Etiket: Vazgeçilmezi

  • Erzurum’da kış gecelerinin vazgeçilmezi: Tel helvası

    Erzurum’da kış gecelerinin vazgeçilmezi: Tel helvası

    Erzurum’da uzun kış gecelerinin vazgeçilmezi olan tel helvası fasıl eşliğinde hazırlanması renkli görüntüler oluşturdu.

    Dadaşın Gönül Sesi Derneği’nde Erzurum Büyükşehir Dadaşlar Fasıl Ekibi müzik eşliğinde tel helvası çektiler. Fasıl ekibinden Fikret Şimşek ve Celil Kalkan, davetliler ile birlikte tel helvası yaptılar. Geleneklerin yaşatılması amacıyla gerçekleştirilen programda müzik eşliğinde oynayan dadaşlar gönüllerince eğlendi.

  • Kış aylarının vazgeçilmezi ıhlamurda zam yok

    Bir zamanlar fiyatı altınla yarışan ıhlamurun 100 gramı 9 liradan satılıyor.

    Kış aylarında soğuk algınlığına iyi gelen, terlemeye teşvik eden ve ateş düşürme gibi birçok faydası olan ıhlamur, faydalarının yanı sıra zaman zaman da fiyatıyla gündem oluyordu. Samsunlu aktarlar bu sene ıhlamura zam yapılmadığını ve geçen seneki fiyatlardan satışa sunulduğunu söylediler.

    Ihlamurun bu sene bol olduğunu ve zam yapılmadığını ifade eden aktar Recai Doğanay, “Kış aylarında soğukların başlamasıyla birlikte ıhlamur başta olmak üzere birçok bitkiye ve çaya rağbet artıyor. Vatandaşlar ıhlamur, ekinezya, zencefil, tarçın, karanfil, hatmi çiçeğine ilgi göstermeye başladı. C vitamini ihtiyacını karşılamak, vücut direncinin arttırılması ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için bu çaylar tercih ediliyor. Bu bitkilerin hepsi bir karışım olarak da satılıyor, ayrı ayrı da demlenip kullanılabiliyor. Bu bitkiler 15 dakika kaynatıldıktan sonra limon ilavesiyle tüketilebiliyor. Vatandaşlar en çok ıhlamura rağbet ediyor. Bu sene ıhlamurda bolluk var. Geçen seneki ıhlamur fiyatlarına zam gelmedi. Aynı fiyatlardan satıyoruz. Genelde 100 gramlık paketler tercih ediliyor. 100 gramını 9 liradan satıyoruz. Toptan alanlara ise kilosunu 70 liradan veriyoruz” dedi.

    Vatandaşlar da kış aylarında en çok ıhlamur çayını tercih ettiklerini ifade ettiler.

  • (Özel) Kula’da düğünlerin vazgeçilmezi yarenler

    Osmanlı döneminde başlayan yaren geleneği Manisa’nın tarihi ilçesi Kula’da düğünlerin, nişanların ve sünnet merasimlerinin vazgeçilmezi olarak devam ediyor.

    Anadolu’da esnaf örgütlenmesi şeklinde kurulan ve esnafın mesleki dayanışma içerisinde çırak, kalfa ve usta şeklinde oluşturduğu yaren geleneği Manisa’nın Kula ilçesindeki düğünlerde devam ediyor. Kula’nın Yaren ekipleri özellikle sünnet, nişan, kına ve düğün merasimlerinde gösterileriyle bir geleneği yaşatırken, geleneği gelecek nesillere de aktarıyor.

    Kula’da yıllar önce başlayan nişan, sünnet ve düğün gibi merasimlere renk katan yaren geleneği Kulalıların düğünlerinin geleneklere uygun olarak devam etmesini sağlıyor. Sünnet düğünlerinde sünnet çocuğunun yaren ekibi eşliğinde gezdirilmesi, düğün törenlerinde ise gelin alma ve zeybek gösterileri gibi oyunlarla sürdürülen gelenek, adeta Kulalıların vazgeçilmezi haline geldi. Yaren ekibi eşliğinde sünnet gezimi yapılmasının ardından maniler ve zeybek oyunlarıyla devam eden gelenek, düğün törenlerinde gelin alma, orta oyunu gösterileri ve Kula’ya özel türküler ile son buluyor. Yöresel örf ve adetler gereği her düğünde mutlaka karşılaşılan geleneğe, Kulalıların ve Kula dışından gelen vatandaşların ilgisi de oldukça yoğun.

