Etiket: Uzmanından

  • Taşeron İşçilere, Kariyer Uzmanından Tüyolar

    Kamu idareleri, belediyeler ve il özel idarelerinde yaklaşık 720 bin taşeron personeli kapsayan düzenlemeye göre yazılı ya da sözlü sınav gündemde. Kamuya geçişte kişinin mesleği ve kamu hizmetini yapabilmesi için gerekli bilgi ve donanıma sahip olup olmadığını belirlemeye yönelik yapılacağı açıklanan sözlü sınavda dikkat edilmesi gerekenleri uzmanı açıkladı.

    Sözlü sınavların genelde mülakat tarzı olduğuna dikkat çeken Kariyer Uzmanı Ülkü Güleşce, bu sınava tabi tutulması gündemde olan yaklaşık 720 bin taşeron işçiye dikkat etmeleri gereken konular hakkında ipuçları verdi.

    “TECRÜBE SORULARINA DİKKAT”

    Mülakat tarzı sözlü sınavlarda farkındalık, tecrübe ve hayallerle ilgili soruların yanı sıra izlenimlerin de çok önemli olduğunu söyleyen Kariyer Uzmanı Güleşce, “Soruları üç ana başlık altında toplayabiliriz. Bunlardan birincisi farkındalık sorularıdır. Bu konuda kurumla ilgili bilgiler, kendinizle ilgili bilgilerin yanı sıra olumlu ve olumsuz yönlerinizle ilgili sorular sorulabilir. İkincisi tecrübe sorularıdır ki bu bugüne kadar çalışmış oldukları işteki bilgileri içerir. Üçüncüsü ise hayallerle ilgili sorulardır. Bu konuda adaylar gayet anlaşılır olmalıdır” dedi.

    “KILIK KIYAFETE ÖZEN GÖSTERİLMELİDİR”

    İlk izlenimin de çok önemli olduğuna dikkat çeken Güleşce, “Görüşmelerde imaja dikkat edilmeli, beden dili kullanılmalı ve heyecan kontrolü yapılmalıdır. Kılık kıyafet, kıyafet ve makyaj kişisel imajı oluşturur. Hanımefendiler abartılı makyajdan, dekolteden kaçınmalıdır. Beyefendiler kirli sakal, sigara, sarımsak gibi ağır kokulara dikkat etmelidir. Beden dili ise sesten ve sözden daha etkilidir. Beden dilini doğru kullandığımızda görüşmenin yüzde 60’ını halletmiş oluruz. Bunun yanı sıra heyecan kontrolünü ise derin nefes alışverişleriyle kontrol altına alabiliriz” diye konuştu.

  • Kalp Uzmanından Zayıflatıcı Ürün Uyarısı

    Masum görünümlü, bitkisel ve Tarım Bakanlığı’ndan onaylı olan zayıflama çaylarının bile bir hekime danışmadan kullanılmaması gerektiğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Zülfikar Danaoğlu, “Üründen bolca yükleme yapılması ani ölüm, ritim bozuklukları, yüksek tansiyon, felç gibi sorunlara yol açıyor” dedi.

    Kardiyoloji Uzmanı Dr. Zülfikar Danaoğlu, zayıflatıcı ürünler hakkında önemli bir ayrıntıya dikkat çekti. Bitkisel ve Tarım Bakanlığı’ndan onaylı olan zayıflama çaylarının mutlaka bir hekime başvurulmadan kullanılması gerektiğini ifade eden Danaoğlu, “Üründen bolca yükleme yapılması ani ölüm, ritim bozuklukları, yüksek tansiyon, felç gibi sorunlara yol açıyor. Eğer kişi başka ilaçlar kullanıyor ise bu yan etkiler ve ölüm riski katlanarak artıyor” dedi.

    Geçmişten günümüze zayıflama yöntemlerinin sayısında büyük bir artış yaşandığını ifade eden Danaoğlu, “Bu durum kötü niyetli kişilere fırsat yaratıyor. Zayıflama ümidiyle hayatını kaybedenler veya kalıcı hasarlarla yaşamak zorunda kalanlara şahit oluyoruz. Hastalarımız uzman bir hekime görünmeden asla kendi başlarına çay, ot ve benzeri bitkileri gelişi güzel kullanmamalı” dedi.

