Etiket: Varlık

  • Akıncı: “Ya eşitliğimizi kabul edecekler ya da iki ayrı varlık kök salmaya devam edecek”

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, katıldığı Mehmetçik Üzüm Festivali’nde, “Ya eşitliğimizi kabul edecekler ya da iki ayrı varlık kök salmaya devam edecek” dedi.

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Mehmetçik Üzüm Festivali’nin açılışında yaptığı konuşmaya, “Mikrofona bu güzel oyun havaları eşliğinde geliyoruz ama sizlere biraz ciddi şeylerden bahsedeceğim” diye başladı. Mustafa Akıncı, Kıbrıs Rum tarafının çok ciddi bir değerlendirme yapması gerektiğini ifade ederek, zamanın birleşmeye doğru değil, iki ayrı devletin kökleşmesine doğru akıp gittiğini belirtti. “Eğer bu ülkede federatif bir çözüm olacaksa siyasette eşit, iki kurucu devlet olacak. Dönüşümlü başkanlık da olacak” diyen Akıncı, Kıbrıslı Rumların ya federatif bir anlayışta Kıbrıs Türkü’nün siyasette eşit varlığını kabul edeceklerini ya da iki ayrı varlığın devam edeceğini kaydetti.

    Akıncı, Kıbrıs Türk tarafının değerlendirme aşamasında olduğunu ifade ederek, Kıbrıs’ta aynı coğrafyayı paylaşan toplumlar olarak, mutlaka bir ilişki içinde olunması gerektiğini kaydetti. Bu ilişkinin de bir barış ilişkisi olması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Biz dünya dilinden, barış dilinden vazgeçecek değiliz. Kıbrıs’ta yaşayan 2 ana toplum olarak mutlaka ve mutlaka bir barış ilişkisi içinde yaşamamızın gerekliliğinin her zaman bilincinde olmamız lazım” diye konuştu.

    “Bu talep bir insan hakkıdır”

    Kıbrıs Türk halkının dünyanın bir parçası olmak istediğini ve bu talebin bir insanlık hakkı olduğunu söyleyen Akıncı, “Dünyayla daha haşır neşir olmak istiyoruz. Bu ambargolardan kurtulmak istiyoruz ve kültürel boyutuyla yaşadığımız bu geceyi aslında sürekli olarak ekonomimizle, demokrasimizle, siyasetimizle, sporumuzla, her yönüyle yaşamak istiyoruz” dedi.

    “İsyanımız var”

    Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Karabükspor bir Rum takımıyla dostluk maçı yaptı. Haklı olarak buradan büyük tepkiler oluştu. Bir dostluk maçına itirazımız mı var? Asla. Resmi maç da yapılıyor, onlara da itirazımız yok. Yalnız isyanımız var. Kıbrıs Türkü, Kıbrıs Türk gençleri niye bundan mahrum, neden bunu yapamıyor ve bundan uzak kalıyor? Bundan dolayı Kıbrıs Türkü isyan ediyor. Bu haklı bir isyan. Çünkü bu çağda, bu iletişim çağında dünyadan kopuk yaşamak bizim kaderimiz olamaz, bunu kabul edemeyiz. Üstelik Kıbrıs sorununun çözümü için varıyla, yoğuyla mücadele eden bir toplum 13 yıl evvel referandumda yüzde 65 oyla çözümü istediğini kanıtlayan bir toplumdur. Daha 1-2 hafta önce Crans-Montana’da, KKTC’yi, bu toplumu temsil eden heyetiyle ve Türkiye’nin heyetiyle, hem Kıbrıs Türkü olarak, hem de Türkiye olarak çözüm istekliliğini kanıtlayan bir taraf hala daha ambargolar altına yaşatılmaya devam edecek. Böyle bir şey olamaz. Bunu kabullenmemiz mümkün değildir.”

    “Yerim dar, yenim dar”

    KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, Önce Mont Pelerin’e, ardından Cenevre’ye ve son olarak da Crans-Montana’ya gidildiğini ancak her defasında da Rum tarafının “yerim dar, yenim de dar” gibi tavrıyla karşılaştıklarına dikkat çekti. Akıncı, “Bizim adım atamayacağımız düşüncesiyle geldiler. Mont Pelerin’de yüzdelik konuşurken adım atamayacağımızı düşündüler. Adım attığımız anda ara istediler ve ayrıldılar” dedi.

