Etiket: uzmanlar

  • Uzmanlar Gripten Korunmanın Yollarını Anlattı

    Harran Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Başkanı Doç. Dr. Hasan Karsen, son günlerde halkı tedirgin eden grip salgınının dünya eksenli bir salgın olduğunu söyleyerek, “Kimsenin tedirgin olmasına gerek yok” dedi.

    Son zamanlarda artan grip vakalarının daha önce de yaşandığını kaydeden Doç. Dr. Hasan Karsen, bu olayın fazla abartılmaması gerektiğini, bu gribin sadece ülkemizde değil tüm dünyada var olduğunu söyledi. Doç. Dr. Karsen, “Domuz gribi bizim ülkemizin temel hastalığı değil. Çünkü domuz kaynaklıdır, bizim ülkemizde de domuz yetiştiriciliği yoktur. Dünyanın globalleşmesi enfeksiyonun ve gribin de globalleşmesine neden oluyor. İnsanlar ülkeden ülkeye seyahat ettiklerinden hızlı bir sirkülasyon olduğu için haliyle bir yerde çıkan grip diğer yerlere de sıçrayabiliyor. Bu olay 2009’da böyle oldu ve tüm ülkelere yayıldı. Genelde nisan ayına kadar görülen bu hastalık sadece ülkemizde olan bir grip değil, dünya endeksli bir griptir” dedi.

    SOLUNUM YOLUYLA YAYILIYOR

    Virüsün solunum yoluyla yayıldığını dile getiren Doç. Dr. Hasan Karsen, “Grip virüsü daha çok solunum yoluyla yayılıyor. Virüs tükürük parçalarıyla da yayılabildiğinden aksırırken tek kullanımlık mendiller kullanıp, çöpe atmalarını vatandaşlara öneriyoruz. Ayrıca düzenli beslenmek ve kışın başta limon, portakal, greyfurt olmak üzere turunçgilleri daha fazla tüketmek gerekir. Tuzlu suyu ağzımızda gargara yapıp burnu tuzlu suyla yıkayarak orada oluşabilecek mikropları bir nebze önleyebiliriz” şeklinde konuştu.

    “VATANDAŞ GRİP AŞISI YAPTIRSIN”

    Domuz gribinden korunmanın bir yolu olan ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yarayan grip aşısının yapılmasını tavsiye eden Karsen, “Grip olup olmadığına bakmadan her vatandaşın grip aşısı yapması gerekir. Aşı bağışıklık sistemini güçlendirir. Hastalığa yakalanma riskini azaltır” diye konuştu.

    Herhangi bir grip hastalığına yakalanılması durumunda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Karsen, “Bu konuda hastanelerimizde ve doktorlarımızın elinde yeterince malzeme var. Zaten Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı’ndan almış olduğu ilacı bize ücretsiz veriyor. Şu anda Harran Tıp Fakültesi Hastanemizde yatan veya taburcu olan hastalarımıza da bu ilaçlardan verdik. İlaç sıkıntımız yok. Hastanemizde bir kliniğimizi sadece grip hastalarını yatırmak için ayırdık ki diğer vatandaşlarımıza bulaşmasın, vatandaşlarımızın içi rahat olsun. Kaybettiğimiz bir hastamız yok, tedavilerimiz devam ediyor” dedi.

    Karsen son olarak, “Temelde domuzlarda görülen bir grip türüdür, fakat insanlarda da görülebiliyor. Bu virüs hem domuzların hem de insanların grip olmasına sebebiyet veriyor. Kaynak domuz olduğu için haliyle bu grip türüne domuz gribi denmektedir” diye konuştu.

  • Uzmanlar Çocuk Hastalıkları Konusunda Aileleri Uyardı

    Şanlıurfa’da son yılların en yoğun kar yağışının görülmesinin ardından uzmanlar aileleri soğuk algınlığı ve grip konusunda uyardı. Şanlıurfa Çocuk Hastalıkları Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cemil Kaya çocuklarda soğuk algınlığına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

    Soğuk algınlığının basit burun iltihabı olduğunu, gribin ise daha ağır geçtiğini belirten Kaya, gribin özellikle şiddetli baş ve vücut ağrıları, ateş düşürücülere zaman zaman cevap dahi vermeyen 39 derece civarı ateş, kusma, öksürük, ileri derecede halsizlik, iştahsızlık ile kendini gösterdiğini ve bir hafta sürdüğünü söyledi. Kaya, bu nedenle soğuk algınlığı deyip geçiştirmemesi gerektiğini ve hemen doktora gidip önlem alınması gerektiğini vurguladı.

