Etiket: vahdet nafız aksu

  • Kertenkele’nin kuyruğu, halkın buyruğu!

    Serkan Bayram’ın ‘Tabuların Korkulu Rüyalarında’ adlı kitabını okurken aşağıdaki bölümün altını çizmişiz.

     

    ***

     

    Zeki olup iyi eğitim alamayanın yerine, zeki olmayıp parası olan kişinin eğitim alarak, doktor olduğunu düşünelim.

     

    Acaba başımıza nelerin gelmesi olasıdır?

     

    Ameliyat masasına yattığımızdan çok daha beter bir biçimde kalkmak veya daha kötüsü hiç kalkamamak.

     

    Yeteneksiz doktorumuzun iyi niyetinden, kimsenin şüphesi yok.

     

    Ancak; yetenekleri el vermediği için yaptığı hata yüzünden, biri ölmüş ya da sakat kalmıştır.

     

    Bu doktor ve onunla aynı özelliği taşıyan tüm doktorlar, aynı akıbete uğrayacaktır.

     

    Parayı birincil öncelikli değer yapmamızın getirdiği yanlışlık yüzünden, işgal ettikleri meslekte ellerinden gelenin en iyisini yapmalarına rağmen, ceza göreceklerdir.

     

    Hem de hiç suçları olmaksızın.

     

    Aynı durum, bu yüzden ceza gören tüm meslek erbapları için geçerlidir.

    İnsanları yapamayacakları görevlere getirip, onlardan hata yapmamalarını beklemek, gaflettir.

     

    ***

    Altını çizdiğimiz bu bölümün yanına şu notu düşmüşüz:

     

    Özellikle seçimlerde adaylar belirlendiğinde.

     

    Liyakat yerine başka kıstaslar gözetilirse.

    Şehirlerin akıbeti de…

     

    Zeki olmayıp parası olduğu için doktor payesi alan kişinin eline düşen hastaya benzer…

     

    ***

    ‘Tatilde ne okusam’ diye kütüphaneyi karıştırırken,  Doç. Dr. Sultan Tarlacı’nın ‘Kertenkele Öyküleri’ Kitabı’na tesadüf ettim.

     

    Hemen ‘altını çizdiğim satırlara’ göz gezdirdim.

     

    Aşağıdaki bölümü işaretlemişim. Sanırım bilimsel bir hakikatten toplumsal bir hisse çıkarmışım, lakin herhangi bir not düşmemişim. Acaba ‘gerektiğinde şehirler de uzuv koparmaktan çekinmemeli’ diye mi düşünmüşüm? Hatırlamıyorum.

     

    ***

     

    Kertenkeleler, tehlike anında, kendi kendilerine, kuyruklarını bırakıp kaçabilirler.

     

    Buna kendiliğinden uzuv koparma denir. Başka hayvanlarda da bu durum olmasına karşın, özellikle kertenkelelerde sık izlenir.

     

    Kuyruğu bırakma bir savunma ve korunma yoludur. Kuyruk, saldırıyı yapanı oyalarken, gövde uzaklaşır ve hayatta kalma oranını bu yöntemle arttırır.

     

    Diğer yandan, kertenkele gibi bir hayvanın ağırlığının önemli bir kısmını kuyruk ağırlığı oluşturduğundan, ağırlığın bırakılması daha da hızlı kaçmaya imkân verir.

     

    Kuyruk bırakma tam olarak hayvanın durumuna bağlıdır. Kertenkeleler, kuyruklarına dokunulmadan da kuyruklarını bırakırlar. Dışsal uyaran olmadan, içsel sinir hücresel uyarışlarla kuyruk bırakılır. Sadece görsel olarak tehlikeyi görmek bile kuyruk bırakma için yeterli bir etki yapar.

     

    Bazı kertenkeleler, enerjilerini sağlayan yağın önemli bir kısmını kuyruklarında depolarlar. Bu da saldırganların kuyruğu tercih etmelerini sağlayabilir. Bazı türlerde ise kuyruk daha dikkat çekici olsun diye, gövdeden daha farklı ve parlak renklidir.

