Etiket: Uzmanından

  • Uzmanından ebeveynlere uyarı: “Çocuklarınızı sebze ve meyve tüketmeye alıştırın”

    Uzmanından ebeveynlere uyarı: “Çocuklarınızı sebze ve meyve tüketmeye alıştırın”

    Prof. Dr. Selda Bülbül, “İçerdikleri yüksek oranda lif, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller ile sağlıklı gelişmeye en güzel destek. Çocukluk döneminde sebze ve meyve yemeye alıştırılması gelecek yaşlarda kazanılacak sağlıklı beslenme alışkanlıklarına temel hazırlar” dedi.

    Çocuklar ve bebeklerin her mevsimde çıkmış taze sebze ve meyveleri tüketmeleri gerektiğini belirten Prof. Dr. Selda Bülbül, “Beslenme kişiseldir ve mevsimlere göre değişiklik gösterir. Çocuklar ve bebekler için sağlıklı beslenmede önerdiğimiz her dönemde mevsiminde çıkmış taze sebze ve meyveleri tüketmeleridir. Bebek beslenmesi için de yazın mevsimine uygun sebze ve meyvelerin tercih edilmesi uygun olur. Bu günlerde tezgahlar iyice çeşitlendi ve renklendi. Tabii ki sofralarımız da şenlendi” dedi.

    “Sağlıklı beslenme alışkanlıklarına temel hazırlar”

    Çocukların beslenmesinde sebze ve meyvenin yeri doldurulamayacak besin grubu olduğunu ifade eden Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İçerdikleri yüksek oranda lif, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller ile sağlıklı gelişmeye en güzel destek. Çocukluk döneminde sebze ve meyve yemeye alıştırılması gelecek yaşlarda kazanılacak sağlıklı beslenme alışkanlıklarına temel hazırlar. Sebze ve meyvelerin çocuklara yararları nelerdir; büyüme ve gelişmeyi destekler. Bağışıklığı destekler, kronik hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı korur. Diş gelişimi, diş ve dişeti sağlığında etkilidir. Kansızlığı önleme ve kan yapımında yarar sağlar. Sağlıklı cilt ve göz için gereklidir. Uygun bir atıştırmalıktır, doygunluk hissi sağlar. Çocuklarda şişmanlık ve buna bağlı gelişebilecek kalp hastalıkları, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve kanser gibi hastalıkların gelişme riskini azaltır. Bebeklerde tamamlayıcı beslenmeye geçildiği zaman kabızlık problemi gelişebilir. Sebze ve meyveler bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olurlar.”

    “Taze sarımsak bu aylarda bebeğe verilmeye başlanabilir”

    Bülbül, “Bebeklerde sebze ve meyveleri 6. aydan itibaren diyetine ekliyoruz. Çocukların ise günlük diyetinde en az 5-9 porsiyon yer alması gerekiyor. Bir küçük tabak salata 1 porsiyon, 4 kayısı, bir kase kiraz, bir küçük tabak sebze püresi veya sebze yemeği bir porsiyon kabul edilir. Bu dönem sebzelerinin neredeyse hemen tamamı 6 aylıktan büyük bebekler ve çocuklarca tüketilebilir. Sebze püreleri için kabak, bezelye, semizotu, dolmalık biber, taze fasulye ve patates kullanılabilir. Taze sarımsak bu aylarda bebeğe verilmeye başlanabilir. Meyvelerden ise şeftali ve kayısı rahatlıkla kullanılacak besinlerdir. 8. aydan itibaren ise börülce, soğan, dereotu, fesleğen, maydanoz gibi çok yararlı bitkiler beslenmeye eklenebilir. 12. aydan sonra da barbunya, patlıcan, domates öğünlere eklenebilir. Meyve olarak da 8-9. aydan itibaren kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik meyve pürelerinde kullanılabilir” ifadelerini kullandı.

