Etiket: Uzmanından

  • Deprem uzmanından bir rahatlatan bir de korkutan açıklama

    Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, Marmara’da 30 yıl içerisinde yeniden büyük bir deprem olacağı sözlerinin doğru olmadığını belirterek, “Söylenildiği gibi Marmara’da 30 yıl içerisinde kesinlikle yeniden büyük bir deprem olacak sözü doğru değil” dedi.

    Barış, şu an istatistiklere bakıldığında Türkiye’nin suskun bir deprem döneminde olduğunu vurgulayarak “Sadece 2 tane çok büyük deprem oldu. Dolayısıyla önümüzdeki 10 yılda 7’den büyük depremlerin olabileceği arka arkaya olabileceği bir döneme girecek. Bizim çocuklarımız mutlaka bu büyük depremleri yaşayacaklar ve görecekler” ifadelerini kullandı.

    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Prof. Osman Turan Kongre ve Kültür Merkezi’nde “Yeni Deprem Tehlike Haritası ne söylüyor” konulu panelde konuşan Barış, Marmara’da İstanbul’u etkileyecek 3-4 tane fay bulunduğuna dikkat çekerek “İstanbul örneğini vereyim size. 99 depreminden sonra yapılan bir çalışmada 30 yıl içerisinde Marmara’da 7’den büyük bir depremin olma olasılığı İstanbul için 50 kilometre çevreleyen bir alanda söylüyorum. Yüzde 65. Ama bu depremlerin olduktan sonra etrafına yaklaşık yüzde 20 kadar bir gerilme birikimi aktardığı için geçici oluşan bir riskti. Dolayısıyla 99 yılını ilerleyen izleyen 30 yıl içerisinde yüzde 65 olasılıkla İstanbul’da yeniden bir depremin olma ihtimali fazlaydı. Ancak zaman ilerledikçe bu istatistik yavaş yavaş geri dönmeye başladı. Yani yüzde 60’lara dönmeye başladı. Böyle bir depremin olma olasılığı normalde yüzde 80, 100 içerisinde yüzde 80, yüzde 90’a çıkacak. Söylenildiği gibi Marmara’da 30 yıl içerisinde kesinlikle yeniden büyük bir deprem olacak sözü doğru değil. İstatistiki bir sonucu bile çarpıtarak insanlara söylediler. Ülkenin gerçek deprem riskini Marmara Bölgesi’ne aktardılar. Marmara’da İstanbul’u etkileyecek 3-4 tane farklı fay var. Gemlik, İznik fay’ı işte Tekirdağ fayı var. Bütün bunların olasılıkları bizim ayrı ayrı hesaplamamız lazım. Yediden büyük bir depremin 30 yıl olma olasılığı da 4-5 farklı fay için toplanmış bir olasılık. Biz bu olasılıkları alırız, önümüzdeki 10-20 yıl 50 yıl içerisinde olma ihtimalini hesaplarız. Olma ihtimali ne zaman yüzde 100 ise depremin olmasını beklersiniz ama öyle değil. O sadece depremin olasılık olarak depremin olma olasılığını söyler. Yer küre ya da tabakalar bu olasılığı bilmiyor, kendi dinamikleri var. Biriken gerilmenin ne zaman kırılacağı ve kırılmayı oluşturacağını biz henüz bilemiyoruz problem o zaten” diye konuştu.

    46 ilde deprem tehlikesi azalırken 6 ilde arttı

    Türkiye’de Deprem Tehlikesi Haritası’nın 22 yıl sonra değiştiğine dikkat çeken Barış, “22 sene sonra değişen Türkiye Deprem Tehlikesi Haritası’na göre, Türkiye’de 46 ilde deprem tehlikesi azalırken, 6 ilde ise risk artmıştır. Deprem tehlikesinin azaldığı iller arasında Batı Karadeniz Bölgesi’nden Zonguldak, Bartın ve Karabük illeri de var. Eski deprem haritasında Zonguldak geneli 2. derecede, Bartın ve Karabük geneli de birinci derece ve ikinci derecede deprem bölgesinde yer alıyordu. Ancak yeni deprem haritasında derecelerin kaldırıldığı, düşük ve yüksek tehlikeli yerler şeklinde renklendirme yapılmıştır. Eski harita ile yeni harita arasındaki temel farklılıklar, deprem tehlikesi azalan iller Adana, Adıyaman, Ağrı, Antalya, Ardahan, Artvin, Balıkesir, Bartın, Batman, Bilecik, Bitlis, Bursa, Çanakkale, Çorum, Çankırı, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, Hakkari, İçel, Iğdır, Isparta, Kahramanmaraş, Karabük, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Malatya, Mardin, Muğla, Muş, Nevşehir, Ordu, Osmaniye, Samsun, Siirt, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Uşak, Van, Yozgat, Zonguldak. Deprem tehlikesi artan iller ise Aksaray, Karaman, Erzurum, Tekirdağ, Trabzon, Rize” diye konuştu.