    “KIŞ AYI TADINDA KALMALI”

    Kaya, soğuk kış aylarında sıcacık yorganların altına sokulmak ve mis kokulu, insanın içini ısıtan çaylar içmek ya da uzun akşamlarda aile fertleriyle sohbet etmek gerektiğini söyledi. Kaya, “Kış, sevdiklerinizle bir tabak sıcak yemek etrafında toplanmak anlamına geliyor. Bu yüzden kış, havanın buz gibi soğukluğuna inat, insanın içine sıcak mı sıcak bir duygu bırakıyor. Keşke kış sadece bu güzellikleriyle kalsa. Ağır kış soğuğunun kendini iyice hissettirdiği şu günlerde soğuk algınlığına bağlı şikayetlerde de büyük artış olmakta. Çünkü bu aylar bebek, çocuk ve yetişkinlerin en çok hastalandığı dönemdir. Hasta sosyal hayatın içinde var olduğu müddetçe virüs başkalarına da bulaştırır. En basitinden bir kişinin hastalanması tüm aile bireylerinin de rahatsızlanması anlamına gelebilir” dedi. Literatürde soğuk algınlığına yol açan yüzlerce virüs olduğunu söyleyen Kaya, “Özellikle rhinovirüsler soğuk algınlığı vakalarının yaklaşık yarısından sorumludur ve çocuklar yılda 6 ile 8 defa soğuk algınlığı geçirebilirler. Soğuk algınlığı her ne kadar tüm yıl boyunca görülebilse de en sık olduğu dönem sonbahar döneminde Eylül ile Kasım, ilkbahar döneminde Mart ile Mayıs arasıdır” şeklinde konuştu.

    ÇOCUKLARDA SOĞUK ALGINLIĞI

    Çocuklarda soğuk algınlığı belirtilerini sıralayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cemil Kaya, “Burun akıntısı, ateş, hapşırma, öksürük, iştahsızlık, sinirlilik, uyuma güçlüğü bu belirtiler arasında yer alır. Çocuklar en çok kalabalık ortamlarda bu hastalığa yakalanır. Vücut direnci düşük olanlar, beslenme bozukluğu, kronik rahatsızlıklar, alerjik rahatsızlıkları olanlar, soğuk havada uzun süre kalanlar, çok kuru ortamlarda yaşayanlar, sigara içilen ortamda bulunanlar en çok bu hastalığa yakalanır” dedi.

