Etiket: uzmanlar

  • ’Atlı Kadın Arkeolojik Buluntuları Araştırma Projesi’ni Türk Uzmanlar İnceleyecek

    Moğolistan’da bulunan ve Göktürk dönemine ait olduğu düşünülen bin 500 yıllık kadın mumyası, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansının (TİKA) davet ettiği Türk uzmanlar tarafından incelemeye alındı.

    Tarihçi Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Arkeolog Sebahattin Küçük, Prof. Dr. Vedat Onar, Dr. Dilek Olgun Erdikmen, Yrd. Doç. Dr. Yasemin Yılmaz, Moğolistan Hovd vilayeti sınırları içerisinde Altay Dağları’nda bulunan Göktürk dönemine ait 1500 yıllık olduğu düşünülen mumyalanmış kıyafetleri ile gömülmüş olan kadını ve yine beraberinde koşum takımları ile birlikte gömülen at buluntularının incelemek amacıyla Türkiye’den Moğolistan’a gitti.

    Mumyanın bulunduğu mezarda bir at, eyer, dizgin, kilden bir kap, ahşap bir kase, bir demir kazan ve “Dööl” adı verilen dört farklı geleneksel Moğol kıyafeti bulundu. Mezarda ayrıca yastıklar, bir koyun kafası, içine bir koyunun sırtı konulmuş keçeden bir seyahat çantası, keçi kemikleri ve çanağı taşımak için kullanılan bir çanta da bulunuyor.

    Moğolistan Eğitim, Kültür ve Bilim Bakanlığı ile TİKA işbirliğinde yapılan Altay Dağlarında bulunan “Atlı Kadın Arkeolojik Buluntuları Araştırma Projesi” kapsamında ilgili kurum uzmanları bir araya gelerek, bir hafta sürecek olan çalışma ile ilgili bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından Moğolistan’a davet edilen uzmanlar, Moğol meslektaşlarıyla mumyaların bulunduğu Miras Merkezi’ni ziyaret etti. Görüşme çerçevesinde, Moğolistan Eğitim Bakanlığı, Uzmanı B. Davaatseren, projeyi hayata geçirmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bu önemli proje için kısa sürede böyle büyük bir ekip oluşturarak, Moğolistan’a geldiğiniz için teşekkür ediyoruz. Konunun uzmanları olarak önemli bir sonuç elde edeceğinizi umut ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Prof. Dr. Ahmet Taşağıl görüşme esnasında yapmış olduğu konuşmada, Türk tarihine ışık tutacak bu proje kapsamında Türkiye’den gelen uzmanların yarından itibaren bir hafta sürecek olan çalışmalarını sürdürerek, örnek alınacağını ve analizlerinin en kısa sürede ABD’ye gönderilerek analiz sonuçlarını elde edileceğini kaydetti.

    TİKA Ulanbator Program Koordinatörü Veysel Çiftci, TİKA’nın tarihi ve kültürel alandaki projelere önem verdiğini söyleterek, Göktürk dönemine ait Altay Dağlarında bulunan “Atlı Kadın Arkeolojik Buluntuları Araştırma Projesi” kapsamında Türkiye’den gelen uzmanların çalışmalara başladığını ve yapılan analizlerden sonra, tarihi eserlerin konservasyon çalışmalarına başlanacağını ifade etti.

  • Uzmanlar, TEOG Sorularını Değerlendirdi

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 8’inci sınıflar için düzenlenen merkezi ortak sınavların ikinci gün oturumu yapıldı. Bahçeşehir Okulları Bölüm Başkanları TEOG-2 Fen ve Teknoloji, İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ile İngilizce sorularını değerlendirdi.

