Etiket: Vakfından

  • Türkiye Vodafone Vakfı’ndan 29 milyon liralık sosyal sorumluluk yatırımı

    Türkiye Vodafone Vakfı, 29 milyon lira sosyal sorumluluk yatırımıyla 3.5 milyon insanın hayatına dokunduğunu açıkladı.

    Türkiye Vodafone Vakfı toplumsal gelişime Dijital Dönüşüm ile katkıda bulunmak hedefiyle 9 yıl önce başlattığı sosyal sorumluluk atağına yatırımlarını artırarak devam ediyor. Vakıftan yapılan açıklamaya göre ’Teknoloji Hayatın Hizmetinde’ yaklaşımıyla öncelikli olarak engellilerin hayata aktif katılımı ve kadınların güçlendirilmesine odaklanan Türkiye Vodafone Vakfı’nın bugüne kadar gerçekleştirdiği yatırım miktarı 29 milyon TL’ye ulaşırken, 3.5 milyonu aşkın kişinin de hayatına dokundu. Önce Kadın programı ile 670 bine yakın kadını, bilgilendirerek, girişimcilik yoluyla ekonomiye kazandırarak, kendilerini güvende hissetmelerini sağlayarak güçlendiren Türkiye Vodafone Vakfı, 140 bini aşkın engelli ve sosyal dezavantajlı bireyin ekonomik ve sosyal hayata katılımlarını destekledi. Son olarak, Türkiye’de ‘Dijital Kalkınma Seferberliği’ başlatan Türkiye Vodafone Vakfı, yaşları 7 ile 14 arasında değişen çocuklara kodlama eğitimi verilmesi için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

    “Sosyal sorumluluk yatırımlarımızı artırarak sürdüreceğiz”

    Açıklamada görüşlerine yer verilen Türkiye Vodafone Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Süel, şunları söyledi: “Vodafone olarak, Türkiye Vodafone Vakfı çatısı altında 9 yıl önce Türkiye’nin dijital dönüşüm ile kalkınmasını desteklemek amacıyla başlattığımız ‘sosyal sorumluluk’ hamlesine tüm hızımızla devam ediyoruz. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz sosyal sorumluluk projeleriyle ülkemizde 3.5 milyonu aşkın insanımıza dokunurken, 29 milyon TL tutarında sosyal yatırım yaptık. Türkiye için oluşturduğumuz sosyal ihtiyaç haritasını sürekli güncelliyor ve yatırımlarımızı bu doğrultuda sürdürmeye devam ediyoruz. İki buçuk yıl önce duyurduğumuz Dijital Dönüşüm Hareketi’nin önemli bir ayağını ülkemizde toplumsal gelişime destek vermek için yaptığımız sosyal yatırımlar oluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda, 2011 yılından itibaren yürüttüğümüz kadını güçlendirme çalışmalarımızı 2013 yılında ‘Vodafone Önce Kadın’ programı altında topladık. Türkiye’de ilk kez kadına yönelik tüm ürün, servis, proje ve hizmetler tek çatı altında buluşturduk. Bilgiye erişim, gelir ve iletişim fırsatları sunduğumuz bu programla, kadınların sadece iletişim ihtiyaçlarını karşılamakla kalmadık, ekonomiye katılımlarını ve girişimcilik fırsatlarından faydalanmalarını da destekledik. Vodafone Önce Kadın programı kapsamında kurduğumuz güçlü işbirlikleri ve geliştirdiğimiz projelerle bugüne kadar yaklaşık 670 bine yakın kadına ulaştık. Dokunduğumuz alanlardan bir diğeri de birçok zorluğa göğüs germek zorunda olan engelli ve sosyal dezavantajlı bireyler. Onlara destek olmak amacıyla 2008 yılında Alternatif Yaşam Derneği ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ortaklığında ‘Düşler Akademisi’ projesini hayata geçirdik. “Düşler Kulübü” programı altında da engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştıracak ürün ve servisleri onlara sunarak hayatlarını kolaylaştırmaya devam ediyoruz. Tüm bu çalışmalarımızla bugüne kadar 140 binden fazla engelli ve dezavantajlı bireyin hayatına dokunmuş bulunuyoruz. Şimdi de Türkiye için yeni bir sosyal yatırım hamlesi başlatmaya hazırlanıyoruz. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin mobil teknolojilerin gücüyle kalkınması ve ihtiyaç sahibi daha fazla insana dokunmak için yatırımlarımızı artırma kararı aldık.”