  • Uzmanından zeytinyağı üreticilerine uyarı

    Uzmanından zeytinyağı üreticilerine uyarı

    AYDIN (İHA) – Türkiye’de en fazla zeytin ağacı varlığına sahip Aydın’da uzmanlar kaliteli ürün elde etmek kadar zeytinyağındaki kaliteyi muhafaza etmenin önemini dile getirdi. Ufresh Üretim Müdürü Ziraat Mühendisi Dinçer Demirayak “Zeytinyağını doğru muhafaza etmek kaliteli üretim yapmak kadar önemlidir. Pek çok kişi bilmez ama zeytinyağının dört düşmanı vardır. Bunlar; hava, su, ışık, sıcaktır. Bu nedenle zeytinyağını muhafaza ederken bu dört düşmanından uzak tutunuz” dedi.

    Aydın’da binlerce kişinin geçimini zeytin üretimi ve dolayısıyla zeytinyağı üretiminden sağladığını belirten Ufresh Üretim Müdürü Ziraat Mühendisi Dinçer Demirayak “Türkiye’nin en fazla zeytin ağacı varlığına sahip bir ilde yaşıyoruz. Ve memecik türü zeytin ağaçlarımızdan elde ettiğimiz yağlarla dünyanın en kaliteli yağını üretiyoruz. Ancak tek sıkıntımız zeytinyağını muhafaza ederken kalitesini koruyamıyoruz. Zeytinyağında bilinçli üretim kadar kalitenin korunması için saklama koşullarını bilmek önemlidir. Öncelikle hasadını yaptığımız zeytinleri hiç beklemeden sıktırarak yağa dönüştürmeliyiz. Ardından da bu zeytin yağlarını uygun kap ya da tanklarda serin, ışık görmeyen ve hava ve sudan uzak bir ortamda saklamalıyız” dedi.

    Bu konuda firma olarak toplumsal farkındalığı artırmayı hedeflediklerini belirten Ufresh Üretim Müdürü Ziraat Mühendisi Dinçer Demirayak “Anne sütünden sonra insan sağlığı için en faydalı sıvılar arasında yer alan zeytinyağının ve üreticisinin hak ettiği değeri bulması için son tüketiciye kadar kalite koşullarına riayet edilmesi gerekiyor. Zeytinyağını sağlıklı bir ürün yapan kriter, barındırdığı bileşenlerden kaynaklanır. Zeytinyağının içinde ona sağlık kazandıran pek çok bileşen var. Bunlar yağ asitleri, vitaminler ve polifenollerdir. Bu sağlık bileşenleri Havayı, sıcaklığı, su ve ışık ile teması sevmez. Suyun içinde hemen erime eğilimi gösterir. Açık bir kabın içindeyken kokuyu hemen içine çeker ve kalite kaybı yaşar. Işık ile temasa geçtiğinde içindeki kimsayalın bozulma süreci hızlanır. Bu nedenle zeytinyağını kurallara uygun olarak üretmek kadar kurallarına uygun olarak saklamak önemlidir” dedi.

  • Türk SEO uzmanından uyarılar

    Türk SEO uzmanından uyarılar

    Google Ürün Uzmanları Zirvesi 2019 etkinliği kapsamında Almanya’nın Berlin şehrine davet edilen Seo Uzmanı Celilcan Topçuoğlu, işletmeleri uyararak, “Google Benim İşletmem ile reklam maliyetlerinizi düşürerek daha kolay tanıtım yapabilirsiniz. Ama bunu yaparken de dolandırıcıların tuzaklarına düşmemeye dikkat etmelisiniz.” dedi.