    Akıncı, “Cenevre’ye gitmiştik. Harita konusu gündemdeydi. Adım atamayacağımızı zannettiler. Harita masaya konduğunda bu defa da Yunanistan ara istedi ve ayrıldı. En son Crans-Montana’ya gittik. Orada da Türkiye’nin adım atamayacağını hesapladılar, öyle kurguladılar, Türkiye’nin yerinden kıpırdayamayacağını düşündüler. Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek tarzda, ama bugünün koşullarına da uygun bir yaklaşımla esneklik gösterilebileceğini kanıtladı” ifadelerini kullandı.

    “2017’deyiz, 1960’ın koşullarını yaşamıyoruz” diyen Akıncı, şunları kaydetti:

    “O nedenle Türkiye 2017’ye dönük bir yaklaşımla günün koşullarına uygun bir açılım sergilediği anda, bu defa ne yazık ki Rum tarafı Yunanistan Başbakanı’nın gelişini bile engelledi. Bakınız, Türkiye Başbakanı 4 saat içinde ben gelirim mesajını verdi. İngiltere Başbakanı gelmeye hazırdı. Çipras ile yapılan telefon görüşmelerinden sonra bu gerçekleşmedi. İnanınız ki, çözüm konusunda Kıbrıs Türk tarafı orada bulunan siyasi partileriyle, Türkiye’den gelen heyetiyle uyum içinde, koordinasyon içinde çalıştı, atılması gereken adımları attı.”

    “Eide’ye yapmadıkları kalmadı”

    Rum tarafının BM ve temsilcilerine yönelik davranışlarını da eleştiren Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Genel Sekreter bize düşünün, değerlendirin diyor. Geçtiğimiz akşam son BM Genel Sekreteri’nin Danışmanı olan Sayın Eide’yi yolcu ettik. Kaç genel sekreter, kaç özel temsilci, kaç danışman olduğunun sayısını ben unuttum. Her gelen de Rum tarafının büyük saldırılarıyla karşılaşarak ayrıldı. Bizim de sayın Eide ile anlaşamadığımız noktalar oldu. Daha açık konuşmasını beklediğimiz zamanlar da oldu. Değerlendirmelerinin tümüne katılmadığımız da oldu. Ama bunların hepsini karşılıklı bir saygı içinde yaptık. Değerlendirmelerimizi ortaya koyduk. Ama onu hiçbir zaman kamuoyu önünde alçaltmaya, habire saldırıya maruz bırakmadık. Ama Rum tarafından Sayın Eide’ye söylenmedik söz, yapılmadık çirkin davranış kalmadı. Sadece ona değil, ondan evvel Downer vardı, De Soto vardı, onlara da aynı şekilde davrandılar.”

    “Barış dilinden vazgeçecek değiliz”

    Kıbrıs Türk tarafının değerlendirme aşamasında olduğunu ifade eden Akıncı, Kıbrıs’ta aynı coğrafyayı paylaşan toplumlar olarak, mutlaka bir ilişki içinde olunması gerektiğini belirtti. Bu ilişkinin de bir barış ilişkisi olması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Biz dünya dilinden, barış dilinden vazgeçecek değiliz. Kıbrıs’ta yaşayan 2 ana toplum olarak mutlaka ve mutlaka bir barış ilişkisi içinde yaşamamızın gerekliliğinin her zaman bilincinde olmamız lazım” diye konuştu.