    Soğuk algınlığı ile nezle arasındaki farka da dikkat çeken Kaya, “Soğuk algınlığı, basit burun iltihabıdır. Grip ise daha ağır, özellikle şiddetli baş ve vücut ağrıları, ateş düşürücülere zaman zaman cevap dahi vermeyen 39 derece civarı ateş, kusma, öksürük, ileri derecede halsizlik , iştahsızlık ile kendini gösterir ve tedavi altına alınsa bile en az bir hafta kadar süren bir tablo şeklindedir. Soğuk algınlığına has bir tedavi yoktur. Genel olarak hastanın konforunu sağlayacak tedaviler planlanmalıdır. Burun açıcı damla ve spreyler, çocuğun yaşına göre uygun tuzlu su içeren spreyler kullanılabilir. 3 ya da 5 gün süre ile burun açıcı burun spreyleri kullanılabilir, uzun süreli kullanım sakıncalıdır. Ağrı kesici, ateş düşürücü, iltihap giderici etkileri nedeni ile içinde parasetamol olan şuruplardan yanıt alınmaz ise ibuprufen içeren ilaçlar tercih edilebilir. Antibiyotikler, uzman doktor tavsiyesi dışında kesinlikle verilmemelidir. Bilinçsizce antibiyotik kullanımının faydası olmadığı gibi bağışıklık sistemini de olumsuz etkileyecektir. Balgam söktürücülerinin, öksürük ve alerji şuruplarının, ekinezya içeren preparatların, soğuk algınlığı ilaçları olarak bilinen kombine ilaçların ve gereksiz kullanılan vitaminlerin faydası olmadığı gösterilmiştir. Özellikle öksürük şuruplarının hekim tavsiyesi olmadan kontrolsüz kullanımlarında çok ciddi sorunlara yol açabildiği görülmüştür. Klasik olarak soğuk algınlığında sıvı alımının arttırılması önerilmektedir, fakat belirgin sıvı kaybı olmayan çocuklarda sıvı alımının arttırılmasının soğuk algınlığı üzerine olumlu etkisi saptanmamıştır. Burun kenarlarına vazelin sürmeniz burnunun tahriş olmasını önlemeye yardımcı olur. Bebeğinizin odasında bir nemlendirme makinesi ya da soğuk buhar makinesi kullanabilirsiniz. Bir diğer yol da bebeğinizi alıp banyoya götürerek sıcak suyu açıp kapıyı kapatır ve içeride 15 dakika beklerseniz. Bu da nemlendirme işlevi görür. Bebeğinize yaptıracağınız sıcak bir duş da aynı işi görür. Bebeğinizin nemlendirme cihazının içine ya da banyo suyuna damlatacağınız birkaç damla mentol, okaliptüs ya da çam yağı onun rahatlamasına yardımcı olur” diyerek anne ve babaların neler yapmaları gerektiğini vurguladı.

  • Uzmanlar. TEOG’u Değerlendirdi:

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) sistemi kapsamında 8. sınıf öğrencilerinin girdiği birinci dönem TEOG ortak sınavının ikinci oturumu Türkiye genelinde toplam 1 milyon 174 bin 427 ortaokul 8. sınıf öğrencisinin katılımıyla gerçekleşti.

    Sınav, tek oturumda ve 3 dersin sınavları farklı saatlerde olacak şekilde yapıldı. Her bir dersin sınavı, yurtiçi ve yurtdışı sınav merkezlerinde, Ankara saati ile 09.00, 10.10 ve 11.20’de aynı anda başladı. İkinci oturumda sırasıyla Fen ve Teknoloji, T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ve Yabancı Dil konulu ders sınavları gerçekleştirildi. Her ders sınavında, 20 sorunun yanıtlanması için öğrencilere 40’ar dakika verildi. Buna ek olarak öğrenciler 30’ar dakika dinlenme süresi kullandı. Ortak sınavlarda A, B, C ve D Kitapçığı olmak üzere 4 farklı kitapçık verildi. Her bir ders sınavı için salonlara 20’şer öğrenci yerleştirildi.

    HATALI SORU YOK

    Sınavın sona ermesinin ardından Uğur Okulları Akademik Kurul Üyeleri soruları değerlendirdi. Yayınlanan sınav sorularının 8. sınıf müfredatına ve sınav kazanım dağılımına uygun olduğunu dile getiren Uğur Okulları Genel Müdür Yardımcısı ve Akademik Kurul Başkanı Adil Kurt, hatalı soru bulunmadığını söyledi. Ortak sınavların tümünde doğru okuma konusuna hassasiyet gösterildiğinin altını çizen Kurt, ‘’Soruları doğru okuyan ve okuduğunu doğru yorumlayan öğrenciler bu sınavda başarılı olacaktır. İkinci sınava hazırlanırken öğrencilerimize konuları sindirerek ve neden-niçin ilişkisini sorgulayarak çalışmalarını tavsiye ederim’’dedi.