    “ZAYIFLAMANIN MUCİZE İLACI YOKTUR”

    Televizyon ve internette “Tarım Bakanlığı’nın izni ile mucize ürün, bitkisel, doğal’’ sloganlarıyla satılan ürünlerin son yıllarda oldukça popüler hale geldiğinin altını çizen Danaoğlu, “Zayıflamanın mucize ilacı yoktur. Eğer çok hızlı bir şekilde kilo veriyorsanız, bu vücudun sınırlarını çok zorladığınız anlamına gelir. Bu şekilde zayıflamanın vücuda bedel ödetmeden yapılabilecek bir yöntemi yoktur. En yaygın kullanılan iki ilaçtan biri tokluk merkezini uyarıp tokluk hissi ile etkisini gösterirken, diğeri bağırsaklardan yağların emilimini bozarak etki gösterir. Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte bu ilaçların sindirim sistemi, karaciğer ve beyin, kalp damar sistemi gibi üzerine çok çeşitli yan etkileri ve oluşturdukları hasarlar nedeniyle kullanımları çok kısıtlanmış yada yasaklanmış durumda. İnternette satılan hileli ürünlerle ilgili işin püf noktası buradadır. Genelde yapılan hile çeşitli bitkileri harmanlayıp zaten zayıflama ilacı olarak dünyada ruhsatlanan ilaçları yani genelde sibutramin karıştırmak suretiyle olmaktadır. Zaten zaman zaman Tarım Bakanlığı’nın basın açıklamalarında bu hileleri yapılan firmaların ismi ve ürünleri açıklanıyor” şeklinde konuştu.

    Danaoğlu, şöyle devam etti:

    “Satılan ürünleri uzmanlara sorgulatmadan almayınız. Sağlığı ilgilendiren veya bitkisel olsa bile sağlıkla ilgili reklamı yapılan her ürünün Tarım Bakanlığı’nca değil, mutlaka Sağlık Bakanlığı’nca onaylanması gerekir. Zayıflama konusunda mutlaka hekim ve diyetisyenlerden destek alarak kalori azaltma,egzersizle sağlıklı kilo verilebilir. Kilo vermek için çok çeşitli bilimsel yöntemler ve diyetler mevcuttur. Bütün zayıflatıcı diyetler kişinin aldığı kalorinin azaltılmasına dayanır. Bu diyetlerin temelinde iki yöntemden birisi tercih edilir ya karbonhidrat yani şeker ve ürünleri azaltılır,ya da yağ alımı veya ikisi birden azaltılır. Bir hekim ve diyetisyen desteğiyle yapılan dengeli diyetler yani yağın şekerin azaltıldığı,alınana kalorinin sebze, meyve ve bakliyata dayandığı diyetlerin sağlıklısı ve sürdürülebilir olanları olarak kabul edilmektedir.”

  • Uzmanından Kadınlara Rahim Ağzı Kanseri Uyarısı

    Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, rahim ağzı kanseri ile ilgili uyarılarda bulunarak, korunma yollarıyla ilgili bilgi verdi.

    Rahim ağzı kanserinin dünyada ve Türkiye’de sık görülen jinekolojik kanser hastalıklarından biri olduğunu belirten Doç. Dr. Çoksüer, rahim ağzı kanserinin dünya genelinde 45 yaş altı kadınlarda en sık görülen 2. kanser türü olduğunu söyledi. Rahim ağzı kanserine yol açan temel etkenin HPV olduğunu kaydeden Doç. Dr. Çoksüer, “HPV vücuda cinsel yol ile bulaşarak rahim ağzı bölgesinde bulunan hücrelerin anormalleşip kontrolsüz bir şekilde büyümeye başlar. Bu değişiklikler 10-15 yıl içinde ilerleyerek kansere dönüşür. Rahim ağzı kanseri tespitinde rutin aralıklarla smear testi yaptırılması önemlidir. Ulusal rahim ağzı kanseri tarama standartlarına göre 30 yaşından sonra her 5 yılda bir smear testi yaptırılması önerilir. Fakat smear sonucunuz ya da risk faktörünüze göre bu sıklık hastanın durumuna özel olarak düzenlenebilir” dedi.

