Etiket: uzmanlar

  • Uzmanlar diyabet hastalarının beslenmelerine dikkat çekti

    Diyetisyen Gülay Kızıl, göz, böbrek ve sinir sisteminde hasar oluşumuna neden olan, ileri seviyede ise organ kaybı gibi riskleri de içinde barındıran diyabetle ilgili olarak hastaların nasıl beslenmeleri gerektiği konusunda önerilerde bulundu.

    Özel Bağlar Hastanesi’nden Diyetisyen Gülay Kızıl, aşırı susama, acıkma, sık idrara çıkma, yaraların geç iyileşmesi, bulanık görme, el ve ayaklarda karıncalanma ve sık sık enfeksiyonlarla karşılaşma gibi belirtilerle kendisini gösteren ve ileri seviyede el ve ayak kesilmesi gibi çok ciddi riskleri içinde barındıran diyabet hastalığına yakalanan hastaların beslenmeleri ve yapacakları diyetlerle ilgili olarak bazı önerilerde bulundu. Tüm diyabet hastalarında beslenme ve diyetin aynı olmadığına vurgu yapan Kızıl, diyabetin iki kategoride ele alınabileceğini belirterek, “Diyabet hastalığını tip 1 diyabet dediğimiz insüline bağımlı ve tip 2 dediğimiz insüline bağımsız diyabet olarak iki kategoride ele alabiliriz. Tip 1 diyabette temel kriterimiz karbonhidrat sayımıdır. Tip 1 diyabeti olan bir danışan, kesinlikle bir diyetisyen eşliğinde karbonhidrat sayımını öğrenmeli. Total karbonhidratının yüzde 15’ini kahvaltıda, yüzde 25’ini öğlen yemeğinde, yüzde 30’unu da akşam yemeğinde tüketmelidir. Diğer geri kalan karbonhidratları ise ara öğünlere paylaştırarak tüketmesi gerekir. Ara öğünlerimizde tüketilmesi gereken karbonhidrat miktarı tip 1 diyabetliler için 105 gramı geçmemelidir. Bu da bir dilim ekmek veya 4-5 adet kepekli, şekersiz bisküviye tekabül eder. Tip 2 diyabetlerde ise asıl kriterimiz hastanın kan şekerini regüle etmek, ani dalgalanmaları önlemek ve bu hastaları ideal kilolarına çekebilmektir. Çünkü tip 2 hastalarımız genellikle ideal kilolarının çok daha üstündedir” dedi.

    Nasıl beslenmeli?

    Diyabet diyetlerinde karbonhidratın öncelikle yüzde 50-55 aralığında olması gerektiğinin altını çizen Kızıl, “Karbonhidrat tercihimizi lif içeriği yüksek olup, aniden kan şekerinin yükselmesine engel olan kompleks dediğimiz karbonhidatlardan yana kullanmalıyız. Kompleks karbonhidratlar, yulaf ezmesi, tam tahıllı ekmek, kuru baklagiller, insülin içeren dirençli nişasta içeren kuru baklagiller bizim için vazgeçilmez kompleks karbonhidrat örnekleridir. Yağ miktarına değinecek olursak diyetimizin yağ miktarı yüzde 30’u geçmemeli. Tamamen yağsız bir diyet A, D, E ve K vitaminlerinin yetersizliğine sebebiyet vereceği için önermiyoruz. Burada dikkat etmemiz gereken nokta et yemeklerine kesinlikle ve kesinlikle ekstra yağ ilave edilmemeli. Sebze yemeklerimizde de zeytinyağı, kanola ve ayçiçeği yağı gibi bitkisel yağları kullanmalıyız. Dört yemek kaşığı kadar bir sebze yemeği içerisine bir tatlı kaşığı yağ kullanmak bizim için çok ideal bir ölçü olacaktır. Diyetin protein içeriği ise yüzde 15 olmalıdır. Vücudumuzun yapı taşı olan proteinler aynı zamanda doku onarımına da yardımcı olur. Diyetimizde vazgeçilmez protein kaynaklarımız beyaz et, süt ve süt türevleridir. Dikkat edilmesi gereken bir nokta aşırı proteinli beslenme karaciğer ve böbreklerde kalıcı hasara yol açabilmektedir. Dolayısıyla diyetimizin proteininin bir diyetisyen tarafından hazırlanması gerekir. C, E vitamini ve krom gibi mineraller diyabet diyetinde çok önemli parametrelerdir. C vitamini özellikle bağışıklık sistemimizi güçlendirir ve insülinin etkinliğini arttırmaktadır. E vitamini ise insülinin hücre içerisine girişini kolaylaştırır. Tarçın ve mantar gibi besinlerde bulunan krom ise kan şekerindeki ani dalgalanmaları önler. Diyetisyen tarafından hazırlanan diyetiniz C, E vitaminleri ve krom bakımından yeterli ise ekstra bir takviye almaya gerek yoktur. Bunun doktor veya diyetisyen kontrolünde olması en doğrusudur. Glisemik indeksi düşük besinler kan şekerimizin aniden yükselmesini engeller. Glisemik indeks, tükettiğimiz besinlerin kan şekerini yükseltme hızıdır. Kuru baklagiller, tam tahıllı ürünler bizim glisemik indeksi düşük besinlerdir. Muz, kivi, kavun, incir, pirinç ve patates gibi ürünler ise kan şekerimizin aniden yükselmesine sebep olan glisemik indeksi yüksek besinler grubundadır” diye konuştu.