    DÜZENLİ ÇALIŞAN ÖĞRENCİLER ZORLANMADI

    2015 TEOG’un birinci dönem sınavlarının sona erdiğini belirten Uğur Okulları Kariyer Merkezi Direktörü Nazik Kösegil, ‘’Sınava genel olarak bakıldığında düzenli ders çalışan öğrencilerin zorlanmayacağı bir sınav olduğu görülmüştür. Yapılmış olan bu sınavların puanları, bir yandan 8.sınıf yılsonu başarı puanını etkilerken, diğer taraftan 700 puan üzerinden hesaplanan sınav puanını etkileyecektir. 27-28 Nisan 2016’da yapılacak olan 2. TEOG sınavları da aynı derecede bu puanlamaları etkileyecektir. 2. Dönem sınavlarının müfredatı, hem birinci hem de ikinci dönemin konularını içerecektir. Dolayısıyla öğrencilerimizin yapması gereken bitmiş olan sınavlarla ilgili olumsuz düşüncelerini bir kenara bırakıp derslerini dikkatli dinlemek, düzenli konu tekrarı yapmak ve verimli bir şekilde 2. dönem sınavlarına hazırlanmaktır. Veliler de bundan sonraki süreçte yapılmış olan sınavla ilgili öğrencilerle kırıcı, karşılaştırma içeren yargılayıcı konuşma ve tavırlardan uzak durmalıdır. 2. dönem sınavlarının da puanlama da ciddi bir şekilde etkili olduğunu unutmadan öğrencinin sağlıklı ve verimli ders çalışabileceği ortamları oluşturmalıdırlar. Özetle süreç devam ediyor, bu sınavda yaşanmış tüm olumsuzluklardan ders alarak, öğrenci, veli ve öğretmenler Nisan sınavlarına hazırlanmalıdırlar’’ ifadelerinde bulundu.

    ‘’ANLAM SORULARINDA BİR İKİ SORU BELİRLEYİCİ OLACAKTIR’’

    Türkçe sınavındaki soruların MEB kazanımlarına ve müfredata uygun bir şekilde sorulduğunu dile getiren Uğur Okulları Türkçe Akademik Kurul Başkanı Handan Büke, ‘’Sorular anlam, dil bilgisi, yazım ve noktalama konularından sorulmuştur. Anlam sorularında bir iki soru belirleyicidir. Bunun dışındaki anlam soruları öğrencinin rahatlıkla anlayabileceği düzeydedir. Anlam soruları içinden parçada anlam soruları geçtiğimiz yıl TEOG-1 sorularıyla uzunluk bakımından benzerlik göstermektedir. MEB’in yayınladığı kazanım testlerine ve değerlendirme sınavlarına benzer yapıda sorulmuştur. Metinler dil bakımından açık ve doğru seçeneğe rahatlıkla yöneltebilecek niteliktedir. Deyimler sorusu günlük hayatta öğrencilerin rahatlıkla karşılaşabileceği tarzda sorulmuştur. Dil bilgisi soruları konu bilgisi yeterli olan öğrencilerin rahatlıkla çözebileceği tarzda hazırlanmış. Yazım ve noktalama soruları ise beklenen tarzda gelmiştir. Sınavın içeriği parçada anlam, sözcükte anlam, cümlede anlam, söz sanatları, yazı türleri, anlatım biçimleri ve düşünce geliştirme yolları, deyimler, eylemsi, cümlenin öğeleri, yazım bilgisi ve noktalamadan oluşmuştur. Beklenmedik tarzda soru sorulmamıştır’’ diyerek sınavdaki Türkçe sorularını değerlendirdi.

    MATEMATİK SINAVI BU SENE PROBLEM AĞIRLIKLI

    Matematik sınavının sorularının MEB kazanımlarına ve müfredatına uygun olduğunu ve sınavdaki soruların kareköklü, üslü sayılar, sayı örüntüleri ve özdeşlik tanımından sorulduğunu belirten Uğur Okulları Matematik Akademik Kurul Başkanı Zuhal Namlısoy, ‘’Geçen yıllarda yapılan TEOG sınavına göre daha problem ağırlıklı bir sınav oldu. Temel bilgiler içeren çözümü kolay soruların yanı sıra yorum gerektiren sorular da vardı. Bazı sorular 7. sınıf bilgisi gerektiren kısımlar içermekteydi. Genel olarak 3 veya 4 soru eleyici diyebiliriz. Beklenen düzeyde sorular sorulmuştu’’ dedi.

