Etiket: vahdet

  • Aydemir’den Vahdet ve Tevhid vurgusu

    Aydemir’den Vahdet ve Tevhid vurgusu

    AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, “Kendini insanlığa adaleti taşımaya amade kılmış; tarihini kainata ruhani bir mana sağlamak temasıyla yazmış; ruhunu ebedi ve değişmeyen hakikate adamış yüce milletimiz, ecdadından tevarüs eden manevi emanetin vakarı içinde, küresel vicdanı uyandırmayı sürdürecektir. ‘ dedi.

    RAHMET, BEREKET VE MAĞFİRET İKLİMİ

    Milli ve manevi fikir ve duygu ufuklarının enginleştiği; rahmet, bereket ve mağfiret ikliminin hakim hale geldiği Ramazan ayının; aynı kıbleye yönelmiş, aynı iman hazzına ermiş ümmet için vahdet ve tevhid mesajı verdiğini belirten Milletvekili Aydemir, ‘Zaman ayrılık ve gayrılıkları ortadan kaldırma, farklılıkları bütünlük potasında buluşturma; yürekleri birlik ve beraberlik doğrusunda kavuşturma zamanıdır’ kaydını düştü.

    TEVHİD VE VAHDET İMANI

    İslam Coğrafyasındaki ayrılık ve çatışmaların; Gazze’de kan ve gözyaşı, Arakan’da sefalete sebep olan tevhid karşıtlarına güç verdiği, onlara Golan’ı sahiplenmek gibi küresel bir hayasızlığı seslendirecek cesaret sağladığı, Mescidi Aksa kutsalına el uzatacak kadar bir iffetsizliğe yol açtığını belirten Milletvekili Aydemir, ‘Kadir Gecesinde ortak niyazımız, tevhid ve vahdet imanının hakim hale gelmesi, İslam coğrafyasındaki matem ve acıların sona ermesinedir.’ dedi.

    ‘LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH’

    Milli şair Mehmet Akif Ersoy’un İslam Coğrafyasındaki bugünkü hali, yıllar önce, ‘Şarkın mefahir dolu mazi i kemali/Ya Rab ne onulmaz yaradır şimdiki hali/Şirazesi kopmuş gibi mazume-i iman? /Yaprakları yırtık, sürünür yerde perişan’ ifadeleriyle tarif ettiğini aktaran Milletvekili Aydemir, ‘Akifimizin, Tarihine mev’udu ezelken ebediyyet/ Ey tefrika zehriyle şaşırmış giden ümmet/ Nisyana çıkan yolda mı kaldın gümrah/La havle vela kuvvete illa billah?’ tespitini bir kez daha vurguluyor; Bin aydan hayırlı Kadir gecesi hürmetine birlik ve beraberliğin esas kılınması ve güçlenmesi niyazını paylaşıyoruz.’ mesajını verdi.

    ÇANAKKALE RUHUNU DİRİ, MESCİDİ AKSA HASSASİYETİNİ EBEDİ TUTANLARA SELAM OLSUN

    Kadir Gecesinin nefsi kurtarmak veya öne çıkarmayı değil, müşterek değerlerin muhafaza ve ihya hassasiyetini ifade ettiği, İslam Coğrafyasına dikkat ve yoğunlaşmayı sağladığına işaret eden Milletvekili Aydemir, Milli Şairimizin, ‘Sensin hele ey kitabı azem/Haşa buna hiç tereddüt etmem/Dünyada refik ü hemzebanım/Ukbada muin’ü mesteanım’ diye takdim ettiği Kuran-Azimüşşan hürmetine, devletimizin dirliği, milletimizin birliği, vatanın bütünlüğü yolunda can adayan şühedamızı rahmetle anıyor, Yüce milletimiz ve mensubu bulunduğu İslam Coğrafyasının Kadir Gecesi heyecan ve coşkusunu paylaşıyor; Çanakkale ruhunu diri tutanlara, Mescidi Aksa hassasiyetini ebedi kılanlara muhabbet ve şükranlarımızı sunuyoruz. ‘dedi.

  • Gemerek’te ’Hz. Peygamber, Tevhid Ve Vahdet Konulu’ Konferans

    Gemerek’te Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında İlahiyatçı-Yazar Ömer Döngeloğlu’nun katılımıyla ‘Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet’ konulu konferans düzenlendi.

    Konferansa Gemerek Kaymakamı Cuma Kılınç,Garnizon Komutanı Jandarma Yüzbaşı Barış Ulucanlı, Belediye Başkanı Mustafa Demir, Cumhuriyet Savcısı Nusret Suat Sarıkaya, daire amirleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Konferans ilk olarak saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

    Gemerek İlçe Müftüsü İhsan Öz programda yaptığı konuşmada,”Diyanet İşleri Başkanlığımız her kutlu doğum haftasında belli bir konuyu ele alıyor. Bu yıl da gelin birlik olalım çağrısıyla ve bugün Müslümanların her zamankinden daha çok ihtiyacımızın olduğu tevhid ve vahdet konusu, birlik ve beraberlik konusudur.”dedi.