    “ÇOK EŞLİLİK RAHİM AĞZI KANSERİ İÇİN EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜDÜR”

    Çok eşliliğin rahim ağzı kanseri için önemli bir risk faktörü olduğunu ifade eden Doç. Dr. Çoksüer, şöyle konuştu:

    “Rahim ağzı kanserinin risk faktörleri arasında cinsel hayata erken başlayan ve çok partner değiştiren kadınlar, çok sayıda doğum yapmak, cinsel ilişkiye 20 yaşından önce başlanması, viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, sosyoekonomik düzeyin düşük olması, sigara içmek, bağışıklık sisteminin baskılanması gibi durumlar yer alır. Rahim ağzı kanseri önlenebilir bir hastalıktır. Smear testiyle tarama sayesinde erken tanı ve etkin bir tedavi mümkündür. Düzenli jinekolojik muayene ve smear testi rahim ağzı kanserinden korunmada yardımcıdır. Serviksdeki değişiklikler, smear testi ile tespit edilerek kanser gelişmeden tedavi edilebilir. Düzenli smear testi yaptırmayan kadınlarda rahim ağzı kanseri riski artmaktadır. Rahim ağzı kanserinden korunmak için erken yaşta cinselliğin başlamaması, ilişki sırasında kondom kullanmak ve düzenli olarak rahim ağzı kanseri taranmasının rahim ağzı kanserinden korunmada etkili yöntemlerdir. Smear testi ile rahim ağzı kanseri riski oldukça azalmıştır.”

    Sağlık Bakanlığı’nın, kanseri önlemek için ciddi özverili çalışmaları sayesinde Kanser Tarama Erken Teşhis ve Eğitim Merkezlerini (KETEM) faaliyete geçirerek kadınlarda kanser görülme oranı düşürdüğünü aktaran Doç. Dr. Çoksüer, “Sağlık Bakanlığı, bünyesinde bulunan 197 KETEM’e mobil KETEM’leri de dahil etti. Kanser tarama TIR’ları, kadınlar ayağına sağlık hizmetini ulaştırarak kanserden korunma ve erken tanı amaçlanmıştır. Sağlık Bakanlığı’nın bu tür sağlık hizmetleri kadınlarda kanseri önlemek ve erken teşhis için çok değerli çalışmalardır. Bu vesile ile tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlar, sağlık ve mutluluk dolu günler geçirmesini dilerim” diye konuştu.

  • YGS’ye İki Hafta Kala Uzmanından Tüyolar

    Eğitim Uzmanı Murat Aydın, YGS’ye 10 gün kala yapılması gerekenlerin yanı sıra sınav gecesi ve sınav anına ilişkin detayları paylaştı. Aydın, adayların son düzlüğe girilen bu dönemde daha çok pratik yapmaları gerektiğini söyledi.

    Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi’nin (ÖSYS) ilk basamağı olan 2016-YGS, 13 Mart 2016 Pazar günü yapılacak. Sınava kısa bir süre kala adayların kaderini belirleyecek en önemli kriter, kendilerine olan güvenleri. Adaylar için başlanılan işi bitirme vakti geldiğinde tempoyu düşürmeden biraz sabretmek gerekiyor. Eksiklerin kapanması, hız kazanılması ve deneme sınavı stratejisi oluşturulması adına son günler çok büyük önem taşıyor. Adayların son düzlüğe girilen bu dönemde daha çok pratik yapmaları gerekiyor.

    SON 10 GÜN

    Eğitim Uzmanı Murat Aydın, 2 milyon 178 bin 563 adayın ter dökeceği 2016-YGS’ye 10 gün kala yapılması gereken detayları paylaştı.

    Adaylara, öğrenmeden ziyade daha çok pekiştirme ağırlıklı çalışma yapmayı unutmamalarını tavsiyesinden bulunan Aydın, “Sadece öğrenme yapmak yeterli olmayacak, bunu sorularla ispatlamak gerekecektir. Son 10 gün için olsun kesinlikle bir tekrar programınız olmalı, bu şekilde eski konuları da gözden geçirmiş olursunuz” dedi.

    Beslenme ve uyku düzeninin önemine dikkat çeken Aydın, “Eğer çok geç yatıp kalkıyorsanız son zamanlarda düzenleme yapmaya başlayın. Bedeninizi yormaktan kaçının, sakatlanma riski yaşayacağınız etkinliklerde kesinlikle bulunmayın. Bol bol deneme sınavı çözerek hem pratiğinizi arttırın hem de öğrendiğiniz konuları pekiştirin” ifadelerini kullandı.