    ”Fen ve Teknoloji soruları dikkatli ve düzenli çalışan öğrencilerin yapabileceği düzeydeydi” diyen Bahçeşehir Okulları Fen ve Teknoloji Bölüm Başkanı Senem Ertün “8. sınıf 2. Dönem Fen ve Teknoloji Merkezi Ortak Sınav’ı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın daha önce açıkladığı sınırlamalara ve kazanımlara uygundur. Sınav; dikkat gerektiren ve düzenli çalışan öğrencilerin zorlanmadan yapabilecekleri sorulardan oluşmaktadır. Genel olarak sınavın orta güçlükte olduğu söylenebilir. Öğrencilerden gelen dönütlerden yola çıkarak ses ünitesine ait sorulardan birinin içinde yer alan ‘Lütfen gürültü yapmayınız. ’ ifadesinin sesin yüksekliği ile mi ilgili yoksa şiddeti ile mi ilgili olduğu noktasında tereddüt yaşandığı anlaşılmıştır. Maddenin Halleri ve Isı ünitesiyle ilgili ayırt edici sorular yer almaktadır. Sınavda güncel bilimsel çalışmalar ve günlük hayattan yola çıkılarak tasarlanmış sorular da dikkat çekmektedir. Sınavda ağırlıklı olarak deney soruları yer almaktadır. Deney soruları dikkatli okunduğunda ve değişkenleri doğru analiz edildiğinde rahatlıkla çözülebilecek düzeydedir” açıklamalarında bulundu.

    Fen ve Teknoloji sorularının ünite dağılımlarına bakıldığında ise Hücre Bölünmesi ve Kalıtım ünitesinden 1 soru, Kuvvet ve Hareket ünitesinden 1 soru, Maddenin Yapısı ve Özellikleri ünitesinden 4 soru, Ses ünitesinden 3 soru, Maddenin Halleri ve Isı ünitesinden 7 soru ve Canlılar ve Enerji İlişkileri ünitesinden ise 4 soru gelmiştir.

    “Terimsel terminolojiye hâkim öğrencilerin rahatlıkla yapabileceği bir sınavdı” diyen Bahçeşehir Okulları Sosyal Bilgiler Bölüm Başkanı Ferda Gençel, “Sınavı değerlendirdiğimizde MEB müfredat ve kazanımlarına uygun olduğu görülmüştür. Sorular daha çok son üç üniteden gelmiştir. Sınav dikkat gerektiren sorulardan oluşmuş olup terimsel terminolojiye hâkim öğrencilerin rahatlıkla yapabileceği bir sınavdır. Sınavda olumsuz soru köküne ait dört soru olduğu görülmüştür. Sınav üniteler arası ilişkilendirmeye dayalı bilgi ve yorumun iç içe olduğu tarzda sorulardan oluşmuştur. Sınavda Selanik’in taşıdığı özelliklerle ilgili soruda verilen özelliklerin “kültürel ve sosyal” olarak sınıflandırılması istenmiştir. Fakat bu alanlara yönelik verilen bilgilerin birbirine çok yakın ve birbiri ile ilişkili kavramlar olması nedeniyle öğrencilerin ayrım yapmakta zorlandığı bir soru olmuştur. Geçmiş senelerde bu konuya ait soruların aşağıdaki gibi sorulmuş olması da ayrım yapmayı zorlaştırmış olduğu söylenebilir” dedi.

    T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersi sorularının ünite dağılımına bakıldığında ise Bir Kahraman Doğuyor ünitesinden 1 soru, Milli Uyanış: Yurdumuzun İşgaline Tepkiler ünitesinden 1 soru, Ya İstiklal Ya Ölüm ünitesinden 6 soru, Çağdaş Türkiye Yolunda Adımlar ünitesinden 6 soru ve Atatürkçülük ünitesinden 6 soru sorulmuştur.

    “İngilizce soruları orta güçlükteydi” diyen Bahçeşehir Okulları Yabancı Diller Bölüm Başkanı Orçun Barış ise, “2015-2016 eğitim ve öğretim yılı 2. Dönem Merkezi Ortak Sınavı İngilizce sorularının dağılımları ve kazanımları Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan kazanımlara ve müfredata uygundur. Uygulanan Merkezi Ortak Sınav’da karşılıklı konuşma ve okuduğunu anlama becerilerini ölçer nitelikte soruların ağırlıkta olduğu gözlemlenmiştir. Sorular ayrıntılı bir şekilde incelendiğinde, TEOG-1 konularından 4 adet soru geldiği diğer soruların tamamının TEOG-2 kazanımları ile ilgili olduğu görülmektedir. Genel olarak orta güçlükte hazırlanmış sınavda, yanlış olmamakla beraber telefon görüşmesi şeklinde verilen sorudaki diyalog akışının doğal olmadığı ama buna karşın doğru cevabı bulmakta da bir sorun yaşanmadığı gözlemlenmiştir” diye konuştu.