    Doğa gereği depremden kaçınmamız mümkün değil

    Türkiye’nin bulunduğu coğrafya gereği depremden kaçınmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Barış, “Türkiye’de meydana gelen depremler, dünyadaki bir çok ülke kadar, hatta onlardan da eşdeğer daha fazla olduğu aktivite açısından söylemek mümkün. Japonya ile kıyasladığımızda bizde hasarın ağır olmasının sebeplerinden biri, bizde fayların şehir altlarından geçmesi. Deprem tehlikesi faylarla, depremlerle ilgili bir olay. Doğa gereği bulunduğumuz coğrafya gereği bizim depremlerden kaçınmamız mümkün değil. Dolayısıyla deprem tehdidi altındayız. En tehlikeli kuşak olarak Avrupa ülkeleri arasında Türkiye birinci sırada yer alıyor. Ortadoğu coğrafyasına baktığımızda biz her iki bölge arasında köprüyüz. Tehlike olarak da maalesef her ikisinden de daha fazla tehlikeli bir bölgedeyiz” diye konuştu.

    Her yıl 2’şer santim kuzeye doğru sıkışıyoruz

    Türkiye’nin her yıl 2’şer santim kuzeye doğru sıkıştığını bunun da tehlike durumu oluşturduğunu kaydeden Barış, “Tehlikeyi oluşturan nedir ? Levha, plaka dediğimiz hareketler. Bunlara baktığımızda Arabistan plakası ve yada levhası Afrika plakası bizi her yıl yaklaşık 2’şer santimetre kuzeye doğru sıkıştırmakta. Avrasya levhası dediğimiz çok büyük bir Avrasya plakası sabit, Türkiye bu arada sıkışmış durumda. Dolayısıyla böyle bir sıkışmada senelik 24 ile 21 milimetre bir hareketle bu kuşaklar üzerinde bir sürtünme bir gerilme birikimi olmakta. Bu gerilme birikimi de sürekli 7’den büyük 6’dan büyük hasar yapıcı depremler üretiyor. Tarihsel depremlere baktığımızda 1840’la 1970 arasında 32’den fazla 7’den büyük deprem olmuş. Yani 130 yılda inanılmaz bir deprem etkinliği sürmüş Türkiye’de. Şu an istatistiğe baktığımızda aslında Türkiye şu an suskun bir dönemde. Sadece 2 tane çok büyük deprem oldu. Dolayısıyla önümüzdeki 10 yılda 7’den büyük depremlerin olabileceği arka arkaya olabileceği bir döneme girecek. Bizim çocuklarımız mutlaka bu büyük depremleri yaşayacaklar ve görecekler. Dolayısıyla deprem tehlikesine karşı şu anda almamız gereken ne kadar önlem varsa sadece kendimiz için değil çocuklarımız, torunlarımız için almak zorundayız” ifadelerini kullandı.

  • Uzmanından vatandaşlara zehirli mantar uyarısı

    Yozgat’ta uygun hava koşullarında doğada kendiliğinden yetişen mantar zehirlenmelerine karşı vatandaşlar uyarıldı.

    İlkbahar mevsiminde sıkça görülen ve doğada kendiliğinden yetişen mantarların neden olacağı gıda zehirlenmesine karşı Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Op.Dr. Aziz Ahmet Surel, vatandaşları dikkat etmeleri konusunda uyardı.

    Doğada kendiliğinden yetişen mantarların bilinçsizce tüketilmesinin son derece tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Surel, “Yağışlarla birlikte bu mevsimde özellikle kırsalda ve ormanlık alanlarda doğada kendiliğinden yetişen mantarlara rastlamak mümkün. Eski usullerle kulaktan dolma bilgilerle, mantarın rengine ve şekline göre zehirli olup olmadığı bilmeden toplamak sağlık açısından oldukça sakıncalı ve tehlikelidir. Zehirli mantar belirtileri bulantı, kusma, karın ağrısı, ateş gibi şikayetlerle ortaya çıkmaktadır. Bu tür durumla karşılaşıldığında mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir” dedi.