    SON 1 HAFTA

    Son bir hafta kala neler yapılması gerektiğini anlatan Aydın, adaylara hatırlatma kağıtlarını gözden geçirerek, çalıştıkları formül, madde, önemli kısa bilgiler ve ipuçlarını gözden geçirmeleri uyarısında bulundu. Aydın, “Son hafta her gün sabah saat 10.00’da deneme sınavı çözmeye çalışın. Sınava gireceğiniz yeri mutlaka önceden görün ki sınav anında trafik yoğunluğuna yakalanmayın. Stresli ve yorucu faaliyetlerden uzak durmaya çalışın. Dinlenmeye de zaman ayırın, vücudunuzun çok yorgun olması çalışmalarınızın aksamasına sebep olacaktır” dedi.

    SINAV GECESİ

    Aydın, adaylara sınav gecesi neler yapmaları konusunda şu tavsiyelerde bulundu:

    “Moral verici şeylerden konuşun ki sınav gecesi moraliniz üst seviyede olsun. Ağır yemeklerden kaçının ve alışık olmadığınız şey yemeyin. İyi vakit geçirmeye çalışın. Vaktinde yatmaya çalışın, normalden çok erken yatmayın; yatsanız da uyuyamayacağınız için daha çok gerilirsiniz. Sınava götüreceklerinizi (sınava giriş belgesi, nüfus cüzdanı vb.) hazırlayın. Kafanıza göre ilaç kullanmayın, eğer doktor kontrolünde kullanıyor iseniz saatlerini geçirmeyin. Sevdiğiniz tarzda bir film izlemek, eğlenceli bir kitap ya da dergi okumak sizi rahatlatacağı için sınav gecesi bu seçeneği tercih edebilirsiniz. Ne kadar kaygılı olursanız olun, son gece sınava çalışmayın; bunun size olabilir. Ilık bir duş alın, kısa bir yürüyüş yapın ve sizi kaygılandırmayacak kişilerle sohbet edin.”

    SINAV SABAHI

    Adaylara sınav sabahı her zamankinden biraz daha erken kalkmaları uyarında bulunan Aydın, mutlaka kahvaltı yapmaları, kendilerini rahat hissedecekleri kıyafetler giymeleri, sınavla ilgili malzemelerini tekrar kontrol etmeleri çağrısında bulundu.

    Aydın, “Sınav yerine erkenden ulaşmaya çalışın, mesela yaklaşık 1 saat önce. Yanınıza cep telefonu, hesap makinesi gibi elektronik cihazları kesinlikle almayın” dedi.

    SINAV ANI

    Adaylara sınav anına ilişkin dağıtılan cevap kartındaki basılı bilgilerin kendilerine ait olup olmadığını kontrol etmeleri uyarısında bulunan Murat Aydın, kodlanması ve yazılması gereken yerleri yazıp kodlamalarını hatırlattı.

    Adaylara, verilen belgelerdeki kişisel bilgilerini kontrol etmelerini söyleyen Aydın, yönergeleri dikkatlice okumaları ve soruları gözden geçirmeleri tavsiyelerinde bulundu.

    “HER DAKİKA GÖZÜNÜ SAATTE OLMASIN”

    “Zamanı nasıl kullanacağınıza, hangi sorulardan başlayıp daha sonra hangilerini cevaplayacağınıza mutlaka önceden karar verin” diyen Aydın, “Bir soru üzerinde gereksiz zaman harcamayın. Cevabından emin olmadığınız soruları boş bırakın. Turlama tekniğini mutlaka kullanın. Cevaplama bitince son bir kontrol yapın. Sınav sorularını çözmeye alıştığınız tarzda başlayın. Sınavda zamana karşı yarıştığınızı aklınızdan çıkarmayın. Arada zamanınızı kontrol edin. Fakat her dakika da gözünüz saatte olmasın. Çözemediğiniz soruların yanına ’?’, ’*’ gibi işaretler koyarak bu soruları geçin. Bu taktiği kullanmak zaman kaybetmenizi önleyecektir” dedi.