     

    Diğer yandan, enerjiden zengin kuyruk daha uzun hareket eder ve saldırganın oyalanmasını uzatır. Uzun oyalanma esnasında kertenkelenin kaçma-kurtulma oranı daha da yükselir.

     

    Bu ilginç korunma yönteminin daha da ilginç yanı, bırakılan ya da kaybedilen kuyruğun kısa sürede, tüm kısımları ile (sinirler, kas, toplar ve atar damarlar)  oluşmasıdır. Kertenkelelerin çoğunun kuyruğu 12 haftada eski halini alırken, bazı türlerde bu süre 4-5 hafta sürebilir. Düzelme tüm dokuların bütün olarak oluşması anlamına gelir.

  • Bir demet proje

    Erzurum Düşünce ve Strateji Merkezi (ENER) Başkanı Vahdet Nafiz Aksu, Erzurum Valisi Dr.Ahmet Altıparmak’a “Tebrik hediyesi” olarak bir demet proje gönderdiklerini söyledi.

     

    ENER’in bugüne kadar kamuoyu ile paylaştığı öneri ve projeleri Vali Altıparmak’a postaladıklarını belirten Aksu, “Adettendir, yeni göreve başlayan yöneticilere çiçek takdim edilir, biz de Sayın Valimize, solması mutlaka mukadder olan bir demet tebrik çiçeği yerine; tahakkuku halinde şehrin geleceğine kök salacak bir demet proje takdimini tercih ettik” şeklinde konuştu.

     

     

     

    “Üreten Kent Ekonomisi” temel hedefine yönelik kalkınma paradigmasını önemsediklerini dile getiren AKSU, “Hizmet sektörünü ihmal etmemek koşuluyla üretimi, ileri teknolojiye dayalı gıda sanayiini ve geleneksel sektörleri ihmal etmeyen bir kalkınma yaklaşımıyla bu amaca ulaşabiliriz” şeklinde konuştu.

    Aksu, şunları söyledi:

    “Sayın Valimize daha önce açıklanan şu öneri ve projeleri gönderdik; “Beyin Gücü Sektörlerine Yatırım Çağrısı”, “Erzurum Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi”,  “Doğu Anadolu Bilişim Vadisi Projesi”, “Erzurum Hafif Raylı Sistem Projesi”, “Marka Şehir” konusundaki ENER görüşü, “Erzurum Yeni Şehircilik ve Şehirlilik Manifestosu”, “Nenehatun Savunma ve23 Temmuz İstiklal Müzesi Projesi”, “Bugünkü Erzurum Temel Sorunlar Çözüm Önerileri Eğitimde Stratejik Hedefler”, “Yükseköğretim’de Stratejik Hedefler” …

     

     

     

    “Gönülde, fikirde, eylemde biriz; Erzurum için varız” düsturu ile yola çıkan Erzurum’un ilk ve tek strateji kuruluşu ENER, şehrin kalkınma, gelişme ve zenginleşme davasına karınca kararınca katkıda bulunmayı amaçlıyor. Merkezimiz, bugüne kadar kamuoyunda geniş yankı uyandıran birçok önemli proje ve öneriye imza atmış bulunuyor.

    Bir sivil toplum örgütü olarak şuna inanıyoruz: Ne kadar uygulanabilir olursa olsun, “yüksek siyaset”in ve “yerel üst yönetim”in alaka ve takdirine mazhar olmayan proje ve önerilerin hayata geçirilmesi mümkün değildir. Her hangi bir konuda yeterli toplumsal talep oluşturulmadan, karar mekanizmalarının harekete geçirilemeyeceği de bir gerçek.

     

     

     

    İşte ENER, bugüne kadar önemli addettiği konularda yeterli toplumsal talebi oluşturma amaçlı faaliyetler yürütmüş, bunda da kısmî bir başarı elde etmiştir.