  • (Düzeltme) Uzmanından kış aylarında saç ve cilt bakımı

    Tekirdağ merkez Süleymanpaşa ilçesinde faaliyet gösteren Özel Star Medica Hastanesinde Dermatoloji Uzmanı Dr. İrem Eren Kutlutürk, kış aylarında saç ve cilt bakımı hakkında bilgi verdi.

    Uzm. Dr. İrem Eren Kutlurtürk, kış aylarında soğuyan havanın vücut ısısının kaybolmasına, kan dolaşımının azalmasına, ter ve yağ bezlerinin daha yavaş çalışmasına neden olduğunu belirterek, “Kan dolaşımı yavaşladığında, cildin gereksinim duyduğu antioksidanları ve besleyici maddeleri alması zorlaşır. Cilt kuruluğu başlar ve cilt yağ kaybetmeye başlar. Lipid bariyeri dediğimiz koruyucu tabaka incelir. Cildin esnekliği azalır. Çatlamalar, pullanmalar görülür ve cildin erken yaşlanma süreci başlar” dedi.

    “Günde en az 3 kez cilt tipine uygun bir nemlendirici ile cildimizi nemlendirmeliyiz”

    Kış mevsimini son derece güzel bir saç ve cilt ile geçirmenin mümkün olduğunu aktaran Uzm. Dr. İrem Eren Kutlutürk, “Ellerimiz ve yüzümüz kış mevsiminde soğuktan kuruyup çatlayacağı için mümkünse her su ile temastan sonra, günde en az 3 kez cilt tipine uygun bir nemlendirici ile cildimizi nemlendirmeliyiz. Kesinlikle alkol içeren toniklerin kullanılması önerilmez. Bu tonikler cilt tarafından oluşturulan bakteriyel koruma tabakasını kaldırırlar. Zamanla kaşıntı, aşırı kuruluk ve ciltte lekelenme gelişir. Yüzünüze düzenli olarak peeling yapmalı, zengin içerikli bir gece kremi kullanmalı ve mümkünse nemlendirici içeren, leke önleyici, anti-aging etkili, güneş koruma faktörlü bir krem tercih edilmeli. Günde 2 kez yüz ve boyun temizliğinizi atlamayın. Kış aylarında sabah ve akşam düzenli yaptığınız cilt temizliği ve bakımında, önce sıcağa yakın ılık su kullanmanız, cildinizi durularken sonlara doğru soğuk su ile bitirmeniz cildinize şok etkisi yaratarak kan dolaşımını artırır. Parfümlerdeki alkol de cildimizi kurutabilir. Ama parfüm sürmemektense basit bir formülle cildinizin kurumasını önleyebilirsiniz, parfümü sadece giysilerinize sıkın. Dudakların gece kremle nemlendirilmesi önemlidir. Dudak çevresindeki çatlamaları önler. Gündüz güzel bir dudak balmı ile dudakları korumalısınız. Dudaklarınızı yalamaktan kaçınmalısınız. Özellikle erkeklerde, tıraş olmadan önce köpük 3 dakika ciltte bekletilmeli ve tıraş tüylerin çıkış yönünde yapılmalı, aksi takdirde kıl dönmesi, batıklar ve tahriş oluşur. Tıraş bıçakları en fazla 4-5 kez kullanım sonrası kesinlikle değiştirilmeli. Bu durumda cilt tahriş riski azalır. Bol su içmek sadece yaz aylarında değil kışın da gerekiyor. Biz o kadar susamasak bile cildimizin suya ihtiyacı oluyor” ifadelerini kullandı.

    “Karlı ortamda güneş koruyucu kullanımı daha da önemlidir”

    Yağmurlu havalarda bile ultraviyole ışınlar vücuda ulaştığı için kış mevsiminde de en az 30 SPF güneş koruyucu kullanılmasını öneren Uzm. Dr. Kutlutürk, “Karlı ortamda güneş koruyucu kullanımı daha da önemlidir. Cilt yaşlanmasını önlemek için saç-tırnak bakımı açısından, hem krem hem de ağızdan çinko, A,E,C içerikli kremler ve antioksidan etkisi olan diğer ürünlerin doktora danışarak kullanılması önerilir. Alkol içerikli saç bakım ürünleri yerine argan yağı gibi nemlendiricileri tercih etmeliyiz. Saç kurutma makineleri ve düzleştiricilerin kullanımını mümkün olduğu kadar azaltmalıyız” ifadelerine yer verdi.

