Etiket: Uzmanından

  • Fotoğrafçılığı Uzmanından Öğrendiler

    Eskişehir Kent Konseyi ve Eskişehir Sanat Derneği (EFSAD) paydaşlığında düzenlenen “Fujifilm X-Büs Türkiye Yollarında” söyleşi ve atölye çalışmaları, Sazova Bilim ve Kültür Parkı’nda yapıldı.

    Türkiye’nin önde gelen gezi ve belgesel fotoğrafçılarından Faruk Akbaş’ın katılımıyla düzenlenen etkinlikte katılımcılara fotoğrafçılık ile ilgili teknik bilgiler verilerek, uygulamalı fotoğraf çekme çalışmaları gerçekleştirildi. Etkinliğe katılan Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Nuray Akçasoy, fotoğrafçılığı Faruk Akbaş gibi usta bir fotoğraf sanatçısından öğrenmenin çok önemli olduğunu belirterek, “Eskişehir’i onun gözünden görmek heyecan verici” dedi.

    Fotoğraf sanatçısı Faruk Akbaş, çıktıkları Türkiye turuna özellikle Eskişehir’den başladıklarını ifade ederek “Eskişehir’de tam anlamıyla bir şehircilik örneği sergileniyor. Burada olmaktan dolayı çok mutluyuz” şeklinde konuştu.

    Akbaş, destekleri için Eskişehir Kent Konseyi ve EFSAD’a teşekkür ederek, Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Nuray Akçasoy ve EFSAD Başkanı Vural Ongun Sayın’a plaket takdim etti.

  • Uzmanından Cilt Sağlığı Önerileri

    Özel Star Medica Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Eren Kutlutürk, cilt sağlığının önemli bir konu olduğunu ve daha canlı bir cilt için doğal ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

    Tekirdağ merkez Süleymanpaşa ilçesinde bulunan Özel Star Medica Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. İrem Eren Kutlutürk, cilt sağlığı konusunda bilgi verdi. Uzm. Dr. Kutlutürk, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, cildi daha genç ve daha canlı tutmanın bazı yöntemleri olduğunu belirtti.

    Yatmadan önce makyajın mutlaka temizlenmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Kutlutürk, “Vücutta selüloit yumrularını azaltmak için, kan dolaşımını hızlandırmak için cildi fırçalamak çok önemli. Makyajlı gece yatmamalıyız. Yüzümüzü temizlemeliyiz. Cildi temiz tutmak çok önemli. Masaj yapabiliriz. Masaj yapmak lenf dolaşımını artıracaktır. Kan dolaşımını da artırdığından dolayı cildi daha canlı, daha parlak tutacaktır. Dairesel hareketlerle cilde peeling uygulamak, cildi canlı tutar” dedi.

    “BİTKİSEL SAÇ BOYALARI TERCİH ETMELİYİZ”

    Saç sağlığı ile ilgili de uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Kutlutürk, “Parlak saçlara sahip olmak istiyorsak, saç boyarken kendi doğal saç rengimizin 1-2 ton koyusunu ya da açığını tercih etmeliyiz. Bitkisel boyalar tercih etmeliyiz. Kimyasal boyalar, cilde ve saçlara zarar vermektedir. Saçları taramak da çok önemli. Kan dolaşımını artırır, dolayısıyla saçlarımızın parlak görülmesine neden olur” diye konuştu.

    Ağır diyetlerin insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğine değinen Uzm. Dr. Kutlutürk, “Ağır diyetler yapmamalıyız. Özellikle bahar döneminde havaların ısınmasıyla kadınlarımızda çok ağır diyetler gözlemliyoruz. Vitamin değerleri düşüyor, kansızlık görülüyor kişilerde. Bu tarz durumlar, cildin daha soluk, daha mat görünmesine ve daha sağlıksız görünmesine neden oluyor” ifadelerini kullandı.