    Konferansa konuşmacı olarak katılan Ömer Döngeloğlu,katılımcıları ‘Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet’ konusunda bilgilendirdi.

    Programın sonunda Kaymakam Cuma Kılınç Döngeloğlu’na Sızır Şelalesi’nin fotoğrafını hediye etti.

  • Elazığ’da ‘Tevhid, Vahdet, Gelin Birlik Olalım’ Konferansı Düzenlendi

    Elazığ Müftülüğü tarafından Kutlu Doğum Haftası nedeniyle, “Tevhid, Vahdet, Gelin Birlik Olalım” konulu konferans düzenlendi.

    Edibe Can Konferans Salonu’nda düzenlenen programa, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, İl Müftüsü Peyami Güngör, Vali Yardımcısı Üzeyir Yılmaz ve davetliler katıldı. Program öncesi davetliler, Kızılay tarafından kurulan stantta kan bağışında bulundu. Cabir Karataş’ın Kur’an’ı Kerim tilaveti okumasıyla başlayan program, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından konusu birlik olan sinevizyon gösterisiyle devam etti.

    Programın açılış konuşmasını yapan İl Müftüsü Peyami Güngör, “Kutlu Doğum Haftası’nı kutlamamızın sebebi o yüce Resulü daha iyi tanımak, anlamak ve onu hayatımızın her şubesinde kendimize rehber edinmektir. Muhakkaktır ki insanoğlu onu tanımadıkça, sevmedikçe, onun yolunda gitmedikçe hiçbir zaman kurtuluşa ermesi mümkün değildir. Hayatımızın her şubesinde, yememizde, içmemiz de ve oturmamızda o yüce Resulü kendimize örnek edinerek ancak dünya ve ahiret mutluluğuna erebiliriz” dedi.

    Tevhidin, Allah’ın tek ve her şeyin sahibi olduğuna inanmanın ve İslam’ın kendilerine öğrettiği en önemli değer olduğunu belirten Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, “Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e gelinceye kadar Kur’an’ı Kerim’de adları geçen 28, hadislerde 124 bin veya 224 bin peygamberin her birinin gönderildikleri kavimlere ilk anlattıkları şey tevhiddir. Bizim yüce dinimiz tevhide ermenin yollarını gösteriyor. İnsanoğlunun bu alemde pek çok ilgisi, alakası, arzusu ve hevesleri vardır. Peygamber efendimiz, ’Bu alaka, hefes ve arzuların teke indirilmesin tevhidi husud ile yükümlüdür’ der” ifadelerinde bulundu.

    Program, lise ve ortaokul öğrencilerinin katıldığı bilgi yarışmasında dereceye girenlere Diyanet İşleri Elazığ Şubesi tarafından ödül verilmesiyle sona erdi.