    “Parametrelerin içine girmek istemeyen zihniyet”

    Akıncı, şöyle devam etti:

    “Bugünlerde çok konuşuluyor, parametreler şöyle kötüydü, böyle kötüydü, o yüzden anlaşamadık diye. Hayır arkadaşlar. Parametrelerden dolayı olmadı bütün bu yaşadıklarımız. O parametrelerin içine girmek istemeyen bir zihniyet nedeniyle bunlar yaşandı. Kıbrıs Türkü’nün kendilerine eş değer, siyaseten eşit bir varlık olduğunu içine sindiremeyen, bunu içselleştiremeyen bir anlayış nedeniyle bu çözüme varılamadı. O zaman buna bir karar vermeleri lazım. Sayın Genel Sekreter düşünün dedi. düşünsünler. Değerlendirin dedi, değerlendirsinler. 6 ay sonra güneyde seçimler yapılacak. Onların iç meselesidir, o konuda ben bir şey söyleyecek değilim. Bu da Rum toplumuna, yüzleşmek için önemli bir fırsattır. Ne istediklerine artık karar versinler. Bu topraklarda siyaseten eşit, iki varlığın bir çatı altında buluşmasına var mıdırlar, yok mudurlar? Bu hayati kararı artık vermeleri lazım. Eğer bu ülkede federatif bir çözüm olacaksa siyaseten eşit, iki kurucu devletli olacak. Dönüşümlü başkanlık da olacak. Ama bunun İçin toplumu hazırlamanız lazım. Toplumumuza bunları anlatmadınız. Onları hazırlamadınız. Bizim de zor zamanlarımız oldu. Yüzdelik konusu geldiğinde zor günler geçirdik. Harita konusu gündeme geldiğinde zor zamanlar geçirdik. Ama biz bu zorluklardan yılmadık. Halkımıza, evet çözüm istiyorsak, bizim de vereceklerimiz vardır diyebildik. Ama Rum tarafından bir günden bir güne, evet çözüm olacaksa, dönüşümlü başkanlıkta da bir Kıbrıslı Türk, cumhurbaşkanı da olacak diyemediler. Bunu anlatamadılar.”

    “Başka yolu yok”

    Akıncı, Kıbrıslı Rumların ya federatif bir anlayışta Kıbrıs Türkü’nün siyaseten eşit varlığını kabul edeceklerini ya da iki ayrı varlığın bu topraklarda kök salmaya devam edeceğini, bunun başka yolunun olmadığını belirtti. Başka bir modelin ya da seçeneğin bulunmadığına vurgu yapan Akıncı, Kıbrıs Türkü olarak çok net bir şekilde siyasi partilerle de uzlaşma halinde olduklarını kaydetti.

    “Geçtiğimiz gün 66 örgütle toplantı yaptım. Farklı farklı dünya görüşü olan insanlarla, örgütlerle aynı görüşteyim. Muhtarlarla görüştüm. Haftaya Cumartesi, Gazimağusa muhtarları, Karpaz ve İskele muhtarlarıyla buluşacağız” diyen Akıncı, büyük bir konsensüs gördüğünü söyledi.

    “Akan zaman birleşmeye doğru gitmiyor”

    Akıncı, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Uzlaştığımız nokta şu. 2 şeyi Kıbrıs Türkü ve örgütleri istememektedir. Bunlardan bir tanesi Kıbrıs Rum tarafının üniter bir devletine azınlık olmayı asla kabul etmemektedir. Bunun yanında Türkiye’nin bir vilayeti olmayı da istememektedir. Türkiye’nin yeni bir vilayete de zaten ihtiyacı yok değerli kardeşlerim. Geriye ne kalıyor? Geriye kalan çok açık ve nettir. Ya siyaseten tek çatı altında buluşacağız, ya da bunu istemiyorlarsa Annan Planı’nda yaptıkları gibi, CransMontana’da yaptıkları gibi bunu istemediklerini artık içselleştirmişlerse, bize başka bir yol kalmıyor. O zaman yan yana iki ayrı devlet kökleşerek yoluna devam edecek. Bunun başka bir yolunu ben göremiyorum. Bu konuda yüzleşme zamanları gelmiştir. Mehmetçik Festivali’nde bu çağrıyı yapıyorum. Bu konuda Genel Sekreter’in de dediği gibi çok ciddi bir değerlendirme yapsınlar. Çünkü akan zaman birleşmeye doğru akıp gitmiyor. Ayrı ayrı kökleşmeye doğru akıp gidiyor. Bunun ayrımına varsınlar.”