     

     

     

    Nihai başarı için gerekli olan “Yerel üst yönetimin ilgi ve katkısı” konusunda şu anda umut dolu bir beklenti içinde olduğumuzu Sayın Valimize ilettik. Çünkü kendilerinin bugüne kadar ki yöneticiliklerinde başarılı sonuçlar almasında “ortak akıl, ortak fikir, ortak hareket” prensibine dayalı çalışma yönteminin büyük payı olduğuna inanıyoruz. Aynı yönetim tarzının Erzurum’da da devam edeceğinden kuşku duymuyoruz.

     

     

     

    Sürekli eleştiren, fikir ve proje üretmeyen; çorbaya tuz katmak yerine, pişmiş aşa su katan bir sivil toplum anlayışını reddeden bir kuruluş olarak kendilerine 7 gün 24 saat hizmet sunmak bizim için zevkli bir görev ve onur olacağını da Valimize yazılı olarak ilettik.

     

     

    Sayın Valimiz, görevinizi inşallah sağlık, afiyet ve muvaffakiyetle bitirip veda ettiklerinde; geride bıraktığınız Erzurum’un, kesinlikle daha müreffeh, daha kalkınmış, daha mamur ve daha zengin olacağı umut ve inancındayız.

  • Erzurum’un kalbi başkentte atsın

    Erzurum’un kalbi başkentte atsın

    Özellikle Ankara ve İstanbul’da “Şehir günleri” geleneği epey eski. Birçok şehir bu tanıtım ve ticaret alanını Erzurum’dan önce keşfetti, kullandı. Biz bu konuda geç harekete geçtik.

     
    Erzurum Dernekleri Federasyonu, geçen yıl bu etkinliği başlattı. Çok da iyi etti. Erzurum gibi büyük bir Tarih ve Kültür Şehrinin tanıtım bayrağını Başkent’te dalgalandırdı. Böyle faaliyetlere hasret, hatta susamış binlerce hemşehriyi bir araya topladı.

     
    İlk organizasyon olmanın zorluğunu ve ufak tefek eksiklikleri bir yana bırakırsak oldukça başarılı bir organizasyondu, geçen yılki Erzurum günleri.
    İlklere imza atmak önemlidir. ERDEF bu alanda bir ilke imza atarak takdir ve teşekkürü hak etti. Erzurum Günlerinin geleneksel hale getirilmesi, başlatılması kadar önemliydi…
    Memnuniyetle gördük ki…

     
    Dadaşların Erzurum buluşması bir tadımlık bir ziyafet değilmiş. ERDEF yine kolları sıvayıp işe koyulmuş.
    Bu güzel bahar günündü Dadaş’ın kalbi ikinci kez başkentte atacak ve bu bize gurur verecek.
    Bu güzel teşebbüsü geleneksel hale getiren federasyonu, bu etkinlikleri ilk kez öneren ve önemseyen bir kuruluş (ENER) olarak yürekten kutluyoruz.

     

     

     

    ***
    Gerçekleşmesinden gurur duyduğum bu güzel faaliyettin önemli bir eksikliği geçen yıl gönlüme darlık vermişti.
    Diğer birçok il; bu işi bir şehir dayanışması, bir güç gösterisi, bir lobi böbürlenmesi haline dönüştürüyor. Ne kadar dernek, vakıf varsa el ele veriyor. Şehir şemsiyesi altında birleşiyor.

    İşte biz bunu başaramadık. Başaramıyoruz.

     

     

     

