eğmeyeceğiz”

    Tatar, “Bir kez daha belirtmek gerekir ki 5+1 gayri resmi toplantıda, duruşumu, irademizi ve yeni politikamızı ortaya koyacağız. Rum-Yunan ikilisi ile bu ikiliye destek veren ülkelerin baskı ve dayatmalarına asla boyun eğmeyeceğiz. Bazı çevrelerin ileri sürdüğü ‘nasıl olursa olsun da çözüm olsun’ mantığıyla hareket etmeyeceğiz, devletimizden, özgürlüğümüzden, egemenliğimizden, anavatan Türkiye’nin garantörlüğünden ve Türk askerinden kesinlikle vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Devletimizi, özgürlüğümüzü ve egemenliğimizi tehlikeye atacak bir anlaşmayı imzalayacak kalem de bende yoktur”

    Cumhurbaşkanı Tatar, “Dışişleri Bakanı Sn. Mevlüt Çavuşoğlu, 2 Şubat’ta ülkemizde olacak ve gayri resmi 5+1 toplantı için pozisyonumuzu netleştireceğiz. Halkımız müsterih olsun, anavatan Türkiye tüm gücüyle her zaman olduğu gibi yanımızdadır. Halkımızın 1974 öncesine dönmesine müsaade etmeyeceğimiz gibi, devletimizi, özgürlüğümüzü ve egemenliğimizi tehlikeye atacak bir anlaşmayı imzalayacak kalem de bende yoktur. Dileğim ve temennim gayri resmi 5+1 toplantının olumlu sonuçlanması ve son nokta olmamasıdır” dedi.

  • Bakan Özlü: “Güvenlik ve iç siyasi hareketlere rağmen vazgeçmeyeceğiz”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Yapısal dönüşüm faaliyetlerinin gerçekleştirilmesine ihtiyacımız var. Bunlardan vazgeçmeyeceğiz. Güvenlik ve iç siyasi hareketler reform sürecine menfi olarak tesir etse de bundan vazgeçmeyeceğiz” dedi. Bakan Özlü, bilim, sanayi ve teknolojinin iç içe geçeceği yeni bir modeli de hazırladıklarını anlattı.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Konsolosluk Erkanı Başkanı Ömer Kaplan tarafından düzenlenen toplantıda 16 ülkenin konsolos ve fahri konsolosları ile bir araya geldi. Mövenpick Otel’de düzenlenen toplantıya, Bakan Faruk Özlü’nün yanı sıra İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın, AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan ve konsoloslar katıldı.

    Bakan Özlü’yü uzun zamandır tanıdığını belirten Konsolosluk Erkanı Başkanı Ömer Kaplan, Bakan Özlü’nün proje insanı olduğunu anlattı.

    Konsolosların uluslararası arenada Türkiye’nin ilişkileri bazında çok önemli görevler üstlendiğini belirten Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, tüm konsolosların Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözünü temsilen başta barışı, kalkınmayı, gelişmeyi hızlandıran bir vazife icra ettiklerini hatırlattı.

    “Alınan kararlar 2017’de topluma yansıyacak”

    2016 yılının çok parlak bir yıl olarak geçmediğine işaret eden Bakan Özlü, “Geçen yıl hem Türkiye hem dünya için çok iyi geçmedi. Hem artan küresel güvenlik sorunları hem de terörist faaliyetlerin ağırlık kazandığı yıl olarak geçti. Bu güvenlik sorunları hem ekonomimizi etkiledi hem de bölgesel olarak önemli sıkıntılar meydana getirdi. 2016 yılı ekonomik açıdan, güvenlik ve işsizlik açısından parlak bir yıl olarak geçmedi. Özelikle ülkemizdeki sorunların küresel sorunu da var. Türkiye için en önemli ekonomi, güvenlik ve işsizlik ve bunların üzerinde ciddiyetle çalışılıyor. Bakanlar kurulunda her hafta konuşuluyor. Varlık fonu, bireysel emeklilik, KOBİ’lere destekler gibi birçok kararlar var. Bu kararların çoğu henüz piyasalara, topluma yansımadı. Bunun için zamana ihtiyaç var. Özellikle ikinci dokümanlar dediğimiz usul ve esaslar tamamlandı. Bunların sonuçları içinde bulunduğumuz 2017 yılı topluma yansıyacak” dedi.