  • Uzay bilimini karıştıran fotoğraftaki varlık maket çıktı

    Muğla’nın Bodrum İlçesinde görüntülendiği iddia edilen Fairy alien cinsi varlığın görseli sahte çıktı. Konuyla ilgili açıklama yapan Sirius Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Hakan Akdoğan, kandırıldıklarını belirterek görüntülerin 2012 yılında yayınlandığını açıkladı. Akdoğan, fotoğrafları çektiğini iddia eden Gülsevin Alemdar isimli kadınla ilgili hukuki süreç başlattıklarını belirtti.

    Dünya’da birkaç kez görülen Fairy alien cinsi varlığın Türkiye’de ilk kez fotoğraflandığını söyleyen Gülsevin Alemdar’ın çektiğini iddia ettiği fotoğrafı 2012 yılına ait olduğu ortaya çıktı. Fotoğraftaki varlığın ise bir maket olduğu öğrenildi. 63 yaşındaki Alemdar, fotoğrafı mayıs ayında çektiğini söyleyerek Sirius Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi’ni ayağa kaldırdı. Merkezin Başkanı Hakan Akdoğan ve Başkan Yardımcısı Erhan Kolbaşı, Bodrum’a gelerek fotoğrafı inceledi. Fotoğrafta montaj olmadığını belirten Akdoğan, basın mensuplarına açıklama yaparak ilçede böyle bir varlığın görüldüğünü söyledi. Saatler sonra araştırmalarına devam eden Akdoğan, fotoğrafın 2012 yılında bir sitede yayınlandığını buldu. Bunun üzerine yeniden basın açıklaması yapan Akdoğan, olayın yalan olduğunu kaydetti. Fotoğraftaki cismin ise maket olduğunu söyleyerek hukuki mücadele başlatacaklarını söyledi.

    63 yaşındaki kadın tarafından kandırıldık

    Konuyla ilgili olarak basın açıklaması yapan Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Hakan Akdoğan, kandırıldıklarını belirterek şu ifadelere yer verdi: “Bir iddia gelmişti bize 4 gün önce fotoğraf geldi. Biz fotoğrafın analizini yaptığımızda hiçbir montaj olmadığını tespit ettik. Bu da bizim için önemli bir bulguydu. Görüldüğü iddia edilen varlığın literatürde yeri var. Binlerce yakın gözlemde dünyanın yakın coğrafyasında bu türlerle karşılaşılmış, görülmüş. Bizim için önemli olan bir şey ise tanıkların portörüdür. Bu kişiye baktığımız zaman 30 senedir Bodrum’a gelip giden ve son 5 yıldır da burada oturan 63 yaşında bir bayandan bahsediyoruz. Torunları ve çocukları olan, gayet düzgün bir gelir düzeyi olan ve hiçbir maddi manevi bir şey içinde olmayan bir yaklaşım var. Biz de bunu önemli bir ufo tanısı diye basınla paylaştık. Bu paylaşımın ardından araştırmalarımız devam etti. Aynı fotoğrafın 2017’de değil 2012’de birebir aynısı elindeki izlere kadar aynısı olduğunu gördük. Bayanı tekrar aradık fotoğrafın 2012’ye ait olduğunu söyledik. Bayan ‘Ben fotoğrafımın arkasındayım fotoğrafı ben çektim’ diye iddiada bulunuyor. Biz bu durumun sonuna kadar gideceğiz. Hukuki işlem başlatacağız. Sirius gurubuna gölge düşüren, bizim güvenirliğimize gölge düşüren, ufo fenomenlerine gölge düşüren bir olay. Bunun için hukuk mücadelesi başlatacağız. Biz bu işten kandırılmış olarak çıkmamız hiç hoş değil.

    Kadın halen çok net bir şekilde bu görüntü bana ait diyor. Biz açıklayın diyoruz açıklayamıyorum diyor. Kadın halen gördüğüm yaşadığım şey bire bir anlattığım gibi size diyor. O fotoğrafta benim çektiğim fotoğraf diyor. Bu ideaların ispatlaması gerekiyor. Biz bu işin üzerine gideceğiz. Bu olay hiç hoş değil.

    Eğer o fotoğraf 2012’de yayımlanmışsa o zaman gerçek değil. Ama gerçeğe dayalı gözlemler de yapılır”.