    “Dijital Kalkınma Seferberliği ile teknoloji üreten nesiller yetişecek”

    Dijital Dönüşüm vizyonu doğrultusunda eğitimde de dijitalleşmenin öncüsü olmayı hedeflediklerini belirten Süel, Türkiye’de ‘Dijital Kalkınma Seferberliği’ başlatmaya hazırlandıklarını vurguladı ve şöyle devam etti: “Dijital Dönüşüm Hareketi’nin önemli bir parçası olacak ‘Dijital Kalkınma Seferberliği’ aynı zamanda Vodafone’un Türkiye’deki 10. yılını taçlandıracak bir proje olacak. Bugün tüm dünyada bir kodlama rüzgârı var. Kodlama eğitiminin Türkiye’de de yaygın bir eğitim politikası haline getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Biz de yaşları 7 ile 14 arasında değişen çocuklara kodlama eğitimi vereceğiz. Bu eğitimler sayesinde çocukların sadece teknoloji tüketicisi olmayıp, yeni teknoloji ya da dijital eser yaratmanın yollarını da öğrenmelerini istiyoruz. Türkiye’nin Dijital Dönüşümüne liderlik etmeyi hedefleyen bir şirket olarak, ülkemizde çocukların dijital kültürle yetişmesine katkıda bulunmayı arzuluyoruz. Bu yönüyle kodlama, liderliğini yaptığımız Dijital Dönüşüm vizyonumuzla da doğrudan örtüşüyor. Vodafone olarak, çocukların hedeflediğimiz dijital bağlantılı Türkiye’nin mimarları olacağına inanıyoruz.”

  • Erbakan Vakfından İftar

    Erbakan Vakfı İstanbul İl Temsilciliği tarafından organize edilen iftar programında, D8 Genel Sekreterliği ile Erbakan Vakfı arasında ortak çalışma protokolü imzalandı.

    Yenikapı Miting Alanında gerçekleşen ifar programına, Erbakan Vakfı Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan’ın yanısıra, D8 Genel Sekreteri Muhammed Musavi, Adalet Eski Bakanı ve Erbakan Vakfı Denetleme Kurulu Başkanı İsmail Müftüoğlu, Devlet Eski Bakanı Prof. Dr. Sacit Günbey, Erbakan Vakfı İstişare Meclisi Başkanı Ahmet Tekdal, Erbakan Vakfı İstişare Meclisi Üyesi Musa Okçu, Erbakan Vakfı Genel Sekreteri Doğan Bekin, Erbakan Vakfı Genel Başkan Yardımcıları Yücel Mollaismailoğlu ve Zafer Emanetoğlu, İstanbul İl Temsilcisi Hüsyin Terzi, Gençlik Kolları Başkanı Kemal Yurtoğlu, çok sayıda siyasi parti ve STK temsilcileri, Türkiye’de okuyan Ümmet Gençliği Platformu üyesi öğrenciler ve vakfın il ve ilçe yöneticileri katıldılar.

    Osman Bostancı’nın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programın açılış konuşmasını Erbakan Vakfı İstanbul Temsilcisi Hüseyin Terzi yaptı. Hüseyin Terzi “Böyle tarihi bir güne ev sahipliği yapıyor olmaktan, bu kadar kıymetli misafiri ve Milli Görüşçü kardeşimizi ağırlıyor olmaktan büyük bahtiyarlık duyuyoruz” dedi.

    Daha sonra kürsüye gelen D8 Genel Sekreteri Muhammed Musavi, Necmettin Erbakan’ın İslam Alemi için yaptıklarına ve D8’in önemine değindi.

    Musavi, konuşmasında, “Erbakan Vakfı ile ortak çalışma protokolü imzalıyor olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. D8’in kurucu anlayışının yaşatıldığı Erbakan Vakfı ile Genel Sekterliğimiz arasında imzalanan bu protokol ile birlikte, D8’in misyonunun, İslam Alemi için öneminin daha iyi anlaşılabilmesi adına güzel ve verimli çalışmalar ortaya konulacaktır” dedi.

