Etiket: Varsa

  • (Özel Haber) Cihat Arslan: “FETÖ, DAEŞ, PKK kim varsa Allah belasını versin”

    Akhisar Belediyespor’dan sürpriz bir şekilde ayrılan Teknik Direktör Cihat Arslan, kulübüyle yollarının ayrılmasını FETÖ’ye bağlayanlara sert tepki gösterdi. Arslan, “Bu milletin üzerine kurşun sıkan FETÖ, DAEŞ, PKK kim varsa Allah belasını versin. Kim halkın seçtiği Cumhurbaşkanına ve demokrasiye karşı çıkıyorsa Allah belasını versin” dedi.

    Spor Toto Süper Lig’in 2016-2017 sezonuna Kayserispor deplasman galibiyetiyle başladıktan sonra ikinci haftada evinde Galatasaray’a 3-1 mağlup olan Akhisar Belediyespor, Teknik Direktör Cihat Arslan ile yollarını ayırmıştı. Başarılı teknik adam, ayrılığını FETÖ ile ilişkilendirenlere sert çıktı. İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulunan Arslan, ayrılığının yönetim ile yaşadığı sorundan kaynaklandığı belirterek, “FETÖ ile herhangi bir bağlantım bulunmuyor. Yönetimle sportif anlamda fikir ve hedef olarak ters düştüğümüz için ayrılık kararı aldık. Ben takımımın başarısını ve kendi kariyerimi düşünmek zorundaydım. Yönetim ile yaptığımız görüşmelerde ’takıma inanmıyorsanız o zaman bırakın’ şeklinde bir cümle geçti. Ben de takımıma değil, yönetim kurulunun bana inanmadığını düşündüm ve karşılıklı olarak dostane duygularla, görüşerek, öpüşerek, gözlerimizden yaşlar boşalarak ayrıldık” dedi.

    “Bana, kulübüme ve futbol kamuoyuna büyük hakarettir”

    Ayrılığını FETÖ ile ilişkilendirenlere sert tepki gösteren Arslan, “Ben spor adamıyım. Ben idealleri olan ve ileride hedefinde milli takımlar olan bir teknik direktör olarak, geçmişinde her takımda başarılı olan bir spor adamı olarak bunu söylüyorum. FETÖ adlı terör örgütüyle benim kulübümden ayrılmamın bağdaştırılması bana, kulübüme ve futbol kamuoyuna yönelik büyük bir hakarettir. Bu yüzden bu tür dedikoduları kale almıyorum” dedi.

    “Bu tür dedikodular deli saçması şeylerdir”

    Galatasaray’ın eski futbolcularından Mustafa Kocabey’in bir röportajındaki, “Hakan Şükür özellikle futbolu bırakıp milletvekili olduktan sonra takımlara antrenör gönderme yetkisine sahipti. Benim anlayamadığım olayların başında yer alır. Hamza Hamzaoğlu’nu önce Eyüp’e, ardından da Akhisar’a göndermiştir. Asıl komik olan Hamzaoğlu’nun bıraktığı takımları Cihat Arslan’ın devralmasıdır” şeklindeki ifadelerinin hatırlatılması üzerine başarılı çalıştırıcı, “Hamza hoca benim çok eski bir dostum. Kendisini çok seviyorum. Türkiye’de 3 kupa kazanmış ender hocalardan biridir kendisi. Bu tür dedikodular deli saçması şeylerdir. Ben 10 tane takım çalıştırdım. Hamza Hoca’dan sonra bir kulüpte çalışmışım. Üstelik Hamza Hoca Akhisar’dan ayrıldığında milli takıma gitmişti. Bende Akhisar’a Roberto Carlos’un ardından takımın başına getirildim. Bu bana değil, Akhisarspor yönetimine büyük hakarettir” diye konuştu.

    “Pes etmeye niyetim yok”

    Akhisar Belediyespor’dan ayrıldıktan sonra 5-6 hafta ağabeyi Kazım Arslan’ın Belediye Başkanlığını yürüttüğü, doğup büyüdüğü memleketi Balıkesir’in Gömeç ilçesinde istirahat edeceğini belirten Cihat Arslan, “Bundan sonra da kariyerimi sürdüreceğim bir takımla anlaşacağım. Benim amacım çalıştıracağım bir takımı UEFA’ya götürebilmek ve kendimi de milli takımlara yükseltebilmek olacaktır. Ben bunu da başarabileceğimi biliyorum. Benim Türk gençlerini ve Türk çocuklarına yönelik projelerim var ve bunları da hayata geçireceğim. Hayatım mücadeleyle geçti ve benim de bundan sonra hiçbir şekilde pes etmeye de niyetim yok” dedi.