    “CİLT TEMİZLİĞİ ÖNEMLİ”

    Cilt temizliğinin önemli ve özen gösterilmesi gereken bir konu olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Kutlutürk, “Cilt tipimize uygun temizlik ürünleri kullanmalıyız. Cilt tipini belirlemek için de, yüzümüzü yaklaşık 10 kez ılık su ile yıkamalıyız, 30 dakika sonra yüzümüze bakmalıyız. Eğer çok fazla kuruluk, gerginlik varsa kuru tip cilde sahibiz demektir. Eğer sadece orta bölümde yağlanma oluyorsa karma cilt tipine sahibiz demektir. Yüz tamamen yağlı hale geliyorsa da yağlı bir cilde sahibiz demektir. Bu şekilde cilt tipini belirledikten sonra buna uygun ürünler kullanmalıyız cilt temizlemede” dedi.

    Cildi olumsuz etkileyen bir konunun da zararlı güneş ışınları olduğunu aktaran Uzm. Dr. İrem Eren Kutlutürk, “Yaz dönemine geçiyoruz. Bu dönemde güneş koruyucu kullanmak çok önemli. 50 faktörlü güneş koruyucu kullanmaya özen göstermeliyiz. Güneş koruyucuların da koruma süresi çok uzun değil. Etkisi 1-2 saat sürüyor. Bunun için de birkaç saatte bir tekrarlamalıyız” açıklamasında bulundu.

  • Uzmanından Anne-baba Olma Kılavuzu

    İlk kez anne ve baba olacak olan kişilerin heyecan, korku, kaygı gibi pek çok karmaşık duyguyu aynı anda yaşayabileceğine dikkat çeken Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Elif Durgel Jagtap, ideal çocuk yetiştirme stilini anlattı.

    Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Elif Durgel Jagtap, ilk kez anne ve baba olacak olan kişiler için ideal çocuk yetiştirme stilini anlattı. Bebeklerin fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarına gecikmeden, tutarlı bir biçimde yanıt vermek gerektiğini söyleyen Jagtap, “En ideal çocuk yetiştirme stili, kuralları çocuğun anlayacağı bir dilde anlatmak ve her koşulda çocuğa sevgi sunulan bir aile ortamı oluşturmak” dedi.

    “İHTİYAÇLARINI GÖZARDI ETMEYİN”

    Jagtab, bebekliğin ilk yılında en önemli psikolojik ihtiyacın anne, baba ve bakıcıya koşulsuz güven duyabilmek olduğunu söyledi. Yrd. Doç. Dr. Jagtap, bebeklerin ihtiyaçlarının nasıl karşılanması gerektiği hakkında şöyle bilgi verdi: “Pek çok bilimsel çalışma bebekliğin ilk yılında anne, baba ve bakıcıyla kurulacak güvenli bağlanmanın hem çocukluk hem yetişkinlik dönemindeki ilişkiler ve sosyal beceriler üzerinde önemli bir rol oynadığını ileri sürer. Bu aslında basitçe şöyle anlatılabilir; bebeğiniz her ağladığında onun yanına gidin, ihtiyaçlarını giderin. İhtiyacı bazen sarılmak, ninni dinlemek, sesinizi duymak, öpülüp okşanmak veya oynamaktır. Bunlar da karnının doyması, altının temizlenmesi gibi bebeğin temel ve çok önemli ihtiyaçlarıdır.”

    BAĞIMSIZLIK ZAMANI

    İkinci yıl ön plana çıkan ihtiyacın özerklik olduğunu belirten Elif Durgel Jagtap, şöyle konuştu: “Özerklik, çocuğun etrafını ve kendini keşfetme, kendi başına bir işi yerine getirme çabalarıdır. Becerilerini, neler yapıp neler yapamayacağını tanımak ve artık güvendiği anne ve babasından biraz bağımsızlaşmak ister. Bu noktada çocuğa kendi başına karar verme, iş yapma, keşif yapma fırsatı tanınmalıdır. Çocuğa sunulan güvenli ortam içinde çocuğun bu özerklik kazanma amaçlı keşiflerine destek vermek ve eğer işi başaramayacak gibiyse yardım etmek, başaramazsa fazla eleştirmemek gerekir.”