    Genel Sekreter Muhammed Musavi’nin ardından konuşan Dr. Fatih Erbakan şunları söyledi:

    “Milli Görüş’ün mayasında İslam vardır. Merhum Liderimiz Erbakan Hocamız Milli Nizam Partisini kurduktan sonra ilk üye olarak İslamın Anadolu’ya girdiği Malazgirt’ten bir Allah dostunu kaydetmiştir. İşte D8’de bu anlayışın ürünüdür. D8 dediğimiz zaman İslam Birliği, İslam Birliği dediğimiz zaman Yeni Bir Dünya, Yeni Bir Dünya dediğimiz zamanda yaşadığımız dünya aklımıza geliyor. İşte yaşadığımız bugünkü dünyada adalet yoktur, insan hakları yoktur. Bu durumun düzeltilmesi için ne yapılması lazım. Bazı şuursuz insanların yaptığı gibi, sabıka dosyası kabarık ABD’nin peşine mi takılmak lazım. İşte Irak, işte Afganistan, Ebu Gureyb, Guantanamo. Sadece bunlar mı, Kıbrıs harekatı sırasında ülkemize uyguladığı ambargo. Bu sabıka dosyası ile bu ABD mi dertlerimize çare olacak. Efendim o halde Avrupa Birliği’nin peşine takılalım. Erbakan Hocamız olsaydı “sizi gidi şuursuzlar” derdi. Bu Avrupa’nın sabıkalarından haberiniz yokmu. Asırlardır Afrika’yı sömürenler bunlar değilmi. Afrika’da yaptıkları katliamlar ciltler dolusu kitaplar doldurur. Avrupa Parlamentosuna PKK bayrağı asanlar bunlar değilmi. O halde İslam Dünyasında yaşanan sorunların çözümünü Birleşmiş Milletlerde arayalım. Bu BM değilmi Kıbrıs’ta Türkleri Rumların eline teslim eden, bu BM değilmi Boşnakları Sırplara teslim eden. O halde NATO’da arayalım çareyi. Hay NATO kadar taş düşmesin başınıza. Bu NATO değilmi Irak’ta müslümanlara işkence edenler. Ne diyordu Erbakan Hocamız. “Domuzdan post, gavurdan dost olmaz”. Tek çare İslam Birliği’dir. D8 organizasyonu küresel alanda alternatif güç olacak bir organizasyondur. D8 üyesi ülkeler, yeraltı ve yar üstü zenginlikleri, jeopolitik ve jeostratejik konumları ile büyük bir potansiyele sahiptir. Yetişmiş ve genç bir nüfusa sahip olan islam ülkelerinin oluşturduğu D8 kurulalı 19 sene geçmiştir. 7 sene önce kurulan BRIC ülkeleri bugün ortak para birimi de dahil önemli adımlar atarken D8 maalesef atıl bırakılmıştır.

    Erbakan Hocamız Türkiye’de başlattığı sanayileşme hamlesini D8 aracılığı ile tüm İslam Alemi için de düşünmüş ve bu adımı atmıştır. Ortak para birimi, ortak pazar ekonomisi, ortak silahlı kuvvetler D8’in hedefleri içerisindedir. D8’in canlandırılması yerine ABD’nin ve AB’nin peşinde koşulduğu için bu hedeflere ulaşmak mümkün olmamıştır.

    Büyük bir potansiyele sahip D8 ülkeleri birlikte, omuz omuza verirse, karşısında ne ABD ne AB ne de siyonizm durabilir. İnşallah bunu sağlayacak anlayışı yine Milli Görüş ortaya koyacaktır. D8 canlandırılacak ve ardından D60 İslam Birliğini kuracaktır. D8 ortaya koyacağı etkinlikle 2. Yalta Konferansının gerçekleşmesinde ön ayak olacak ve küresel yönelişin ana merkezi olacaktır. İnşallah Allah’ın izni ile tüm bunların gerçekleşmesi adına bugün imzalayacağımız protokol önemli bir yer tutacaktır. İnşallah çok yakın bir zamanda Fatih Sultan Mehmed Han’ın bize emaneti olan Ayasofya’da bir Cuma günü burada bulunan kardeşlerimizle ve bütün müslümanlarla buluşarak İslam Birliği’nin kurulduğunu ilan edeceğiz”.

    Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan’ın konuşmasının ardından Ortak Çalışma Protokolü imza töreni gerçekleşti. Protokole, Dr. Fatih Erbakan ve D8 Genel Sekreteri Muhammed Musavi imza attı.