    “Enerji içeriği olmayan bazı tatlandırıcılar kanseri tetikleyebilir”

    Enerji içeriği olmayan bazı tatlandırıcıların uzun vadede kullanımıyla beraber kanseri tetikleyebileceğine dikkat çeken Kızıl, “Bunu gösteren birçok çalışma var. Dolayısıyla ben danışanlarıma bitkisel özlü olan stevia gibi tatlandırıcıları haftada bir defa sütlü tatlılarında kullanabilmeleri için öneriyorum” ifadelerini kullandı.

  • Uzmanlar, Moddy’s’in kararıyla yatırımların artacağı görüşünde

    Moody’s’in Türkiye’nin “Baa3” ile “yatırım yapılabilir” seviyede bulunan kredi notunu teyit etmesiyle kararın FETÖ’ye verilmiş en güzel cevap olduğunu belirterek, kararla borsada yükseliş, döviz kurlarında da aşağı yönlü hareket olacağını ve yatırımların katlanarak artacağını söyledi.

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimden sonra Türkiye’nin notunu düşüren uluslararası derecelendirme kuruluşu S&P’nin ardından, Moody’s’in Türkiye’nin “Baa3” ile “yatırım yapılabilir” seviyede bulunan kredi notunu teyit etti. Uzmanlar, kararla birlikte borsada yükseliş, döviz kurlarında da aşağı yönlü hareket olacağını belirtirken, kararın darbecilere verilmiş en güzel cevap olduğuna dikkat çekti.

    “Darbecilere vurulan en büyük tokattır”

    Birçok reyting kuruluşu darbe girşimin hemen ardından yapılacak değerlendirmenin sağlıklı olmadığını söylemesine rağmen Standard & Poor’s (S&P)’un manidar bir şekilde not düşürdüğüne dikkat çeken Odak Döviz Kıymetli Madenler Anonim Şirketi Genel Müdürü Bilal Doğan, “S&P önyargılı, objektif olmayan bir yaklaşımla hiç de adil olmayan bir şekilde Türkiye’nin kredi notunu düşürdü. Ancak Moodys gördüğünüz gibi kredi notunu değiştirmeyerek, ’yatırım yapılabilir’ konumunu koruduğunu teyit etti. Bu aslında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Binali Yıldırım’ın daha önce ifade ettikleri gibi FETÖ ve üniformalı çetelerine ve bunların dışardan destekçilerine verilmiş en güzel cevaptır. Dünyanın hiçbir yerinde yoktur ki darbeler olduğunda halkı sokağa çıksn, demokrasisine ülkesine sahip çıksın ve cebindeki dövizi bozdurup vatanına,milletine ekonomik anlamda destek olsun. Bu darbecilere, darbe heveslilerine vatan hainlerine vurulmuş en büyük tokattır” dedi.