    “HER ŞEYİ ANLATIN”

    Bebeğin beyninin mümkün olduğunca çok ve farklı şekillerde uyarılması gerektiğini belirten Jagtap, şunları söyledi: “Bebeğinizi farklı mekanlara götürüp, çarşıya pazara çıkartabilirsiniz. Onunla konuşmak, parkta sadece sessizce yürümek yerine etrafınızdaki kuşları, ağaçları, yoldan geçen arabaları anlatıp gösterebilirsiniz. Ayrıca duyusal oyunlar da çocukların bilişsel gelişimlerini destekleyicidir. Bunun illa ki organize edilmiş bir aktivite, oyun seansı şeklinde olması gerekmez. Bebeğinizin dokunma, tat alma, duyma gibi duyularını ayrı ayrı ya da bir arada çalıştırabileceği ortam günlük hayatın içinde zaten yaşanır. Bu durumlarda çocuğun nesneleri elleyip oynamasına fırsat tanımanız yeterli. Öte yandan çocuğunuza daha doğduğu andan itibaren her şeyi anlatın. Her konuda çocuğunuzun sizi anlayacağına, iki aylık bebek de olsa söylediklerinizden bir anlam çıkaracağını bilin.”

    KURALLARA HERKES UYMALI

    Evde herkesin uyması gereken kuralların olması gerektiğini vurgulayan Jagtap, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Tüm aile bireylerinin ihtiyaçları doğrultusunda kurallar olmalı. Bu kural çocuğa açıklanmalı, gerekirse tekrar tekrar hatırlatılmalı. Çocuğun her istediğini yapabildiği, her alanda sınırsız iznin verildiği aile ortamları çocukları mutlu ediyor gibi görünse de uzun dönemde onların sosyal ve akademik becerileri için olumsuz sonuç doğurur. Bu tarz bir ortamda yetişen çocuk okul gibi yerlerde uyum sorunu yaşar. En ideal çocuk yetiştirme stili kuralların olduğu, kuralların çocuğun anlayacağı şekilde anlatıldığı, açıklamaların yapıldığı ve her koşulda çocuğa sevgi sunulan bir aile ortamı oluşturmaktır.”

  • Göz Hastalıkları Uzmanından Göz Sağlığı Ve Güneş Gözlüğü Uyarısı

    Adıyaman Kamu Hastaneleri Birliğine bağlı Adıyaman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr.Ali Asgar Yetkin, göz sağlığı için güneş gözlüğünün önemli olduğunu belirtti.

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr.Ali Asgar Yetkin, gözün güneşten gelen zararlı ışınlardan korunması için standartlara uygun gözlük kullanımının çok önemli olduğunu vurguladı. Özellikle yaklaşan yaz ayı, iklim değişiklikleri ve ozon tabakasının incelmesinin verdiği etkiyle uzun süre güneş ışınlarına ve özellikle mor ötesi zararlı ışınlara maruz kalmanın gözde kataraktın yanı sıra sarı nokta hastalığına, göz çevresindeki ciltte kanserlere neden olduğunu, aynı şekilde göz yüzeyini örten dokuda değişiklikler gözlerde kızarıklık, sulanma, yanma-batma gibi rahatsızlıkların ortaya çıkabileceğini belirtti.

    Güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gereken kurallara da değinen Op. Dr.Ali Asgar Yetkin, “Güneş gözlüklerinin belli bir standardı ve Sağlık Bakanlığınca onaylanmış sertifikası mutlaka bulunmalıdır. Her güneş gözlüğü ültraviyole ışınları tutmamaktadır. Bu nedenle güneş gözlüğünün ültraviyole filtreli, kaliteli ve yüz yapısına uygun olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca numaralı gözlük kullananlar güneş gözlüğü almadan önce mutlaka göz doktorlarına danışmalıdır” ifade etti.