    Ekonominin sadece Türkiye için değil dünya için de bir problem olduğuna dikkat çeken Özlü, ekonomistlerin geçmiş 50 yılda yakalanan ivmeyi, gelecek 50 yılda yakalamayacağını hatırlattıklarını ve geleceğin geçmişten çok daha rahat olmayacağını anlamak gerektiğini dile getirdi.

    “Güvenlik ve iç siyasi hareketler etkilese de”

    Ekonomik alanda da birçok reformlar yaptıklarını belirten Bakan Faruk Özlü, “Yeni ABD Başkanının uygulayacağı ekonomi politikalarında ne kadar ısrarcı olacağını tam bilmiyoruz. Bu da bizi ve dünyayı etkiliyor. Bu çerçeveden baktığımızda Türkiye özellikle 2 çeyrekte büyüme açısından birçok ülkenin ötesindeydi. Üçüncü çeyrekte bir daralma oldu, bundan Türkiye için yaşanan talihsiz olayın etkisi var. Ama geçen yılın son çeyreğinde bu yıla ilişkin bir toparlanma görebiliyoruz. 2017 yılında Türkiye’nin orta vadeli programda öngörülen oranda büyüme yakalayacağını düşünüyoruz. İşsizlik konusunda aldığımız tedbirler var. Yapısal dönüşüm faaliyetlerinin gerçekleştirilmesine ihtiyacımız var. Bunlardan vazgeçmeyeceğiz. Güvenlik ve iç siyasi hareketler reform sürecine menfi olarak tesir etse de bundan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “Araştırma geliştirme fonu oluşturacak”

    Türkiye’nin teknoloji üreten bir ülke olmasına yönelik çalışmalar hazırladıklarını anlatan Bakan Özlü, “Bakanlık olarak şu yönetimi benimsiyoruz. Her bir sanayici aynı zamanda bir tüccar. Biz bilim, teknoloji ve sanayi dediğimizde 3 halkayı birbirine içlendirme yönünde politika benimsiyoruz. Birisinin girdisi öbürünün çıktısı olsun. Teknoloji nereden gelecek ya transfer edecek ya da kendiniz üreteceksiniz. Özellikle teknoloji üretme noktasında bilimsel faaliyetleri desteklemek istiyoruz. Bilimden teknolojiye teknolojiden sanayiye bir çevre oluşturmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda 6 ay süren bir çalışma yaptık ve bu yeni modeli Bakanlar Kuruluna arz ettik. Bu yeni modelin hayata geçirilmesi için çalışıyoruz. İnşallah bunu bu aylarda yasalaştıracağız. Bilim, teknoloji ve sanayi politikasının müşterekle belirlenmesini önemsiyoruz. Yeni politika hepsini ayrı değil, üçünün de birbirinin girdi ve çıktısı olarak tamamlamasını öngörüyor. Bir araştırma geliştirme fonu oluşturacağız. Araştırma geliştirme faaliyetlerine daha fazla kaynak oluşturmayı amaçlıyoruz. GSMH yüzde 1.06 biz bunu yüzde 2 ve 3’e çıkarmayı hedefliyoruz. Sanayicilerin daha yüksek değerli ürünler üreterek, ekonomiye destek vermeleri amacıyla bunu istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Bilim Teknoloji Sanayi İcra Kurulu kurulacak”

    Son 14 yılda araştırma, geliştirme ve teknoloji faaliyetlerine ayrılan kaynaklarda ciddi oranda artış olduğunu kaydeden Bakan Özlü, şunları söyledi:

