Etiket: Varlık

  • İnsan Kaynakları Ofisi Varlık yönetimi eğitimlerini tamamlandı

    İnsan Kaynakları Ofisi Varlık yönetimi eğitimlerini tamamlandı

    Atatürk Üniversitesi Yeni YÖK Vizyonu çerçevesinde yürütülen Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm projesi ile varlık yönetiminin oluşturulmasına dönük çalışmalar kapsamında tüm varlıkların etkin ve verimli hale getirilmesi çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.

    Bu kapsamda Atatürk Üniversitesi Taşınır Kayıt Yönetim Sistemi Mevzuatı teknik eğitim programı birinci etabı, Şubat ayının birinci ve ikinci haftasında Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (ATASEM) ile İnsan Kaynakları Ofisi iş birliğinde çevrimiçi olarak düzenlendi.

    Kurumsal stratejiler, yönetsel süreçler ve operasyonel kararlar için tüm varlıkların tek bir bakış açısıyla gözlenmesi ve değerlendirilmesinin büyük bir önem taşıdığı çalışmada, varlıklar hakkındaki önemli bilgiler tek bir noktada toplanarak analiz edildi. Çalışmada ayrıca varlıkların çalışabilirlik durumunu, güvenilirliğini ve verimliliğini artırarak operasyonlara güç katmak amaçlandı.

    Diğer taraftan, Varlık portföyünün (varlık yönetim sistemi kapsamında yer alan varlıklar) oluşturulmasına yönelik çalışmalara dayanak olmak üzere bu alanda çalışan yönetici ve personelin mevzuat bilgilerini tazelemek üzere “5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu” Mevzuat Eğitimi ile Depolama ve Stok Yönetimi eğitimi de düzenlendi.

    Konuyla ilgili konuşan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, kurumsal varlıkların; bilgi varlıklar, finansal varlıklar, maddi olmayan varlıklar, fiziksel varlıklar ve insan varlıklardan oluştuğunu belirterek, bu varlıkların daima korunması gerektiğini söyledi. Bu anlamda Atatürk Üniversitesin sahip olduğu veya kontrol ettiği, değer üreten ve ekonomik değeri olan maddi ve manevi her şeyi varlık olarak kabul ettiklerini vurgulayan Rektör Çomaklı, varlıkların mümkün olan en az risk altında, en yüksek getiri veya hizmet elde edilecek şekilde işletilmesinin kurumsal varlık yönetimi ile gerçekleşebileceğinin altını çizdi.

  • Dünya, Türkiye Varlık Fonu’nu konuştu

    Dünya, Türkiye Varlık Fonu’nu konuştu

    Türkiye Varlık Fonu, Turkcell’in yüzde 26,2 oranında hissedarı oldu. Bu gelişmeyle dünyadaki varlık fonlarının faaliyetleri, işlevleri ve hedefleri de gündeme geldi. Dünyada 40 ülkede 100 varlık fonu bulunuyor. Türkiye Varlık Fonu dünyanın en büyük 14’üncü varlık fonu konumunda bulunuyor.

    Türkiye Varlık Fonu dünyanın konuştuğu bir operasyonla ülkenin en büyük şirketlerinden biri olan Turkcell’in yüzde 26.2’si oranında en büyük hissedarı oldu. Satın almanın bu kadar konuşulmasının sebebi; Turkcell’in New York Borsası’nda işlem gören tek Türk şirketi olması, alınan hisselerin önemli bir kısmının İsveçli bir şirkete ait olması, Türkiye Varlık Fonu’nun ilk kez nakit ile bir şirkete ortak olması ve tüm analizciler tarafından çok karlı bir alım olarak yorumlanması oldu. Tüm bunlar gözleri Türkiye Varlık Fonu’na çevirirken varlık fonlarının dünyadaki durumları da merak edilenler arasında oldu.

    Dünya genelinde 40’tan fazla ülkede 100’e yakın varlık fonu bulunmakta.Dünyadaki varlık fonlarının değeri 8 trilyon dolar civarında. Türkiye Varlık Fonu, toplam varlıkları açısından dünyada 14’üncü sırada. 2018 konsolide denetimine göre TVF’nin sermaye toplamı yaklaşık 33 milyar dolar.

    Varlık fonları çeşitli finansal varlıklara yatırım yaparak gelirini artırmayı hedefleyen, devletin sahipliği ve yönetimi altında çalışan fonlardır. Varlık fonu genellikle fazla bütçelerden oluşuyor, bu fazla bütçeyi kullanmanın yollarından biri de varlık fonu kurarak bütçe fazlalarını buraya aktarıp bu fonla ulusal veya bazı finansal varlıkları satın alıp gelecek kuşaklara artırmaya çalışır. Bu fonlar genellikle uluslararası platformlarda emtia hisse senetleri, tahvil ve gayrimenkulde değerlendirilir. Varlık fonları sadece toplanan paraları değerlendirmek için değildir, devletin borç ödemelerinde de kullanılır.