  • Türkiye Varlık Fonu, IFSWF üyeliğine kabul edildi

    Türkiye Varlık Fonu (TVF), Uluslararası Varlık Fonları Forumu (IFSWF) üyeliğine kabul edildiği açıklandı. Bünyesinde ABD, Rusya, Çin, Katar, Singapur, Kanada, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya gibi 28 ülkeye ait 30 ayrı varlık fonu barındıran IFSWF, varlık fonlarının bağımsız denetim, hesap verebilirlik, net yatırım politikaları gibi konularda her geçen gün daha da gelişmesini sağlıyor.

    Türkiye Varlık Fonu (TVF), Uluslararası Varlık Fonları Forumu (IFSWF) üyeliğine kabul edildi. Kuruluşunun üzerinden henüz çok kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen TVF, uluslararası organizasyonlarda yer almaya başladı. Detaylı bir değerlendirme sürecinden sonra gelen IFSWF üyeliği, uluslararası alanda TVF’ye olan güvenin önemli göstergelerinden birini oluşturuyor.

    IFSWF, dünyadaki varlık fonlarının daha yakın iş birliği ve iletişim içerisinde olmalarını sağlamak ve birlikte verimli çalışmalarına yardımcı olmak amacı ile 2009 yılında Londra’da kuruldu. Bünyesinde ABD, Rusya, Çin, Katar, Singapur, Kanada, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya gibi 28 ülkeye ait 30 ayrı varlık fonu barındıran IFSWF’nin en yeni üyesi Türkiye Varlık Fonu oldu.

    Ülke varlık fonlarına uluslararası yatırım ortamında güven duyulmasını sağlamak amacıyla geliştirdiği Santiago İlkeleri sayesinde IFSWF varlık fonlarının bağımsız denetim, hesap verebilirlik, net yatırım politikaları gibi konularda her geçen gün daha da gelişmesini sağlıyor.

    Operasyonlarını dünyadaki en iyi örneklere uygun bir şekilde yapılandıran Türkiye Varlık Fonu, profesyonel yönetim, şeffaflık, performans odaklılık, sürdürebilirlik, risk yönetimi ve hesap verebilirlik ilkeleriyle hareket ediyor.

    Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bostan, TVF’nin IFSWF üyeliğinin uluslararası arenada kendilerine olan güvenin bir yansıması olduğunu belirterek şunları söyledi: “IFSWF gibi prestijli bir uluslararası topluluğa kabulümüz, Türkiye Varlık Fonu’nun yönetim yapısının ve şeffaflığının dünyanın en iyi yönetişim esasları kullanılarak tasarlanmış olduğunun bir göstergesidir. Türkiye Varlık Fonu’nun objektif ve uluslararası standartlara uygun prensipler ile yapılandırılmış olması dünyanın önde gelen fonlarıyla birlikte yeni ortaklıklar kurmasına zemin hazırlıyor. Türkiye Varlık Fonu global bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir”.

  • Eski Bakan Taner Yıldız: “Varlık Fonu bir prestijdir”

    Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Varlık Fonunun prestij olduğunu söyledi.

    Referandum çalışmaları için Balıkesir’in Bandırma ilçesine gelen Taner Yıldız, Eti Maden’in Varlık Fonu’na devri konularında açıklamalarda bulunarak, “Bandırma bor konusunda Türkiye’deki üç yerleşim birimimizin en önemlilerinden bir tanesidir. Kütahya, Emet, Bandırma buralar bizim için çok önemli. Varlık Fonu derken cümleye doğru başlasak da, teşhisin şöyle devam etmesi kanaatindeyim. Varlık Fonu Türkiye’nin en prestijli yerlerinden biri haline getiriliyor” dedi.