    60 yıldır yaren ekibinde

    Kula’da bu geleneği yaşatmanın oldukça mutluluk ve gurur verdiğini ifade eden yaren ekibi Efe başı Zekeriya Madenci, kendisinin de küçük yaşlardan beri babası önderliğinde Yaren ekibi ile tanıştığını belirtti. Yaklaşık 60 yıldır yaren ekibi ile birçok düğün ve sünnet merasimlerinde hizmet verdiklerini dile getiren Madenci, “Ben 73 yaşındayım. Yaklaşık olarak 60 yıldan beri Kula yaren ekibinde hizmet vermekteyim. Bu yaren mahalli bir yarendir. Örf ve adetlerimiz gereği düğün evlerinde hizmetleri yerine getiririz. Kulamıza özel 10 tane yöresel türkümüz vardır. O türküleri söyler gösteriler yaparız. Kulalı gençlerimizden kurulu efe ekibi vardır. Bu ekip sünnetlerde, düğünlerde ve özel günlerde zeybek oynarlar. Aydın zeybeği, Kerimoğlu gibi türküleri söylerler. Gelin almalarda kız evlerine giderek gelin alınır, deyişler söylenir. Mesela bir tane deyiş örneği söyleyeyim; ’Ne olursan Allah’ım ne olursan yağmur yağsın yerler yaş olsun, damadın babası gelinle damadın gönlün hoş olsun.’ Devamı olarak da; ’Bahçelerde mor bakla, gakla kekliğim gakla efe başı geliyor, düğün sahibi birazda cebini yokla.’ Böyle deyişler söylenir. Yıllar önce bu tür törenlerde orta oyunları ve yüzük saklama oyunları oynanırdı. Ama şimdi o oyunlar kalktı, sünnet gezdirme, geceleri yaren çalmak ve zeybek oyunları oynamayla devam ettiriyoruz. Bu yaren sevgisi bana babamdan kalma. Ben tarihini bilmiyorum bile. Yıllar önce ağalar, beyler yarenleri varmış, taş mahalle yareni varmış. Ben Taş Mahalle Yareni’nde yetiştim. Şu anda yaren ekibinde ve yöre türkülerinde benim üstüme tanımam. Bu geleneği de ömrümüz yettiği sürece devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.

    Dededen toruna geçen yaren alışkanlığını sürdürdüklerini dile getiren yaren ekibi üyesi Halil Madenci ise “Yıllardan beri Kula’da gelenek olan ve dededen toruna geçen bu geleneği sürdürüyoruz. Benim dedelerimin dedesinden gelen bu geleneği bende devam ettiriyorum. Düğünlerde ve sünnetlerde yaren gezimi organizasyonlarını devam ettiriyoruz” dedi.

    Kendisinin Kulalı olmamasına rağmen Kula’da görev yaptığı günden bu yana Kula’nın örf ve adetlerine oldukça bağlandığını kaydeden Ercan Göleci de oğlunun sünnet merasiminde Kula’nın geleneklerini sürdürmenin mutluluğunu yaşadığını belirtti. Göleci, “Kırşehirli olmakla beraber devlet memuru olmam sebebiyle Kula’da görev yapmaktayım. Eşim de Kulalı. Bugün oğlumuzun erkekliğe ilk adımı olan sünnet düğününü yapmaktayız. Sünnetimizde Kula’nın örf ve adetlerini yaşatmaya devam ederek yapıyoruz. Bugün eş, dost ve Kulalı arkadaşlarımızla beraber yaren ekibimizin efeleri önderliğinde sünnet gezimizi yaptık. Kula adetlerini devam ettirmek için elimizden geleni yapıyoruz” şeklinde konuştu.