    “Borsada yükseliş döviz kurlarında düşüş”

    Moodys’in bu kararıyla mevcutta zaten devam eden yatırımların katlanarak süreceğini dile getiren Doğan, “Yatırımlar hız kesmeden artarak devam edecek. Kararla birlikte borsanın yükseleceğini, döviz kurlarının aşağı hareket edeceğini şimdiden söyleyebiliriz. İlk mesai gününde borsada yükseliş, döviz kurlarında düşüş bekliyoruz. Öte yandan petrol fiyatlarındaki düşüşün de ekonomik istikrarı destekleyeceğini söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

    “Döviz rezervlerinde sıkıntı yok”

    Türkiye’nin döviz rezervinde herhangi bir sıkıntı olmadığının altını çizen Doğan,”Bugün Merkez Bankası’nın 101 milyar 827 milyon dolara dolarlık döviz rezervi var. Bu başarısız darbe girişiminden sonra herhalde S&P Türk halkının bankalara koşup, bankalarda ya da ATM’lerin önünde kuyruklar oluşturmasını bekledi. Ama bütün dünya gördü ki tam tersine Türk halkı cebindeki dövizi bozdurup, mevduat olarak bankalara yatırdı. Bankalar uluslararası dalgalanmadan kaynaklanan o anki değerden, neredeyse yüksek fiyattan döviz almak istemedi. Çünkü bundan önceki darbelerde halk, evinden sokağa çıkamazdı. Oysa şu anda Türkiye halkı sokaktan evine girmiyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Binali Yıldırım’ın çağrısıyla, demokrasine ve ülkesine sahip çıkmak için şehitlerimize ve yaralılarımıza rağmen meydanlardan evine girmiyor” dedi.

    “S&P Türkiye’yi etkilemiyor”

    S&P’nin vermiş olduğu kredi notlarının Türkiye’yi etkilemeyeceğini vurgulayan Doğan,” Çünkü yabancı sermaye çıkışı yok, aksine girişi var. Döviz çıkışı yok, tam tersine döviz girişi var. Uluslararası yatırımcıların, partnerleriyle yapmış oldukları değerlendirmeden sonra yatırımlarının kaldığı yerden devamı ve yeni yatırımlarla ilgili projeler üretme kararı aldığını biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız yabancı yatırımcılarla yapmış olduğu toplantılarda Türkiye’nin ekonomik değerlerinin yerinde olduğunu, herhangi bir problemin olmadığını, MB rakamlarını da uluslararası yatırımcılara ifade etmiştir. Ekonomik herhangi anlamda herhangi bir olumsuz verinin olmadığını, bütçe fazlası olduğunu söylemiştir” diye konuştu.

    “Uluslararası konjonktür Türkiye lehine hareket etmekte”

    Uluslararası piyasadaki bütün dalgalanmalara rağmen ulusal yüzde endeksinin 71 bin seviyelerinden 75 bin seviyelerinde hareket ettiğini kaydeden Bilal Doğan, şunları söyledi:

    “Kaldı ki önümüzdeki günlerde de borsanın düştüğü bu noktadan itibaren yeni alımlar da gelecektir. Döviz kurlarından da kademeli olarak düşüş söz konusu olacaktır. Ayrıca uluslararası konjonktür Türkiye lehine hareket etmektedir. Çünkü uluslararası petrol fiyatları ciddi anlamda düşmeye devam ediyor. Uluslararası gösterge petrolü Brent, petrolü 43 dolar seviyesine kadar düşmüş ve önümüzdeki dönemde 40 doların altına düşme olasılığı yüksek. Bu hem bizim petrol faturamızı düşürecek, hem de cari açığımızı indirecektir.”

    “Fitch de aynı yönde karar bekliyoruz”

    19 Ağustos’ta diğer kredi derecelendirme kuruluşu Fitch ’in de vereceği kararın aynı yönde olmasını beklediğini dile getiren Doğan, notun teyit edileceğini söyledi.

    Öte yandan ülkelerin artık reyting kuruluşlarını da çok dikkate almadığını sözlerine ekleyen Doğan, “Birçok uluslararası yatırımcı artık bu reyting kuruluşlarını ciddiye almıyor. Zaten bu veriler her gün ülkelerin merkez bankaları, hazine müsteşarlıklarının bankalarının verilerinde yayınlanıyor” dedi.

  • Uzmanlar sıcak havalar için uyarıyor

    Meteoroloji’nin hava sıcaklıklarının 40 derecelere kadar çıkacağını bildirmesiyle, uzmanlardan vücut sağlığını korumaya yönelik önemli uyarılar geldi.