    “FETÖ, DAEŞ, PKK kim varsa Allah belasını versin”

    Türk halkının tarihinde çok büyük kahramanlıkların olduğunu belirten Cihat Arslan, “Türk Milleti 15 Temmuz’da FETÖ’nün kalkıştığı darbe girişimine karşı gösterdiği kahraman duruşuyla bir kez daha göstermiştir. Ben de bu milletin bir ferdi olarak bu ülkenin birliği ve bütünlüğü adına kendi canımı bile gerektiğinde feda edebilirim. Allah’ın izniyle bu vatan hiçbir zaman bölünmeyecek ve bizler de bu vatanın bölünmemesi için üzerimize düşeni her zaman yapacağız. Bu milletin üzerine kurşun sıkan FETÖ, DAEŞ, PKK kim varsa Allah belasını versin. Kim halkın seçtiği Cumhurbaşkanına ve demokrasiye karşı çıkıyorsa Allah belasını versin. Bu mübarek millete kurşun sıkılmaz” şeklinde konuştu.

    Cihat Arslan yaptığı açıklamada, hiç kimseye maddi veya manevi borcunun olmadığını da sözlerine ekledi.

  • Çocuğunuzda Öğrenme Ve Algılama Bozukluğu Varsa Dikkat

    Öğrenme ve algılama bozukluğu, farklı davranışlar, kısıtlı ilgi alanları, yalnız kalma tercihi, sürekli tekrarlanan davranış ve ilgisiz cümleler, çocukta otizmin varlığına işaret ediyor. Üç yaşından önce başlayan, yaşam boyu süren ve görülme sıklığı giderek artan otizm konusunda aileleri uyaran uzmanlar, erken teşhisin kaliteli bir yaşamın da anahtarı olduğunu belirtiyorlar.

    Otizme dikkat çekmek, bu farklılığa sahip bireylerin yaşam kalitelerinin yükseltilmesi ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla ilan edilen ‘2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’ dolayısıyla yazılı bir açıklama yapan Mersin Halk Sağlığı Müdürü Dr. Aytekin Kemik, ‘Otizmi Erken Fark et Yaşamı Yakala’ sloganıyla ailelere uyarılarda bulundu. Çocukluğun erken dönemlerinde görülen otizmin, günümüzde dikkate alınması gereken hastalıklardan biri olduğunu vurgulayan Dr. Kemik, otizmin, yaşamın ilk 3 yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden, sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişimde problemler, tekrarlayıcı davranış ve kısıtlı ilgi alanları ile kendini gösteren, karmaşık gelişimsel bir bozukluk olduğunu bildirdi.

    “HER 68 ÇOCUKTAN BİRİ OTİZM RİSKİ İLE DOĞUYOR”

    Otizmin nedeninin tam olarak bilinmediği, ancak ortaya çıkmasında genetik yatkınlık, çevresel, kimyasal ve fiziksel etmenlerin rol oynadığını kaydeden Kemik, “Otistik bireylerde beyin hücreleri farklı çalışmaktadır. Hücreler arasında mesaj taşıyan kimyasal ileticilerde eksiklik ya da fazlalık olduğu düşünülmektedir. Otistik çocuklar genelde öğrenme, algılama bozukluğu ve çevrelerindeki dünyayı algılamakta zorluk çekerler. Otizmin görülme sıklığı günümüzde çok büyük bir hızla artmaktadır. 1985 yılında her 2 bin 500 çocuktan birine konan otizm tanısı, 2001 yılında 250, 2013 yılında ise 88 çocuktan birine denk gelirken, günümüzde her 68 çocuktan biri otizm riski ile doğuyor. Otizmin erkek çocuklarındaki yaygınlığı, kızlardan 4 kat fazladır. Otizm dört önemli gelişimsel bozukluktan biridir. Erken teşhis edilmesi, çocuğun gelişiminin desteklenmesi ve ailelerin bilgilendirilmesi açısından önem arz etmektedir” dedi.