    Dolandırıcıların her geçen gün farklı bir yöntemle karşımıza çıktığını dile getiren Google Algoritmaları alanında uzman olan Celilcan Topçuoğlu kendisine gelen bir dolandırıcı ekibini şu şekilde anlattı; “Telefon çalıyor ve birileri telefonda sizi Google’dan arıyoruz , isterseniz işletmenizi Google Haritaları’na kaydedelim. Fakat bunun için belli bir işlem ücreti ödemelisiniz diyorlar. İşletme sahibi de Google’dan arandığını düşünerek teklif edilen miktarı tereddütsüz dolandırıcalara ödüyor. Kayıt işlemi gerçekten de yapılıyor ve kişinin kendisine Google’dan PIN bilgisi geliyor. PIN geldikten sonra işletme sahibi, hizmet aldığını ve Google’ı aradığını düşünerek dolandırıcıları tekrar arıyor ve girilen kaydın doğrulanması da sağlanıyor. Kişiler bu şekilde güven sağladıktan sonra da boş durmuyor sürekli danışmanlık hizmeti vermeye başlıyorlar. Bu aşamada ise dolandırıcıların ikinci planı devreye giriyor ve kişiler işletmeye seri halde onlarca hesaptan düşük puan verip düşük yorumlar yapıyorlar. Bu durumdan tedirgin olan işletme sahibi dolandırıcı şirketi tekrar arayarak yardım istiyor. Bunun için de ücret talep eden dolandırıcılar kötü yorumları silebileceklerini söylüyorlar. Ücreti ödeyen işletme sahibinin kötü yorumları siliniyor ve yerine olumlu yorumlar yapılıyor. Bu durum bir kısır döngü halini alıp uzun bir süre böyle devam edebiliyor.”

    Seo Uzmanı Celilcan Topçuoğlu; Google Haritalar’a işletmenizi kaydetmenin o kadar da zor olmadığını ifade ederek, “Google My Businness ( Google Benim İşletmem ) sistemine Gmail hesabınızla giriş yaptıktan sonra birkaç basit talimatı takip ederek işletmenizi Google Haritalar uygulamasına kolayca kaydettirebilirsiniz. Daha sonra Google verdiğiniz adresin doğruluğunu tespit için size kapalı bir zarf içerisinde bir PIN numarası gönderecek, bu zarfın gelmesi uzaklığa göre 1 ayı bulabilir. Bu zarfın içindeki PIN numarasını yine Google Businness sistemindeki ilgili alana girdikten sonra işletmeniz doğrulanmış olacaktır.” diye konuştu.

    Google Haritaları’nda dolu bir profile sahip, aktif kullanılan ve yüksek puanlı bir işletme profillerinin de görüleceğini anlatan Seo Uzmanı Celilcan Topçuoğlu, “İnsanların yüzde 90’ı arama sonuçlarında ilk sırada çıkan reklamsız siteyi daha güvenli ve daha kaliteli bularak ziyaret ediyorlar. Genelde bu tarz hizmetler de ilk ziyaret edilen siteden temin ediliyor. Bu nedenle Google Haritalar’da işletmenin konumu, telefon numarası, e-posta adresi ve ilgili kampanya duyuruları ile verdiği hizmetlerin detaylarının bulunması çok önemli bu bakımdan Google My Businness’ın kullanımının son derece önemli olduğunu vurgulamak istiyor ve kullanılmasını tavsiye ediyorum.” Şeklinde konuştu.

    Celilcan Topçuoğlu bu yıl düzenlenen Google Product Experts Summit 2019 (Google Ürün Uzmanları Zirvesi 2019 – Berlin Buluşması ) katılmak için Almanya’nın başkenti Berlin’e davet edildi. Türkiye’den davet edilen birkaç kişiden olan Celilcan Topçuoğlu; “Ülkemi bu alanda uluslararası mecralarda tanıtıyor olmak bana gurur veriyor, ay yıldız ve İstanbul baskılı tişörtlerimi giymeden etkinliklere katılmam. Her gittiğimde başta İstanbul olmak üzere ülkemin güzelliklerini, tarihi ve turistik yerlerini anlatıyor, teknoloji konusunda ülkemin büyük bir potansiyele sahip olduğundan ve ülkemiz gençlerinin teknolojiye olan yakın ilgilerinden bahsediyorum. Bu benim 4. davetim ve 3. katılımım olacak. Daha önce Dublin ve San Fransisco’ya gitmiştim. Hindistan’da düzenlenen etkinliğe davet edildim fakat katılmamıştım. Bu yıl da Berlin’de düzenlenecek olan Google Ürün Uzmanları Zirvesi 2019 etkinliğine katılarak ülkemi en iyi şekilde temsil edeceğim.” dedi.