  • 12 Mart; yerel değil, genel bir bayramdır

    Erzurum’un düşman işgalinden kurtarılışının 95. yıldönümü ile istiklal marşımızın 92.kabul yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınlayan Erzurum Düşünce Ve Strateji Merkezi (ENER) Başkanı Vahdet Nafiz Aksu,“12 Mart; yerel değil, genel bir bayramdır, Erzurum’un kurtuluşu, vatanın kurtarılışına atılan ilk adım olmuştur. Bu büyük kurtuluş bayramı ile İstiklal Marşımızın kabul yıldönümünü kutluyorum.” dedi.
    Kurtuluş yıldönümlerinde şehir insanının iki temel görevi olması gerektiğine vurgu yapan Aksu, ”Bunlardan birisi kurtuluş coşkusunu doya doya yaşamak, diğeri de şehrin neden kurtarılacak hale geldiğinin muhasebesini yapmaktır.” şeklinde konuştu.
    Şanlı zaferlerimizin mimarı sembol şahsiyetlerimizi genç nesillere anlatıp tanıtmakiçin bugünlerin iyi bir fırsat olduğunu ifade eden Aksu, şunları söyledi:
    “ Erzurum’u vatana armağan eden aziz ecdadımızı bu vesile ile bir kere daha rahmet ve minnetle anıyoruz. Doksan beş yıl önce bugün, nice yokluk ve imkânsızlık içinde canlar feda edilerek Erzurum, Ermeni mezaliminden, esaret zilletinden kurtarılmıştır. Bunun sevinç ve gururunu her zerremizde hissederken, bir yandan da bir tarih muhasebesi içinde olmalıyız. Ne olmuştur da, bir şehir ve hatta bir ülke kurtarılacak vaziyete düşmüş, esaret zilletiyle yaralanmıştır. Bu tarihi mukadderatı hazırlayan sosyal, ekonomik ve tarihi gerekçeler nelerdir? Bunların hangileri kaçınılmazdır; hangileri idarî hata ve dirayetsizlikten başımıza gelmiştir?
    Kurtuluş günlerimizde bunu da düşünmekten geri durmamalıyız. Hem şanlı zaferlerin coşkusunu, hem de hezimetlerden alınması gerekli ibret derslerini genç nesillere iyi anlatmalıyız. Bu günleri birer “milli tarih muhasebesi” fırsatı olarak kabul etmeliyiz. Bu, kesinlikle bayramın neşelendirici ruhuyla tezat teşkil etmez. 12 Mart, zamanın ruhu, mekânın idrakidir. Bugün çifte bayramımızın biri de istiklal marşımızın kabulüdür. İstiklal savaşımızın büyük destanı, kurtuluş imanımızın sonsuzluğa haykırılışı olan istiklal marşımızın muhteşem şairi ”Allah bir daha bu millete istiklal marşı yazdırmasın” demiştir. Biz de bu duaya âmin derken, ‘Allah bir daha bu şehri kurtulacak hallere düşürmesin’ diyoruz.”
    Aksu 12 mart’ın yerel değil genel bir bayram olduğunu ifade ederek, “Bütün şehirlerin kurtuluş günleri elbette çok önemlidir. Ancak Erzurum’un kurtarılışının bu genel önemi aşan bir yanı var. Eğer Erzurum, Milli Mücadele’nin başlangıcında işgal altında olsa idi, burada bir Kongre’nin toplanması mümkün olamayacaktı. Belki Atatürk Erzurum’da olduğu gibi kendini lider tayin edecek bir organizasyon imkânını bulamayacaktı. Yani seçimle geldiği ilk görevi deruhte imkânına kavuşamayacak, askerlik görevinden de azledildiği için orduyu ve milleti harekete geçirecek bir pozisyonu belki de yakalayamayacaktı. Doğu’da asayişi sağlayıp arkayı emniyete almadan, Anadolu’da yeni bir ordu teşekkülü imkânı olamayacaktı. Erzurum Kongresi’ne zemin hazırlayan tarihi olay, Erzurum’un 12 Mart’ta kurtarılmış olmasıdır. Burada Kazım Karabekir Paşa’nın düzenli bir orduya komuta etmesi; Gazi’ye, “Ben ve kolordum emrinizdeyiz!” diyebilecek bir konumda oluşu milli mücadelemizin en kritik merhalesini teşkil eder. İşte bu yönüyle 12 Mart’ın, ülkemizin topyekûn kurtuluşu ile doğrudan bir bağı vardır. Bu yönüyle Erzurum’un kurtuluşu diğer şehirlerin kurtuluşundan muhteva ve mana bakımından farklılık arz eder. Kısaca ifade edersek, “Ülkenin kurtuluşuna, Millet Meclisi’nin açılışına ve Cumhuriyet’in kuruluşuna giden yol Erzurum’dan geçmiştir”. Bu nedenle, Erzurum’un kurtuluşu sadece Erzurum’da yapılacak kifayetsiz törenlerle geçiştirilecek bir olay değildir. Bu nedenle hem Kurtuluş bayramımızın ve hem de Kongre yıldönümlerimizin Türkiye çapında düzenlenecek şenliklerle kutlanması lazımdır. Bu görev öncelikle Cumhuriyet kurumlarına düşüyor. Sonra da Türkiye’nin dört bir bucağındaki Dadaşlara. Cumhuriyet dönemi boyunca, Milli Eğitim veya Kültür Bakanlıklarımız veya Üniversitelerimiz,“Erzurum’un Kurtuluşu”nu konu alan, konusu“23 Temmuz” olan kompozisyon, şiir yarışmaları düzenlenmemiş olması ciddi bir eksikliktir. Hiç değilse bundan böyle TRT, Devlet Tiyatroları veya Konservatuarlar,12 Mart ve 23 Temmuz konularını işleyen müzikal, tiyatro eserleri için ulusal çapta bir yarışma açalı, eserler sahnelemelidir. Fikir ve sanat âleminin bu ciddi konulara ilgisi sağlanmalıdır. Daha da önemlisi, kurtuluş ve anma etkinliklerinde sivil örgütler insiyatif almalıdır. Bu işler resmi formattan çıkarılmalı, halka maledilmelidir. Öte yandan, bu vesileyle Ermeni mezalimi müzesi önerimizi tekrarlıyoruz. Vatandaşımız olan Ermenileri dışlamadan, onlara husumet beslemeden, diasporanın ‘Soykırım’ iftirasına karşı milli duruşun merkezlerinden birisi de Erzurum olmalıdır. Her nerede yaşıyorlarsa yaşasınlar, bütün hemşerilerimiz kendi şehirlerindeki faaliyetlere lütfen ilgi göstersinler. Hatta çoluk çocuklarını da alıp şenliklere götürsünler. Evlatlarına kurtuluşun ehemmiyetini üşenmeden anlatsınlar. Genç nesillerin beyinlerine milli tarihimizi nakşetmezsek, kahramanlarımızı “model şahsiyetler” olarak sunmazsak, “milli bilinci” ayakta tutmamız mümkün müdür? Dünya dadaşlarının 12 Mart Bayramını ve istiklal marşımızın kabul yıldönümünü kutluyorum.” şeklinde konuştu.