    “Araştırma geliştirme harcamalarımız geçen sene 20 milyar 600 milyon, araştırmacı personel sayısı 122 bine ulaştı. Bütün bu girdilere rağmen, ihracatımız ve imalat sanayi içindeki ileri teknoloji ürünlerinin payı artmadı, yüzde 4’ün altında. Avrupa’da ileri teknoloji ürünlerinin ihracat payı yüzde 19-20 mertebesindedir. Dolayısıyla mevcut sistemin girdileri var, kaynak aktarıyoruz. Ama çıktılar yeterli değil, bu bakımdan bu yapısal dönüşüm önemli. Yeni model çıktı odaklı performans değerlendirmesi yapmayı öngörüyor. Yeni modelde inşallah geri dönüşümde bütün kamunun araştırma ve geliştirme için özel sektöre yapacağı fon, tek bir merkezden bütçelemeyi ve çıktı bazlı performans değerlendirmesi yapan girdileri gözden geçirmeyi hedefliyoruz. Bir mekanizma oluşturulacak ve adı da Bilim Teknoloji Sanayi İcra Kurulu olacak. Başbakanımız başkanlığında ilgili bakanlar görev alacak. Bunu çok önemsiyoruz. Bu hem bizim uluslararası ilişkilerimizi hem diğer ülkelerle ilişkilerimiz daha kolay işbirliği yapabilen konuma bizi getirecek.”

    “Araştırma merkezlerini bine çıkaracağız”

    Sanayicinin desteklenmesi için de yaptıkları reform paketini tamamladıklarını belirten Bakan Özlü, “Bunu gelecek hafta sunacağız ve referandumun akabinde hayata geçireceğiz. Yatırımcılar isterlerse özel endüstri bölgeleri kurabilecekler. Yine bu pakette organize sanayi içinde bulunan fabrikalardan emlak vergisi alınmaması yönünde hususlar var. Yine özellikle eğitim konusunda sanayicinin ihtiyaç duyduğu üniversite ve orta öğretim kurumlarına ilişkin maddeler var. Yaklaşık 71 maddeden oluşuyor yeni paket. Bu paket bugüne kadar sanayici ve iş adamalarının bize ilettiği sorunları toplayıp, bir taslak hazırladık, OSB’lerle paylaştık, ilgili bakanlıkla koordine ettik, 1 yıla kadar zaman harcadık ve inşallah bunu çıkaracağız. Geçen sene Ar- Ge reform paketi vardı bu sene üretim paketi var. Türkiye’de 376 araştırma geliştirme merkezimiz var, bu sayıyı bu yıl içerisinde ilk aşamada 500’e, akabinde bine tamamlamayı hedefliyoruz” dedi.

    İzmir ile ilgili iki çalışma yürüttükleri ve bu yönde bir danışmanlık şirketinden rapor istediklerini dille getiren Özlü, çıkartılan raporların kendisini çok tatmin etmediğini ve tekrar projelerle ilgili çalışma yapıldığını söyledi.

  • Kılıçdaroğlu: “Parlamenter demokratik sistemden asla vazgeçmeyeceğiz”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu ülkede tek bir CHP’li olsa dahi parlamenter demokratik sistemden asla vazgeçmeyeceğiz. Rejimimizi asla değiştirmeyeceğiz” dedi.

    Ataşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen 14 projesinin açılışına katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, açılış öncesi yaptığı konuşmada, “Bir karamsarlık var. Siyasetin ne olduğu belli değil. Ülke nasıl yönetiliyor ve ülkeyi kim yönetiyor o da belli değil. Siyasette ortaya çıkan kriz ekonomiyi vurdu. Buradan nasıl çıkacağız. Bunu oy kullanmaya giden, çocuğunun geleceğini düşünen, bulunduğu ilin, ilçenin geleceğini düşünen her vatandaşımın düşünmesi ve kendisine sorular sorması lazım. Neden bu ülke bu halde? 2002’de terör yoktu. Şimdi her gün şehitlerimiz geliyor. 2002’de bütün komşularımızla aramız iyiydi, şimdi bütün koşmalarımızla kavgalıyız. Bıraktık Suriye’yi bıraktık Irak’ı, bıraktık Mısır’ı Libya’yı Avrupa Birliği ile kavga ediyoruz. Neden? Oysa Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yüzümüz uygarlığa dönük. Medeniyete dönük yüzümüz. Birlikte yaşayalım, beraber yaşayalım. Barış içinde yaşayalım. Çocuklarımız hayatlarını kaybetmesinler. Hepimizin birlikte oturup düşünmesi lazım. Bu ülkeyi aydınlığa, bu ülkeyi refaha, bu ülkeyi huzura hangi parti çıkarır. Şu soruyu kahvede oturduğunuzda, yolda gezdiğinizde, ev ziyaretleri yaptığınızda kendinize sorun. Türkiye’nin dış politikasında İran’la, Suriye’yle, Irak’la, Mısır’la, Libya’yla, Avrupa Birliği’yle İsrail’le, Filistin’le ilişkilerini hangi parti düzeltir. Bu soruyun sorun. Emin olun bu soruyu sorduğunuzda hayatında Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vermemiş vatandaş bile, bunu ancak Cumhuriyet Halk Partisi düzeltir der. Ve biz buna inanıyoruz” dedi.

    “142 gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede siz ’Türkiye’de demokrasi vardır’ı anlatamazsınız” diyen Kılıçdaroğlu, “On binlerce devlet memurunu işinden atarsanız o ülkede demokrasi vardır, diyemezsiniz. Bir milyonu aşkın mağdur aile yaratırsanız ’Onlar ağaç kökü yesinler’ derseniz ülkede huzuru sağlayamazsınız. Bir ülkede kadın erkek eşitliğini sağlamazsanız, yargının bağımsızlığını sağlamazsanız, devlette liyakati getirmez ve sağlamazsanız devleti çökertirsiniz. Bugün geldiğimiz nokta budur” şeklinde konuştu.

    “Birlikte mücadele etmeliyiz”

    Herkesin sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Bütün sorumluluğu getirip, benim omuzlarıma yıkıp, ’Ey Kılıçdaroğlu, gel bizi kurtar’. Yok, arkadaş, hep beraber, hep birlikte, omuz omuza mücadele edeceğiz. Ortak bir amacımız olmalı. Birlikte mücadele etmeliyiz. Birlikte mücadele etmenin yolu, aynı hedefi gözlememizdir. Aynı amacı bir dava haline getirmemizdir. Benim çocuğum işsiz, sizin çocuğunuz işsiz peki Ankara’daki beylerin çocuğu işsiz mi? Bu ülkenin yoksul halkının çocukları dağlarda terörle mücadele ederken, şehit olurken, Ankara’daki beylerin çocukları o dağlara gidiyor mu?” diye konuştu.

    “Şehitler arasında ayrım, en büyük ihanettir”

    Şehitler arasında ayrım yapmanın bu ülkeye yapılmış en büyük ihanet olduğunu söyleyen CHP lideri, “Bunu söyledim diye, hop oturup hop kalktılar. Evet, oturup kalkacaklar. Bir daha düşünecekler. Şehitler arasında ayrım istemiyoruz. Bütün şehitlere eşit davranılmalı. Bütün şehitler bu ülkenin onurudur. Şehitler arasında ayrım yapmak, bazılarına iyi para, bazılarına az para bunlar olmaz. Doğru değildir” dedi.

    “Kimse cumhuriyeti ve parlamenter demokratik sistemi değiştiremez”

    Başkanlık sistemi tartışmalarına değinen Kılıçdaroğlu, “Parlamenter demokratik sistemimizi güçlendirelim, diyoruz. TBMM’nin yayınladığı ortak bildiride, parlamenter demokratik sistemin güçlendirilmesi gerektiği söylendi. Şimdi ne yapıyoruz? ’Parlamenter demokratik sistemden vazgeçelim, başkanlık sistemini getirelim yani rejimi değiştirelim’. Bu ülkede hiç kimse cumhuriyeti ve parlamenter demokratik sistemi değiştiremez. Bunun mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Demokrasiye ve cumhuriyete sahip çıkacağız” ifadelerini kullandı.