    İngilizce testindeki kazanımlar ve soru dağılımına bakıldığında ise Understanding the texts related to the topic “Internet” ünitesinden 1 soru, Following a phone conversation ünitesinden 2 soru, Expressing concern and sympathy 1 soru, Understanding high frequency words related to communication ünitesinden 1 soru, Exchanging information on topics related to tourism ünitesinden 1 soru, Asking and answering question about the process of making a dish ünitesinden 1 soru, Giving explanations/reasons ünitesinden 1 soru, Talking about their Internet habits ünitesinden 1 soru, Talking about different sports and activities ünitesinden 2 soru, Accepting and refusing ünitesinden 1 soru, Understanding simple texts on communication 1 soru, Talking about responsibilities ünitesinden 1 soru, Understanding various texts about tourism ünitesinden 3 soru ve Understanding simple texts about daily responsibilities ünitesinden 3 soru sorulmuştur.

  • Uzmanlar Uyardı: “Sınavdan Önce Bal, Pekmez Yemeyin”

    Uzmanlar, 27-28 Nisan tarihlerinde yapılacak Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı’na (TEOG) girecek öğrencilere uyarılarda bulundu. “Zeka açar” diyerek sınava sayılı saatler kala öğrencilere verilen bal ve pekmezin karbonhidrat yapısı nedeniyle öğrencinin dikkatini dağıttığını söyleyen uzmanlar, onun yerine hafızayı güçlendiren balık, havuç, meyve ve kuru yemiş gibi gıdalar tavsiye etti.

    Uzmanlar, 27-28 Nisan tarihlerinde yapılacak Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı (TEOG) öncesinde sınava girecek 1 milyon 174 bin 427 adaya uyarılarda bulundu. Sınava sayılı saatler kala uzmanlar öğrencileri sınav öncesi uyması gereken taktikler konusunda uyardı.

    Öğrencilere önerilerde bulunan Eğitim Koçu Binnur Duman sınavda en önemli taktiğin sakin kalmak ve zaman kullanımını iyi ayarlamak olduğunu belirtti. Özellikle zor görülen matematik ve fen bilimleri gibi derslere ön yargının kırılması gerektiğini belirten Eğitim Koçu Binnur Duman, “İlk şart sakinlik, heyecanın azaltılması ve zamanın doğru kontrol edilmesi. Zeka açar diyerek annelerin yedirdiği bal pekmezler karbon hidrat yapısıyla öğrencinin dikkatini dağıtıyor. Onun yerine hafızayı güçlendiren balık, havuç, meyve ve kuru yemiş gibi gıdalar tüketilmeli. Uykusuz kalmayın, son günlerde sadece deneme sınavı çözün. Anne babası tarafından değerli olduğunu hisseden öğrenci başarıya daha kolay odaklanır” dedi.

    “YETERİNCE ÇALIŞMIŞ ÖĞRENCİLER SORULARA ÖN YARGILI YAKLAŞMAZ”

    Birinci oturumda Türkçe, Matematik, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, ikinci oturumda ise Fen ve Teknoloji, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ile yabancı dil ders yazılıları gerçekleştirileceğini belirten Duman, şu uyarılarda bulundu:

    “Yeterince çalışmış öğrenciler sorulara ön yargılı yaklaşmaz ve sürelerini etkin kullanırlarsa sınavın rahatlıkla üstesinden gelebilirler. Öğrenciler, soruyu görür görmez ‘Çözemeyeceğim ’;‘Bu soruda çok zaman kaybedeceğim’ endişesine kapılabiliyor. Soruyu anlamak ve daha sonra cevaba geçmek sınavın temelini oluşturur. En büyük hatalar olumsuz soru kökü barındıran sorularda, öğrenci soruyu olumlu algılayıp hemen gördüğü ilk seçeneği doğru olarak işaretleyebiliyor. Uzun soru, zor sorudur’ anlayışı yanlıştır. Paragraf sorularında önce koyu yazılmış olan soru kökü okunması, ardından da paragrafın okuması gerekiyor. Altı çizili sözcükleri iyi anlamak için bu tip soruları görünce, altı çizili sözcükler hemen büyük bir daire içine alınarak belirginleştirilmelidir. Birden fazla işlem yapılması gereken sorularda kesinlikle kafadan hesap yapılmamalı, yazılarak, kâğıt üzerinde işlem sırası gözetilerek bu sorular çözülmelidir. Zorlanılan ya da zaman kaybı oluşturacak tarzda soruları sınav sonuna bırakmak önemlidir. Böylece sorularla duygusal bir ilişkiye girilmez ve ‘Eyvah bu soruyu yapamadım’ paniği ortadan kalkar.”