    Sadece 2018-2019 döneminde dünya genelindeki varlık fonları 267 anlaşmaya yatırım yaptı. Bu dönemdeki anlaşmaların toplam değeri 139 milyar dolar civarındaydı.

    2018-2019 döneminde varlık fonlarının en fazla anlaşma yaptığı sektörler sırasıyla; teknoloji, fen bilimleri, gayrimenkul, hizmet ve altyapı sektörleri oldu.

    En aktif varlık fonları

    Aynı dönemde en aktif 10 varlık fonu 82 anlaşma ile Singapurlu Temasek, 58 anlaşmayla Government of Singapore Investment Corporation, 19 anlaşmayla Mubadala Investment Company, 18 anlaşmayla Government Pension Fund Global, 15 anlaşmayla Abu Dhabi Investment Authority, 13 anlaşmayla Qatar Investment Authority, 12 anlaşma ile Future Fund, 11 anlaşma Ireland Strategic Investment Fund ve 9 anlaşmayla Russian Direct Investment Fund oldu.

    En çok ilgi duyulan ülkeler

    Geçen yıl varlık fonlarının en fazla ilgili duyduğu ülkeler sırasıyla; ABD, Çin, Hindistan, Birleşik Krallık, Singapur, İrlanda ve Rusya oldu. 2018-2019 döneminde en fazla ilgi gösterdiği endüstriler; Biyotek, yazılım, fintech, veri, lojistik, mobilite, ofis, e-ticaret, yiyecek-içecek ve sağlık olarak sıralandı. Dünya genelinde ağırlıklı olarak petrol ve doğal kaynak temelli kurulan fonların yanı sıra ihracat ve finans piyasalarındaki gelirlerle kurulan varlık fonları da mevcut. Küresel dağılıma bakıldığında fonların doğal kaynak zengini Ortadoğu ve Orta Asya ile ihracat ve finans merkezlerine odaklı Uzak Doğu’da yoğunlaştığı görülüyor.

    Varlık fonlarının işlevi

    Fon yönetimine ve devletlerin hedeflerine göre varlık fonlarının işlevi birçok farklı noktaya dayanıyor. Bir tasarruf aracı olarak varlık fonları, uzun vadeli yatırım kapasitesi oluşturması bakımından ekonomik büyüme ve kalkınmaya doğrudan katkı sağlıyor. Varlık fonları ayrıca iç ve dış şokların oluşturabileceği dalgalanmalara karşı direnç, dev projelere finansman, finansal sisteme likidite akışı sağlayarak piyasa dengesinin korunması, tasarrufların stratejik alan ve yatırımlara yönlendirilmesi gibi noktalarda dikkat çekiyor.

    Bununla birlikte varlık fonları, doğal kaynak ihracatçısı ülkeler açısından bakıldığında istikrar fonu rolüyle ülke ekonomilerini petrol başta olmak üzere fiyat dalgalanmalarından korumak ve yeni yatırım alanlarına imkan sağlayarak ekonomik çeşitlendirmeyi teşvik etmek amacı taşımakta. Doğal kaynakların yenilenemez oluşu da hesaba katılırsa, bugün elde edilen zenginlik ve refahın gelecek kuşaklara aktarılmasında da varlık fonları öne çıkıyor.

    Hedefler ve kaynaklar

    Dünya genelinde faaliyette bulunan ulusal varlık fonlarının hedefleri; ekonomik büyüme ve ulusal refahın korunarak gelecek nesillere aktarılması, makroekonomik politikalarla mali istikrarın sağlanması, ekonomik kalkınmanın desteklenmesi olarak sıralanıyor. Ülkeler, kendi hedef ve stratejileri doğrultusunda özel yatırımlar gerçekleştiriyor. Varlık fonları özellikle, ekonomileri petrol gibi tek bir kaynağa bağlı olan ülkelerde mevcut zenginliğin gelecek nesillere taşınması ve ekonominin çeşitlendirilmesi işlevini görüyor.

    Mali istikrar amacı taşıyan fonlar ise ekonominin iç ve dış şoklardan korunması, kısa dönemli sermaye hareketlerinin bertaraf edilmesi işlevi görüyor. Varlık fonlarını ekonomik kalkınmayı destekleme amacıyla kullanan ülkeler ise ulaşım, enerji, iletişim ve stratejik sektörlerde altyapı yatırımlarının yanı sıra insan sermayesinin güçlendirilmesi amacıyla sağlık ve eğitim gibi sosyal yatırımlar da gerçekleştiriyor.