    Eti Holding katma değer üretiyor

    Eti Holding’in Türkiye’de 1 milyar TL kAr elde eden on kuruluştan biri olduğunu vurgulayan Yıldız, “Adı üstünde bir varlık oluşturulması lazım. Eti Holding, 1 milyar dolar takribi ciro yapıp, 1 milyar TL kar eden en yüksek katma değerli Türkiye’deki 10 işletmeden bir tanesidir. Özellikle kamu dahil, 1 milyar dolar ciro yapıp, 1 milyar TL kar eden Türkiye’de bu ölçekte 10 işletme vardır. Bu nedenle varlık fonuna alınması bir prestijdir. Onu öteye itelemek değildir. Tam tersi, niçin benim gösterdiğim bir şirketi fona almıyorlar? Eti Holding katma değer üretiyor çünkü. Bunun bir kaldıraç görevinin olduğunu bilin. Çok iyi yönetilmesi halinde bire on, bire onbeşlik işlem yapma kapasitesi oluşacak. Varlık Fonu’na alınmasına tam bir prestij olarak bakılması lazım. Bu özelleşme değil. Biz defalarca söyledik. Bor Türkiye’de özelleştirilmeyecek kurumların başında gelmekte. Bunu cumhurbaşkanımız, başbakanımız defalarca dile getirdi. Biz de bulunduğumuz görev süresince defalarca dile getirdik. Böyle bir şey söz konusu değil. Türkiye’nin boru özelleştirilmeyecek. Bizim halef selef olduğumuz bakanımız da benzer açıklamalar yaptı. Aynı şekilde -Türkiye’de bor özelleştirilmeyecek- dedi” şeklinde konuştu.

    Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi hakkında da açıklamalarda bulunan Yıldız, “Cumhurbaşkanlığı sistemi ile Türkiye’yi eyaletlere mi böleceksiniz diyorlar. Bizim ne böyle bir niyetimiz, ne böyle bir gayretimiz olabilir. Bununla alakalı çalışma yapanlar, karşılarında kesinlikle bizleri bulurlar. Türkiye’nin toprakları geniş. Türkiye’nin topraklarına göz dikenlere de topraklarımız çok geniş. Nereden isterlerse oradan verebiliriz ama, ancak gömülmeleri için verebiliriz. Türkiye’nin topraklarına göz dikenler ancak bulundukları yerde gömülmek üzere yer beğenebilirler. Bunun haricinde hiçbir şekilde müsaade etmeyiz. Türkiye olarak 72 şehitle bedelini ödediğimiz El-Bab’a asker gönderirken, buraya Suriye’den iltica eden kişilerin yerine o askerlerimizi göndermedik. Biz orada sözde Kürdistan kurulma ihtimaline karşı askerimizi gönderdik. Türkiye’nin sınırları dışında sözde Kürdistan’ın kurulmasına karşı çıkan bir hükümet nasıl olur da kendi sınırları içinde böyle bir şeye müsaade edebilir?” şeklinde konuştu.

  • Öz Finans İş Sendikasından Varlık Fonu toplantısı

    Öz Finans İş Sendikası tarafından Bursa’da düzenlenen “Anayasa Değişikliği Sürecinde Varlık Fonu” konulu toplantıda Cumhurbaşkanı Başdanışmanları İhsan Şener ve Cemil Ertem, Varlık Fonu ve anayasa değişikliği ile ilgili bilgiler verdi.

    Programa Bursa ve çevre illerde Ziraat ve Halk Bankalarında görev yapan banka çalışanları katıldı. Öz Finans İş Sendikası Genel Başkanı Ahmet Eroğlu’nun moderatörlüğünde Cumhurbaşkanı Başdanışmanları İhsan Şener ve Cemil Ertem, AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, cumhurbaşkanlığı sistemi ve Varlık Fonu hakkında geniş bilgiler verdi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener, mevcut parlamenter sistemin baba ile oğlu birbirine düşman yapan bir sistem olduğunu anlatarak, “Yakın geçmişte Nejdet Sezer’in Cumhurbaşkanı olmasını sağlayan Bülent Ecevit ile arasındaki kriz 1 günde ülkemizde 50 milyar dolarlık kayba neden oldu. Daha eskilere gidersek Atatürk ile İnönü arasında olanları biraz inceleyebilirsek, aslında sistemin baştan sakat doğduğunu görürüz” dedi.