  • Ramazan’ın vazgeçilmezi “uyuşturma” sofralarda

    Samsun’un Vezirköprü ilçesinde yöresel tatlı “uyuşturma” Ramazan’ın gelmesiyle sofralardaki yerini aldı. Vezirköprü Kent Konseyi Başkanı ve Sarıalan Mahallesi Muhtarı Kenan Demir, her yıl Ramazan ayında misafirlerine yöresel tatlı uyuşturma ikram ederek asırlık tatlıyı hatırlattığını belirtti. Asırların damak zevki uyuşturma tatlısının ilçenin belli yerlerinde daha çok yapıldığını, Ramazan ayının olmazsa olmazı olduğunu belirten Kenan Demir, bu yemek kültürünün yaşatılması ve hatırlanması için iftara davet ettikleri misafirlerine bu tatlıyı yaptıklarını, ilçenin damak zevklerini ve yemek kültürünü yaşatmak, bu konuya ilgi çekmeye çalıştığını söyledi. Süt, şeker ve kuru incirden yapılan yöresel tatlı uyuşturmanın yöreye ait bir tatlı olduğunu iddia eden Demir, yapılışı kolay ve hafif olan tatlının coğrafi işaret tescil belgesinin ilçe adına almak için girişimlere başlanması gerektiğini ifade etti. Uyuşturma adının uyuşukluk veren anlamında değil sütle incirin uyumu, tatlının kıvamı anlamında kullanıldığını, tatlıyı yiyen herkesin çok beğendiğini anlatan Demir, geleneksel damak zevki uyuşturmanın unutulmaması ve ilçe adına değerlendirilmesi herkesin görevi olduğunu söyledi.

  • Çiftçinin vazgeçilmezi ‘Karasaban’

    Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı Sarıtaş köyünün sarp tarım arazilerini işleyebilmek için öküzlerin çektiği karasaban vatandaşların hala vazgeçilmezi. Sarp arazilerde üretim yapmak isteyen çiftçiler, motorlu araçların işlevsiz kaldığı alanları işlemek için halen öküzleri kullanarak toprağı işliyor.

    Hizan ilçesine bağlı Sarıtaş köyünün Gedik mezrasındaki dağlık ve engebeli olan arazilerde çiftçilik yapmak çok zor. Bin bir meşakkat ve çaba ile üretime hazırlanan sarp arazilerin işleniş hikayesi ise herkesi şaşırtıyor.

    Baharın gelmesiyle sabanlarla sürülmeye başlanan yüzlerce dönüm arazi için öküzler çifte hazırlanıyor. Öncelikle çift sezonu yaklaşırken hayvanlar güçlenmeleri için arpa ile bakıma alınıyor. Köylerde çiftçilik yapabilen çok az insan kalırken, sarp arazilerden verim almak isteyen vatandaş ise bahçesini sürdürebilmek için adeta sıraya giriyor. En fazla 70 gün çift sürülebilen dağlarda toprakların kurumaya başlamasıyla birlikte çift sürme işi de sona eriyor. Motorlu tarım aletlerinden faydalanılamayan dağlık alanlarda öküzler, asırlar öncesinde olduğu gibi çiftçinin en değerli varlıkları arasında yer alıyor.

    “İstemeyerek bu hayvanlara eziyet veriyoruz”

    Tarlasını öküzlerle süren Mehmet Şah Üzer İHA muhabirine yaptığı açıklamada, “Bizler Hizan’a bağlı Sarıtaş’ın Gedik mezrasındayız. Engebeli olan tarlalarımızı imkan olmadığından, makine ve traktörler olmadığından öküzlerle çift sürmek zorunda kalıyoruz. Öküzlerle çift sürdüğümüzde pek bir verim alamıyoruz. Gölet ve sulama havuzlarımız olmadığından su sıkıntısı çekiyoruz. Zorlu bir iş içerisindeyiz. Makinelerin bir günlük işini öküzlerle on günde yapamıyoruz. Bu tür zorluklarla geçimimizi sağlıyoruz” dedi.