    ***
    Nedenini bilmiyorum.
    Bilmek de istemiyorum.
    Ankara’da güzel etkinlikleriyle dikkati çeken bir başka Vakfımız daha var; ESAV.
    Ankara’da mahalli vakıf faaliyeti denince hemen akla gelen bir vakfımız da en eski, köklü hemşehri teşekkülümüz,  Ankara Erzurum vakfı.
    Erzurum günleri denilince sahnede bu değerli kuruluşların flamaları ortak dalgalanmalı değil midir? Bunların başkanları, böyle bir etkinlikte el ele tutup seremoni yapmayıp nerede yapacaklar başka?
    İşte bunu geçen sene yapamadık.
    Bu yıl ki etkinliğe sanırım Erzurum Vakfı destek olmuş, çok da iyi etmiş.
    ESAV önemsediğim bir vakıf. Onu da bu tabloda gözlerim aradı. Çağrılmamışsa çağırmayanların kusuru, çağrılıp icabet etmemişse onun eksikliği.
    Her neyse, gün ayrılığın, yadlığın, uzak durmanın günü değil. Adı üstünde gün Erzurumlular günü.
    Şehrin adını taşıyan bu gibi etkinliklerin başarılı olması için ‘Ben Erzurumluyum’ diyen herkesin çaba göstermesi lazım.
    Böyle etkinliklerde kişisel kırgınlıkları, kuruluşlar arasında normal zamanlarda göz yumulabilecek çekişme ve rekabeti bir kenara koymak gerek.
    Söz konusu Erzurum olunca diğer her şey teferruattır. Herkesin; her yetkilinin, vekilinden genel müdürüne, iş adamından sade Erzurum evladına kadar tüm hemşehriler böyle etkinliklere omuz vermeli, destek olmalı. Elinden geleni yapmalı. En azından diliyle desteklemeli, gönlüyle alkışlamalı… Hemşerilik enerjisi bu gibi etkinliklerde en üst seviyeye çıkmalı.

     

     
    ***
    9 -12 Mayıs tarihlerinde hep Birlikte Atatürk Kültür Merkezine koşmalıyız. Hepimiz birer etkinlik gönüllüsü gibi çalışmalıyız.
    Misafirlere Erzurum misafirperverliğini göstermeliyiz.  Esnafımıza hem katılım hem de mükemmel ev sahipliği bakımından büyük sorumluluk düşüyor.
    Dilimiz kadayıf dolması kadar tatlı, yüzümüz hep güleç olsun ki tüm halkımızın zihninde şekillenen muhteşem ‘Dadaş imajına’ zarar vermeyelim.

     

  • Kutlu doğum, mutlu tablo

    Kutlu doğum, mutlu tablo

    Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla Ankara’da düzenlenen etkinliğe Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli katıldı.
    Medyada yer alan fotoğraflar gönül ferahlatıcıydı.
    Parti liderleri, içten bir coşkuyla törene katılmışlar.
    Peygamber sevgisinin birleştirici şemsiyesi altında buluşmuşlar.
    Günlük siyasetin ayrıştırıcı atmosferinden bir tören müddetince de ola uzaklaşıp, ortak inancın birleştirici ikliminde kaynaşmışlar.
    Kimse çıkıp ‘Arkadaş laik bir devlette bu ne iştir?’ demiyor.
    ‘Bu din istismarıdır’ itirazları yükselmiyor.
    Türkiye’nin geldiği bu ortak kabul ve anlayış ortamı umut vericidir.
    Peygamber sevgisi, resul hürmeti sadece bir kesimin ‘alamet-i farikası’ değil ki.
    Peygamber hepimizin peygamberi.
    İnanç hepimizin inancı.
    Sevinç hepimizin sevinci, sürur hepimizin süruru, gurur hepimizin gururu…
    ‘Yüksek siyasetin’ peygamber sevgisiyle taçlanan ‘ortak değerlerde tokalaşma’ iradesi inşallah daha da yaygınlaşır, çeşitlenir.
    Türkiye’nin buna çok ihtiyacı var, özellikle de bugünlerde.

     
    ***
    Kutlu doğum haftası, epey zamandır ‘törensel anlamda’ oldukça başarılı şekilde kutlanıyor.
    Yurt çapında güzel etkinlikler yapılıyor.
    Güller dağıtılıyor.
    Paneller, toplantılar tertipleniyor.
    Mevlitler okutuluyor.
    Bu güzel faaliyetler devam etsin, daha da çeşitlensin, daha da yaygınlaşsın elbette…
    Ama…