    “Parlamenter demokratik sistemden asla vazgeçmeyeceğiz”

    Parlamenter demokratik sistemden asla vazgeçmeyeceklerinin altını çizen Kılıçdaroğlu, “Bizim cumhuriyetimiz altın tabak içinde bize sunulan bir cumhuriyet değildir. O cumhuriyet kurulurken, 1923’te alın teri vardı, kan vardı. Şimdi birileri geliyor ’Efendim, parlamentoda çoğunluğu sağladık. Rejimi değiştireceğiz’. Rejim el kaldırıp indirmekle değişmez. Bir ülkenin rejimini tarihi, kültürü belirler. O nedenle hepimizin bilmesi gereken ve arkasında durması gereken düşünce parlamenter demokratik sistemi güçlendirmektir. Hiç kimse endişe etmesin. Bu ülkede tek bir CHP’li olsa dahi parlamenter demokratik sistemden asla vazgeçmeyeceğiz. Rejimimizi asla değiştirmeyeceğiz. Çünkü biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz” dedi.

    14 kültür ve hizmet merkezinin açılışına imza atan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi açılışta konuşma yaptı. Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi, “Genel başkanımız her toplantıda bize şunu söyler. ‘Adil ve eşit olun’. İnan adil ve eşitsiz. İstanbul’da görev yapan bütün belediye başkanlarına inanın. Hiç kimseyi ayırt etmiyoruz. Bizim kentimizde Alevi’si de, Sünni’si de, Laz’ı da, Kürt’ü de, Çerkez’i de herkes kültür merkezlerimizden faydalanıyor. Herkese aynı mesafede duruyoruz. Çünkü bizler seçilene kadar adayız, seçildikten sonra belediye başkanıyız. Bizde böyle talimat verdiniz, böyle öğretiniz biz de bunları yapmaya çalışıyoruz. Sayın başkanım burada haftada 5 bin vatandaşımız kültür merkezimize geliyor. Biraz öncede gezdik. 2 bin 800’e yakın kayıtlı öğrencimiz var. Ve burası sabah saat 09.00’dan gece 24’e kadar eğitim veriyoruz” dedi.

    “Bizim varlığımız Cumhuriyet Halk Parti’sine borçludur” diyen Belediye Başkanı Battal İlgezdi, “Ben burada seçimi kazandığımda benden çok korktular. Dediler Cumhuriyet Halk Partisi başkanı geldi, ne yapacak, iş yerimize mi dokunacak, bizim hayatımıza mı dokunacak? Biz geldik sizin talimatlarının doğrultusunda dediğinizi aynen yaptık. Bu mahallenin 38 bin nüfusu var, 23 bin seçmeni var. Ben ilk aday olduğumda 2009 seçiminde bin 540 oy aldık. Yerel seçimlerde bu sayı 2 bin 500’ü buldu. En son seçimde 4 bin 440 oy aldık” şeklinde konuştu.

    Konuşmasının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi tarafından Neşet Ertaş’ın kullandığı son bağlama hediye edildi.

  • DİSK Başkanı Kani Beko: “1 Mayıs’ı Taksim’de Kutlamaktan Vazgeçmeyeceğiz”

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Kani Beko, “Taksim’de 1977 yılında katledilen arkadaşlarımızın katilleri bulununcaya kadar, hesap soruluncaya kadar biz kesinlikle 1 Mayıs günlerini Taksim’de kutlamaktan vazgeçmeyeceğiz. Kimse bizi vazgeçiremez” dedi.