    “ÇOCUĞA TEOG SINAVI ÖNCESİ BAL PEKMEZ YEDİRMEYİN”

    Sınava saatler kala öğrencilerin beslenme ve çalışma tempolarını değiştirmeyi öneren Binnur Duman, “Anneleriniz sizlere muhtemelen zeka açar diye bal-pekmez yedirmeye başlamıştır. Bu tur karbonhidrat içeren besinler yerine özelikle hafıza güçlendirici B vitamini kompleksi almaya gayret edin. Havuç A vitamini açısından zengindir yanı sıra badem ve ceviz, yaban mersini hafıza için oldukça iyidir, bolca tüketin. Uyku düzeninize mutlaka dikkat edin. Gece geç saatlere kadar ayakta kalmayın, ders çalışmak için dahi olsa. Önceki yıllarda TEOG sınavında hangi sorular ne kadar çıktıysa ve hangi zorluktaysa, bu sene de aşağı yukarı aynı olacaktır. Son güne kadar yoğun çalışarak kafanızı yormayın ama mutlaka her gün çalışın. Matematik konularınız bitmediyse, eksik konularınızı tamamlamaya çalışın. Eğer konularınız bittiyse bol bol deneme çözün. TEOG dünyanın sonu değil ! Ne ilk gireceğiniz sınav, ne de son. Her şey sınav da değil. Bu hayatta derslerden çok daha önemli şeyler var. Korkmayın, aşırı heyecana hiç mi hiç gerek yok. Sınava girdiğiniz ilk an her şeyi unutmuş gibi hissedeceksiniz” diye konuştu.

  • Uzmanlar Meme Kanseri İçin Uyarıyor

    Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gülden Cancan, “Her 8 kadından 1’inin yakalanma riski bulunan meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor. Bu nedenle özellikle 40 yaşından sonra her kadın tedbirli olmalı ve düzenli olarak hekim kontrolünden geçmeli. Meme kanserine karşı bugün Amerika’da uygulanan tedavi yöntemlerini ve gelişmiş sağlık teknolojisini Köroğlu Ünitemizde hastalarımıza sunabiliyoruz” dedi.

    Kanser nedenli ölümlerde meme kanserinin ikinci sırada olduğunu ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gülden Cancan, “Meme kanseri, memenin süt bezlerinde ve üretilen sütü meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücreler arasında çeşitli etkenler sonucu kontrolsüz şekilde çoğalan ve başka organlara yayılma potansiyeli taşıyan hücrelerden meydana gelen tümöral oluşumdur. Meme kanserine hangi etkenlerin neden olduğu kesin olarak bilinmiyor. Bazı kadınlarda genetik yatkınlık oluşturan gen mutasyonları (genlerde kansere eğilim yaratan bozukluklar) meme kanseri riskini artırırken, diğerleri kadın olmak dışında bir risk faktörü taşımıyor. Tüm kanser türlerine bağlı ölümler arasında meme kanserine bağlı ölümler ikinci sırada yer alıyor” diye konuştu.

    Meme kanseri konusunda kadınlara uyarılarda bulunan Cancan, “Türkiye’de meme kanserine yakalanma oranı bir hayli yüksek. Nedenleri belirsiz, üzerine araştırma çalışmaları devam ediyor. İstatistiklere göre her 8 kadından 1’i meme kanseri adayı. Bu nedenle kadınlara 40 yaşından sonra her 2 yılda bir hekim kontrolünden geçmelerini, mamografi ve ultrason çekilmelerini öneriyorum. 50 yaşından sonra da kadınlar her yıl genel cerrahi uzmanına kontrol olmalıdırlar. Meme kanseri erken teşhis edilirse tedavisi olan bir hastalıktır” şeklinde konuştu.