    Meteoroloji’den yapılan hava tahmin raporuna göre, batı bölgelerinde mevsim normallerinin 2 ile 5 derece üzerinde seyreden hava sıcaklığının hafta sonuna kadar artarak 40 derecelere ulaşması bekleniyor. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üstüne çıktığı bu günlerde İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Engin Türkmen, “40 derecenin üzerindeki aşırı sıcaklar negatif etkiler oluşturur ve hastalıkları olumsuz yönde arttırarak ölüme sebebiyet veren sonuçlara yol açabilir” diyerek önemli uyarılarda bulundu.

    Sıcak havalardan nasıl korunulması gerektiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Engin Türkmen, “Vücudumuzun en uygun ısısı 37 derecedir. 37 derecelik bu ısıyı sağlaması için vücudumuza yardımcı olacağız. Bedenimiz termostat vazifesi görerek bunu sağlamaya çalışır ama sıcak havalarda zorlanır. Bu durumlarda biz vücudumuza ne gibi yardımlarda bulunmalıyız? Birincisi, sıcağa aşırı maruz kalmayacağız. Bunun için bol, rahat ve pamuklu kıyafetler giyeceğiz, geniş bir şapka takacağız, gözlük kullanacağız. Gerekirse açık renkli şemsiyeler kullanmalıyız. Özellikle yaşlı kişilere sıcak ve güneşli havalarda şemsiye kullanmalarını öneriyorum. Bunun dışında her gün, normalde 1,5 litre olan sıvı ihtiyacımızı arttıracağız. Terleme yoluyla vücudumuzdan tuz kaybettiğimiz için tuzlu ayran ve soda gibi içerisinde mineral olan sıvılar tüketmeye özen göstermeliyiz. Bununla birlikte yaklaşık 2-3 litre sıvı tüketmemiz lazım. Üçüncüsü ise özellikle çok sıcak olan bu havalarda saat 11.00 ile 15.00 arasında mümkün mertebe dışarı çıkmamak lazım. Yine bu havalardan korunmak için hem sabah hem akşam olmak üzere günde iki defa duş almayı öneriyoruz. Gıda olarak örneğin dondurma, karpuz yiyebilir, soğuk ayran içebiliriz. Vücudumuzun kendisini içeriden soğutması için, içeriğinde sıvı miktarı çok olan bu besinleri tüketmekte fayda var. Spor yapan kişiler yaptıkları her bir saat spor için fazladan 1 litre daha fazla sıvı almalıdırlar. Eğer spor yapılacaksa da bunu ya sabah erken saatlerde ya da akşam güneş battıktan sonra yapmalarını öneriyoruz” açıklamasında bulundu.

    Risk grupları dikkat

    “Kronik hastalığı olan kişiler, yaşlılar, çocuklar ve gebeler risk gurubunu oluşturuyor” diyen Yrd. Doç. Dr. Türkmen, “Özellikle yaşlılarda muhakkak tansiyon, şeker, kolesterol, gibi bir takım hastalıklar oluyor. Bu kişilerin vücut adapte mekanizmaları da artık yavaş çalıştığı için dışarıdaki sıcaklığa uyum sağlayamıyorlar. Dolayısıyla yaşlıların hem korunma yöntemlerine dikkat etmeleri, yeterince sıvı almaları, aşırı sıcakta dışarıya çıkmamaları ve ilaçlarını aksatmadan kullanmaya devam etmeleri lazım. Çocukları kontrol altına alamıyoruz. Sıcak havalarda dışarıda oynuyorlar. Onlarda da sıvı kayıpları, ishaller çok sık görülebiliyor. Bazen söylemeseler de sıvı kaybına bağlı olarak çok büyük bir halsizlik ve yorgunlukla eve gelebilirler ve sıcak çarpmaları oluşabilir. Ebeveynler çocuklarına dikkat etmeliler. Gebeler ise sıcak havalarda yeterince sıvı almadıklarında, bebeklerin içinde bulunduğu amniyon sıvısında azalma meydana gelir. Bu da düşüklere ve bebekte bir takım sakatlıklara yol açabilir. Anne adaylarının daha fazla sıvı almalarını ve daha sık kontrollere gitmelerini öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Sıcaktan kaçayım derken klima hastalıklarına yakalanmayın”

    Astım ve kronik bronşiti olan kişileri de uyaran Yrd. Doç. Dr. Türkmen, “Astım ve kronik bronşit hastalarının akciğer kapasitesi yetersizdir. Dışarıdaki havanın ısısı yüksek, nem oranı da fazla ise akciğerin buharlaşması sistemi bloke olacaktır. O yüzden bu tür hastalar kronik bronşit akut alevlenme dediğimiz nefes darlığı krizleri ile hastanelere başvurabilirler. Hatta bu tür hastalar klimaları çok kullanırlar. Sıcaktan kaçayım derken bu sefer de klimanın oluşturduğu hastalıklara yakalanabilirler. Klimalarımızı optimum ayarında yani 24 derece olan oda ısısında çalıştırmalıyız. Bunlara dikkat edilmesi lazım” diye konuştu.