     
    ***
    İşin bir de başka cephesi var:
    Kuran-ı Kerimde;
    275 yerde ‘Düşünmüyor musunuz?’ diye soruluyor.
    200 yerde ‘Tefekkür ve düşünme emrediliyor.’
    12 yerde ‘Dolaşarak, araştırıp ibret alma öneriliyor.’
    670 yerde ‘İlme teşvik yapılmakta.’
    Bu muazzam, muhteşem Kuranî şuur İslamtoplumlarında küresel ölçekte muhatap bulduğu ölçüde ‘Kutlu doğum’ şuuruna varmış olacağız.
    Toplum, peygamber ahlakıyla ahlaklandığı ölücüde Muhammedî tebliğ amacına erişecek.
    Komşusu açken tok yatmayan müminler…
    Tembellikten Allaha sığınan müminler…
    Yalandan, dolandan, israftan vebadan kaçar gibi kaçan müminler…
    Kul hakkına, komşu hakkına riayet eden müminler…
    Cenneti anasının ayağı altında arayan müminler…
    Riyadan, münafıklıktan arınmış müminler…
    Çoğaldıkça…
    Kutlu doğumu ‘mana ve önemine’ uygun olarak kutlamaya layık bir ümmet olacağız.

     

     

     

    ***
    Yüce peygamberimizin dualarında‘…tembellikten Allah’a sığınması’ ne kadar hikmetlidir, değil mi?
    Kahvelerde sabah akşam vakit öldürenleri…
    Genç yaşta emekli olup evde, sokakta pinekleyenleri gördükçe…
    Üretim diye bir derdi olmayanları gördükçe…
    “Mesaimi doldurup canımı sokağa atayım” kafasındaki memurları gördükçe…
    İslam dünyasının hali pürmelali hiç garibime gitmiyor.
    Kur’an ne emretmişse ısrarla tersini yapan bir ümmet…
    Peygamberi, her hal ve davranışıyla tekzip yarışındaki milyonlar…
    Bakın nasıl bir tablo çıkarıyor karşımıza…

     
    ***
    Koskoca İslam dünyası,geniş dünya coğrafyasında ” hâkim medeniyetin” mahkûm oyuncağı olmaya razı bir şekilde sürünüp gidiyor.
    Ayağa kalkmak için ne yeterli bir çabası, ne şuurlu bir uyanış hali mevcut.
    Bilimde iflas eden, teknolojide esamisi okunmayan.
    Sanayide sınıfta kalmış.
    Ekonomik alanda yerle bir olmuş.
    Düşmana karşı kullandığı hafif makineli tüfeğin tetik mekanizmasını bile üretemeyen.
    Savaşların, katliamların sürüp gittiği,
    Açlığın, yokluğun, yoksulluğun, yoksunluğun kol gezdiği…
    Bir İslam dünyasından bahsediyoruz.

     
    ***
    Bu kutlu haftada dileğimiz şudur:
    Yüce peygamberin buyrukları… Örnek ahlakı… Bir fikri, ilmi ve teknolojik uyanışa vesile olsun.
    Büyük İslam Medeniyeti, yine bu topraklardan, düştüğü yerden daha büyük bir ihtişam ve azametle yükselsin.

     
    ***
    Kutlu doğum haftası bütün İslam âlemine kutlu olsun.
    Yüce Peygamberin Aline, Ashabına, Ehlibeytine salatu selam olsun.

    Âlemlere rahmetsin şanı yüce peygamber
    Güneş her gün doğmazdı sen doğmasaydın eğer

  • Erzurum gerçeği

    Erzurum gerçeği

    Ener yönetim kurulu toplantısında şehir sorunlarını tartışıyorduk.
    Ağır mesaisine rağmen Erzurum’la ilgili sürekli çalışmalar yapıp, projeler üreten bir dostumuz, dikkatini çeken bir raporu gündeme getirdi.
    “2023 VİZYONUNDA GAYRİMENKUL SEKTÖRÜ” başlığını taşıyan çalışmayı, Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği hazırlamış. Rapor,  dernek mensuplarının yanı sıra tüm yatırımcılara ulaştırılmış. Uluslararası Fuarlarda dağıtılmış.
    Dernek Başkanı Işık Gökaya’nın takdim mesajında şöyle bir bölüm var:
    “ Yoğun bir çalışma ve bilimsel veriler ışığında hazırlanan bu rapor, uzun yıllar boyunca ulusal ve uluslararası alanda önemli bir veri kaynağı oluşturacak, 2023 vizyonu rotasında Türkiye Gayrimenkul sektörünün pusulası olacaktır.”