  • İhlas Vakfından Sudan’ın Samra Bölgesine İçme Suyu Kuyusu

    Kamu yararına çalışan vakıf statüsü kazanan ve kurulduğu günden bu yana insanlara faydalı olmayı amaç edinen İhlas Vakfı, hayırseverlerin yardımlarını ve bağışlarını başta Afrika ülkeleri olmak üzere ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya devam ediyor.

    İhlas Vakfına başvuran Dr. Yusuf Yıldırım merhum anne-babasının sadaka-i cariyesi olarak Sudan’da içme suyu bulunmayan bir yerleşim merkezine su kuyusu açılmasını istedi.

    Bu isteğe bağlı olarak Sudan’ın başkenti Hartum’un Samra bölgesinde yüz metre derinliğe inilerek içme suyu kuyusu açıldı. Hayırseverin ismi verilen kuyudan çıkarılan su, kurulan şebeke ile evlere kadar ulaştırılarak bölge halkının hizmetine sunuldu.

    İhlas Vakfı Sudan Temsilcisi Müştak Saygın, hayırseverlerin yardımları ile Sudan’ın içme suyu olmayan bölgelerine su kuyusu açmaya devam ettiklerini ifade etti. Samra bölgesinde açtıkları kuyu ile yaklaşık on bin kişinin evine merkezi sistemle temiz içme suyu gönderileceğini belirten Saygın, açılan her kuyunun maliyetinin jeneratör, su deposu, evlere kadar su borusu döşenmesi ve diğer giderlerle on bin dolar civarında olduğunu söyledi.

    Saygın son olarak açılan kuyudan bölgedeki cami ve medreselerinde istifade edeceğini söyleyerek hayırseverlere teşekkür etti.

  • Türkiye Diyanet Vakfından, Arakan Kamplarına Ramazan Yardımı

    Ramazan ayında ülkemizde ve dünyanın dört bir yanında yardım faaliyetleri gerçekleştiren Türkiye Diyanet Vakfı, Arakan’da Budistlerin kontrolü altındaki kamplarda açlığa ve yoksulluğa mahkum halde yaşayan Arakan Müslümanlarına da yardım ulaştırdı.

    Arakan’da 10 ayrı bölgede 3 bin aileye gıda kolisi dağıtan Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) ekipleri, canlarını kurtarmak için vatanlarından kaçarak Pakistan, Malezya, Endonezya, Bangladeş ve Hindistan’a yerleşen yaklaşık 40 bin Arakanlı Müslümana da yardım eli uzattı. Uluslararası sivil toplum kuruluşlarının ancak özel izinle yardım götürebildikleri Arakan kamplarına giren TDV ekipleri, kendi ülkelerinde mülteci durumuna düşmüş Arakan Müslümanlarına Ramazan ayında milletimizin emanetlerini ulaştırdı. Budist rahiplerin ve Myanmar hükümetinin baskıları nedeniyle zor şartlarda yaşam mücadelesi veren Arakan Müslümanları, binlerce kilometre öteden kendilerine uzanan yardım eliyle Ramazan sevincini yaşadı. Kimlikleri olmayan, hiçbir ülkenin vatandaşı olarak kabul edilmeyen Arakan Müslümanlarının bir kısmı kamplarda hayat mücadelesi verirken, bir kısmı da orman içindeki derme çatma yapılarda yaşamaya çalışıyor.

    Arakan kamplarına yardım götüren TDV Yurt Dışı Uzmanı Taşkın Bumin Ayrancı, Myanmar’ın Sittwe şehrinde bulunan Arakanlı Müslümanların yaşadığı kamplara girerek, Türkiye’den hayırseverlerin emanetlerini bölgede yaşayan muhtaçlara götürdüklerini söyledi. Ayrancı, TDV olarak 10 ayrı bölgede 3 bin gıda kolisi dağıttıklarını belirterek, “Arakanlı Müslüman kardeşlerimize yardımlarımızı mübarek Ramazan ayında ulaştırmanın sevincini yaşıyoruz. Yardımlarımız yaraların bir nebze de olsa sarılmasına vesile olmuştur. Arakan’dan canlarını kurtarmak için kaçarak Pakistan, Malezya, Endonezya, Bangladeş ve Hindistan’a yerleşen Arakanlı Müslümanları da Diyanet Vakfı olarak unutmadık. Bu ülkelerde de Ramazan ayı içerisinde yaklaşık 40 bin Müslümana yardımlarımız ulaştı” diye konuştu.