    ‘’DOĞRU OKUYAN VE YORUMLAYANLAR İYİ BİR SONUÇ ALACAK’’

    Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi sınavının sorularının MEB kazanımlarına ve müfredatına uygun şekilde olduğunu ifade eden Uğur Okulları Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Akademik Kurul Başkanı Hatice Boztaş, ‘’1. ünite olan “Kaza ve Kader” sınavın içeriğini belirlemiştir. Beklendiği gibi daha çok anlamaya dayalı sorulara yer verilmiştir. Doğru okuyan ve okuduğunu iyi yorumlayan öğrenciler sınavdan iyi bir sonuç alabilirler’’ diye konuştu.

    FİZİK SORULARINDA FİKİR YÜRÜTME ÖN PLANDA

    Fen Bilimleri sınavının MEB müfredatına ve kazanımlarına uygun olduğunu söyleyen Uğur Okulları Fen ve Teknoloji Akademik Kurul Başkanı Filiz Polat, ‘’MEB tarafından sınav öncesi yayınlanan kazanım testleri ve değerlendirme sınavlarına benzer sorular bulunmaktaydı. Önceki yıllardaki TEOG sınavlarına benzer nitelikteydi. Çok zor bir sınav değildi. Ancak belirleyici sorular vardı. Sınavda 11 Biyoloji, 9 Fizik sorusu bulunmaktaydı. Biyoloji soruları 1. Ünitede bulunan DNA, Genetik kod, Hücre Bölünmeleri, Kalıtım, Adaptasyon ve Evrim konularından oluşmaktaydı. Bu sorular okuduğunu anlama, yorumlama ve dikkati ölçme niteliğindeydi. Fizik soruları ise 2.ünitede bulunan Kaldırma Kuvveti konularından oluşmaktaydı. Bu sorular görsel açıdan zengin, deney ve grafik ağırlıklıdır. Öğrencilerden fikir yürütmeleri istenmiştir. Dinamometre soruları ise dikkat gerektiren sorulardı. Dikkatli olan, okuduğunu anlayan, yorumlayan tüm öğrencilerin başarılı olacaktır. Tüm öğrencilere geçmiş olsun diliyoruz’’ diye konuştu.

    T.C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK SORULARI NASILDI?

    TC İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük sınav sorularının, MEB’in sene başında yayımlamış olduğu kazanımlarına ve müfredatına uygun olduğunu ifade eden Uğur Okulları Sosyal Bilgiler Akademik Kurul Başkanı Burcu Sertkahya, ‘’ Sorular, öğrencilerimizin sorumlu oldukları tüm ünitelerden sorulmuş olup, ağırlıklı olarak I.Ünite ’’Bir Kahraman Doğuyor’’ ve ’’II. Ünite ’’Milli Uyanış: Yurdumuzun İşgaline Tepkiler’’ ünitesinden sorulmuştur. Özellikle bu yıl önceki yıllara göre I.Ünite olan ’’Bir Kahraman Doğuyor’dan daha fazla sayıda soru sorulmuştur. Sorular, öğrencilerin hem bilgilerini yoklayıcı hem de bilgilerini yorumlamaya dayalı bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca kazanımlar, tablo ve diyagramla da görselleştirilerek sorulmuştur. Sınav, yeterli bilgi düzeyine sahip tüm öğrencilerimizin yapabileceği zorluk derecesindedir’’ dedi.

    İNGİLİZCE SORULARI BU SENE DAHA KOLAY

    İngilizce sınavındaki soruların, MEB’in sene başında yayınladığı müfredata ve kazanımlara uygun olduğunu belirten Uğur Okulları İngilizce Akademik Kurul Başkanı Ernu Maro, ‘’Sınav soruları ağırlıklı olarak Ünite 1, 2, 3 konularından sorulmuştur. Sınav sorularındaki konu dağılımı tüm ünitelerle eşit orandadır. Kazanımlar Tablo ile görselleştirilerek sunulmuştur. Sorular, daha çok diyalog şeklinde öğrencilerin anlayabileceği şekildedir. Sınavda, boşluk doldurma, cümle tamamlama soruları yer almaktadır. Ayrıca kelime bilgisini de ölçen sorular oldukça fazla bulunmaktadır buna ilaveten okuduğunu anlamayı ölçen paragraf soruları da yer almaktadır. İngilizce sınavında müfredat dışı soru bulunmamaktadır. Geçen seneki sorulara oranla bu sene daha kolay sorular sorulmuştur’’ diyerek sınavın İngilizce bölümünü değerlendirdi.