    “ÇOCUKLARINIZIN DAVRANIŞLARINI YAKINDAN TAKİP EDİN”

    Dr. Kemik, ailelerin, küçük yaştaki çocuklarının davranışlarını yakından takip etmeleri ve çocuğun göstermiş olduğu garip olarak nitelendirilen davranışlar hakkında bilgi edinme çabası içinde olmalarının çocuğun geleceğinin sağlıklı şekillenmesinde önemli bir faktör olduğunun altını çizdi. Kemik, otizmin belirtileri hakkında da şu bilgileri verdi:

    “Eğer çocuğunuz başkalarıyla göz teması kurmuyorsa, ismini söylediğinizde bakmıyorsa, söyleneni işitmiyor gibi davranıyorsa, parmağı ile istediği şeyi göstermiyorsa, oyuncaklarla oynamayı bilmiyorsa, akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermiyor, onlarla oynamayıp yalnız kalmayı tercih ediyorsa, bazı sözleri tekrar tekrar ve ilişkisiz ortamlarda söylüyorsa, konuşmada akranlarının gerisinde kalmışsa, sese, kokuya, ışık ve dokunuşa aşırı tepki gösteriyorsa, sallanmak, çırpınmak gibi garip hareketleri varsa, aşırı hareketli, hep kendi bildiğince davranıyorsa, gözleri bir şeye takılıp kalıyorsa, dönen nesnelere karşı ilgisi varsa, bazı eşyaları döndürmek, sıraya dizmek gibi sıra dışı hareketler yapıyorsa, günlük yaşamdaki düzen değişikliklerine aşırı tepki veriyorsa, otizm açısından değerlendirme yapmak gerekir.”

    Bulgular fark edildiğinde, ailelerin aile hekimine, çocuk hastalıkları uzmanına, çocuk nöroloğu ya da çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurmalarını isteyen Kemik, bunun erken teşhis için önemli olduğunu dile getirdi. Otizmin bugün için bilinen tek tedavisinin özel eğitim olduğuna işaret eden Dr. Kemik, “Erken yaşta başlanan, çocuğun yetenekleri ve gereksinimleri dikkate alınarak, yoğun bireysel özel eğitim programları hazırlanması ve uzman kişilerce uygulanması, günümüzde bilinen tek tedavi yöntemidir. Uygulanacak olan ilaç tedavisi ise otizmi değil, eşlik eden semptomları kontrol altına almaya ve tedavi etmeye yardımcıdır. Ailelerin eğitim sürecine katılmaları ve desteklemeleri çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

  • Bakan Ağbal: “Haksız Kazançlar Varsa Bunlarla İlgili Gerekli Çalışmaları Yapacağız”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, tarımsal ürünlerin üreticiden tüketiciye gelene kadar geçen sürede elde edilen haksız kazançla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi.

    2016 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı görüşmelerinde milletvekillerinin sorularına cevap veren Maliye Bakanı Naci Ağbal, Tarımsal ürünlerin tarladan tüketiciye gelişi sırasında haksız kazançların oluşması ile ilgili olarak, “Burada bir takım rekabet eşitsizlikleri, haksız kazançlar varsa bunlarla ilgili gerekli çalışmaları yapacağız. Özellikle üretim ve dağıtım kanallarında ciddi bir çalışma yapıp özellikle enflasyon üzerinde baskı oluşturan haksız rekabet uygulamalarına son vermeyi planlıyoruz” diye konuştu.

    Maliye affı yönünden bakanlık olarak yürütülen herhangi bir düzenleme bulunmadığının altını çizen Ağbal, “Yeniden yapılandırma bakımından meseleyi ele alacak olursak, geçen sene Ağustos ayında vergi ve SGK prim borçlarının yeniden yapılandırılması düzenlemesini yaptık, şuanda bu uygulamada. Yeniden yapılandırma veya vergi affı konusunda herhangi bir çalışmamız bulunmamaktadır” dedi.

  • Bakan Çelik: “Huzur Varsa Kalkınma Var”

    RİZE (İHA) – Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, faaliyetlerin gerçekleşmesinin huzur ortamına bağlı olduğunu söyleyerek “Huzur arsa kalkınma var” dedi.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Rize’nin Pazar ilçesinde yapılacak olan ÇAYKUR’a ait Çay Fabrikasının temel atma törenine katıldı.