     
    ***
    Raporda, gayrimenkul kıymetlenme ve yatırım geleceği bakımından analizler yer alıyor.  Diğer tüm yatırımların temelini nihayetinde gayrimenkul teşkil edeceğine göre, pusulanın güzergâhı hayli geniş.
    Rapor, ‘Ey yatırımcı, 2023 yılına kadar hangi illere yatırım yapman gerektiğine şu bizim PUSULAYA bakarak karar ver’ diyor.
    VE O PUSULA, HİÇBİR ALANDA ERZURUM’U göstermiyor!

     
    ***
    “2023 VİZYONUNDA GAYRİMENKUL SEKTÖRÜ” raporu diyor ki:
    Van, Şanlıurfa, Diyarbakır, Hakkari, Siirt, Batman, Bingöl illerinin nüfusu 2023 yılına kadar artış gösterecek.
    Öyleyse ey yatırımcı, müşteri kitlen hazır, git buralara yatırım yap!

     
    ***
    “2023 VİZYONUNDA GAYRİMENKUL SEKTÖRÜ” raporu diyor ki:
    Tunceli, Erzincan, Elazığ, Gümüşhane illerinin nüfusu 2023 yılına kadar kabaca aynı kalacak.
    Öyleyse ey yatırımcı, müşteri kitlen en azından azalmayacak, buraya yatırım yapabilirsin!

     
    ***
    “2023 VİZYONUNDA GAYRİMENKUL SEKTÖRÜ” raporu diyor ki:
    Başında Erzurum’un yer aldığı 19 İlde, 2023 yılına kadar nüfus azalması olacak.
    Öyleyse ey yatırımcı, müşteri kitlen giderek ciddi şekilde azalacak, buralara kazma vurmadan önce iyice bir düşün!

     
    ***
    “2023 VİZYONUNDA GAYRİMENKUL SEKTÖRÜ” raporu diyor ki:
    Türkiye Turizm Stratejisi 2023 belgesinde yer alan stratejik hedefler turizmde gelişme bölgelerini ve kentlerini ve aynı zamanda gelişme gösterecek turizm çeşitlerini ortaya koymaktadır. 
    Adıyaman, Amasya, Bursa, Edirne, Gaziantep, Hatay, Konya, Kütahya, Manisa, Nevşehir, Kars, Mardin, Sivas, Şanlıurfa ve Trabzon illeri kültür turizmi odaklı şehir turizminin gelişeceği iller olarak belirlenmiştir.

    Öyleyse ey yatırımcı,  kamu bu alandaki yatırımları bu illere yapacak, sen de kendini ona göre ayarla…

     
    ***
    “2023 VİZYONUNDA GAYRİMENKUL SEKTÖRÜ” raporu diyor ki:
    Kongre ve fuar turizmi birinci öncelikli illeri şunlardır:  İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir, Konya, Bursa, Mardin,
    Kongre ve fuar turizmi ikinci öncelikli illeri şunlardır: 
    Trabzon, Adana, Gaziantep.
    Öyleyse ey yatırımcı,  eğer niyetinde kongre ve fuar turizmi varsa yolun zinhar Erzurum’a uğramasın!

     
    ***
    “2023 VİZYONUNDA GAYRİMENKUL SEKTÖRÜ” raporu diyor ki:
    Sağlık Turizmi ve Termal turizmi olarak belirlenen aşağıdaki illerde sağlık termal turizmin altyapı ve üstyapısının geliştirilmesi desteklenecektir. 
    Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Aydın, Denizli, Manisa, İzmir, Afyon, Ankara, Uşak, Eskişehir, Kütahya, Aksaray, Kırşehir, Niğde, Nevşehir, Yozgat…
    Gördüğün gibi ey yatırımcı,  Erzurum’un birçok yerinden fışkıran o sıcak suların kaplıcayla falan ilgisi yok, bu alanda yatırım düşünüyorsan, bu illere çevir pusulanı!