    2008 krizinin ardından yükselişe geçtiler

    Varlık fonlarına sahip olan ülkeler petrol başta olmak üzere doğal kaynaklar, dış ticaret fazlası ve finansal işlemlerden sağlanan gelirler ile fonlarına kaynak sağlamakta. Fonlar sahip oldukları varlıkları ile hem finansal istikrar hem de küresel anlamda bir yatırım aracı özelliği taşıyor. Norveç, Rusya gibi petrol gelirleriyle, Çin ve Singapur gibi emtia dışı varlıklarla kurulan fonlara sahip olan ülkelerin birçok küresel yatırımı bulunuyor. Özellikle 2008 küresel ekonomik krizini takip eden dönemde varlık fonları ve rolleri oldukça önem kazanmaya başladı.

    En büyük 5 varlık fonu

    Dünyanın en büyük varlık fonu sermaye toplamı 1,18 trilyon dolar ile Norway Government Pension Fund Global. Bu varlık fonunun Nestle, Royal Dutch Shell, Apple, Roche Holding, Novartis, Alphabet ve Microsoft gibi uluslararası şirketlerde hissesi var.

    İkinci büyük varlık fonu, sermaye toplamı 940 milyar dolar olan China Investment Corporation. Şirket bonoları, devlet tahvilleri, risk fonları, uzun dönemli altyapı, sanayi, gayrimenkul yatırımları ve ABD devlet tahvilleri fonun yatırımları arasında yer alıyor.

    Sermaye toplamı 579 milyar dolar olan Abu Dhabi Investment Authority’in yatırım alanları arasında General Electric ve Airbus gibi önemli şirketlerin yanı sıra gayrimenkul, bilişim, sağlık, sanayi, havacılık gibi sektörler bulunuyor.

    Dördüncü büyükvarlık fonu Kuwait Investment Authority’in sermaye toplamı 533 milyar dolar. Bu varlık fonunun İngiltere, Avustralya, Türkiye ve Japonya’da önemli gayrimenkul yatırımları var. Fonun ayrıca altyapı yatırımları ile Çin ve ABD pazarlarında da yatırımları bulunuyor.

    Hong Kong Monetary Authority Investment Portfolio’nun ise sermaye toplamı 528 milyar dolar civarında. Fon son dönemlerde Avustralya’da gayrimenkul piyasasına yüklü yatırımlar yapıyor. Çevreci politikalarıyla dikkat çeken fon ahşap mühendislik projelerine de para aktarıyor.

    Son dönemde varlık fonlarının telekom sektöründe attığı adımlar

    Son yıllarda bazı varlık fonları Telekom sektöründe satın almalar veya yatırımlar yapıyor. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir;

    Hindistan’ın en büyük telekom operatörü Reliance Jio’nun son dönem yatırımcıları arasında Abu Dhabi Sovereign Wealth Fund (Mubadala) da yer alıyor.

    Malezya varlık fonu Khazanah Nasional Bhd, Mayıs ayı sonlarında ulusal telekom şirketi Telekom Malaysia’daki hisselerini satarak 169.1 milyon dolar gelir elde ettiğini duyurdu.

    Singapur ve Abu Dabi varlık fonları, İtalyan Benetton ailesiyle birlikte İspanyol baz istasyonu operatörü Cellnex için kurdukları hissedarlık paktını bozdu. Bu ay tamamlanması beklenen anlaşmayla Benetton ailesinin Cellnex’teki hisse payı yüzde 16,45, Abu Dabi ve Singapur varlık fonlarınınkiyse her birine yüzde 6.73 olarak ayrılacak.

  • Tarımda sigortalı varlık değeri yüzde 28 arttı

    TARSİM açıklamasına göre, 2018 yılının ilk yarısında, tüm tarım sigortası branşlarında sigortalanan varlık bedeli bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış ile 28 milyar TL’ye yükseldi.

    Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. (TARSİM)’den yapılan açıklamada, Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sistemi’nin yılın ilk yarısında büyümesini sürdürdüğü, üreticilerin tarım sigortasına olan ilgisinin arttığı, değişen iklim şartları sebebiyle yaşanan doğal afetlerin, Sistem’in güçlü yapısının, bu alanda hayata geçirilen yeni uygulamaların, üreticilerin duyduğu memnuniyetin ve Devlet’in tarımın gelişimini teşvik eden yaklaşımının bu artışta etkili olduğu belirtildi.