    Yeni sistemin Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığı birleştirdiğini söyleyen Şener, “Aslında 18 madde değil, 1 madde değişiyor. Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık birleşiyor ve halka karşı sorumlu tek yönetim oluşuyor, yürütme organı değişiyor. Sorumsuz ve çok yetkili bir cumhurbaşkanı, sorumlu ve çok yetkili bir hale getiriliyor. Şuanki sisteme göre bütün yaptıklarından sorumsuz bir Cumhurbaşkanlığı var. Yeni sistem ile sorumlu bir Cumhurbaşkanlığı olacak. Bu sistemi normalde muhalefetin istemesi gerekiyor. Bugün Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanlığına göz kırpan Türkiye Barolar Birliği Başkanı, Avrupa’da ülke ülke, şehir şehir gezip ‘hayır’ kampanyaları düzenlerken, bu sistemin milletimiz için neler getireceğini, ülkemize ne katkılarda bulunacağını anlatmak için giden temsilcilerimizin programları sudan bahanelerle iptal ediliyor. Milletvekili sayısının 550’den 600 sayısına çıkmasından dolayı ana muhalefetin başkanı tenkit ederek giderin artacağından bahsediyor. Be mübarek adam, senin milletvekilin 1 yıl içerisinde 2 milyon liralık telefon görülmesi yapıyor. Sen kendi milletvekilini bu israftan men edecek iradeye sahip değilsin ama milletin ufkunu açacak, prangaları kıracak, medeni medeniyetler seviyesine getirecek bir siteme karşı çıkıyorsunuz” diye konuştu.

    “Güney Kore bizden gerideydi ama bizi geçti”

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem ise, Güney Kore’nin kaderini başkanlık sisteminin değiştirdiğini ifade ederek, “Güney Kore ile Türkiye’yi karşılaştırdığımızda, Türkiye önceleri çok ilerisindeydi. Hem kişi başına düşen gelir itibariyle hem de ekonomik alt yapı ve potansiyel itibariyle. Ancak yıllar itibariyle Güney Kore, parlamenter sistem yerine başkanlık sistemine geçince Türkiye’yi kat be kat geçiyor. Türkiye’de parlamenter sistemin getirdiği ekonomik sistemin başarısızlığı bu karşılaştırmada çok iyi ortaya çıkıyor. Türkiye yıllarca IMF’ye muhtaç bir ülke haline gelirken, Güney Kore ise dünyanın en önemli teknoloji üreten ülkelerinden bir tanesi oldu. Türkiye de aynı şeyi başaracak” şeklinde konuştu.

    “Varlık Fonu ile ihtiyaçlar hızlı giderilecek”

    Varlık Fonunun işlevlerini anlatan Ertem, “Varlık Fonu bir kıdem tazminatı fonu gibi, bir işsizlik fonu gibi geleneksel bir fon değildir. Yani orada bir para toplanacak, o toplanan para gerektiği zaman bir ihtiyaca harcanacak bir fon değildir. Varlık Fonu bir refah fonudur. Çalışanların biriktirdiği kaynakları değerlendirme üzerine kurulmuştur. Varlık Fonunu, ülkenin ihtiyacı olan belirli alanlara yatırım yapacak ve bu yatırımları hızlı bir şekilde geriye dönüştürüp ülkenin büyümesi açısından arttıracak yeni bir sistem, yapı olarak, sermaye yapılanması olarak düşünmeliyiz. Türkiye açık bir ekonomi ve finansal saldırıların yoğun olduğu bir ekonomi. Bu finansal saldırılar karşısında gerekli ihtiyatı bulunduran, hazine ve Merkez Bankasına önemli ölçüde destek veren, Türkiye’nin en önemli şirketlerini ve kurumlarının stratejilerini değerlendiren, ilgili alanlara yatırımları sağlayan, bunlara finansman konusunda yardımcı olan âdete bankalar üstü bir yapı Varlık Fonu. Bankaların ve bazı kurumların sahibi Varlık Fonu oldu. Burada çalışanların sosyal haklarında, sendikal haklarında herhangi bir değişiklik olmayacak. Varlık Fonunun bünyesinde olan imkanlar çalışanlara yansıyacaktır. Çalışanlara orta ve uzun vadede yansıyacaktır” ifadelerini kullandı.