    “GELİŞMİŞ SAĞLIK TEKNOLOJİSİ KÖROĞLU ÜNİTESİ’NDE MEVCUT”

    Cancan, “Meme kanseri ile mücadelede gerekli tüm teknik cihaz ve donanımlar Köroğlu Ünitemizde mevcut. Bu hastalıkla karşı karşıya kalan hastaların başka bir şehre taşınmalarına gerek kalmadan müdahalede bulunabileceğimiz imkanlara Köroğlu Ünitemizde sahibiz. Özellikle meme kanseri teşhisinde son gelişmiş teknolojiye sahip, biyopsi yapabilen, tomosentezli ve combo çekim özellikleri bulunan digital mamografi ve ultrason cihazlarımız Köroğlu Ünitemizde mevcut” ifadelerini kullandı.

  • Uzmanlar YGS Başarısının Sırrını Verdi

    Üniversiteye girişin ilk adımı olan YGS sınavına çok az bir zaman kalırken, Özel İzmir Koleji Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Arif Altın ve Rehberlik Öğretmeni Funda Sefa, sınavda sadece bilgili olmak değil aynı zamanda sınav süresini en verimli şekilde kullanabilmek gerektiğini söyledi.

    13 Mart Pazar günü gerçekleştirilecek YGS sınavı için tüm öğrencileri ayrı bir heyecan sardı. Özel İzmir Koleji Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı Arif Altın ve Rehberlik Öğretmeni Funda Sefa, sınavda başarıyı yakalayabilmek için yapılması gerekenleri anlattı. Sınavda sadece bilgili olmanın yeterli olmadığına dikkat çeken Sefa, “Sınavda sadece bilgili olmak değil aynı zamanda sınav süresini en verimli şekilde kullanabilmek gerekiyor” dedi.

    Sınav süresinin nasıl kullanıldığının üzerinde duran Sefa, “YGS bilgi ölçmekten önce zamanı iyi kullanabilmeyi, öğrencinin var olan bilgisini sınav zamanına yaymasını temel alan bir sınav. Yani öğrencinin zamanı iyi kullanıp kullanmamasını ölçüyor. 160 soruya verilen 160 dakika var. Burada önemli olan zamanı en verimli şekilde kullanmaktır. Bazı öğrenciler bunu yaparken bazıları yapamıyor. Zamanını iyi kullanamayan öğrenci sınav esnasında kaygılanıyor, sınavdan kopuş yaşıyor ve bu yüzden kaybediyor. Bu da maalesef psikolojik bir savaş haline geliyor.”

    Öğrencilere, YGS’de zamanı iyi kullanmanın çok önemli olduğunu söylediğini anlatan Sefa, sözlerini şöyle sürdürdü: “Soruların cevaplarını biliyor olabilirsiniz ama bu bilgiyi verilen sürede kullanamazsanız bu bir işinize yaramaz. Yani YGS’de dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri bildiğini kısa sürede çözebilmektir. Öğrenci bunu başarabilmek için bolca deneme sınavına girmeli. Böylelikle 160 soruyu 160 dakikada çözebilmeyi, bilgilerini en verimli şekilde kullanmayı öğrenebilir. Burada öğrencilerimizi sınava bu çalışma şekliyle hazırlıyoruz. Deneme sınavlarımızı YGS saatinde ve mümkün olduğunca YGS kurallarına uygun yapmaya çalışıyoruz.”

    OPTİK KODLAMA ÇOK ÖNEMLİ

    Funda Sefa, öğrencilere ayrıca deneme sınavlarına kurşun kalemle girmelerini ve kendilerini buna alıştırmalarını önererek, “Optik kodlama konusunda oldukça dikkatli olmalılar. Çünkü optik okuyucular hassas okuyuculardır ve bir sorunun cevabı değiştirildiğinde önceki cevap çok iyi silinmelidir, kodlamalarda kaydırma yapmamaya çok dikkat edilmelidir. Özellikle kitapçıkta işaretlediklerini optiğe aynı şekilde geçirmeli ve bunu kontrol etmelidirler. Çünkü önemli olan kitapçıktaki değil optik kağıttaki cevap. Sınava tamamen konsantre olmalılar” dedi.