    Açıklamaya göre, 2018 yılının ilk yarısında, tüm tarım sigortası branşlarında sigortalanan varlık bedeli bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış ile 28 milyar TL’ye, poliçe adedi 1 milyon 500 bine, prim üretimi 1 milyar 600 milyon TL’ye, büyükbaş ve küçükbaş hayvan adedi yüzde 35 artış ile 1 milyon 600 bine, Bitkisel Ürün Sigortalarında sigortalı alan 22 milyon dekara ulaştı.

    Ayrıca yeni yılda kapsamı genişletilen İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası’na olan ilginin arttığı ve bu branşta üretilen poliçe adedinin 80 bini geçtiğinin belirtildiği açıklamada “Tarım sigortalarını yaşanan hasarlar anlamında değerlendiğimizde ise, geçtiğimiz yıllara kıyasla Mayıs ayına kadar ciddi anlamda bir hasar ile karşılaşılmadığı dikkati çekmiştir. Bazı bölgelerde ’don’ nedenli hasarlar yaşansa da bunlar bir önceki yıla göre yıkıcı boyutlarda ve yaygın bir şekilde gerçekleşmemiştir” denildi.

    Söz konusu açıklamaya göre Mayıs ayından itibaren dolu, sel ve su baskını ile fırtına nedenli hasarlarda artışlar olduğu gözlemlenmedi. Bu yıl, tüm tarım sigortası branşlarında 257 bin adedin üzerinde ihbar alındı. Hasar sebeplerinde dolu, don, fırtına ile sel ve su baskını, hasar ihbarı alınan illerde Malatya, Manisa ve Konya, ürünlerde ise kayısı, buğday ve üzüm öne çıktı. Alınan hasar ihbarlarını takiben başlayan ve tüm hızıyla devam eden ekspertiz çalışmalarının birçoğuna, bölge müdürlüklerine de iştirak etti. Hasar dosyaları tamamlanan üreticilere Genel Şartlar, Tarife ve Talimatlar çerçevesinde, 172 milyon TL ödeme yapılmış olup, ürünlerin poliçe bitiş tarihleri doğrultusunda önümüzdeki günlerde 770 milyon TL’nin üzerinde ödeme yapılacak.

  • Hayat Varlık, ’Müşteri Şikayetleri Yönetim Sistemleri’ sertifikasını yeniledi

    Müşteriyi merkeze koyan uygulamalarıyla, ABD’nin önde gelen eğitim kurumlarından olan Harvard Business School’da örnek vaka olarak derslerde okutulan Hayat Varlık Yönetim, ele aldığı şikayet ve memnuniyet yönetim süreçleri ile 2017 yılı Ağustos ayında, ISO 10002 Müşteri Şikayetleri Yönetim Sistemleri sertifikasını yenileme hakkını elde etti.

    Yapılan açıklamada, sektörde ilk ve tek Müşteri Şikayetleri Yönetim Sistemleri sertifikasına sahip olduğu belirtilen Hayat Varlık Yönetim şirketinin, ISO 10002 belgesini yenileyerek hizmet kalitesini bir kez daha tescillemiş olduğu, şirketin, müşterilerinin ödeyemedikleri kredileri, tahsili gecikmiş alacakları bankalardan ve diğer finansal kuruluşlardan satın alarak, müşterilerinin imkanlarına uygun, esnek ödeme planları ile yeniden yapılandırdığı söylendi.

    Bugüne kadar 150 binden fazla müşterinin borç sorununu çözdüğü ve rahat bir nefes almasını sağladığı ifade edilen şirketin, 1,5 milyondan fazla kredi dosyasına sahip oluşu ile sektörün liderlerinden biri olma konumunu koruduğu belirtildi. Günde 40 bin müşteri ile görüşme gerçekleştiren kredi çözüm uzmanlarının desteğiyle kurumun, müşterilerini borç yükünden kurtarmaya çalıştığı aktarıldı.

    Hayat Varlık Yönetim Şirketi Müşteri Deneyimi Müdürü Tuba Pişkinsüt Balcısoy, belgenin yenilenmesi ile ilgili duyduğu memnuniyeti belirterek, müşterilere sundukları hizmetlerin sürekli gelişim göstermesi ve kalitesinin artırılması gayretinde olduklarını, bundan sonra da, müşteri odaklılık felsefesinin ön planda olacağını dile getirdi.