  • Uzmanından Ayak Sağlığı Bilgileri

    Tekirdağ merkez Süleymanpaşa ilçesinde bulunan Özel Star Medica Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Bülent Akdemir, ayak sağlığının önemine dikkat çekerek, ayak problemi yaşayanların belli testlerden geçerek kişiye özel ayakkabı tabanlığı kullanması gerektiğini söyledi.

    “İNSANLARIN YAKLAŞIK YÜZDE 30’UNDA AYAK SAĞLIĞI İLE İLGİLİ SIKINTILAR OLUŞABİLİYOR”

    Uzm. Dr. Akdemir, ayak sağlığı ile ilgili İHA muhabirine yaptığı açıklamada, insanların yaklaşık yüzde 30’unda ayak sağlığı ile ilgili sıkıntılar oluşabildiğini dile getirdi. Ayak sorunlarının günlük yaşamda geçmeyen ayak ağrılarına sebep olduğunu belirten Uzm. Dr. Akdemir, “Çoğu insan bu durumu ’ayakkabı vurdu’ olarak algılar. Evet, bu durumun ayakkabıyla da bir ilgisi var, ancak daha çok ayak yapısıyla ilgili bir durum. Ayakkabılar genellikle standart üretime sahiptirler. Bu durumun ayakkabının maliyetiyle de alakası yoktur. Bazen daha uygun fiyatlı ayakkabılar, pahalı ayakkabılara göre daha rahat olabilir. Bu demin de ifade ettiğimiz ayak yapısı ile ilgili. Yani markadan bağımsız bir durum bu. Ayakkabı almadan önce iyice denemek gerekir. Ancak tüm bunlara rağmen ayak ağrılara devam ederse muayene gerekmektedir” dedi.

    Ayak muayenesinde teknolojiden faydalanmanın olumlu olacağını söyleyen Uzm. Dr. Akdemir, “Burada pedogram dediğimiz özel bir testle hastalarımıza yardımcı oluyoruz. Pedogam, bilgisayar destekli bir yazılım programı. Kişinin boyuna, ağırlığına uygun ayak yapısını ölçmeye yarıyor bu test. Bu test, hastaya özel bir tabanlık yapılmasını sağlıyor. Bu tabanlıklar, kişiye özel test sonucu belirlendiği için piyasada bulabileceği bir tabanlık değil. Tabanlığın da özel olarak yaptırılması gerekiyor. Kişi, ayakkabısını bu yaptırmış olduğu tabanlıkla kullanırsa, belli bir rahatlığa kavuşacaktır ve ağrıları da bununla doğru orantılı olarak azalacaktır” şeklinde konuştu.

    “BİZİM ÖNERDİĞİMİZ İDEAL TOPUK YÜKSEKLİĞİ, 2,5- 3 SANTİMETREDİR”

    Topuklu ayakkabı kullanan kadınlara da uyarılarda bulunan Uzm. Dr. Akdemir, özel günler harici topuklu ayakkabı giymenin pek de sağlıklı olmadığına dikkat çekerek, “Genellikle bizim önerdiğimiz ideal topuk yüksekliği, 2,5- 3 santimetredir. Sürekli topuklu ayakkabı giyildiğinde, belde kamburlaşmalar olabiliyor. Yüksek topuk giyildiği zaman, insan dengesi bozulduğu için, vücut önde eğik durumda bir pozisyon oluşuyor. Bu da beldeki ağrıyı arttırıyor. Kaslarda ağrıyı artırıyor. Daha erken kamburlaşmalara neden oluyor. Kalça ve dizdeki kireçlenmelerin daha hızlı bir şekilde gelişmesine neden oluyor. Kronik hastalık olarak, bizim dediğimiz gibi kireçlenmeler falan ortaya çıkıyor. Örneğin, ayak bileğinde, belde, dizde, normal bir insandaki kireçlenme ihtimali, daha uzun bir zaman gerektirirken, yüksek topuklu ayakkabı giyildiği zaman, bu daha erken meydana geliyor” ifadelerini kaydetti.