    EN İYİ OLDUĞU BÖLÜMDEN BAŞLAMASI BAŞARIYI ARTTIRIYOR

    Sınavın dört ana bölümden oluştuğunu hatırlatan Sefa, öğrencilerin sınava iyi oldukları alandan başlamalarını isteyerek şöyle konuştu: “Öğrencinin karşısında 4 bölümden oluşan bir sınav var. Öğrencilere daha başarılı oldukları daha rahat hissettikleri bölümden başlamalarını öneriyorum. Eğer öğrenci hâkimiyetinin az olduğu bir bölümden başlarsa birkaç soruyu çözemediğinde öğrencinin sınava karşı olan konsantrasyonu düşebilir. Motivasyonu düşer ve ‘Diğer soruları yapmayacak mıyım’ kuşkusu öğrencinin kaygı düzeyini artırır ve zamanı verimli kullanamaz. Bu yüzden kendiniz güvendiğiniz bölümden başlayın. Bu konuda benim şahsi fikrim şudur; sınava Türkçe bölümünden başlasınlar. Türkçe genellikle paragraf sorularından oluşuyor ve bu sorular yorucu sorulardır. Okuduğunu anlamak gerekir. Bu bölüm sona bırakıldığında sınavın sonuna doğru vücut ve beyin yorulacağı ve aynı oranda stres de artacağı için bu bölümü önce çözmelerini öneriyorum. Ayrıca bölüm fark etmeksizin Türkçe, katsayısı fazla olan bir bölümdür. Genel anlamda sonuçlara bakıldığında derece yapan öğrencilerin Türkçe netleri çok yüksektir.”

    SADECE ÖĞRENCİLER DEĞİL AİLELER DE DİKKAT ETMELİ

    Sınav konusunda sadece öğrenciler değil öğrencilerin ailelerinin de sınavda oldukça heyecanlı olduklarını belirten Arif Altın, “Bu heyecan kimi zaman iyi bir etki yaratırken kimi zaman da öğrenciyi olumsuz yönde etkileyebilir” diye konuştu.

    Arif Altın, ailelere şu uyarılarda bulundu: “Aileler kendi heyecanlarını öğrenciye yansıtmama konusunda dikkatli olmalıdır. Sınav günü de eğer öğrenci isterse aileler öğrencinin yanında sınava gitmelidir. Çünkü sınava giderken ve sınav yerinde beklerken konuşulan her şey öğrencinin aklında kalıyor ve sınava girdiğinde de aklında kalan bu konuşmalar motivasyonunu etkiliyor. Burada önemli olan öğrencinin kendini rahat hissetmesidir ve bu tamamen kişisel bir durum. Sınav sonrası ailecek bir aktivite yapabilir. Ayrıca sınava birkaç ay kala kaygı faydalı olabilir ama sınava birkaç hafta kaldığında aileler çocuklarını bu konuda rahatlatmalıdır. Öğrenciyi olumlu yönde koşullanmalı ve motive etmelidir. Özellikle sınavdan sonra öğrencilerin sınavının nasıl geçtiği sorulmamalı. Sonuç olarak sınav bitmiştir ve nasıl geçtiği bir hafta sonra öğrenilecektir.”

    YGS’den bir sonraki aşamada LYS olduğunu belirten Altın, sözlerini şöyle tamamladı: “Eğer YGS’nin sonuçları kötüyse bu nasıl düzeltilebilir bunun üzerinde durulmalı öğrenci yine motive edilmeli. Eğer sonuçlar iyi ve öğrencinin motivasyonu yüksekse bu motivasyon nasıl daha ileri düzeye taşınabilir nasıl daha faydalı hale getirilebilir bunun üzerinde çalışılmalı. Sınav da bir eğitimdir. Bu sınavın sonuçları iyi ya da kötü olabilir. Önemli olan bu sonuçtan ders çıkartarak kişinin kendisini daha ileri bir aşamaya nasıl taşıyacağını düşünmesi ve buna göre hareket etmesidir. Aileler şunun farkına varmalı, çocukların hepsi aynı değildir. Her çocuk akademik anlamda iyi derece almak ya da kendini bu alanda geliştirmek zorunda değil. Bazıları kendini mesleki anlamda geliştirmeyi seçebilir. Ailelerin bu konuda çocuklarına karşı baskıcı değil destekleyici olmaları gerekmektedir. Eğer başarısız olursa ailesinin hayal kırıklığına uğrayacağı fikri yaşamayan öğrencilerin kaygı düzeyi daha düşük olduğu için başarı düzeyi de o oranda yüksektir.”