  • Ali Serim: “Türkiye Varlık Fonu yerli ENR şirketlerine ortak olmalı”

    Fin-As Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Serim, yurtdışı müteahhitlik hizmet gelirlerinin Türkiye’nin döviz rezervlerini arttırdığına dikkat çekerek, uluslararası müteahhitliğin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

    Fin-As Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Serim, 2017 yılında Türkiye’den 46 şirketin girdiği Engineering News Record (ENR) sıralamasında Türkiye’nin ikinci olduğunu kaydederek, “Ülkemizi sadece Çin geçebilmiştir ve 65 firma ile 1’inciliğini korumuştur. Ülkemiz döviz rezervlerini artırmanın başlıca yollarından biri yurtdışı müteahhitlik hizmet gelirlerini artırmaktan geçmektedir. Teknik yeterlilik ve deneyim konusunda Çin’den sonra en kuvvetli uluslararası müteahhitlik hizmeti bilgisine sahip ülkenin Türkiye olduğu genel kabul gören bir gerçektir” dedi.

    Türkiye’de mimarlık ve mühendislik eğitimi tarihi birçok dünya ülkesinden daha eski olduğunun altını çizen Serim “Türkiyede mühendislik tarihi 1773’te açılan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun’un (İstanbul Teknik Üniversitesi) kuruluşu ile başladığı kabul edilir. Bugün itibariyle 244 yıllık bir eğitim geçmişine sahip olduğumuzu düşünürsek bu iş kolundaki kalitemizin sebeplerini anlamlandırmak kolaylaşabilir. Türkiye Müteahhitler Birliği verilerine göre, 1972-2017 Mart ayı sonu itibariyle, Türk müteahhitleri, 115 ülkede 9 bin civarında proje üstlenmiş, bu projelerin toplam tutarı yaklaşık 350 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye’nin coğrafi konumu, Türk inşaat sektörünün küresel rekabet gücüne katkı sağlayan önemli faktörlerden birisidir. Uluslararası standarttaki hizmetin rakiplerden daha uygun fiyatlarla sunumu, yüksek müşteri memnuniyeti, güvenilir iş ortaklığı, çok çeşitli projelerde kazanılmış zengin uluslararası deneyim, çevre ülkelerdeki iş ortamlarına aşinalık, nitelikli insan gücü ve risk alma kapasitesi Türk müteahhitlerini rekabette üstün kılan diğer önemli özelliklerdir” şeklinde konuştu.

    “En büyük ihtiyaç finans gücü”

    Bu noktada Türk müteahhitlerinin politik destekten sonra en büyük ihtiyacının ucuz finansmana ulaşmak olduğunu vurgulayan Fin-As Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı, “Rakiplerimiz olan Amerikalı ve AB ülkeleri merkezli firmaların finansman maliyetlerinin astronomik derecede düşük olması sebebiyle, teminat mektubu ve akreditif ihtiyacını zorlanarak karşılayan Türk müteahhitlerinin finansal imkan ve enstrümanlar anlamında da daha donanımlı ve imkanlı olması daha fazla proje ve ülkemize daha fazla döviz girdisi anlamı taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye Varlık Fonu destek vermeli”

    ENR’ın her yıl yayınlanan ’Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi’ listesine girmeye hak kazanan her firmaya Türkiye Varlık Fonu ortak olmak suretiyle destek olabileceğinin altını çizen Ali Serim, sözlerini şöyle tamamladı: “Burada sembolik olarak yüzde 5’lik bir orandan bahsedilebilir. Bu şekilde hissedarları arasına böylesine büyük ve güçlü bir fonu katan bu firmaların prestiji artar, finansman maliyetleri azalacağı gibi yeni alternatif finansman metotları geliştirilmesinin de yolu açılabilir. Böylelikle uluslararası mega proje ihaleleri Türk müteahhitleri tarafından daha rahatlıkla kazanılabilir zira birçok ihalede bazı finansal yeterlilikler de aranmaktadır. 19.8.2016 tarihli ve 6741 sayılı kuruluş kanununun 3’üncü maddesinin a-fıkrasına göre Türkiye Varlık Fonu yerli ve yabancı şirketlerin paylarını alabilir. Dolayısıyla mevzuat gayet açıktır ve ENR listesine girmeye hak kazanan her Türk müteahhidi Türkiye Varlık Fonu’nun potansiyel yatırım listesinde olmalıdır. Bu şekilde özellikle Çinli devlet inşaat şirketlerinin oluşturduğu haksız rekabet ortamı da Afrika olmak üzere önceliğimiz olan birçok çoğrafyada bir nebze olsun hafifletilebilir. Bu durum firmaların karlılıklarını da olumlu yönde etkileyeceğinden Türkiye Varlık Fonu’nun da düzenli temettü elde edeceği yatırımların çeşitlendirilmesine katkı olarak görülebilir”.