    “ARAKANDAKİ KAMPLARDA YAŞAMAK OLDUKÇA ZOR”

    Kampların dışında hayatlarına devam eden ve genelde Myanmar’ın kuzeyinde bulunan bölgelerde 200 bin civarında daha Arakanlı Müslüman olduğunu vurgulayan Ayrancı şunları kaydetti:

    “Yakın geçmişe kadar ülkede bulunan darbe rejimi nedeniyle insani yardım çalışmalarının güçlükle yapılabildiği bölgede en son yapılan genel seçimlerin ardından sivil hükümetin de kurulmasıyla bir rahatlama olduğunu söyleyebiliriz. Ancak hali hazırda Arakanlı din kardeşlerimizin açık bir cezaevini andıran yaşam koşullarında bir değişiklik olduğunu söyleyemeyiz. 1982 yılında Myanmar devleti tarafından yapılan anayasa değişikliği ile vatandaşlık hakları ellerinden alınan din kardeşlerimiz devletin sağladığı sağlık, eğitim ve benzeri hizmetlerin hiç birinden yararlanamadığı gibi resmi nikah veya nüfus kaydı da yaptıramıyorlar. Herhangi bir kimlik belgesine veya pasaporta sahip olamayan Arakanlıların yurtiçi veya yurtdışı seyahat edebilmeleri de mümkün olmuyor.”

    Bölgedeki Müslümanlar, barınma ile ilgili sorunlar yaşarken, yiyecek bulma, temizlik ve sağlık hizmetleri konusunda da sıkıntılar bulunduğunu belirtiyor. TDV ekibinin görüştüğü Arakanlı Müslümanlar, ailelerin genelde küçük bir odada kaldığını ifade ederek, “Her açıdan oldukça zor durumdayız. Müslüman kardeş ülkelerimize sesleniyoruz. Bize yardımlarınızı esirgemeyin. Arakandaki durum gerçekten kötü ve burada kamplarda yaşamak oldukça zor. Birçok hayati tehlikemiz var. Türkiye’ye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve buralara gelerek bizi unutmadıklarını gösteren Türk kardeşlerimize teşekkür ederiz” diye konuştular.

  • Türkiye Diyanet Vakfı’ndan Gazze’de Bin Kişilik İftar Sofrası

    Türkiye Diyanet Vakfı’nın Gazze’de bulunan El-Amel Yetimhanesinde kurduğu bin kişilik iftar sofrasına savaşta yetim kalmış çocuklar, şehit ve gazi yakınları, evlerini kaybeden aileler, yoksullar katıldı.

    Gazze’ye Türkiye Diyanet Vakfı tarafından bin kişilik iftar sofrası kuruldu. El-Amel Yetimhanesinde gerçekleşen iftara savaşta yetim kalmış çocuklar, şehit ve gazi yakınları, evlerini kaybeden aileler, yoksullar katıldı. Yetimhanede 37’si kız 72’si erkek olmak üzere toplamda 109 çocuk bulunuyor. El-Amel Yetimhanesi Gazze’deki ilk yetimhane olarak biliniyor. TDV tarafından yapılan iftar organizasyonundan memnuniyetlerini dile getiren Gazzeli bir çocuk, “Ramazan geldiği için ve burada kalabalıkla iftar yaptığım için çok mutluyum. Bize bu iftar yemeğini verenlere teşekkür ediyorum” dedi. İftar sofrasında duygusal bir hava olduğuna değinen Gazzeli kadın ise İsrail’in kendilerine ambargo uyguladığı için çok zor durumda olduklarını, Türkiye’nin yardımları ile hayata tutunmaya çalıştıklarını dile getirdi. Gazzeli kadın “Bizlere yardımını esirgemeyen Türkiye’den Allah razı olsun, bizi hiç yalnız bırakmıyorlar” dedi.

    Bir başka Gazzeli kadın, “İsrail Gazze’ye nefes aldırmamak için her yöntemi deniyor. Saldırılarda yakınlarımızı kaybettik, çoğu zaman aç kaldık. Her şeye rağmen ramazan sevinci yaşıyoruz. Burada hep birlikte iftar yapmak gerçekten çok güzel” ifadelerini kullandı.