    “ELEME TEKNİĞİNİ KULLANIN”

    Aydın, uyarılarını şöyle sıraladı:

    “Soru köklerinde verilen verilerin tümünü okuyun. Altı çizili ve olumsuz ifadelere (çıkarılamaz, söylenemez, değildir, yoktur vb.) dikkat edin. Soruların ve şıkların tamamını mutlaka okumaya çalışın, okumadan cevap vermeyin. Sözel sorular da dahil olmak üzere bütün soruları kalem kullanarak çözün. Cevapları optiğe kodlarken alıştığınız yöntemi uygulayın. Sınavın sonunda toplu kodlama yapmayın. İşaretleme yaparken bulduğunuz doğru cevapla işaretlediğiniz cevabın aynı olmasına dikkat edin. Bu kaydırma yapmanızı önleyecektir. Seçenekleri incelerken eleme tekniğini kullanın. ’Bu değil, bu olamaz’ diyerek şıkları indirgeyin. Mutlaka kalem kullanın. Zihninizin dağılmasını önlemek amacıyla bölümler arasında kısa bir dinlenme aralığı vermeye çalışın; bu zamanınızı kaybetmenize değil dinlenmenize ve deşarj olmanıza yardımcı olacaktır.”

  • (Özel Haber) Göz Hastalıkları Uzmanından “Yağan Kara Uzun Süre Bakmayın” Uyarısı

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Afsun Şahin, kış aylarında daha çok rastlanan ultraviyole ışığının maruz kalma ve göz kuruluğu rahatsızlığı ile ilgili uyarı ve tavsiyelerde bulundu.

    Doç. Dr. Şahin, kışın sık rastlanan göz hastalıklarını iki madde olarak sıraladı. Şahin, “Birincisi, kış aylarında hepimiz ısınabilmek için kaloriferli veya klimalı ortamlarda bulunuyoruz. Tabi bu ortamlarda nem azaldığı için göz kuruluğuna davetiye çıkartıyoruz. Zaten ortam nemiyle direk ilişkili olan bir hastalık. Eğer mevcutta göz kuruluğu bir hastalığımız varsa kapalı ortamlarda uzun süre bulunduğumuz için bu da kış aylarında artış gösteriyor. İkinci sebebi de kar yağışı diyebiliriz. Kar örtüsü altında uzun süre doğada kaldığımızda ve çıplak gözle baktığımızda kar körlüğü dediğimiz sarı nokta harabiyetine neden olabiliriz. Bu konuda da vatandaşlarımızın bilinçli olması gerekiyor” dedi.

    “ULTRAVİYOLE KORUMALI GÜNEŞ GÖZLÜKLERİ HASTALIKTAN ÇOK RAHATLIKLA KORUYACAKTIR”

    “Kar örtüsünden dolayı havadaki ultraviyole ışını artıyor” diyen Şahin, “Böylelikle göz de çok fazla ultraviyole ışınına maruz kalıyor. Ultraviyole ışını da gözün kırıcı ortamları vesilesiyle sarı noktada toplandığı için orada hücresel boyutta bazı değişikliklere sebep oluyor. Bu da kırık görme, baktığınız yerin ortasını görememe, şekillerde bozukluk gibi şikayetlerle kendisini belli edebiliyor. Bunların aslında önlemi çok basit. Yapılması gereken tek şey var, ultraviyole korumalı güneş gözlüğü kullanmaktır. Yani ultraviyole ışınını yüzde 99’a kadar filtre eden güneş gözlükleri mevcut. Vatandaşların bu gözlüklerden takmaları kendilerini bu hastalıktan çok rahatlıkla koruyacaktır” ifadelerini kullandı.

    GÖZLERİNİZİ İSTEMLİ KIRPIN

    Doç. Dr. Şahin, iç ortamlarda rastlanan göz kuruluğuna ilişkin ise şu tavsiyelerde bulundu:

    “İç ortamlar da ise, göz kurumasının engellenmesi için ortamın nemini artıcı tedbirler alınabilir. Nedir bunlar? Klimalı ortamlarda soğuk buhar makineleri çalıştırılabilir veya kalorifer peteklerine bu iş için özel dizayn edilmiş su oluklarından takılabilinir. Ayrıca bilgisayar başında çalışanlar istemli olarak göz kırpılabilir. Çünkü bilgisayarda çalışırken refleks olarak göz kırpma sayısı dakikada 12-16’dan 5-6’ya düşüyor. İstemli kırparak göz kurumasının da önüne geçilebilir.”

    KAYAK YAPANLAR DİKKAT

    Kayak yapanların yoğun bir ultraviyole ışınına maruz kaldığına dikkat çeken Şahin, şöyle devam etti:

    “Kayak yapan vatandaşlarımız için mutlaka ve mutlaka özel kar gözlüğü tavsiye ediyoruz. Aynalı ve ultraviyole blokajı yoğun olan. Çünkü vatandaşlarımız kayak yaparken ister istemez yoğun bir ultraviyole ışınına maruz kalıyor.”