    Açılış töreninde konuşan Bakan Çelik, teröre vurgu yaparak, “Faaliyetlerin gerçekleşmesi huzur ortamına bağlıdır. Huzur ortamı yoksa bu tesislerin gerçekleşmesi mümkün değildir. Türkiye’de huzurun ve güvenli ortamın güvencesi tabiiki vatandaşlarımız. Ama özellikle Karadeniz insanının ülkenin varlığına, birliğine, dirliğine bakış açısı tüm dünya tarafından bilinmektedir. Bu bakış açınızdan ötürü hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

    Huzur olmadığında yatırımların da olamayacağını vurgulayan Bakan Çelik, “Çünkü siz de çok iyi biliyorsunuz ki huzur varsa, kardeşlik varsa kalkınma var, iş var, aş var. Son dönemlerde Güneydoğu’da huzur vardı, kardeşlik vardı, dostluk vardı, ’devlet-millet el ele’ dedik çok önemli yatırımlar gerçekleşti. Nereden bakarsanız bakın ülkemizin dört bir köşesinde ne var ise aynı hizmetler o bölgelere de ulaştı. Ama huzuru hazmedemeyenler ne yazık ki tekrar memleketimizi huzursuzluk ortamına itme gayreti içerisine girdi” diye konuştu.

    Bakan Çelik, daha sonra İstanbul Milletvekili Hayati Yazıcı, Rize Milletvekilleri Hasan Karal ve Doğan Aşkın Bak, ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu ile birlikte temel atma törenini gerçekleştirdi.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, aynı zamanda Rize’de yöresel mimariye uygun şekilde yapılan Çamlıhemşin Belediye Hizmet Binasının da açılışını gerçekleştirdi. Bakan Çelik burada ise, doğal yapıyı korumaya dikkat çekti.

  • Ellerinizde Uyuşma Varsa Dikkat!

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yrd.Doç.Dr.Soner Büyükkınacı, ellerde yaşanan uyuşma konusunda uyardı. Yrd.Doç.Dr.Soner Büyükkınacı, “Boyun fıtığı, bel fıtığında da olduğu gibi, omurlar arasındaki disklerde yer alan jel benzeri sıvının diskin şeklini değiştirmesi veya disk içinden dışarı çıkmasıyla görülen problemdir” dedi.

    Boyun fıtığı çevresinde bulunan kaslara ve sinirlere baskı yapılması sonucunda rahatsızlık verici bir ağrının oluşmasına neden olduğunu anlatan Yrd.Doç.Dr.Soner Büyükkınacı, “Bu baskı nedeniyle hafif ya da şiddetli ağrılar görülebilir. Bu tip ağrılara ve buna bağlı olarak boyun hareketlerinin kısıtlanması boyun fıtığı belirtileri arasında yer alır. İlerleyen boyun fıtığı, sinirler üzerindeki basıncı arttırdığında, el ve kollarda uyuşma, karıncalanma ve güç kayıpları ile şiddetli geceleri artan ağrılar görülebilir” diye konuştu.

    Boyun fıtığının tedavisinde birçok farklı yöntem kullanıldığını kaydeden Yrd.Doç.Dr.Soner Büyükkınacı, “Disk protezi de bu yöntemlerden biridir. Protez, diz ya da kalça protezinde olduğu gibi hareketi sağlayan suni bir eklemdir. Disk protezi sayesinde eklem hareketi protez ile sağlanmış olur. Servikal disk protezi, boynun her yöne doğru olan hareketlerini sağlayan kıkırdak yapıya benzer suni bir eklemdir. Protez iki metal plak arasında hareketli polietilen yapıda olan parçadan oluşur. Bu üç parça sayesinde öne ve arkaya eğilme, sağa, sola ve yana eğilme, ve rotasyon hareketi yapılabilir. Bu protezler her iki omur arasında bulunan kıkırdak yapı çıkartıldıktan sonra boş olan aralığa özel aparatları ile konur. Disk protezinin birçok avantajı vardır. Ameliyata bağlı oluşan doku hasarının, kan kaybının ve enfeksiyon riskinin en aza inmesi, mikroskop altında yırtılan kıkırdağın tam olarak çıkartılabilmesi, ameliyat sonrasında ağrı ve hareket kısıtlamasının olmaması bu avantajlardandır. Ayrıca bu protez yardımıyla hasta kısa sürede evine ya da işine dönebilmektedir. Protezin en önemli avantajı uzun vadede boyunda oluşacak kireçlenmeyi ve yeni fıtık oluşumlarını engellemesidir” şeklinde konuştu.