     
    ***
    Rapor, Yeni turizm gelişme bölgelerini de belirlemiş. Onlarca ilin içinde yine Erzurum yok…

     
    ***
    NETİCE-İ KELAM 
    Karamsar bir tablo çizip canınızı sıkmak istemiyorum.
    Bir sene önce bir sivil kuruluş, bu raporu yayımlamış.
    Yatırımcılara PUSULA olma amaç ve iddiasında.
    Oluyor da.
    Bir ile yatırım planlayan yatırımcılar; bazı somut verilere, itibar ettikleri kuruluşların analizlerine göre karar alıyorlar.
    Fizibilite aşamasında şirket ve yatırımcının başvurduğu kaynaklar arasında bu gibi raporlar çok etkili ve hatta belirleyici olabiliyor.
    Alıntılar yaptığım bu raporu hazırlayan GYODER’in ‘yatırımcı pusulası’ olma iddiası ne kadar geçerli, bilmiyorum. Bana, yatırımcı dünyasında belli bir etki ve prestijinin olduğu söylendi. Nitekim geçen yıl yayınlanan bu rapor emlak piyasasında yankılanmış, basında geniş yer almıştı.
    İşin bu cephesi de çok mühim değil aslında. Asıl önemli olan, özelde bu rapor değil, bu rapora da hâkim olan genel zihniyet… Ve şehir olarak bizim kayıtsızlığımız, umursamazlığımız…

     

     

     

    ***
    Asıl üzüntü verici olan,asıl insanı kahreden ne biliyor musunuz?

    Erzurum, kesinlikle raporda yok sayıldığı gibi bir ‘kayıp şehir’ değil.
    Önemli bir stratejik konuma sahip.
    Bölgesel ve küresel iddiası olan bir yerleşim merkezi.
    Hep söylediğimiz gibi 21.asrın ipek yolu güzergehanın kapısı.
    Türkiye’nin bölgeye açılan aydınlık penceresi.
    2011 Gibi dev organizasyonlara imza atmış bir şehir.
    Önünde havalimanı, arkasında tünellerle bağlandığı liman…
    İki üniversitesi var, şöyle bir iteklense önerdiğimiz gibi bölgenin ileri teknoloji vadisi olacak… Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi kurulsa bölgenin Hollanda’sı olacak… Sağlık Organize Sanayi Bölgesi kurulsa, ileri teknolojiye dayalı üretime adım atacak.
    Sen gel, rakamları eğ, bük böyle bir şehri yok say.
    İstatistik ayarlamalarıyla yatırımcı haritasından sil at…
    Ve derin uyku halindeki yerel yöneticilerden bir cılız itiraz bile yükselmesin…
    Evet, ne yazık ki…

     
    Erzurum, sevil kuruluşlarca hazırlanan ‘bu gibi’ raporlarda hep görmezden geliniyor. Sanki gizli bir el, meçhul bir lobi bu şehri devre dışı bırakıyor.

     

     

     

    ***
    Şunu merak ediyorum.
    Bizim valilikte, büyükşehir belediyesinde, üniversitede, önemli sivil kitle örgütlerinde ve diğer kuruluşlarda bu gibi raporları takip eden, gerektiğinde analiz eden, tartışan, cevap veren bir mekanizma var mı?
    Yok ise kurulması, işletilmesi gerekmez mi?
    Vali’nin, Büyükşehir Belediye Başkanının başka illeri önceleyen, Erzurum’u baltalayan böyle bir çalışmadan anında haberdar olması gerekmez mi?
    İcabında bu tür raporlar hazırlatılması, dağıtılması icap etmez mi?
    Sayın Vali ve Büyükşehir Başkanının bu rapor özelinde, bu gibi konulara vaziyet etmelerini diliyoruz.

     

    Meraklısı için raporun tamamı:

    http://www.gyoder.org.tr/PDFs/Publishings/Gayrimenkul%20Sektorunun2023Vizyonu.pdf