    Uzm. Dr. İrem Eren Kutlutürk, kış mevsiminde cilt problemlerinin çözümü olabileceğini ifade ederek, “Eğer cildinizde leke, kırışıklık ve sarkma gibi problemler varsa, kış mevsimi bunlara çözüm bulmak için en uygun zaman. Kimyasal peeling, mezoterapi gibi uygulamaların özellikle güneşin aktif olmadığı kış aylarında yapılması gerekir” dedi.

  • Güvenlik uzmanından sosyal medya kullanıcılarına uyarı

    Siber İstihbarat ve Güvenlik Uzmanı Ali Keskin, sosyal medya kullanıcılarını uyararak, mesaj kutusuna gelen şüpheli mesajları silmeleri gerektiğini ifade etti.

    Siber İstihbarat ve Güvenlik Uzmanı Ali Keskin, İHA’ya yaptığı açıklamada, 230 milyon kullanıcısı olan Twitter’de meydana gelebilecek tehlikeye karşı uyardı. Keskin, son günlerde özellikle Twitter’da korsanlar tarafından kişilere özel mesaj olarak virüslü ve sahte web siteleri gönderildiğine dikkat çekti. Keskin, “Kardeşim senden virüs mesajları gelip duruyor, daha fazla kendini rezil etmeden hemen şuradan temizle http://avast-antivirus.ml” şeklinde kullanıcılara mesajlar geldiğini belirterek, bunun sosyal mühendislik olarak tanımlandığını ifade etti. “Bu linklerden bazıları virüslü siteler, bazıları ise sosyal medya hesaplarınıza ait bilgilerinizi isteyen sahte siteler olabiliyor” diyen Keskin, “Virüslü sitelere tıkladığınızda işletim sisteminize sızıyorlar ve bilgisayarda bulunan bütün bilgileri ele geçirebiliyorlar” dedi.

    “Fake sitelere de tıkladığınız zaman sizden kullanıcı adı ve şifre istiyor. Bazı fake siteler ise sizden bilgi istemeden sadece ekrana gelen ’uygulamayı kullan’’ yazısına tıkladığınızda hesap kontrolü korsanların eline geçiyor” diyen Keskin, “Gelen mesajlar en yakın arkadaşlarınızdan gelebilir, arkadaşlarınızın da hesabı korsanlar tarafından ele geçirilmiş olabilir” diye konuştu.

    Sosyal medya hesapları virüslerden nasıl korunur?

    Tanınmayan web sitelere tıklanılmaması gerektiğine dikkat çeken Ali Keskin, “Kullanıcıların sosyal medya hesapları mutlaka telefon numaralarına tanımlı olmalı ve giriş kodu uygulamasını devreye sokmaları gerekiyor. Sosyal paylaşım sitesi url’si dışında hiçbir siteye bilgilerini girmemesi gerekiyor. Şüpheli gördükleri mesajları silmeleri gerekiyor” şeklinde konuştu.

  • Uzmanından “Yazın lazer yaptırmayın” uyarısı

    Yaz aylarında istenmeyen tüylerden kurtulmak için lazer epilasyonun yapılmaması gerektiğini belirten Medikal ve Estetik Doktoru Sedef Önde, aksi takdirde deride kalıcı lekeler oluşabileceğine işaret etti.

    Havaların ısınması ve yazın gelmesiyle birlikte istenmeyen tüylerden kurtulmak için lazer epilasyonu tercih edenlere uyarılarda bulunan Diet-Time Kliniği Medikal Estetik Doktoru Sedef Önde, “Lazer epilasyon uygulamasından sonra güneşe çıkılırsa deride kalıcı lekeler oluşabilir. Bu nedenle yaz aylarında lazer epilasyon yapılmaması gerekir. Yaz mevsimini istenmeyen tüylerinden kurtulmuş olarak rahat geçirmeyi hayal edenlerin, lazer epilasyon yaptırmaya kış aylarında başlaması uygun olacaktır. Çünkü tam sonuç alabilmek için birkaç seansa ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak, koltuk altı ve genital bölge gibi güneş görmeyecek vücut bölgelerine yazın da olsa lazer epilasyon uygulanmasında bir sakınca yoktur” dedi. Yaz biter bitmez lazerde yoğunluk yaşanacağını belirten Önde, şimdiden yaz sonu için rezervasyon yapmalarının uygun olacağını ifade etti.