  • Uzmanlar: “Diyabet Tedavisi Bir Eğitim Meselesidir”

    Medical Park Ordu Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Selda Gürol, diyabet tedavisinin iyi yönetilmesi ve doğru bir tedavi ile hastalığın kontrol altında tutulmasında hastaya iyi bir eğitim verilmesi gerektiğini söyledi.

    “Diyabet ile yaşam bir eğitim meselesidir” diyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Selda Gürol, diyabet tedavisinde öncelikle diyabetin eğitimi kadar edinilen bilgilerin günlük yaşama uygulanması ve sürekliliğinin de çok önemli olduğuna dikkat çekti. Gürol, “Diyabet hastaları yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermelidir. Diyabetli hastalarda yiyeceklerin doğru miktarda tüketilmesi çok önemlidir. Uygun beslenme programları diyetisyenlere danışılarak öğrenilebilir. Düzenli spor yapılarak, kilo kontrol altında tutulmalıdır. Spor vücuttaki şekerin hızla tüketilmesine yardımcı olarak kan şekeri düzeyini dengelemektedir. Ancak spora başlamadan önce mutlaka doktora danışılarak tıbbi kontrolden geçilmeli ve yapılabilecek uygun spora karar verilmelidir. Diyabet hastaları ilaçlarını doktorlarının önerdiği şekilde ve miktarda kullanmalıdır. Kan şekerini doktorlarının tavsiye ettiği sıklıkta ölçmeli ve insülin kullanılması gerekiyorsa doktorun önerdiği doz ve zamanda, diyabet hemşiresinin gösterdiği uygulamaya göre yapmalıdır. Takiplerini yapan doktorun önerdiği aralıklarla gerekli kontrolleri yaptırmalı, yılda bir kezde mutlaka göz, kalp ve nöroloji muayenesi yaptırılmalıdır” dedi.

  • Uzmanlar Anne Adaylarını Uyarıyor: “Normal Doğum Yapın”

    Ordu Kamu Hastaneler Birliği Tıbbi Hizmetler Başkanı Uzm. Dr. Kubilay Vural, normal doğumun önemine dikkat çekerek, “Normal doğan bir bebekte, sezaryenle doğan bebeklere kıyasla solunum problemleri daha az görülür” dedi.

    Normal Doğumu Teşvik Programı kapsamında açılan gebe okulları sayesinde anne adaylarına yönelik, normal doğum ile ilgili bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları devam ediyor. Ordu Kamu Hastaneler Birliği Tıbbi Hizmetler Başkanı Uzm. Dr. Kubilay Vural, hastane yöneticileri ve genel sekreterlik çalışanları ile birlikte SB-ODÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesinde normal doğum yapan anneleri ziyaret ederek çiçek takdim etti.

    Sezaryen doğumun zorunlu kalınmadığı sürece tercih edilmemesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Kubilay Vural, gebe okullarında verilen eğitimlerle anne adaylarının bilinçlenmeleri sayesinde doğum korkularını yenmelerinin sağlandığını, eğitim alan annelerin normal doğumu tercih ettiğini belirtti.

    Normal doğumun hem anne hem bebek açısından daha sağlıklı olduğunu kaydeden Dr. Vural, “Normal yolla doğan bebeklerde sezaryenle doğan bebeklere kıyasla solunum problemleri daha az görülür. Bebeklerin doğum sırasında annesinden aldığı koruyucu bakteriler bağışıklık sisteminin güçlenmesinde de etkilidir. Anne açısından düşünüldüğünde ise normal doğum yapan annelerin iyileşme ve günlük hayata dönme süreci daha hızlıdır. Rahimle bir kesi ya da hasar oluşmadığı için sonraki doğumları da normal yol ile yapma şansları vardır. Annelerin kendilerine olan güvenleri de artar. Ayrıca doğum sırasında anne ölüm oranı da daha azdır” diye konuştu.