    1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, çeşitli sendika ve sivil toplum kuruluşlarınca Bakırköy Halk Pazarı’nda düzenlenen mitingle kutlandı. Alanı dolduran binlerce kişiye seslenen DİSK Başkanı Kani Beko, “Ülkemizde yaşanan katliamları durdurmak için, bu ülkede kardeş kanı akmaması için, analar ağlamaması için, çocuklar ölmemesi için bizim barışa kardeşliğe ihtiyacımız var. Barışı ve kardeşliği mutlaka bu ülkede sağlamalıyız” diye konuştu.

    Yaşanan işçi ölümlerine dikkat çeken Beko, “İşçi sağlığı iş güvenliği önlemleri alınmadığından dolayı işçi kardeşlerimizi kaybettik. Ermenek’e gittiğimizde yerin altındaki madenci kardeşimizin babası Recep amca lastik ayakkabı ile ortada dolaşıyordu. O lastik ayakkabıların yırtık olduğunu da orada gördük. Hükümetin lastik ayakkabı ile dolaşan Recep amcadan öğrenecek çok dersi var” şeklinde konuştu.

    DİSK Başkanı Beko Ankara ve Suruç’ta yaşanan saldırıları da hatırlatarak, “Sokaklarda adalet, özgürlük ve barış isteyen kardeşlerimizi katlettiler. Ankara’da barış için yollara düşmüştük, adalet için demokrasi için düşmüştük. Biz Ankara’da yitirdiğimiz barış güvercinlerimizi unutacak mıyız. Onları ne unuturuz, ne de unuttururuz” ifadelerini kullandı.

    Beko Taksim’de 1 Mayıs kutlama isteklerini de miting alanında tekrar ederek, “Taksim’de 1977 yılında katledilen arkadaşlarımızın katilleri bulununcaya kadar, hesap soruluncaya kadar biz kesinlikle 1 Mayıs günlerini Taksim’de kutlamaktan vazgeçmeyeceğiz. Kimse bizi vazgeçiremez” dedi.

  • Ak Partili Ali Pulcu: “Bu Tuzağa Düşmeyeceğiz, Kardeşliğimizden De Vazgeçmeyeceğiz”

    AK Parti Milletvekili Mehmet Ali Pulcu, Türkiye’ye yönelik kullanılan terör odakları ile mücadeleye devam edeceklerini ifade ederek, “Bu tuzağa düşmeyeceğiz, Kardeşliğimizden de vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    AK Parti Milletvekili ve İstanbul 1. bölge milletvekili adayı Mehmet Ali Pulcu, Ataşehir Yenisahra Mahallesi’nde vatandaşlarla bir araya geldi. Vatandaşlarla sohbet eden ve onların sorularını yanıtlayan Pulcu, “Bir hafta sonra bir seçim olacak. Bu seçimde sizden oy istiyoruz AK Parti olarak. Ama şunu bilmek lazım. Türkiye çok güçlendiği, büyüdüğü için, torunlarımıza çok daha iyi yarınlar bırakma ihtimali çok arttığı için, ‘ne yapalım edelim bu hareketi durduralım’ diyen bazı art niyetli insanlar var. Onlara fırsat vermeyelim” şeklinde konuştu.

    Bazı odakların Türkiye’ye karşı terör örgütlerini kullanmaya devam ettiklerini vurgulayan Pulcu, ”Yeni bir şekilde bizi zorlamaya çalışıyorlar. O da şudur; çünkü biz İsrail’den Filistin’in hakkını sorduk. Suriye’de mazlumun hakkını sorduk. Mısır’da garibanın hakkını savunduk. Diyorlar ki Türkiye’yi durduralım. Bir tane yolu var. Borcumuzu ödemişiz. Ekonomiyi toparlıyoruz. Bir sürü alt yapı yatırımı yapıyoruz. Uçaklar, tanklar, yazılımlar, bu konuda çok ilerledik. Tek numara yapıyorlar. Kardeşi kardeşe acaba düşürebilir miyiz? Bu tuzağa düşmeyeceğiz, kardeşliğimizden de vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.