  • Uzmanlar bayram için uyardı:

    Manisa Halk Sağlığı Müdürü Dr. Ziya Tay, Ramazan ayı boyunca oruç tutan vatandaşların beslenme alışkanlıklarında meydana gelen değişikliklerin bayramla birlikte yaşanabilecek olumsuz etkilerini azaltmak için tavsiyelerde bulundu.

    Ramazan ayı boyunca beslenme alışkanlığında doğal olarak değişiklik olduğunu ve günlük öğün sayısının iftar ve sahur olmak üzere ikiye düştüğünü hatırlatan Manisa Halk Sağlığı Müdürü Dr. Ziya Tay, “Bayramla birlikte gerek öğün sayısının artması gerekse yeme isteğinin artması üzerine bazı sindirim sistemi rahatsızlıklarının da meydana gelmesine neden olmaktadır. Geleneksel olarak bayramlarda toplumsal yapımız gereği ikramı seven bir milletiz. Özellikle çikolata, hamur işleri gibi, baklava, börek gibi gıdaların bol bol ikram edilmesi ile enerji içeriği yüksek olan bu gıdaların sık ve fazla tüketilmesi nedeniyle kan şekerinin hızlı artışına, aşırı kilo almaya, obeziteye neden olabilmektedir. Bu sorunlara yol açmamak için vatandaşlarımızın bu ikramlarda ‘Hayır’ demesini bilmesini, gerekiyorsa bir sınırlama getirmesini öneriyoruz.” dedi.

    Bayram boyunca beslenmeye dikkat

    Bayram boyunca güne sabah hafif bir kahvaltı ile başlamanın önemli olduğunu kaydeden Dr. Tay, “Daha çok sebze meyve türü gıda tüketmek, yine kahvaltıda özellikle kızartmalardan, ağır ve yağlı gıdalardan uzak durulmasını tavsiye ediyoruz. Besinlerin iyi çiğnenmesini ve hızlı yenmemesini öneriyoruz. Özellikle tatlıların, çikolataların aşırı alınmasında mide bağırsak rahatsızlıklarının artacağını bu nedenle özellikle şekerli tatlılardan kaçınılmasını tavsiye ediyoruz. İlla tatlı alınacaksa sütlü tatlıları öneriyoruz. Şekerli içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, az şekerli limonata yada ayran içilmesini öneriyoruz.” şeklinde konuştu.

    Diyete bayram arası yok

    Diyabet, kalp, yüksek tansiyon gibi kronik rahatsızlığı olan vatandaşların bayram süresince de daha önce sürdürdükleri diyetlerini aynen sürdürmelerinin önemli olduğunu vurgulayan Dr. Tay, kronik rahatsızlığı olan vatandaşların diyete bayram arası vermemelerini önerdi.

    Sıvı tüketimi

    Ramazan boyunca su tüketiminde bir azalma olduğuna dikkat çeken Dr. Tay, “Biliyorsunuz Ramazan boyunca su tüketiminde de bir azalma oluyor, bir sıvı kaybı oluyor. Bu açığın kapatılması adına bayramdan sonra günde en az 2 buçuk litre su tüketilmeli. Sıvı gıdaların daha fazla bolca alınmasına gayret edilmelidir. Özellikle tansiyon hastalarının, yaşlıların kahve gibi çay gibi kafein içeriği yüksek gıdaları fazla miktarda tüketmemeli. Bu içecekler bayramda her gidilen yerde ikram edilmekte.” diye konuştu.