  • Uzmanından kış aylarında beslenme önerisi

    Kış mevsiminde vücut ve metabolizmanın kendini koruma altına alarak daha yavaş çalışmaya başladığını belirten Diyetisyen Tuğba Sözer, sağlığın korunması ve bağışıklık sisteminin desteklenmesini sağlamak için yeterli ve dengeli beslenmeye kış aylarında daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini söyledi.

    Denizli İl Sağlık Müdürlüğü Diyetisyeni Tuğba Sözer, öncelikle güne sağlam bir kahvaltı ile başlanılması gerektiğini vurgulayarak böylece hem soğuk havalarda vücut direncinin korunacağını hem de metabolizma hızının yavaşlamasının engelleneceğini söyledi. Sözer, “Kahvaltımızda da her öğünümüzde olduğu gibi besin çeşitliliği sağlamamız ve porsiyon kontrolünü kaybetmememiz fazla kalori almamak adına çok önemlidir. Kış aylarında vücut ağırlığı kontrolünün sağlamasında; basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine özen gösterilmesi, enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlılarının tercih edilmesi, hareketsizlik nedeniyle artan sindirim problemlerinin önlenmesinde posa içeriği yüksek kuru baklagillerin tüketilmesi ve düzenli fiziksel aktivite yapılması önemlidir” dedi.

    “Kış sebze ve meyvelerini tüketin, grip ve nezleden korunun”

    Kış aylarının en belirgin hastalıklarından olan grip ve nezleye karşı da yeterli vitamin alımının önemli olduğunu, kış sebze ve meyvelerinin bu açıdan tam destek sağladığını dile getiren Sözer, özellikle A ve C vitamininden zengin turunçgiller, havuç, brokoli, kabak, brüksel lahanası, yeşil biber, karnabahar, maydonoz, roka, tere gibi sebze ve meyvelerin düzenli olarak tüketilmesinin bağışıklığı kuvvetlendirerek vücut direncini arttırdığını belirtti.

    “Doğru yöntemler kullanılmalı”

    Bu besinleri hazırlarken ve pişirirken doğru yöntemleri kullanarak vitamin, mineral kaybına uğratmadan tüketmeye gayret edilmesini gerektiğin aktaran Diyetisyen Tuğba Sözer, “Özellikle kış aylarında bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirmek adına içilen meyve sularının hazırlanma şekli ve süresi vitamin içeri açısından önemlidir. C vitamini ısı, ışık gibi etmenlerden kolayca etkilenen bir vitamindir. Bu nedenle eğer meyvelerin suları sıkılacaksa içilmeden hemen önce hazırlanılması tercih edilmelidir. Yine antioksidan kapasitesi oldukça yüksek olan nar, önemli miktarda potasyum, lif, A ve C vitamini ile niasin içerir. İçerdiği besin öğeleri ile z nar hem kalp sağlığımız ve kolesterol üzerine etkilidir, hem de kansere karşı oldukça etkili bir koruyucudur. Bağışıklık sistemini de güçlendirdiği için gribe karşı koruyucu olarak tüketilir. Kış mevsiminde beslenme alışkanlığında meydana gelen değişikliklerden biri de daha yağlı yiyeceklerin tüketilmesidir. Yazın olduğu gibi kış mevsiminde de kızartma ve kavurmadan kaçınılmalı, yağ tüketimine dikkat edilmelidir” diye konuştu.

  • Beslenme uzmanından üniversite öğrencilerine önemli uyarılar

    ESKİŞEHİR (İHA) – Diyetisyen Furkan Ekrem Vural, üniversite eğitimi için ailelerinden ayrı şehirlerde yaşamak zorunda kalan öğrencilere, günlük beslenme konusunda uyarılarda bulundu.