    Fiziksel aktivitelere başlanmalı

    Ramazan boyunca yapılan sahurla birlikte elde edilen gece yeme alışkanlığının bayramla birlikte terk edilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Tay açıklamasını şöyle tamamladı:

    “Ramazan boyunca sahura kalkıldığı için bu bazı kişilerde alışkanlık haline geliyor. Bayram sonrası da bu alışkanlığın devam etmemesi ve gece yemeklerinin yenmemesini öneriyoruz. Ramazan nedeniyle insanlar fiziksel aktivitelerini azaltıyorlar, enerji tasarrufu sağlamak adına. Bayram sonrası beslenmede bir artış olmasıyla birlikte aşırı kilo alımını engellemek için fiziksel aktiviteyi de hemen başlatmak gerekiyor. Haftada en az 4-5 gün 30 dakikadan az olmamak üzere yürüyüş yapmalarını öneriyoruz. Böylece bayramda ani kilo almalarını önlemelerini tavsiye ediyoruz.”

  • Uzmanlar Şemsiyesiz Dışarı Çıkılmaması Konusunda Uyardı

    Bir süredir Türkiye’yi etkisi altına alan sıcak havalar konusunda uzmanlardan bir uyarı daha geldi. Mersin Devlet Hastanesi doktorlarından Uzman Dr. Deniz Gezer, vatandaşların sıcak havada dikkatli olmasını isteyerek, “Risk grubunda olan hastaların, güneşin tam dik geldiği 11.00 ve 16.00 saatleri arasında dışarıda dolaşmaması gerekir. Dışarı çıkarken açık renkli, pamuklu ve bol elbiseler giymeliyiz. Mutlaka şemsiye bulundurmalıyız. Günlük 2-2.5 litre sıvı almalıyız” dedi.

    Bir süredir Türkiye’yi etkisi altına alan sıcak hava dalgası halen sürüyor. Meteoroloji yetkilileri sıcak havaların bir süre daha süreceğini bildirirken, doktorlardan da ardı ardına uyarılar gelmeye devam ediyor. Sıcak havalarla ilgili açıklamalarda bulunan Mersin Devlet Hastanesi doktorlarından Uzman Dr. Deniz Gezer, son günlerde hava sıcaklıklarının aniden artışının insanların sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi. Kronik hastalıkları bulunanların, yaşlıların, çocukların ve hamilelerin özellikle bu havalara dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Gezer, “Vücudumuz, fonksiyonlarını düzgün yürütebilmek için belli bir ısı aralığında çalışmak zorundadır. Sıcak havalarda vücut sıcaklığını düşürmek için en etkili yol ısıyı havaya vererek vücut sıcaklığının azaltılmasıdır. Isıyı dışarı verirken tuz ve su kaybı da meydana gelir. Çok sıcak havalarda, vücuttan havaya ısı transferi azalır ve vücut ısımız yükselir. Sıcak havalarda vücut ısısındaki artma sonucu kan akışkanlığı azalır. Sıcak çarpması dediğimiz bu olayda, baş ağrısı, bulantı, kusma, bilinç değişikliği görülebilir. Bu durum en sık çocuklar, kalp damar hastalığı olanlar, diyabet hastaları, hamileler, ateşli hastalığı olanlarda görülür. Bu durumda hastalar serin bir ortama götürülerek tuzlu ayran veya maden suyu ile sıvı açığı giderilmelidir. Vücuttaki su oranının yeterli düzeyde tutulması hayatı önem taşıdığından vücuttan kaybolan miktarda suyun mutlaka alınması zorunludur. Bayılma durumu varsa mutlaka sağlık personeli çağrılmalıdır” şeklinde konuştu.

    “MUTLAKA ŞEMSİYE BULUNDURMALIYIZ”

    Vücut ısısındaki artmanın kalp krizi, inme, migren atakları, epilepsi ataklarının tetiklenmesine neden olduğunu belirten Gezer, “Uzun süreli ve ağır spor yapılması vücut ısısının yükselmesini on kata kadar arttırmaktadır. Sıcak havalarda uzun süreli ve ağır sporlardan kaçınılmalıdır. Risk grubunda olan hastaların, güneşin tam dik geldiği 11.00 ve 16.00 saatleri arasında dışarıda dolaşmaması gerekir. Açık havada gölgede kalınsa dahi aşırı hava sıcaklığı ve nem vücudun su kaybetmesine neden olabilir. Dışarı çıkarken açık renkli, pamuklu ve bol elbiseler giymeliyiz. Mutlaka şemsiye bulundurmalıyız. Günlük 2 ile 2.5 litre sıvı almalıyız. Ağır ve yağlı yiyecekler yerine sebze ve meyvelere ağırlık vermeliyiz. Klima kullanıyorsak mutlaka bakımını yaptırmalı ve sık sık temizliğini yapmalıyız” ifadelerini kullandı.