    Eskişehir’de özellikle 18-25 yaş arası gençlere danışmanlık yapan Uzman Diyetisyen Furkan Ekrem Vural, öğrencilerin günlük beslenme sorunları ile bazı önerilerde bulundu. Öğrencilerin, ailelerinden ayrıldıktan sonra günlük yaşamlarında ciddi değişiklikler olabildiğini dile getiren Vural, bu konuda bilinçli hareket etmenin önemine vurgu yaptı. Öğrencilere çeşitli önerilerde bulunan Vural, “Ailelerinden ayrılıktan sonra buraya gelen öğrenci gençlerimizin birçoğu sağlık konusunda destek için bize de geliyor. Bazıları ise kilo aldıktan sonra veya bir hastalığa yakalandıktan sonra geliyorlar. Sebebi ise; ilk günlerde nasıl ve ne olduğunu farkında olmuyorlar ve yemek, spor, uyku ve sağlıkla ilgili konulara dikkat etmiyorlar. Öncelikle bir insan ilk önce sağlıklı beslenmek için kahvaltı öğünü, öğle öğünü ve akşam öğünlerini tüketmek zorunda. Bunun dışında ihtiyaca bağlı olarak ara öğünler tüketebilir. Mesela kahvaltıda; yumurta tüketimi, peynir tüketimi, ekmek veya bunun tam tahıllı olanını tüketebilir, seviyorlarsa kahvaltıda meyve de tüketebilirler. Süt tüketebilirler, yoğurt tüketebilirler. Zeytin ve ceviz bunlara eklenebilir. Bunların miktarları kişiden kişiye değişir. Kişinin ihtiyacına göre, beklentisine, cinsiyetine, yaşına, boyuna, kilosuna göre ve yağ oranına göre değişir” şeklinde konuştu.

    “Bulgur pilavı veya makarna yağlı olmadığı düşünülüyorsa değerlendirilebilir”

    Öğle vaktindeki beslenme ile ilgili görüşlerini de paylaşan Vural, “Sabah ve öğle arasında uzun bir vakit varsa ve açlık çekiliyorsa meyve yanına süt tüketimi olabilir. Meyve yanında ceviz de olabilir. Sağlıklı beslenmek isteyen insanlar, dışarı çıkarken yanına kolay olarak genelde kuru kayısı veya ceviz alırlar. Bunlar çok rahatlıkla taşınabilir. Öğle yemeklerini okulda tüketen kişi için, örneğin yemekhanede bir ana yemek çıkar ve yağlıdır. Örneğin, tavuk soteyi, sebzeleri ve tavuk parçalarını çatalla yemesi daha iyi bir tercihtir. Çünkü yemeğin suyunu yemez ve sudan gelecek ekstra yağı almamış olur ve yanına yemek olarak alternatif çıkabilir. Bulgur pilavı veya makarna yağlı olmadığı düşünülüyorsa değerlendirilebilir. Tabii bu düşünce kişinin algısına göre değişir, bana yağlı gelen bir yemek başka bir insana yağsız gelebilir. Eğer yağsız olduğunu düşünüyorsa pilavı yiyebilir, yağlı olduğunu düşünüyorsa çok az yer ya da daha iyi bir seçenek olarak yanında tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeği gibi sağlıklı ekmekler taşıyabilir ve bunlardan karbonhidrat ihtiyacını alır. Daha sonra ikindi ara öğünü gelir ikindi ara öğününde; mesela leblebi tarzı, galeta tarzı şeyler olabilir veya süt, yoğurt ve ayran tarzı şeyler olabilir. Tam buğday ekmeğinden yapılmış bir sandviç olabilir” ifadelerini kullandı.

    “Geç saatte yatan insanlar bir ara öğün yapmalı”

    Akşam yemeklerinin evde yenmesi halinde uyulması gereken kurallara da açıklık getiren Vural, şunları kaydetti:

    “Akşam yemeği evde yeniyorsa, etli bir yemek ya da baklagil tarzı bir yemek olması iyi olur. Eğer öğlen et tarzı bir yemek yendiyse akşam daha hafif sebze yemeği, baklagil tarzı veya çorba gibi yemekler yenmesi gerekir. Bunlar öğünlerimizin kabataslak halidir. ’Gece ara öğün tüketilmeli mi?’ dersek bu kişinin tamamen yatma saatiyle ilgilidir. Geç saatte yatan insanlar bir ara öğün yapmalı yoksa kan şekeri düşebiliyor. 18-25 yaş arası üniversite öğrencilerini düşünürsek, 7-8 saatlik uyku yeterlidir. Fazla uyku ilk olarak kilo almanıza neden olur ikinci olarak ise sizi sürekli olarak yorgun yapar.”